
-KAYIP İZLER-
11.Bölüm.
İstanbul havaalandaydım,ellimde küçük bir vazile tam meydan da durmuş etrafa bakıyordum buraya gelme amacım planınım bir parçasıydı kendimi toplarlayıp daha güçlü hale getirmek istiyordum bunun üzerine gözden kaybolup kabuğuma çekilmem şartı.
Kerem'i dün arabayıp planı anlattığım da ilk kabul etmemişti ama sonrasında başka çaresi olmadığı için kabullendi,İzmir de ki şirketim hala ayakta olduğu için kerem'e şirketim de ki Aslı Güngör le iletişime geçip İstanbul'a adamlarımı göndermesini söyledim. Ben İstanbul'a indiğim anda adamlar havaalanın bahçesini sarmıştı.
-"Gece hanım, buyrun." Yanıma gelen esmer uzun boylu orta yaşlarda dağ ayısına benzeyen bir adam dikildi.
Ellim de ki valizi ona uzattım önden yürüyüp bahçeye çıktığım da beni gören binlerce adam önlerini ilikleyip selamlar veriyordu arabanın kapısı açıldığında arabaya bindim şöför kapısını kapatıp arabayı çalıştırdı,kendim hiç bir şeyle ilglenmemiştim herşeyle Kerem ilgilendiği için İstanbul'da ki evi de o halletmişti,keremin ayarladığı ev uzakta olmalıydı ki havaalanından ayrılalı yarım saat olmuştu çünkü.
Araba yavaşlayıp durduğun da şöför kapımı açmak için araçtan indi,kendimi araçtan çıkartıp göz ucuyla durduğumuz eve baktığım da bir villaydı heryeri ışıklı geniş bir bahçe ve büyük bir ev, kapılarını açıp içeri girdiğim de daha da gözlerim açıldı içten merdivenli ve büyük bir evdi aslında büyük bir şey istememiştim tek yaşayacağım için bir artı bir olması benim için daha kolay ve daha iyi olurdu bu kadar büyük bir evde tek başıma napacaktım.
Cebimde titreyen telefonumla ellimi cebime attım.
Arayan keremdi;
-"Alo!"
-"Su hanım vardınız mı?"
-"Seni duyan yok...ama bana su demeye devam edersen sadece şuan değil birdaha hiç duyamazlar.!"
Yarından itibaren mahkeme açıp adımı tamamen Gece Hikmet yapacağım için artık Su adını duymak bile istemiyordum.Buraya gelmemim en Büyük temelli de intikamdı,intikam alabilecek kadar güçte olmaktı burda kendimle ilgili herşeyi yoluna koyduktan sonra İzmire dönüp şirketimin başında duracaktım o süre zaafın da Mardin'e yeni bir holding inşaa ettirip izmir de ki şirketimi devir edip Mardin de kurduğum şirkete devam edecektim herşeye.
-"Doktoru ayarladın mı?" Tedavi olmak için kerem'e ünlü ve işinde başaralı bir psikiyatrist doktoru ayarlamasını istemiştim ilk önce psikolojik olarak düzelmem gerekiyordu.
-"Ayarladım,hemde yarına." Bu kadar hızlı olacağını tahmin etmemiştim.
-"Umarım hastaneye değildir." Hastanede değil kendi evimde yapmak istiyordum seansı şu sıralar pek fazla göz önünde olmayacaktım bütün şehirler de Osman kurçayı vurduğum hakkında bilgiler dönerken öylece ellimi kolunu sallayıp kendimi gösteremezdim.
-"Evet 10:00 da orda olacak."
-"Tamam."
Telefonu kapattıp koltuğa fırlattım,biraz evi gezecektim.
Salon kocamandı,güzel bi koltuk takımı renkleri gri renkti,ortada cam bir masa üzerinde bir kaçtane dergi vardı tam karşı da televizyon duvara monteydi altın da ise şömine vardı.
