39. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 36.bölüm küller yalan söylemez bir yangın daha

36.bölüm küller yalan söylemez bir yangın daha

Slytherin queen
slytherinqueen

 

 

Güneş, perde aralığından odaya usulca sızıyordu.

 

 

Gece boyunca yanan loş lambanın yerini, sabahın yumuşak ışığı almıştı. Oda ilk defa gerçekten sakin

 

 

görünüyordu. Dün yaşananların izleri ne duvarlardaydı ne de eşyaların üzerinde.

 

 

Ama havada hâlâ görünmeyen bir ağırlık vardı.

 

 

Afet uyanan ilk kişi oldu.

 

Gözlerini açtığında birkaç saniye tavana baktı. Nerede olduğunu hatırlaması uzun sürmedi. Ama dün olanları hatırlaması… daha hızlı oldu.

 

 

Yatağın yanında, Draco hâlâ uyuyordu. Bir kolu Afet’in belinin üzerindeydi. Gece boyunca fark etmeden daha sık sarılmıştı.

 

 

Afet başını hafifçe ona çevirdi.

 

Draco uyurken daha genç görünüyordu. Daha yumuşak. Daha savunmasız. Yüzündeki o sert çizgiler kaybolmuştu.

 

 

Afet onu izlerken fark etti:

 

Bu görüntü… iyi geliyordu.

 

Dün gece zihninin içinde dolaşan karmaşa, bu sabah biraz daha uzakta gibiydi.

 

 

Yavaşça Draco’nun kolunun altından çıktı. Yatağın kenarına oturdu. Ayaklarını yere bastığında odanın sessizliği onu karşıladı.

 

 

Bu sessizlik dün geceki gibi ağır değildi.

 

Sadece sakindi.

 

Perdeyi biraz daha araladı. Dışarıda okul bahçesi görünüyordu. Sabahın erken saatiydi. Henüz kimse yoktu.

 

Derin bir nefes aldı.

 

 

Bugün… normal bir gün gibi davranacaklardı.

 

 

Bunu artık çok iyi yapıyorlardı.

 

Arkasından yatağın hafifçe kıpırdadığını duydu.

 

Draco gözlerini araladı. Birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra Afet’i pencere önünde görünce yüzü yumuşadı.

 

 

“Günaydın…”

 

Sesi uykuluydu.

 

Afet arkasını dönmeden hafifçe gülümsedi.

 

 

“Günaydın.”

 

Draco doğrulup yatağa oturdu. Elini saçlarından geçirdi.

 

 

“ erken mi kalktın?”

 

 

“şimdi kalktım Uykum kaçtı.”

 

 

Draco ayağa kalktı. Yanına geldi. Bir süre ikisi de pencerenin önünde yan yana durdular.

 

Konuşmadan.

 

Bu sessizlik rahatsız etmiyordu.

 

Draco başını Afet’e doğru hafifçe eğdi.

 

 

“Nasıl uyudun?”

 

Afet düşündü.

 

 

“Derin… ama kısa.”

 

Draco başını salladı. Anladı.

 

Bir süre daha dışarı baktılar.

 

Sonra Draco yumuşak bir sesle:

 

 

“Kahvaltı yapalım mı odada?”

 

Afet başını salladı.

 

 

“Olur.”

 

 

Mutfak bölümüne geçtiler. Küçük, alışılmış hareketlerle kahve hazırladılar. Ekmek kızartıldı. Peynir, birkaç zeytin, basit bir kahvaltı.

 

Her şey yavaştı.

 

Acele yoktu.

 

Dün yokmuş gibi.

 

Masaya oturdular. Karşılıklı.

 

Afet fincanı iki eliyle tutarken Draco onu izliyordu.

 

 

“Bugün dükkân bakacaktık, değil mi?”

 

 

Afet başını kaldırdı.

 

“Evet.”

 

 

“Hazır mısın?”

 

 

Afet kısa bir duraksadı.

 

Sonra hafifçe gülümsedi.

 

 

“Hazırım.”

 

 

Ve o an ikisi de aynı şeyi düşündü:

 

 

Bugün sakin geçecek.

 

En azından öyle olmalıydı.

 

 

" Bu gün ilk defa kahveden önce kahvaltı yapıyoruz " dedi afet

 

 

" Bazen oluyor arada farklılık iyidir "

 

Kısa bir sessizlik oldu yemek yemeğe devam etti

 

 

"Morgan'a bakacağımız mağazaları attım asistanıma da " dedi afet

 

 

"İyi mimarda bulmak lazım "

 

 

"Evet iç dizayn için"

 

 

" Sonra çok geçmeden ikinci üçüncü mağazalarını açar sonra farklı şehirlere hatta Türkiyede açman lazım" dedi draco,draco biraz heycanlanmıştı kendi işini kurduğu ilk zamanları hatırladı

 

 

"Evet hepsi kısa sürede en iyi şekilde hal olucak "

 

 

" Karım bir imparatorluk kuruyor" dedi draco gülerek

 

 

"Biraz öyle oldu uzun zamandır hem şirketi ihmal ettim hemde ateş birliğimi"

 

 

"Bende... , ama güzelim sıkma canını olur arada sen bir insansın makine değil"

 

 

Afet gülümsedi

 

 

" Şu beni destekleyen tavırlarına bayılıyor her fikrime katılıyorsun"

 

 

"E yavrum katılmayınca silah doğrultuyorsun" dedi draco ciddiyetle

 

 

İkiside anlık güldü günlerdir bukadar gülmemişlerdi

 

 

" Napalım bende böyle bir deliyim işte "

 

 

Draco afete tebessüm etti draco'nun gerçek tebessümünü sadece afete gösterirdi

 

 

"Ben bu deliye canımı veririm"

 

 

Draco'nun cümlesi adeta afetin kalbindeki karanlığı söküm attı yaralarına derman oldu

 

 

Afet çok içten bir şekilde gülümsedi

 

 

"Bak ya hep tam on ikiden vuruyorsun"

 

 

"Benim işim bu " dedi draco göz kırparak

 

 

"Bilmemmi ? " Dedi afet gülerek afet dracoya biraz daha sırnaştı devam etti

 

 

" Seni seviyorum "

 

 

Draco tebessüm etti

 

 

" Bende seni seviyorum yavrum"

 

 

"Ne kadar?"

 

 

"Soykırım çıkaracak kadar afetim"

 

 

"Bende " dedi afet ve draco'nun yanağından öptü o an draco'nun bedeninde elektirik çarptı afeti ile her bir teması ilk defası gibi heycanlıydı

 

 

Draco derin bir nefes aldı

 

 

"of of maria afet elserin beni delirttin , sonra bana deli dedin... vicdansız kadın seni"

 

 

afet gülümsedi

 

 

"öyle kötü bir huyum var "

 

 

"senin huyuna kurban yavrum "

 

 

bu sefer afet kahkaha attı

 

 

ve dracoya sarıldı boynuna bir öpücük bıraktı

 

o an draco sanki bir çocuğa çikolata verilmişcesine mutlu oldu

 

 

" sana hastayım be adam "

 

 

"bende sana " dedi draco göz kırparak

 

 

"kahvaltın bittimi" dedi afet

 

 

"evet yavrum "

 

 

"hmm ozaman içeri geçelim bana bir kahve yap ve hazırlananım ha ?"

 

 

"emrin olur generalim "

 

 

güldükten sonra masadan kalktılar tabaklarını aldılar tezgaha bıraktıktan sonra

 

Draco kahve koydu hazırlanırken bir andanda kahve içtiler arada ufak ufak konuşmalarla hazırlandılar

 

 

Maria Afet herzamanki kombinleri den yaptı siyah pantolon beyaz bir gömlek üstüne siyah klasik yelek üstüne blazer ceket ve kabanını aldı

 

Ve tabi az ama şık takıları vardı

 

Makyajını yaptı ve artık hazırdı

 

 

Dracoda onunla bire bir aynı kombini yaptı denebilirdi

 

 

Hazırlandıktan sonra oturdudumar ellerinde kahve kupaları vardı

 

 

" Kahveyi içelim çıkarız " dedi Maria afet

 

 

"Evet sonra çıkarız " dedi draco

 

 

Ve devam etti

 

 

"Çok güzel olmuşsun her zamanki gibi "

 

 

" Teşekkür ederim canım "

 

Maria afet başını draco'nun omzuna yasladı deraco tebessüm etti kolu afetin omzuna attı sarıldı

 

 

Başına küçük bir öpücük bıraktı

 

 

" Ah benim aşkım..." Dedi draco iç çekerek derin bir şekilde

 

 

"Ne oldu...?" Dedi afet

 

 

"Öyle içimden geldi canım" dedi draco ikisi kısa bir süre sessiz kaldı kahvelerini bitirdiler ve odadan çıktılar okuldan çıktılar Morgan onları bekliyordu

 

 

Birbirleri ile selamlaştılar draco afetinde onayı ile üstün körü çoo uzatmadan olayları anlatmıstı çünkü Morgan onlara yardım edebilirdi zaten draco'nun güvenlik işlerinden o sorumluydu ve bilmesi gerekti afete elinden geldiğince normaldi Morgan ise hiç bişey yokmuşta normal herzamanki gibi davrandı afete verilebilecek en büyük destek burdu Morgan afetin istismara uğradığını bilmiyordu video kaydını görmemişti sadece birinin afeti öldürmeye kalktığını ve afetin kendini savunduğunu ve tehdit mesajı aldıklarını biliyordu

 

 

Bu sır önce Alp ve Maria afet arasındaydı şimdi ise Alp Maria afet ve draco arasındaydı ve başka kişilerin öğreneceği yada öğrenmeyceği ise bir belirsizlikti

 

 

Arabaya bindiklerinde şehir yeni uyanıyordu. Sabah trafiği henüz yoğunlaşmamıştı. Güneş camdan içeri vuruyor, Afet’in yüzüne altın rengi bir ışık bırakıyordu.

 

Draco direksiyondaydı. Bir eli gevşekçe direksiyonda, diğeri vitesin yanında. Ara sıra Afet’e bakıyordu.

 

 

“İlk mağaza için net bir şey var mı kafanda?” diye sordu.

 

Afet camdan dışarı bakmayı bıraktı.

 

 

“Yüksek tavan. Cam cephe. Işık alan bir yer. A.S karanlık bir marka değil.”

 

 

Draco hafifçe gülümsedi.

 

 

“Karanlık değil… güçlü.”

 

Afet ona baktı.

 

 

“Güç zaten karanlıktan gelmez.”

 

Draco bir şey demedi ama o cümleyi aklına yazdı.

 

 

Her ne kadar toparlanmayı deneseler o duygu o his bütürlü üstlerinden gitmiyordu normala dönmek hala zordu ve ikiside bunun ağırlığını yaşıyordu

 

Zaman geçerken ilk dükkana geldiler gayrimenkulcü bir ekip onları karşıladı ve ilk dükkana gelmişlerdi

 

 

İlk baktıkları yer köşe başındaydı. Geniş vitrinli, içi boş, yankı yapan bir mekân.

 

Kapıyı açtıklarında içeride ayak sesleri duvarlara çarparak geri döndü.

 

Afet yavaş adımlarla içeri girdi. Ortada durdu. Gözlerini kapadı.

 

Hayal etti.

 

Duvarlarda koyu ama boğucu olmayan tonlar.

 

Ortada büyük bir logo.

 

Camdan süzülen ışığın zeminde kırılışı.

 

afet her yeri ölçüp tartıren

 

Aynı anda ekipteonları mağzayı tanıtıyordu

 

 

afetde aynı anda mağzayı düşünüyordu

 

 

İnsanların içeri girdiğinde hissedeceği o ilk etki.

 

Draco onu izliyordu.

 

Afet mekânı görmüyordu.

 

Mekânı kuruyordu.

 

 

“Burası olur,” dedi Afet gözlerini açmadan.

 

Draco etrafına baktı.

 

“Alt yapı sağlam. Ama güvenlik sistemi sıfırdan kurulmalı.”

 

Afet hafifçe kaşlarını kaldırdı.

 

 

“Mağaza açıyoruz, karargâh değil.”

 

Draco’nun bakışı bir an ciddileşti.

 

“İkisi arasındaki fark bazen ince olur.”

 

O cümle havada asılı kaldı.

 

bu sadece ikiisnin duyacağı kıs abir imalı sohbetti güldüler ve belli eteden devam ettiler u mağza olabilirler arasına girmişti burdan çıkıp ikinci mağzaya girdiler

 

 

İkinci mağaza daha modern bir binadaydı. Cam cephe tamamen şehir manzarasına bakıyordu.

 

Afet vitrine yaklaştı.

 

Camın yansımasında kendini gördü.

 

Bir anlığına…

 

Sanki başka bir görüntü üst üste bindi.

 

Kırmızı.

 

Bir gölge.

 

Bir anlık bir his.

 

Gözlerini kırptı. Görüntü kayboldu.

 

 

“İyi misin?” Draco’nun sesi yakındı.

 

“İyiyim,” dedi Afet hemen.

 

Fazla hızlı.

 

Draco bunu fark etti ama üstelemedi.

 

 

afetin başına şakaklarından ağrı girmişti migren hastası olark böyle bir hayat onun için bir zindandı

 

 

mağzaya baktılar ama eftin aradığı değildi

 

 

"mağza güzel ama biraz küçükmü sanki ? " dedi afet

 

 

"evet küçük ama kullanışlı yeri çok fayalı olacktır " dedi emlakçı kadın

 

 

"hm ama bize daha geniş bir alan lazım "

 

 

"aslınd efendim size bir önerim var" dedi kadın

 

 

"nedir söyleyin lütfen ?"

 

 

" bir mağza var buranı yakının çok geniş çok ferah biraz eski tip yapı biraz yenileme gerekebilir ama çok güzeldir "

 

 

"tamam görelim ozaman " dedi draco

 

 

"ama bir sorun var" dedi emlakçı adam

 

 

"nedir ?"

 

 

"o bina yan dükkan satılık değil kiralık" draco anlık durdu

 

 

"biz yinede baklalım beğenirsek belki sahibini ikna ederiz " dedi kendinden emin

 

 

"eve olabilir " dedi afet ve emlakçların bahsettiği mağzaya gittiler

 

 

Bahsedilen bina diğerlerine göre biraz daha içeride kalıyordu. Ana caddeye paralel ama bir adım geri çekilmiş gibi.

 

 

Dış cephesi eski taş kaplamaydı. Büyük kemerli camları vardı ama camlar uzun süredir temizlenmemiş gibiydi. Kapının üzerindeki tabela sökülmüş, yerinde sadece solmuş bir iz kalmıştı.

 

 

Afet arabadan indiğinde ilk yaptığı şey yukarı bakmak oldu.

 

Yapı yüksek ve ağır duruyordu.

 

Sanki yıllardır bir şey bekliyordu.

 

 

“Burası…” dedi Afet yavaşça.

 

Draco çevreyi süzdü. Sokak sakin görünüyordu ama onun bakışı asla sadece görünenle yetinmezdi.

