34. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 32.bölüm sessiz vedalar

32.bölüm sessiz vedalar

Slytherin queen
slytherinqueen

 

 

Toprağın Üstündeki Ölüler

Ölmek için illa mezara mı girmek gerekir?

İnsan ölüyü hep toprağın altında arar,

oysa bilmez

bazen yukarı bakmak icap eder.

Ölmek için son nefesi vermek şart mıdır?

İnsan nefes alırken de ölmez mi?

Yoksa ölüm sadece

toprağın altına girmek midir?

Bazen bir cümle öldürür insanı.

Bazen sessiz bir tebessüm.

Bazen boş bir bakış,

bazen de vazgeçmek.

Mezardaki ölü Tanrı'ya emanettir.

Peki ya toprağın üstündeki yaşayan ölüler?

Toprağın altındaki ölü

hesap verir, sığınır.

Ama toprağın üstündeki yalnız ölü

kime hesap verir?

Kime sığınır?

 

-slytherin queen -

 

Koca ekranda filimler sırayla oynarken dördümüz lezzetli atıştırmalıklar eşiğinde filim izliyordu god father bir iki ve üç şuan Üçüncü bölümündeydik

Kendimizi dilime kaptırmıştık

Ve saatler geçti ve saat gece 02:00'a gelmişti ve filim bitti oturduğum yerde biraz gerneştim

 

"Ay her yanım uyuşmuş ya " diye kendi kendime mırıldandım

 

"Benimde" dedi draco esneyerek

 

" Ay çocuklar baya geç olmuş ya benim bile kemiklerim ağrıdı" dedi serenya

 

" Filim baya uzun ya ondan " dedi lucen

 

"Ay ama güzel filim ya "

 

" Evet gerçekten"

 

" Filim iyi olsun kaliteli olsun diye setine gerçek mafyalar gelmiş bazı sahnelerde oynama bile yapmışlar o yüzden bu kadar iyi bence " dedim

 

"Evet " dedi draco

 

" Evet gerçek gibi"

 

"Ama ben ikinci bölümde adamın karısının terk etmesine biraz gıcık oluyorum ya sen zaten bu adamın kim olduğunu bilmiyordun nasıl bir adamın oğlu olduğunuda o adamdan normal bişey beklene bilirmi ? Gerçi bi yandanda çocuklarını korumak istedi ama"

 

"Evet kadın oğlunun mafya babası olmasını istemedi hayatı tehlikesi olmasın istedi ama yine filimin sonunda korktuğu geldi başına kızı öldü yazık oldu"

 

"Evet adam ülkden gittiğinde İtalya'da yaptığı evlilikte karısı ölmeseydi gene amerikada bıraktığı sevgilisine dönermiydi acaba ?"

 

"Kesin dönerdi adamda o yüz var" dedi serenya

 

"Aynen klasik erkek işte kadın orda kabul etmemeliydi hayır neye dayanarak affetti? Adamın İtalya'da yıllarca rahibe terasa gibi gezdiğinimi düşünüyordu?"

Hepimiz güldük

 

"Rahibe gibi gezmediği gibi bide evlendi !" Dedi serenya

Hepimiz güldük

 

"Doğru söze ne denir ?" Dedi lucen

 

" bişey sorucam ama gülmek dalga geçmek yok" dedi gülerek herkes gülümsedi

 

"ne soracaksın merak ettim" dedi draco

 

"sor bakalım " dedi lucen

 

"merak ettim "

 

"şimdi bir gerçek var burdaki herkes birbirinş tanıyor muhtemelen hepmiz mafyayız " dedim gülerek anlık kısa bir şaşkınlık ve gülüşmeler ve ben devam ettim

 

"draco örgüt lideri her yerde parmağı var bende örgüt lideriyim çok mafyatik işlere girmesemde neyse benim merak ettiğim şu sizde birilerine ürküyücü şekilde mesaj veriyormusunuz yani filimdekş gibi birinşn yatağına at kafası kesip bıraktığınız oluyorumu yada kandırıp öldrdüğünüz sokakta savaşlar kan davları falan " hepsi kahkaha attı bende dahil

 

"çok iyi bir soru aslında!" dedi lucen

 

"evet iyi soru " dedi serenya

 

"ya gülmeyin ama !"

 

"yoo cidden mantıklı bir soru " dedi draco

 

" bak açık konuşıyım bunların hepsi geçmişte oldu ama artık hayır çok çok nadir yıllar öncesinde kaldı şimdi herkezim bir çizgisi var ve kimse o çizgiyi aşmıyor "

dedi lucen

 

"anladım "

 

"neyse... maria parti falan demişken burda yaşamak senin için zor oluyordur "

 

" zor oluyordur derken neden zor olsun ki ? "

 

"yani bu kdar şeyin rasındadinine vakit ayırmak zor oluyordur değilmi ? ibadetlerini yapman ve sizin için doğru olmayan her şey etrafında sürekli var "

 

"annee "

 

"ne oğlum bişey demedim ki ? " Dracoya sorun yok dercesine baktım gerçekten sorun yoktu bu tip sorular almam normaldi bende sorardım

 

"evet sorun yok " dedim ve draco gözlerini devirdi ben devam ettim

 

"yani öncellikle öyle bir oğul yetiştirmişsinizki her şey zorlaşmak yerine kolaylaşıyor onunla, ve dini ibadetlerim benim yalnızken her yerde her şekild yapabileceğim şeyler ve herkes dört dörtlik dinine yüzde yüz uygulamıyıor zaten dünyaya geliş amacımız bu yani "

 

serenya gülümsedi

 

"anladım tatlım ne güzel senin için sevindim "

 

" Şu konuyu kapatabilir miyiz ?!"

Dedi draco

 

"Tamam oğlum bişey demedim ki "

 

"Evet draco bişey yok annem bişey demedi ki?"

 

" Biliyorum zaten ama bu konu beni çok fazla geriyor strese sokuyor çok hassas bir konu kavgaya tartışmaya kırılmaya çok müsait herkesin dini kendine konuşmayalım gitsin "

 

" Tamam oğlum sakın" dedi lucen

 

"Aynen tamam konu kapandı!" Dedi serenya gülerek

 

"Evet herneyse " dedim gülerek draco ayağa kalktı

 

"Baba bi sigara içelimmi?"

 

" Olur " dedi lucen

 

" Sen içiyormusun Maria "

 

"Bazen arada bir bir paket iki yılda bitmez herhalde "

 

"İyi bizde bir tüttürelimmi? "

 

" Olur " dedim ve bizde ayağa kalktık ve dördümüz balkona çıktık

 

" hava çok güzel" dedi lucen

 

"evet soğuk ama güzel" dedim

 

" böyle havalara bayılırım " dedi serenya hepimiz balkonun demirine yaslanıp dışarı seyretmeye başladık ve lucen cebinden sigara paketi çıkardı

 

"benimki yanımda değil baba seninkinden çalacağım"

 

"olur alın bakalım" dedi lucen ve paketi bize uzattı

birer dal aldık ve hepimiz tek tek yaktk

 

" şimdi bir bira ne iyi giderdi ya ..." dedim

 

"biramı ? " dedi draco

 

"evet öyle bi an canım istedi "

 

"aslında gerçekten bira şahane olurdu " dedi serenya

 

"evde var " dedi lucen

 

" ozaman içelim birer tane " dedi draco

 

"ben arayım getirsinler aşağa inemeyeceğim "

 

serenya bir telefon etti çalışanlardan birine telefon etti kısa süre sonra yardımcalardan biri dört bira getirdi bizde balkondaki masaya oturp cam şişedeki biraları içmeye başladık sanki liseli arkdaş gurubu gibiydik

 

" hayat ne diğişik ya " dedim öyle

 

"katılıyorum " dedi draco

 

"garip marip ama her şeye rağmen yaşamaya değer galiba " dedi serenya

"evet şuan çok keyifliyim "

 

Otururken telefonum çalmaya başladı

 

"Benim telefonum çalıyor "

 

"Bak sana " dedi draco telefona baktım arayan annemdi

 

"Annem arıyor "

 

" Eyvah " dedi serenya

 

" Ondan beri konuşmadık" dedim dracoya bakarak

 

"Sen bilirsin " dedi draco

 

"Tamam" dedim ve telefonu açtım

 

"Evettt benim" diye telefonu açtım

 

" Kızım ? Afet"

 

"Evet anne"

 

"Napıyosun kızım?"

 

"İyi draco'nun ailesinin evine geldik "

 

"Ne? Serenya ve lucene mi gittiniz?"

 

" Evet iki gün oldu şuanda da balkonda oturduk bira içiyoruz "

 

"Dur gerçekten dördünüz biramı içiyorsunuz?"

 

" Evet "

 

"Afet sen sigaramı içiyorsun?"

 

"Yoo hayır sigara içmiyorum" draco'nun sessizce güldüğü

Gördüm ve onu dürttüm

 

" İyi "

 

"Anne ?"

 

" Efendim?"