Gözlerimi salondan çekip tam çarpazında olan kapıya kaydırdım büyük ihtimalle mutfaktı,yavaş adımlarla kapıya ilerledim geniş bir mutfaktı siyah dolaplarla döşenmiş, buzdolabı griyi renkte orta boylarda yemek masası tam camın kenarına konulmuştu.
Ordan çıkıp kafamı sola çevirdim karşı karşıya kapılar vardı Büyük ihtimalle tuvalet ve banyoydu.
Merdivenlere yönelip yukarı çıktım iki koridor vardı sol koridor da iki oda ve iki lavoba vardı diğer taraf da tek oda vardı Büyük ihtimalle tek odalı taraf benimdi sağ koridora ilerleyip odanın kapısını açtım.
Siyah Beyaz ve gri renkler kullanılmıştı, odanın için de iki kapı daha vardı iki kapıyı açtığım da biri giyinme odam diğeri ise tuvaletti tam benim istediğim gibi herşey dizayn edilmişti.
Karnımın guruldayınca ellimi karnıma koydum -"Ne yesek acaba?" Şuan yemek yapmaya üşendiğim için uğraşamazdım genel olarak da yemek yapan biri ben olmadığım için bu konu da tembel biriydim odadan çıkıp salona indim koltuğa fırtlattığım telefonu ellime aldım internetten ne yiyeceğime göz attınca pizza yiyecektim.
Siparişi ekledikten sonra o gelene kadar duş alıp biraz televizyon izleyecektim.
Duşumu alıp üzerime siyah pijama takımı giyip aşağı indim.

Kapı çalınmaya başlayınca önümü bağlayıp kapıyı açtım,adamlarımdan biri ellinde sipariş ettiğim pizzayı tutuyordu pizzayı bana uzatıp geri uzaklaşınca kapıyı kapattıp, koltuğa yayıldım televizyon da kanalları gezerken sahipsiz dizisinin yeni bölümün başladığını görünce Star'da kaldım.
-"Devranla Azize olduğundan beri yapmadık şey bırakmadınız." Agızım da yemek varken sahipsiz dizisini yazan senariste söyleniyordum sanki şeytanla Melek birliklikte olmuş gibi her bok bunları buluyordu.
Pizzam ve dizi bittince çöpümü masaya bırakıp koltuktan kalktım odama çıkıp uyuyacaktım yarın yorucu bir gündü.
Gözlerim alarmın sesiyle açılırken kendimi uyanmak için zorluyordum,alarmı kapattıp iki ellimle gözlerimli avuşturup yataktan kalktım tuvalete girip ellimi yüzümü yıkayıp komedinin üzerinde duran sigaram ve çakmağımı alıp aşağı indim bugün iki tane yeni hizmetli geleceği için bi nebze de olsun rahat edecektim.
İkisini Aslı göndermişti,benim yokluğum da şirketi gerçekten çok iyi idare edip çevirmişti bana göndermeden önce benim hakkımda bilgileri verdiğini düşündüğüm için detaylı bir konuşma yapmayacaktım aşağı indiğim de iki kadın kapının girişinde duruyordu aslının onlara anahtar da yaptırmasını istemiştim.
-"Hoşgeldiniz." Karşılarında dikildim.
Biri orta yaşlarda bir kadındı,diğeri biraz daha genç duruyordu.
-"Ben Gece,Aslı Güngör zaten size gerekenleri demiştir ama bende diyim düzenimin bozulmasını sevmem o yüzden ben demediğim sürece evin hiç bir düzeni değişmeyecek temizlik konusun da hassasım bu yüzden sizden de bu hassasiyeti istiyorum...son olarakta odamı toparlamak veya temizlemek için girerseniz hiç bir şeye dokunmayıp düzeni değiştirmeden yapın."
Ben onlara ne yapmaları gerekeni söylerken ikisi elleri birbirilerine bağlı karnıların önünde tutup kafalarını salladı.
-"Merak etmeyin Gece hanım gereken bilgileri aldık hassas ve dikkatli olacağız." Orta yaşlarda kadın gülümseyerek konuşuyordu.
