
Uzun bir süre sonra merhaba canlarım🩷🩷
Bu bölümü Naz karekterimizden okuyacaksınız .Ama önce aşağıda sizlere küçük bir soru bıraktım.
En sevdiğiniz film nedir?
Haydi şimdi bölüme geçelim .Umarım beğenirsiniz .
...
“Ciddi misiniz siz? Bir gün yoktum ve tüm dedikodulardan mahrum mu kaldım yani? Ben yokken romantik komedi fragmanımı çektiniz? İkiniz de Leyla gibi etrafta geziyorsunuz.”
Ömer - Sorma Naz, baksana şunlara
Enes - Akılları beş karış havada
Birbirlerinin cümlesini tamamlayan ikiliye gülerek baktım.
— Sadece bir gün yoktum.
Zeynep - Ama Nazzz
— Bir gün gecikmeli spoiler yedim.
Hira - Kanka vallahi hep sen yokken başımıza iş geliyor.
Zeynep - En azından bu sefer hayırlı bir iş.
Teneffüs zilinin çalmasına daha vardı. Spor odasında masa tenisi oynuyor ve dedikodu yapıyorduk.
— Sözde ben bir şeylerden bahsedecektim.
Ömer - Hayırdır Nazo?
— Dün ben kurstay—
Dördü de full dikkat beni dinlemeye hazırlanmıştı. Ta ki bu dikkat tatlı bir sakinlikle bozulana kadar.
Kapıdan içeriye iki çocuk girdi. Şaşkınlığın sebebi bu ikisiydi. Çocuklardan tekini hemen tanımıştım. O, Hira’nın otobüste karşılaştığı çocuktu — onu Hira’nın stalklamaları dolayısıyla bulup bize gösterdiği resimlerden tanımıştım. Diğer çocuk da çok yabancı değildi. Muhtemelen birkaç kez karşıma çıkmıştı.
İlk tepki Kuzey’in yanındaki çocuktan geldi.
“ZEYNO”
Sesi oldukça şaşkın ve meraklı geliyordu. Peki bu çocuk Zeynep’i nereden tanıyordu?
Zeynep - “RÜZGAR"
Ne? Rüzgar bu çocuk muydu? Nasıl olur da iki arkadaş başka bir iki arkadaşı bulabilirdi? Sanırım kızlar bu sefer turnayı gözünden vurmuşlardı.
Kuzey - OTOBÜSTEKİ KIZ
Hira - KUZEY
Dört şaşkın ses ve dört komik surat. Ne kadar da komiklerdi. Keşke telefonum yanımda olsaydı. Bu dört salağı çeker ve alay ederdim
Enes - NE
Ömer - NE
Ve eksik kalmayan o iki ses. Boş bulunup kocaman bir kahkaha attım.
Enes - Naz, kim bunlar? Tanışıyor musunuz?
Tam cevap verecektim ki araya Rüzgar girdi.
Rüzgar - Evet, tanışıyoruz.
Ömer - Ne oluyor lan?
Herkes şaşkındı. Ard arda konuşuyorlardı.
Zeynep - Ay bir durun
— Hepiniz bir susun. Sırayla arkadaşlar, sırayla.
Ömer - Nereden tanışıyorsunuz?
— Bak açıklıyorum. Şu Kuzey Hira’nınki, bu da hani şu Zeynep’in az önce buldum buldum diye anlattığı çocuk.
Zeynep - NAZ!
— Ne, yalan mı?
Kuzey - Sen beni nereden tanıyorsun?
Bu soru banaydı.
Dört erkek de birbirine memnuniyetsiz bakışlar atıyordu.
Bu sırada yanımda olan kızlara
— Anlattığınız kadar varmış.
Upps… Sanırım tek kızlar duymamıştı.
Kuzey ve Rüzgar aynı anda
“SEN BENDEN Mİ BAHSETTİN?”
demişlerdi. Yüzlerindeki memnuniyetsiz bakış gitmiş, yerine hafif bir sırıtış gelmişti.