 

 

Kapı açıldı. İçeri girdiler.

 

Ve o an…

 

İçerisi beklediklerinden çok daha büyüktü.

 

 

Tavan inanılmaz yüksekti. Ortada geniş bir boşluk. Eski avize yerleri hâlâ duruyordu. Ahşap merdivenle çıkılan bir üst kat vardı. Galeri boşluğu gibi.

 

Ayak sesleri yankı yaptı.

 

Afet birkaç adım attı.

 

Bu sefer gözlerini kapamadı.

 

Bu mekânın enerjisi farklıydı.

 

Soğuk değildi.

 

Ama geçmişi vardı.

 

Draco arkasından yaklaştı.

 

 

“Burayı komple yenilemek gerekir.”

 

 

“Yenileriz,” dedi Afet neredeyse fısıltıyla.

 

 

Emlakçı konuşmaya başladı ama sesi Afet’in kulağına uzaktan geliyordu.

 

 

Duvarın bir köşesinde hafif kararmış bir iz vardı. Sanki zamanında yangın çıkmış gibi.

 

Afet istemsizce oraya baktı.

 

Bir anlığına…

 

 

Sanki o kararmış iz genişledi.

 

Kırmızı bir titreşim.

 

Başının içindeki ağrı bir tık arttı.

 

Şakaklarına hafifçe bastırdı.

 

Draco hemen fark etti.

 

 

“Afet?”

 

 

“Bir şey yok,” dedi yine hızlıca.

 

Ama bu sefer hızlı değildi sadece.

 

Savunmacıydı.

 

Draco bir adım yaklaştı. Sesi alçaldı.

 

 

“Yavrum.”

 

O tek kelime Afet’in dengesini toplamasına yetti.

 

Derin bir nefes aldı.

 

 

“Burası olacak,” dedi net bir şekilde.

 

Draco ona baktı.

 

Bu kararı mağaza için vermediğini ikisi de biliyordu.

 

Bu bir meydan okumaydı.

 

Emlakçı araya girdi:

 

 

“Yan dükkân kiralık demiştim. Sahibi biraz… ketum biridir. Kolay ikna olmaz.”

 

 

Draco hafifçe gülümsedi.

 

“Ben kolay vazgeçmem.”

 

Tam o sırada Afet’in telefonu titredi.

 

Bilinmeyen numara.

 

Ekrana baktı.

 

Bir mesaj.

 

Sadece bir cümle:

 

“Güzel seçim. Geçmişi olan yerleri seviyorsun.”

 

Afet’in parmakları dondu.

 

Draco onun yüzünü gördü.

 

“Kim?”

 

Afet mesajı ona gösterdi.

 

Draco’nun çenesi hafifçe gerildi.

 

Numara gizliydi.

 

İkinci mesaj geldi.

 

 

“Bu sefer yangının hedefi sadece sen olmayacaksın”

 

Ve hemen ardından…

 

Ekran karardı.

 

 

Kısa süre sonra normala döndü

 

 

"Sonra anlatırım " dedi afet

 

 

O an draco anladı konuyu kapattı

 

 

" Kirası ne kadar buranın" dedi afet

 

 

"Efendim kirası aylık 35 bin dolar yıllık 400bin dolar "

 

 

Draco döndü

 

 

"Satın almak için iki buçuk milyon dolar teklif ettiğimizi söyleyin"

 

 

Emlakçı anlık dondu ama onların kim olduğunu hatırlayınca hemen toparlandı afet ve draco için iki buçuk milyon önemli değildi

 

 

" Evet eğer kabul etmezse daha yüksek bir teklif yapacağımızı belirtmeyi unutmayın"

 

 

"peki efendim "

 

 

"ama illa satmam derse bunun gibi bir yer istiyorum böyle yerler bulabilirmisiniz ? "

 

 

"tabi efendim "

 

 

afet ve draco dükkandan çıktılar ve arabaya bindiler draco arabayı çalıştırırken sordu

 

 

"o mesaj neydi ?"

 

 

"gözündende hiç bişey kaçmıyor " draco dudakları kıvrıldı ve arabayı hareket ettirdi

 

 

"ben senin yüzündeki çizgileri ezbere bilir değişse fark ederim yüzündeki o ifadeyi fark etmemi sanıyorsun?"

 

 

ki saniye sesizlik afet başını dracoya çevirdi ve ona makan okyanuz mavisi gözlerini gördü bir bakış geçti bu bakış anlatılmaz derecede eletekikliydi sanki biri anlara yaklaşşa çarpılırdı

 

 

draconun cümlesi ve bakışlarıyla afetin dudaklarında tehlikeli bir sırıtış gözlerinde tehlikeli bir bakış oldu

 

 

"diğer sevgilim aradı gel kavuşalım diyor " dedi sırıtarak afet

 

 

draconun o anda yüz ifadesi çok kötü bir şekilde değişti gözlerinde adeta fırtına koptu kaşalarını çattı

 

 

" afet ! komik değilsin ."

 

 

"tamam tama şaka yaptım "

 

 

"yapma!, ben neyine yetmiyorum ?" afet bir kahkaha attı o öyle gülünce dracoda güldü draconun en büyük zaafı afetin gülüşüydü afetin bakışıydı afetin saçlarıydı afetin yüzüydü bu hayatta draconun canını gerçekten yakacak ve ruhunu diriltecek şey afetti onun afeti draco elserin valerion her zereesiyle afte aitti

 

 

"senin yerini kimse tutamaz ki aşkım ölürüm ben sana ! "

 

 

"bende sana " dedi draco afet ciddleşti

 

 

"konumza dönelim soruna gelecek olursak al kendin bak " dedi afet ve gelen mesajı gösterdi draco sinirledii derin bir nefes verdi okurken

 

 

Draco mesajı okurken çenesi kilitlendi.

 

Gözleri bir anlığına buz kesti.

 

 

“Numara gizli,” dedi alçak bir sesle.

 

 

Afet omuz silkti.

 

“Evet. Ve bizi izliyor.”

 

Draco başını kaldırdı.

 

 

“Bu dükkânı seçtiğimiz an mesaj geldi. Tesadüf değil.”

 

 

“Biliyorum.”

 

 

Arabanın içi bir anda daraldı. Dışarıda şehir akıyordu ama onların içinde zaman yavaşlamıştı.

 

Draco direksiyonu biraz daha sert kavradı.

 

 

“Yangın kelimesini özellikle seçmiş.”

 

 

Afet camdan dışarı baktı.

 

“Psikolojik oynuyor. Korkmamı istiyor.”

 

 

Draco hemen döndü.

 

“Korkuyor musun?”

 

Afet gözlerini ona çevirdi. O bakış düz, net ve meydan okuyan bir bakıştı.

 

 

“Hayır. Ama bu sefer sadece beni hedef almıyor.”

 

 

Draco’nun yüzü sertleşti.

 

“Bunu bir daha yazarsa bulurum.”

 

Afet hafifçe gülümsedi.

 

“Zaten istediği bu değil mi? Seni kontrolünden çıkarmak.”

 

Bu cümle Draco’ya çarptı.

 

Derin bir nefes aldı. Kendini topladı.

 

 

“Okula dönüyoruz,” dedi sakin ama kararlı bir tonla.

 

 

“Fanilerin ortasındayken hamle yapmaz.”

 

 

Afet başını salladı.

 

 

“Ve biz de yapmayacağız.”

 

 

Arabailerdi saat ilerdi saniyeler dakikalar saatler geçti ve yol bitti

 

Bu zaman içersinde afet ve draco

 

Düşünmüştü artı herşeye dört elle sarılma zamanıydı savunma ve savaşma zamanıydı düşman çok yakındaydı

 

 

Evet düşman yakındaydı afet ve draco'nun bilmediği buydu düşman çok yakındaydı hatta burunlarının ucundaydı ama...

 

Bir okadar uzaktı...

 

 

Hep müzikle kahkahalar olişan yolculukları artık bukadar neşeli değildi...

 

 

Araba okulun kapısından içeri girerken Afet’in telefonu bir kez daha titreşti.

 

 

Yeni mesaj.

 

 

Bu sefer sadece bir fotoğraf.

 

Dükkanın o kararmış duvar köşesi.

 

 

Altında tek cümle:

 

“Geçmiş tekrar etmeyi sever.”

 

 

"Draco..." Dedi afet sakin bir tavırla

 

 

"Efendim ?" Dedi draco afet telefonu gösteridiğinde ve

 

 

Draco fotoğrafa baktığında gözbebekleri daraldı.

 

Bu artık tehdit değildi.

 

Bu gözetimdi.

 

 

"Bu iş artık burada bitti" dedi draco fısıltıyla o an afet hiç görmediği bir dracoyu gördü

 

Ve bu onu heycanladırırken aynı zamanda korkuttu

 

 

Ama bu korku düşmanın başına dünyanın başına gelecekler içindi draco bir kelime daha söyledi

 

 

" Seni bulacağım... Ve doğduğuna pişman edeceğim!"

 

 

Afet dracoya baktı draco afete artık herşey kontrolden çıkmıştı

 

 

Draco elserin valerion artık acımasız bir canavardan farksızdı

 

 

Maria afet'e artık gerçekten bir afetten farksıztı herşeyi yakıp yıkcaklardı

 

 

Bir savaş başlamıştı ve artık bu savaşta ahlak ve vicdan kuralları oyun dışıydı...

                                        

 

🔥🌊

 

 

Okulun ana kapısından içeri girdiklerinde hava her zamanki gibiydi.

 

 

Koridorlarda öğrenciler. Gülüşmeler. Fısıltılar. Bir iki element patlaması. Tam bir Valserin Aevara klasiği.

 

 

Ama Afet için sesler sanki biraz uzaktan geliyordu.

 

Draco yürürken omzu onun omzuna değiyordu.

 

Normal bir temas gibi görünüyordu.

 

Ama değildi.

 

Bu bir kalkan duruşuydu.

 

Draco'nun elinden gelse afeti kalbine sokar zarar gelmesin diye orada saklardı

 

 

Ortak salona girdiklerinde kalabalık her zamanki gibi yoğundu.

 

Element masaları doluydu.

 

Hemira bir şey anlatıyor, heylen

 

 

arka tarafta birileriyle tartışıyordu.

 

 

Her şey normaldi.

 

 

Fazla normaldi.

 

 

Afet oturdu.

 

 

Draco yanına geçti.

 

Elini masanın altından Afet’in dizine koydu.

 

Sakin.

 

Kontrollü.

 

Ama damarlarında hâlâ az önceki cümle dolaşıyordu:

 

“Seni bulacağım.”

 

Afet bunu hissediyordu.

 

 

Afetin dracoyu güveni tamdı draco yaparım diyorsa yapardı

 

 

Draco afetin ilk defa güvendiği insandı

 

 

Afet bu dünyada iki kişiye güvendi bir abisi kardeşi gibi olan Alp aksoya iki dracoya

 

Ama tam olarak herşeyini tüm sırlarını işlerini bilen bir tek draco vardı

 

 

Hiç kimse afeti draco kadar iyi tanıyamazdı draco afeti verdiği nefesten bakışından teninden anlar okurdu

 

 

Arkadaşların yanlarına oturduklarında zaman

 

 

Tatlı bir sohbet başlattılar

 

Afet ve draco dükkandan falan bahsettiler tabiki bazı şeyler gizli kaldı bunu şimdilik bilmrmrleri iyiydi onlarında hayatlarını bozmak istemiyorlardı

 

 

Bütün ekip bir aradaydı

 

 

"Vaybe çok heycanlandım " dedi heylen

 

 

"Bende çok şık olucak bence " dedi hemira

 

 

"Aşkım bundan sonra kıyafetlerde indirim yaparsın bize değilmii?" Dedi lunaria

 

 

"Aşkolsun sizden para alırmıyım size bedeva" dedim heycanla

 

 

"İşte benim canım arkadaşım!" Dedi elaris

 

 

"Adam dükkanı vermezse ne yapacaksınız?" Dedi heylen

 

 

"Aynen ya " dedi rowen

 

 

"Bro sen o parayı bana ver ben sana en güzel dükanı yaparım" dedi newan

 

 

"Siktir lan ordan !" Dedi draco gülerek

 

 

"Şaka lan şaka çok şükür paraya

 

İhtiyacım yok!'

 

 

" Ulan newan iliğimi kemiğimi sömürdün !" Dedi draco

 

 

"Ulan sendeki para bitermi lan?"

 

 

"Sizinle bitiyor " dedi draco

 

 

Draco arkadaşlarına oldukça cömerti bunu onlar istemiyordu draco yapıyordu bu bana zor zamanlarında destek oldunuz teşekkür ederim deme şekliydi

 

 

Ve şuan sadece şaka yapıyordu

 

 

Afetin gözü en yakın arkadaşlarından biri olan kardeşi gibi olan cayric döndü döndüğünde gözleri büyüdü

 

 

"AMAN TANRIM CAYRİC?"

 

 

" ne ne oldu?" Dedi cayric

 

Cayricin burnu kaynıyordu

 

 

"Kardeşim iyimisin?" Dedi draco herkes teleşla cayric'e döndü

 

 

"Aman tanrım burnun çok fena kanıyor cayric !" Dedi telaşla lunaria

 

 

Lunaria hemen telaşla cayric'in yanına gitti

 

 

Lunaria okadar korkmuş ve endişelenmiştiki gözleri dolmuştu

 

 

Lunaria cayric için ağlıyordu onun için kormuş ve endişlenmişti

 

 

Herkesin bildiği ama yıllardır sustuğu bir konu vardı

 

 

Lunaria yıllardır cayric dalar'a

 

Deliler gibi aşıktı

 

 

Cayric dalar"da lunaria'ya çocukluğundan beri kör kütük aşıktı...

 

 

Ama bir türlü kavuşamıyorlardı...

 

 

Kader onların önüne bir takım engeller koyuyorlardı

 

 

Ama onlar isterlerse bu engelleri aşarlardı

 

 

Lunaria peceteyi cayric burnuna koydu

 

 

"Aman tanrım cayric iyimisin ne oldu!"

 

 

"Bilmiyorum kalemle burnuma vuruyordum ondan herhalde lanet kalem!" Dedi cayric

 

 

"Elimdeki kitabı okurken belkide farkında olmadan büyü yapmaya çalışmıssındır?"

 

 

Cayric'de eldiven olmadan büyü yapabilen biriydi ve bu durum bazen herkesde oluyordu

 

Ders çalışırken bir çok öğrencinin burnu kanardı

 

 

" Olabilir ya hepimizin başına geliyor " dedi cayric. Lunaria telaşla cayric'in kanayan burnunu sildi

 

 

"Salakmısın sen ! Dikkat etsene kendine ya ! "

 

 

Cayric lunarianın ellerini tuttu onu durdurdu.

 

 

"Tamam lunaria sakin ol iyiyim ben ..."

 

 

İkiside birbirlerinin yüzlerine baka kaldı ikisininde kalbi çok hızlı atıyordu

 

 

Herkes ona imalı gözlerle bakarken draco ve afet birbirine baktı tebessüm ettiler

 

 

Ne olduğu belliydi

 

 

"Gerizekalı!" Diye ellerini çekip yerine oturdu

 

 

İkisi birbirine kaçamak bakışlar atarken masada bir sessizlik hakim oldu ardın havadan susdan konuyu dağıttıklarında

 

 

Bu havadan çok kısa süreceğin haberleri yoktu

 

 

Masadaki gülüşmeler tam yeniden yükselmeye başlamıştı ki—

 

Ana salondaki kristal avizeler bir anlığına titredi.

 

Kimse ilk başta önemsemedi.

 

 

Valserin Aevara’da enerji dalgalanmaları olağandı.

 

Ama bu farklıydı.

 

Duvar boyunca uzanan element sembolleri aynı anda soluklaştı.

 

Mavi, kırmızı, yeşil, altın… hepsi bir anlığına griye döndü.

 

 

“Bunu ben yapmadım,” dedi Newan refleksle.

 

Draco’nun omzu sertleşti.

 

Tavanın ortasındaki projeksiyon kristali kendi kendine aktive oldu.

 

Bir uğultu.

 

Sonra siyah.

 

Ve ardından—

 

Maskeli bir siluet.

 

Yüz görünmüyordu.

 

Sadece koyu, metalik bir maske.

 

Arka planda karanlık bir boşluk.

 

Salon buz kesti.

 

Hiç kimse konuşmadı.

 

Maskeli figür başını hafifçe yana eğdi.

 

“Valserin Aevara…” dedi boğuk ve mekanik bir sesle.

 

 

"hayatta kalan tek soyun kral ve kraliçesi... " herkes korkuyla kilitlenmişken maskeli adamın lafı ile herkesin gözü onlara döndü

 

 

"draco elserin valerion ve maria afet elserin..." ikisi ayağa fırladı masadaki herkes ayağa kalktı hatta tüm okul ayağa kalktı kargaşa çoktan başlamıştı...

 

 

maskeli adamın kelimeleri tekrardan yankılandı büyük ana salonda

 

 

“Geçmişinizi gerçekten gömdüğünüzü mü sandınız?”

 

 

Afet yerinde salandı masaya yaslandı Afet’in parmakları masanın kenarına kenetlendi.

 

Draco’nun eli afetin beline gitti. onu sıkıca tuttu

 

 

Ekran bir anlığına cızırtı yaptı.

 

Ve görüntü değişti.

 

 

afet ve draconun tuttuğu Dükkanın içi.

 

O kararmış köşe.

 

Yangın izi.

 

Salondan bir uğultu yükseldi.

 

 

“Bu ne lan?” diye fısıldadı Rowen.

 

Maskeli adam tekrar konuştu:

 

 

“Bazı yangınlar söndürülmez.

 

Sadece bekler.”

 

o an zaten burnu kanıyan cayric yerinde sallandı eli şakaklarına gitti

 

cayric'in burnu çocukken geçirdiği bir kazada burnu kırılmış damarları çatlamıştı hatta o sırada yanında lunaria vardı ve lunaria bundan dolayı çok kormuştu ve birde üstüne sürekli kalemle burnua vurunca cayric burnu sürekli kanardı

 

 

lunaria cayric'in yanına gitti ama bir yandanda lunaria ekrana bakıyordu

 

 

o an herkesin dikkati ekrandaydı.

 

Sadece Draco bir saniyeliğine göz ucuyla baktı.

 

Bir saniye.

 

 

aklı aynı zamanda kötü durumda olan arkadaşındaydı

 

Cayric başını hafifçe geriye yasladı.

 

Gözleri ekrana kilitliydi.

 

hem ifadesizde hem sinirliydi öfke çok net belliydi

 

 

“Kraliçe…” dedi ses.

 

 

“İtibarın ateşle sınanacak.”

 

Salon karışmaya başladı.

 

Fısıltılar.

 

Ayağa kalkan öğrenciler.

 

Element enerjileri dalgalanmaya başladı.

 

Ekran bir kez daha cızırdadı.

 

Ve son görüntü düştü:

 

Ana salonun canlı görüntüsü.

 

Şu an.

 

Tam olarak bu an.

 

Kamera açısı yukarıdan.

 

Masaları.

 

Öğrencileri.

 

Afet’i.

 

Draco’yu.

Ve…

 

Köşede arkadaşları .

 

Cayric.

newan 

 

lunaria

 

hemira

rowen 

 

fealen

 

gareth

 

heylen

 

Görüntü bir saniyeliğine dondu.

 

Sonra tamamen karardı.

 

Kristal pat diye söndü.

 

Salon sessizliğe gömüldü.

 

Kimse nefes almıyordu.

 

Afet dikeldi

 

Draco da.

 

Ve o an—

 

Gerçek savaşın başladığını herkes hissetti.

 

Ama kimse düşmanın masayla arasında kaç adım olduğunu bilmiyordu.

 

 

Kristal projeksiyon titreşti.

 

Işıklar tamamen sönmedi.

 

Ama renkler çekildi.

 

Sanki salonun ruhu emilmiş gibi.

 

Maskeli siluet netleşti.

 

Bu sefer daha yakındı.

 

Metal maske pürüzsüz değildi.

 

Üzerinde ince çatlak izleri vardı.

 

Sanki ateşten geçmişti.

 

Sesi geldi.

 

Boğuk. Katmanlı.

 

Sanki aynı anda iki kişi konuşuyordu.

 

 

“Valserin Aevara…”

 

Bir duraksama.

 

“Elementlerin kibirli çocukları…”

 

Salonda uğultu arttı.

 

Draco ayağa kalkacak gibi oldu.

 

Afet bileğini hafifçe tuttu.

 

Ses devam etti.

 

 

“Bugün size bir hikâye anlatacağım.”

 

Ekran değişti.

 

Kararmış duvar.

 

Yangın izi.

 

Yakın plan.

 

 

“Bazı yangınlar kazadır.”

 

 

“Bazıları ihanettir.”

 

 

“Bazıları ise… doğuştur.”

 

Görüntü bir saniyeliğine Afet’in yüzüne zoom yaptı.

 

Canlı çekim değil.

 

Sanki önceden kaydedilmiş bir açı.

 

Afet’in gözbebekleri küçüldü.

 

Maskeli figür başını hafifçe eğdi.

 

 

“Kraliçe…”

 

Bu kelimeyi özellikle yavaş söyledi.

 

 

“İnsanlar seni güçlü sanıyor.”

 

“Tehlikeli sanıyor.”

 

“Dokunulmaz sanıyor.”

 

Bir adım öne çıktı. o an videonun içinde olan maskeli adam videodan çıkarak ana salonun ortasında durdu maskeli adam videonuniçinden çıktı canlı kanlı orada durdu

 

 

“Yanılıyorlar.”

 

 

Salonda birkaç öğrenci ayağa kalktı. bazıları yerinde kilitlendi

 

hatta bazıları çığlık atıp korkmuştu

 

 

“Sen bir kıvılcımsın.”

 

 

“Ve kıvılcımlar iki şey yapar.”

 

Kısa bir durak.

 

 

“Ya karanlığı aydınlatır…”

 

 

“Ya da her şeyi yakar.”

 

Ekranda bir anlığına alev efekti parladı.

 

 

“İtibar…”

 

 

Ekran bir anda Valserin’in sembolüne döndü.

 

 

“… ve insanların en sevdiği puttur.”

 

Sonra tekrar maske.

 

 

“Ve insanlar yıkılan putlara hayran kalır.”

 

Bu cümle özellikle Afet’e bakarak söylendi.

 

Sanki kalabalık yokmuş gibi.

 

Sanki bu bir düello.

 

“Hazır mısın, Kraliçe?”

 

Bir saniyelik sessizlik.

 

Sonra…

 

 

“Çünkü bu sefer yangın yalnızca geçmişini değil… çevreni de sınayacak.”

 

Tam o anda ekran glitch yaptı.

 

Ve görüntü değişti.

 

Ana salon.

 

Şu an.

 

Canlı.

 

Yukarıdan açı.

 

Herkes kendini gördü.

 

Çığlık atan iki öğrenci oldu.

 

Görüntü yavaşça kaydı.

 

Masalara.

 

Element gruplarına.

 

Draco’nun yüzüne.

 

Afet’e.

Ve…

 

Bir saniyeliğine arkadaşlarına tekrardan

 

Salon sessiz.

 

Kimse konuşmuyor.

 

herkes korkudan titriyordu

 

 

Afet ve draco salonun ortasına doğru gitti

 

 

"evet... işte bu başroller sahnede... elserin ve valerionların gözbebekleri "

 

 

draco ve afet hiç olmadıkları kadar dik durdu ve an draco gözlerini kapatı afette ikiside elleri sanki bir çakmak çakar gibi hareket ettiler ve draconun elinde bir su küresi afetin elinde ise bir ateş küresi belirdi o an herkesin yüreği korkuyla doldu

 

çünkü şuan afet ve draco normalden çıkmıştı büyü apıyorlar doğal doğuştan gelen güçlerini kullanıyorlardı

 

 

ve karışılarındaki maskeli adamın kim olduğu belliydi

 

 

valovrus maskurum Panthera...

 

 

Valocrus tekrardan konuştu hemen herkese baktı hemde afet ve draconun gözünün içine içine bakyordu büyük bir nefret ve kinle...

 

 

"eskiler neder bilirsiniz ... çok laf yalansız çok para haramsız olmaz.."

 

 

Ve o an herkes şunu anladı:

 

Bu bir tehdit değil.

 

Bu bir ilan.

 

Savaş ilanı.

 

 

draconun gözü adeta parladı afetinde öyle

 

 

draconun gözlerinde adeta bir okyanusta tusunamiler kopuyordu

 

 

afetin gözleri ise tam bir afet timsaliydi sanki cayır cayır yanan bir dünya gibiydi

 

 

felâket devri zaten çoktan başlamıştı

 

 

ama rtık felâket devrinin felâketleri başlamıştı...

Bölüm : 28.02.2026 16:46 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...