


Güneş doğmaya yüz tutmuştu hava turunculaşmıştı git gide aydınlanıyordu yeni bir gün gelmişti
Ssbah, odanın içine sessizce dolmuştu.
Perdelerin arasından sızan ışık, gecenin bıraktığı gölgeleri dağıtamıyordu. Oda aydınlıktı ama ferah değildi. Hava, sanki görünmeyen bir şeyle doluydu.
Maria Afet uyanıktı.
Gözleri tavandaydı ama bakmıyordu. Geceyi yarım yamalak uyuyarak geçirmişti. Sadece gözlerini kapatmış, bı uyumuş bı uyanık saatlerin ilerlemesini beklemişti. Yanında yatan adamın nefes alışlarını dinlemişti uzun süre.
Draco uyanıktı.
O da kıpırdamıyordu. Gözleri kapalıydı ama zihni çoktan ayaktaydı. Gece boyunca kaç kez dönüp Afet'e bakmıştı, kendisi bile bilmiyordu.
İkisi de uyanıktı.
İkisi de biliyordu
Ama...
İkisi de bunu bilmiyormuş gibi yapıyordu.
Draco'nun kolu herzaman ki gibi afete sarılıydı
Ama tuhaf birşey varsı dünden kalan
Yatakta aralarında görünmeyen bir mesafe vardı. Tenleri birbirine yakın, zihinleri kilometrelerce uzaktı.
Afet ilk hareket eden oldu.
Yavaşça olduğu yerde hareket etti ikisininde nefesleri duyuldu
Afet yatakta hareket ettiğinde aniden durdu afeti durduran draco'nun gözleriydi
İkisi göz göze geldi ama çok tuhaftı bişey demediler afet aniden draco'nun gözleri ile göz göze gelince irkilmişti yutkundu
"Korktum."dedi afet sessizce
Draco hafif iyi hissetiren bir yüz ifadesi takındı yüzüne
"Korkutmak istemedim..." Dedi draco ardın kısa bir sessizlik oldu
"Günaydın" dedi draco tekrardan
"Günaydın" dedi afet sessizce
Afet yerinde doğruldu üstünden yorganı attı
Yorganın sesi odada gereğinden fazla yankılandı. Ayaklarını yere bastığında, soğukluğu hissetti ama tepki vermedi. Sanki bedeninde hisler biraz geç çalışıyordu.
Draco gözlerini afete doğrulttu
Onu izledi.
Afet baş ucundaki sudan içti boğazı kurumuştu acıdü
Afet yataktan kalkıp banyoya doğru yürürken
draco afete baktı omuzlarının hafif düşüklüğünü fark etti. Sanki geceden beri bir yük taşıyordu. Ama o yükün ne olduğunu bilmiyordu. Ama asıl
Bilmediği şey... birazdan
hayatını değiştirecekti.
Afet aynaya baktı.
Göz altları belirgindi. Dudakları solgundu. Bir an kendi yansımasına bakarken gözleri kaçtı. Sanki aynadaki kadını görmek istemiyordu.
Arkasında kapının açılma sesi duyuldu.
Draco yataktan kalkmıştı diğer sabahlara göre çok sessizdiler
Draco.
Bir şey söylemedi.
Sadece kapı eşiğinde durdu.
Birbirlerine aynadan baktılar.
Kelimeler boğazlarına kadar geldi.
Hiçbiri çıkmadı.
Bu sabah, konuşulması gereken şeyler vardı.
Ama ikisi de konuşmanın, bir şeyi başlatacağını hissediyordu.
Ve ikisi de henüz hazır değildi.
Draco banyo ya girdi ikiside lavoboların karşısına geçmişti her sabah birlikte kahkahalarla hazırlandıkları banyo bu sabah karanlık bir sessizlik vardı
Afet yüzünü yıkadı. Su sesi gereğinden fazla sürdü. Draco hâlâ bişey yapmıyordu Hâlâ izliyordu.
Sanki bir şey söylemek istiyor ama doğru kelimeyi bulamıyordu.
Afet havluyu bıraktı.
Göz göze geldiler.
Bir anlık bakış.
Uzun.
Ağır.
İkisi de aynı şeyi düşündü:
"Bugün bir şey olacak."
Afet işlerini hallettikten sonra banyodan çıktı draco derin bir nefes verdi
Anlamadığı bir şey vardı afeti bu kadar çökerten neydi?
Afeti ilk defa böyle görüyordu ve afeti tanıyordu o sır saklamak yan nefret ederdi hatta bu yüzden günlerce küs kalmıştılar
Buna rağmen afetin söyleyemediği şey neydi ?
Dracoyu delirten soru buydu işte
Afeti öldürme ihtimali olan eski dostu Alp aksoyun bildiği ama draco'nun bilmediği afetin büyüm sırrı neydi?...
Ama draco'nun bilmediği bir şey
Daha vardı bu sır her geçen gün
Kutuplarda tek başına kalmış gibi kitliyordu
Afet ateşlerde yanmaya alışıktı
Afet ateş demek değil miydi zaten
İnsanların bilmediği afetin kutupların ortasında dönüp kaldığıydı
Draco kendini tokatlıyıp kendine geldi her sabah yaptıklarını yaptı dişini fırçaladı yüzünü yıkadı
Afet ise bıkkın yorgun tuhaf bir bir şekilde kahve koymaya gitmişti
Afet ne yapacağını sanki bilemiyordu yavaş yavaş bişeyler yapıyordu
Dracoda banyodan çıkmış yanına gelmişti
Mutfakta kahve makinesinin sesi duyuldu.
Normalde sıradan bir sesti bu.
Ama bugün evin içinde yankılandı.
Draco tezgah yaslanmıd afeti izliyordu
Afet fincanları tezgâha koyarken elinin hafif titrediğini fark etti. Parmağını fincanın kulpuna geçirirken gereğinden fazla dikkat ediyordu. Sanki basit şeyleri yanlış yapmaktan korkuyordu.
Arkasından Draco'nun adımları geldi. Ona biraz daha yaklaştı
Yavaş.
Tereddütlü.
Afet arkasını dönmeden konuştu.
"kahve yanına bişey istermisin?"
Bu soru, sabahın ilk normal cümlesiydi.
Draco hafifçe başını iki yana salladı.
"Yok... sadece kahve."
Kısa bir sessizlik oldu.
Draco birkaç adım atıp tezgâha yaklaştı.
"Elim değsin mi?" dedi yumuşak bir sesle.
"Kahveye yardım edeyim mi?"
Afet o cümlede ilk kez rahatladı.
Dudaklarının kenarı çok hafif kıvrıldı.
"Olur tabi..." Beraber yavaşça kahve koyuyorlardı
"İyimisin afetim?" Dedi draco
Afet derin bir nefes verdi
"Bilmiyorum..."
"Boşver bende bilmiyorum, bilmeyelim nasıl olduğumuzu "
Afet hafifçe güldü dracoya baktı dracoda ona gülümsedi
Afet masum bir çocuk gibi elinde tuttuğu kahve kavonozunu yerine koydu
" Sen harika bir adamsın ..." Dedi afet iç çekerek
"Benim aksime ..."
Draco kaşlarını çattı
" Niye öyle dedin ki ...?"
" Çünkü sen benim yaptığım yapmadın " draco sorgular bir şekilde baktı afete ama konusmadı ona alan tanıdı
" Sen benim iyiliğim için sır sakladın abim istediği için... Bende kendim için ..."
Afet derin bir iç çekip devam etti
"Senin dediğin gibi sana kızdım ama gittim kendim yaptım"
Derin bir nefes verdi ve devam etti
"Biliyorum," dedi kısık bir sesle.
"Sana kızıp bunu yapmam kötü... ne düşündüğünü bilmiyorum Draco."
Draco kaşlarını hafifçe çattı. Sorgulayıcıydı ama sert değildi.
"Düşünmüyorum," dedi.
"Sadece bekliyorum."
Bu cevap Afet'in omuzlarındaki yükü azıcık indirdi.
Draco elini uzattı. Afet'in beline dokundu. Çok yavaş. İzin ister gibi.
Afet geri çekilmedi.
Draco onu kendine doğru çekti.
Alınları değdi.
Bir süre öyle kaldılar.
Ne hesap vardı.
Ne soru.
Sadece yakınlık.
Draco Afet'in saçlarına dudaklarını bıraktı.
Afet gözlerini kapattı.
İlk defa o sabah nefes alabildiğini hissetti.
"Geçecek," dedi Draco fısıltıyla.
Afet başını salladı.
"Biliyorum."
İkisi de bilmiyordu.
" Seni seviyorum" dedi afet
"Bende seni seviyorum afetim..."
"Nekadar?" Dedi afet draco güldü
"Soykırım çıkaracak kadar afetim..."
Draco afetin dudağına ufak bir öpücük bıraktı afetin kalbi o an herzamanki gibi uçuş uçus oldu adeta
Afetin metlulukla titreyerek rahatlamış bir nefes verdi çocukcuk gibi omuzlarını kaldırıp indirdi küçük bir çocuk gibi
Afet her ne kadar şanslı gibi görünsede afet çocuk olamamıştı
Afet naz yapmak nedir bilmezdi
Afet elleri ayakları tuttuğundan beri her işini kendi görürdü
Mari afet elserin kendi kendine yetmeyi zorla öğrenmişti
Ama artık bişeyler değişmişti
Maria afet elserinin artık naz yapabildiği yardım isteye bildiği biri vardı
Draco elserin valerion ...
Draco elserin valerionda hayatı boyunca hiç yardım istememiş sevmemiş birinden bişey istememişti ama artık onunda bişeyler istediği sevdiği yardım ettiği biri vardı
Maria afet elserin...
Onlar çok yalnız insanlardı takı birbirlerini bulana kalana kadar...
Kahveleri alıp koltuğa geçtiler.
Koltuğun kenarına oturdular.
Dizleri birbirine değiyordu.
Oda hâlâ ağırdı ama artık boğucu değildi.
Geçici bir huzur vardı.
Fırtına öncesi sessizlik gibi.
Afet ve draco birbirine baktı kahvelerinde birer yudum aldılar sessizce bı süre içtiler sadece bu sessizliği afet bozdu
"Senden bişey sakladım draco"
Afetin aniden söylediği kelime ortamda bir Tokat etkisi yarattı
"Fark ettim." Dedi draco düz bir ses tonuyla kahveden yudum olurken
"Draco ben..."
"Sakin ol afetim" dedi draco ve afetin elini tuttu
" Ben seni her şekilde seviyorum rahatla yavaş yavaş anlat gitsin"
"Ben bunu sana nasıl anlatabilirim bilmiyorum..."
"Afet ben yabancı biri değilim seni yargılayacak yada sırt dönecek biride değilim..."
"Söylemesi o kadar kolay değil..."
"Afet ne olduğunu bilmiyorum ama ben senin yanındayım anlat gitsin bana Alp kadar güvemiyormusun?..."
Afet büyük bir tebessüm etti
" beni anlamıyorsun konum Alp ile alakası yok Alp sadece o an benim yanımdaydı..."
" Ne zaman?"
" Yıllar önceydi ben saedece 17 18 yaşındaydım..."
"Tamam dinliyorum..." Dedi draco tam afet ağzını açıcakken
Draco'nun telefonu çaldı
"Bak " dedi afet
Draco telefona baktı kaşlarını çattı isimsizdi ekranda
Bilinmeyen numara
Yazısı belirdi
Bilinmeyen numara...
" Bilinmeyen numara yazıyor" dedi draco
"Aç istiyorsan"
"Tamam"
Draco telefonu açtı ve haporlere verdi
"Efendim?"
Karşı taraftan birkaç saniye
hiçbir ses gelmedi.
Sadece nefes.
Yavaş. Rahat. Sabırlı.
Draco'nun kaşları çatıldı. Afet'in içi sebepsizce daraldı.
Sonra o ses duyuldu.
Düşük tonda. Sakin. Ürpertici derecede kontrollü.
"Günaydın... Draco Elserin Valerion."
Draco'nun duruşu değişti.
"Sen kimsin?"
Hafif bir nefes verildi karşıdan. Sanki gülümsüyordu.
"İsimler... çok gereksiz şeylerdir. Özellikle senin için."
Draco'nun bakışları sertleşti.
"Ne istiyorsun?"
"Bir şey istemiyorum. Sadece merak ediyorum."
Kısa bir duraksama.
"Maria Afet Elserin... sana her şeyini anlatır mı Draco?"
Afet'in kalbi o an hızlandı. Draco fark etmeden göz ucuyla Afet'e baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Adam hiç acele etmiyordu.
Salındı ve keyifliydi
"Şunu demek istiyorum... başkalarına sır sakladığı için kızmak... ama kendin sır saklamak..."
Kısa bir nefes.
"Garip değil mi Maria Afet Elserin?"
"Hadi ama beni duyduğunu biliyorum Maria afet ." Diye devam etti
Afet dondu.
Draco'nun yüzü gerildi.
İkisi ayağa fırladı
"Sen kimsin lan?"
"Ben mi?" dedi adam sakince.
"Ben sadece... olanları izleyen biriyim."
Sessizlik.
Draco'nun zihni hızla çalışıyordu.
Sonra gözleri sertleşti.
"Sen osun değil mi..."
Karşı taraf sustu.
Draco devam etti.
"İlk gün Afet'in odasını yakan... tehdit mektupları bırakan..."
Sesi daha da sertleşti.
"Sen. Senin deyişinle... Valocrus Maskurum Pathera'sın. Değil mi?"
Telefonun diğer ucunda hafif bir gülüş duyuldu.
Onaylayan bir gülüş.
"Zemine bakıyorsun Draco..."
Sesi neredeyse fısıltıydı.
"Ama zeminin altında olanları göremiyorsun."
Draco'nun çenesi kilitlendi.
"Ne istiyorsun?"
"Aklını çalıştır."
Bir duraksama.
"Gözlerini dört aç, Draco Elserin Valerion."
Afet'in nefesi kesildi.
"Çünkü sen şu an... en yakınına bile körsün."
Draco'nun kalbi sertçe atmaya başladı.
"Ne anlatmaya çalışıyorsun?"
Adam alay etmedi. Sadece sakince konuştu.
"Maria Afet Elserin'in geçmişi... senin sandığından çok daha ağır."
Sessizlik.
Sonra ekledi:
"Ve sen... onun sadece görmek istediği kısmını biliyorsun."
Draco'nun sesi dişlerinin
arasından çıktı.
"Saçmalıyorsun."
"Hayır."
Bir nefes.
"Ben sana hiçbir şey anlatmayacağım."
Kısa bir duraksama.
"Sadece gerçeği izlemeni sağlayacağım."
O an Draco'nun telefonuna bildirim düştü.
Ekran ışığı yüzüne vurdu.
Dosya alındı.
Adam son kez konuştu.
"Bence... özellikle sen izlemelisin."
Telefon kapandı.
Oda buz kesti.
Afet'in gözleri telefona kilitlendi.
"Draco..." dedi kısık bir sesle.
Draco videoya bastı.
Ve video oynamaya başladı
İlk birkaç saniye anlaşılmazdı.
Titreşen bir görüntü. Loş bir oda. Eski bir yer depo gibi
Kameranın açısı sabit değildi. Sanki bir yere bırakılmıştı.
Draco anlamaya çalışıyordu.
Afet ise ekrana bakar bakmaz dondu.
Nefesi kesildi.
Görüntü netleşti.
Çünkü o anlamıştı bu nasıl olabilirdi...?
Draco sadece ekrana bakıyordu
Genç bir kız.
Saçları dağılmış. Geri geri gidiyor. Ellerini kaldırmış.
Draco'nun kalbi bir an durdu.
O kız
Maria Afetti.
Daha genç.
Daha savunmasız.
Bir adam görüntüye giriyordu.
Sözleri duyulmuyordu ama tavrı yetiyordu.
Afet bir adım geri gitti.
Telefon Draco'nun elindeydi ama
Afet artık ekrana bakmıyordu. Bilinç dışı geri geri gitti
Duvara yaslandı.
Ve yere çöktü
Görüntü devam etti.
Bir itiş.
Bir mücadele.
Bir çarpışma sesi.
Kamera düşmedi. Her şeyi görüyordu.
Draco'nun nefesi ağırlaştı.
Afet yere çökmüş dizlerine kapanmıştü draco kilitlenmişti
Bedenin kontrolü onda değildi
"Hayır..." diye fısıldadı afet ve göz yaşları akmaya başladı çünkü o ana geri gitti
Draco hâlâ anlamaya çalışıyordu beyni adeta durmuştu
Sonra görüntüde Afet'in yüzü göründü.
O ifade.
Korku.
Öfke.
Hayatta kalma içgüdüsü.
Videoda
Bir adam vardı ve afete çok güçlü bir Tokat atmıştı afette vurmuştu afet yere düşmüştü
Ve o adam afetin üstüne çıkmaya çalışıyordu ama afet kendini savunmaya çalışıyordu ama güçü tükeniyordu ses fazla yoktu ama ne olduğunu anlamaya yetiyordu
Adam afete tokat atıp saçından tutup kafasını zemine vurmuştu ve gömleğini açmaya çalışıyordu
Maria afet istismara maruz kalıyordu
Ama afet buna izin vermedi
Kendini korumak için elinden geleni yaptı ve içindeki gerçek afet o an gerçekten ortaya çıktı
Afet elini yana uzattı ve bir levye geçti elini ve onunla adama vurdu adam sendeledi ve bir daha vurdu ama sırt ve kol bölgesinden yaralanmıştı
Afetin üstünden yere düşmüştü
Afet hemen ayağa kalktı
Ve o sırada koşarak içeri bir adam girdi
Alp Aksoy , Alp Aksoy kardeşi gibi gördüğü afete kurtarmaya gelmişti
Alp geldiğinde mağlesef ne olduğunu görmüştü
Afet alpe baktı ve adama levye ile bir kes daha vurdu sırtına ve adam yere yığıldı her tarafı kan içinde kalana kadar afet o adama vurdu ve Alp yanındaydı
Afet levye yere atıp geri sendeledi üstünü düzeltti yüzündeki ifade çok korkunçtu
Alp afete elini attı sırtına onu tuttu yerdeki adam hareket etmeye çalışıyor Alp belinden bir silah çıkardı ve afete uzattı
Afet alpe baktı ve hiç düşünmeden o silahı aldı ve adamın önüne gitti ve silahını doğruluğunda adam yalvarır gibi hareket etti
Ama afet bir saniye düşünmeden adamın kafasına sıktı
Tek bi atış
Tek bir mermi
Mermi adamın kafasını delip gectiğinde kan boşaldı ve ardın Alp afetin kollarını tuttu sarıldı
Maria afet elserin
ilk cinayetini
İlk infazını böyle gerçekleştirmişti
Ve video orda bitti
Draconun kulakları çınlıyordu beyni yanmıştı ve telefon elinden duştu
Ve bir an...
Draco'nun beyninde şimşek çaktı.
O an anladı.
Afet'in kâbuslarını.
Sinir patlamalarını.
Kadın-erkek konuları açıldığında neden hırçınlaştığını.
Yönde sorguladığı o adamı.
O adam dosyasında istismar suçu vardı
Afet canice işkence ettiği o adamı
Adam istismarcıydı.
Ve Draco o an her şeyi yerine oturttu.
Afet kulaklarını kapattı.
"Hayır... hayır... hayır..."
Draco donmuştu.
Sonra bir anda hareket etti.
Afet'e gitti.
Onun yanına yere çöktü
Afet titriyordu. Nefes alamıyordu. Gözleri açık ama görmüyordu.
Draco sarıldı.
Sıkıca.
"Özür dilerim... özür dilerim... özür dilerim..."
Defalarca.
Defalarca.
Defalarca.
Afet ağlıyordu ama sesi çıkmıyordu.
Draco onun saçlarını tuttu, yüzünü boynuna gömdü.
O an ne Draco güçlüydü.
Ne Afet güçlüydü.
İkisi de sadece param parça olmiştu
Dakikalar geçti.
Belki yarım saat.
Belki daha fazla.
Telefonlar çaldı.
Duyulmadı bile.
Draco'nun zihninde tek bir cümle dönüyordu:
Maria Afet Elserin'in taşıdığı yük... onun tahmin ettiğinden çok daha ağırdı.
Ve Draco o an, Afet'i ilk defa gerçekten anladı.
Telefonlar çalıyordu ama ikisinde umrunda değildi
İkisi yere çökmüştü birbirine
Sarılmıştı
Telefon sesi devam ettiğinde
Afet çığlık attı
"YETER YETER KAPAT ŞU TELEFONU YETER DUYMAK İSTEMİYORUM!" Dedi afet ağlarken bağırarak
Draco hızlıca afeti bırakmadan yerdeki telefonu alıp kökten kapattı ve geri bıraktı ve afette iki elle sıkıca sarıldı
Afette çok sıkıca sarıldı draco
Tuttu onu sanki düşüyormuşta dracoya tutunuyormuş gibi...
Öyle kaldılar birazdaha saniyeler dakikalar geçti
Draco hâlâ Afet'e sarılıydı.
Ama artık sarılmak için değil...
Dağılmamak için.
Afet'in parmakları Draco'nun kıyafetini öyle sıkıyordu ki, parmak uçları bembeyaz olmuştu.
Nefesi düzensizdi.
Ama ağlamıyordu artık.
Bu daha kötüydü.
Gözleri açıktı.
Ama bakmıyordu.
Draco yavaşça fısıldadı.
Afet adeta delirmiş aklını kaybetmiş gibiydi
Draco kendine gelemye başladı onların farkına vardı ve afetin ona baktı ve kalbi okadar acıdı
Draco'yu bıçaklamışlardı
Silahla vurmuşlardı
Ama hiç bir acı canını bukadar yakmamıştı
"Afet..."
Tepki yok.
"Afet, buradayım..."
Hiçbir şey.
Afet'in bedeni titremeyi bırakmıştı.
Şimdi tamamen taş kesilmişti.
Draco'nun kalbine korku düştü.
"Afet... bana bak."
Yavaşça yüzünü tutup kendine çevirdi.
Afet'in gözleri boştu.
Sanki içi çekilmiş gibiydi.
Draco'nun sesi çatladı.
"Geri dön... lütfen geri dön..."
Afet dudaklarını araladı.
Ama kelime çıkmadı.
Boğazı kilitlenmişti.
Draco alnını onun alnına yasladı.
"Yalnız değilsin... artık değilsin..."
Bu cümle odaya yayıldı.
Afet'in gözlerinden sessiz yaşlar süzüldü.
Bir süre öyle kaldılar.
Konuşmadan.
Kımıldamadan.
Sadece nefes sesleri.
Dakikalar ağır ağır geçti.
Afet'in parmakları gevşemeye başladı.
Başını Draco'nun omzuna bıraktı.
Yorgunluktan değil.
Tükenmişlikten.
Draco onu yavaşça kollarının arasına aldı.
Yerden kaldırmadı.
Kaldıramadı da.
Çünkü kendisi de kalkabilecek durumda değildi.
Sadece duvara yaslandı.
Afet kollarının arasında, başı göğsünde.
İkisi de boşluğa bakıyordu.
Zaman akmıyordu.
Sadece geçiyordu.
Afet çok kısık bir sesle konuştu.
"Hatırlamak istemiyorum..."
Draco gözlerini kapattı.
"Hatırlamak zorunda değilsin."
Uzun bir sessizlik.
Sonra Afet fısıldadı.
"Artık saklayamam..."
Draco'nun çenesi titredi.
"Benden hiçbir şey saklamak zorunda değilsin."
Afet'in sesi o kadar zayıftı ki neredeyse yok gibiydi.
"Ben... kirliyim sanıyordum..."
Draco'nun gözleri bir anda açıldı.
Yüzünü sertçe geri çekti.
"Bunu bir daha söyleme."
Sesi sertti.
Kesindi.
Afet irkildi.
Draco iki eliyle yüzünü tuttu.
"Sen hayatta kaldın."
Nefesi titriyordu.
"Bu... kirlenmek değil. Bu... savaşmak." diye devam etti draco
Afet'in gözleri doldu.
Draco'nun başı onun alnına yaslandı tekrar.
Bu sefer sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
"Seni koruyamadığım her an için özür dilerim..."
Afet başını hafifçe salladı.
"Bilmiyordun..."
Draco'nun cevabı gecikmedi.
"Yine de."
Sessizlik tekrar çöktü.
Ama bu sessizlik az önceki gibi boş değildi.
Bu sessizlikte birlikte kalma vardı.
Afet'in eli yavaşça Draco'nun kalbine gitti.
Kalp atışını hissetti.
Gözlerini kapattı.
Ve ilk defa o günden beri...
Kendini güvende hissetti.
" Ben kendimi kirli hissediyorum"
Draco aynı tepki ile
"Sana öyle deme dedim!" Dedi draco kendine afeti sıkıca kendine çekip kolları ile sararken
"Özür dilerim draco..."
Draco'nun gözleri dolmuştu zor nefes alıyordu
"Sakın özür dileme."
Bı sessizlik oluştu ardından draco kısık sesle konuştu
"Bana neden söylemedin ki..."
"Söylemek... Kolaymı sanıyorsun... Ben tac-"
"Tamam sus kelimeyi tamamlama !"
Afetin gözünden yaş süzüldü
Ve nerdeyse hiç duyulmayan kısık sesi ile bir cümle kurdu
" Beni hala seviyormusun...?"
Draco'nun yüzü bir anda değişti.
O soru... O cümle...
Sanki biri gelip göğsünü ikiye ayırmıştı.
Onu vurmuşlar gibi oldu
Afet'in gözleri hâlâ ona bakmıyordu.
Sanki cevabı duymaya cesareti yoktu. Sanki Draco bir saniye duraksasa...
dünyası gerçekten yıkılacaktı.
Şuan adeta Maria afetin yaşaması draco'nun kuracığı bir harekete vereceği bir tepkiye bağlıydı
Draco iki eliyle Afet'in yüzünü tuttu.
Zorla. Nazikçe değil. Kararlı bir şekilde.
Onu kendine baktırdı.
"Bana bak."
Afet gözlerini kaçırmaya çalıştı ama Draco izin vermedi.
"Bana bak, Maria Afet Elserin."
Sesi titriyordu. Ama içindeki duygu... dimdikti.
"Ben seni ne sanıyorsun da seviyorum?"
Afet'in dudakları aralandı ama sesi çıkmadı.
Draco devam etti.
"Ben seni güçlü olduğun için sevmedim."
"Naz yapamadığın için sevmedim."
"Kimseye muhtaç olmadığın için sevmedim."
Nefesi sertleşti.
"Ben seni... sen olduğun için sevdim."
Bir an durdu.
Gözleri doldu. Ama geri çekilmedi.
"Ve sen bugün bana... senden utanılacak hiçbir şey olmadığını gösterdin."
Afet'in gözlerinden yaşlar akıyordu.
Draco alnını onun alnına yasladı.
"Sana bir şey söyleyeyim mi?"
Fısıltı gibi.
"Ben sana bugün... dünden daha çok âşık oldum."
Afet'in nefesi kesildi.
Draco gözlerini kapattı.
"Çünkü sen hayatta kaldın."
"Çünkü sen savaştın."
"Çünkü sen pes etmedin."
Sesi çatladı.
"Ve ben... böyle bir kadına âşık olmamak için insan olmamam gerekir."
Afet'in dudakları titredi.
Draco onun gözyaşlarını baş parmağıyla sildi.
"Seni sevmek... bir karar değil Afet."
"Bu... benim gerçeğim."
Afet uzun süre konuşamadı.
Draco'nun sözleri odanın içinde asılı kaldı.
Sanki duvarlara çarpıp geri dönüyordu.
Afet'in dudakları titredi.
Gözleri hâlâ doluydu ama bakışı değişmişti.
Boş değildi artık.
Yorgundu.
Çok yorgun.
Draco'nun göğsüne yaslandı.
"Çok yoruldum..." dedi fısıltıyla.
Bu bir ağlama cümlesi değildi.
Bu... yılların cümlesiydi.
Draco gözlerini kapattı.
"Biliyorum."
Sessizlik.
Afet yavaşça ellerini Draco'nun göğsünden indirdi.
Parmakları hâlâ titriyordu.
Yere baktı.
Sanki ilk defa bulunduğu yeri fark ediyordu.
Dağılmış telefonu.
Soğumuş kahveler.
Soğumuş oda.
Gerçeklik geri dönüyordu.
Bu daha zordu.
Afet bir elini yere koydu.
Kalkmak için değil.
Denge bulmak için.
Draco hemen fark etti.
"Yavaş..." dedi.
Afet başını salladı.
Kendi başına yapmak istiyordu.
Bu küçük hareket... onun için çok büyüktü.
Dizlerinin üzerine geldi.
Nefesi hâlâ düzensizdi.
Draco elini uzattı ama dokunmadı.
Sadece oradaydı.
Hazır.
Afet bir an o ele baktı.
Sonra elini uzatıp tuttu.
Sıkıca değil.
Nazikçe.
Güvenerek.
Draco onu çekmedi.
Sadece destek oldu.
Afet ayağa kalktı.
Ama kalkarken Draco'ya tutunuyordu.
Sanki yere değil... geçmişine basıyormuş gibiydi.
Ayağa tamamen dikildiğinde bir an gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Titriyordu.
Ama ayaktaydı.
Draco hâlâ elini bırakmamıştı.
Afet gözlerini açtı.
İlk defa o günden beri...
Omuzları düşük değildi.
Başını kaldırdı.
Draco'ya baktı.
Gözlerinde utanç yoktu artık.
Sadece kırılgan bir açıklık vardı.
"Geçmedi..." dedi.
"Geçmeyecek de."
Draco başını salladı.
"Geçmesi gerekmiyor."
Afet yutkundu.
"Artık saklamayacağım."
Bu cümle bir itiraftan çok...
Bir karar gibiydi.
Draco'nun parmakları onun elini biraz daha sıktı.
"Birlikte taşırız."
Afet'in gözleri doldu ama bu sefer ağlamadı.
Sadece başını Draco'nun omzuna yasladı.
Ve ilk defa...
Yere çökmüş iki insan değillerdi artık.
Ayakta duran iki insandılar.
Odadaki sessizlik artık ağır değildi.
Yorgundu.
Afet yatağın kenarına oturdu. Draco'nun elleri afet'teydi
Ama çok hafif dokunuyordu
Draco elinden geldiğince dikkatli davranıyordu ama afete içinde fırtınalar kopuyordu
Gözleri ile sevdiği kadının istismara uğradığını izlemek zorunda kalmıştı
Ama kendinden çok srvdiği kadına canı yanmıştı
Aralarında mesafe yoktu.
Ama konuşmak hâlâ zordu.
Afet ellerine baktı.
"Ben... Bunu anlatmak çok zordu kimseye anlatmadım kimse bilmiyor lütfen sende kimseye söyleme ..."
"Afetim... Bana bunu nasıl söylersin yaparmıyım böyle bişey nasıl soru bu...?"
Afet burnunu çekti draco elini afetin sırtına koydu
"Ben bunu anlatacak gücü kendimde bulamadım özür dilerim..."
"Afetim yapma ama böyle senin suçun yokki güzelim..."
Afetin dudakları hafif hareket etti mahçup bir ifade ile baktı yaramazlık yapan bir çocuk gibi
"Ben... Korktum anlatmaktan kolay değildi..."
"Benden mi korktun...?" Dedi draco nerdeyse ağlayacak gibi
Afet gözlerini kaçırdı
" Eğer ama söylersem bana farklı gözle bakarsın sevmezsin diye düşündüm..."
Draco o an ölbrktem beter oldu draco'nun o an yaşadığı şeyi dünya üzerinde anlatacak bir kelime yoktu
"Nasıl böyle düşünürsün...? Ben senin için ölürümde öldürürümde "
" Biliyorum ama işte bunu anlayamazsın..."
"Biliyorum..."
" Ama artık anlata bilirim..." Afet derin bir nefes aldı ve devam etti
"Okuldaydı..." dedi kısık sesle.
Draco hiçbir şey demedi.
Sadece dinledi.
"Ben... o zamanlar çok kavga ediyordum. Herkesle. Özellikle erkeklerle."
Kısa bir nefes aldı.
"Çünkü herkes sınır deniyordu."
Draco'nun çenesi gerildi ama sustu.
Afet devam etti.
"O çocuk... sınıf arkadaşımdı. Sürekli laf atıyordu. Küçük düşürmeye çalışıyordu. Bir gün herkesin içinde beni rezil etmeye çalıştı."
Gözleri uzaklaştı.
"Ben de onu rezil ettim."
Draco yavaşça sordu:
"Nasıl?"
Afet acı bir tebessüm etti.
"Zekâsıyla."
Sessizlik.
"Bunu kaldıramadı."
Bir duraksama.
"Sonra özür dilemek istediğini söyledi. Konuşmak istediğini. Depoya çağırdı."
Draco'nun bakışları sertleşti.
Ama sesi hâlâ yumuşaktı.
"Yalnız mı gittin?"
Afet başını salladı.
"Evet. Çünkü korkmuyordum."
Kısa bir boşluk.
"Yanlış olan buydu."
Nefesi titredi.
Draco'nun çenesi kasıldı elleri yumruk olmuştu
"Planlıydı... Bilerek yaptı..."
"Evet... Ama bunu anladığımda çok geçti..."
Draco yavaşça sordu:
"Alp ne zaman geldi?"
Afet gözlerini kapattı.
"O an... ben bağırmadım bile. Sesim çıkmadı. Ama Alp beni arıyormuş. Gelmeyince şüphelenmiş. Depoya gelmiş."
Gözünden yaş süzüldü ama sesi düzdü.
"Kapıyı açtığında... her şeyi gördü."
Draco'nun yumruk olan elleri daha sıkılaştı.
Afet fark etti.
"Draco..."
Draco kendini zorladı. Rahatladı.
"Sonra?"
Afet yutkundu.
"Sonrası... videoda gördüğün gibi."
Uzun bir sessizlik oldu.
Draco bu sefer sorduğu sorunun farkındaydı. Bu soru gerekliydi.
"O adamın cesedi..."
Afet gözlerini yere indirdi.
"Kayboldu."
Draco kaşlarını çattı.
Afet devam etti.
"Alp normal biri değildi ... sıradan bir insan değildi. Olay kapatıldı. Dosya hiç açılmadı. Kamera kayıtları silindi. Ceset... ortadan kaldırıldı."
Draco ona baktı.
"Ve sen bununla tek başına yaşadın."
Bu bir soru değildi.
Afet başını salladı.
"Alp biliyordu. Sadece o."
Kısa bir duraksama.
"Ben o gün... iki şeyi aynı anda kaybettim."
Draco yavaşça sordu:
"Neyi?"
Afet'in gözleri doldu.
"Masumiyetimi... ve çocukluğumu."
Oda tekrar sessizliğe gömüldü.
Ama bu sefer o sessizlikte korku yoktu.
Sadece gerçek vardı.
"Ben... böyle adamlara ne yapıldığını çok iyi biliyorum Afet." dedi draco ve devam etti
Sesi artık daha kalındı.
"Çok iyi biliyorum."
Afet onu izliyordu.
Draco devam etti.
"Ve şuna sinirleniyorum..."
Durdu.
"Ben o zaman hayatında yoktum."
Bu cümle Afet'i şaşırttı.
Draco başını iki yana salladı.
"Sen bunu tek başına yaşadın. Tek başına savaştın. Tek başına taşıdın."
Afet yavaşça konuştu.
"Alp vardı."
Draco hemen karşılık verdi.
"Yeterli değil."
Sessizlik.
Draco Afet'e döndü.
"Kimse tek başına böyle bir şeyi taşımamalı."
Sesi kırılmaya yakındı ama öfke hâlâ içindeydi.
"Benim canımı yakan şey ne biliyor musun?"
Afet gözlerini ona kaldırdı.
"Sen bunu yaşadın. Ve ben aylarca tanıştığımız dan beri senin yanında oturdum... bunu bilmeden."
Bu cümle Draco'nun içinde düğümlendi.
"Seni anlamadığım anlar oldu. Sana kızdığım anlar oldu. Seni fazla sert bulduğum anlar oldu."
Gözleri doldu.
"Ve şimdi geriye dönüp bakıyorum da..."
Yutkundu.
"Sen aslında yardım çığlığı atıyormuşsun."
Draco yataktaktan kalktı
Afet'in gözlerinden yaş süzüldü.
Draco yavaşça dizlerinin üstüne çöktü, onun hizasına geldi.
"Ve ben bunu göremeyecek kadar kördüm" dedi draco afetin ellerini tuttu ve devam etti
"Sana kızdığım her an için kendimden nefret ediyorum şu an."
Afet başını hemen salladı.
"Hayır-"
Draco elini kaldırdı.
"Hayır. Dinle."
Sesi sert değildi. Ama kararlıydı.
"Ben senin yanında olup... seni tam görememişim."
Bu Draco için ağırdı.
"Ve bu... benim canımı yakıyor."
Afet'in eli Draco'nun yüzüne gitti.
Bu sefer onu sakinleştiren oydu.
"Bilmiyordun..."
Draco gözlerini kapattı.
"Yine de."
Kısa bir sessizlik.
Sonra çok daha alçak bir sesle konuştu.
"Eğer o gün orada olsaydım..."
Cümleyi tamamlamadı.
Ama Afet ne demek istediğini anladı.
Draco'nun gözlerinde artık sadece öfke yoktu.
Acı vardı. Suçluluk vardı. Sahiplenme vardı.
Ve en tehlikelisi...
Kontrol altında tutmaya çalıştığı bir intikam duygusu.
Afet bunu gördü.
Elini Draco'nun göğsüne koydu.
"Bitti..." dedi kısık sesle.
"O gün bitti."
Draco başını salladı.
"Senin için bitmiş olabilir."
Durdu.
"Benim için yeni başladı."
Bir kaç Saniye sessizlik oldu
"Ben bunu izleme-" afet sözün devamını getiremedi
"Zorlama kendini senin bir suçun yok ... Ben sadece bazı duygulara engel olamıyorum..."
"O öldü... Artık yapabileceğin bişey yok..."
Draco'nun bakışları değişti.
Sesi alçaldı. Tehlikeli şekilde sakinleşti.
"Ölü olması... yaptıklarını yok etmiyor."
Afet sustu.
Draco devam etti.
"Benim içimde şu an yanan şey... onun nefes alıp almamasıyla ilgili değil."
Kısa bir duraksama.
"Senin bunu yaşamış olmanla ilgili."
Gözleri Afet'ten hiç ayrılmadı.
"Ve ben bununla nasıl yaşayacağımı henüz bilmiyorum."
Odanın içi sessizdi.
Ama bu sessizlik az önceki gibi ağır değildi.
Yorgundu.
Afet hâlâ yatağın kenarında oturuyordu.
Draco önünde, dizlerinin üzerinde.
Ne konuşuyorlardı.
Ne susuyorlardı.
Sadece aynı yerde kalıyorlardı.
Bu, iki insanın birbirini ilk defa gerçekten hissettiği andı.
Afet başını duvara yasladı. Gözleri kapandı.
"Çok tuhaf..." dedi.
Draco başını hafifçe kaldırdı.
"Ne?"
"Hatırladıkça kötü olmuyorum artık."
Bu cümle Draco'nun dikkatini çekti.
Afet devam etti.
"Sanki... anlatınca... görüntü kafamdan biraz uzaklaştı."
Draco bunu anladı. Çünkü o da aynısını hissediyordu.
Video gözünün önündeydi hâlâ.
Ama artık içinde değildi.
Dışarıdan bakıyordu.
Bu önemliydi.
Afet yavaşça konuştu.
"Ben yıllarca bunu düşündüğümde... hep o anın içindeydim."
Kısa bir duraksama.
"Şimdi... sanki dışarıdan izliyorum."
Draco'nun bakışları yumuşadı.
"Çünkü artık yalnız değilsin."
Afet ona baktı.
Bu cümle onda bir yere dokundu.
Derin bir nefes aldı.
"Evet..."
Uzun bir sessizlik oldu.
Bu sefer rahatsız edici değildi.
Afet parmaklarını birbirine kenetledi.
"Alp... o gün çok sakindi."
Draco bir şey demedi. Dinledi.
"Ben titriyordum. O titremiyordu."
Bir an durdu.
"Şimdi düşünüyorum da... çok sakindi."
Draco'nun bakışları değişti.
Bu cümle bir yere oturdu.
Ama henüz konuşmadı.
Afet devam etti.
"Beni battaniyeye sardı. Konuşmadı. Soru sormadı. Sadece... ortamı temizledi."
Draco'nun kaşları hafif çatıldı.
"Temizledi mi?"
Afet başını salladı.
"Evet... çok sistemliydi."
Bu kelime odada asılı kaldı.
Sistemli.
Draco'nun zihni ilk defa duygudan mantığa kaydı.
Ama hâlâ yavaş.
Hâlâ sakin.
Afet dalgın şekilde devam etti.
"Kamera vardı orada..."
Draco hemen baktı.
Afet kaşlarını hafif çattı.
"Depo girişinde. Hep vardı. Herkes bilirdi."
Sessizlik.
Afet gözlerini kısarak düşündü.
"Sonra... hiç konuşulmadı o kamera."
Draco hâlâ hiçbir şey söylemiyordu.
Çünkü şu an düşünme anı Afet'e ait.
Afet yavaşça başını kaldırdı.
"Draco..."
Bu, fark etme tonuydu.
"Okulda o olaydan sonra... hiçbir kayıt, hiçbir soruşturma, hiçbir konuşma olmadı."
Draco çok sakin bir sesle sordu.
"Bunu o zaman garip bulmamış mıydın?"
Afet gözlerini uzaklaştırdı.
"Bulmuştum..."
Bir duraksama.
"Ama şoktaydım."
Bir saniye geçti.
İki saniye.
Ve o an...
Koton düştü.
Afet'in gözleri Draco'ya döndü.
Bu sefer boş değil.
Uyanmış.
"Draco..."
Sesi değişmişti.
"Kamera kayıtları yok olmuştu."
Draco cevap vermedi.
Afet'in yüzündeki ifade yavaşça değişti.
"Peki..."
Nefesi hızlandı.
"Bu video nasıl var?"
Oda tekrar sessizliğe gömüldü.
Ama bu seferki sessizlik...
Sakin değil.
Tehlikeliydi.
Draco'nun bakışları ağırlaştı.
Çünkü artık konu travma değildi.
Birileri bunu saklamıştı.
Birileri bunu korumuştu.
Birileri bunu yıllarca tutmuştu.
Ve ikisi de aynı anda aynı ismi düşündü.
Alp.
Draco dizlerinin üstün kalktı yavaşça tekrar afetin yanına oturdu
Tekrar bir sessizlik çöktü bir kaç dakika geçti
Oda sessizdi.
Ama artık o sessizlik düşünüyordu.
Afet'in gözleri Draco'nun gözlerinde sabit kaldı.
"Bu video nasıl var..."
Draco cevap vermedi.
Sadece baktı.
Çünkü bu soru, cevabını yüksek sesle duymak istemeyecekleri türdendi.
Afet yavaşça fısıldadı.
"Alp..."
Bu isim odada yankılanmadı.
Yere düştü.
Ağır.
Draco başını hafif yana eğdi.
Suçlar gibi değil.
Düşünür gibi.
Afet hemen ekledi.
"Hayır... hayır... Alp yapmaz..."
Bu cümle savunma değildi.
Refleksti.
Draco bunu fark etti.
"Yapmaz diyorsun. Ama bu videonun varlığını bilen tek kişi o."
Afet gözlerini kapattı.
Çünkü bu cümle doğruydu.
Ve doğru şeyler en çok can yakan şeylerdi.
"Alp beni o gün battaniyeye sardı..."
Sesi yumuşadı.
"Alp beni oradan çıkardı..."
Gözleri doldu.
"Alp olmasa ben..." Cümleyi tamamlamadı.
Draco çok sakin konuştu.
"Ben Alp'i suçlamıyorum."
Durdu.
"Ben sadece... bu videonun dünyada bir yerde var olmasını açıklamaya çalışıyorum."
Afet nefes verdi.
Uzun.
Yorgun.
Sonra yavaşça dedi ki:
"O gün... Alp çok sakindi."
Draco'nun gözleri yine daraldı.
Afet devam etti.
"Fazla sakindi."
Sessizlik.
"Biri şoktayken... diğeri bu kadar planlı olamaz."
Draco başını hafifçe salladı.
İşte bu.
Afet ilk defa düşünüyordu.
Korkmadan.
Sorgulayarak.
"Draco..."
Sesi kısıldı.
"Alp olaydan sonra bana bir şey demişti..."
Draco baktı.
"Ne demişti?"
Afet kaşlarını çattı.
Hatırlamaya çalıştı.
"'Bu konu burada kapandı.' demişti."
Sessizlik.
Draco'nun bakışları ağırlaştı.
"Bu cümle... normal bir cümle değil."
Afet başını salladı.
"Evet..."
Bir an durdu.
"Ve ben o zaman bunun neden garip olduğunu anlayamamıştım."
Draco yavaşça ayağa kalktı.
Sonra tekrar onun yanına oturdu.
Mesafe yoktu.
Ama zihinleri çalışıyordu.
Afet çok kısık sesle konuştu.
"Draco... ya Alp beni korumak için..." Yutkundu.
"Bir şeyleri sakladıysa?"
Draco hemen cevap vermedi.
Çünkü bu ihtimal...
Alp'i suçlu değil, tehlikeli derecede sadık yapıyordu.
Ve bu daha karmaşıktı.
Afet gözlerini Draco'ya dikti.
"Alp benim için her şeyi yapar. "
Afet duraksadı
"Yapardı... O benim abim gibiydi... Bana yalnış yapmazdı ..."
Bu cümle tehditti.
Ama Afet bunun farkında değildi.
Draco farkındaydı.
Ve ilk defa şunu düşündü:
Alp bu videoyu saklamış olabilir... ama Afet'e karşı değil.
Oda yine sessizleşti.
Ama bu sefer gerilim yoktu.
Düşünce vardı.
Afet başını Draco'nun omzuna yasladı.
"Ben Alp'e güveniyorum..."
Draco yumuşak bir sesle sordu:
"Beni de mi kandırıyor olabilir?"
Afet hiç düşünmeden cevap verdi.
"Hayır."
Bu cevap içgüdüydü.
Draco bunu gördü.
Ve güvendi.
Afet devam etti.
"Alp'in bir şey sakladığını hissediyorum..."
Bir duraksama.
"Ama bana zarar vermek için değil."
Draco başını salladı.
"Bunu öğrenmenin tek yolu var."
Afet gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Bu, karar nefesiydi.
Ama hâlâ telefonu almak için acele etmedi.
Çünkü hâlâ insandı.
Hâlâ yorgundu.
Başını Draco'nun boynuna gömdü.
Kollarını ona doladı.
Bu sarılma biraz önceki gibi çaresizlikten değildi.
Bu sarılma...
Güç toplamaktı.
Draco saçlarını okşadı.
İkisi de konuşmadı.
Sadece birkaç dakika...
Sakin kaldılar.
Afet çok kısık sesle dedi ki:
"Ben hazır hissediyorum."
Draco başını onun başına yasladı.
"Emin misin?"
Afet gözlerini açtı.
Bu sefer bakışı netti.
"Evet."
Draco sehpada duran afetin telefonu aldı yerden kendi telefonu da aldı telefonu uzattı.
Afet aldı.
Ekrana baktı.
Bir saniye durdu.
Sonra Alp'in ismine bastı.
Telefon çalarken odadaki hava değişti.
Az önceki yorgunluk yoktu artık.
Yerini bekleyiş almıştı.
Her çalma sesi... Afet'in göğsünde yankılanıyordu.
Draco bir şey demedi.
Sadece Afet'in yanında durdu.
Bu sefer destek olmak için değil...
Gerekirse
tutmak için.
Üçüncü çalmada hat açıldı.
Alp'in sesi geldi.
Sakin.
Net.
Uykulu değil.
Panikli değil.
Sanki aramalarını bekliyormuş gibi.
"Afet."
Bu tek kelime Afet'in kalbine dokundu.
Çünkü o tonda yıllardır değişmeyen bir şey vardı:
Güven.
Afet konuşamadı bir an.
Draco hafifçe elini sıktı.
Afet yutkundu.
"Alp..."
Sessizlik oldu hatta.
Ama rahatsız edici değildi. Afet telefonu haporlere aldı
" Bende sizi arayacaktım." Dedi Alp sakin ve rahat bir tonda
"Neden ?"
" Çünkü sana dediğim gibi masumiyetimi kanıtlaya bilirim"
"Bundan eminmisin ?"
"Evet tabiki kanıtım var"
"Tamam kanıtı söyle ozaman"
"Telefonda olmaz afet "
"Tamam."
"Sen neden aramıştın Eski dostum?"
" Bizim sırrımızla ilgili"
"Sırrımız mı?"
"Evet o gece ile ilgili o sırla ilgili..."
Alp bir süre sessiz kaldı nefes verişi duyuldu telefonda
" Ne olabilir ki?"
"Telefonda konuşmayacağımız bişey..."
"Tamam bana yer mekan zaman verin"
Draco telfona konustu
" Ben sana şimdi atacağım yarın saat bire doğru"
"Tamamdır valerion "
"Tamam ozaman " dedi afet
" Görüşürüz çocuklar " dedi Alp
Ve telefon kapandı
Afet telefonu kapattıktan sonra birkaç saniye hiç konuşmadı. Gözlerini kapattı, nefesi derin ve düzensizdi. Draco hâlâ yanında, dizlerinin üzerinde oturuyordu. Ona bakıyordu, ama bu kez beklemek için değil... destek olmak, korumak ve gerekirse tutmak için oradaydı.
Afet hafifçe başını Draco'nun omzuna yasladı. Bu sarılma, önceki çaresizlik
sarılmalarından farklıydı; güç toplamaktı, güven göstergesiydi. Parmakları Draco'nun koluna dolandı, titrek ama kararlı bir şekilde. Draco, elini uzattı ama dokunmak için acele etmedi. Sadece oradaydı, hazır bekliyordu.
Oda sessizdi. Saatlerin ağırlığı yoktu artık; yerini derin bir dinginlik almıştı. Afet hafifçe nefes alıp verdi, Draco onu izliyordu. Her nefes alışlarında birlikte var olmanın hissi büyüyordu.
Afet kısık bir sesle konuştu, kendi kendine daha çok:
"Yorgunum... ama... biraz... daha iyiyim."
Draco hafifçe başını salladı, gözleri onu takip ediyordu.
"İyi," dedi.
"İstersen uyuyabilirsin. Yanındayım."
Afet küçük bir tebessümle başını Draco'nun göğsüne gömdü.
"Bana dokunabilir misin?" diye fısıldadı.
Draco tereddüt etti, sessizce sordu:
"Sarılabilir miyim?"
Afet başını hafifçe salladı.
Draco nazikçe onu kollarına aldı. Bu sarılma aceleci değildi, iki kişinin birbirine güvenle verdiği ilk nefesti.
Birkaç dakika sessizlik vardı. Ne düşünceler vardı ne korkular. Sadece nefesler vardı, hafifçe birbirine karışan nefesler. Afet'in gözleri kapalıydı ama yüzü rahatlamıştı, Draco'nun gözleri ise onu kaybetmeme kararlılığıyla doluydu.
Afet hafifçe mırıldandı:
"Artık... biraz nefes alabiliyorum."
Draco cevap verdi:
"Birlikte alacağız. Her nefesi."
Ufak bir tebessüm daha... bu kez ikisi de fark etti: hayatın ağır yükü bir anlığına geri çekilmişti.
Ve o an, bir kez daha birbirlerinin yanında olmanın, sadece var olmanın gücüyle doldular.
Afet birkaç derin nefes daha aldı, gözlerini yavaşça açtı. Hâlâ yorgundu, bedeni ağır geliyordu ama zihni biraz daha berraktı. Draco hâlâ yanında dizlerinin üzerinde oturuyordu, sessizce onu izliyordu.
"Ben... biraz uzanmak istiyorum," dedi Afet kısık bir sesle.
Draco tereddüt etti, sonra nazikçe:
"Yanında kalabilir miyim?"
Afet hafifçe başını salladı.
Draco yavaşça yanına uzandı, aralarındaki mesafe çok azaldı ama ona dokunmadan, sadece yanında var olarak. Afet kolunu Draco'nun beline doladı, başını hafifçe kaldırıp göğsüne yasladı.
"İyi hissediyor musun?" diye sordu Draco, sesi yumuşak ama dikkatli.
"Biraz... evet," dedi Afet.
"Ama hâlâ yorgunum. Uyumam lazım."
Draco hafifçe gülümsedi,
"O zaman dinlen. Yanındayım. Gerekirse sabaha kadar da böyle kalabilirim."
Afet küçük bir tebessümle başını eğdi, gözleri kapandı. Draco, onu hafifçe sararak yatağın kenarına yasladı, ama bu sefer acele yoktu, sadece güven vardı.
Birkaç dakika sessizlik oldu. Sadece nefesleri vardı, yavaş ve uyumlu. Sonra Afet yavaşça fısıldadı:
"Yarın... Alp ile buluşmamız gerek."
Draco başını hafifçe kaldırdı, onu izledi.
"Tamam," dedi.
"Buluşma saatini ve yeri belirleriz nezaman istersen"
Afet derin bir nefes aldı, gözlerini Draco'dan ayırmadan:
"Tamam... ama ben sabah hazır hissedeceğim. Yarın sabah yola çıkarız"
Draco hafifçe gülümsedi, biraz çekingen ama ciddi bir sesle:
"İstersen akşam... birlikte biraz yemek yiyip, planı netleştiririz. Sonra sabah erkenden buluşuruz."
Afet hafifçe başını salladı, Draco'ya sıkıca sarıldı.
"Tamam... o zaman bu gece dinleniyorum. Yarın karar veririz."
"Benim aklımda yer var sen düşünme bunları..."
"Tamam. iyiki varsın draco..."
"Sende afetim... İyiki varsın..."
Oda tekrar sessizleşti. Bu kez sessizlik yorgunluk değil, kararlılık ve güven doluydu. İkisi de birbirine yaslanmış, birbirinin varlığında toparlanıyordu.
O sırada draco'nun telfonu çaldı
Yavaşca draco baktı arayan heylendi
"Bakayımda aramayı durdursunlar"
"Bak merak etmişlerdir" dedi afet kısık sesle konuşurken
Draco telfonu açtı
"Olo?"
"Asıl sana bütün gün telfonu niye açmadınız oğlum ? Ortalıktada yoktunuz!"
"Ya sana hesapmı vereceğim ?"
"Ya telfonlarda bakmadınız merak ettik" dedi heylen
"Tamam tamam eğer biraz rahatsız vücüd direnci düşmüş bende iyi değilim dinlenmeniz lazım biraz uyumuşuz "
"Tamam kardeşim kusura bakmayın merak ettik sizi"
"Tamam kardeşim sorun yok hadi görüşürüz"
"Görüşürüz" draco telefonu kapattı ve elini yavaşca afetin beline koydu afet dracoya doğru döndü ona sarıldı yüzünü göğsüne gömdü ikiside gözlerini kapattı ve sessizce kendilerini zamanın akışına bıraktılar
Zaman ağır ağır geçti. Afet biraz uzanmış, Draco yanına hafifçe yaslanmıştı. Telefonlar sustu, odada sadece nefesleri vardı. Arada hafif bir rüzgâr camdan esiyor, perdeleri sallıyordu. Ne uyudular ne uyanıktılar
Afet gözlerini açtı, hafifçe esnedi.
"Baya zaman gecti" dedi.
"Ama bir konu var aç hissediyorum... ama yemek yemeyi unuttuk."
Draco hafifçe başını salladı, gülümsedi ama ciddi:
"Evet... unuttuk. Ama önce biraz kendine gelmelisin. Sonra bir şeyler yeriz."
Afet başını hafifçe salladı ve yavaşça kalktı. Draco da yanında durdu, ona destek oldu ama bu sefer mesafe vardı; sadece hazırda bekliyordu.
"Tamam... biraz temiz hava almak istiyorum,"
dedi Afet.
Balkona çıktılar, akşam güneşi hafifçe alçalmış, gökyüzü turuncu-mor tonlara bürünmüştü. Sessizlik ve hafif esen rüzgâr, gerilimi biraz dağıtmıştı. Draco, Afet'in omzuna hafifçe dokundu.
"İyi misin?" diye sordu.
"Evet... daha iyi," dedi Afet.
"Yavaş yavaş toparlıyorum."
Bir süre daha sessizce durdular, sonra Afet hafifçe gülümsedi:
"Aklında ne var yemek olarak...?"
"Bilmem basit bişeyler kolay "
"Basit kolay lezzetli birşeyler"
Draco parmağını şıklattı
"Ozaman makarnaya ne dersin lezzetli hızlı kolay "
"Olur " dedi afet çocuksu bir heycan
"Ozaman gel hadi ben sana makarna yapayım sende bana mativasyon ver ha" dedi gülerek
"Hay hay efendim aşçınız emrinize amade "
Draco mutfağa geçtiğinde ortamın havası da değişti.
Az önceki ağırlık, yerini gündelik bir huzura bırakmıştı.
Dolap kapaklarının açılıp kapanma sesi, tencerenin tezgâha konuluşu, musluktan akan su...
Bunlar normal hayata ait seslerdi.
Ve o an, en çok ihtiyaç duydukları şey de buydu: normal olmak.
Afet mutfak kapısına yaslandı. Kollarını göğsünde kavuşturmuş, onu izliyordu. Yorgundu hâlâ ama gözleri artık boş değildi. Draco suyu kaynatırken arkadan seslendi:
"Motivasyon konuşması başlamadı hâlâ."
Afet kaşını kaldırdı.
"Şefim, önce performans görelim."
Draco hafifçe güldü. Tencereye makarnayı dökerken omzunun üzerinden ona baktı.
"Bugünlük menü basit ama şef çok iddialı."
"Bence şef bugün fazla yakışıklı," dedi Afet, duvara yaslanmış hâliyle.
Draco başını iki yana salladı.
"Bu motivasyon değil, dikkat dağıtma."
Afet hafifçe yaklaştı. Tezgâhın kenarına oturdu.
"İşini yap, ben buradayım."
Zeytinyağı tavaya döküldü. Hafif bir cızırtı yayıldı mutfağa. Sarımsak doğrandı, kokusu kısa sürede ortama yayıldı. Draco sosu hazırlarken Afet onu izliyordu.
Bu sahne küçük görünüyordu.
Ama ikisi de biliyordu ki bu, toparlanmanın ta kendisiydi.
Afet yavaşça konuştu:
"Biliyor musun... az önce... gerçekten nefes alamıyordum gibi hissediyordum."
Draco ocağın başından dönmedi.
Ama sesi yumuşadı.
"Şimdi alabiliyor musun?"
"Evet."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Çünkü yalnız değilsin," dedi Draco.
Makarnayı süzerken çıkan buhar mutfağı doldurdu. Afet bir an gözlerini kapadı. Sıcaklık, koku, sesler... hepsi onu ana geri getiriyordu.
Draco tabağa makarnayı aldı, sosu üzerine döktü, hafifçe karıştırdı. Sonra tabağı Afet'e uzattı.
"Şefin imzası."
Afet tabağı aldı, kokladı.
"Evlenilecek adam yemeği bu."
Draco kaşını kaldırdı.
"Not aldım."
Masaya oturdular. İlk lokmalar sessizce yenildi. Bu sessizlik rahatsız değildi. İkisinin de zihni dinleniyordu.
Birkaç lokmadan sonra Afet yavaşça konuştu:
"Yarın zor geçecek."
Draco başını salladı.
"Evet."
"Alp'in söyledikleri... o görüntü... her şey bir yere bağlanacak."
Draco çatalını bıraktı.
"Ama bu sefer biz hazırız."
Afet gözlerini kaldırdı.
"Evet. Bu sefer kaçmayacağız. Panik yapmayacağız. Saldırmayacağız."
Draco hafifçe gülümsedi.
"Düşüneceğiz."
Afet de başını salladı.
"Ve öğreneceğiz."
Bir süre daha yediler. Tabaklar yavaş yavaş boşaldı. Draco tabakları alıp lavaboya koydu. Afet sandalyede geriye yaslandı.
Yorgundu.
Ama bu yorgunluk tükenmişlik değildi artık.
Dinlenmeye hazır bir bedenin yorgunluğuydu.
Draco geri geldi. Masanın kenarına oturdu.
"Uyumak ister misin?"
Afet başını salladı.
"Evet... bu sefer gerçekten uyumak istiyorum."
Ayağa kalktılar. Odaya geçtiler. Işık loştu. Afet yatağa uzandı, Draco yanına oturdu.
Bu sefer sarılmak için izin istemedi.
Sadece elini uzattı.
Afet o eli tuttu.
Gözlerini kapatırken son söylediği şey şuydu:
"Yarın... her şey değişecek gibi hissediyorum."
Draco hafifçe başını eğdi.
"Evet," dedi.
"Yarın... cevaplar başlayacak."
Gece, sessizce üzerlerine çöktü.
Afet gözlerini kapadığında bu kez zihni koşmuyordu.
Düşünceler birbirini kovalamıyor, anılar üstüne binmiyordu. Yatağın
yumuşaklığı, odanın loşluğu ve Draco'nun yanında oluşu... hepsi bir araya gelip zihnini susturmuştu.
Draco, elini hâlâ onun elinde tutuyordu. Ne sıkı, ne gevşek. Sadece orada.
Bir süre sonra Afet'in nefesi düzenlendi.
Derinleşti.
Yavaşladı.
Uyumuştu.
Draco bir süre onu izledi. Yüzündeki gerginlik gitmişti. İlk defa gün boyu gördüğü o kırılgan ifade yoktu artık. Daha sakin, daha dingin görünüyordu.
Başını hafifçe yastığa yasladı. Gözlerini kapatmadan önce son baktığı şey Afet'in yüzü oldu.
Ve o da uyudu.
🔥🌊
Sabah, perde aralığından sızan gün ışığıyla geldi.
Afet gözlerini yavaşça açtı. Birkaç saniye nerede olduğunu hatırlamaya çalışmadı. Sadece tavana baktı. Bedenini yokladı.
Ağrısızdı.
Zihni berraktı.
Yanında Draco hâlâ uyuyordu. Saçları dağılmış, yüzü dinlenmişti.
Afet onu izlerken hafifçe gülümsedi.
Bu kez uyandığında panik yoktu.
Sadece kararlılık vardı.
Yavaşça kalktı. Draco da birkaç dakika sonra gözlerini açtı.
"Günaydın," dedi uykulu bir sesle.
"Günaydın," dedi Afet.
Kısa, sade bir sabah hazırlığı yaptılar.
Herzaman olduğu gibi kahvelerini içtiler bu gün kahvaltıyı odalarında baş başa yapmaya karar verdiler bu ikisi için iyi bir karardı kahvelerini içerken afet alp'e draco'nun ona attığı konumu attı burası özel bir yerdi
Konuşmaları azdı ama gergin değildi. İkisi de ne olacağını biliyordu.
Draco odadaki küçük masaya kahvaltılıkları koydu. Ekmek, peynir, zeytin, çay.
Gösterişli değil.
Yeterli.
Afet sandalyeye oturdu.
"Bugün uzun gün olacak," dedi.
Draco çayı uzattı.
"O yüzden sağlam başlayalım."
Sessizce kahvaltı ettiler. Arada göz göze geldiler. Bu bakışmalar artık anlaşma gibiydi.
Hazırız.
Kahvaltıdan sonra Draco anahtarları aldı. Afet kabanını aldı giydi.
Kapıdan çıkarken Afet bir an durdu.
Derin bir nefes aldı.
Draco onu izledi.
"Hazır mısın?" diye sordu.
Afet başını salladı.
"Evet."
"Ben yanındayım afetim...
Her zaman "
"Biliyorum teşekkür ederim..."
Beraber odadan çıktılar
Okulun koridorlarında geçtiler ve valserin aerverayı geride bıraktılar ve arabalarına bindiler
Gittikleri yer şehir merkezinden uzaktaydı.
Eski bir sanayi bölgesinin içinde, restore edilmiş ama hâlâ ham dokusunu koruyan bir yapı. Dışarıdan bakıldığında eski bir depo gibiydi; yüksek tavanlı, geniş kapılı. Ama içerisi düzenliydi. Kullanılan bir alan olduğu belliydi.
Ne restoran, ne terk edilmiş bir yer.
Tarafsız. Sessiz. Güvenli.
Kapının önünde durdular.
Burası özel bir yerdi burası ôzel buluşmalar için kullanılar bir yerdi sadece sahibi ve misafiri gelebilirdi dışarda arabalar korumalar vardı draco'nun ve afetinkiler hariç
Bu korumalar alpindi
Draco önce indi, etrafı süzdü. Sonra Afet'e baktı. Birlikte içeri girdiler.
Tüm korumalar onlara eğilerek
Selam verdi
İçeride hafif loş bir ışık vardı. Geniş alanın ortasında tek bir masa ve üç sandalye duruyordu.
Ve o sandalyelerden birinde Alp oturuyordu.
Onları görünce ayağa kalktı.
Yüzünde ne suçluluk ne rahatlık vardı. Sadece netlik.
Birkaç adım yaklaştılar.
Alp hafifçe başını eğdi.
Yüzünde kendinden emin hafif bir tebessüm vardı
"Merhaba Alp Aksoy," dedi afet
Alp Gözlerini önce Afet'e, sonra Draco'ya çevirdi.
"Merhaba Maria Afet Elserin... ve Draco Elserin Valerion. Sizi gördüğüme sevindim."
Onlar farkında değildi ama onlar üçlü Silahşörler'den farksızlardı...
🔥🌊
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.68k Okunma |
294 Oy |
0 Takip |
41 Bölümlü Kitap |