Zeynep gelen soruya hafif bir utangaçlıkla baş sallayınca Rüzgar’ın gülümsemesi büyüdü.
Hira ise kabullenmek yerine:
Hira - Hayır, ben sadece teyzeden bahsettim.
diyerek sitemde bulundu.
Bu söze Kuzey çapkınca sırıttı ve cevap verdi.
Kuzey - Sen öyle diyorsan
— Ay siz de bu okuldasınız demek. Kader işte kader.
Kuzey - Ben böyle kaderin götünü yerim.
Enes - HOP HOP NOLUYOR LAN
Enes’in 1.68 boyuyla Kuzey’in karşısına geçmesi hepimizi güldürdü.
Enes - Gülmeyin lan ÖMER
Gülmelerimizi saklamaya çalışırken Kuzey bir adım daha atıp iyice Enes’e yaklaştı. Bizim aksimize o gülmesini saklamıyordu. Baştan aşağı Enes’i süzüp alaycı bir ifadeyle:
Kuzey - Asıl sana ne oluyor.
Ömer’in aradaki boy farkı gözüne battığı için Enes’i belinden tutup havaya kaldırdı. Bu hareketi ile Enes ve Kuzey yüz yüze gelmişti. Tabii bu hareket aradaki gerginliği kaldırmış, eğlenceli bir ortam katmıştı.
Ömer gerginlikten kaçınan bir tip değildi. Hatta bayılırdı kavga olaylarına. Belli ki kızların beğendiği çocuklar ile ilk fırsatta kavga etmek veya gergin bir ortam oluşmasını istememişti. Ömer ve Enes bizim hiç olmayan abilerimiz ve hatta sırdaşlarımızdı.
Aradaki gerginliğin kalkması içime su serpti. Enes dahil herkes gülüyordu. Bu sırada hâlâ odada olan Rüzgar belli ki buraya top almak için gelmişti. Futbol topunu hızlıca alıp Kuzey’in kolunu kavradı.
Rüzgar - Hadi kardeşim gidelim.
Belli ki Rüzgar da gerginlik istemiyordu. Kuzey Hira’dan gözlerini ayırmadan usulca başını salladı ve çıkmak için arkasını döndü.
Fırsat bu fırsat çıkmadan çocuklara seslendim ve kızların çekinip soramayacaklarını bildiğim için ben sordum.
— KUZEY, RÜZGAR
İkisi de bana döndüler.
— Siz hangi sınıftasınız?
Tamam doğru, bunu benim sormam şaşırtıcıydı. Bu soruyu kenarda onlar gibi şaşıran iki kızdan biri sormalıydı. Ama ben sormasam kızları bırak, bu ikisi de bunu soramayacaktı.
Çocuklar önce şaşırsalar da gülerek cevap verdiler. İkisi de aynı anda “11-G” diyerek çıktılar.
“NAZZ” Aman drama kraliçeleri, sanki ne sormuştum. Bana, bana… Şu an bağırdıkları için ikisini de kınıyordum.
— Ben sormasam öğrenemeyecektik.
İkisi de - DOĞRU
Hira - Biliyor musunuz, bu Rüzgar otobüste Kuzey’in hesabını bağırarak söyleyen çocuk.
Zeynep - Oha! Rüzgar bana çarpmadan önce sana yine Rüzgar’ı sormuşum. Ya gerçekten kader bu.
— Nasıl ya? Rüzgar nasıl iki aynı yerde aynı anda oldu?
Hira - Yok be akıllım. Benim Kuzey’i görmemle, sizi aramam arasında zaman farkı var.
— Hee… Ayol ben tek kaldım.
Hira - Çakma Romeo’ya ne oldu?
— Neler olmadı ki, sen şimdi boşver onu.
Hira’nın sorusuyla aklıma dün kurstayken konuşmamız geldi.