 

" Draco ile benim çocukken tanıştığımı biliyormuydun muhtemelen biliyorsun çünkü babamla sen yanımızdaymışsın"

 

"Afet kızım"

 

"Kendini yorma sana kızgın değilim "

 

"Dur ne bana kızgın değilmisin?"

 

"Evet değilim herşeyi biliyorum beraber işlediğinizi cinayeti falan panteri falan biliyoruz herşeyi boroşumu buldum".

Kısa bir süre sessiz kaldı

 

"Bana kızgın değilsin yani?"

 

" Evet değilim bende olsam aynı şeyi yapardım"

 

"Ov tamam bu iyi bişey barıştık mı?"

 

" Of anne... Annemsin sana küsmrdimki hiç ama artık bende doldum sadece kırıldım..."

 

"Anladım bunu buraya geldiğinizde konuşalım çünkü gelmeniz gerekebilir "

 

"Ne oldu?" Dedim telaşla bana baktılar

 

"Ablan."

 

"Ne oldu ablama?"

 

" Evleniyor ." Ani şokla

 

" NE?" Dedim yüksek sesle hepsi dikelip bana baktı

 

" Evet evleniyor sevgilisi evlilik teklifi etmiş ablanda kabul etmiş ablan gibi pilot biliyorsun Fransa'ya uçuşları vardı Paris'te yemek yiyip evlenme teklifi etmiş Eyfel kulesinin altında "

 

"Oha hadilan ordan hani evlenmezdi !"

 

" Asla asla demeyeceksin kızım birde 29 yaşında ! Ne zaman evlenecek ne zaman çocuğu olacak "

 

" Doğru ".

 

"Afet bişeymi olmuş?" Dedi draco

 

"Ha bişey yok ablam evleniyormuş "

 

"Ne? ,iyi" dedi draco

 

" Korktu çocuk tabi " dedi annem

 

"Evet neyse "

 

"Ben kapatayım kızım sonra. Konuşuruz "

 

"Tamam anne ben sonra konuşurum ablamla "

 

"Tam kızın seni seviyorum"

 

"Bende seni seviyorum anne " telfonu kapattık

 

" Ablam evleniyormuş " dedim onlara bakarak

 

" AA ne güzel " dedi serenya

 

" Evet tebrikler söylersin " dedi lucen

 

" Vay be ablan evleniyor ha " dedi draco

 

"Ablamı boş ver ben evleniyorum " dedim gülerek hepimiz güldük

 

" Doğru " dedi draco gülerek

 

" Şaka maka gerçekten evleniyor "

 

"Ee damat nasıl biriymiş sevgili bacanağım"

 

Güldüm

 

"O dediğin ne oğlum?" Dedi serenya

 

" Kafamı karıştırıyorsunuz " dedi lucen draco güldü

 

" Anne baba Türkçede akrabaların , akaraba bağlarına verilen isimler var anne baba kardeş gibi mesela türkiyede büyük kız kardeşlere ismi ile seslenilmez abla Diyorlar büyük erkek kardeşede abi diyorlar

Mesela karının kız kardeşine baldız diyorlar yani afetin kız kardeşi benim baldızım oluyor erkek kardeşide kayınço oluyor

Ve karının kız kardeşinin kocasıda bacanağın oluyor"

 

draco türkiyede akraba bağlarını onların anlayacağı şekilde anlattı

 

" Oww anladım peki oğlum ve sevgili gelinim kocamın kız kardeşleri benim neyim oluyor söylermisiniz " hepimiz güldüğümüzde

 

" Türkçede görümce deniyor " dedi draco güldüm hatta kahkaha attım

 

" Kız kardeşlerime bulaşma !" Dedi lucen gülerek

 

"Ne hepsi cadı?" Dedi serenya

 

Draco ile biz kahkahaya boğulduk

 

" Kız kardeşlerim hakkında konuşma!"

 

"Ama sende yalnış anlıyorsun lucen hepimiz cadıyız değilmi Maria " dedi serenya göz kırparak

 

" Evet kesinlikle tabi canım hepimiz cadıyız"

 

Gülüştükten sonra

 

"Ee nasıl olmuş?" Dedi draco

 

"Ya ablam pilot zaten sevgiliside pilotmuş sevgilisi Fransa'ya uçmuş Paris'e ordaymış ablamda oara uçmuş sonra buluşmuşlar Eyfel kulesinin altında evlenme teklifi etmiş "

 

" Çok güzelmiş " dedi serenya

 

"Evet iyiymiş " dedi lucen

 

" Romantik adammış "

 

"Evet öyle "

 

Birazdaha sohbet ettikten sonra saat 03:30 geliyordu hepimiz iyi geceler dedik ve odalarımıza geçtik

 

"Güzel bir gündü " dedim

 

" Evet öyleydi " draco sırtımdan sarıldı kendimi ona yasladım yanağımdan öptü

 

" Off çok yorgunum"

 

"Niye bebeğim ?"

 

"Öyle genel herşey yoruyor "

 

"Merak etme bebeğim herşey yoluna girecek" ona döndüm sarıldım

 

"Yarın ablamla konuşucam "

 

"Konuş tabi niye söylüyorsun ?"

 

"Öylesine söylüyorum canım"

 

"Tamam..."

 

"Draco"

 

"Efendim canım?"

 

"Bişey soracağım"

 

"Sor "

 

"Fark ettimde ben hep şikayet ediyorum sen hiç bişey söylemiyorsun vicdan azabı çekiyorum" güldü

 

" Aşkım niye öyle diyorsun "

 

"Öyle ama ben sürekli mızmızlanıyorum trip atıyorum sinir krizi geçiriyorum sen sadece bana katlanıyosun"

 

" Canım benim bir söz var bilirmisin?"

 

"Ne sözü?"

 

" Nazlanmak kadına nazı çekmekte adama yakışır"

 

Güldüm

 

" Ya draco..."

 

" Sen merak etme bebeğim benim bir sıkıntım yok ki oluncada söylerim tamammı ? Tabiat bu sen tabiki naz yapıcaksın kadınsın sen sen benden farklısın duyguların farklı hormonların farklı yaşadıkların bedenin ne bileyim orgnların bile farklı" güldüm

 

"Draco ya!"

 

" Ne ama ! Bak biz erkekler böyleyiz ." Eliyle havada düz çizgi

 

" Ama siz kadınlar böylesiniz" eliyle aşağı yukarı yaptı

Kahkaha attım

 

" O yüzden sorun yok" dedi

 

"Ya draco seni çok seviyorum!"

 

" Bende seni çok seviyorum afetim!" Ona sarılıp öptüm öpüşüme karşılık verdi hızlanmaya başladı nefes nefese kaldığımızda durduk

 

" Uyuyalımmı?" Dedi draco

 

"Evet çok yoruldum zaten çok

geç oldu"

 

İkimiz yatağa girdik ve birbirimize sarıldık

 

" İyi geceler afetim" dedi draco

 

"İyi geceler yıldızım" dedim ve ikimide kendimizi uykuya bıraktık

 

🔥🌊Dünya bir güne daha hazırlanmıştı güneş doğmuştu

Koridordan sesler geliyor muhtemelen hizmetlilerin

sesleriydi gözümü açtım saate baktım saat 10:30'u gösteriyordu

draco herzamanki gibi bana sıkıca sarılmıştı ona döndüm uyuyor gibi görünüyordu onu dürttüm

 

" draco hadi kalk canım " yavaşça gözünü açıp baktı

 

"saat kaç ya?"

 

"on buçuk "

 

"olmuşmu okadar ya?" yüzünü avuşturdu ve gerneşti

 

" evet oldu hani uyan bakalım"

 

" son zamanlarda uyku iyice tatlılaştı " dedi esneyerek

 

"evet bence bazı şeyleri çözdük ondan beynimiz rahatladı "

 

yatakta oturur pozisyona geldi

 

" evet doğru söylüyorsun"

 

"ay valla bütün bedenim uyuşmuş ha düğüm düğüm"

 

"benimde "

 

"lavoboya gircenmi"

 

" bir dakka sonra falan belki" baş ucundaki suyu içti bende su içtim

 

"iyi ozaman önce ben gidicem sıkıştım çünkü!" yatak fırladım draco kahkaha attı

 

"koş koş altına kaçırma sakın!" dedi gülerek

 

"draco! pislik yapma!"

 

"tamam tamam bişey demedim" dedi ben lavoboya gittim işlerimi hallettim ve çıktım dracoda ayakta telefona bakıyordub

 

arkasına geçip sırtına atlıyomuş gibi hareket yatıp

 

"naber ?!"

 

"hop yavaş yavrum!" .

 

"ne oldu aslan parçası korktunmu!"

 

"aynen çok korktum böh!" kahkaha attım

 

"ay şapşik !" bana döndü ellerini belime koydu

 

"bugün neşelişin bakıyorum?"

 

"evet öyleyim "

 

" seni seviyorum hayatımın anlamı!" diyip yanağımdan öptü

 

"bende seniii" diyip yanağından öptüm

 

" bende bi lavoboya gideyim "

 

"tabi git bende ablamı arayacağım"

 

"tamam ozaman " diyip banyoya gitti bende ablamı aradım kısa süre açtı

 

"selammmm" dedim

 

"selammmm aşkım" dedi ablam

 

"ablişşş"

 

"efendim bebişim"

 

"napıyosun"

 

"iyiii eniştenle fransadayız "

 

" öylemiii ?"

 

"evet afett ı say yesss" dedi elini göstererek elinde çok güzel bir yüzük vardı

 

"abla evleniyorsunnn!"

 

"evet benden hızlı davranan kardeşime yetiştim !" ikimizde kahkaha attık

 

"izahı olmayan şeylerin mizahı olur !"

 

"ay afettt harikaydı !"

 

"evettt annem dün gece söyledi"

 

"aa öylemi bir dakika nerdesin sen? "

 

" beni boş ver abla sen anlat"

 

"asıl sen boş ver beni nerdesin sen sizin odanız değil "

 

"ya draconun ailesinin evine geldik"

 

"hadi canım! serenya velucenemi gittiniz!"

 

"evet "

 

"ay! ay! hemen anlatıyorsun siktir et evliliği !"

 

"ay dur dur tamam peki anlatıyorum " kendisi ısrar edince ablama olanları özet geçtim anlattılarım bitince ablam kahkaha atıyordu o sırada draco banyodan çıkmıştı devam edin siz gibi işaret etti , kamerayı çevirdim duş almıştı üstünde sadece havlu vardı zaten uzun kalınca anlamıştım

 

"ay gerçekten inanılmaz kırk yıl düşünşem serenya elserin valerionun seni gelini olarak bağrına basacağını düşünmezdim!" draco gözünün yanıyla üstünü giyinirken bize baktı sonra önüne döndü

 

boğazımı temizledim

 

"hıhı evet "

 

" ama kadında farklı bişey sezdim sanki kaynanan ilerledikçe imaları ineli laf ları artıcak gibi his aldım "

 

"yok ya neyse canık boş ver herşey yolunda işte kötü düşünmeyelim"

 

dracoya baktım onjnda vana baktığını gördüm o üstünü giyinmeye devaö ediyordu bir eşorfman giyin üstünde tşort aldı ve üstüne fermuarlı triko lazak giyindi

 

"yanında birimi var?"

 

"yok canım kim olucal draco var işte!" dedim ima ile sus artık dercesine

 

"oww eyvah ... selam söyle "

 

"draco ablamın selamı var" dedim draco gülemsedi ve kamereya

geldi el salladı

 

"sizede selam ,merhaba!"

 

"ah merhaba drcao ! yada küçük enişte!" güldük

 

"merhaba baldız merhaba!" dedi draco çok hoşuma gitmişti ablam şaşırmıştı hatta

 

"haha seni seviyorum çocuk! biz afetle öylesine konuşuyorduk yalnış anlamadın umarım?" dedi ablam

 

" ne yalnış anlaması ayrıca çok doğru bir tespit bende şaşırıyorum aramızda kalsın ama ailemin böyle iyi olmasına bende şaşırıyorum yalancı gibi oldum! ama altı yıldır hiç görüşmemiştik o sırada değiştilermi ne yaptılarsa ne olduysa bilmiyorum artık" hepimiz güldük yine

 

"ah evet bazen ebeveynler zor olabiliyor son olaylardan sonra bizemi diyorsun siz gittikten sonra evde daha neler oldu neler "

 

"aman neyse ya !" dedim

 

"ve bence haklısın baldız "

 

"ne konuda küçük enişte ?"

 

" zaman geçyikçe annemin afete karşı imalarının yada hafif laf sokmalarının olacağı konusunda ikisi arada karşılıklı atışır artık "

 

" ah bu en zoru ! orda olan bize oluyor şimdi orda zor durumda olan sensin şimdi bende o durumu gireceğim daha sevgilimle tanıştırmadım ailemide !"

 

"haha sana kolay gelsin baldız !"

 

"evet abla sana kolay gelsin!"

 

"aynen !" arkadan bir ses geldi bu ses mubtemelen ebişteme aitti

 

"hayatım! kahvaltıya gidsekmi artık!?"

 

" kardeşimle konuşuyorum murat!"

 

"ah tamam pardon bir merhaba diyebilirmiyim?" dedi eniştem murat

 

"gel tabi! bak nişanlısıda yanında gel " ardından ekrana eniştem geldi üstünde pilot üniforması ile esmer uzun boylu siyah gözlü oldukça yakışıklı bir adamdı ablamada böylesi yakışırdı

 

"merhaba" dedi çekinerek el sallarken ablamın yanına oturdu

 

"merhaba ben maria afet ve buda nişanlım draco "

 

"merhaba ben draco , draco elserin valerion afetin nişanlısı " dedi draco oda yanıma oturdu

 

"bende murat,murat demir ellanın nişanlısıyım"

 

"evet duydum tebrikler " dedi draco

 

"tebrikler enişte!"

 

"saolun sizede tebrikler " dedi murat eniştem

 

" pilot ünüformanız üstünüzde anlaşılan uçuş var ha?"

 

"evet akşama amerikaya uçuyoruz bir kaç gün ordayız "

 

"ne güzel" dedim gülerek

 

"bizde ablamla biraz sohbet ettik"

 

"ah tabi böldüğüm için kusura bakma"

 

"estağfurullah enişte"

 

"internette gördüğüm kadar yakışıklışın bacanak" dedi murat eniştem

 

" saol sende fena değilsin yani " dedi draco

 

" eyvallah " dedi murat

 

" eyvallah birden bacanak" dedi draco, şokla dracoya baktım

 

"ohooo" dedik ablamla aynı anda

 

"vay sen türkçeyi baya iyi biliyorsun ha bukadar sarışın olmasan türk sanıcam" draco güldü

 

" iyi bir sebebim vardı" dedi kaşıyla beni göstererek hepimiz güldük

 

"neysee biz sizi fazla tutmayalım enişte bol bol vaktimiz olucak"

 

"evet kardeşim yemek yiyeceğiz kahvaltı vakti"

 

" görüşürüz afet draco"

 

"görüşürüz baldız ve bacanak!" dedi draco ve telefonu kapattık

 

"iyi birine benziyor " dedi draco

 

"evet, desene ititi gözünden anlarmış" şokla bana baktı

 

"bak şimdi." dedi ve ikimizde kahkaha attık

 

"şaka maka bi yana iyi biri gibi ve yakışıkla aynı meslekteler "dedim

 

"evet, ve herşeyden önemlisi ella abla mutlu görünüyor " gülümsedim

 

"evet, draco ablama abla demek yada anneme babama öyle demek zorumda değilsin" gülümsedi

 

"biliyorum, ben sadece canım nasıl istiyorsa öyle diyorum"

 

"tamam sen isyorsan sorun yok , ama sen kendini zorunda hissetme"

 

"tamam tamam merak etme " onu yanağından öptüm oda beni öptü ve bana sarıldı bende ona sarıldım

 

"seni seviyorum" dedi

 

"ne kadar?" güldü

 

"Soykırım çıkaracak kadar afetim "

 

"bende seni seviyorum " dedim onun gibi

 

"ne kadar?" dedi benim gibi

 

"Soykırım çıkaracak kadar yıldızım " bir süre ikimiz öyle sarılarak durduk

ardından ben kalktım

 

"ay neyse bende üstümü giyiniyimde gidelim "

 

"tamam peki"

 

üstüme paçası bol bir bordo eşorfman ve beyaz triko kazak giyindim

ve beraber indik

 

"günaydın çocuklar " dedi serenya

 

"günaydın " dedi lucen

 

"günaydın anne baba"

 

"günaydın" hepimiz oturduk

 

"nasılsınız biraz bitkin gibisiniz"

 

"ben biraz yorgun hissediyorum kendimi her sabah öyle olur birazdan enirji toplarım"

 

"aynen anne ya sabah muzurluğu "

 

"iyi ozaman hastalnıyorsunuz falan sandım"

 

"yok yok iyiyiz"

 

"kahvenizi getirirler şimdi" dedi lucen ve kısa süre sonra kahvelerimiz geldi

 

"şimdi bişey diyeceğim ama tepki istemiyorum" dedi draco

 

"ne oldu?" dedim

 

"oğlum?" dedi serenya

 

"ben anladım"dedi lucen drcao babasına ima işe baktı

 

" yarın akşam gidiyoruz " dedi draco serenya derin bir nefes verdi kahve fincanını sehpaya bıraktı

 

"off ne diyebilirimki çocuk değilsin, değilsiniz sizi yanımızda tutamayız "

 

"üzülme anne üzülecek bişey yok..." serenya buruk bir tebessüm etti

 

"ilerde çocuğun olunca anlarsın, altı yıl ayrı kaldıktan sonra evladını bırakmak kolay olmuyor "

 

"bak şimdi..."

 

"efendim üzülmeyin ben onu kulağından elinden çekiştirir sık sık getiririm size"

dedim gülümseyrek hepimiz güldük

 

"sözmü?" dedi serenya tebessüm ederek

 

"söz tabiki!" gülüştük kahve içip sohbet ediyorduk

 

"ozaman bu sabahki kahvaltınız benden! unutmadınız değilmi?"

 

"aa doğru" dedi lucen

 

"evet kahvaltı sözün vardı" dedi serenya

 

"gerek varmı afet?"

 

"aa benim içimden geldi ne olacak?"

 

"peki sen bilirsin"

 

"ozaman kahveler bitince kahvaltı zamanı !"

 

"heycanladım şimdi daha önce hiç gelin kahvaltısı yemedim" dedi lucen

güldük

 

"yeseydiniz kavga çıkardı muhtemelen." dedim gülerek

 

"hımm kıskançlık seziyorum" dedi serenya

 

" ohoo afetin kıskançlığını bi gör anne" dedi draco büyük bir keyifle onu mıskanmam hoşuna gidiyordu

 

"kıskanmak iyidir oğlum" dedi serenya

 

"ah siz bakmayın ona siz bide onu görün asıl o deli gibi kıskanıyor"

 

" aaa ne gerçektenmi?" dedi serenya

 

"draco kıskançmı?" dedi lucen

 

"evet deliriyor yanıma erkek sinek yaklaştırmayacak elinden gelse "lucen ve serenya güldü

 

"ay gerçektenmi?" dedi serenya

 

"evet bakın biz türkiyede benim arkadaşların verdiği partiye gittik eski arkadaşlarımdan biri erkekti benimle sırf konuştu diye adamı dövecekti!"

 

"NE?" dedi serenya

 

" NE?" dedi lucen

 

"abartıyor anne ya" dedi draco surat asarak

 

"ben mi abartıyorum , adam bizi partisine davet etti diye adamı boğacıktın be!"

 

"oğlum?" dedi serenya gülerek

 

"ya o farklı ama!" dedi farklı

 

"nesi farklı oğlum ?" dedi lucen

 

"evet nesi farklı?" dedim

 

"ne farkı varmış?"

 

"ya adam gözümün önün afete yavşıyordu ! napsaydım ?! adam utanmasa yanımda bir çıkma teklifi etmediği kaldı!

 

"hiçte bi kere adam sadece sohbet etmişti"

 

"adam sana yürümüştü!" dedi dracon

 

"oğlum sana bi kötü haberim var her karınla konuşan ona farklı niyetle yaklaşmıyor !"

 

"evet oğlum her karınla konuşanı dövemezsin!" dedi serenya

 

"ya arkadaş yürüdü diyosam yürümüştür konu kapantı!" dedi elleri birbirine çırparak ardınan başının arkasına salkayarak bir hareket yaptı

 

hepimiz güldük

 

" sen öyle diyosan " dedim

 

"evet öyle ."

 

"kızım varya bunun babasıda böyleydi " dedi serenya

 

"aa öylemi?"

 

"evet al birini vur ötekini!"

 

"hiçte bikere !" dedi lucen

 

"pardon ilk sevgili olduğumuz zamanlarda bir çocuk benimle konuşmuştu diye çocuğu dövmedinmi? sonra baş magistara hesap vermek zorunda kaldık!"

 

"ama o senin elini tutmaya kalkmıştı sana fazla yakındı!" lucen ve draconun suratı yer süpürürken serenya ile biz kahkahaya boğulduk

 

"duydunmu maria!?"

 

"duydum duydum ikiside aynı şeyi söylüyor!" ikimiz bir kahkaha daha attık

 

"ya konuyu kapatabilirmiyiz "dedi draco

 

"evet sıktı bu konu ayrıca oğlumun arkasındayım napacak öyle durup bakacak değil ya!"

 

"ne oldu baba az önce öyle demiyordun" deid drcao sırıtarak

 

"sus lan!" dedi lucen hepimiz güldük

 

"ay neyse ben kahvaltı hazırlamaya geçeyim"

 

"e peki bende yanında geliyim söyliyim de şimdi şaşaıracaklar "

 

" tabi " serenya ile ben mutfağa gittik çalışanlar işlerini hallediyorlardı bizi görünce hemen bize baktılar

 

"efendim bişey mi istediniz ?"

 

"ah hayır maria kahvaltıyı kendisi hazırlaycakmış bişey ihtiyacı olursa yardımcı olursunuz

"tamam ozaman " dedim ve serenya gitti birbirimize baka kaldık

 

"ah tamam merhaba " dedim

 

"merha efendim"

 

"tamam ozaman kahvaltılık tekımlar temizmi ? "

"evet efendim temiz dolaptalar "

 

"tamam ozaman başlayalım" dedim ve çeketimi yukarı sıyırdım ve ellerimi yıkayıp işe giriştim

 

Mutfak beklediğimden daha sessizdi.

Geniş, düzenli ve... biraz fazla resmiydi.

Tezgâhın önünde durup etrafıma baktım.

Bir an için nereden başlayacağımı düşündüm.

 

"Şey..." dedim hafifçe.

"Büyük tavalar nerede acaba?"

 

Bir çalışan irkildi. Gerçekten.

Sanki biri ona ansızın ismini sormuş gibi.

 

"E-efendim... soldaki dolapta," dedi hemen, dolabı işaret ederek.

 

"Teşekkür ederim," dedim gülümseyerek.

Dolabı açtım, tavayı aldım. Ardından buzdolabına yöneldim.

Kapak açıldığında içeride her şey kusursuz bir düzende dizilmişti.

 

"pastırma alacağım," dedim refleksle, sanki bunu izin alarak yapmam gerekiyormuş gibi.

 

"Ben çıkarayım efendim-" diye atıldı biri

 

"Yok yok," dedim hemen.

 

"Ben hallederim."

 

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra mutfakta garip bir rahatlama yayıldı.

Tavayı ocağa koyarken arkadan çekingen bir ses geldi.

 

"Efendim... kahve ister misiniz? Biz hazırlayabiliriz."

 

"Olur," dedim.

 

"Bu arada... adın neydi?"

Genç kız gözlerini kocaman açtı.

 

"L-Lina efendim."

 

"Efendim demesen olur mu?" dedim yumuşakça. gerçekten buna gerek yoktu ben samimiyeti severdim

 

"Maria yeterli."

Lina dondu. genç tatlı bir kızdı

Yanındaki çalışan dirseğiyle ona hafifçe vurdu.

 

"Peki... Maria," dedi sonunda, utangaç bir gülümsemeyle.

bende pastırmları çok kısık ateşte tavaya aldım ufak ufak başlamışken

 

Tam o sırada mutfağın kapısından bir siluet belirdi.

Draco.

Kollarını göğsünde birleştirmiş, kaşları hafif çatık halde bizi izliyordu.

Gözleri önce beni, sonra ocağı, sonra çalışanları süzdü.

 

"...Ne oluyor burada?" dedi.

 

"dans ediyoruz aramıza katılmak isternisin," dedim gayet doğal bir tonla. güldü çalışanlarda anlık kendileri tutarak sessizce kıkırdadı

 

"haha şakacı!"

 

"ne ama ne yapabilirim draco mutfakta bence asıl komik sensin kahvaltı hazırlıyorum "

 

"tamam yardım edeyimmi?"

 

"hayır ben hazırlaycağım sen değil!"

 

"olsun ne olacak ben yardım edebilirim ?"

 

"iyi tamam peki ne yapayım?"

 

"güzel soru..."

 

Bir anlık duraksadı.

Sonra ceketini çıkardı.

 

tegahın üstüne çıkardığım yumurtaları eline tutturdum

 

"Yumurta mı?" diye sordu, tezgâha yaklaşırken.

 

"Evet. Çırpabilir misin?"

 

Hiç itiraz etmedi.

Sanki yıllardır sabahlarını mutfakta geçiriyormuş gibi kâseyi aldı.

Tam o sırada kapıdan bu kez daha ağır adımlarla biri girdi.

 

Kahya Holin.

Bir saniye durdu.

Manzara netleşince gözlüklerinin üzerinden baktı.

 

"Hanımefendi..." dedi yavaşça.

 

"Bunu... çalışanlara bırakmanız-"

 

"Bırakıyorum zaten," dedim gülümseyerek.

 

"Onlarla beraber yapıyorum."

 

Holin'in yüzünde çok kısa ama çok net bir şaşkınlık geçti.

 

"Anlıyorum," dedi sonunda.

Sonra Draco'ya baktı, yumurtayı çırpışına.

 

"...Anlıyorum."

Draco göz ucuyla bana baktı, hafifçe gülümsedi.

 

"Bişey durmak istemiyorum holin" dedi draco gülerek şakayla

Holin güldü

 

"Sanırım valeriob mutfağında bir ilki yaşıyoruz," dedi.

 

"Daha neler göreceksiniz," dedim.

Lina kısık bir kahkaha attı.

Sonra hemen ağzını kapattı.

Ama mutfak artık sessiz değildi.

 

Tava ocakta cızırdarken mutfak bambaşka bir havaya bürünmüştü. pastırmaların kokusu yayıldıkça çalışanların yüzündeki o resmiyet iyice çözülüyordu.

 

"Tabaklar nerede?" diye sordum.

 

"Yemek salonundaki vitrinde," dedi Lina.

 

"Gümüş servis takımı-"

 

"Gümüş olmasın," dedim.

 

"Daha sade bir şey olsun."

 

Bu kez Holin hafifçe boğazını temizledi.

 

"Hanımefendi, Valerion sabah sofralarında genelde-"

 

"Bugün değişiklik yapıyoruz," dedim nazik ama net bir tonla.

Draco bana kısa bir bakış attı.

 

Bakışı, 'bunu gerçekten yapıyorsun' der gibiydi. hoşuma giden bir bakıştı tebessüm etti

 

Tezgâhın üzerine ekmek sepetleri dizildi.

Kızarmış ekmekler, tereyağı, bal, reçeller...

Yanına peynirler ve meyveler yerleştirildi.

İngiliz kahvaltısının düzeni vardı ama...

Masada benim elimde hissediliyordu.

"Çay da koyalım mı?" diye sordum.

 

"Burada sabahları çaydan çok kahve içilir," dedi biri çekinerek.

 

"Ben çay istiyorum," dedim gülerek.

 

"İsteyen kahve içsin." diye devam ettim

 

Draco yumurtaları tavadan alırken başını yana eğdi.

"Buna kültürel devrim deniyor galiba."

 

"Daha başlangıç," dedim.

 

yemek alanına gidip gelirken insanlar sessizdi serenya ve lucen kütüphane odasına gitmişti belki işleri vardır herhalde diye düşündüm ve sofrayı kurmaya devam ediyordum

 

Çiçekler daha yakındı.

Tabaklar fazla aralıklı değildi.

Sandalyeler biraz daha iç içeydi.

 

"Burası... daha sıcak oldu," dedi Lina farkında olmadan

 

Holin masayı süzdü.

Sonra bana baktı.

 

"Hanımefendi," dedi ağırbaşlı bir sesle.

 

"Valerion evinde uzun zamandır böyle bir sabah olmamıştı."

Bir an durdum.

Sonra sadece şunu söyledim:

 

"Belki de olmasının zamanı gelmiştir."

Draco sandalyeyi çekip bana yer gösterdi.

Eli, sırtıma çok hafifçe dokundu.

 

"Hazırsak," dedi.

 

"Herkesi çağıralım."

 

"tabi çağıralım" draco biraz kütüphaneye doğru gitti

 

"Bay lucen bayan serneya kahvalatıya beklemiyordunuz!" Diye bağırdı draco ve yanıma oturudu

 

Ardın serenya ve Lucen kütüphaneden çıktı bize doğru geldiler ve anlık durup masaya

Baktılar

 

Lucen kaşlarını hafifçe kaldırdı.

Serenya ise hiçbir şey söylemeden sandalyelere, tabaklara, çiçeklere baktı.

 

"Bu..." dedi sonunda Serenya.

 

"...alıştığımız Valerion sofralarından biraz farklı."

 

"Evet," dedim sakince.

 

"Daha kalabalık gibi. Ama daha sıcak."

 

Lucen gülümsedi. Sandalyeyi çekip otururken başını salladı.

 

"Katılıyorum. Uzun zamandır böyle bir sabaha uyanmamıştık."

Serenya yerine oturdu, masaya eliyle hafifçe dokundu.

Sonra bana baktı.

 

"Bunu sen mi hazırladın?"

 

"Yardımla," dedim dürüstçe.

 

"Tek başıma yapardım oğlunuz biraz inatçı sanırım yapamayacağımı düşündü" dedim gülerek

 

Draco kısa bir kahkaha attı.

 

"Yalan. Yumurtaları benden iyi yaptı. Yalnız kalınca sıkıldım"

Serenya ona baktı, sonra bana.

Bakışında o meşhur iğneleyici ama sıcak ifade vardı. Nereli olursa olsun Bazen o kaynana damarını bastıramıyordu sanırım

 

"Demek mutfağı da

paylaşıyorsunuz," dedi.

"İlginç." diye noktaladı

 

"Anne," dedi Draco uyarır gibi ama gülüyordu. Hem uyarıp hemde ortamı germemye gayret ediyordu onu gerecek bişey yapmaktan kaçınıyordum çünkü hem annesi hemde benim aramda kalsın istemiyordum serenya çokta kötü bişey yapmadığı sürece sorun yoktu

 

"Ne?" diye omuz silkti Serenya.

 

"Sadece gözlem yapıyorum."

Lucen konuyu yumuşatmak istercesine çayından bir yudum aldı

 

" Bu arada çay güzel olmuş farklılık oldu"

 

" Beğenmenize sevindim biraz kendi bildiğim şeyleri kattım içine "

 

" Güzel olmuş eline sağlık kızım"

 

" Evet evet tabi çok güzel olmuş pastırma çok güzel koktu "

 

" Afiyet olsun"

 

"Anne " dedi draco gözlerini serenya ve babasına dikmiş bir şekilde

 

" Efendim oğlum ?"

 

" Siz neden kütüphaneye gittiniz ?" Serenya ve lucen anlık dondu çay lucenin boğazında kalmış gibi öksürdü serenya dumura uğramış bir şekilde baktı

 

"Anne duyuyormusun?" Dedi draco karşlarını çatarak

 

"T-tabi duyuyorum oğlum "

 

"Ee ? Üstün biraz dağınıkta gömleğin düğmeleri biraz şey... Deminden beri söyleyeceğim unutuyorum"

 

Serenya telaşla yakasını kontrol etti lucen ise masada değilmiş gibi davranıyordu

 

"Ah öylemi fark etmemişim ben şey ay yemek boğazıma kaçtı" dedi serenya ve öksürdü sudan bir yudum aldı

 

"Ne yapıyordunuzki ? Saçın falanda biraz dağılmış çok değil ama..." Serenya elini saçlarına attı düzelti

 

Nedense aklıma bazı uygunsuz şeyler geliyordu

 

" Ah oğlum far etmemişim yeni kitaplar ... Evet kitapları düzenliyordumda "

 

"Kitaplarımı düzenliyordun? Sen asla onu yapmazsınki ? Yardımcılara söylersin" draco bana baktı ikimiz göz göze geldik

 

O an anladım ikimizinde bakışlarımızdan aynı şeyi düşündük

 

Sanırım küçük bir macera söz konusuydu

 

Draco mimikleri oynuyordu lakin tutmaya çalışıyordu bende sırıtmamak için kendimi tutuyordum

 

"Yeni kitaplar aldı annemde o yüzden kendi yerlestirmek istedi "

 

"Hı hı evet babamda yardıma geldi işte ama babanın sakarlığı tuttu kitapları düşürdü"

 

"Evet ben kitapları düşürünce koltuğun annemde sinirlendi kitapları kendisi aldı"

 

"Evet eğilimce üstüm dağılmış fark etmedim " dedi serenya tuhaf bir gülümsemeyle

 

Draco gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı ve bir yudum su aldı

 

" Tamam canım sorun değil anlık öyle görünce merak ettim"

 

"Aha anladım oğlum babanın sakarlığıve salaklığı işte hep yalnış yerde saçma sapan şeyler yapar " dedi serenya lucene sinirle bakarak lucen de ima ile baktı

 

" Yapmaya az önce öyle demiyordun ama !" Dedi lucen

 

Draco ile ben otamatik olarak gözlerimizi onalara diktik draco artık mimiklerini tutamıyordu ki bende patlamak üzereydim

 

Serenya lucene sinirli bakışlar atıyordu

 

"Yani yardıma geldiğimde yardım etmem hoşuna gitmişti şikayetçi değildin hayatım "

 

"Uzatma artık !" Dedi serenya

 

" Evet ya neyse problem değil alt tarafı kitaplar " dedi draco

 

" Hı hı evet "

 

" Ama birdaki sefere kitap düzenlerken dikkat edin bende yirmi bir yaş küçük bir kardeş istemiyorum " dedi draco ve kıkırdadı bende tam çay içiyordum burnumdan geldi bildiğimiz burnumdan geldi

 

Serenya ve lucen anlık bize baka kaldı draco ile göz göze geldik draco kendini tutamayıp gülmeye başlamıştı olabildiğince kendini tutarak tabi

 

Göze gözr gelince ve onun lafının etkisiyle az bişey bende güldüm ama ben kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum

 

"Ben senin annenin draco benimle nasıl böyle konuşursun !"

 

" Ne bende oğlunum kitapları düzenlerken biraz dikkat etmen gerekmezmi?"

 

"Terbiyesiz babası kılıklı!"

 

"Ben niye terbiyesiz oldum şimdi!"

 

"Bir gün sende eşinle elime düşersin ama!"

 

" Merak etme etme anne biz dikkat ederiz."

 

"Draco!" Dedim tepki ile

 

"Ne ?!"

 

"Ya bizi niye karıştırıyorsun!"

 

"Ya ben bişey demedim ki!" b i

 

"Sus draco!"

 

"Kızım boş ver bunlar bana oğul insanı delirtir!"

 

"Evet neyse boşverin konuyu, yemeği yiyelim kitap düzenleme bizi hiç alakadar etmez!" Dedim en son kelimemi dracoya bakarak

 

" Evet herneyse" dedi lucen

 

" Maria pastırma istermisin?"

 

Anlık dondum

 

"Yok ben almayayım" dedim

 

"Ah tatlım niye ?"

 

"Şey ... Neyden olduğunu bilmiyorum da "

 

" Ne demek istediğini anlamadım?"

 

"Yani etin ne eti olduğunu bilmiyorum "

 

"Ah anladım tatlım merak etme bu domuz değil tamam müslümanlık hakkında pek birşey bilmiyorum ama bunu herkes bilir sen gelmeden önce aklıma geldi ona göre aldım bu sadece dana" gülümsedim

 

"Ah teşekkür ederim gerçekten çok incesiniz "

 

"Önemli değil aklıma gelmişti bende ona göre aldım "

 

" Saolun teşekkür ederim "

 

"Önemli değil " draco'nun yüzünde değişik bir huzur vardı tebessümle baktı ona gülümseyerek baktım ve göz kırptım ve kahvalatıyı yemeye başladık draco sessizce kulağıma eğildi

 

"Ama şakam çok yerindeydi kabul et." Güldüm

 

"Evet yerindeydi çok iyiydi süs şimdi "

 

"Tamam tamam kızma "

 

yemek sırasında pek konuşmuyorduk biraz sonra yemek bitince oturma alanına geçtik

 

"Evet çocuklar ozaman gerçekten konuşmamız gereken bir konuyu konuşabiliriz " dedi serenya

 

"Nedir ?" Dedim merakla

 

" Neymiş o " dedi draco

 

" Nişan tabiki!"

 

Draco gözlerini devirdi başını koltuğa yasladı

 

"Annneee"

 

" Ne var oğlum hiç konuşmayacağızmı yani!"

 

"Aman anne ya "

 

"Draco kızma ama annem biraz haklı galiba "

 

"Afet yapma ya"

 

" Ne bir nişan olucaksa bunu konuşulması gerek "

 

"Seni seviyorum " dedi serenya

 

"Bende sizi " dedim gülerek

 

"İyi peki konuşalım" dedi draco gülerek yerinde dikeldi

 

"Tamam siz aranız bişey konuştunuzmu ?'

 

"Hayır " dedi draco

 

"Hayır konusmadık" dedim bende

 

" Hevesiniz ölümü sizin ! Neyse bakın çocuklar şimdi bu konuda anlasalım valerion malikanesinde yapıyoruz değilmi?"

 

"Bilmiyorum anne belki farklı yerde isteriz "

 

" Oğlum bu genelenek ordan daha güzel yer nerden bulacaksınız?"

 

" yani ben çok sevdim baya büyük ama okadr çok kişi gelirmi?"

 

" tabi tabi bak ailelerimiz gelcek draconunanne tarafı baba tarafı senin ailen anne baban ablan abilerin sonra arkadaşların draconun arkadaşları haksızmıyım"

 

"ah arkadaşlarımız gelecekmi?"

 

"gelecel tabi!" dedi serenya çoşkuyla

 

"bak benden ana tavye bunları sadece bir kez yaşayacaksınız en güzeli yaşamalısınız ."

 

"doğru söylüyorsunuz "

 

"sen malikanedemi istiyorsun ?" dedi draco

 

"yani bencedeçok güzel büyükte arasak okadar güzel bir yer bulamayız haksızmıyım?"

 

"yani iyi tamam benim için sorun yok"

 

"güzel ozaman bir organizasyon şirketi seçebiliriz bu gibi durumlarda çalıştığımız bir şirket vra ben sana gönderiyim maria beğnir onlarla çalışırsınız içine seçmezse kendine bir tane seç "

 

"olur tamam"

 

"sonra annenler falan gelir beraber toplanır bakarız olurmu?"

 

" tabi tabi ben söylerim severek geliceklerdir "

 

"anne hepiniz karışacakmısınız bu ikimizin nişanı"

 

"uyuz oğlum nişan iki kişi için yapılır elbette ama ailelerde dahil olur aileyide ilgilendirir "

 

"tamam bişey demedim"

 

"tamam ozaman siz atın bana ben bakarım"

 

"tabi numarını bana versene tatlım"

 

"tabi söylüyorum " serenya telefonumu söyledim ve kaydetti

 

"onları öneceden bilgilendireceğim seninle düzgün ilgelenecekler"

 

"tamam teşekkür ederim " biraz daha sohbet ettikten sonra herkes telefona daldı

 

"çocuklar"dedi serenya bi anda hepimiz serenyaya baktık

 

"bu gün son gününüz mağdem beraber bişeyler yapalım"

 

"ne yapacağız anne?"

 

"kesin aklında bişey var" dedi evet

 

"nasılda tanır karısını" dedi serenya lucene gülümseurek ilişkileri gerçekten çok güzel yıllar olmuştu ama hala kocasınacilve yapıyor trip atıyor maceralar yaşıyordu umatım draco ilr bizde böyle oluruz diye içimden geçirdim

 

"aklınızdaki nedir ?" dedim

 

"oyun "

 

"oyunmu?" dedi draco

 

"evet zaman öldürmek için bire bir kart oyunu yada gizli gelme oyunu oyanaya biliriz zaman akatşı oynanır ve çift olması lazım tam bizlik yani "

 

"ben oyunlara bayılırım " dedim

 

"güzel işte bundan bahsediyorum enerji çocuklar"

 

"iyi peki tamam " dedi draco

 

Serenya kalktı ve konsola doğru gitti

 

"Yasaklı kelime oyununu getiriyorum"

 

"O oyunu biliyorum " dedi draco özgüvenli bir şekilde

 

"Bilmen oynaya bileceğin anlamına gelmez"

 

"Göreceğiz annecim siz yaşlandınız artık yenilince ağlamayın" lucen hırslı bir şekilde dikeldi

 

"Siz gençler herşeyde başrol olacağınızı sanıyorsunuz ve herşeyi bildiğinizi ama ben yaşlı halimle seni cebimden çıkartırım "

 

"Vay babalık idalısın "

 

"Herzaman " dedi lucen serenya oyunu getirdi

 

"Mutfaktağa söyleyimde bize atıştırmalık getirsinler"

 

"Tamam iyi olur " dedim

 

Atıştırmalıkları söyledikten sonra oyunun kurallarına bir göz gezdirdik ve hızlı bir kurulum yaptık o sırda atıştırmalıklar geldi ve keyifli bir şekilde oyuna başladık

 

Biraz geçince oyun baya hararetlenmişti ve bazen serenya ve Lucen öne geçiyorduk bazende draco ve ben önde oluyordu

 

Benzen kelimeyi anlayamayınca draco beni delirtiyor bezen ben anlayamayınca draco delirtiyordu. Ama harika bir ekiptik

 

Serenya ve lucende harika bir ekipti çok uyumlulardı

 

Saatler akıp gitti en son kart kalmayana kadar

" Ee kart bitti ?" Dedi drac

 

" Oha ne ara bitti ya?" Dedim

 

"Evet ozaman puanlara bakalım kim kazanmış " dedi serenya

 

"Evet bakalım"

 

kartları tek tek önüme çektim.

Sessizlik çöktü.

Birini saydım.

Bir daha saydım.

Sonra bir kez daha.

Kaşlarım yavaşça yukarı kalktı.

"...Şaka yapıyorsunuz," dedim fısıltıyla.

 

Draco hemen eğildi.

 

"Ne oldu?"

 

başımı kaldırdı..

Üstümde saf bir şaşkınlık vardı

 

"Berabere."

 

Bir anlık boşluk oldu.

 

"Emin misin?" dedi Draco hemen.

 

"Bak ciddiyim, yanlış saydıysan itiraz ederim."

 

Lucen koltukta dikeldi.

 

"Kesin hile var," dedi son derece ciddi bir ifadeyle.

 

"Ben hayatım boyunca bu kadar denk bir oyun görmedim."

 

Serenya bana doğru eğildi.

"Bir daha say tatlım," dedi şüpheyle.

"Düzgün saydığından emin misin?"

hafifçe güldüm

"Üç kere saydım."

Kartları tekrar düzenledim.

Bir kez daha gözden geçirdim.

 

"Evet," dedim net bir sesle.

 

"Berabere."

 

Draco arkasına yaslandı, derin bir nefes verdi.

 

"Buna inanamıyorum."

 

Lucen başını iki yana salladı.

"Gençlik işi bu. Kesin bir numara var."

 

"Lucen," dedi Serenya uyarır gibi.

 

"Kaybedemediğin için mi konuşuyorsun?"dedi drack

 

"Ben kaybetmedim," dedi Lucen.

"Berabere kaldım."

 

Draco hafifçe güldü, sonra bana baktı.

Bakışında o tanıdık meydan okuma vardı.

 

"Peki," dedi.

"Rövanş başka zamana."

 

"Ne zaman?" dedi Serenya hemen.

Draco omuz silkti.

"Belli değil."

 

Sonra bana eğildi, sesi alçaldı.

"Ama hazırlıklı ol."

 

gülümseyerek karşılık verdim.

 

"Her zaman."

 

Serenya ellerini birleştirdi.

 

"Demek kader bile bugün taraf tutamadı."

 

Lucen homurdandı.

 

"Ya da biz fazlasıyla denkmişiz."

O an fark ettim

Kazanan yoktu.

Ama kimse de kaybetmemişti.

Ve bu... garip bir şekilde, her şeyden daha güzeldi.

 

Gerçekten bence bu gece oyunun berabere kalması kaderin bir işaretiydi sanki

 

Anlık bı herkes duruldu saat gece 11:30 gösteriyordu

 

" Ben acıktım" dedi lucen

 

"Saat gece 11 geçti lucen "

 

"Baba okadar yemekten sonramı"

 

"Birinci sikmişim geceyi ikinci bunlar atıştırmalık tı" lucen öyle diyince anlık hepimiz güldük

 

"Ne oldu babalık yenilmek zorunamı gitti ne bu sınır?" Dedi draco

 

" Tekrar ediyorum ben yenilmedim berabere kaldım"

 

"Boynuz kulağı geçermiş" dedim özgüvenli bir şekilde hepsi bana baktı

 

" Gelinimize baksen ? Ego tavan elserin işte ne bekliyorsun?" Dedi lucen hepimiz güldük

 

"Bunu bir valerion diyor" dedim gülerek

 

" Elserin kızları ile derdini var valerion" dedi serenya

 

"Yok canım elserin kızına canım feda " dedi lucen çok fazla flortoz bir tavırla serenya adeta karşısında eridi

 

"Şerefsiz." Dedi serenya sırıtarak

 

" Bende seni seviyorum hayatım" dedi lucen serenya bir patlamış mısır tanesini alıp lucene attı

 

"Hey!" Dedi lucen

 

"Susmazsan masayı kafana geçiririm"

 

"İyi peki"

 

"Yalnız bende açım" dedim çekinerek

 

" Öylemi?" Dedi serenya

 

"Afetim niye söylemedin?"

 

"Şimdi söyledim ya?"

 

" Ne yemek istersin tatlım"

 

"İşte benim gelinim" dedi lucen bana elini çakmam için uzatarak şaşırdım ama sonra elimi uzatrak ellerimizi çatpıştırdık

 

Draco gülerek bize baktı

 

" Ne yiyelim peki? Tost sandviç "

 

" Tost iyidir geç saat için iyidir bence " dedim

 

"İyi ozaman söyliyim bize hemen yapsınlar" dedi serenya ve kalktı ve mutfağa gitti ve geri geldi hemen

 

" Söyledim birazdan yeriz "

 

" Tamam " dedi lucen

 

" Ben biraz internette sörf yapacağım" dedi draco ve öylede oldu hepimiz telefona gömüldük

 

Ve kısa süre sonra tostlarımız geldi ve yemeye başladık

 

"Ellerine sağlık baya iyi olmuş" dedim iştahla

 

"Evet baya iyi geldi"

 

Kısa süre sonra hepimiz yemeğimizi yedik ve saat gece yarısını geçtiği için herkes birbirine iyi geceler diyip odasına geçmek için yol aldı draco ile bende odamıza girdik draco derin bir nefes vererek kapıyı kapattı

 

"Ne oldu yıldızım " yanıma gelip hızlıca beni tutup kendineçekti ve ardın öptü ben ne olduğumu şaşırdım

 

"Bütün gün seni öpmek için bekledim beni delirtiyorsun "

 

"Ya" dedim cilveyle

 

" Evet öyle ve hala cilve yapıyorun yavrum kaşınıyosun bak hiç bişeyi umursamam"

 

"Ya naparsın?" Dedim dudaklarına yaklaşrak

 

"Afet yapma"

 

"Tamam tamam hadi uyuyalım"

Dedim ondan uzaklaşarak

 

"Tamam ozaman uyuyalım " dedi ve ikimizde yatağa girdik

 

"İyi geceler afetim..."

 

"İyi geceler yıldızım" dedim ve ikimizde biribrimize sarılarak uykuya daldık

 

🌊🔥

 

Gözlerimi ilk açtığımda odanın içi hâlâ yarı karanlıktı.

Perdelerin arasından sızan soluk ışık, geceyi tam kovamamış gibiydi.

Draco'nun kolu belimdeydi.

Nefesi düzenliydi ama uykuda olduğu söylenemezdi.

 

Gözelrimi açıp kendime geldim

 

"Uyanıksın," dedim kısık bir sesle.

 

"Uzun zamandır," dedi.

Sesi uykulu değil... sakindi.

Başımı hafifçe kaldırdım.

Göz göze geldik.

 

"Günaydın..."

 

"Günaydın yavrum"

 

"Bugün gidiyoruz," dedim.

 

"Biliyorum."

Bir an ikimiz de sustuk.

O sessizlikte dün gecenin kahkahası, oyunun berabere bitişi, mutfak kokuları...

Hepsi hâlâ odadaydı sanki.

 

"Pişman mısın?" diye sordu aniden..

 

"Ne için?" dedim merakla

 

"Bu eve geldiğimiz için ve şimdide gittiğimiz için"

Biraz düşündüm.

Sonra başımı yavaşça iki yana salladım.

 

"Hayır," dedim.

 

"Burayı sevdim. Ama kalmak zorunda değilim."

Draco'nun parmakları belimde hafifçe kıpırdadı.

Bu onun rahatladım hareketiydi.

 

"Güzel," dedi..

"Çünkü geri döneceğiz."

Gülümsedim...

 

"İyimisin yıldızım...?"

 

" Değilim" dedi dürüstçe

 

"Canım konuşmak istermisin?"

 

"Ben çok tuhaf hissediyorum afet çok tuhaf hem burda bı saniye bile durmak istemiyorum miğidem bulanıyor hemde..."

 

"Hemde bı yanın buraya ait her saniyen burda geçsin istiyorsun"

 

Buruk bir şekilde gülümsedi

 

" Evet tamda öyle "

 

"Seni anlıyorum ve vizdan azabıda çektiğini biliyorum bunu atlatmak zor ama atalatmalısın beraber atlatacağız"

 

Sessizce bana baktı gözleri dolmuş gibiydi

 

"Afet..."

 

"Yıldızım iyimisin?..."

 

" Değilim afet değilim... Canım acıyor afet..."

 

O öyle diyince yüreğime hançer saplandı sanki elimi yüzüne koydum

 

"Afet dünyanın yükünü yasladılar omzuma kalkamıyorum altından ne yapacağım...?"

 

Ona sarıldım kendini boynuma gömdü küçük kimsesiz bir çocuk gibi söylediği kelime yüreğimi parçaladı adeta

 

" Ben yardım ederim sana beraber omuzlarız dünyayı " güldüğünü duydum saçlarını okşadım

 

İlişkimiz boyunca o beni desteklemişti ona haksızlık yaptığımda kalbini kırdığımda bile şimdi benim onu desteklemem gerekiyordu

 

"Seni hak edicek ne yaptım ben?"

 

" Varlığın yeterli yıldızım..."

 

"Seni seviyorum" kendini yukarı çekti yüz yüze geldik

 

" Ne kadar?" Dedim herzamanki gibi tebessüm etti

 

" Soykırım çıkaracak kadar afetim..." Dedi ve dudağıma ufak bir öpücük bıraktı

 

" Bende seni seviyorum yıldızm..."

 

"Ne kadar?" Dedi benim gibi

 

" Soykırım çıkaracak kadar yıldızım" dedim onun gibi

 

"O zaman kalkalımmı? "

 

"Kalkalım canım" dedim ve yataktan çıktık kendimize geldik

Ve elimizi yüzümüzü yıkayıp üstümüzü giyindik ve aşağı indik

 

Herzanki gibi serenya ve Lucen bizi aşağıda kahvelerini içerken karşıladı saat 10:30 'du

"Günaydın çocuklar " dedi Serenya ama önceki günlere kıyasla durgun ama gülümseyerek

 

" Günaydın draco ve Maria" dedi lucen

 

"Günaydın anne baba"

 

"Günaydın " koltuğa oturduk önce ki günlere kıyasla daha çok sessizdik herkes durgun kahvelerimiz geldi içmeye başladık

 

"Ne zaman gidiyorsunuz?" Dedi serenya

 

"Kahvaltıdan sonra öğlen vakti gideriz anne" dedi draco

 

"Peki." Dedi serenya sadece herkes kendine döndü serenya televiyonu çalıştırdı knallardan bir haber sayfası açtı ve hepimiz kahvelerimizi içerken sessizce haberlere daldık

 

Kahvelerimiz bittikten sonra biraz geçince hizmetliler kahvaltıyı hazırlamıştı kahvaltıya geçtik arada bir kaç kelime konuşuluyor sonra herkes susuyordu

 

Önceki sabaarda kahkaha ve şakalarla şenlenen sofra şuan ayrılığın hüznün sessizliğin gölgesi altındaydı ...

 

Ve gariptirki benim bile için burkulmuştu her şeye rağmen draco ve bende burda geçirdiğimiz bu üç dört günden çok memnunduk iyi gelmişti ikimizede

 

Masadaki herkes keşke zaman dursa der gibiydi ...

 

Ama zaman durmadı akıp gitti kahvaltı bitti biraz oturup bişeyler içtik

 

Ardından draco ve ben odamıza eşyaları toplamaya çıktık

 

O düşkündü bende suskundum

Sessizce ikimizde bavulları topladık

 

Ben üstüme siyak pantolon siyah body giyindim ve hava çok soğuk olduğundan kabanımıda giyindim

 

Dracoda siyah kumaş pantolon üstün Beyaz body giyindi üstüne fermuarlı bir kazak geçirdi

Çantalarımızı aldık ve aşağı indik

 

Saat 13:00'dı

 

Serenya ve lucen ayağa kalktı

 

"Gidiyormusunuz?" Dedi serenya

 

" Evet anne... Akşama okula anca varırız" .

 

" Ne diyelim oğlum yolunuz açık olsun" dedi lucen

 

"Saol baba"

 

Serenya oğluna dracoya sarıldı

 

"Oğlum..."

 

"Annecim..." Dedi draco

 

" Ah oğlum Seni benden uzak tutan kaderede yazıklar olsun "

 

Draco buruk bir tebessüm etti

 

"Okula giderken herkes annesinden ayrılıyor anne üzülme "

 

"Üzülme demek kolay... Çocuğun olunca anlarsın oğlum "

 

" Bakalım anne bı evlenelimde önce " dedi draco gülerek

 

Serenyada güldü

 

" Annesinin biricik oğlu özletmeyin kendinizi gelin arada olurmu oğlum" dedi serenya sesi titreyerek

 

Onları izlerken bende çok duygulanmıştım

 

"Tamam anne söz geleceğiz tamammı ağlama ama "

 

"Tamam ağlamıyorum"

 

Ayrıldılar lucen dracoya sarıldı ardından serenyada bana sanarıldı

 

"Görüşürüz kızım güle güle "

 

" Görüşürüz efendim üzülmeyin boşluk bulduğumuz ama hep geleceğiz "

 

"İyi bakalım" dedi serenya

 

"Görüşürüz oğlum yolunuz açık olsun "

 

" Görüşürüz baba "

 

"Hadi bakalım seni seviyorum oğlum" dedi lucen

 

Serenya ile ben şaşkınlıkla onlara döndük

 

Draco anlık dumura uğramış gibiydi babasını suratına öyle baka kaldı lucende öyle dondu

İkisininde gözleri doldu hatta bizim bile doldu ama ağlamadılar

 

Draco'nun yüzünde buruk bir tebessüm oluştu

 

"Saol baba bende seni seviyorum" dedi draco

Lucenin yüzünden değişik bir ifade oluştu

 

Lucen oğlunu kendine çekip sarıldı sıkıca

 

Bu sarılma yıllarca geç kalmış bir sarılmaydı

 

"Oğlum benim" dedi lucen oğluna sıkıca sarılırken

 

" Baba, babam ..." Onlar sarılırken serenya kendini tutamadı ve gözünden yaş geldi bı anlık benimde geldi

Onalr bı süre sonra hızlıca ayrıldılar

 

"neyse ha afet gidelim vedaları sevmem "

 

"tamam gidelim"

 

"görüşürüz maria güle güle" dedi lucen

 

" görüşürüz efendim" dedim vekapıya yöneldik serenya kapıyı açtı kapının ağzında korumalar bekliyordu bavulları aldılar bizde merdivenlerden indik

arabaya doğru gittik

 

arakamızı döndük ve onlar kapıda bize bakıyorlardı bize el salladılar

bizde onlara salladık ve sonra arabaya bindik ve kapıları kapattık

 

draco direksiyonu ik eliyle tuttu sıkıca

 

gözlerini kapatıp sırtını koltuğa yasladı

 

onun elinin tuttum

 

gözlerini açtı bana baktı

 

"iyimisin?" dedim

 

"iyiyim hadi gidelim "

 

ve araba çalıştı ve büyük malikane arkamızda kaldı ve yol boyunca draconun telefonu hiç susmadı sürekli telefonda konuştu bende tabletimi aldım

 

ve mağzamla ilgili bir çok şeyi artık benim komtrol etmem gerekiyordu stok

kontrolü gibi

 

sonra mağazamın müdürü ile konuştum evet tabikide çalışanlarım vardı yazılımcılarım bile vardı başta ben olmak üzüre hemizin always stylish yönetiyorduk

 

zaman bu şekilde bizişlerimize gömülürken akıp geçti

 

ve yolun bitmesine az kalmıştı londranın bir ucundan bir ucuna gitmiştik

 

draconun telefonları biarz sustuğunda biraz sessizlik çözdü

 

"işler çok birikti galiba " dedi ben tabletimle işlerimi hallerderken

gülsedim tableti kapattım

 

"biraz ihmal etmişim"

 

"anlıyorum görüyorsun ya benimde öyle "

 

"evet fark ettim" dedim gülerek

 

"kusura bakma biraz fazla sürdü "

 

"önemli değil bizler iş insanlarıyız " tebessüm etti

 

"evet yalnız işine dalıp benim ihmal edersen küserim ha!"

 

"merak etme yakışıklım asla ihmal etmem seni" güldü

 

" seviyorum seni , müzikde dinleyemedik "

 

"olsun ne olacak ?"

 

"açsana istiyorsan tabi"

 

"olur tamam bi tane bakayım" dedim ardından telefona bakmaya başladım daha az kalabalık bir yerdeydik şehirin daha ıssız uç kısımlarındaydık

 

arabanın yavaşladığını hissetiğimde kafamı kaldırdım

 

"ne oldu?"

 

"sakin ol eczaneye uğrayacağım "

 

"eczanemi?"

 

"evet ?" draco arabayı bir eczanenin önünde durdurdu küçük bir eczaneydi

 

"ben hemen iki dakkaya geliyorum" dedi ve arabadan indi eczane gitti şapka taktı ve atkısı boynuna sardı öyleki onu tanımak zor hale gelmiştim

 

iki dakika sonra elinde poşetle geldi ve arabaya bindi kapısını kapattı

ve poşeti bana uzattı

 

"çanta koyabilirmisin arabada bırakma "

 

" ah tamam da ne aldınki ilaçlarımız vardı?"

 

"ilaç almadım ki?"

 

"ozaman ne aldın?"

 

"vitamin aldım afet " dedi gülerek

poşete baktım

 

"vitanmin ne alaka-" diye söyleniyordumki poşeti açınca lafım ağzıma tıkıldım yüzüm kızardı şaşkınlıkla gözlerimi belerttim

 

draco kahkaha attı

 

çünkü poşetteki şey doğum kontrol yöntemlerinden bir kaçıydı şaşakınlıkla ona baktım

 

"ne ? konuşmuştuk zaten boşu boşuna bun için yarım kalmadıkmı ?"

 

"sususarmısın lütfen!"

 

"ne utandın mı? sevişmeliyiz diyen sendin"

 

"sus dedim ya!" dedim ve hızlıca peketi çantama attım

 

"iyi tamam "

 

"konuyu değiştirirmisin rica etsem ?"

 

"tamam tamam müzik açıcaktın"

 

"ha doğru " dedim ve telefondan müzik açtım ve müziğin meldosi arabayı doldurdu

 

"bak bu şarkıyı çok severim"

 

sevdan kuşlar misali

gelip kalbime kondu

ömrüm kışlar gibiydi

sonsuz bir bahar oldu

esmer bir akşam vakti

senle yeniden doğdum

benden çaldıkları unut dedikleri

kaybettiğim laderi buldum

 

"güzelmiş " dedi gülüm seyrek

 

" evet öyledir " dedim ve ona bakarak şarkıyı söylemeye başladım

 

"dünyanın yükünü yazsalar payıma...

dost düşman bir olup çıksa da yoluma

vargeçmem sen yine de ben aşkala yürürüm ateşe

sen yeterki ellerimden tut..."

 

güldü

 

"seviyorum seni.!"

 

"bende seni!" dedim ve ikimiz beraber söylemey başladık

 

herkes günaha batmış

sorsan adı hayatmış

hala yalansız masum

bir tek gözlerin kalmış...

 

eliyle elimi tuttu ikimiz yolculuğuma devaö etyik ve kıza süre sonra okula vardık

 

ve saat tam gece 12:00 dı herkes uykudayken biz sessizce odamıza girddik üstümüzden montumuzu çıkardıktan sonra hemen bavullarımız yerleştirdik

ve ardından draco ile ben çalışma masasına oturduk

 

ikimizde bilgisiyarlarımızın başına geçtik

 

ben mağazadaki bazı şeylere baktıktan sonra morgan bulduğu iyi mağzalar bakıyordum draco oturduğu yerde gerneşti saat biri geçmişti

 

"afet, afet."

 

"efendim canım?"

 

"saat çol geç oldu boş ver gel yatalım yarın hallederiz "

 

"doğru söylüyorsun"

 

" hadi gel canım " dedi ve masadan kalktık ve ikimizde yatağa girdik

 

"iyi geceler yıldızım "

 

"iyi geceler afetim "

 

ve ikimiz her şeyi bir kenera bırakıp kendimizi uykuya bıraktık

🌊🔥

 

 

 

 

 

Bölüm : 17.01.2026 17:01 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...