Farah Sarsılmaz
@sarsfarah_
HAKKINDA
“Kendini hatırlatmayan herkes unutulmaya mahkûmdur”

Instagram;sarsfarah_
YAZDIĞI KİTAPLAR
devam ediyor 2a önce güncellendi GÜNEŞİ BEKLERKEN
@sarsfarah_
Okuma
35.17k
Oy
2.39k
Takip
364
Yorum
314
Bölüm
32
"Baba oluyorsun!" Ailesini karşısına alarak sevmediği bir adamla evlenmişti Gazel. Bir zamanlar kalbinin ilk defa çarptığı adamı unutmak için kurduğu o yuva, sevgiyle değil sabırla ayakta kalmaya çalıştı. Yıllar boyu sustu, katlandı, çabaladı… Ama evlilik yıldönümlerinde öğrendiği ihanet, içinde tuttuğu tüm sessizliği parçaladı. Aldatıldığını gözleriyle gördüğünde, kaçacak hiçbir yer kalmamıştı. Sığındığı en yakın otel odasında geçmişinden çıkan bir hayaletle göz göze geldi: Cihan Batur. İlk görüşte âşık olduğu, ama asla “olamayacak” dediği adam. Oysa Cihan da yıllar önce başka bir kadına kalbini açmış, karşılığında sadece parayla ölçülen bir yıkım almıştı. O günden beri aşk onun için bir hayal, güven ise bir tuzaktı. Ama o gece, karşısında duran kadın başka bir şeydi. Kırık ama güçlü, sessiz ama yakıcı… Tıpkı onun gibi. Ve işte o gece, hiçbir söz vermeden, sadece bir kural koyarak birbirlerine sığındılar: sadece bir gece, sadece unutmak için. Ne geçmişin acısı konuşulacaktı, ne geleceğin belirsizliği. Fakat hayat, insanların koyduğu kurallarla hareket etmezdi. Üç ay sonra Gazel yalnız değildi. Karnında taşıdığı sır, sadece onun değil, Cihan’ın da hayatını alt üst edecek bir başlangıcın habercisiydi. Bir zamanlar bir gecede birbirlerine ait olmayı seçen iki insan, şimdi aynı güneşi bekliyordu. Çünkü bazı hikâyeler, bir gecede başlar ama bir ömür sürer. Ve bazı insanlar… birbirinin gecesinde doğan tek güneştir.
devam ediyor 2h önce güncellendi KATİLİMİ TANIYORUM
@sarsfarah_
Okuma
250
Oy
25
Takip
16
Yorum
5
Bölüm
10
"Birbirimizi kurtaramadığımız her anda biraz daha öldürdük." Psikiyatrist Mihra Aksa Erguvan, mesleğine tutkuyla bağlı, sakin ve kontrollü bir kadındır. Ancak üç aydır seanslarına düzenli olarak gelen genç danışanı Kübra Yılmaz, bir sabah ormanın derinliklerinde cansız bulunur. Bu ölüm, sadece bir vakayı değil, Mihra`nın hayatındaki en kırılgan dengeleri de paramparça eder. Olayın başına atanan Savcı Vural Sipahi, doğruların peşinde inatla yürüyen bir adamdır. Adalet onun için bir inançtır. Fakat bu dava, onu geçmişin tozlu sayfalarına, çocukluğunun karanlık sokaklarına sürükleyecektir. Çünkü kader, yıllar önce yolları ayrılan iki insanı; Mihra ve Vural`ı yeniden karşı karşıya getirir.
devam ediyor 2a önce güncellendi SAUDADE
@sarsfarah_
Okuma
1.34k
Oy
158
Takip
71
Yorum
18
Bölüm
9
"Karanlık mı ışığı tüketir, yoksa ışık mı karanlığa diz çöktürür ?" Bir adam, ondan çalınan hayatın hesabını sessizce biriktirdi; karanlığını büyüttü, öfkesini bekletti. Geri döndüğünde ise en zayıf noktayı hedef aldı: Bir babanın dünyasını... bir kızın kaderini. Işığın içinden çekilip gölgelerin kucağına bırakılan genç kadın, bir anda korkunun, çaresizliğin ve tutkuya dönüşen bir esaretin ortasında kaldı. Babası, yıllar sonra fark ettiği hatalarının ağırlığıyla kızını geri almak için kirli oyunlara başvururken; adam, kalbine sinsice sızan o ışıltının, planlarını yakıp kül etmeye başladığını anlayacaktı. Karanlıkla aydınlığın birbirine karıştığı o yerde, ihanetin, öfkenin ve yasak duyguların hükmettiği bir savaş başladı. Ve hiçbiri şunu hesaplayamadı. Bazen en büyük tehdit, tutulmaması gereken bir kalptir.
devam ediyor 2h önce güncellendi HÜKÜM
@sarsfarah_
Okuma
185
Oy
17
Takip
8
Yorum
10
Bölüm
6
Diyarbakır`da bir gece, en büyük ağalardan birinin evinden bir kız kaçar. Bu kaçış, yalnızca iki insanın değil, bir kasabanın kaderini de yerinden oynatır. Sabah olduğunda kapılar kapanır, bakışlar sertleşir ve herkes aynı sorunun cevabını arar: Bu leke nasıl temizlenecektir ? Töre, suskunluğu sevmez. Kaçışın ardından arayış başlar; sokaklar, yollar, tanıdık evler izlenir. Arananlar kadar arayanlar da sınanır. Çünkü bu topraklarda kardeşlik, aşkla; ağalık ise merhametle sınanmaz. Meclisin gölgesinde, kanın mı yoksa daha ağır bir bedelin mi konuşulacağına karar verilmesi gerekir. Bu hikâyede görünmeyen bir akıl vardır. Adı fısıltılarda dolaşır, yüzü ortaya çıkmaz. Kaçışın yönünü belirleyen de, kaderin iplerini sessizce çeken de odur. Onun varlığı, hükmü daha karmaşık, vicdanı daha yaralı kılar. İki aile, tek bir gecenin bedelini taşımak zorunda kalır. Aşk susturulur, kadınlar kaderin ortasında bırakılır, erkekler geri dönüşü olmayan kararlarla yüzleşir. Kimse masum değildir; çünkü töre, suçlu aramaz, yalnızca denge ister. HÜKÜM, kaçmanın cesaret sayılmadığı, affın zayıflık kabul edildiği bir coğrafyada; kan, suskunluk ve mecburiyet arasında sıkışan hayatları anlatır. Bazı hikâyelerde ölüm kurtuluştur, asıl ceza ise yaşamaya devam etmektir.
Loading...