41. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / katil mi masummu ?

katil mi masummu ?

Slytherin queen
slytherinqueen

“Katil olmak bazen bir seçimdir… bazen de sana bırakılmayan tek yoldur.”

-Slytherin Queen -

 

 

 

 

GÜNÜMÜZ

 

Sabah güneşi balkondan içeri süzülürken oda hâlâ sessizdi.

Afet gözlerini yavaşça açtı.

 

Tavanı birkaç saniye boş boş izledi.

Sonra fark etti.

 

Draco’nun kolu hâlâ belindeydi.

Sanki gece boyunca hiç hareket etmemiş gibi sıkı ama huzurlu bir şekilde ona sarılıyordu.

Afet hafifçe kıpırdadı.

Draco’nun nefesi değişti.

 

“Kaçmaya mı çalışıyorsun?” dedi boğuk bir sesle.

Afet gülümsedi.

 

“Hayır. Sadece nefes almaya çalışıyorum.”

 

Draco gözlerini açtı.

Bir saniye ona baktı.

Sonra kolunu biraz daha sıkılaştırdı.

 

“Başaramadın.”

Afet gözlerini devirdi.

 

“Sabah sabah işkence.”

afet kıkırdadı draco ona doğru eğildi tebesüm etti

 

“Elserin standartları.”

 

"yapmaya bu soy isminden bıkmaya başladım valla " dedi afet

 

draco güldü

 

"ozaman benimkini al " afet güldü

 

"seninkide elserin farkındasın değilmi ? "

 

"olsun bir tana daha var sende bayan valerion ol olmaz mı ? " dedi draco aşırı derecede çapkın ve çekici bir şekilde ve cümlesinin sonunda göz kırptı

 

"yaa bak şimdi bayan valerion ol diyosun ? " dedi afet cilveli cilveli

 

"hmm öyle diyorum olmazmı ?" dedi draco afete yaklaşarak

 

"hmm bir düşünmem lazım... maria afet valerion hmm... bayan valerion aslında baya hoş duruyor..."

 

"kesinlikle " dedi draco iç çekerek

 

"draco bak aklıma ne geldi ? " dedi afet bi anda heycanla

 

"e geldii ?"dedi draco merakla

 

"sen bana nişan hediyesi özel bir araba sipariş rtmiştin ne oldu o ?" draco gülümsedi

 

"hazırlanıyor merak etme bir iki haftaya sende "

 

"off ya ne uzun işmiş arkadaş "

 

"tamamen sana özel bir lamborghini aventedor üretiyorlar aşkım sıfırdan "

 

"tamam tamam biliyorum"

 

"neyse biz senin soy adı mevsuna geri dönelim "

 

"tamam dönelim" dedi afet gülümseyrek

 

"off afetim of "

 

"of yıldızım of "

 

"şaka maka bir yana artık karım ol istiyorum "

 

"tamam ozaman ablamın nişanı olunca bizimkisi için hazırlıklara başlayalım ozaman ne dersin ?"

 

"havalara uçarım" dedi drcao afeti kendine çeker ken afet kıkırdadı kolarını draconun boynuna sardı

 

"tamam ozaman sevgili müstükbel kocacım bize bir kahve koyarsın artık"

 

"koyarım tabiki "

 

"iyi ozaman "

 

"ama..."

 

"ama ne ?"

 

"sen bana hiç pişirmeycekmisin ?" dedi tatlı bir sitemle gülerek kahve koymak draco için sorun değildi tabiki ma onun amacı afeti normale çevirmek normal hissettirmekti

 

"yok ben sana hep naz yapıcam böyle yemekte yapmaycağım temizlikte " draco güldü

 

"yapma aşkım zaten servetim var her iş için birini tuttarım"

 

"ya ozaman ben napıcağım " draco güldü

 

"bir işini arada yaprsın ikincisi..."

 

"ikincisi ?"

 

"ikinci beraber çocuk çalışmaları yaparız" dedi draco şaşkınca afet bir saniye durduktan sonra kahkaha attı

 

"bakya şerefsiz !" dedi afet gülerken draconun omzuna vurdu

 

"fenamı olurdu "dedi draco yarı alaylı yarı ciddi afet bir düşünür gibi yaptı

 

"harika olurdu.."dedi afet

 

draco kahkaha attı

 

"soğuk kış ömürüme baharı getirdin " dedi draco iç çekeek afete büyük bir aşkla bakıyordu uzaktan bakan bir insan bu bakışı görse draconun afete aşık olduğunu hemen anlardı gözlerin aşk akıyordu

 

"gerçektenmi nasıl yani ? "

 

"öyle eskiden sensiz yüzüm gülmezdihep eksiktim sanki sabahları asla gülerek uyanmazdım soğuk bir kış mevsimiydi hayatım... " dedi draco ve çok doğruydu

 

afetten önce draconun hayatı soğuktu duygusuzdu yarımdı kurak bir kış mevsiminden farksızdı kelimenin tam anlamıyla

afet draconun soğuk kış ömrüne baharı getirmişti...

 

afetinde bundan geri kalır yanı yoktu

draco ile beraber tekrardan hayat blmuş neşelenmişti

içindeki yaralı kız çocuğu iyleşmişti

 

" yaa sende benim yıldızım" dedi afette draco gibi aşkla gözlerdeki aşk sadece dracoya mahsus değildi

afettede uzaktan bakan gözlerini bakışlarını gören afein dracoya ne kadar aşık olduğunu anlardı

ikisi birbirie sıkıca sarılddı

  

draco ile afet birbirleri ile tanışmadan önce sabahları hiç mutlu uyanmazlardı günün hiçbir saati içen gülmezlerdi şimdi ise durum tam tersiydi ikisininde içindeki mutluluk gün yüzüne çıkmıştı

 

"hadi gel kahve içelim artık " dedi draco afetin ne kadar kahveyi sevdiğini iyi bilirdi

 

"evett içelimm kahve kahve !" dedi afet çocuksu bir heyanla draco güldü ikiside yataktan kalktı su içtiler kendilerine geldiler lavoboya gidip ihtiyaçlarını giderdikten sonra draco kahve koydu draco kahve koyan tezgaha yaslanmış afet onu

izliyordu

 

"keyfiniz yerindemi bayan valerion ? " afet kıkırdadı

 

"çookkk" dedi afet gülerek , o harfini uzatarak

 

"gülüşüne ölürüm be afetim" afet gülümsedi draco makine ile işi bitmişti

 

"kahve birazdan hazır olur " dedi draco tezgaha bakarken afet anlık durdu yavaşça dracoya yaklaştı afetin ona yaklaştığını fark eden draco afete döndü ona merakla bakarken ne yapacağını kestiremedi afet ise hiç bişey söylemeden yavaşça dracoya yaklaştıve ona sarıldı draco anlık şaşırı sonra hafif bir tebessüm ile karşılık verdi

 

"yavrum... ne oldu ? "

 

"hiç..." dedi afet iç çekerek afetin sesi titriyordu draco hemen anladı draco yavaşça afetin yüünü tutup kendine bakmasını sağladı afetin gözün yaş damlamıştı

 

"yavrum niye ağlıyorsun şimdi... ne oldu güzelim ?"

 

"iyiki varsın..." dedi afet burnunu çekerek

 

"güzelim sen iyiki varsın asıl... ama niye ağlıyorsun ki ? "

 

"ben..." iç çekiş "ben ilk defa.." iç çekiş "bu şekilde ..." iç çekiş "hissetim..."

 

"afetim... "

 

"draco benim canım çok yanmış kendimi bile anlamamışım..." dedi afet ve daha çok ağlamaya başlatı

 

draco o an anladı afet ilk defa tüm çıplaklığı ile karşısındaydı afetin tüm kalkanlarını indirmişti draconun karşısında işte şimdi gerçek afet duruyordu

 

ve o sadece yalnız kuçük yaralı bir kız çocuğuydu ....

 

afet bu zamana kadar kimsenin dinlemediği anlamadığı gerçek duygulardan yoksun bırakılmış bir çocuktu

sevilmememişmiydi sevilmişti ama kimse bunu gösterme zahmetinde bulunmamıştı

 

"özür dilerim!" dedi afet ağlarken dracona onu bağrına bastı afet duygusal patlama yaşıyordu yıllardır içinde tuttuğu gerçeklerle ilk defa yüzleşmişti draco hiç bişey demedi sadece sarıldı ve saçlarına küçük bir öpücük bıraktı

afet acı çekiyordu

 

o an draconun yüreği çok sızladı ve gözünden bir damla yaş aktı...

 

draco on bir yaşından sonra bir daha hiç ağlamamış bir damla göz yaşı akmamıştı taki kardeşi gibi gördüğü blaith opersyona ölene kadar, öldüğünü sanana kadar yani şimdi ise yıllar sonra bir kez daha göz yaşı dökmüştü sevdiği kadının can acısı için ... bir kaç dakika sonra afet sakinleşti rahat nefes almaya başladı

 

draco afetin sırtını sıvazladı... saçını okşadı... yüzünü okşadı

afet ise gözünü kapattı derin derin nefes rahatlamış ağlaması durmuştu draconun kokusu içine çekti sıkıca sarıldı

 

bir kaç dakika geçmişti mutfak tezgahanın yanında öyle duruyorları

 

kahvenin kokusu heryeri yavaşça sarmaya başlamıştı

 

"iyimisin ?... "

 

"iyiyim... "

 

"neden özür diledin benden..." dedi draco kalbinde hissetiği yoğun hüzünle

 

"ne kendimi ne seni anlyamamışım kendimdem öte sana o kadar kötü davranmışım ki... yeni yeni fark ediyorum ...

ben ço bencil olmuşum özür dilerim... sen bana ailemden bile yakınken sana böyle davrandığım için özür dilemek yeterli değil biiliyorum kalbini çok kırdım..."

 

Draco gülümsedi afetin kendisine bakmasına sağladı

 

"Bak yine aynı şeyi yapıyorsun bir insanın.herşeyden herkesten önce kendini anlamsı değer vermesi lazım... Sen kendini anla önce kendini sev... " Draco derin bir nefes verdi ardın devam etti

 

" Ben seni sonsuz seviyorum ama insan kendisini sevmediğinde başklarından dünyayı verse kar etmiyor...

Ve ayrıca insan hataları ile insandır... "

 

Draco afet ile konuşurken sesinde şefkat ve aşk vardı

Bir kız çocuğu ile konuşur gibi konuşyordu afet ile

 

Sakin anlayışlı sabırlı sevgi ile...

 

" Ve insan kendi kendini kötü yapmaz kader onu buna zorlar

Sen buna zorlandın... Sorun yok artık... Asıl ben seni anlamamışım... Sen herzaman haklıydın..."

 

"Draco..."

 

"Draco sana ölür..."

 

"Seni bana veren Allah'a şükürler olsun... İyi benimlesin en büyük şanşım sensin..."

 

Draco tebessüm etti

 

" Asıl seni bana veren Allah'a şükürler olsun iyikiki benimlesin en büyük şansımsın..."

 

"Yıldızım benim" dedi afet gözü biraz dolu

 

" Afetin benim " dedi draco o sıcak gülümsemesiyle afetin anlından öptü

 

Afet dracoyu yanağından öptü

 

"Canım kocam "

 

"Canım karım" dedi draco içi giderken ve devam etti

 

" Hadi kahveyi içemlimmi artık ?"

 

"İçelim" dedi afet

 

Draco dolaptan kupa çıkardı ardından kahveleri kattı ikisi herzamanki gibi bu sefer balkona çıkmadı odalrının içindeki oturma alına geçtiler

 

Kanepeye geçtiler oturdukları da afet sehpaya koydukları kahvenin dumanı üstünden giderken başını dracoya yasladı

Dracoda kolunu afete doladı

 

" Cayric'e bakmaya gidelim hemen önce "

 

"Gideriz yavrum tabi."

 

" Draco ..."

 

"Efendim yavrum?"

 

"Sence cayric bana kızgınmıdır yada diğerleri..."

 

"Hayır dostlarımız cayric ve diğerleri hepsi seni nasıl savundu görmedinmi?

Hem ne senin ne benim suçum var bu adam kimse takıntılı bir pisikopat napalım?"

 

"Haklısın aslında " afet konuşurken bir an durdu

Karnı acıdı her zaman çektiği acıyı hissetti karnında bu canını yaktı

 

" Draco" dedi afet hafif acılı yüzünü buruştururarak

 

"Ne oldu ?" Dedi draco telaşla

 

"Karnım acıdı bıçak saplandı sanki! "

 

" Afetim beni endişenlendiriyorsun bak bunu sık söylüyorsun "

 

"Evet haklısın " afet rahatlayınca derin bir iç çekti

 

"Draco..."

 

"Efendim canım iyimisin?"

 

" Doktora gitsekmi benim için... Özel günlerimde çok zor geçiyor belki bunun için direk ilaç verirler..."

 

" Tabiki giridicez ne zamandır diyorum gerek yok normal diyip duruyorsun hatta bugün gidelim"

 

" Bu günmü?"

 

" Evet ben sana hemen doktordan randevu alayım direk büyük şehir Hastanesi'ne gidelim ha ?"

 

" Evet olur bak aklıma

bişey geldi "

 

"Neymiş o?"

 

" Senin doğumunu yapan doktorda orda değil miydi istiyorsan onadamı gitsek?..."

 

Draco'nun yüzü değiştik o sorguda adamın dediğinden ve ailesinin tavrından sonra onu yapmaya karar vermişti

 

" Olabilir... Sen iyi olsa önce sen "

 

"Tamam canım" dedi afet ve konuşurken günü planlarKen kahvelerini içtiler

 

Kahveleri bittiğinde odada kahvaltı yaptılar ne kadar yalnız ve oda kalsalar onlar için okadar iyiydi

 

Kahvaltıdan sonra odada kısa bir sessizlik oldu.

 

Afet fincanını yavaşça sehpaya bıraktı.

 

Draco hâlâ onu izliyordu.

O bakış…

 

Koruyan.

 

Anlayan.

 

Ama aynı zamanda bir şeyleri hesaplayan.

Afet bunu fark etti.

 

“Ne var?” dedi hafif gülümseyerek.

 

Draco başını iki yana salladı.

“Hiç… sadece seni izliyorum.”

Afet gözlerini kıstı.

 

“Yok öyle ‘hiç’ falan. Sen böyle bakınca ya bir şey planlıyorsundur ya da başımıza bir şey gelecek demektir.”

 

Draco hafifçe güldü.

Ama bu gülüşün altında bir ağırlık vardı.

 

“Afet…”

Ses tonu değişmişti.

Afet’in içi bir an sıkıştı.

 

“Ne oldu?”

Draco birkaç saniye sustu.

Sanki söyleyeceklerini tartıyordu.

Sonra derin bir nefes aldı.

 

“Bugün hastaneye gideceğiz. Bu kesin.”

 

“Evet… zaten konuşmuştuk.”

 

“Hayır.” dedi Draco daha net bir şekilde.

 

“Bu sefer sadece ‘bakalım’ diye gitmiyoruz.”

Afet kaşlarını çattı.

 

“Ne demek istiyorsun?”

 

Draco gözlerini ondan ayırmadı.

“Bir şeyler yolunda değil, Afet.”

O an…

 

Odadaki hava değişti.

Az önceki sıcaklık, yerini hafif bir soğukluğa bıraktı.

Afet bunu hissetti.

Ama kaçmadı.

 

“Ben de farkındayım…” dedi daha sessiz bir sesle.

“Ama bu kadar ciddi mi gerçekten?”

Draco cevap vermedi hemen.

Sadece elini uzattı.

Afet’in elini tuttu.

Baş parmağıyla elinin üstünü yavaşça okşadı.

“Sen acı çektiğinde…” dedi alçak bir sesle

 

“benim içim parçalanıyor.”

Afet’in bakışları yumuşadı.

Ama Draco devam etti.

 

“Ve ben… bir daha geç kalmak istemiyorum.”

Bu cümle.

Direkt oturdu.

Afet’in gözleri bir an boşluğa kaydı.

Geç kalmak…

İkisi de ne demek olduğunu çok iyi biliyordu.

Afet yavaşça başını tekrar Draco’nun omzuna yasladı.

 

“Peki…” dedi usulca

 

“gidelim.”

 

Draco başını onun saçlarına yasladı.

Ama gözleri artık boş değildi.

Düşünüyordu.

Hesaplıyordu.

 

Ve içinden geçen tek şey şuydu:

“Eğer bu sadece bir ağrı değilse…”

 

“…bu sefer kimseyi sağ bırakmam.”

 

Biraz zaman geçti artık gün tam anlamıyla başlamıştı kavaltıları bitmiş

 

Afet derin bir nefes aldı.

 

“Hazırlanalım mı?” dedi hafifçe.

Draco başını salladı.

 

“Hazırlanalım.”

 

Kısa bir süre sonra oda yeniden hareketlenmişti.

 

Afet dolabın önünde durmuş, ne giyeceğine karar vermeye çalışıyordu.

 

Draco ise her zamanki gibi hızlıydı.

Siyah gömleğini giyerken gözleri hâlâ Afet’teydi.

 

“On dakika.” dedi.

Afet kaşını kaldırdı.

 

“Yarış mı bu?”

 

Draco hafifçe sırıttı.

 

“Her zaman.”

 

Afet gözlerini devirdi ama gülümsedi.

 

Sonunda sade ama şık bir kombin seçti.

 

Hazırlık düşündüklerinden daha kısa sürdü.

 

Odadan çıktılar ve tabiki önce revire gittiler

 

Koridorlar sakindi.

Ama ikisi yürürken…

bakışlar üzerlerindeydi.

 

Fısıltılar.

 

Merak.

 

Ama hiçbiri umurlarında değildi.

Draco’nun eli Afet’in belindeydi.

Afet’in adımları sakindi.

 

Kısa süre sonra revire vardılar

 

Revirin kapısı açıldığında içeridekiler anında döndü.

 

“AFET!” dedi hemira

 

“İyi misin?!” dedi elaris

 

“sen nasıl oldun?!”

 

Sesler üst üste geldi.

Afet bir an durdu…

Sonra gülümsedi.

 

“İyiyim… gerçekten.”

 

Cayric yatağında yarı oturur haldeydi.

Rengi toparlamıştı.

Gözleri canlıydı.

 

“Baya iyi görünüyorsun.” dedi Afet yaklaşırken.

Cayric hafif sırıttı.

 

“Ölmedim maalesef.”

 

“Keşke.” diye araya girdi rowen

 

“Kes lan.” dedi Cayric göz devirdi.

 

Odadaki hava bir anda yumuşamıştı.

 

Afet’in gözleri o an Lunaria’ya kaydı.

 

Yatağın hemen yanında, sandalye hâlâ çekiliydi.

 

Lunaria’nın saçları dağınıktı.

Gözlerinin altı hafif çökmüştü.

Ama bakışı…

 

Hiç değişmemişti.

Cayric’teydi.

 

Afet hafifçe yaklaştı.

“Sen… hiç gitmedin mi?”

Lunaria omuz silkti.

 

“Yok.”

O sırada arka taraftan fealen laf attı

 

“Bütün gece buradaydı.”

 

“Bir saniye bile kalkmadı.”dedi cayric

 

“Biz zorla su içirdik kıza.” dedi hemira

 

Lunaria gözlerini devirdi.

“Abartmayın.”

 

Afet gülümsedi.

 

“Arkadaşlar bunun içindir.” dedi hafifçe.

O an…

Cayric’in bakışı değişti.

Bir saniye sustu.

Sonra hafifçe doğruldu.

 

“Arkadaş değil.”

Oda sustu.

Herkes dönüp ona baktı.

 

Cayric gözlerini Lunaria’dan ayırmadan devam etti:

“…sevgili.”

 

Sessizlik.

Tam anlamıyla sessizlik.

Sonra—

 

“NE?!” dedi hemira

    

“ŞAKA MI BU?!” dedi gareth

 

“LAN NE ZAMAN?!” dedi newan

 

Sesler patladı.

 

Lunaria bir an dondu.

Sonra Cayric’e döndü.

 

“Hadi ama…”

 

Cayric omuz silkti.

 

“Herkes biliyormuş gibi davranıyordunuz zaten.”

Draco arkada hafifçe güldü.

 

“Ben tahmin etmiştim.”

Afet ona döndü.

 

“Tabii sen biliyorsundur her şeyi.”

 

“Biliyorum.” dedi Draco sırıtarak.

 

"neyse bence yeni çifti utandırmayalım nezamandır bekliyorduk zaten "

 

"nerden bekliyordunuz ya ? " dedi lunaria biraz utanmıştı lunaria bütün gece onun başına beklemişti ciddi bişey olmamasına rağmen zate yıllarır beklenilen olay ozaman fitillemişti onlar çocukluk aşkıydı

 

ama bu aşkıda büyük zorluklar bekliyordu cayric dalar hayatının hem en büyük hatasını hemde hem en güzel şeyini yapıştı

ama razıydı kaderi peşini bırakmasada ....

 

afet gülümsedi

 

"senin cayrice , cayric'in sana koştuğu gibi bir tek dracoya koşarımda ondan "

 

draco afete o an öyle bir baktı o an hemen tutup afeti öpmek istedi ama bunu yapars afetin onu öldüreceğini bildiğinden kendini frenledi

 

" bak sen ... bende öyle düşünmüştüm " dedi draco

 

Lunaria yüzünü kapattı.

 

“Gerçekten şu an mı söylemek zorundaydın?”

Cayric hafifçe gülümsedi.

 

“Evet.”

 

“Niye?”

 

Cayric başını hafifçe yana eğdi.

 

“Çünkü bütün gece yanımdaydın.”

Bir an durdu.

 

“…ve bunu herkes bilsin istedim.”

 

O an…

Lunaria sustu.

Yüzündeki o hafif sert ifade…

yumuşadı.

Gözleri kaçtı.

Ama gülümsemesini saklayamadı.

 

“Tamam yeter duygusallık.” dedi fealan

 

"evet bu kadar çift bu guruba fazla en azından bana fazla yeterlan "

 

“Açım ben.”

 

“AYNI!”

 

“Hasta adamı kaldırın, kahvaltıya gidiyoruz.”

Cayric göz devirdi.

 

“Ben yürüyebiliyorum zaten.”

 

“Yürü bakalım kahraman.”

 

diğerleri kahvaltıya gitti afet ve draco ise onları çağıran

baş magistarın odasına gittiler

 

kapı açıldığında içeri girdiler magistar herzamanki gibi koltuğunda oturuyordu

herzamanki klasik aş magistar hissi vardı yaşlı bir adam yetmişlerindeydi ama oldukça dinçti ve hala yaşına göre yakışıklı denebilirdi

klasik bir öğretmen kombini vardı üstünde siyah kumaş pantolunu üzerine kırmızı düz bir kazağı vardı

 

muhtemelen şehir merkezin tüm insanların arasında büyücü oluduğu belli olmazdı

belkide fanilerin en büyük hatası büyücüleri çok farklı düşünmeleri abani gibi halbuki onlarda inasandi ama büyücü diyince insanların aklında garip şapkalar dünyada izole yaşam kaleler lan geliyor ama hayır büycülerde insandı ve herzaman modern düünyanın içinde oldular ve fanilerdir yani ölebilirler ve büyücü olanları ve olmaynları ayıt edebilmek için kısaca olmayanlara fan denilir ama aslında ikisi de fanidir günümüzde araba süren bir büyücü olduğunu tüm insanlık bilse çok şaşırırdı

 

baş magistar arselion onalrı elinde oturması için işaret etti

koltuklara oturdular

 

"magistarım bizi neden çağırdınız "

 

"zaten çağıracaktık draco ama şavaş biraz geçikmeye neden oldu tanrım iyiki büyü ile düzeltme koruma diye bişey bavar yoksa hepimiz sokakta kalmıştık şuan "

 

"üzgünüm efendim ben gerçekten böyle olsun istemezdim "

 

"maria senin suçun olmadığını biliyoruz merak etme bu adamın size kafayı taktığı açık "

 

afet ve draco derin bir nefes verdi

 

"siz bizi neden çağıracaktınız peki ?"

 

"çünkü video ana salonda yayınlanmadan önce bana dosya olarak gönderildi "

 

"nasıl" dedi afet ve draco aynı anda ikiside korkmuştu iksininde içi tiremişti ama öyle usta yalancılar öyle usta manipülatif kandırma ustalrıydılarki anlamak imkansızdı

onlar yalan makinesini bile manüpüle edebilirlerdi yüzlerini okumak bir duvarı okumaktan farksızdı çok rahat çok profesyoneldiler

 

magistar masanın üzerinde duran bilgisiyarını açıp onlara çevirdi

ana slonda yayınlan motajlı video ordada vardı magistara yollanmıştı

 

ama neden en başından afetin belli olduğu sahneler yoktu

neden afetin kimiliği gizleniyordu valocrus maskurum panthera bunu neden yapmıştı ?

 

"maria afet kızım bu videodakı sen misin ? "

 

"hayır efendim ben değilim ben bir insanı öldüremem " dedi afet ağlamaklı masummuş gibi dracoda mağduru oynuyoru gözleri afetteydi onun bu harika kandırma yeteneğinden deli gibi etkilenmişti

 

şuan aklından onu odya götürüp benidemi kandırıyorsun kadın diyip dudağına yapışmak geçiyordu

 

kendi kendi draco sesli bir nefes verdi

magistar draconun olay yüzünden derlendiğini düşünmüştü

 

dertlenmişti ama afet birini öldürdüğü için değil

şuan onu çok fena pmek istediği için

 

"draco iyimisin ?" dedi baş magistar

 

draco içinden gülüyordu

 

"değilim efendim bizden ne istiyorlar biz neden huzur bulamıyoruz ?"

bak bu doğruydu işte draco aynı hüzünlü ses tonuyla devam etti

 

"canice kelimesini bırakın afet birini öldüremez ki... afet sessiz sakin kendi halinde bir kadın biz sadece okulu bitirmeye işlerimze odaklanıyoruz ...

afet bırakın birini öldürmeyi kız kan görünce rahatsız oluyor afet bir böceği bile öldüremezken nasıl bir insanı öldürebilir "

 

afet ve draco içinden gülüyordu sanki draco sandalye ve asitle bıçakla işkence eden kadın değildi

 

"biliyorum oğlumda işte öylesine sordum afetin yüünnden belli nasıl masum iyi bir insan olduğu"

 

işte afetin masumolduğu en büyük yalandı ama bu afetin en büyük silahıydı

bir zamanlar draco bile onu masum utangaç bir kız sanmıştı

 

"saolun efendim " dedi afet yalandan akıttığı göz yaşını silerken

draco ve afet bir an gözgöze geldi ikside on an birbirine gülümsedi

 

magistar bu tatlı tebessümü destek olarak gördü

 

ama bu tebessüm draconun afette sen çok fenasın deme şekliydi

 

aynı şekilde afette dracoya

 

"okulun güvenlik önemleri artırılacak sizin içinde konseyle konuşucaz bu laylar aurevest elementler cumhuriyetinin kanunlarına aykırıdır yani konseyd dediğimiz skt halledicek zaten "

 

"evet efendim "

 

"sizi bunu söylemek için çağırmıştım bu videodaki sen ddeğilsin maria bundan şüphem yok ama bu çok kötü çünkü ozaman biri senin kılığına girmiş demektir "

 

"haklısınız efendim ..."

 

"kendizi koruyun dikattli olun tammı ? bakın okuldaki cinayettela çözülmedi kızın ailesi acılı adalet için ağlıyorlar "

 

"merak etmeyin efendim skt buna el atıcak" dedi draco dracı o masum kızı hatırlayıca öfkelenmişti gerçi öfkesine sebep olan başka bir şey daha vardı...

 

"ozaman tamam hukukla başınız derde girebilir ona göre çocuklar "

 

"merak etmeyin efendim biz dikkat ederiz "

 

İki Saniye sessizlik oldu sonra draco baş magistara döndü

 

"Bizden tam olarak ne istiyorsunuz ?" Dedi draco magistar onlardan bişey istiyordu boşuna çağırmamıştı

   

 

Dracoda afette bunu anlamıştı

Magistar areselonun dudaklarında bir sırıtış oluştu

 

" Zeki insanlarsınız..." Dedi arselion ardından devam etti

 

" Resmi olarak hiç bişey siz gayri resmi olarak araştırmaya devam edin " derdi baş magistar arselion ve göz kırptı

 

"Hepimiz herşeyi biliyoruz" diyede ekledi

 

"Tamamdır efendim siz merak etemyin" dedi draco

 

Baş Magistar Arselion son kez ikisine baktı.

Bakışlarında hem güven hem de derin bir şüphe vardı.

 

“Şimdilik gidebilirsiniz.”

Afet ve Draco aynı anda başlarını salladı.

 

“Teşekkür ederiz efendim.” dediler birlikte.

İkisi de ayağa kalktı.

Kapıya doğru yöneldiler.

Ama tam çıkacaklarken

 

“Draco.”

 

Draco durdu.

Afet de onunla birlikte duraksadı.

Draco yavaşça arkasını döndü.

 

“Evet efendim?”

 

Arselion’un bakışları bu sefer daha keskin, daha dikkatliydi.

 

“Dış dünya ile temasınızı minimumda tutun bir süre.”

Kısa bir duraksama.

 

“Bu sadece bir tavsiye değil.”

Draco’nun çenesi hafif gerildi.

Ama yüzünde hâlâ o sakin ifade vardı.

 

“Anlaşıldı.”

Afet Draco’ya baktı.

İkisi de aynı şeyi düşündü ama söylemedi.

Bu iş… büyüyordu.

Kapı kapandı.

Koridora çıktıkları an, içerideki o ağır hava bir nebze dağıldı.

Afet derin bir nefes verdi.

 

“Hiç hoşuma gitmedi bu.”

Draco yan gözle ona baktı.

 

“Benim de.”

Birkaç adım sessiz yürüdüler.

Sonra Draco konuştu:

 

“O video…” Durdu.

 

“…sadece bir başlangıç.”

Afet’in bakışları sertleşti.

 

“Biliyorum.”

Bir an durdu.

“Ve kim yaptıysa… beni çok iyi tanıyor.”

Draco’nun gözleri karardı.

“Yanlış kişiyi seçmiş.”

Afet hafifçe başını eğdi.

 

“Hayır.” Gözlerini kaldırdı.

 

“Doğru kişiyi seçti.”

Draco kaşını çattı.

 

Afet devam etti:

 

“Çünkü ben susmam.”

O an…

Draco’nun dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

 

“İşte benim kızım.”

 

Afet gözlerini devirdi.

“Senin kızın değilim.”

Draco eğildi, kulağına yaklaştı.

“Henüz.”

Afet onu dirseğiyle itti.

“Kes.”

Ama gülüyordu.

Koridorda ilerlerken bu sefer fısıltılar daha belirgindi.

 

“Onlar…”

“Dün gece…”

“Element patlaması…”

Afet’in adımları bir an yavaşladı.

Draco bunu fark etti.

Elini tekrar onun beline koydu.

“Boş ver.”

Afet kısa bir nefes verdi.

“Çalışıyorum.”

Bir süre sonra ana salona doğru ilerlediler.

 

Salon… dün geceden sonra ilk kez bu kadar doluydu.

Öğrenciler gruplar halinde toplanmış, alçak sesle konuşuyordu.

Onları gördüklerinde

 

Sesler kesildi.

Tam anlamıyla.

Bir sessizlik dalgası yayıldı.

Afet bunu hissetti.

Ama bu sefer kaçmadı.

Başını dik tuttu.

Draco’nun duruşu zaten değişmemişti.

Soğuk. Net. Tehlikeli.

Tam o sırada

 

Salonun ortasındaki yüksek platforma biri çıktı.

Baş Magistar Arselion.

Elini hafifçe kaldırdı.

 

Afet ve draco biraz şaşırmıştı arselion yaşına göre biraz hızlıydı

 

“Dikkat.”

Salon tamamen sustu.

 

“Dün gece yaşanan olaylardan sonra…”

 

Sesi salonun her köşesinde yankılandı.

 

“…okulumuzun güvenlik önlemleri artırılmıştır.”

Hafif bir uğultu yayıldı.

 

“Yeni koruma büyüleri devreye alınmıştır. Giriş-çıkışlar denetim altına alınacaktır.”

Afet Draco’ya baktı.

Draco’nun bakışları sabitti.

 

“Ve en önemlisi...”

Arselion’un sesi biraz daha sertleşti.

 

“Kim olursa olsun… düzeni bozan, öğrencileri hedef alan hiçbir tehdit karşılıksız kalmayacaktır.”

 

Bu cümle…

Bir mesajdı.

Herkese.

Ama özellikle birine.

Afet’in içinden bir his geçti.

Valocrus.

Draco hafifçe eğildi.

 

“Duydun mu?”

Afet gözlerini kısmıştı.

 

“Evet.”

 

Draco’nun sesi alçaldı:

“Artık resmî olarak av başlıyor.”

Afet’in dudakları çok hafif kıvrıldı.

“Geç bile kaldılar.”

 

Arkadaşları aralarında konuşuyordu ama draco ile yalan dahil oluyor kendi alanlarında kalıyordu

 

"Bu fizikselden öte pisikolojik bir savaş ve bu daha tehlikeli..." Dedi draco

 

"Evet öyle bu adam açık oynamıyor eli kapalı...

Ve arkadan kahpece oynuyor kural dışı..."

 

"Oynasın bakalım bende kendi kurallarıma göre oynayacağım"

 

Salon yavaş yavaş yeniden hareketlenmeye başlamıştı.

Fısıltılar geri dönmüş,

 

bakışlar hâlâ onların üzerindeydi.

 

Afet ve Draco kalabalığın arasında arakadaşları ile oturuyor sohbet ediyordu şuan gündem lunaria ve cayricdi

 

Afet’in telefonu çaldı.

Bir anda.

Keskin.

Beklenmedik.

Afet kaşlarını çattı.

Bu numara…

Tanıdıktı.

Gözleri hafifçe büyüdü.

 

“Emlakçı…” diye mırıldandı.

Draco hemen ona döndü.

 

“Ne?”

Afet telefonu kaldırdı, ekrana bakarken yüzüne hafif bir şaşkınlık yayıldı.

 

“Emlakçı arıyor.”

Bu cümleyi sadece Draco’ya değil, yanlarında duran Hemira, Newan ve diğerlerine de duyurmuştu.

Bir anda herkesin dikkati oraya kaydı.

 

“Ciddi misin?” dedi Hemira hemen.

 

“Bu kadar hızlı mı döndüler?” diye ekledi Newan.

 

O dükkan afet için değerliydi içi çok sinmişti arkadaşlarınıda anlatmıştı tabi

 

Draco’nun bakışları keskinleşti.

“Cevapla.”

 

Afet başını salladı.

Derin bir nefes aldı.

Ve telefonu açtı

 

“Merhaba?”

Karşı taraftan gelen ses hızlı ve profesyoneldi.

 

“Merhaba Maria Afet Hanım, ben dün görüştüğünüz mülk için arıyorum.”

 

Afet’in kalbi hafifçe hızlandı.

Draco onu dikkatle izliyordu.

 

“Evet, dinliyorum.”

 

“Size güzel bir haberim var.”

Kısa bir duraksama.

 

“Başvurunuz kabul edildi.”

Bir an…

Afet dondu.

Gözleri büyüdü.

“Ciddi misiniz?”

 

Draco’nun kaşı kalktı.

Diğerleri nefesini tuttu.

 

“Evet efendim. Gerekli onaylar alındı. İsterseniz bugün sözleşme sürecini başlatabiliriz.”

 

Afet’in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

 

“Tamam… tamam bu harika.”

Draco hafifçe yaklaştı.

 

“Ne diyorlar?”

Afet eliyle mikrofonu kapatıp fısıldadı:

 

“Kabul edilmiş.”

Draco’nun dudakları hafifçe kıvrıldı.

“Güzel.”

Afet tekrar telefona döndü.

“Bugün şehir merkezine gelebiliriz.”

 

“Çok iyi olur efendim. Sizi ofisimizde bekliyoruz.”

 

“Tamam, görüşmek üzere.”

 

“Görüşmek üzere.”

 

Telefon kapandı.

Afet birkaç saniye öylece kaldı.

Sonra

 

“OLMUŞ!” dedi bir anda.

Hemira zıpladı.

 

“ŞAKA YAPIYORSUN!”

 

“CİDDİYİM!”

Newan güldü.

 

“Vay be, hızınıza yetişilmiyor.”

Draco sakince ona baktı.

Ama gözlerinde o tanıdık parıltı vardı.

 

“İlk adım.”

 

Afet ona döndü.

 

“Evet.”

 

Bir an durdu.

Sonra gözleri ciddileşti.

 

“Ve sadece bir dükkan değil.”

Draco başını hafifçe eğdi.

 

“Biliyorum.”

İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.

Bu…

Sadece bir dükkan değildi.

Bu bir hazırlıktı.

Hemira kollarını bağladı.

 

Herkes heycanlıydı konu afetin ablasımım nişanına gelmişti

 

“Ee o zaman? Türkiye planı resmileşti mi yani?”

 

Afet başını salladı.

 

“Evet.”

 

Draco devam etti:

“Bugün önce sözleşme.”

Kısa bir duraksama.

Sonra sesi sertleşti.

 

“Sonra hastane.”

O an…

Ortam tekrar değişti.

Az önceki heyecan, yerini hafif bir gerilime bıraktı.

Afet bunu hissetti.

Ama geri adım atmadı.

 

“Tamam.”

Draco ona baktı.

 

“Hazır mısın?”

Afet gözlerini onun gözlerine kilitledi ikisinin duyacağı şekilde konuşyorlardı

 

“Bu sefer…”

Derin bir nefes aldı.

 

“…her şeyi öğreneceğiz.”

Draco’nun bakışları karardı.

 

“Evet.”

 

Alçak bir sesle ekledi:

“Ve eğer biri bize yalan söylediyse…”

 

Cümleyi bitirmedi.

Ama gerek de yoktu.

Anlaşılmıştı

 

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra hayat… kaldığı yerden devam etti.

Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.

 

Bir süre sonra

Afet ve Draco arkadaşlarından ayrıldı.

 

Kalabalık hâlâ konuşuyordu ama ikisi çoktan kendi dünyalarına çekilmişti.

 

Koridorlardan geçerken bu sefer kimse önlerine çıkmadı.

Bakışlar vardı.

 

Ama yaklaşmaya cesaret eden yoktu.

Odaya girdiklerinde kapı kapandı.

 

Ve dış dünya…

Bir anlığına sustu.

Afet derin bir nefes verdi.

“Bugün çok uzun olacak.”

Draco ceketini çıkarıp koltuğa attı.

 

“Daha başlamadık bile.”

Afet hafifçe gülümsedi ama gözlerinde ciddiyet vardı.

Dolabına yöneldi.

 

“Ne giyeceğim…”

 

Draco dolabını açtı.

“Rahat bir şey.”

 

Afet kaşını kaldırdı.

“Cidden mi? Emlak ofisine gidiyoruz, mahalle bakkalına değil.”

Draco omuz silkti.

 

“Sen ne giyersen giy… dikkat çekeceksin zaten.”

Afet gözlerini devirdi.

 

“Çok komiksin.”

Ama dudakları kıvrıldı.

 

Dracoya döndü heycanla

 

"Dükkan satın alıcaz sonuçta şık olmak alımlı olmak lazım hem ben senide temsil ediyorum hayatım sana layık olmam lazım" dedi afet göz kırparak

 

Draco sırıttı afete sarılıp yanağından öptü

 

"Asıl benim sana layık bir adam olmam lazı ve afet bir konuda anlaşalım şimdiden"

 

" Neymiş o?"

 

"Dükkanın parasını ben ödeyeceğim "

 

"Hayır draco olmaz !"

 

"Hayır afet sen benim müstakbel karımsın sana milyonlarca dolar harcatmayacağım"

 

"Draco her şeyimi sen yapıyorsun zaten ama bunu ben yapmalıyım!"

 

"Ama ben senin kocanım görevim bu !"

 

"Bak aşkım bu dediğin inan çok hoşuma gidiyor ama bu benim. Şim kendi paramla yaptım en başından beri ilk dükkanımıda kendi paramla almam lazım "

 

"Ama afetim gerçi haklısında ama..."

 

"Ya aşkım aması yok ilk bu önemli kendi paramla yapmam lazım sende başka bişey yap olmazmı?"

 

Draco gülümsedi

 

"Bak işte bu olur ne yapayım aşkıma "

 

"Bir bugün güzel bir yerde sakın bir yemek yemek istiyorum iki evimizi sıfırdan tasarlatalım istiyorum ve bunun tük masrafını gönül rahatlığıyla sana bırakıyorum canım benim"

 

Draco kahkaha attı

 

" İstediğin yemek olsun en güzel yere gidelim birde tabiki evi ben yapacağım sen eve para haravaya bileceğinimi sandın?"

 

"Ha iyi ozaman " afet iki saniye durdu ve devam etti

 

" Draco "

 

" Efendim canım ?"

 

"Bişey daha isticem "

 

"İste afetim "

 

" Biraz pahalı ama "

 

Draco aşk olsun der gibi baktı

 

"Sana paradan bahsedenmi var yavrum?"

 

"Denizde kum bizde para diyosun?"

 

"Evet öyle " ikside kahkaha attı

 

" Ay neyse bir tane araba gördüm vişne çürüğü borsa renginde sana atayım sen işlemleri başlat " draco güldü

 

"Baksen hangi arabaymış o ?"

 

"Ferrari bir tane arabası var yakıyor aşkım"

 

"Araba hastası seni!"

 

" Evet biraz "

 

"Olur tamam at bana hallediyorum "

 

" Ha tabi birde akşam yemeğe gitmişken birde alışverişe gidelim. Kendime bir kaç bişey alacağım"

 

" Ne alacaksın?"

 

"Ohöm özel "

 

"Neymiş özel ? Senle benim aramda özelmi olur ?"

 

"Ya kendime çamaşır alıcam ? Söylemek zorundamıyım?"

 

"Çamaşır almanın nesi özel?"

 

"İç çamaşırı alıcam çünkü!" Dedi afet en sonunda dayanamayarak

 

Draco anlık dondu garip bir yüz ifadesi olmuştu utanmıştı

 

Boğazını temizledi

 

"Ha tamam pardon"

 

" En son sen odam yandığında anlamıştınya her şeyim gittiğin doğal olarak taman ne alacağını bilememişsin ve az yetmiyor "

 

" Yavrum ben ne anlarım kadın iç çamaşırından kaç tane aldım yetmiyormu ?"

 

"Yetmiyor draco bunun straplezi var tişört için olanı var sır dekoltesi için olanı var siyaar için olanı var kırmızı için olanı var askılısı için olanı var varda var yani "

 

"Oha öylemi ben ne bileyim ya afet hayatımda kaç farklı südyen görmüş olabilirim hemiraya verdim telefonu bir kaç tane seçti onaları aldım"

 

Afet gözlerini kıstı

 

"Baksen beyimize bilmezmiş kaçtane farklı südyen görmüşmüş, takıldığın kızlar tek bir tip mi giyiyordu ? " Dedi afet öfkeyle

 

Afet ne yaparsa yapsın kabul etsede bilse de draco'nun ondan önce başka bir kadına dokunduğunu gördüğü bilmek onu delirtiyordu kendisi hiç başkaşıyla öpüşmemişken onun hayatında kadınlar olsuuna bilmek sinirlendiriyordu

 

Afet başka biriyle deneyimimi olmamıştı bunun aslında tek bir nedeni vardı gerçekten birine karşı çekilmemişti hiç bir erkeğe dokunmak öpmek istememişti ama eğer isteseydi kesinlikle yapardı ama afetin kalbini bir nebze olsa kırpırtadacak bir erkek çıkmamıştı karşısına

 

"Afetin ama şimdi ne alaka ?"

 

"Çok alaka kim bilir kaç... Neyse öf git başımdan ya "

 

Afet sinirle draconun yanından biraz çekilip dolaba yöneldi draco biraz güldü ama üzülüyordu

 

Afeti anlıyordu ve bunun haksızlık olduğunu düşünüyordu

Eğer afeti bilseydi ömrü boyunca tek bir kadına yan gözle bakmazdı

 

Ama ailesine inat hayatıma kadınlar almıştı bu iksi içinde sorun değildi aslında ama insanı duygular hassatı

 

Herşeyden de öte afetin duyguları hormanları karışmıştı adet dönemine yaklaşmıştı ve zaten yaşadığı sorunlanrdan sinir sistemi bozulmuştu

 

Draco derin bir nefes verdi afet ise dolabına kapağını açmış kıyafet bakıyordu

 

Draco yavaşça afete sırnaştı

Yavaşça sarıldı

 

O olaydan sonrada cekiniyorsu afeti rahatsız etmek istemiyordu yada bişeyleri hatırlatmak ama afetin izniyle yaklaşıyordu ona

 

Başını boynuna gömdü

 

"Yavrum benim..."

 

"Hı ?" Dedi afet ama draco'nun sesi ile hemen yumuşamıştı

 

" Bak güzelim evet bir hata yapmış olabilirim ama seni bilseydim bir kadına asla gözümün ucuyla bakmazdım...

Ve sen benim nasıl desemki...

Yani benim için ilk tanıdığım kadın olmaya bilirsin ama ilk aşkımsın bunu senin gönlünü almak için demiyorum sen benim ilk beraber uyandığım ilk kahvaltı yaptığım ilk kahve içtiğim ilk heycanlandığım kandısın sen benim ilk aşkımsın..."

 

Afet duygulandı

 

"Tamam tamam bişey demedim... Takılıyorum sana ... "

 

"Biliyorum yavrum " draco afeti öptü ve onu kendine çevirdi

 

" Ve güzelim düşündüğün gibi bir adam değildim yani senden öncede öyle südyen falan görmedim !" Dedi draco

 

"İyi aferin neyse tamam ya "

 

" İyi tamam bişey sorucam"

 

"Sor ?"

 

Afet yüzüne o arsız kadın sırıtışını takın draco'nun kulağına doğru yaklaştı

 

Draco anlamaz gözlerle afete bakıyordu

 

"İstediğin bir renk varmı?" Dedi afet çapkınca

 

Draco'nun gözleri büyüdü

 

"N-nası yani...?" Dedi draco şaskınca

 

Afetin sırıtışı genişledi dudaklarını ıslattı

 

"Anlarsın ya üzerimde görmek istediğin bir renk varsa ona öncelik verebilirim "

 

Draco anlık dondu biraz utandı gibi oldu dumura uğramıştı afet onu böyle şasırtıyordu dudaklarını ıslattı

 

Yutkundu

 

"Sen beni şoka uğratıyorsun "

 

"Evet öyle yaparım ben... Belki biraz başbaşa beraber eğleniriz ne dersin ?" Draco derin bir nefes verdi

 

" Beraber başbaşa eğelenmek..."

 

"Hmmm evet başbaşa eğlenmek vakit geçirmek..."

 

Draco afeti belinden tutup kendine çekti yüzleri birbirine yaklaştı

 

"Hmm bu harika bir fikir...

Ozaman senin üzerinde her renk güzel olur ama... Kırmızı ve siyaha öncelik verebilirsin ..."

 

Afetin kalbi gerçekten gümlüyordu

 

Afet ilk defa farklı şeyler hissediyordu ve gerçekten artık draco ile ileri gitmek istiyordu...

 

"Ozaman kocam ne isterse bende onu alırım..."

 

" Siktir afet !" Afet büyük bir kahkaha attı

 

"Ay draco!"

 

" Draco ne maffet beni sonra draco de "

 

"Tamam tamam hadi hazırlanalım"

 

"Bencede " dedi draco

 

Kısa sürede hazırlandılar.

Afet sade ama şık bir kombin seçti.

 

Draco her zamanki gibi… kusursuzdu.

 

Tam çıkacaklarken

Draco bir an durdu.

Dolabın alt kısmındaki gizli bölmeye eğildi.

 

Afet kaşlarını çattı.

“Ne yapıyorsun?”

 

Draco cevap vermedi.

Bölmeden siyah, mat bir kutu çıkardı.

 

Açtı.

İçinde

 

İki adet silah vardı.

Afet’in bakışları sertleşti.

 

“Draco.”

 

Draco birini eline aldı.

Diğerini de Afet’e uzattı.

 

“Al.”

 

Afet geri çekilmedi ama almadı da.

 

“Niye?”

 

Draco sakindi. Fazla sakindi.

 

“Arabada yok.”

 

Kısa bir duraksama.

 

“Oraya koyalım.”

 

Afet hâlâ ona bakıyordu.

“Ne olur ne olmaz.”

Bu cümle…

Basitti.

Ama altı doluydu.

Afet birkaç saniye düşündü.

Sonra silahı aldı.

Ağırlığını hissetti.

Gözleri Draco’ya kaydı.

 

“Gerçekten bu noktaya geldik mi?”

 

Draco ona yaklaştı.

Sesi alçaktı.

 

“Biz zaten buradaydık.”

Bir an sessizlik oldu.

Sonra Afet başını salladı.

 

“Tamam.”

 

Silahı çantasına yerleştirdi.

 

“Gidelim.”

 

Odadan çıktılar

 

Okuldan çıkış

Bu sefer farklıydı.

Araçlar hazırdı.

Korumalar zaten yerlerini almıştı.

 

Siyah arabalar…

Sessiz ama tehditkâr.

Afet bunu fark etti.

 

“gene Baya kalabalığız.”

 

Draco kapıyı açarken cevap verdi:

“Artık dikkat çekmekten çok…”

Kısa bir bakış attı çevreye.

 

“…hayatta kalmak önemli.”

Arabaya bindiler.

Kapı kapandı.

Dış dünya bir camın arkasına dönüştü.

Araba hareket etti.

 

Draco ile afet yarından sonra türkiye gitmeye karar vermişlerdi ablasının nişanına az kalmıştı

 

Yol boyunca kısa bir sessizlik vardı.

Sonra

Afet telefonu eline aldı.

 

“Ablamı arayayım. Gelcegimizi falan. Söyleyeyim”

 

Draco başını salladı.

 

“Şimdi tam zamanı.”

Afet numarayı çevirdi.

Telefon birkaç kez çaldı.

Sonra

 

“Afet?”

 

Karşı taraftaki ses tanıdıktı. Sıcaktı.

Afet’in yüzü yumuşadı.

 

“Abla…”

Kısa bir duraksama.

“Biz… yarından sonra geliyoruz.”

Karşı tarafta bir an sessizlik oldu.

 

“Gerçekten mi?!”

Afet gülümsedi.

 

“Evet. Bu sefer kesin.”

Draco onu izliyordu.

Afet’in o tonu…

Daha hafifti.

Daha gerçekti.

 

“Çok özledim sizi.”

 

Afet’in sesi yumuşadı.

 

“Ben de…”

 

"Güccük eniştede geliyormu?"

 

"E tabiki geliyor "

 

" İyi iyi "

 

"Nişanında yanındayım aşkım"

Dedi afet

 

"Evet evet!" Dedi ablası Ella sevinçle

 

Kısa bir konuşma daha yaptılar.

Detaylar.

 

Hazırlıklar.

 

Heyecan.

 

Sonra telefon kapandı.

Afet derin bir nefes verdi.

 

“Garip hissediyorum.”

 

Draco yan gözle baktı.

 

“İyi mi kötü mü?”

 

Afet camdan dışarı baktı.

 

“İkisi de.”

 

Draco hafifçe başını salladı.

 

“Normal.”

Bir an sustu.

 

Sonra ekledi:

“Çünkü bu sadece bir yolculuk değil.”

 

Afet ona baktı.

Draco’nun bakışları sertti.

 

“…bu bir yüzleşme.”

Afet’in içinden bir şey geçti.

Ama geri çekilmedi.

 

“Hazırım.”

Draco’nun dudakları çok hafif kıvrıldı.

 

“Ben de.”

Şehir merkezi görünmeye başladığında

Arabanın içindeki hava değişti.

Daha keskin.

 

Daha odaklı.

 

Emlak ofisi yaklaşıyordu.

Ve bu…

Yeni bir başlangıcın ilk resmi adımıydı.

 

Ama ikisi de biliyordu

Asıl hikâye…

Daha yeni başlıyordu.

Bölüm : 28.03.2026 17:12 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...