FLASHBACK – DÜN KURS SAATLERİ
Ben, fırçalarım ve yarısını yediğim çikolatam… Oturup yarısını çizdiğim resme bakıyorum. Bir iki saattir kurstaydım, hocanın verdiği konu üzerinde çalışıyordum. Daha birçok eksiğim vardı.
Resmin konusu, gelecekte kendinizin içinde olduğunuz bir sahne oluşturun ya da bu tarz bir şeydi. Konu hakkında pek düşünmeden ellerimi kağıdın sıradan dokusunda gezdirmiş, ardından taslak atmıştım. Keza geleceği düşünmek insanı yorardı. Anı yaşamalı ve zihnimden geçeni direkt aktarmalıydım.
Bir şekilde taslak oluşmuştu. Her çizgi ile yeni bir obje belirleniyor, sahne netleşiyordu. Adım adım gitmiş, sonunda arkası yarım dönük, yüzünün yan profili gözüken, elinde boya karıştıran, hafif yanındaki kadına yönelmiş bir adam ve arkası dönük bir kadın oluşmuştu. İkisi de duvar boyuyordu. Evet, o kadın bendim, ama yanımdaki adamı tanıyarak çizmemiştim.
Resmi beğenmiştim. Bu hâli bile güzeldi, hesabımda paylaşabilirdim.
Resmi belki on kere çektikten sonra aralarından birini seçtim ve paylaştım. Altına da güzel bir söz fena olmazdı
— #GeleceğimdenBirAnı
Bu sırada kızlardan birçok mesaj gördüm. Hatta grupta arama başlatmışlardı. Reddettim. Şu an karşımda hoca varken konuşamazdım. Kızlara hızlıca kısa bir mesaj attım.
"Resim kursundayım, şu an müsait değilim"
Tam telefonu bırakacakken Instagram’dan yeni bir mesaj düştü.
GerçekRomeo - Resmi neden yarım bıraktın?
GerçekRomeo - Eksik birkaç kısım var.
GerçekRomeo - Ha bir de adamın gözleri mavi olsun.
Resmin yarım olduğunu anlayan biri neden daha sonrasında eksik var derdi ki? Belki de benim düşündüğüm kadar aklı başında ve dikkatli değildi. Ayrıca ne bu samimiyet? Mavi göz ne alakaydı? Resimdeki karakterin gözü mü belli oluyordu sanki? Sinirlendirmeyi başarmıştı beni. Hızlıca ona cevap verdim.
SahteJuliet - NE MAVİSİ NE GÖZÜ
SahteJuliet - İkidir yorum yapıyorsun, hep eksikler. Kimsin sen Picasso mu?
SahteJuliet - Bana bak namı değer herbokolog, madem çok biliyorsun. Senden de görelim bir şeyler
SahteJuliet - Ayrıca adamın gözlerinin rengi belli olmaz, hani yarım dönük ya.
Gönderesiye görüldü oldu. Cevap da gecikmede geldi.
GerçekRomeo - Sakin ol şampiyon. Meydan okumanız kabul edildi.
GerçekRomeo - Ayrıca özür dilerim güzelim. Seni sinirlendirmek veya işine karışmak gibi bir niyetim yok.
SahteJuliet - Güzelim mi? Nereden güzelin oluyorum ben senin?
Kim bu salak? Güzelmiş, güzelimmiş… Nereden gördünde güzel olduğumu söylüyorsun? Hayır, belki çirkinim.
" NAZ TELEFONU BIRAK, RESMİNE ODAKLAN"
Hocanın sesiyle yerimden sıçradım. Herkes bir an bana dönmüştü. Hızlıca telefonu bıraktım.
Dersten çıkana kadar elime telefonu almadım.
Çıkışta telefonu alınca ilk işim, Romeo’nun mesajlarını kontrol etmek oldu.
GerçekRomeo - Evet güzelim.
GerçekRomeo - Güzel olduğuna eminim.
SahteJuliet - Hayırdır? Bana mı yürüyorsun çakma Romeo?
