33. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 31.bölüm kan bağı

31.bölüm kan bağı

Slytherin queen
slytherinqueen

 

Gerginlikten kemiklerimin ağrıdığı nadir anlardan birindeydi draco ile ikimiz yan yana bu büyük masanın en baş koltuğunda yan yana oturmuştuk sandalye desen değil taht desen değil çok görkemli bir sandalyey di

 

Draco ile ikimiz şampanyadan birer yudum aldık

Gözüm lucen ve serenyaya takıldı yüzlerindeki ifade okadar çok ürkütücü ve bir yandanda güzeldi ki yüzlerinde ki o gurur ifadesini ifade etmek çok zordu masanın diğer baş ucunda draco'nun baba annesi elonor valerion duruyor yaşlı ama dik duruşlu sağlam dimdik duran bir kadındı

 

Çok sağlıklı ve dimdik duruyordu ve hala güzeldi saçları beyazlamıştı ama arada kahve saçlarda vardı

Herkes sessiz bir şekilde birbirine bakıyordu

 

Özellikle gözlerin benim üzerimde olduğunu hissediyordum

 

Burdan sağ çıkarsam sevinecektim nazara gelicektim valla

 

Draco hafifçe bana doğru eğildi, sesi kimseye çarpmayan o özel tonda fısıldadı:

“Rahat ol Afet… asıl gerilecek biri varsa o da benim.”

 

Dudaklarımla gülümsemeye çalıştım ama Draco’nun bile bu kadar kasıldığını hissedince içimdeki küçük alarm zilleri çalmaya başladı.

Harika… Valerion aile toplantısına hoş geldin Afet. Buradan sağ çıkarsan madalya takarlar.

 

masadaki herkes arara bişeeyler yudumluyor sessizce birbirlerime bakıyordu

 

"neden herkes bu kadar sessiz ? hadi ama bu kadar şasırmaya gerek yok " dedi draco gençlerden biri muhtemelen draconun kuzeniydi

 

"sen bizim yerimizde olda şaşırma kuzen altı yıldır yoksun"

 

"altı yokuz diye kanımızıda söküp atmadıkya ? herkesin bir hayat akışı var işte tiber " dedi draco

 

Birden sandalyesini çekme sesi duyuldu, kalbim zınk diye durdu.

Elonor Valerion herkese hükmeden o sert bakışlarıyla ayağa kalktı.

Salondaki kristal avizeler bile onun nefesini tutmasını izliyormuş gibi ışıldadı.

 

“Başlayalım,” dedi soğukkanlı, ama bir yandan da garip bir sıcaklık taşıyan bir ses tonuyla.

Yaşlı biri için fazla diri, fazla zeki, fazla… tehlikeliydi.

 

Oturduğumuz ana salon genişti; duvarlarda eski savaş tabloları, Valerion soyunun bin yıllık armasını taşıyan bronz işlemeler vardı.

Masada oturan herkes—Lucen, Serenya, Michael, halalar, amcalar—bakışlarını önce Draco’ya sonra bana kaydırıyordu.

 

Sanki ‘bakalım yeni Valerion gelini kimmiş’ oyunu oynuyorlardı.

 

Lucen çenesini hafif kaldırıp bana göz kırptı;

Serenya ise benimle gurur duyan ama biraz da ‘aman yanlış bir şey söyleme kızım’ modunda bakan bir yüz ifadesi takınmıştı

 

Tam nefes alacakken bir anda Draco’nun ailesinden biri amacası olduğunu düşünmüyordum konuştu

“maria,” dedi,

 

“seni sonunda görmek güzel. seni uzun zamandır duyuyoruz internette çok gördük”

 

berni görmüş ve duymuşlardı ne duymuşlardı

 

Ben cevap vermeye hazırlanırken genç cıvıl cıvıl bir kız atıldı

 

" merhaba maria ! seninle tanışmayı gerçekten çok bekliyordum merak ettim draconun kaprislerine triplerine ve egosuna nasıl dayanıyorsun ?"

 

Masada bir kahkaha dalgası yayıldı.

Draco gözlerini kapatıp dudaklarını sıktı. ve bana merakla baktı

 

Ben ise hiç beklemediğim kadar rahat bir tonla cevap verdim:

 

“Artık alıştım. Hem… birinin onu hizaya sokması gerekiyordu.” dedim

 

O an masada sessizlik oldu.

Sonra… Draco’nun annesi bir anda kahkahaya boğuldu. ve ardından öasadaki herkes güldü Lucen bile güldü.

Draco’nun yüzünde ‘beni rezil ettin ama sana aşığım’ bakışı vardı.

 

"uhuuu bak sen ya? acımasız kadın "

 

Elonor Valerion dudaklarının kenarını belli belirsiz kıvırdı.

Bu, tüm dünyayı fetheden bir komutandan gelen onay işaretiydi.

 

Ve toplantı resmen başlamıştı…

 

" valerion erkeklerinin onları hizaya sokacak birkadına ihtiyacı olduğu doğrudur ." dedi serenya gülerek ardından baba anneden ses geldi

 

"carlos valerionla evliyim birde bana sorun " dedi elonor ve masafaki herkes kahkaha attı

 

Gülüşmeler durduğunda elonor eline kadehini aldı ve kaldırdı

 

" Ozaman sevgili yeni gelinimiz için ufak bir tanışma faslı yapalım ki valerionların arasında kaybolmasın " dedi bana göz kırparak hepimiz güldük

 

Gözüme bişey takılmıştı draco babaannesine sevgi ile bakıyordu babaannnesini seviyordu belliydi

 

" Ben elonor valerion Carlos valerion eşiyim ve lucen valerion Marianne valerion cassian valerion aldric valerion ve vivienne valerion'nun annesiyim"

 

Hepimiz güldük

 

Ardından lucen eline şampanya kadehini aldı ve kaldırdı

 

" Ben lucen valerion" dediğinde hepimiz güldük baya güldüm draco elini yüzün götürüp gülüyor hatta nerdeyse kahkaha atıyorduk

 

"Bana öyle bakmayın bu merasim hoşuma gitti" dedi gülerek ve deavm etti

 

" Ben lucen valerion Serenya elserin valerion ile evliyim draco valerionnun babasıyım ve senin müstakbel kayın babanım sevgili gelinim aramıza hoşgeldin"

 

Hepimiz güldük serenyada kocasına uydu

 

" Ben Serenya elserin valerion lucen valerionun eşiyim draco'nun annesi senin. Müstakbel kayınvalidenim aramıza hoşgeldin" güldüm

 

"Hoşbuldum efendim "

Ardından elonorun yakınında oturan orta yaşlı kadın konuştu

 

" Ben Marianne valerion black Carlos valerion ve elonor valerionun kızlarıyım draco'nun ve diğer yiğenlerimin halasıyım . Ve eşim Adrian black " Dedi gülümseyerek

 

Ve az önce benimle konuşan adam konuştu

 

" Ben cassian valerion drcaonun amacasıyım ve eşim lysandra valerion"

 

" Ben aldric valerion draco'nun ikinci amcasıyım ve eşim helene valerion "

 

" Ben vivienne valerion draco'nun ikinci halasıyım valerion kardeşlerinin. En küçüğüm ve hayır benim eşim yok tekmeyi bastım ve tek başına hayatımı yaşıyorum"

 

en kücük hala öyle diyince masadaki herkes kahkahayı bastı

 

" Tebrik ederim efendim en güzelini yapmışsınız" dedim kendini zorla toparladımtan sonra

 

" Bu kızı çok sevdim ". Dedi ve sampayasına döndü

 

" Ben darian valerion Marianne valerionun oğluyum draco'nun kuzeniyim halasından " dedi samimiyetle

 

" Ben Selena valerion Marianne valerionun kızıyım " dedi gülümseyerek ve az önce koltuktan kovulan kuzene geldi sıra düşünelenin aksine iyi bir ifadeyle

 

" Ben Michael valerion cassian valerionun oğluyum draco'nun kuzeniyim "

 

"Ben renne valerion cassian valerionun kızıyım draco'nun kuzeniyim"

 

" Ben tiber valerion aldric valerionun oğluyum draco'nun kuzeniyim"

 

"Ben liana valerion aldric valerionun kızıyım draco'nun kuzeniyim "

 

" Ben casandara valerion vivienne valerionun kızıyım draco'nun ikinci halasından kuzeniyim bekar olanın" öyle diyince hepimiz güldük

 

" Hepinizle memnun oldum" dedim gülümseyerek

 

İlk baştaki gerginlikten eser kalmamıştı

 

" Bu sofrayı her defasında görmeyi çok seviyorum " dedi elonor

 

" Sevgili gelinimiz lütfen sessiz kalma sende tanıt kendi konuş lütfen" dedi büyük hala Marianne valerion

 

" Ah tabi ben Maria afet elserin draco'nun nişanlıyım yani başka şöyliyecek pek bişey yok " dedim gülümseyerek

 

" Ah lütfen daha detaylı anlat ! " Dedi casandara valerion

 

" Evet markan varmış değilmi magazinlerde gördük seni" dedi vivienne valerion

 

" Ah evet bir markam var giyim markam always stylish "

 

"Mağzan yok ama değilmi?" Dedi renne valerion

 

"Evet yönetmesi daha kolay olduğu için sadece onlinedı ama artık mağza açmayı düşünüyorum"

 

" Ah anladım valserin Aevara'na nasıl gidiyor mevzun olmana az kaldı değilmi ?" Dedi lioanna

 

"Evet işte son senemiz bitince herşey yoluna girecek " dedi draco

 

"Ah düğün ne zaman draco ?"dedi aldric

 

" Tam net tarih yok amca okul bitsin netleştireceğiz "

 

" Peki nişan? Gördük türkiyede küçük bir nişan yapmışsınız ama burda yapmayacakmısınız?" Dedi cassian

 

" Aslında o yaptığımızda nişandı ama herkes bir arada değildi o yüzden draco ile ben konuştum hani burdada bı tane yapıp bütün herkesin geleceği bir nişan yapalım dedik " dedim

 

" Evet öyle bişey düşündük" dedi draco gülümseyerek draco sessizce kulağıma eğildi

 

"Nasıl gidiyor?" Dedi ben fısıldayarak çaktırmadan

 

"İyiyim ama aşiret olduğunuzu bilmiyordum" dedim ikimiz dudaklarımızı birbirine bastırdık

 

" Ah evet kesinlikle yapın bence hatta burda yapalım artık bu ev sadece yıl bı kere kullanılıyor " dedi elonor

 

" Olur tabi " dedim gülümseyerek

 

Bu kısa nişanı burda yapalım

Konuşması bir sessizlik oluşturdu bu sessizlik rahatsız edici değildi; daha çok “hah, işte Valerion kararı” sessizliğiydi.

 

Lucen kadehini masaya bıraktı.

“Annem bir şeyi kafasına koyduysa,” dedi sakin ama net bir sesle,

“o artık olmuş demektir.”

 

Serenya başını onaylar şekilde salladı.

“Ben de aynı fikirdeyim. Hem herkes burada olur, hem de maria için daha az yorucu olur.”

 

Daha az yorucu…

Valerion ailesi için bu cümle bayağı iddialıydı ama niyet güzeldi.

 

Marianne Valerion hafifçe bana döndü.

“Gelin olmak kolay değil,” dedi yumuşak bir sesle.

“Ama doğru adamla zor şeyler bile katlanılır oluyor.”

 

Draco’ya baktım.

O da bana baktı.

O bakış… ‘ben buradayım’ bakışıydı.

 

Vivienne bacak bacak üstüne attı, keyfi yerindeydi.

“Ben tek şart koyuyorum,” dedi.

“Bu nişanda klasik müzik olacak. Ama sıkıcı olanlardan değil. Biraz ruhu olanlardan.”

 

“Tabii,” dedim hemen.

“Valerionlar ruhsuz bir şey yapmaz zaten.”

 

Masada hafif bir mırıltı yükseldi.

Elonor bu cümleden memnun kalmıştı, yüzünden belliydi.

 

Cassian Draco’ya döndü.

“Altı yıl ortadan kaybolup,” dedi kaşlarını kaldırarak,

“sonra böyle bir gelinle gelmek…

İtiraf ediyorum yeğen, iyi iş çıkarmışsın.”

 

Draco omuz silkti.

“Ben hep iyiyim amca. Sadece bazen sessizim.”

 

Tiber homurdandı.

“Sessiz dediğin… altı yıl.”

 

“Bak,” dedim araya girerek, gülümseyerek,

“onu sonra kavga konusu yaparsınız. Şimdi beni sevmeye devam edin.”

 

Masada kahkaha tekrar yükseldi.

 

Elonor tekrar kadehini kaldırdı.

“Öyleyse,” dedi net bir sesle,

“bu masada bir karar alındı.

Valerion ailesi, Maria Afet Elserin’i resmen kabul etmiştir.”

 

Kalbim bir an durdu sandım.

 

Draco’nun eli masanın altında elimi buldu.

Sıktı.

Buradayız.

 

Ve ben o an anladım…

Bu sadece bir aile toplantısı değildi.

Bu, bir krallığa resmen girişti.

 

"Biz bu masada ki kişiler ne olursa olsun Maria birbirbizi koruruz ... Ve sende artık bu ailenin bir parçasısın "

 

"Teşekkür ederim efendim... Artık sizde benim ailemsiniz..."

 

Masada duygusal bir sessizlik oldu bu lafımdan herkes memnun olmuştu dracoya döndüm ve onu bana bakan o güzel masmavi gözleri ile karşılaştım

 

Bana teşekkür eder gibi ve sana aşığım der gibi bir duygu vardı

 

" Ailende gelirmi ? " Dedi vivienne

 

"Ah tabiki kesin gelirler "

 

"Bu güzel böyle bir törende bütün aile üyeleri bir arada olmalı" dedi elonor

 

" Haklısınız" içimd ne dua ettim umarım gelirler o büyük kavgadan sonra bir kaç kez konuşmuştuk yarım yamalak

 

" Bak ne dicem nişandan sonra gençlerle bitte parti tarzı bir kutlama yapalımmı şöyle gençler geliceği" dedi lionna

 

"Gençler derken ? Biz istemiyormuyuz?" Dedi aldric

 

"Aman bana siz sevmezsiniz öyle şeyleri?"

 

"Kim demiş? Öyle bir parti olacaksa orda eğlenmek benimde hakkım!" Dedi elonor

Hepimiz kahkaha attık

 

" Kesinlikle! Onur konuğumuz olursunuz!" Dedim gülerek

 

" Babaanne hala eskisi gibisin " dedi draco

 

" Sevgili torunum biz sizden öncede gördük böyle şeyleri valserin Aevara'da neler neler yaptık bakmayın yaşlandığımıza

Dünya kanunu " "Sen hala gençsin anne" dedi lucen

 

"Evet bedenen yaşım ilerlemiş olabilir ama ruhum hala yirmilerimde çocuklarım" hepimiz kahkaha attık

 

" Önemli olan insanın kaç yaşında olduğu değil kaç hissettiğidir on sekiz yaşında olupta seksen yaşında hissedende var seksen olsupta on sekiz hissedende "

 

" Çok doğru söyledin tatlım "

 

Elonor’un sözleri masanın üzerinde asılı kaldı.

Bu, konuşulacak bir cümle değildi; kabul edilecek bir gerçekti.

 

Marianne valerion samimi bir ses tonu ile konuştu

 

“Ruh genç kaldığı sürece,” dedi,

“Valerion olmak sadece bir soy meselesi değildir.

Birbirinin arkasında durmaktır.”

 

Bakışlarını bana çevirdi.

İlk defa gerçekten baktığını hissettim.

 

“Maria,” dedi,

“Bu masada oturmak cesaret ister.

Ama burada kalmak… sadakat ister.

Bunu taşıyabileceğini görüyorum.”

 

Boğazım düğümlendi ama başımı dik tuttum.

Valerion masasında gözyaşı dökülmezdi.

Gülümsemek daha asil bir cevaptı.

 

“Taşıyorum,” dedim net bir sesle.

“Ve bırakmaya da niyetim yok.”

 

Draco’nun eli elimde biraz daha sıkılaştı.

Bu bir ‘aferin’ değildi.

Bu bir yanındayımdı. Draco dudaklarının arasın belli etmeden çok kısık bir sesle

 

" Sen harikasın..." Dedi sesinde hayranlık vardı

 

"Sende..." Ara ara sohbet ederken yemek yemeğe başladık efsanivi yemekler vardı hepsi birbirinden mükemmeldi aşırı derecede bu geceden keyif alıyordum her şey düşündüğümden mükkemmel gidiyordu

Yemek birinci elimizde kokteylerle bir oturma alanına geçtik sohbet güzel ilerliyordu

Siyaset şirket iş sanat müzik arada bizim ilişkimiz konular dönüp duruyordu köşede bir konsolun üstünde plaklar ve grofomon vardı

 

" Konuşurken biraz kalasik dinlemeye varmıyız?" Dedi Selena

 

Vivienne anında ayağa kalktı. “Sonunda zevkli bir teklif,” dedi. “Kokteyl + doğru plak = aile içi barış.”

 

Gramofonun başına geçti. Parmakları plaklar arasında gezindi; isimleri okurken yüzünde tanıdık bir gurur vardı. “Bach fazla ciddi… Beethoven bu gece fazla dramatik… ah,” dedi durup, “Chopin. Her zaman işe yarar.”

 

Plak yerine yerleşirken odanın ışıkları biraz daha yumuşaklaştı. İlk notalar salona yayıldığında konuşmalar kendiliğinden kısıldı. Bu müzik susmayı zorlayan cinsten değildi; aksine, sessizliği keyifli kılıyordu.

Klasik müzik gerçekten çok iyidi

 

Cassian koltuğuna yaslandı. Sohbete devam ediyordu

 

“Şirketler böyle yönetilmeli aslında,” dedi.

 

“Bağırarak değil, doğru ritmi yakalayarak.”

 

Lucen başını salladı.

 

“Ve sabırla. Her şey hemen büyümez. Bazı şeyler… zaman ister.” dedi sesinde biraz ima vardı sanki

 

Bu söz bana mıydı, Draco’ya mıydı bilmiyordum. Ama Draco’nun bakışı yine bana kaydı. Bu sefer daha yumuşaktı.

 

Marianne elindeki kadehi hafifçe döndürdü.

 

“Maria,” dedi,

 

“Markanı merak ediyorum. Sadece ticari olarak değil… fikrini.”

 

“Benim için moda,” dedim, “gösteriş değil. Bir kadının kendini güvende hissetmesi. Bazen güçlü, bazen kırılgan ama her zaman kendi.”

 

Vivienne gülümsedi. “Valerion gelini konuştu,” dedi keyifle. “Bunu sevdim.”

 

Aldric hafifçe kaşlarını kaldırdı. “Draco,” dedi, “senin yanında durabilecek biri olması gerekiyordu. Sanırım… bulmuşsun.”

 

Draco omuz silkti ama gülümsemesini saklayamadı. “Ben de aynı fikirdeyim,” dedi. “Ve nadiren bu kadar net olurum.”

 

Müzik yükseldi. Ateşin çıtırtısı, kadehlerin hafif tınısı, alçak sesli sohbetler… Her şey yerli yerindeydi.

 

Ben o an fark ettim: Kimse beni sınamıyordu artık. Beni dinliyorlardı.

 

Draco kulağıma eğildi. “Bak,” dedi fısıldayarak, “normal bir aile toplantısı gibi davranıyorlar. Bu Valerionlar için büyük bir şey.”

 

“Fark ettim,” dedim gülümseyerek. “Biraz korkutucu ama… güzel.”

 

“Alışırsın,” dedi. “Biz garip ama sadığız.”

 

Gramofondan yükselen müzikle birlikte gece yavaşladı. Sanki zaman bile bu salonda acele etmek istemiyordu.

 

Ve ben şunu biliyordum: Bu akşam sadece kabul edilmedim. Kök salmaya başladım. Plaktan çalan müzik hafif sohbet gülüşler elimizde kadehler gerçektem çok iyiydi gerçekten iyi hissediyordum draco kullağıma doğru eğildi

 

" iyi misin afetim? "

 

"İyiyim"

 

"Eminmisin?"

 

"Evet gerçekten tuhaf bir şekilde çok iyi ve huzurlu hissediyorum"

 

Gülümsedi

 

"Bende..."

 

Plaktan yükselen müzik fonda akarken sohbet yavaş yavaş Draco’nun tarafına kaydı.

Bu geçiş öyle ani olmadı; Valerion usulüydü.

Önce sessizlik…

Sonra masum bir cümle.

 

Cassian kadehini hafifçe kaldırdı. “Şimdi,” dedi düşünceli bir ifadeyle, “şirketler, miraslar, yatırımlar konuşuluyor ama masada bir kişi var ki…”

 

Durdu.

Herkes Draco’ya baktı.

 

“…hiçbirine dahil değil.”

 

Draco kaşlarını kaldırdı, gülümsedi.

 

“Amca, beni yine sürgüne mi yolluyorsun?”

 

Aldric kahkahayla araya girdi.

 

“tesüf ederim . Sadece tespit yapıyoruz.”

 

"Aynen kuzen evin gıcığı ve asisin kabul et" dedi Michael

 

" Hadi ama benimle derdiniz ne ?"

 

“Valerion soyunda asker olan tek kişi sensin.” dedi darian

 

Vivienne parmağını salladı. “Dedeniz gibi olan tek Valerion da.”

 

Selena ekledi:

 

“Aile mirasını reddeden…”

 

Michael devamını getirdi: “Şirkette çalışmayan…”

 

Tiber bardağını masaya bıraktı. “Ve yine de en çok konuşulan Valerion.”

 

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra Draco geriye yaslandı, kollarını iki yana açtı.

 

Marianne hafifçe başını salladı. “Biliyorsun,”

 

dedi sakin ama net bir sesle,

 

“her ailede bir tane vardır.”

 

“Ne?” dedi Draco.

 

“Kara koyun mu?”

 

“Yok,” dedi Serenya hemen.

“Kara koyun başka.” “Sen…”

bir an durdu, kelimeyi seçti

“…aykırı ot gibisin.”

 

Herkes güldü. Kahkaha attı ben bile baya gülmüştüm dracoda gülmüştü

 

“Aynı toprakta büyüyüp,” diye devam etti Serenya,

 

“hiç kimseye benzemeyen.”

 

Lucen oğluna baktı.

Bakışı gururluydu.

 

“Aynı bahçede yetişip,” dedi, “kendi yolunu bulan.”

 

Draco omuz silkti.

 

“Ne yapayım,” dedi.

 

“Toprağı sevdim ama çitleri sevmedim.”

 

Ben dayanamayıp araya girdim. “Bence aylık ot falan değil,” dedim. “Wild card.”

 

“Ne yapacağı belli olmayan ama oyunu kazandıran.”

 

Elonor Valerion hafifçe gülümsedi. Bu, onun için büyük bir jestti.

 

“Valerion mirası,” dedi yavaşça, “sadece şirket değildir.”

 

“Bazen bir aileye en büyük miras…” bakışlarını Draco’ya çevirdi

 

“…onu koruyacak bir evlattır.”

 

O an Draco’nun gülüşü bir an durdu.

Ama hemen toparladı.

 

“Bakın,” dedi hafif alaycı ama net bir sesle,

 

“ben aile mirasını reddetmedim Sadece kendiminkini inşa ettim.”

 

Cassian başını salladı.

 

“Ve bu da seni bizden ayırmıyor.”

 

“Tam tersine…”

 

Aldric ekledi: “Seni Valerion yapan şey de bu zaten.”

 

Draco bana baktı.

Sonra masaya.

 

“Evet,” dedi,

 

“ben askerim. Evet, şirket yönetmiyorum. Evet, masaya dosya değil hikâye getiriyorum.”

 

Sonra gülümsedi.

 

“Ama şu masada hâlâ buradaysam…”

 

“demek ki doğruyoldayım.”

 

Ben elini sıktım.

Masada kimse konuşmadı ama herkes aynı şeyi düşündü:

 

Bu adam aileden kaçmamıştı.

Aileyi başka bir yerden temsil ediyordu.

 

Ve ben o an şunu hissettim:

Draco Valerion, bu ailenin aykırı otu değil…

 

Kökü en derine gideniydi.

Sohbet devam ederken konunlar değişime uğruyor saat ilerliyordu

 

" Maria merak ettim bişey soracağım" dedi renne

 

" Sor tabi"

 

"Umarım yalnış anlamazsın ama..."

 

"Ah lütfen sor " dedim elimle boşver işareti yaparak

 

" Draco ile tanışmanızı biraz anlatsana ve yaşadığın olaylardan biraz bahsedebilirmisin?..."

 

"Ha şu yangını falan diyorsun?"

 

" Evet... Yani biz merak ettik "

 

"Ah tabi sorun yok kısaca özet geçeyim şimdi gerçekten böyle anlatınca çok tuhaf geliyor yıllar öncesindeki cahiliye döneminde gibi sanki biz doğmadan nişanlandık birbirimizide ben valserine yirmi yaşında gidene kadar hiç görmedik ben biliyorsunuz ama salona girdim ben kürsüye doğru yürürken başta dracoyu görmedim o beni görmüş tabi arkadaşlarımızla oturuyordu işte baş magistar beni tanıttı filan tabi insanların fısıldaşmaları salonu yıkıyordu "

 

Nefes aldım ve devam ettim herkes dikkatle beni dinliyordu

Ve bu özgüven vermişti

 

" Arkadaşlarım bana el salladı ve bende onlara doğru gittim tabi yürürken birini fark ettim arkadaşlarımın yanında oturan daha önce hiç görmediğim Sarışın mavi gözlü şık giyimli ve bana meraklı gözlerle bakan birini gördüm... O dracoydu onu gördüğümde onun nişanlım olduğunu anladım çünkü arkadaşlarım arasında tanımadığım tek kişi oydu ve arkadaşlarımın altığı gibi Sarışın mavi gözlüydü çekinerek oraya gittim benimkiler beni oturmadan ayak üstü sohbette tuttular "

 

" Eee sonra ?" Dedi merakla cassandra

 

" Sonra o an ilk defa konuştu dedi kızı ayakta tuttunuz bırakın otursun o an ilk defa göz göze geldik bana yer açtılar bende oturdum dedim merhaba ben Maria afet elserin oda merhaba ben draco elserin valerion ikimiz doğrulup el şıkıştık ama o an garip bir şekilde elektrik çarptı "

 

" Ne elektrik mi?" Dedi lianna

 

"O ne be ?!" Dedi Michael

 

"Bu bilimsel bişey daha önce bir iki kere yaşadım işte enerji birikmesinden falan oluyor yada bilmiyorum işte üşendiğimden öyle araştırma yapmadım" hepimiz gülümsedik draco beni belimden tutup kendine çekti

 

"Bilim milim fasa fiso benim ilk görüşte aşkından oldu o " hepimmiz güldük

 

Ben istek üzerine başıma gelen olayları anlattım şaşırdılar geçmiş olsun dilediler falan klasik şeyler ve saat iyice geç oldu

 

Saat ilerledikçe sohbetler doğal bir yorgunluğa evrildi.

Kadehler azaldı, sesler yumuşadı.

Gramofondaki plak son notasını verirken iğne hafifçe tısladı.

 

Elonor derin bir nefes verdi ve ayağa kalktı

Bu hareketle birlikte salonda otomatik bir sessizlik oluştu.

 

“Bu kadarı yeter,” dedi.

“Valerion toplantıları ya kavga ile biter ya da bağla.

Bu gece… bağla bitti.”

 

Lucen de ayağa kalktı.

“Yarın herkesin hayatı devam ediyor,” dedi.

“Gençler için uzun bir gündü.”

 

Vivienne iç çekti.

“Ah… tam eğleniyorduk.”

 

“Eğlence bitti demedim,” dedi Elonor, göz kırparak.

“Sadece büyüklerin zamanı doldu.”

 

Bu cümleyle herkes mesajı aldı.

 

Kuzenler yavaş yavaş ayağa kalktı, sarılmalar oldu.

Bazıları beni tekrar öptü, bazıları Draco’nun omzuna vurdu.

“Altı yıl sonra böyle dönülür,” diyenler oldu. Herşey kusursuzdu

 

Michael Draco’ya eğildi.

“Bak,” dedi alçak sesle,

“sen masadan kalktığında bile masayı temsil ediyorsun.

Bunu unutma.”

 

Draco sadece başını salladı.

 

İkisinin yaşadığı gerginliğe rağmen böyle olmaları tuhaftı kim bilir belki kuzeni göründüğü kadar kötü değildi sevgili için bişey diyemeyeceğim

 

Lucen ve Serenya en son yanımıza geldi.

Serenya benim ellerimi tuttu. Merakla ona baktım

 

“Bugün çok iyiydin,” dedi net bir sesle.

“Valerion masasında kendin oldun.Bu kolay değildir.”

 

Haklıydı onun öyle demesi bana. İyi hissettirmişti doğru söylemisti kolay değildi...

 

Lucen de Draco’ya baktı.

“Ben seninle gurur duyuyorum,” dedi.

Kısa. Net. Fazlası yok.

 

Bu, Lucen Valerion’dan çıkabilecek en büyük duygusal cümleydi. Draco'nun gözlerinden bir prıltı geçti şaşkınlıkla ve sevgiyle ve mutlulukla karışık bir prıltı onu mutlu görmek benimde mutlu ediyordu

 

Gece sona ererken salon yavaş yavaş boşaldı.

Işıklar kısıldı.

Gramofon sustu.

Valerion Malikânesi yeniden o ağır, asil sessizliğine döndü. Ve o yalnızlığa gömüldü

 

Bir kaç saat öncesine kadar kahkahalar sesler gülüşlerle ve sohbetlerle dolan ev şimdi adeta terk ediliyordu...

 

Draco ile yan yana merdivenlere doğru yürürken elimi tuttu. Bende elini tuttum

 

“Biliyor musun,” dedi, merakla ona döndüm oda bana bakıp devam etti

 

“bugün seni sadece aileme değil… geçmişime de soktum.”

 

Başımı omzuna yasladım.

 

“Belli,” dedim.

“Ve hâlâ ayaktayım.”

 

Gülümsedi.

“Valerion onayından sağ çıkan herkes ayakta kalır.”

 

O an anladım:

Bu gece bir toplantı değildi.

Bu, 31. bölümün eşiğiydi.

 

" Peki ya bu onaydan gecemeseydim?" Dedim imalı ve bir bakış ve gülüşle

 

" Cidden bunu soruyormusun?"

 

"Evet yani ya valerionlar b bı sevmeseydi?" Gülümsedi

 

" Sen yinede benim karım olurdun annemle babam istemese bile " gülümsedim

 

" Şaka yapıyorum böyle olduğu için bende mutluyum ailenle Aran bozulsun istemem tabiki"

 

" Biliyorum afetim "

 

Koca ihtişamlı evin çıkışına geldik çalışanlar arabayı kapıya çekti ve hepimiz tek tek arabalarımıza bindik

 

Arabanın kapısı sessizce kapandığında malikânenin ihtişamı arkamızda kaldı.

Kapı ağırdı ama kapanışı yumuşaktı.

Tıpkı bu gecenin kendisi gibi.

 

Draco ellerini direksiyona koydu ve derin bir nefes verdi sonra arabayı çalıştır

 

Motor çalıştığında draco anlık etrafa baktı gözlerine anlık bir hüzün çöktü ona baktım yorulmuştu

 

Ceketini çıkarmıştı.Gömleğinin kolları sıvalıydı; bu hâli daha az Valerion, daha çok asker Dracoydu. Bazen onun bir asker olduğunu anlamak zor oluyordu

 

Yol boyunca ilk birkaç dakika konuşmadık.

Bu bir sessizlikti ama rahatsız edici değil…

Toplantı sonrası sessizliği.

İnsan ruhunun toparlanma anı.

 

Camdan dışarı baktım.

Işıklar akıyordu.

Gece Paris gibi… ama Valerion ağırlığında.

 

“Biliyor musun,” dedi bir süre sonra, gözlerini yoldan ayırmadan,

“onlar sana sataşırken aslında bana bakıyorlardı.”

Gülümsedim.

“Fark ettim.”

 

“Beni hâlâ çözemiyorlar,” dedi omuz silkerek. Gözleri bana döndü devam etti

 

“Dedem gibi olduğumu sanıyorlar ama beni tanımıyorlar ”

 

Başımı ona çevirdim.

“Ve bu yüzden sana saygı duyuyorlar.”

 

Kısa bir kahkaha attı.

“Saygı mı? Bana aylık otu dediler az önce.”

 

“Hayır,” dedim ciddiyetle.

 

“Aylık otu değil…

sen onların kontrol edemediği tek Valerionsun.”

 

Bu cümleyle bana bir bakış attı anlamlı kısa bir bakış

 

“Asker olmak,” dedi sonra, sesi biraz daha alçalarak,

“ailenin mirasını reddetmek demek.Kendi mirasını kanla, terle yazmak demek.”

 

Elimi yavaşça vitesin yanına koydum.

Parmaklarımız birbirine değdi.

 

“Ve ben,” dedim,

“tam da bu yüzden buradayım.”

 

" Sen... Senin burada olman nekadar degerli afetin bilemezsin" gülümsedim

 

" Bilmemmi? Seninde benimle olman çok değerli yanımdaki duruşun bilemezsin"

 

" Sen benim yanımdasın bende senin" dedi elimi tutup öptü

 

" Babaanneni seviyorsun galiba değilmi?" Gülümsedi

 

"Evet yani seviyorum anaannemide öyl onlar annem ve babamdan çok farklılar "

 

"Anladım..."

 

Bir ışıkta durduk. O an ikimizde nefes aldık şehir nefes aldı

O an başını bana doğru hafifçe eğdi.

 

“Bugün,” dedi,

“Valerionlar seni kabul etti.

Ama ben… seni çok daha önce seçmiştim.”

 

Kalbim bir an için gerçekten sustu.

Sonra tekrar attı.

 

“Biliyorum,” dedim yumuşakça.

“Ve bu… her şeyden ağır.”

 

" Ağır...?"

 

"Yani ımm nasıl anlatsam bilemedim ki iyi manada ağır yani"

 

"Kafam biraz karıştı ama anladım galiba..." Güldüm

 

"Bazen anlaşılması zor Bi insan olabiliyorum tabi..."

 

" Benim için değil " dedi göz kırparak yolumuz devam ederken konuşmaya devam ettik

 

" Yalnız kuzenin Micheal ile yaşadığın şeyden sonra onun iyi davranması şaşırtıcı"

 

"Evet yani bende şaşırdım ama onu anlıyorum ki bence onu o koltuğa oturtan kendi isteği değil babasıydı yani amcam biraz onlarla aramız mükkemmel değil anlarsınya "

 

" Anladım klasik baba tarafı işte"

 

" Senin baba tarafı ile aran kötü galiba "

 

"Çok değil ya bı dedem ve bi babaannem var okadar"

 

"Hmm anladım"

 

"Yalnız bence kuzenini o koltuğa oturtan sadece baban değil sevgiliside etkili bence "

 

"Doğru aslında o kız bı tuhaftı sanki"

 

"Evet o kızda onunla güç için evlenen bir tip var "

 

"Ah mağlesef evet "

 

"Şuan onu doldurup kavga ettiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam " güldü

 

" Kadın iç güdüsü... İnanırım"

 

"Aynen valla ben bişeyden şüpheleniyorsam orda bişey vardır "

 

"Katılıyorum "

 

"Ama herşey bı yanan çok iyi geçti dimi?"

 

"Ah evet babaannem seni çok sevdi ha "

 

"Bende beni sevdiğini hissettim"

 

"Seni sevmeyen insan yokki sen sevmeyen insan kötüdür seni kıskanıyordur "

 

"Galiba haklısın" dedim gülerek oda güldü o şekilde konuşarak eve gittik dördümüz aynı anda arabalardan indik ve eve girdik serenya kendini koltuğa bıraktı hemen lucende öyle bizde oturduk salona bı süre sonra konuşmaya başladık

 

Serenya kendini koltuğa yasladı derin bir nefes verdi.

“Ben yaşlandım,” dedi dramatik bir sesle.

 

“Bir Valerion gecesi daha kaldıramam.” diyede devam etti

 

Lucen ceketini çıkarıp koltuğun arkasına astı. O da oturdu.

 

“Yaşlanmadın,” dedi sakin bir tonla.

 

“Sadece sosyal bataryan bitti.” bazen lucen konuşurken draco konuşuyormuş gibi geliyordu ve bu tüylerimi ürpertiyordu

 

Draco ile ikimiz yan yana diğer karşı koltukta oturuyorduk Ev sessizdi ama sıcak bir sessizlikti. Malikânenin aksine… burada duvarlar insan dinliyordu.

 

Bir süre kimse konuşmadı.

 

Sonra Draco sanki aklına yeni gelmiş gibi, gayet gündelik bir sesle konuştu:

 

“Bu arada…” dedi herkes hepimiz ona baktık

 

kısa bir duraksama

 

“yarın okula geri dönüyoruz. hem derslerde başladı artık gitmek gerek"

 

Cümle salona düştü.

Ve…

patladı.

 

hepimiz şaşkınlıkla dikeldik

 

Serenya doğruldu.

“Ne demek geri dönüyoruz?”

 

Lucen kaşlarını çattı.

“Yarın mı?”

 

Ben Draco’ya döndüm.

 

“Gidiyor muyuz?”

 

Draco bana baktı, o tanıdık komutan bakışı geldi yüzüne.

 

“Okul açıldı. Dersler başladı. Sen zaten geri kaldın Afet.”

 

Serenya hemen araya girdi.

 

“Bir iki günden ne olacak? hem son seneniz çalışır kapatırsınız ”

 

"evet son senemiz oyüzden dikkat etmemiz lazım ya"

 

Lucen seremyaya destekledi

 

“Film gecesi yapacaktık. Söz vermiştik.”

 

“Evet!” dedi Serenya.

 

“Patlamış mısır, eski filmler… Valerion travmasından arınma seansı.”

 

"hadi ama oğlum altı yıl oldu bir kaç gün kalamazmısın ...?"

 

"anne iş ve okul keyfi bişey değil zaten çok birikti herşey "

 

Ben fırsatı kaçırmadım.

 

“Zaten geri kaldık,” dedim masum bir ifadeyle.

 

“Bir iki gün daha kalsak kimse ölmez.”

 

Draco derin bir nefes aldı.

Tavana baktı.

Sonra Lucen’e.

Sonra Serenya’ya.

En son bana…

 

“Bu bir ittifak mı?” dedi.

 

Serenya gülümsedi.

“Hayır,” dedi. elini oğlunun eline koydu

 

“Bu bir aile baskısı.”

 

Lucen omuz silkti.

 

“Demokrasi.”

 

"hadi draco bence bu iyibi fikir "

 

Draco gözlerini kapattı.

Bir saniye.

İki saniye.

 

Sonra pes eden ama bunu asla açıkça söylemeyen o tonla konuştu:

 

“Tamam,” dedi.

“Kalıyoruz.”

 

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra Serenya sevinçle ayağa fırladı. ve oğluna sarıldı dracoda ona sarıldı ardından ayrıldılar

 

“Yaşasın!” dedi serenya

 

Lucen hafifçe gülümsedi.

“İyi karar.”

 

ikiside geri oturdu

 

Ben Draco’nun elini sıktım.

“Kahramanım,” dedim fısıltıyla.

 

Bana baktı, gözlerinde o tanıdık ifade vardı.

 

“Bunu sana yazacağım,” dedi.

“Komutan notlarına.”

 

anlaşılan küçük bir hesaplaşma olucaktı

 

Saat ilerlemişti. Yorgunluk nihayet galip geldi.

Herkes birer birer ayağa kalktı.

 

“İyi geceler,” dedi Lucen.

 

“Yarın geç kalkabilirsiniz.”

Serenya bana sarıldı.

“iyi geceler çocuklar Burada güvendesiniz,” dedi.

“Unutmayı .” dedi ve göz kırptı

 

"iyi geceler" dedim

 

"iyi geceler anne baba " dedi draco

 

Draco’yla birlikte merdivenlere yöneldik.

Ev sessizdi. Ama yalnız değildi. yukarı çıktık nedense bu evde duvarların gerçekten kulağı varmışta bizi dinliyormuş gibi kafamı sallayıp odaya geçtik

 

Kapı kapanırken şunu düşündüm:

Bu gece sadece kalmadık.