-"Adınız?"
-"Ben Necmiye yanım da ki genç kızımızın adı Fidan efendim."
Tamam anlamıyla kafamı salladım.
-"Hayırlı olsun o zaman ben bahçeye çıkıyorum sade bir kahve getirin arkaya."
Arka bahçesi vardı,küçüktü ama güzeldi kış bahçesi gibi süslenmiş tam benlikti.
Bahçeye geçip bahçe koltuklarından birine oturup bacak bacak üstüne attım iki dakika sonra gelen kahvemden bir yudum alıp sigaramı yaktım.
Acaba Ezgi ve Mert ne yapmışlardı ilişkilerini? Son bombayı attıp kaçmam ezgiyi delirtmiş olabilirdi.
Kahvemi bittirip geri içeri girdim odama çıkıp üzerimi giyinmek için gardrobu açtım.

Bu kombini yapıp saçlarıma jilet gibi fön çektim makyaj olarak gene aynı makyajımı yapmıştım odada işim bittince aşağı kata indim.
Salonda oturmuş bir adam gördüm anlaşılan psikiyatrist doktorumdu. Topuk sesimi duymuş olmalıydi kafasını benim geldiğim yöne doğru çevirdi masmavi gözleri sapsarı yana doğru düzenli taranmış saçları karizmatik birine benziyordu beni görünce ayağı kalktı.
-"Gece hanım?" Sesi kalın ve erkeksiydi.
Yanına ilerleyip ellimi uzattım -"Evet,siz?" Adını bilmiyordum.
Ellini uzatıp sıktıktan sonra geri çekti -"Sarp Akkaya ben yeni psikiyatrist doktorun." Baştan aşağı süzdüğüm de şık giyinimliydi.

Giydiği yeşil pola yaka gözlerini daha da öne çıkarıyordu ellimi öne doğru uzattıp -"Buyrun oturun."
-"Direkt seansa geçelim,uzun bi seans olabilir."
Tamam anlamıyla kafamı sallayıp dudaklarımı araladım -"Fidan hanım çalışma odama soğuk bir şeyler getirin lütfen." Ben ilerlemeye başlayınca oda peşimden geliyordu sol taraftaki koridora dönüp bir odaya girdim.
Çalışma masamın koltuğunu gösterip -"Buyrun." Diyerek koltuğu gösterdim ellin de olan dosyayı masaya bırakıp koltuğa oturdu bende masanın dibinde ki koltuğa geçtim kısa süre sonra gelen içeceklerimiz masaya konulup odadan çıkılınca baş başa kaldık.
-"Bakındığım kadarıyla çoklu kişilik bozukluğu tanısı konulmuş 13 yaşında ve o yaştan 18 yaşınıza kadar da İzmir de bir hastanede yatışınız olmuş."
Evet anlamıyla kafamı salladım.
-"Peki,bu tanıyı neye dayanarak koydular?" Sorgulayıcı bir bakışla bana bakarken ben sadece camdan dışarı bakıyordum.
-"Çocukluğum zorlu ve yalnız geçiyordu bu yüzden kendime görünmez bir arkadaş yaratmıştım adı Geceydi...13 yaşında gördüğüm şiddet yüzünden kendimi korumak için karşı tarafa saldırmıştım gözümü açtığımda kendimi bir hastanede bağlı olarak buldum." Sesim kısık çıkarken Sarp bey sadece dinliyor ve deftere birşeyler yazıyordu.
-"O saldırma anının başlamasını hatırlıyorum ama devamını bilmiyorum."
Defterden kafasını kaldırdı.
-"Anladığım kadarıyla öfke nöbeti geçirmişsiniz,peki hastanede ilk yattığınız da herhangi bir doktor sizinle konuşmak için geldi mi?"
Evet anlamıyla kafamı aşağı yukarı salladım.
-"Geldi,nasıl oldu bu diye sormuştu..." O dönemi ve konuşmaları hatırlamak için beynimi zorluyordum.
-"Bende ben değil Gece yaptı demiştim."
Kaşlarını çattı.
-"Oluşturduğun hayali arkadaşın mı?"
-"Evet,hani kardeşi olan insanlar yapar ya bende öyle yapmıştım sonra kadın deftere birşeyler karaladı." Kendimi daha da zorlamaya çalışıyordum.
-"Seansın bittiğini söyledi ama bana hastalığımdan bahsetmedi yani ne hastası olduğumu neden böyle olduğum hakkında tek kelime etmedi."
Kendini geriye yaslamış tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu.
-"Ne zaman öğrendin?"
-"18 yaşında."
Yasladığı sırtını öne verip direkseklerini masaya yasladı.
-"O hayali arkadaşını görüyormuydun?"
Hayır anlamıyla kafamı salladım.
-"Hayır sadece orda varmış gibi yapıyordum bazen onu seslendiriyor bazen de kendi sesimle devam ediyordum oyun içerisinde."
Sanki birşeyler onun içine sinmemiş gibiydi.
-"Gece,burda bi terslik var yani senin yaşadığın öfke nöbeti bi dissosiyatif hastasının geçirdiği atak gibi durmuyor."
Kaşlarımı çattım.
-"Ama yaptığım hiç bir şeyi kendime gelince hatırlamıyorum."
Sıkıntılı bir nefes verdi -"Bu sadece bu hastalıkta olan birşey değil öfke atağı geçmirmiş biri de bunu yaşar."
Her cümlesi beni şaşırttıyordu.
-"Ben şuan anlayamıyorum,ben kendi çocukluğumu filan gördüm kaç defa sinirlenince değişen sesim."
Sarp bey gözlerini kıstı -"Gece, belki de senin ki o an sadece bir öfke nöbetiydi ama Sana verilen ilaçlar ve zihnine girmeleri seni dissosiyatif hastası olduğuna inandırılmış ve bir müddeten sonra sende bu belirtiler oluşmuşta olabilir."
Yüzüm geriliyordu,
-"Beklerim O Osman kurçay benim akli dengemi bozmak için ellinden geleni yapıyordu zaten."
Sarp bey Osman kurçay adını duyunca şaşkınlıktan gözleri açıldı.
-"Siz onun kızımısınız."
Sert bir sesle -"Hayır!" Dedim.
-"Tamam sakin olun bir kaç yerde görmüştüm o yüzde-" lafını yarıda kestim -"Üvey ailemmiş,ve ben bunu babamın eski sevdalısından öğreniyorum."
Derin nefes verip detaylı bir şekilde başıma gelen herşeyi anlattığım an kanı çekilmiş gibi duruyordu bazı yerleri kısa kısa bazı yerleri detay bere vere anlattığım için saat baya geçmişti.
Seansın artık sonuna geldiğimiz için Sarp bey ayaklandı -"Gece hanım, her gün seans yapıcaz sizinle çünkü bu işte değişik bir şey var bu yüzden her gün burdayım."
Daha tanımı tam bilmediği için ilaç vermemişti kullandığım ilaçları da içmemem gerektiğini söylemişti.
Onu uyurlayıp Fidana seslendim -"Ben çıkıyorum,bir kaç saate gelmiş olurum."
-"Akşam ne yemeği istersiniz hanımım."
Ne yemeği yiyeceğim hakkında bilgim olmadığı için ve düşünecek zamanım da olmadığı için -"Yapın birşeyler." Diyip evden çıktım.
Şöför kapıları açıp arabayı çalıştırdı -"Beşiktaş meydana gidiyoruz." Avukat Eylül Sayılı ile görüşmem vardı bu ad değişikliği ve soyad için.
Beşiktaş meydana vardığımız da tam bürosunun önünde durmuştu araba kapım açılıp arabadan indiğim de gözlüğümü çıkarttıp kapısını açtım.
-"Buyrun hoşgeldiniz" sekreter bir kız vardı girişte.
-"Eylül hanımda görüşmem var Gece deyin tanır."
Kız telaşlı gözlerle.
-"Buyrun geçin gece hanım."
Odasının kapısını tıktıklayıp içeri girdim bal köpüğü rengin de olan saçları kıvır kıvırdı, gözleri ela rengine kaçıyordu.
-"Hoşgeldin Gece,geçsene."elliyle sandalyeyi gösterdi,kapıyı kapattıp sandaleye oturdum.
-"Ne içersin?"
Ellimi kaldırdım.
-"Sağol,biran önce şu mahkeme işini halledelim."
Eylül tamam anlamıyla kafasını aşağı yukarı sallayıp kendini iyice sandalyesnde yaydı.
-"Şimdi ad konusun da değişiklik kolay ama soyad konusun da çok zor,seni evlat edinen ailenin üvey olduğunu öğreniyorsun gerçek ailenin de öldüğünü mahkeme soyad için ilk önce DNA testi ister,mezarları açılır."
Yani Nolacaktı şimdi,
-"Yani sonuç."
-"1 yıl sürer bu mahkeme sende hemen değiştirmek istediğin için süreç senin için uzun gelecek."
Evet haklıydı,hemen değiştirmek istediğim için 1 yıl bekleyemezdim.
-"Başka nasıl bi yol izleyebiliriz.?" Eylülün gözlerin de ışık büyüdü.
-"Eğer Hikmet yerine başka bir soyad yapmak istersen o gün içerisinde ad ve soyad değişikliği olur."
Sıkıntılı bir nefes verdim amacım öz ailemin soyadını almaktı ama 1 yıl süreceği için şuan başka soyad yapmam gerekiyordu.
-"Bak sana gidecek fena soyadlar var,kara,alaz,karan gibi."
Eylül heycanlı heyecanlı soyadlar sayarken ben suratsız bir şekilde ona bakıyordum.
-"Karan mı demiştin?" Eylül kafasını aşağı yukarı salladı.
-"Hıhımm."
-"Tamam Karan yapıyorum."
Anlaşılan ben kimsenin kökünden değil kendi kökenimi kuruyordum.
Ben kendi adımı ve soyadımı kendim belirliyor kendi kaderimi kendim yazıyordum.
-"Çok güzel Gece Karan efsaneee."
Hemen bir düz kağıt çıkarttıp birşeyler yazıp kağıdı bama uzattı.
-"İmzala burayı sonra da adaleye gidelim savcı benim tanıdığım eğer boşluk varsa mahkeme açılır bugün."
Bana uzattığı kağıda imzamı attıp -"Çok iyi bir haber." Dedim.
Eylül kağıdı alıp şeffaf dosyaya koyup ayağı kalkıp cüppesini aldı.
Bürodan çıktık,-"Benim arabayla gidelim mi?" Eylül sesiyle olur anlamında kafamı salladım.
-"ön de ki araçta olacağım." Şoför peki diyerek araca bindi,bizde Eylül'ün aracına geçip yola çıktık şöför arkamızdan bizi takip ediyordu.
Adliyeye varıp içeri girdik Eylül çantasından telefonunu çıkartıp birini aradı.
-"Alo biz geldik,tamam bekliyoruz." Telefonu kapattıp geri çantaya attı.
Yanımıza bir adam yanaşırken Eylül'ün yanakları al olmaya başladı anlaşılan buna birşeyler hissediyordu.
-"Hoşgeldiniz" adam güler yüzlü bir şekilde ellini uzattı hepimiz ellini sıktık.
-"Çok şanslısınız bugün boş hemen mahkemeye başlayıp değişiklik yapabiliriz."
Eylül sevinip yumruk yaptığı elini yuksrı kaldırdı.
-"Ee hadi o zaman gidelim ve değişeliimm." Değişiklik yapacak ben çocuk gibi sevinen Eylül'dü.
Soyad ve ad değişikliğim mahkeme kararlıyla onaylanıp nufüs müdürlüğün de işlerimizi halletik 24 saat içerisinde gelecekti.
-"Teşekkür ederim." Kafamı öne eğip geri kaldırdım.