GerçekRomeo - Ayıp ediyorsun güzelim, ne yürümesi uçuyorum.
ŞİMDİKİ ZAMAN
Ömer - Şimdi anlatın bakalım, kim bu çocuklar ve siz nereden tanıyorsunuz?
Kızlar olanları mahalledeki dedikoducu teyzeler gibi anlatırken çocuklar ara ara halimize gülüyor ve yorumda bulunuyorlardı. İstinasız en komik yorum Enes’indi.
— Ben bu Kuzey piçini hiç sevmedim.
Yüzünü memnuniyetsizce bozması oldukça komikti. Enes’in komik yorumuna ek olarak Ömer destekleyici bir ifadeyle:
— Hira çok sevmiş belli.
diyerek pes dedirtti. Biz bir saattir ne anlatıyorduk bunlara?
Hira - YA NE ALAKA. Sadece birazcık hoşlandım olamaz mı yani?
Hira’nın birazcık deyişine imalı bir sesle:
— Kesin birazcık, bi gıdım ya, çok az.
diyerek dalga geçtim.
Enes - Tek Hira ile kalsa keşke, baksana şu üçüne… Kızların hepsi birinden hoşlanıyor ve bize şimdi anlatıyorlar.
— Ben ne alaka? Konu bana nasıl sıçradı şimdi.
Ömer - Sus Enes, haklı.
Zeynep - Harbiden ne alaka be.
Enes - Çok alaka be.
— Beni katmayın, ben kimseden hoşlanmıyorum.
Şu aralar hoşlanmaktan çok erkeklere ayrı bir gıcık oluyordum. En başta da o Romeo bozuntusundan.
Ömer - Benim keyfim kaçtı, sınıfa gidiyorum.
Enes - Bende.
dediler ve ikisi de gittiler.
Hira - Eee Naz, çocuklar haklı. Bizimle o kadar dalga geçtin, sende ne var ne yok? Çakma Romeo nasıl?
— Bi bok olduğu yok, o herbokologun bir bok bildiği yok. Saçma sapan şeyler yazıp duruyor.
Hira - Ne kadar saçmalamış olabilirsiniz ki?
Zeynep - Naz’dan bahsediyoruz. Naz saçmalamaktaki en birinci kişi falan.
— NE?
Zeynep cümleyi çok hızlı kurmuştu.
Hira - Bence de ne…
Sınıfta… Hocayı bekliyorduk. Selim hoca biraz gecikmişti. Gecikmesi iyiydi. Kızlarla dedikoduya devam ediyorduk.
Ders resimdi. Selim hoca çizim konusunda beni destekleyen pek az kişiden biriydi. Üniversite hayallerime de yön veriyordu. Karısı resim kursunda benim çalışmalarıma yardımcı olan bir eğitmendi. Zaten o kursu da Selim hoca önermiş, ailemi ikna etmişti. Bu çifti oldukça seviyordum.
Kızlarla konuşurken hoca sınıftan içeriye girdi. Sınıf arkadaşlarımla aceleyle ayağa kalkmak falan derken tüm boyaları düşürdüm. Hocanın “otur” demesiyle aceleyle kalemleri toplarken kolum acıdı. Zeynep beni cımcıklemişti.
— Ay ne oluyor be?
Zeynep - Hoca resim kulübündekileri ve seni soruyor. El kaldır, çabuk.
Aceleyle sorgulanmadan el kaldırdım.
— TENEFÜSTE HIZLICA PEŞİMDEN GELİN
...
✨️Kuzey ve Rüzgarın ,kızlar ile karşılaşmasını nasıl buldunuz?
✨️Ömer ve Enesin tepkileri sizce nasıldı?
✨️Çakma Romeomuz hakkında ne düşünüyorsunuz?
✨️Naz Romeoyu terslemekte sizce haklımıydı?
Bölümü beğendiniz mi? Bir hatamız yanlışımız varsa affola .Yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayın.Hepinizi seviyorummmm 🤍🤍🤍.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |