
''Evet, evet, evet!'' Salih Efsun'un haykırarak bağırmasını duymuştu kapıyı açtığında. Onun neşeli gelen sesi yüzünde gülümsemeye sebep olsa da evin salonuna adımını attığında gülümsemesi şaşkınlığa dönmüştü. Efsun'a, Efsun'un önünde diz çöken Akın'a, elindeki yüzüğe ve tekrar Efsun'a baktı kafası karışmış bir şekilde. Ceketini sandalyeye koyup Akın'a ilerledi.
''Hayırdır amcam?'' dedi. Kafası bu görüntüyü algılayamamıştı. Akın'ın hemen arkasında Karaca, Akşın, Yamaç ve Selim'de diz çökmüştü. Kahraman ayaktaydı, diz çökmekle çökmemek arasında kalmış gibiyken Cumali sırtını duvara yaslamıştı.
''Bütün cemaat toplanmış, hadi bir şükür namazı kılalım, Rabbim şükür ki Efsun'umu bana bağışladı.'' dedi ve Efsun'un elini tutacakken Efsun Akın'ın elindeki yüzüğü aldı ve parmağına taktı heyecanla. Salih'e döndü ve neşeyle ona elini gösterdi, yüzük parmağına tam olmuştu. O sırada Akın bir oh çekmişti rahatlamayla.
''Biri bana burada ne olduğunu anlatsın! Hemen!'' diye bağıran Salih hariç kimse gergin ya da sinirli değildi. Herkesin yüzünde bir mutluluk ibaresi vardı.
Akın sinirli halde Salih bağırırken çaktırmadan Efsun'a bir şey daha vermişti. Cumali bunu fark etmesiyle elini yüzünde gezdirdi gergince ve ''Gitti bütün karizma.'' diye fısıldadı. Yanındaki Kahraman ise gülerek ''En azından gelin karizmatik.'' dedi abisini sinir ederek.
Kahraman bir adım attı ve dikkatlerin ona yönelmesiyle gerildi. Ama Salih'in yanına geldi.
''Şimdiiii, efendim ne söylesem ne söylesem. Oğlumuzun içkisi yok, arada bir rakı masası kurarız o kadar. Kumarı yok, arada bir tombalacıda bahse girer yalan söylemeyeyim. Bir de tavlayı eğer Yamaç'la oynuyorsa bir iddiaya girerler o kadar. Madde, uyuşturucu desen yok. Kullanmıyor, sadece satıcı.'' dedi ve Salih'e göz gezdirdi baştan ayağı süzerek. ''Oğlum sende de yok yok. Ne desem yalan oluyor, biz bu kıza bozuk mal kakalamayalım.''
Salih kaşlarını çatarken Yamaç buna güldü. Salih üstüne saldıracak gibiydi, Kahraman tutmasa. Cumali sırtını dayadığı duvardan ayrıldı ve bir adım atarak yönünü Efsun'a doğru değiştirdi.
''Kötü alışkanlıkların hepsi var, bir karı kız yok. Bu Kahraman iti bile ayartamadı onu, sen düşün. O kadar pavyona gittik, bir kez bile birisine yan gözle baktığını görmedim. Ama eğer he der, bizim bu oğlanı alırsan başını bağlarız, artık karısı da olur, Allah nasip ederse kızı da olur.'' dedi Cumali. Olayın farkına varan Salih utanmaya başlamıştı. Cidden, tahmin ettiği şeyi yapıyorlar mıydı?
''Efsun, özetle, seni abime istiyoruz.'' Yamaç'ın bunu demesiyle Selim Yamaç'ın ensesine bir tokat attı. Yamaç şaşkın ve üzgün bir poz keserek abisine bakış attı. ''Acıdı.''
''Acısın, gerzek. Yanlış söyledin.'' dedi ve Efsun'a döndü Selim. ''Efsun, kardeşimle evlenir misin?'' dedi.
Efsun ise önce salondakiler göz gezdirdi, en son Salih'in gözlerinde takılı kaldı gözleri.
''Evet, evlenirim.'' dedi ve Akın'a baktı. ''Ama bu böyle olmaz. Evlilik teklifini çiftler yapmalı değil mi? Ama bu anı da hoş, ileride kızımız olursa ona anlatacağım bu enteresan ve pek rastlanmayan evlilik teklifini.'' dedi Cumali'ye bakarak.
Sonra Salih'in önünde diz çöktü. Salih bu sefer ne olduğunu anlamamıştı. Başka bir organizasyon daha mı yaptılar diye düşünürken Akın ve Efsun'un planladığı, kızların desteklediği, diğerlerinin kararı Efsun'a bıraktığı ve Cumali'nin şiddetle karşı çıktığı ikinci kısmı devreye soktular.
Efsun biraz önce Akın'dan aldığı ve sakladığı yüzük kutusunu çıkardı ve Salih'in önünde açtı. Salih inanamaz ve sorgulayan bakışlarla bakıyordu. Bir çift alyans vardı. Efsun ayağa kalktı ve büyük olan alyansı Salih'in parmağına geçirirken gözlerinin içine bakarak ''Benimle evlenir misin Salih Koçovalı?'' diye sordu.
Salih şaşırmış, gözlerini güzel gözlerden ayıramazken Kahraman Cumali'yi teselli ediyordu böyle karizma gelin zor bulursun, sevin diyerek. Salih ise Efsun'un beline kollarını sardı ve dudaklarına minik bir öpücük kondurdu. Ardından bir defa daha ve bu sefer o minik öpücüğü derinleştirirken herkes onları alkışladı.
''Seninle her şeye varım hayatımın anlamı.'' dedi ve elini tuttu Efsun'un. Kapıya doğru sürükledi, o ikisi giderken diğerleri de arkalarından onları takip etti.
''Nereye lan böyle?'' dedi Cumali. Efsun da onun gibi merak içinde gözlerle baktı Salih'e.
''Nereye olacak, evlenmeye.'' dedi ve herkesi şaşkınlık içerisinde bırakırken Salih gülümsedi.
''Surprayz. Hep siz mi plan yapacaksınız. Bu seferde ben yaptım. Hadi, bir saat sonra nikahımız var, geç kalmayalım.'' diye acele ederken diğerlerinin dumura uğramış ifadesini katladı yaptığıyla. ''Bu da güzel ama benim yüzüğümü takmanı tercih ederim.'' dedi ve cebindeki yüzüğü aceleyle Efsun'un parmağına taktı.
''Amca sende mi evlenme teklif edecektin?'' diye sordu Akın.
''Tam olarak öyle değil. Önce evlenecektim, sonra teklifi yapacaktım. Buraya aslında Efsun'u almak için gelmiştim. Yemeğe diye nikaha gidecektik. Önceden ayarlamıştım tarihi. İmzayı attıktan sonra da teklifi yapacaktım ama bir baktım burada da organizasyon var, ona çöktüm vakit kaybetmeyelim diye. Hadi yav hadi, nikaha yetişemeyeceğiz.'' dedi sırıtarak. Sonra Cumali'ye döndü ve tehdit eder gibi parmağını salladı.
''Bana bak Koçovalı, halay başı benim, bir de bunun için kavga etmeyelim. Haydin, haydin, yürüyün.''
Evden çıkıp hepsi nikah salonuna vardılar. Büyük bir organizasyon değildi. Salih az ama öz kişiyi çağırmış, haber vermişti. Emrah, Nazım, Sena, Celasun, Medet, Muhittin abi, Meke, Kemal, Metin ve Erdenet Kardeşler gibi tanıdık, iyi anlaştıkları kişileri çağırmışlardı. Düğünde Emrah'la Arık yakınlaşmış, ne kadar kafa dengi olduğunu anlamışlardı. Beraber sohbet etmişlerdi. Kahraman ise Kulkan ile düğün salonunu nasıl pavyona çevirebileceklerini konuşmuş, içki olmadığı için Salih'i eleştirmişler, rahatsız etmişlerdi. Kulkan düğün dansını böldüğü için ondan intikam almak isteyen Salih Kulkan ile Akşın'ın sevgili olduğunu Kahraman'a ifşa etmiş, onlar için önlerindeki zorlu zamanı başlatmıştı. Çağatay ve Ogeday her ne kadar anlaşamasalar da kendileri gibi zeki ve entelektüel olan kişilerle, yani Nazım ve Selim ile zaman geçirmişlerdi. Muhittin abi ise Medet'i Celasun'un önünde azarladığından bir Medet Celasun kavgası daha başlamıştı ama Celasun Meke'nin yanına giderek Medet'ten kaçmıştı. Kemal ve Metin ise abi kardeş beraber takılıyordu. Yamaç, Cumali ve Akın beraber takılmış, düğün sahibi imajıyla herkesle tanışmışlardı. Yamaç Emrah'ın kardeşi Sena'dan hoşlanmıştı. Çift dansında Emrah'ın onu gözleriyle yemesine, hatta üstüne saldıracakken Nazım'ın onu tutmasına aldırmadan Sena'yı dansa kaldırmıştı. Kahraman'dan çekinseler de gerçek açığa çıktığı için rahatlayan Kulkan ve Akşın'da dansa kalkmıştı. Karaca ve Celasun'da birlikte dans ediyordu, sonuçta onların beraber olduğunu Selim ve Salih biliyordu ve bu yüzden rahatlardı, diğerlerine karşı çekinmiyorlardı. Vartolu ise Efsun ile dans ediyordu.
''Artık karım oldun ha Efsun hanım? Efsun Koçovalı, Salih Koçovalı'nın eşi, biriciği, her şeyi, gelecekteki çocuklarının annesi...''
Efsun başını adamın göğsüne dayadı ve ona en güzel gelen sesi, onun kalp atışlarını dinledi.
''Her sabah, her akşam bu sesle uyuyup bu sesle kalkacağım artık.'' Başını kaldırıp adamın gözlerinin içine baktı.
''Seni seviyorum.''
''Ben de seni seviyorum hayatımın anlamı.''
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |
