

Yoğun olduğumdan bölümler geç gelecek detay ve gerekli olan bilgileri panoda paylaşacağım lütfen orayı da takip etmeyi unutmayın.
Oy verip yorum yaparsanız sevinirim şimdiden teşekkürler 🌟
★°•°•°•°•°•=•°•°•°•°•°★
Gözlerimi açtığımda aracın sağa doğru ilerleyip karşıdan gelen aracı atlattığımızı fark ettim.
Derin bir nefes verdim ve elimi karnıma koydum.
İlk defa ölümden bu denli korkuyordum.
Ben,ilk defa ölümden korkuyordum...
Turan hızlıca arabayı sağa çekti.
"Mavi'm iyi misin?Özür dilerim, çok özür dilerim"dedi.
"Hastaneye gidiyoruz"dedi kesin bir sesle.
"Gerek yok Turan"desemde inatlaşacağına emindim.
"Mavi"
"Turan"
"Benimle inatlaşma"
Onu kâle almadan mikrofona bastım.
"Durum ne?"dedim.
"Adamı paketledik yoldayız MİT binasına gidiyoruz"dedi Niyazi.
"Harika geliyoruz hızlı olun"dedim.
Mikrofonu kapattım.
"Ne demek geliyoruz?Hayır Mavi hastaneye gideceğiz."
"Neden?"
"Operasyon,çatışma,tehlikeli Mavi"
"Yani?"
"Ne yani?Mavi sen beni anlamıyor musun?Onca tehlikenin içinden geçip kontrole gitmezsek ne olacak?"dedi.
"Gerek yok iyiyim Turan"
"Var"
Gözlerimi devirdim.
"Ne istiyorsu-"
"Korkuyorum!Sana birşey olacak diye korkuyorum tamam mı?!"deyince ona baktım.
Dışarıda sağanak yağmur başlamıştı.
"Bebeğimize birşey olacak diye korkuyorum ve sen hala diyorsun ki oraya gideceğiz diye!Operasyonda adam sana asılıyor,seni zorla arkadaşının kucağı oturtuyor ben elim kolum bağlı seni izliyorum!Çatışma oluyor başrol kim?Sensin!Senin bazı şeylerden kaçınmak gerek"
"Çatışma çıktığında masayı önüme serdim ve kaçmak için etrafa baktım.Sen geldin ve beni çıkardın zaten çıkacaktım ben!"
"Tabi efendim ne demezsin?! Kesinlikle öyledir"
"İnanmıyorsun?Tamam sen bilirsin!"
Vücuduma sarılı kemerini açtım ve arabanın kapısını açtım.
"Mavi,nereye!"derken onu umursamadan dışarı çıktım.
O da dışarı çıkarken kulaklığa konuştum.
"Beni alın"dedim.
GPS sistemi vardı kulaklıklarda.
"Emredersiniz"dedi Emre.
"Mavi!Bin şu arabaya"dedi ve kolumdan tuttu hafifçe.
"Kolumu bırak!"dedim.
Kolumu bıraktı.
"Bin arabaya"
"Binmeyrım ula!Binmeyrım!"dedim ve yağmurlu havada koşmaya başladım.
Ayakkabılar yüzünden koşamayınca sinirlendim.
Ayağımda ki topuklu ayakkabıları çıkarıp yola fırlattım ve koşmaya devma ettim.
"Mavi!"
Arkamdan koşan Turan'ı umursamadan koşmaya devam ettim.
İleride bizimkilerin arabası durunca koşarak kapıyı açtım ve bindim.
Turan ileride bekledi.
Aracın gidişini izledi ve geri döndü.
"Abla?"dedi Emre.
"Soru sorma sinirliyim"dedim.
Yanımda ki Gökalp'e baktım.
"Ne bakıyon ayaklarıma?"
"Abla yani ayakkabıların nerde diye soracaktım da sormaya korktum"
"He iyi sus"deyip başımı ona yasladım.
Yorgundum.
🇹🇷🐺🌒
"Konuş lan!"deyip adama bir daha vurunca adam sandalyeden düştü.
"Komutan'ım"dedi Niyazi.
"Sorguyu Turan Yüzbaşı alacakmış.Sercan Abi dedi"deyince ona döndüm.
"Sercan abi ne lan!"deyip ensesine vuran kişiye baktım.
Sercan gelmişti.
"Ooo Kara Şimşek hoşgeldi..n"derken ayakkabısız halime baktı.
"Sorma halimi Seco"deyip elimi uzattım.
Dostça elime vurdu ve sıkı tutup salladı.
"Yine katliam yapmışsın öyle diyorlar"dedi gülerek.
"Biraz öyle oldu"
"Seni asker değil mafya diye yetiştirmişiz"
Kahkaha attım.
Sorgu odasından çıkarken konuştum.
"Bana da bir ayakkabı bul ya şu sefil halimle gezmeyeyim"dedim.
Sercan birilerine birşeyler söyleyince hemen gidip getirdiler.
"Eyvallah"dedim ayakkabıyı giyerken.
Koridordan buraya tüm heybetiyle gelen, siyah tişörtü, siyah, kemerli biraz bol pantolonu, belinde ki silahı ve elamsı yeşil gözlerinin bakışları beni hapsetti.
Neden ona karşı yabancı hissediyordum?
Onunla her kavga ettiğimizde böyle oluyordu.
Her göz göze geldiğimizde gülümseyen biz kavga edince asla gülmezdik ve bundan nefret ediyordum.
Sercan ikimize bakıp bana baş selamı verip uzaklaştı.
Yanıma geldiğinde gözlerini gözlerimden kopardı ve konuşmadan sorgu odasına girdi.
Derin nefes aldım.
Başım dönüyordu ve midem bulanıyordu.
Hızlı bir şekilde tuvalete girdim ve boş kabinlerden birine geçtim.
Kusarken bu seferde başım ağrıyordu.
Sinirle sifona basıp kabinden çıktım.
Lavaboda elimi ve yüzünü yıkadım.
Yanağımda ki yırtık acıyordu.
Kusarken kanatmıştım.
Ağzıma kadar gelen kanla küfür ettim.
Peçeteyi yarama bastırıp tuvaletten çıktım.
Sercan'ın odasına ilerledim.
Kapıyı tıklattım.
"Gel" sesiyle kapıyı açıp içeri süzüldüm.
Arkamdan kapıyı kapattım.
"Pansuman malzemesi var mı?"diye sordum bıkkınlıkla.
"Var tabi"
🇹🇷🐺🌒
YAZARIN ANLATIMIYLA
"Oğlum kaç para bu maç?"dedi Hüseyin.
"Üst olarak en az 2000 kabulmüş"dedi İsmail telefonu gösterirken.
"Bence alta 7000 oyna daha iyiye gelir"dedi Mehmet.
"Oha abi!"dedi Miray onların yanına gelirken.
Niyazi onu görünce oturduğu yerde dikleşti.
"Ne oldu ya biliyoruz bizde birşeyler"dedi Mehmet.
"Yok abi ondan değil be!Alta 7000 yerine üste 9000 oynayın daha iyi olur"deyince Mehmet garipçe ona baktı.
"Abi bakma öyle ya doğru ama"dedi Miray gülerken.
Hüseyin kolunu Miray'ın omzuna attı.
"Ben bu kadını bu yüzden seviyom ya!Baksana bahiste biliyor Mavi ablaya desek 'sikerim bahisinı o parayı gotune sokarım' derdi"dedi Hüseyin ve ardına gür bir kahkaha patlattı.
Niyazi Hüseyin'in hareketini görünce biraz rahatsız oldu.
Hayır aşık olmuyordu.
Öyle birşey olamazdı.
Miray gülerken ona baktı.
Kalbi bir anda acıdı.
Ona bu kadar güzel gülmüyordu.
Miray gülmeyi bırakınca Niyazi'nin yanında ki koltuğun boş kısmına oturdu.
Oturunca bacakları birbirine sürttü.
Miray masada ki kuruyemişe uzandı.
Kartal selçuksportsu açtı telefonundan.
"Bir an operasyon yüzünden maçı kaçıracağım sandım"dedi.
"Olum kaçaktan mi izliyon lan?"dedi Hüseyin.
"Abi para yok ki alayım Bein Sports üyeliğini"dedi ve ekledi.
"Neyse susun maç başlıyo!"dedi coşkuyla.
Kubilay içeri girdi ve Kartal'ın ensesine şaplak attı.
"Ne maçı var bugün"dedi ve Miray'ın yanına kuruldu.
"Abi ya..."deyip ensesini ovuşturdu Kartal.
"Beşiktaş-Galatasaray"diye cevap verdi hemen ardına.
Turan'da içeri girince ortam ağırlaştı.
"Ooo maç ortamı kurulmuş he?İyi, kim kim?"diye sordu ve boş koltuğa oturdu.
"Beşiktaş ve Galatasaray var abi"dedi Kartal çoşkuyla.
Mavi içeri girdi.
Yüzü bembeyazdı.
Yarasının etrafı ise morarmıştı.
Asık suratla Turan'ın yanına oturdu ve Turan'da en uzağa koltuğun ucuna ilişti.
Turan onun uzaklaşmasını izledi.
Kısa bir an göz göze geldiklerinde Mavi gözlerini kaçırdı.
Ayağında ki botları çıkardı ve bacaklarını kucağında topladı.
Seco onun için kıyafet ayarlamıştı.
O da Turan gibi siyah tişört ve altına siyah, Kemerli pantolon giymişti.
Saçları ise salıktı.
Kollarını bacaklarına bağladı.
Mustafa hâlâ kaza namazlarını yetiştirmekle meşguldü.
"Abi Allah her saniye kabul etmiyor mu ne bu acele?Sanki dükkan kapanacakmış gibi"dedi Kerimcan.
Mustafa'dan "Ettehiyyatü lillahi!"diye bir ses yükseldi ve daha sonra sessizce dualarını okumaya devam etti.
"Anladım abi"dedi çaresizce Kerimcan.
Mavi Turan'a kaçamak bakışlar atıyordu.
"Abi sen hangi takımlısın?"diye sordu Kuzey.
Abi...
Mavi için derin bir sözcüktü.
Yüksel'e bile abi dememişlerdi.
Fakat Turan'a bu kadar alışmaları ve benimsemeleri kendi Tim'indekiler için garipti.
"Galatasaray"diye cevap verdi Turan.
Mavi'nin kaşları çatıldı.
Bunu bilmiyordu.
Sahi...Turan hakkında ne biliyordu ki?
Onu sadece o hâliyle sevmişti ve öyle devam etmişti.
Evet bildiği şeyler vardı ama bu denli değildi.
"Hmm..Ablam Galatasaraylıları sevmez yalnız"dedi Gökalp.
"O has Beşiktaş'lıdır"dedi Emre.
Mavi oflayarak ayağa kalktı.
Botlarını giydi.
"Hüseyin eğer o bahisi alta oynadıysan benden kork!"dedi ve Kartal'ın oturduğu sandalyenin arkasına geçti ve sandalyeye yasladı.
Turan hariç herkes gülerken maça odaklandılar.
🇹🇷🐺🌒
Tim askeriyeye dönünce herkes hangara tekrar yerleştiler ve sırayla banyo yaptılar.
Gerekli evrakları imzalamak için herkes odalarına sokulmuştu.
Niyazi,Emre ve Miray, Üsteğmen odasına girdi.
Astsubay olanlar ise Astsubay odasına girdiler.
Mavi,Turan ve İbo kendi subay odalarındaydı.
Kartal, Mavi'nin odasının önüne geldi.
Kapıyı tıklattı ve gir emriyle içeri girip selam verdi.
"Komutan'ım kusura bakmayın bana bir evrak gelmiş.Adliyeye gidip imzalamam gerekiyormuş"dedi.
"Tamam git"dedi Mavi evraklardan başını kaldırmazken.
"Ama şey bir sorun var."dedi çekincen bir tavırla.
"Ne?"dedi Mavi.
"Ben adliyede nereyi imzalayacagim bilmiyorum,nerede imzalayacagim nasıl yapacağım?"
"Oğlum git oraya birine Sor o seni yönlendirir.17 yaşında ki Kartal gibi konuşma!"dedi Mavi.
"Emredersiniz"deyip odadan çıktı Kartal.
İnşallah becerebilirim diye bahçeye indi.
Nizamiyeye doğru ilerlerken bir taksi çevirdi yoldan.
🇹🇷🐺🌒
Aşk ne demek-Yalın
Kartal, adliyenin önüne gelmesiyle binaya ilerledi.
İçinde garip bir his vardı.
Otomatik kapıdan içeri girdiğinde birine sorması gereken birşey vardı.
Etrafa bakındı.
Her yerde koşturan polisler vardı.
İlerledi ve arkası dönük, uzun boylu, hafif yapılı, siyah saçlı bir kadına seslendi.
"Pardon.."dedi.
Sert çehresi, soğuk ama çekingen bakışlara sahip kahverengi gözlü, esmer Kartal arkasını dönen kadını görünce başta anlamadı.
Polis üniformasında yazan isme takıldı ve elinde ki evrağa baktı, en sonda yüzüne tekrar baktı Kartal.
Kadın başını evraktan çevirdi ve Kartal'a baktı.
Gözleri büyüdü.
"Sen..."diye fısıldadı kadın.
Kartal kadını tanıdı.
"Sen.."diye onu tekrarladı Kartal.
Kadının elinde ki evraklar yere düştü.
Kadın aceleyle yerde ki evrakları toplamaya başladı.
Kartal eğilip yardım edecekken bir anda vazgeçti.
Bir adım geriledi ve elini ensesine koydu.
Sessizce küfür etti.
Bu kadın...
3 sene önce İstanbul'da izbe bir otel odasında saatlerce seviştiği o kadındı.
İsim yazan apoletine geri baktı.
Aysima Bozoğlan...
Aysima evrakları toplayıp geri ayağa kalktı.
Kartal'a baktı ve yutkundu.
"E-evet?"dedi sonunda.
"Şey şu, bir evrak imzalamam gerekmiş yani şey onun için geldim"dedi Kartal elini ensesinden çekmeden.
"He yani tamam.Şey şuradan gel. Yani pardon gelin.Müdürün odasına yeni şey edin"dedi Aysima bocalayarak.
Onu yöneltirken yürümeye başladı.
Kartal peşinden yürüdü.
Müdürün odasına giderken küfür etmeye devam ediyordu.
Aklına 3 sene önceki o anları geldi.
Yarı sarhoştu.
Yatakta terli iki beden birbirine karışırken inleme sesleri ise duvarlara çarpıyordu.
Unutmaya çalıştı.
Kafasını hızla ikiye salladı ve çoktan baya ilerlemiş olan Aysima denilen kadının peşinden koştu.
Müdürün odasına gelince Aysima eliyle gösterdi koşarak oradan uzaklaştı.
Kartal müdürün odasında işini halletmeye girerken hâlâ o anlar aklından çıkmış değildi.
🇹🇷🐺🌒
Askeriyede işler karışıktı.
Ceyda, evraklar yüzünden Emre'yi çok göremiyordu.
Emre'de aynı şekilde.
Niyazi ise duygularıyla boğuşuyordu.
Hayır.
O aşık olmamalıydı.
Bir kadını sevebilecek kadar güçlü değildi yüreği.
Canı çok yanardı.
Miray oflayarak yeni bir operasyonun gelmesi için dua ediyordu.
Herkes söylenerek işine devam ediyordu.
🇹🇷🐺🌒
MAVİ'NİN ANLATIMIYLA
Kendimi hiç ama hiç iyi hissetmiyordum.
Mide bulantısı bir kenarında dursun baş dönmesi hat safadaydı.
Masamdan kalktım ve odamdan çıktım.
Koridorda gezen elinde evraklar dolu komandolar koşuşturuyordu.
Revire gitmek için binadan çıktım.
Arada sendeliyordum.
Başım çok dönüyordu.
Nefesim hızlanmıştı.
Durdum. Dişlerimi sıktım ve derin nefes aldım.
Bir kez daha sendeleyince vücudum beni daha fazla tutamadı.
Dizlerinin üzerine düşmemle yere tutundum.
Kısık sesle inlerken başımın dönmesi artmıştı.
Gözlerimin önünü önce buğulu bir görüş açısı ve zifiri bir karanlık kapladı.
Duyduğum son ses
"Mavi!"diye bir bağırma sesiydi.
🇹🇷🐺🌒
TURAN'IN ANLATIMIYLA
Hastane bekleyiş sürüyordu.
Gözetim odasına almışlardı Mavi'yi.
Tim'den kimseye söylememiştim.
Doktor çıkınca ayağa kalktım, beni içeri davet edince hemen içeri girdim.
İçim ürperiyordu.Sanki kötü birşey olacakmış gibi.
Odaya girdiğimde soğuk havayı hissettim.
Sedyenin üzerinde gördüğüm Mavi merakla ve korkuyla doktora bakıyordu.
Hemen yanına ilerledim.
"Mavi'm.."
Elini ellerimin arasına alıp öptüm.
Elini bırakmadan doktora baktım.
Doktor kapıyı kapattı ve karşımıza geçti.
"Sizinle önemli bir şey konuşmam gerekiyor"deyince Mavi ile bakıştık.
Gözlerim titrerken doktora geri döndük.
"Evet?"dedim.
"Mavi Hanım...Psikolojiye bağlı olarak bir baygınlık geçirmiş, mide bulantısı ve kusma normal hamile olan kadınlara göre daha fazla.Ve öğrendiğimize göre 14 yaşında hamile olmuş ve bebeği aldırmış,ondan sonra yaklaşık 3 yıl önce tekrar bir hamilelik geçirmiş fakat düşüş yaşamış"deyince Mavi'nin gözleri doldu.
Elini daha sıkı tuttum.
"Asker olduğundan dolayı vücudu yara dolu.Hastane raporlarını ve revir raporlarını inceledim.Ve bu durum Mavi Hanim için büyük tehlike oluşturuyor"deyince Mavi'nin kaşları çatıldı.
"Nasıl yani?"
"Vücudunuz yara bere içinde.Defalarca kez kurşun yemişsiniz ve derin,kalıcı yaralarınız var.Bunlar doğumda bize sıkıntı çıkarabilir ve..."dedi doktor.
Mavi bana baktı.
Sertçe yutkundum.
"Daha önce düşük yapmanız ve bebeği aldırmanız sizin için doğumda bebeğin yaşama ihtimalini düşürecek...Hem psikolojik olarak hem de vücudunuz bu durum için tehlike yaratıyor"dediğinde avuçlarımın arasında ki eli titredi.
"N-nasıl yani?Yaşama ihtimali derken?"dedi.
"Doğumda eğer sıkıntı çıkarsa...Yaklaşık iki ihtimal var.Ya anne ölecek ya da bebek."
Ağlamamaya çalıştım.
Mavi başını eğip hüngür hüngür ağlarken dehşetle doktora baktım.
"Ama nasıl?"
Sesim titriyordu.
"Olasılıklar bu yönde..Yani eğer bebek doğumdayken sorun çıkarırsa ötenazi teklif edeceğiz.Ama ısrarcı olursanız dediğim gibi iki ihtimal olacak"dedi doktor.
Her kelimesi kalbime hançeri saplıyordu.
Ötenazi...
"Mavi..."dedim.
"Hayır olmaz...Olmaz bir daha olmaz..."
"Geçmiş olsun, ben sizi yalnız bırakayım."dedi doktor ve odadan çıktı.
Yutkundum.
"Mavi'm.."
Eğilip ona sarıldım.
Kollarını boynuma sardı ve yüzünü göğsüme gömdü.
"Turan...Bebeğimiz.Turan ötenazi olmazsa iki ihti-"
"Sus...Olmayacak böyle birşey hayır.."dedim.
Daha fazla dayanamayan gözlerim âdeta baraj kapılarını açarmışcasına ağlamaya başladım.
"Turan!"diye bağırıp ağlarken ona sarılmaktan başka çarem yoktu.
Gözlerimi kapatıp yukarıya çevirdim başımı.
"Allah'ım sen bize yardım et..."
🇹🇷🐺🌒
MAVİ'NİN ANLATIMIYLA
Eve geldiğimizde montunu çıkarıp askıya astım.
Ruhsuz adımlarla yatak odasına ilerledim.
Gardroptan iç çamaşırı,pijama ve havlu alarak odadan çıktım.
Turan mutfaktaydı.
Banyoya ilerledim ve ışığı açıp içeri girdim.