 

Biraz daha…

ait olduk.

 

garip bir şekilde burda olmak hoşuma gidiyordu oflayıp motumu küçük koltuğa attım

 

ardından draco bana yaklaştı beni belimden tutup kedine çekti

 

" hey!" dedim gülerek

 

"sen benim lafımı ikiletirsin ha?"

 

"opss öhöm şey..." iki eliyle belimi sıkıca tuttu

 

"demek sen başkalarıyla birlikte olup beni ikna edersin ha?"

 

" kötümü oldu ama aşkımm" dedi bebek gibi kahkaha attı

 

"haha sana yalandan bile kızamıyorum"

 

"öylemiii?"

 

"öyle öyle ama..."

 

"ama...?"

 

"bu sana ceza vermeyeceğim anlamına gelmiyor "

 

" ay şey ben gideyim"

 

"yok yok gitmek" demesiyle beni öpmesi bir oldu anlık donduğumda o beni öpmeye devam ediyordu ellerimi ensesine götürüp ona karşılık verdim dudrduğunda dudakları yanağıma kaydı ve yanağımdan öptü ve yüzünü çekti

 

o böyle yapınca başım dönüyordu

 

"bütün gün bu an için bekledim"

 

"uhuu öyle demek?"

 

"evet okadar güzelsinki ve okadar zeki okadar çekici akıllı tanrım bir insanın m

kusurları bile büyüleyici olabilir mi?"

 

"bak ya, kusurlarım var yani?" gözlerini açıp bana yok artık der gibi bakt

 

"ya bak şimdi." kahkaha attım

 

" korma şaka şaka " güldü sen iflah olmazsın der gibi baktı

 

"sen çok fenasın " güldüm

 

"evet, neyse ben en çok nefret ettiğim kısmı yapmaya gidiyorum "

 

"neymiş o?"

 

"makyajımı temizleme kısmı" güldü

 

"temizlemesende olmaz tabi..."

 

"evet olmaz "

 

"neyse bende yıkyacağım zaten " ikimiz üstümüzü çıkardık pijamalar giyindik ve yüzümüzü yıkadık gerçekten yüzümü yıkayıp makyajımı temizleyince bir rahatlama gelmişti

 

yatağa geçtik yoganı üstümüze çekip sırt üstü uzandık draco kolarını başını arasında buluşturdu ve gözlerini tavana dikti bende aynı şekilde baktım

 

"yorucu ama güzel bir gündü" dedim

 

"evet öyledi"

 

"draco"

 

"efendim yavrun?"

 

"ben kalalım dedimde içime dert oldu şidi sende istiyodun değilmi? yani bişey olmadı ?" gülümsedi

 

"niye içine dert oldu yavrum? ben istemexiğim yerde kalmam biliyosun anlık bi gidelim diye düşündüm öylede söyledim hem bizimkiler de ne tepki vericek onu merak ettim"

 

"hımm iyi ozaman istemediğin bişeyzorlamak istemem "

 

"beni zorlamadın merak etme bende birazdaha kalmak istedim"

 

"tamam ozaman sorun yok"

 

"evet yok hemde hiç yok aksine iyi şeyler var"

 

"iyi ozaman gerçekten baya iyi"

 

"ama gittiğimizde iyi şeyler olmaya bilir..."

 

"neden?"

 

"gittiğimiz yoğun olacağız ve senin yarışta geçirdiğim araba kazasından başlayıp bir çok şeyi araştıracağız benim doğumum dahil "

 

"anladım..."

 

"üzülme herşey yolunda tamammı?"

 

"tamam peki..." beni kendine çekip sarıldı

 

"beraber herşeyin üstesinden gelicez afetim"

 

"biliyorum yıldızım" dedim ve onun kollarında gözlerimi yumdum

 

"seni seviyorum afetim" dedi

 

"ne kadar?" dedim herzamanki gibi

 

"Soykırım çıkaracak kadar afetim " dedi oda herzamanki gibi

 

" bende seni seviyorum" dedim

 

"ne kadar ?" dedi benim gibi

 

"Soykırım çıkaracak kadar yıldızım " dedim onun gibi saçlarımın arasına başımı söndüren bir öpücük bıraktı

 

"iyi geceler afetim"

 

"iyi geceler yıldızım"

 

ikimizde gözlerimizi kapattık ve birbiririmiz kollarında uykuya kendimizi bıraktık

 

artık geceler bizim için sessizce acı çektiğimiz uyuyamadığımız kabusların bizi boğduğu zamanlar değil huzurla gözlerimizi yumduğumuz sevgiyi hissetiğimiz hayallerimizin rüyalarımızı süslediği zamanlar olmuştu...

 

🔥🌊

 

sabah gözümü yorgulukla yarım yamalak açtım yüz üstü yatmış yüzümü yastığa gömmüştüm ama tabiki draconun eli belimde sıkı sıkı sarmıştı sanki gitmeye çalışıyorumda beni tuyormuş gibiydi, bayılmış yada yatıştırıcı yapılmış gibiydim sanırım akşam içkiyi fazla kaçırmıştık zorlukla dayak yemiş gibi hissederken yüzümden saçlarımı çekip baş ucumuzdaki saate baktım saat 12:30 gösyeriyordu tanrım dracoyo doğru döndüm oda bayılmış gibi uyuyordu

 

elimle ona dokundum dürttüm

 

" draco... draco..." gözleri kapalı bir şekilde

 

"hıı" dedi

 

"hıı lama bana kalk saat bire geliyor" eliyle yüzünü avuşturup kafasını kaldırdı ve geri koydu

 

"haha tamam" tekrardan kolundan tutmaya başladım onu kolundan dürterken büyük kasları elime geldiğinde istemsizce etkilen ve nekadar güzel kasları olduğunu düşünüp sırıttım

 

"draco kalk öğlen olmuş " gözleirni açtık zorlukla

 

" tamam tamam kalktım" esnedi ve bana baktı

 

"günaydın velerion " dedim güldü

 

"günaydın velerion " dedicgülümsedim ve yanağına bir öpücük bıraktım

sırıttı

 

"sen sanırım benim sabah sabah aklımı yiyeceksin " dedi

 

"sen benimkini yedin bile " dedim

 

"ne yaptım ki?"

 

" seni dürterken kasların elime geldi maşallah evucumdan taşıyorlar" dedim içim gidercesine

 

"baksen sen sabah sabah belanımı arıyorsun? ne istiyosun sen?"

 

"çok istiyorumda işte..."

 

"sen..." dedi devamını getiremedi üstümdeki gömlek pijimanın uykuda biraz açılmıştı biraz sütyenim ve göüslerim görüniyırdu gözlerimi açık yakama kaydı

 

"ne oldu?" dedim sıratarak

 

"sen bi gelsene" diyip beni kendine çekti kahkaha attım oda güldü dudakları boynuma gömdü huylandığımı biliyordu

 

"ayy draco ! dur ya!"

 

"sen beni delirtmek istiyosun !" dedi yüzünü yüzüme yaslarken nefeslerimiz birbirine karışırken

 

"sen zaten delisin ben bişey yapıyorum"

 

"sen delirttin beni!" güldüm hızlı dudağıma küçük öpücükler bıraktı

 

"seni." öpücük

 

"çok " öpücük

 

"seviyorum" öpücük

 

"afetim " öpücük

 

"ah ! draco !" dedim hafif yüksesle kontrolsüzce güldü

 

"görüyorumki deliren tek ben değilim"

 

"doğru görmüşsün." üstüme çıktı duddakları dudağımdan boynuma kaydı

 

"güzel sevgilim..."

 

"draco..."

