
Jisung~
Ormanda yarım saat kadar yürüdükten sonra büyük bir ağacın altındaki kayaya oturup dinlenirim.
Jisung:"Sanırım bu geceyi ormanda geçiricem"
Güneş yavaşça batıyor ve gökyüzü kendini loş turuncu bir mekran yaratıyor güneş yavaş yavaş batar ve karanlık çöker.
Ayağa kalkarım ve etrafa bakarım tam yürümeye başlıycakken arkadan iki el beni kavrar ve bayıltılırım gördüğüm en son şey karanlıktı…
Gözlerimi açtığımda yanıp sönen bir ışıklı zindanın içinde uyanırım.
Jisung:"Burası neresi?! Nerdeyim ben!? Kimse varmı!?"
Yüzünde siyah maskeli ve simsiyah giyimli bir adam kalın bir sesle.
???:"Sessiz ol."
Tekdüze ve sert bir sesle bunu diyince Jisung tırsar ve susar etrafına bakar heryer paslı ve kirliydi yerden kalktı heryeri ağrıyordu bacaklarının üstünde güçlükle doğruldu ve parmaklıklara tutunup dışarı baktı olduğu yer çok karanlık olduğu için hiç birşey görünmüyordu.
Jisung:"Ben neden burdayım"
Jisung yanındaki kasvetli adama sordu ama adam cevap vermedi.
Jisung:"Aloo sana diyorum!"
???:"Birazdan öğrenirsin"
İçeri üç kişi girer ikisi aynı Jisung'un yanındaki adamla aynı şövalye ve ortadaki adamda başındaki taçtan anlaşılacağı kadarıyla kraldı tacın üstünde kan kırmızısı mücevherler ve Jisung'un kendi krallığının azılı düşmanı olan krallık vardı bu kralın adı Kim Seo-Joon.
Jisung:"Pislik…beni neden kaçırdın aşağılık herif!!"
Seo-joon: Pis pis sırıtır "Seni neden kaçırdığımı çok iyi biliyorsun Han Jisung."
Jisung:"Annemi öldürdüğün gibi beni de mi öldüreceksin elinden geleni ardına koyma yavşak!"
Seo-Joon:"Haha hayır Jisung çok yanlışsın anneni ben öldürmedim o kendi intihar etti bu benim suçum değ-"
Jisung Seo-Joon'un sözünü keser
Jisung:"İntiharmış herşeyi kendi gözlerimle gördüm onu uçurumdan aşağı ittin…" Jisung göz yaşlarını ne kadar tutmaya çabalasada gözlerinden yaşlar akar ve yere damlar
Jisung:"…Lanet olsun…"
Seo-Joon:"Ah ne hüzünlü ama hahahahaha!"
Jisung:"Seni orospu çocuğu!"
Jisung cebindeki çakıyı çıkarıp parmaklıkların arasından Seo-Joon'a fırlatır Seo-Joon hızlı bir haraketle saldırıdan kaçar ama yanağına küçük bi çizik oluşmuş.
Seo-Joon: Eliyle yanağından akan kana dokunur "Şunu işkence odasına götürün!"
İki şövalye bu sözü duyar duymaz kilitli kapıyı açar ve Jisung'u ikisidr bir kolundan tutup kaldırır Jisung çaresizce çırpınır çabalar ama şövalyelerin elinden kurtulamaz.
Bu sırada Minho.
Jisung'un kaçırıldığı ilk noktada bir mendil bulur bunun Jisung'a ait olduğunu hemen anlar.
Minho:"Siktir kaçırılmış onu çok geç olmadan bulmalıyım"
Minho birkaç ayak izi bulur ve onları takip eder uzun bir takibin sonucu bir saray bulur bu saray düşman saraydı.
Minho:"Tahmin etmeliydim başka kim kaçırıcaktıki elbette Sikik-Joon"
Ve aniden acı dolu bir çığlık duyulur bu ses Jisungundu çok belliydi.Minho'nun gözleri bu sesi duyunca fal taşı gibi açılır ve son sürat sesin geldiği yere koşar yolda birkaç tane düşman şövalye ile karşılaşır ama onların işini hemen bitirir hızla sesin kaynağına yaklaşır hâlâ Jisung'un acı çığlıkları geliyordur Minho bu sesleri duydukça ağlamamak için zor duruyordu. Sesin geldiği kapıya gelince kapıyı açmaya çalışır ama kapı kilitlidir.
Minho:"Hay sikicem!"
Kapıya sert bir tekme atar ve kapı kırılır içeri hızla girer ve Jisung'u yerde kanlar içinde yatarken görür ve ona bunu yapan pezevenkte tam Jisung'un önünde duruyordu elinde kanlı bir zincir vardı ve o kan Jisung'a aitti.
Minho:"ULAN YAVŞAK!!!!"
Minho'nun boynundaki alnındaki kolundaki tüm damarlar kasılır ve adamı orda öldürür.
Jisung~
Tek açık kalan gözümden olan biteni anlamaya çalışıyordum başım dönüyor ve heryerim sızlıyor ve ağrıyordu ayrıca kesiklerden kan akıyordu başımdan kan akıyordu aynı şekilde kollarımdanda sanırım Minho gelmişti çok korkunç görünüyordu gözü bildiğin dönmüş deli gibiydi onu hiç böyle görmemiştim yavaş yavaş bilincimi kaybetmeye başladım ve gördüğüm son şey karanlık oldu…
Minho~
Adamın işini hallettikten sonra hiç zaman kaybetmeden Jisung'un yanına koştum ve ona yakından baktım heryeri kan içindeydi ilk iş olarak onu kucağıma alıp hemen yakınlarda bulduğum terk edilmiş küçük bir eve girip hemen Jisung'un üzerindeki kanları silip yaralarına baktım ve ona temiz kıyafet giydirdim şansa buranın eski ev sahibi kıyafetlerini bırakmıştı.Jisung'u hemen bir yatağa yatırdım ve bende tişörtümü çıkarıp yaralarıma bakıp temiz bi tişört giydim. Tişört biraz küçük olduğu için vücudum belli oluyordu ama önemli değildi Jisung'un yanına oturdum ve yüzünü uzun uzun baktım saçlarını gözünün önünden çektim ve kendi kendime dedim ki
Minho:"Ne kadar güzel bir yüzü var…"
Eğilip Jisung'un dudaklarına tüy gibi hafif bir öpücük kondururum ben zaten şanssız adamın tekiyimdir Jisung gözlerini açar ve birkaç saniye boş boş baktıktan sonra gözleri fal taşı gibi açılır ve yüzüme ağzı ve gözleri açık bir şekilde bakar bende ona aynı şekilde bakarım.
Küçük bir şerefsizlik yapıp burda bırakıcam hehe bu arada 6443 karakter yazmışım oha neyse umarım beğenirsin (≧ε≦)
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.83k Okunma |
2.5k Oy |
0 Takip |
44 Bölümlü Kitap |