Kapıyı aralık bırakıp üzerimde ki kıyafetleri çıkardım.
Doktorun dediği şeyler aklımdan çıkmıyordu.
Vücuduma baktım.
"Vücudunuz yara bere içinde.Defalarca kurşun yemişsiniz ve derin, kalıcı yaralarınız var.Bunlar bize doğumda sorun çıkartabilir ve.."
Saçlarımı sıkıca ördüğüm tokadan çıkardım ve örgümü açtım.
Duşakabinin içerisine girdim ve soğuk suyu açtım.
Buz gibi soğuk su tenimi ürpertti.
Aradan geçen bir kaç dakika sonra Turan banyoya girdi ve duşakabinin kapısını açtı.
Kaslı,elle çizilmiş gibi,kocaman vücudu içeriyi doldurdu.
Elini suya tuttuğunda suyun soğuk olduğunu anlayınca kaşları çatıldı.
Hemen suyu kapattı.
"Ne yapıyorsun?"dedim.
"Yavrum sen manyak mısın?Buz gibi soğuk suda banyo mu yapılır?"dedi dehşetle.
"Birşey olmaz"
"Saçmalama Mavi"dedi.
Gözlerimi devirdiğimde sabır çekti.
"Benimle inatlaşmayı kes Mavi..."dedi.
"Peki"dedim.
Sıcak suyu açtı ve yanıma yaklaştı.
Az önce sitemli olan gözleri yumuşadı.
Kolları bedenimi sardı ve beni kendine çekip sıkıca sarıldı.
Yüzünü boynuma gömdü.
Aynı şekilde ona sarıldım ve bende başımı onun göğsüne saklayıp ağlamaya başladım.
Sıcak su başımdan aşağı akarken ağlamaya devam etti.
Bir daha bebeğimi kaybetmek istemiyordum.
Başını boynumdan çekti ve gözlerini gözlerime kitledi.
Onun da gözlerinden akan yaşlarla elinin biri karnıma ilerledi.
Orada büyüyen mucizemize dokundu.
Dudaklarımız sonunda buluştuğunda suyun altında hem ağlıyor, hemde öpüşüyorduk.
🇹🇷🐺🌒
Yatakta uzanmış Turan'a sarılırken iç çektim.
Turan bir kolunu belime koydu ve beni kendine daha çok çekti.
"Seni çok seviyorum aşk tanesi.."diye fısıldadı.
İçim sıcacık olurken gülümsedim.
"Bende seni çok seviyorum Bal..."dedim.
Uykuya yavaş yavaş dalarken Turan bir an olsun elini karnında çekmemişti...
🇹🇷🐺🌒
3 AY SONRA...
Saçımı salık bırakıp heyecanla koridora koştum.
Bugün bebeğimizin kontrolü vardı.
Hastaneye gitmek için izin almış ve hazırlanmıştık.
Turan beni görünce gülümsedi.
Koşarak ona sarıldım.
Şu sıralar acayip derecede kendimi çocuk gibi hissediyordum.
"Hadi yavrum"dedi ve kapıyı açtı.
İlerleyip postallarımı ayağıma geçirdim ve bağcıklarımı bağladım.
Asansöre binerken Turan'da yanıma geldi.
Geriye sadece arabaya binip hastaneye gitmek kalmıştı...
🇹🇷🐺🌒
Hastaneye geldiğimizde hem gergin, hem de heyecanlıydım.
3 ay boyunca sadece dosyalarla ve eğitimlerle uğraşmıştım.
Karnımda çok hafif bir şekilde belirgin olarak karnım çıkmıştı.
Kontrol odasına girdiğimizde doktorumuz bizi karşıladı.
Rutin soruları sorduktan sonra sedyeye uzandım.
Tişörtümü sıyırdım ve karnıma sürülecek olan Jeli bekledim.
Birkaç dakika içinde bebeğimizin ultrasonu ekranda belirdi.
"Evet...Kendisi burada."dedi doktor ve minicik bir yeri gösterdi.
Turan'a baktığımda anlıma uzanıp öptü.
"Gördün mü?Minicik Turan..."dedim.
Gülümsedi.
"Gördüm güzelim.."dedi.
Göz yaşlarım yavaşça süzülürken doktor konuşmaya başladı.
Heyecanla onu dinlerken telefonum çaldı.
"Bir dakika"dedim ve cebimden telefonu çıkardım.
Albay'ın aradığını görünce hemen toparlandım ve telefonu açtım.
"Emredin Komutanım"dedim.
"Kara Şimşek,dosya var en az 15 dakika içinde toplantı odasında olacaksınız"dedi.
"Emredersiniz Komutanım"dedim.
"Sevil Hanım bizim acil gitmemiz gerekiyor.Görev geldi"dedim kısaca.
"Tabi tabi..Buyrun"dedi güler yüzle.
"Hadi Turan"dedim baş hareketiyle.
Üzerimi düzelttim ve odadan çıktık.
Aceleyle arabaya bindik ve askeriyeye doğru yol aldık.
🇹🇷🐺🌒
Teçhizatları kuşanırken Tim'le son dakika kritiğini yapıyorduk.
"Herkes dikkatli olacak anlaşıldı mı?Bu görev en az iki hafta veya bir ay sürebilir"dedim.
Turan bana hâlâ endişe ve tereddütle baktı.
"Yavrum bak son kararın değil mi?Geleceksin yani eminsin?"dedi.
Kamuflaj içinde, başında kask, ellerinde aldiven, dizlerinde dizlik, yüzünde puşisi ile ayrı havalı oluyordu bu adam.
Tim iki dakika gitse de öpüşsekk...
"Turan!Kaç kere diyeceğim ama, geliyorum operasyona"dedim sitemle.
"Tim!Hangarı boşalt!"dedi Turan keskin sesiyle.
Herkes hangardan çıktığında teçhizat odasını kapısını kitledi ve beni kapıya yasladı.
Yüzümde ki puşiyi indirdi.
Bende onun puşisini indirdim.
"İnatçı kadın..."dedi dişlerinin arasından.
Üzerime daha fazla eğildi.
Bacaklarını iki yanıma koydu ve beni kapıya kitledi.
Yüzüme yaklaştı.
"Beni korkutuyorsun...Bu operasyona gelmemeliydin."dedi.
"Ama Tura-"
Dudaklarına öyle şehvetle yapıştı ki seslice inledim.
Çekiştirerek, ısırarak öptü dudaklarımı.
'Ah' nidası dudaklarımdan çıktığında kasıklarını kendime bastırdı.
İki elini yüzüme yaklaştırdı ve sertçe yüzümden kavradı.
Nefessiz kaldım ve başımı geri çektim.
Dudak dudağa nefes aldık.
"Beni fena azdırıyorsun"dedi nefes nefese.
"Turan..."diye inledim.
Kasıkları bana öyle bir baskı yapıyordu ki hamile olduğumu bir an unutmuştum.
"Operasyona geç kalacağız"dedim.
"Beklesin iki dakika daha"dedi ve yine dudaklarıma uzandı.
Dudakları alt dudağımı kabul etti ve emdi.
İşe dillerimiz girdiğinde öyle bir inledim ki elleri kalçalarımı sertçe kavradı.
"Siktir!Siktir!"dedi nefes nefese.
"Ah Turan!"dedim dudağımı ısırdığında.
En sonunda tekrar nefes nefese ayrıldığımızda resmen eriyordum.
Kollarını arasına bıraktım kendimi.
"Sana bitiyorum kadın..."dedi.
"Sana bitiyorum adam..."dedim.
Puşilerimizi düzeltti ve beni kapıdan çekti.
Kapının kilidini açtı ve ikimizde teçhizat odasından çıktık.
Ardından hangardan çıkarken timin yanına geldik.
Helikopter sahasına ilerledik ve teker teker bindik.
Turan yanıma oturdu her zaman ki gibi.
Yavaşça kulağıma eğildi ve fısıldadı.
"Şu çocuğumuzu bir doğur varya, seni yataktan çıkaran şerefsizdir..."dedi.
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Puşi olduğu için yüzümde ki ifade görünmediğine dua ettim.
Hafifçe öksürdüm.
Turan'ın sırıttığını anladığım kısılan gözleriyle geri çekildi ve başını demire yasladı.
Ayaklarını Hüseyin'in dizlerine uzattı.
