
Yanlış olduğunu bildiğin bir seçeneği işaretler miydin?
Hikâye duruyor.
Ekranda iki seçenek var.
İkisi de doğru değil.
İkisi de güvenli hiç değil.
Ama biri…
daha çok merak uyandırıyor.
Elin oraya gidiyor.
“Bir şey olmaz” diyorsun.
Ve seçiyorsun.
“Abimin Arkadaşı” tam burada sertleşiyor
Bu hikâye zaten rahat hissettirmiyor.
İnce bir rahatsızlıkla ilerliyor.
Bazı sahnelerde “burada durmalıyım” diyorsun ama devam ediyorsun.
Şimdi düşün:
Bütün bu anlarda kararı sen verseydin ne olurdu?
Bir bakışta geri çekilmek mi?
Yoksa o bakışı karşılıkla yakalamak mı?
Susmak mı?
Yoksa her şeyi daha da karıştıracak bir cümle kurmak mı?
İnteraktif olsaydı, bu artık sadece hikâye olmazdı
Bu bir deneyim olurdu.
Yanlış seçimin sonuçlarını görmek zorunda kalırdın.
Doğru sandığının neye yol açtığını izlerdin.
Ve en kötüsü şu olurdu:
Bazı seçimleri bilerek yapardın.
Sırf görmek için.
Sırf meraktan.
Sırf sınırı geçmek için.
Kendine dürüst ol
Böyle bir hikâye karşına çıksa…
Tek bir sonla yetinir miydin?
Yoksa “diğer seçenek neydi?” diye geri dönüp tekrar dener miydin?
Çoğu insan ikinciyi yapar.
Çünkü bu tür hikâyeler okunmaz.
Deneyimlenir.
Ve deneyimlenen bir şey,
sadece bakılan bir şeyden her zaman daha değerlidir.
Son soru (kaçmadan cevapla)
“Abimin Arkadaşı”
seçenekli, geri dönüşü olmayan kararları olan,
her seçimde biraz daha ileri giden bir hikâye olsaydı…
Sadece merak eder miydin?
Yoksa “bunu denemeliyim” mi derdin?
Eğer içinden bir an bile “denemek isterdim” geçtiyse,
zaten bu hikâye senin sınırına dokunuyor demektir.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 872.08k Okunma |
29.95k Oy |
0 Takip |
125 Bölümlü Kitap |