-"Rica ederim bitanem ne demek,biara beraber kahve içmeye çıkalım." Olur anlamıyla kafamı salladım.
O arabasına binip uzaklaşırken bende şöförün benim için açtığı arabaya geçtim.
-"Telefoncuya gidiyoruz." Hattımı ve telefonumu komple değişecektim.
Telefoncuya varıp anında işlerimizi hallettip eve geçtim.
Kapıyı açan Necmiye hanımdı;
-"Hoşgeldiniz hanımım." İçeriye girdim üzerimden paltomu alıp astı.
-"Sofrayı hazırlıyoruz hemen." Tamam anlamıyla kafamı sallayıp çalışma odama çıktım.
Telefonu açıp numara çevirdim keremi arıyordum.
-"Alo?" Yeni numaramı bilmediği için sert bir sesle açtı.
-"Gece." Dediğim de sesini naif çıkarttı.
-"Ayarlamışsın herşeyi." Dedi.
-"Evet şimdi beni iyi dinle...benim ölüm haberimi yay herkese."
Kerem kısık bir sesle ne dedi.
-"Ciddi değilsindir umarım" Gayete ciddiydim.
İntikamım için herkesin beni öldü bilecekti bende ansızın kurçayın boğazına çökecektim.
-"Şaka yapacak kadar gevzek değilim,bütün Mardin'e ölüm haberimi yay intihar ettiğimi veya harehangi bir şey bul. Herşey gerçek ve düz olmalı."
Kerem beni şaşkınlıkla dinliyordu.
-"Cenazemi filan kaldır et ayarla birşeyler zaten 2 gündür yokum yeteri kadar şüphe uyanıyor insanlarda."
İki gün olmamam herkesin buna inanacağı anlama geliyordu.
-"Peki yapacağım."
Gülümsedim;
-"Yarın kendimi haberlerde görmek istiyorum."
Keremin yüzüne kapattıktan sonra aşağı kata indim mis gibi yemek kokusu geliyordu.
7.Yıldan sonra ilk defa kendimi eskisinden daha güçlü ve yenilenmiş hissediyordum.
Masaya geçip oturduğum da tabağım da köri soslu kremalı tavuklu makarnayı görünce gözlerim kocaman oldu.
-"Aslı hanım sevdiğinizi söylemişti,eğer istemezseniz hemen başka bir şey yapalım." Fidan tedirgin gözlerle bana bakıyordu.
Gözlerim makarnadaydı;
-"Çok iyi yapmışsınız,fazla yapsaydınız kendiniz içinde." Ben burda yemek yerken onların aç olmasına izin vermezdim.
-"Hanımım sadece size göre yaptık."
Kaşlarımı çattıp sinirli gözlerle fidana baktım.
-"Necmiye hanımı çağır." Necmiye hanım benim sesimi duyduğu gibi önlüğüne ıslak ellerini silip yanıma geldi.
-"Buyrun Gece hanım."
-"İkiniz de sofraya oturuyorsunuz bende dışardan yemek söylüyorum istediğiniz birşeyi hep bir yiyoruz."
Necmiye hanım kafasını hafif eğerek -"Yok hanımım olmaz size afiyet olsun biz tokuz."
Sesim yükselmeye başladı -"Nereniz tok,sabahtan beri uğraşıyorsunuz ya oturun şuraya yada kovarım sizi."
İkisi hızlı bir şekilde masaya oturdu bende yemekleri sipariş ettim.
Onların da yemeği gelince hep bir yedik tabaklarımız bittince ben oturduğum yerden kalktım.
-"Buraları halletikten sonra adamlarımdan biri sizi evinize bırakacak."
İkisi kafasını sallayıp masayı toplarken ben odama çıktım.
Yarın hayatım komple değişecek ve yeniden doğucaktım ama bu sefer Ne su olarak nede başka bir şey olarak.
Ben Gece Karan olarak doğacaktım.
Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerimi açıp yatağımdan çıktım ellimi yüzümü yıkayıp aşağı kata indiğim de kahvaltı masası hazırdı.
-"Günaydın Gece hanım." Fidan gülümseyerek bana bakıyordu.
-"Günaydın." Necmiye hanım ellinde kahveyle bahçeye çıkıp, bardağı masaya bırakıp geri içeri girdi.
-"Kahveniz de hazır."
Böyle insanları gerçekten seviyordum yormuyorlardı.
Bahçeye çıkacakken fidanın sesiyle duraksadım.
-"Gece hanım birde bi zarf geldi." Zarfı bana uzattı.
Zarfı açıp içinden çıkarttığım kimlikle göz bebeklerim büyüdü gelmişti Gece Karan yazıyordu.
Kafamı sallayıp bahçeye çıktım zarfı masanın üzerine koyup sigaramı yakıp kahvemden yudum aldım.
Keremi aramak için telefonu ellime alacakken Kerem beni arıyordu.
-"Ayarladım herşeyi."
Bugün bu aldığım diğer güzel şeydi.
-"Dinliyorum." Mutlu çıkan sesimle.
-"Kalelilerden aldığın aracı bi uçurumdan aşağı uçtu,o araçta en son sendeydi sende o kaza da hayatını kaybettin." Biraz karışık anlatıyordu ama anlamıştım.
-"Seni bulan iki adam ayarladım birde hoca filan da bugün öğlen ikindi de Çaçan mezarlığına gömüleceksin Su kurçay olarak,her türlü sosyal medyadan paylaşımları yaptık habercileri kaza yerine gönderdik birde cenazeye gelecek yani herşey tıkırın da."
Alt dudağımı ısırıp hafif gülümsedim.
-"Çok güzel,Su kurçayı gömdüğümüze göre Gece karan olarak meydanlara çıkabiliriz."
-"Hikmet yapacaktın." Kerem meraklı bir sesle,
-"Uzun hikaye anlatırım sonra haftaya İzmir'e şirkette gidiyorum bir kaç işim var onları halledicem."
Deyip yüzüne kapadım içeri geçip kahvaltımı fln edip.
Giyinip kuşanıp aşağı indim Sarp bey gelmişti,çalışma odasına geçtik.
-"Dün biraz araştırma yaptım." Dedi.
-"Kullandığın ilaçları fln da araştırdım,Gece bunlar seni delirtmek için kullanılan haplar senin bu hale gelmen aslında yatışın olduğu hastanenin sebebi sen dissosiyatif hastası değildin ama onlar senin zihnine girip kanına enjekte edilen ilaçlar sayesinde dissosiyatif hastalığı artı olarak da şizofreni tanısı konulmuş." Sarp gergin sesle konuşurken benim duyduğum her kelime şaşırtmıştı.
-"Ne diyorsun sen?"
Vücudum kasılmıştı.
-"Gece sen hasta değildin,hasta edildin."
Ellerimi sıkmaya başladım, o osmana öyle bir şey yapacaktım ki beni öldür diye yalvaracaktı.
-"Yani ben şuan hasta değilim?"
Sarp kafasını salladı;
-"Malasef gece,aldığın ilaçlar herşey seni gerçekten de dissosiyatif ve şizofreni hastası etmiş."
Sonra derin nefes alıp verdi;
-"Ama düzeltilecek birşey senden istediğim ilaçlarını içmemen ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın ani bir atak hissedeceğin zaman beni ara,sana yakın oturuyorum zaten kendini odaya kapat ve çıkma."
Bana yapacaklarımı anlatıyordu.
Baya bi konuştuktan sonra seans bitti onu geçirip salona geçtim televizyonu açıp haberleri gezdim.
Saat ikiye geliyordu,now haberde kendimi görmemle durdum.
-"Evet sevgili seyirciler Ünlü iş adamının kızı ve ünlü iş kızı Su kurçay bir kaza sonucu hayatını kaybetti tabutu şuan gömülürken Osman kurçayı ve Sevda Kurçay'ın sevenleri onları yalnız bırakmadı." Kamere heryeri gösterirken Kerem en ön sırada kameraya bakıyordu,Osman ve Sevda perişan olmuş gibi davranıyorlardı,kamera hafif yana kaydığın da uzakta üç adam gördüm Ozan Mert ve cenkti üçünün de elleri cebinde kalabalığı izliyordu.