 

"efendim yavrum"

 

"biteremeyeceğim bir şeye başlamak hiç iyi fikir değil" derin bir nefes verdi nefesini bedenimde hisettim üstümden kalkıp yanıma yatağın üstüne attı kendisini

 

"burdan gidince yol üstünde eczaneye uğruyacağız " güldüm

 

"haha evet hatta yolda giderken alır arabada mola veririz" ikimizde anlık kahkaha attık

 

" yalnız bir ara arabada yapıyoduk " ikimizde güldük

 

"ah evet hatırladım "

 

"neyse artık kalksak iyi olucak" dedi güldüm

 

"evet kalkalım" kalktık su iöip yüzmüz yıkadıkardından üstümüze basit bişeyler giyindik ben bir eşorfban ve boğazlı bir kazak giyindim dracoda siyah eşorfman ve siyah kazak giyindik aşağı indik lucen ve serenya koltukta oturuyorlardı onlarında üstünde kazak ve eşorfman vardı bu iyi hissetirmişti

 

"günaydın çocuklar " dedi serenya

 

"günaydın " dedi lucen

 

"günaydın anne baba"

 

"günaydın" dedim dördümüzdeçok yorgunduk belliydi

 

"iyimisiniz?" dedi serenya

 

"hiç iyi değilim başım çatlıyor içkiyi fazla kaçırmışım ya"

 

" Ah evet anne biraz

fazla içmişiz"

 

" Biz bile akşamdan kalmayız biraz " dedi serenya

 

"Evet bir daha içemeyeceğim" dedi lucen gözlerini avuşturuken

 

"Evet benim birdaha içememe izin vermeyin..."

 

" Kesinlikle " dedi draco

 

" Size kahve söyliyim kafein akşamdan kalmalara iyi gelir " dedi serenya ve yardıcılardan kahve istedi ve kahve içtik

 

"Battaniye istermisin Maria ? "

 

"Varmı? Yani belki..."

 

"Var tabi ben kahve içerken üstüme battaniye atmayı seviyorum" dedi ve bir konsol gibi bir dolaptan hepinize battaniye çıkardı şöminede yanıyordu harika bir ortam vardı gerçek bir aile gibi olmuştuk çok samimi bir ortam vardı

 

Kahvelerimizi içerken kimi zaman sessizkaldık kimi zaman kahkahalarla sohbet ediyorduk

 

Ardından serenya kahvaltı hazırlıklarını kontrol edicem diyip mutfağa gitti o sıradada hizmetliler kahvaltıyı masya hazırlıyordu ardından içeri mis gibi bir koku geldi ve ardında bir ses

 

" Evettt hadi bakalım kahvaltıya"

Dedi serenya hepimiz ona döndük elinde tabakta pankekLer vardı o anda draco ile birbirimize baktık ne düşündüğümüzü biliyorduk

 

"Ama sizmi yaptınız? Beraber yapsaydık keşke ...".

 

"Ah tatlım lafımı olur bak ne diyeceğim yarın sen yaparsın"

 

"Ah büyük zevk duyarım"

 

" Evin hizmetlileri vark ne siz ne diye kendinizi yoruyorsunuzki ?"

Dedi lucen

 

" Aynen öyle sizin yapmanıza gerek yokki?" Dedi draco

 

"Bu zorunluluktan değil keyfi bişey yemek yapmak bazen kendi kahvaltını kendin hazırlamak insanı dinlendiriyor bazen bı kek yapmak falan mesela rahatlatıyor "

 

"Ozaman iyi bendemi denesem?" Dedi lucen

 

"Yok artık baba!"

 

" Ne var oğlum ne olacak? Bak inat ettirme bana akşam yemeğini beraber yaparız"

 

"Ne güzel olurdu" dedi serenya

 

"Olurdu aslında ..."

 

"Yok artık!" Dedi draco

 

"Ne o erkekler yemek yapamazmı?"

 

" Cidden bunu banamı söylüyorsun? Sana kek yapmış ve kahvaltı hazırlamış adama?" Dedi güldüm

 

" Ooo ciddenmi? E ozaman oğlum bizde yaparsın"

 

"Bu konu kapanmıştır. Gerçekten sıkıldım" Dedi lucen

 

"Hayır kapanmadı bu akşam yemeği siz yapıyorsunuz !"

 

"Hayır hayatım saçmalama " dedi lucen

 

"Onu demiyecektin baba."

 

" Saçmalamıyorum! " Dedi serenya

 

"Ama serenya.!" "Aması yok ya yapacaksın yada salonda koltukta uyursun!"

 

Dedi serenya ve öyle diyince draco ile ben şaşkınca kaldık lucende öyle sonra draco kendini tutamandan güldü o gülünce istemsizce az bişey bende güldüm kendimi tutarak

 

"Oğlumuzun ve gelinimizin yanında söylediğin lafa bak "

 

"Konuyu değiştirme hem kocaman insan onlar "

 

" Sana inanamıyorum serenya"

 

"Of baba hadi yemekler senden bu akşam "

 

"Ve senden valerion "

 

"Ama afetim "

 

"Aması yok ya yaparsın yada sende koltukta uyursun."ortam tamamen sessizleşti

 

Ve serenya ile ikimiz kahkaha atıp el çakıştık

 

" Oğlum anlaşılan yemek ikimize kaldı"

 

"Evet..." Dedi draco ve ardın sohbetle kahvaltımızı ettik pankekler lezizti

Sofradan kalkıp oturma bölümüne geçtik

 

" Ee ne yapsak ya " dedi serenya

 

"Valla hiç bilmiyorum" dedim

 

" Sizi magazin Showunda konuşmuşlar yani bizi dün valerion toplantısına giderken falan çekmişler" dedi serenya

 

"Bu magazinciler tam bi parazit " dedim ve herkes güldü

 

" Ne yalanmı ? Abicim sana ne benim hayatımdan? Bu magazinciler başkalarının hayatlarına harcadıkları ilgiyi dünyaya yada kendilerine falan harcasalar şuan neler olurdu neler" dedim

 

"Kız haklı" dedi lucen

 

"Teşekkür ederim"

 

" Rica ederim küçük hanım" dedi lucen

 

"Sizinle konuşurken tüylerim diken diken oluyor bazen"

 

"Neden?" Dedi lucen merakla

 

" E çünkü dracoyla konuşuyor gibi oluyorum bu garibe gidiyor"

 

Hepimiz kahkaha attık ve tabiki bir kahve daha içiyorduk

 

" Sen bide bana sor kocamı büyütüyordum resmen "

Gülüştükten sonra

 

"Ya şu programa bakalımmı ne demişler bizim hakkımızda merak ettim" dedi draco

 

"Bilmem"

 

"Bence iyi fikir arada yapıyorum komiğime gidiyor " dedi serenya

 

"Ozaman açalım" dedim ve açtık bu çok garipti gerçektenden

Programı actık ve izlemeye başladık bu insanlar bizi bu şekilde çok konuşuyorsa büyücülük dünyasını öğrenseler ne olurdu acaba

 

Televizyondaki ekran bir anda değişti.

Parlak ışıklar, alt bantta akan başlık:

 

“VALERION & ELSERIN: ZORAKİ EVLİLİK Mİ, STRATEJİK İTTİFAK MI?”

 

Hepimiz birbirimize bakıp gülümsedik

 

Sunucu gülümsedi. O gülümseme,

“birazdan kaşıyacağız” gülümsemesiydi.

 

Ve Show başladı

 

“Son günlerin en çok konuşulan çiftiyle başlıyoruz,” dedi.

“Draco Valerion ve Maria Afet Elserin. Bir İngiliz hanedanı, bir Türk girişimci ve elserin oldugunuda unutmayalım . Ve ortada yıllardır görünmeyen bir miras var.” dedi kadın sunucu

 

" Elserin ve valerionlar çok karışık iki aslın üç aile öncelikle elserin ailesini kısa bir özet geçelim aslında elserin hanedanı bile diyebiliriz aslında saf kan türk bir aileydi ama ailemden birinin bir anda türk ile evlenmesinin ardından soy ikiye bölündü yani iki ama aslında bir elserin ailesi var ve valerionlar Maria afet elserinin nisanlısı draco elserin valerionun annesinin İngiliz elserin olmasıda akıllarda sorular yaratıyor"

 

Ekrana ardı ardına görüntüler düştü.

Valerion toplantısına girişleri.

Yan yana, sessiz ama net.

 

“Şimdi burada duralım,” dedi programdaki yorumculardan biri.

 

“Draco elserin Valerion, altı yıldır hiçbir Valerion toplantısında görünmemişti.”

 

Diğeri söze girdi.

 

“Evet. Aile şirketinde çalışmayı reddeden, mirası kabul etmeyen, Londra’daki ana merkezden resmen kopan tek Valerion. Ve tabi böyle bir kişi daha vardı dedesi Carlos valerion ”

 

Alt bant değişti:

 

‘KARA KOYUN MU, KENDİ YOLUNU ÇİZEN ADAM MI?’

 

“Hatırlatalım,” dedi sunucu.

 

“Draco Valerion, ailesinin sunduğu mirası reddettikten sonra tamamen kendi sistemini kurdu.

Kendi şirketini.

Kendi güvenlik ağını.

Ve sonra… asker oldu.”

 

Stüdyoda kısa bir sessizlik oldu.

 

“Askerlik meselesi önemli,” dedi yorumculardan biri.

 

“Bu ailede güç genelde parayla gelir. O ise üniformayla geldi.”

 

"Ve konu askerliğe gelmişken lafa arasında ülkemiz için canını tehlikeye atan askerlere kahramanlarımıza teşekkür ederiz"

 

"Evet tabi, "

 

"Kaldığımız yerden devam edersek..."

 

Ekranda eski bir fotoğraf belirdi.

Genç Draco.bu draco'nun genç haliydi on altı yada on yedili yaşlardaki hali Resmî. Mesafeli

 

“Valerion ailesinin en yaşlı ve en etkili üyelerinden biri olan Elonor Valerion, yıllar önce onun için ‘en tehlikeli Valerion’ demişti,” dedi sunucu.

 

“Çünkü kontrol edilemeyen güçtür.”

 

Görüntü değişti.

Bu kez Afet vardı.

 

Türkiye’de çekilmiş kareler.

Yanında arkadaşları.

Gülüyor. Kameraya dönüp ciddi bir şeyler söylüyor.

 

“Peki Maria Afet Elserin?” dedi sunucu.

“Zoraki gelin mi?”

 

Alt bant hızla aktı:

 

‘HAMİLE MİSİNİZ?’ SORUSUNA SERT TEPKİ

‘İŞİM VAR, MARKAM VAR’

 

bu draco ve benim küfür ederek cevap veridiğimiz zamandı izlerken kahakahalara boguluyorduk

 

Yorumculardan biri güldü.

 

“Şu röportaj olayını hatırlıyorsunuz değil mi? Türkiye’ye gelirken havaalanında yakalanıyorlar.”

 

Kısa bir kesit oynadı.

Sorular üst üste.

 

Ve benim yüzüm

 

“Hamile misiniz?” sorusu duyulduğunda ekran dondu.

 

Ve ben küfür ediyorum sansürlü yabi

 

“Cevabı sansürlü verdiler,” dedi sunucu.

 

“Ama şunu net söyleyelim: O tepki günlerce konuşuldu.”

 

Diğer yorumcu başını salladı.

“Çünkü alışık olmadığımız bir şey yaptı.

Konuyu anında işine çevirdi.”

 

Ekranda benim markama dair görüntüler belirdi tasarımlar falan

 

“Maria Afet Elserin,” diye devam etti sunucu,

 

“kendi kurduğu markanın CEO’su.

Türkiye’de başlayan, Avrupa’ya açılan bir yapıdan söz ediyoruz.”

 

Alt bant yine değişti:

 

‘ZORAKİ EVLİLİK İDDİALARI’

 

“Ve evlilik,” dedi sunucu.

“Bu da çok konuşuldu.”

 

Ekranda nişanımızın görüntüleri.

Türkiye’de yaptığımız kız isteme töreninden kareler.

 

“Bir İngiliz Valerion’un, Türk geleneklerine göre kız istemesi…

Bu başlı başına olaydı,” dedi yorumculardan biri.

 

Draco ile ikimiz birbirimize baktık

 

“Ve şunu özellikle söylediler,” diye ekledi diğeri.

 

“Zoraki değil.

Stratejik değil.

Kendi istekleriyle.”

 

Sunucu gülümsedi.

“Yani elimizde ne var?”

 

Kısa bir duraksama.

 

“Altı yıl sonra ailesinin karşısına çıkan bir ‘kara koyun’,”

 

“kendi mirasını inşa etmiş bir adam,”

 

“ve kendi işini sıfırdan kurmuş bir kadın.”

 

Ekranda Draco ve Afet’in yan yana yürüdüğü son kare kaldı.

 

“Bu bir magazin hikâyesi değil,” dedi sunucu.

 

“Bu… güç dengesi hikâyesi.”

 

Televizyon sessizleşti. Programa biraz devam etti falan filan ardın bitti

 

Ve zaman baya g çatı ortalama iki saat falan vakit geçirdik

 

" Ay çok ya" dedim

 

"Gerçekten çok komik" dedi draco magazin hakkında bir saat kadarda sohbet ettik ve konu filimn hakkında konuşmaya başladık

 

"God father'a ne dersiniz ?" Diye ömeride bulundum

 

"Klasik iyi bir filim " dedi lucen

 

" Önce nasıl işey istediğimizi düşünelim klasik izlediğimiz bişeymi yoksa yeni bişey mi?" Dedi serenya

 

"Bana fark etmiyor " dedim

 

"" Banada ama böyle bir filim gecsinde eski klasikleri izlemek daha iyi bence ne olduğunu bilsende seni ekrana kitlemeyi başarb bir filim klasiği " dedi draco

 

"Katılıyorum " dedi lucen

 

"Ozaman eski klasik bişey arıyoruz " dedi serenya

 

Serenya başını hafifçe yana eğdi, salonu süzen bakışı kısa ama kararlıydı.

 

“Peki,” dedi,

 

“o zaman gerçekten klasik bir şey olsun.”

 

Lucen koltuğun arkasına yaslandı.

 

“Godfather,” dedi net bir tonla.

 

“Üzerine tartışma açılmayacak

kadar güçlü.”

 

Draco bana kısa bir bakış attı.

Bakışının anlamı netti: itirazın var mı? Zaten ben önermiştim tatlış şey

 

“Yok,” dedim gülümseyerek.

 

“Zaten Valerion gecesinde başka bir film açılırsa ayıp olurdu.”

 

Serenya hafifçe güldü.

 

“Bak sen… daha ilk film gecesinde kuralları çözdü.” dedi bana göz kırparak

 

" İguanalar gibi bulunduğum ortama göre uyum sağalayan bir insanım" herkes güldüğünde

 

" Sen zaten ait olduğun yerdesin ondan o" elimi kalbime götürdü başıma yana eğdim

 

"Ayy gerçektenmi daha önce hiç kimse bana böyle sahip çıkmamıştı ya..." Dedim gülerek hepimiz güldüğümüzde

 

"Ay ozaman atışmalıklar hazırlayalım " dedi lucen

 

"Akşam yemeği?" Dedi serenya

 

" Ya atıştırmalıklar akşam yemeği yerine geçer zaten" dedi lucen

 

"İyi yırttınız ama yarın akşam yemeği sizden"

 

"Tamam tamam peki" dedi lucen ve draco murltfaga gittiler

 

"E bizde sinema odasına gidip filimi açalım "

 

"Olur tamam " dedim ve ikimiz sinema odasına gittik filimi ayarladık birde bir kaç batganiye falan ayarladık ardından lucen ve draco elinle mısırlar ve içeceklerle geldiler birde bir kaç paketli yiyecek işte

 

" Evet filimi açtınızmı?" Dedi lucen

 

"Evet hazır" dedi serenya

 

"Ozaman herkes yerlerine " dedi draco

 

Biz önden ikinci sıraya oturduk bserenya ve. Lucende yan sıradaki koltuklara oturdu baya mesafiliydik yani

 

Ve dünyanın en iyi filmlerinden biri olarak adlandırılan god father ekranda oynamaya başladı ve o meşur ilk sahne oynadı

 

Bir baba kızı için adalet istiyordu göz yaşları içinde...

 

Serenya ve lucen diğer sırada sağ tarafta birbirlerine sarılmış filim izliyorlardı

 

Dracoda kolunu omzuma attı beni kendine çekti ve beraber izlemeye başladık arada yorum uapıyor gülüşüyor ve bazı sahnelere üzülüyorduk

 

Ve o şekilde gece almaya başladı uzun zamandı bu. Kadar huzur hissetmemiştik ve hepimizin buna ihtiyacı vardı...

 

🌊🔥

Bölüm : 19.12.2025 16:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...