"Bismillahirrahmanirrahim"dedi Hüseyin yarı uykulu.
"Uyuma lan!"dedi Turan.
"Emredersiniz komutanım"dedi.
Ardından sırıttı.
"Masaj yapayım mı Komutan'ım?"dedi Hüseyin.
Aklıma gelen anı ile gözlerim kocaman oldu.
"Hüseyin sus!"dedim.
Bizimkiler krize girerken Turan ve eski timinde olanlar olayı anlamadı.
İsmail kahkaha atarak konuştu.
"Bu avel bir keresinde İbrahim Komutan'a 'ayaklarına masaj yapayım mı?' demişti.O da kabul etmişti.Sonra bu salak masaj falan yapayım derken kaşla göz arası adamın.."derken bir kahkaha daha patlattı.
"Ayağını yalayacaktı"diye tamamladı Gökalp gülerek.
Turan kaşlarını çatarak "Siktir git lan!"dedi ve ayaklarını Hüseyin'in yanında ki Kuzey'in dizlerine uzattı.
Kuzey elinde ki keskin nişancı tüfeğini kucağında tutarak konuştu.
"Benim öyle fantazilerim yok Komutan'ın rahat olun"dedi.
Gülümserken yolumuzun uzun olduğunu anladığım için başımı yasladım ve gözümü kapattım.
Her ihtimale karşı kusabilirim diye Hüseyin'in evden getirdiği;çiçekli,böcekli, biraz küçük banyo kovasını kucağımda taşıyordum.
Hüseyin hâlime bakıp kahkaha attı.
"Ne gülüyorsun lan!"dedi Turan.
Hüseyin saniyesinde gülmeyi kesti ve ciddileşti.
Tim aralarında espri yaparak helikopter yolculuğunu bitirmiştik.
🇹🇷🐺🌒
Yoğun çatışmanın içerisindeyken tek yapabildiğim kısa hamlelerle saklanmak ve time kulaklıktan taktik yollamaktı.
"Hüseyin sola açıl!Kuzey 9 yönünde araç var indir çabuk!"
Emirleri yağdırırken derin nefes alıp sindiğim kayaya uzandım.
Turan'ın sesi kulağıma geldi.
"Mavi!Sakın kıpırdama!"dediğinde kulağıma dolan rahatsız edici bir çınlama sesi geldi.
Kafamı kaldırmam ile İsmail'in sesini duydum.
"Mavi Komutan'ım!Hemen oradan çıkın hemen!"dediğinde bir saniye düşünmeden hızlıca ayağa kalkıp koşmaya başladım.
YAZAR'IN ANLATIMIYLA
Mavi kayadan kalkıp hızla koşarken ne olduğunu anlayamıyordu.
Kulaklıkta ki sesler cızırtılı ve rahatsız edici çınlama sesi ile birlikte koşmaya devam etti.
Arkasını döndü.
"Tim!Ne oluyor!?"dedi.
O sırada yüksek bir ses yükseldi.
Mavi'nin üzerine birisi atlayıp onun üzerine siper etmeye çalışırken havada 3 ses duyuldu.
Birincisi, delici bir kurşun sesi.
İkincisi, delici bir kurşun sesi daha.
Üçüncüsü ise Mavi'nin attığı yüksek sesli çığlıktı.
Üzerine kanlar içinde yığılan beden ile birlikte gözleri kapandı.
Turan'ın bağırış sesleri ile birlikte Mavi'nin bilinci kapandı.
O gece herşeyin bitiş veya başlangıç noktasıydı.
O bombayı patlatan kişi Şeref Anıl YILDIZ'dı.
Ve karlar arasında oluşan kan gölü birer dönüm noktası olacaktı.
Ölümle yaşam arasında ki ince çizginin kopmasına ramak kalmıştı.
Hayat asla Mavi'nin yüzüne gülmemişti.
Şeref'in istediği acı bir intikam iken olanları uzaktan izleyen 3 kişi daha vardı.
Birisi, Kıdemli Binbaşı Yüksel KIŞ
Diğeri, Tuğgeneral Selim Han YILDIZ.
Ve sonuncusu ise, Sezin Şafak YURT'tu...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.28k Okunma |
327 Oy |
0 Takip |
41 Bölümlü Kitap |