Kamera biraz daha yana döndüğünde Alev hanımla karun beyi gördüm Alev hanım baya perişan olmuş gibiydi.
Televizyonu kapattıp sosyal medyaya girdiğim de herkes beni paylaşmıştı.
Hesabımı değiştirdiğim için kimse fark etmezdi.
İnternetten ettiğim yeşil lensler ve takma kirpiklerle imajımı değişterecektim oje sürmeyi pek sevmezdim ama artık oje sürecektim.
Dudağımın üstünde olan beni de sildirmiştim.
Yarın da dövme yaptırıp saçlarıma değişiklik verecektim hepten tanılmayacak hale gelecektim.
Biraz daha sosyal medya da dolanıp aslıyı aramak için rehbere girdim.
Kısa bir çalmayla nihayet açıldı teledon.
-"Alo buyrun?"
-"Gece ben."
Bian öksürmeye başladı.
-"Ama nasıl ölmüştün sen?"
Kahkaha attım.
-"Baya olaylar oldu pazartesi geliyorum İzmir'e konuşuruz."
Aslıyla biraz konuştuktan sonra telefonu kapattım İstanbul'da hiç tanıdığım olmadığı için ne yapılır da bilmediğim için boşboş evde oturuyordum saate baktığım da daha yeni 15:00 olmuştu.
Odama çıkıp lensimi takıp,takma kirpiklerimi kirplerime yapıştırdım ilk kuaföre gidip saç modelimi değiştirecektim.
Odadan çıkıp aşağı inip evden çıktım.
Beşiktaş da Güzel bir kuaför bulup oraya gittim.
Doğal simsiyah saçlarım artık kömür rengi değildi.
Artık kahverengiydi...
Ayna da kendime bakınca agızım kocaman açıldı kat verip hafif kahkahül bıraktığım saçlarım ve yeşil lens beni bambaşka biri yapmıştı.
Ücreti ödeyip eve geri geldim,kahve içmeye çıkacağım için rahat şeyler tercih etmiştim.

Yaptığım kombinle kendimi değişik hissediyordum hayatım boyunca ilk defa bu şekil giyinmiştim.
Aşağı inip evden çıktım güzel bir cafeye girip kahvemi alıp bir masaya oturdum hem sigaramı içiyor hemde etrafa bakınıyordum.
-"Merhaba!" Kafamı hafif kaldırdığım da bir kız karşım da Durmuş bana gülümsüyordu.
-"Şey yalnız çok sıkıldım da sende tek gibisin yanına oturabilir miyim?"
Olur anlamıyla kafamı salladım.
Kız sarı saçlı mavli gözlü ve gerçekten hem sexsi hem de güzeldi.
-"Adım ışıl,ışıl parlar." Uzattığı elli sıktım.
-"Gece karan bende." Ellerimizi birbirimizden ayırdık.
-"Okuyormusun?" Işıl meraklı sesle,
-"Hayır." Dedim
-"Buralımısın?" Dedi
-"Hayır." Işıl gözlerini devirdi.
-"Herşeye de hayır!" Sesi hafif yükselince kıkırdadım.
-"Buralı da değilim Mardinliyim ama İstanbul'da yaşıyorum." Birden kaşlarını çattı.
-"Nasıl mardinlimisinn?" Heyecanlı bir şekilde kendini öne verdi.
-"Evet ya sen."
-"Bende Mardinliyim duymuşsundur belki kılıçları."
Kılıçlar mı ne alakaydı kılıçlar.
-"Evet duydum."
-"Heh Karun kılıç benim dayım."
Ne nasıl olurdu şuan oturduğum bu kız Karun Kılıç'ın yeğenimiydi şakaydı demi?
Son...
Her gece 01:00 da yayında
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |