
6. Bölüm
Uyandığımda hazırlanıp, çifte kumruların yanına indim. Birbirlerini uyandırıp oturuyorlardı koltukta. Gizem yerinden hopladı beni gördüğü gibi. Konuşmaya başladığında ne kadar toparladığını anladım. Sanki birlikte uyumaları iyi gelmişti ona. "Merve sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Bana sahip çıktın çok teşekkür ederim. Gerçekten sana yaptıklarımdan o kadar utanıyorum ki. Ne desen haklısın beni affetmeni beklemiyorum. Ama böyle ayrılmak da istemiyorum. Seni kardeşim bildim, oynadık, güldük, eğelendik." derken sarıldı bana. Acaba onu affetmeli miydim? Onu hala çok seviyordum. Ama asla aynı şey olmasını da istemiyordum. "Gizem seni çok seviyorum. Bana bir daha asla bir şey yapmanı istemesem de seni çok seviyorum."
Bunlar olurken Ömer sadece bizi izliyordu. Mutluydum, gerçekten.
Birlikte oturup sohbet etmeye başladık. Ne kadar saçma konu varsa hepsi hakkında konuştuk. Ardından zil çaldı. Gelenlere şaşırmadan içeri aldım. Bora içeri girerken muzip bir gülümsemeyle ve bir göz kırpmasıyla karşıladı beni. Ancak ruhsuz, mutsuz, umutsuz Hürkan Bey yüzüme bile bakmadı. Bende ona karşılık olarak göz devirmesi gerçekleştirdim. Sanki kendi babasının tapulu malına giriyor. Soruları kafamın bir kenarına bıraktım. Önüme yöneldim, salona girdim. Tüm kadro oradaydı. Gizem, Ömer, Bora ve Hürkan...
Onlar konuşurken bende mutfağa girdim. Buzdolabını açıp içine baktım, iki saniye geçmeden kapattım. Çay yapmayı düşündüm. Çayı koyup bardağımı çıkarırken Bora girdi mutfağa. "Merve ne yapıyorsun?" "Çay koydum onu alacaktım. Siz neden gece gelmediniz?" yüzünü buruşturdu, "Bir azcık uzadı işimiz, merak etme evden çıkıyoruz zaten." arkamı dönüp yüzüne baktım. "Neden gidiyorsunuz ki Gizem hiçbir yere gidemez. Yani o durumda değil." "Ne var bunda daha fazla rahatsızlık vermeyelim Merve her şey için teşekkürler." Ne diyor bu şimdi? " Bora bak bizim ev müsait kalın evde bir şey olmaz. Gerçekten" bir adım yaklaşıp gözünü gözüme dikti "Gözlerin öyle söylemiyor ama." Eh doğru. " Olsun Bora bir gece daha kalın sonra gidersiniz." Başını salladı, sonrada aynı gülümsemesini bana gösterdikten sonra mutfaktan çıktı.
Elimdeki çayları dengeli bir şekilde odanın ortasındaki sehpaya koydum. Sohbete dalmış herkes bir biri ile uğraşıyordu. Elime fincanımı alarak oturduğum kanepeye çökmeye başladım. Bir ara sadece Hürkan'la göz göze geldik sonra gözümü kaçırdım. Oturduğum koltuğun sol tarafındaki sehpaya gözüm kaydı.
Ah Uğultulu Tepeler…
“Ben dışarıya çıkıyorum. Yürüyüp geleceğim.” Büyük bir hışımla dışarıya çıktım. Bu günü nasıl unuturdum aklım almıyordu.
****
Eve geldiğimiz gibi yemek söylemeyi teklif eden Ömer'e katıldık. Ancak Hürkan ortalarda yoktu. Artık endişelenme durumuna gelmiştim. Bora'ya sormak istiyordum ama yalan söyleyeceğini de biliyordum. Şimdilik susup oturmak en mantıklısıydı. Kimsenin umurunda olmaması beni şaşırtıyordu. Ya da ben çok abartıyordum.
Söylenen pizzalar geldi. Yemeğimizi yerken benim aklım hala Hürkan'da kaldı. Bora'ya ara ara bakıyordum. Gün sonunda yine aynı senaryo oldu. Ömer ve Gizem ikilisi salonda kucak kucağa yata kaldılar. Bora'nı uyumuş olması gerekiyordu. Oturduğum yerden kalkıp telefonuma uzandım. Hürkan'ın numarası yoktu bende. Bu yüzden Bora'yı uyandırmalıydım. Yanına çömelip hafifçe dürttüm. Ama masum masum uyumakta olan Bora Bilgin'den gözümü alamıyordum. Nasıl neden? Tam o anda birden sıçrayan Bora sayesinde korkudan ödüm kopuyordu. "Yahu Bora! İyi misin ya gece gece." küçük bir kahkaha kopardı. Susmaya başladığında ise elini azına götürüp kıkırdamaya devam etti. "Hadi ama komikti." gülümsedim sadece, "Hadi gel sana yatak yapalım." diye devam ettim. Başıyla onayladı.
Hızlıca bir yatak hazırlayıp Bora'yı yatırdım. Sanki dersin annesiyim. Koşar adımlarla odama gittim. Kafamı yastığın içine gömdüm ve uykuya dalmak için dua ettim. Acaba Hürkan'a neler oluyordu. Neden sürekli ortadan kayboluyordu. Sanki bizden bir şeyler saklıyordu. Ama neden Bora ile eve geldi? Tüm gece ne yaptılar? Tüm bir gece. Düşünceler içinde uykuya daldım.
Sabah kendi banyoma gidip bakım rutinini abartılı bir şekilde yaptım. Duşa girdim. Yüz yıkama jelleri, maskeleri, serumlar, daha neler neler yaptım. Ama bir türlü düzeltemedim kendimi. Kendimi hazır hissettiğimde aşağıya indim. Ama Gizem yoktu. Banyoya girmiştir diye düşündüm. Mutfağa her yere baktım. Yoktu Gizem yoktu. Bora'nın odasına gittim. Kapıyı tıklatıp açtım. Bora kalkmıştı en az yarım saat önce, her şeyi bir kenara bırakıp alel acele yanına gittim. "Bora, Gizem'i bulamıyorum. Hürkan'da ev de yok." Bora anlamaz gözlerle baktı bana...
6. Bölüm
Uyandığımda hazırlanıp, çifte kumruların yanına indim. Birbirlerini uyandırıp oturuyorlardı koltukta. Gizem yerinden hopladı beni gördüğü gibi. Konuşmaya başladığında ne kadar toparladığını anladım. Sanki birlikte uyumaları iyi gelmişti ona. "Merve sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Bana sahip çıktın çok teşekkür ederim. Gerçekten sana yaptıklarımdan o kadar utanıyorum ki. Ne desen haklısın beni affetmeni beklemiyorum. Ama böyle ayrılmak da istemiyorum. Seni kardeşim bildim, oynadık, güldük, eğelendik." derken sarıldı bana. Acaba onu affetmeli miydim? Onu hala çok seviyordum. Ama asla aynı şey olmasını da istemiyordum. "Gizem seni çok seviyorum. Bana bir daha asla bir şey yapmanı istemesem de seni çok seviyorum."
Bunlar olurken Ömer sadece bizi izliyordu. Mutluydum, gerçekten.
Birlikte oturup sohbet etmeye başladık. Ne kadar saçma konu varsa hepsi hakkında konuştuk. Ardından zil çaldı. Gelenlere şaşırmadan içeri aldım. Bora içeri girerken muzip bir gülümsemeyle ve bir göz kırpmasıyla karşıladı beni. Ancak ruhsuz, mutsuz, umutsuz Hürkan Bey yüzüme bile bakmadı. Bende ona karşılık olarak göz devirmesi gerçekleştirdim. Sanki kendi babasının tapulu malına giriyor. Soruları kafamın bir kenarına bıraktım. Önüme yöneldim, salona girdim. Tüm kadro oradaydı. Gizem, Ömer, Bora ve Hürkan...
Onlar konuşurken bende mutfağa girdim. Buzdolabını açıp içine baktım, iki saniye geçmeden kapattım. Çay yapmayı düşündüm. Çayı koyup bardağımı çıkarırken Bora girdi mutfağa. "Merve ne yapıyorsun?" "Çay koydum onu alacaktım. Siz neden gece gelmediniz?" yüzünü buruşturdu, "Bir azcık uzadı işimiz, merak etme evden çıkıyoruz zaten." arkamı dönüp yüzüne baktım. "Neden gidiyorsunuz ki Gizem hiçbir yere gidemez. Yani o durumda değil." "Ne var bunda daha fazla rahatsızlık vermeyelim Merve her şey için teşekkürler." Ne diyor bu şimdi? " Bora bak bizim ev müsait kalın evde bir şey olmaz. Gerçekten" bir adım yaklaşıp gözünü gözüme dikti "Gözlerin öyle söylemiyor ama." Eh doğru. " Olsun Bora bir gece daha kalın sonra gidersiniz." Başını salladı, sonrada aynı gülümsemesini bana gösterdikten sonra mutfaktan çıktı.
Elimdeki çayları dengeli bir şekilde odanın ortasındaki sehpaya koydum. Sohbete dalmış herkes bir biri ile uğraşıyordu. Elime fincanımı alarak oturduğum kanepeye çökmeye başladım. Bir ara sadece Hürkan'la göz göze geldik sonra gözümü kaçırdım. Oturduğum koltuğun sol tarafındaki sehpaya gözüm kaydı.
Ah Uğultulu Tepeler…
“Ben dışarıya çıkıyorum. Yürüyüp geleceğim.” Büyük bir hışımla dışarıya çıktım. Bu günü nasıl unuturdum aklım almıyordu.
****
Eve geldiğimiz gibi yemek söylemeyi teklif eden Ömer'e katıldık. Ancak Hürkan ortalarda yoktu. Artık endişelenme durumuna gelmiştim. Bora'ya sormak istiyordum ama yalan söyleyeceğini de biliyordum. Şimdilik susup oturmak en mantıklısıydı. Kimsenin umurunda olmaması beni şaşırtıyordu. Ya da ben çok abartıyordum.
Söylenen pizzalar geldi. Yemeğimizi yerken benim aklım hala Hürkan'da kaldı. Bora'ya ara ara bakıyordum. Gün sonunda yine aynı senaryo oldu. Ömer ve Gizem ikilisi salonda kucak kucağa yata kaldılar. Bora'nı uyumuş olması gerekiyordu. Oturduğum yerden kalkıp telefonuma uzandım. Hürkan'ın numarası yoktu bende. Bu yüzden Bora'yı uyandırmalıydım. Yanına çömelip hafifçe dürttüm. Ama masum masum uyumakta olan Bora Bilgin'den gözümü alamıyordum. Nasıl neden? Tam o anda birden sıçrayan Bora sayesinde korkudan ödüm kopuyordu. "Yahu Bora! İyi misin ya gece gece." küçük bir kahkaha kopardı. Susmaya başladığında ise elini azına götürüp kıkırdamaya devam etti. "Hadi ama komikti." gülümsedim sadece, "Hadi gel sana yatak yapalım." diye devam ettim. Başıyla onayladı.
Hızlıca bir yatak hazırlayıp Bora'yı yatırdım. Sanki dersin annesiyim. Koşar adımlarla odama gittim. Kafamı yastığın içine gömdüm ve uykuya dalmak için dua ettim. Acaba Hürkan'a neler oluyordu. Neden sürekli ortadan kayboluyordu. Sanki bizden bir şeyler saklıyordu. Ama neden Bora ile eve geldi? Tüm gece ne yaptılar? Tüm bir gece. Düşünceler içinde uykuya daldım.
Sabah kendi banyoma gidip bakım rutinini abartılı bir şekilde yaptım. Duşa girdim. Yüz yıkama jelleri, maskeleri, serumlar, daha neler neler yaptım. Ama bir türlü düzeltemedim kendimi. Kendimi hazır hissettiğimde aşağıya indim. Ama Gizem yoktu. Banyoya girmiştir diye düşündüm. Mutfağa her yere baktım. Yoktu Gizem yoktu. Bora'nın odasına gittim. Kapıyı tıklatıp açtım. Bora kalkmıştı en az yarım saat önce, her şeyi bir kenara bırakıp alel acele yanına gittim. "Bora, Gizem'i bulamıyorum. Hürkan'da ev de yok." Bora anlamaz gözlerle baktı bana...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |