12. Bölüm

12. Bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

Selam nasılsınız bacikolarrımm?🥳

Evet bacikolar 12.bölüme kadar geldik valla ve 150 civarında okunmaya başladı kitabımmm🥹

Buna da şükür diyip mutlu oluyorum:)))

Umarım bütün yazarlar buna bende dahil istediği okuyucu sayısına ulaşır ve emeklerin karşılığını alıırr..

!Tiktok: Steelfable

Hesabıma da bekliyorum, hesabı büyütmeyi düşünüyorum eğer hesabım büyürse eğlenceli yayınlar ve bir çok yazar arkadaşlarımızın kitaplarını tanıtmayı düşünüyorum.

!Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorumm🧸🎀🩷

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-Kayıp izler-

12.Bölüm;

Karun Kılıç'ın yiğeni çıkmasının şaşkınlığa sadece yüzüne bakakalmıştım.

-"Aşkım iyimisin?" Işıl merak dolu gözlerle kafasını hafif yana eğmiş bana bakıyordu, kendimi sirkeleyip tekrardan ana dönmeye çalıştım.

-"İ-iyim ben kalkayım artık." Çantamı toparlamaya başladım.

-"Kötü bir şey mi dedim?" Işıl kısık bir sesle.

Kafamı hayır anlamında kafamı salladım.

Işıl yana eğdiği başını dikelterek gözlerini kocaman açtı.

-"Ee madem sen de yalnızsın beraber yaşamaya ne dersin?"

Kaşlarım kendiliğinden çatılmaya başladı -"Sağol ama ben tek yaşamayı seven biriyim." Sert bir tonda istemediğimi dile getirmeye başladım. Hem eski proje ortağım hemde üvey babamın edebi düşmanının yiğeniyle yaşayamazdım bir kimliğim ortaya çıkardı ikinci planım mahvolurdu.

Işıl kocaman açtığı gözleri hüzünle Birleştirirken onu umursamadan koluma taktığım çantamla masadan ayrılıp dışarı çıktım.

-"Hey,bekle." Arkadan seslenen ışıldı.

Şöför arabayı önümde durururken onun kapımı açmasını beklemeden araca bindim ışıl tek kaşını kaldırmış benim olduğum bölüme bakıyordu.

Cafeden uzaklaştık, telefonumu çıkarttıp keremi aradım.

-"Alo."

-"Efendim,gece hanım."

Sıkıntılı bir nefes verdim.

-"Tahmin et kiminle karşılaştım."

Kerem sessizliğini koruyordu.

-"Karun kılıçın yeğeni ışıl kılıç."

Bian agızından küfür çıktı, -"Affedersiniz,nerde karşılaştınız."

Ben kereme kısa bir özet geçtim.

-"İyi ki kabul etmemişsiniz."

Omuzumu silktim,

-"Gerizekalı değilim."

Aramızda geçen sohbeten sonra telefonu kapattım,bir süre sonra eve vardığımda hizmetliler çoktan evden çıkmış olacakki ev sessizdi.

Gözlerim de lensler gözlerime batmaya başladı -"Off! Ne saçma şeylerle uğraşıyorum." Kendi kendime söylenirken üzerime beyaz bi atletesimi crop çıkarttım altıma da uzun bi pijama.

Yatağıma geçtiğim de aklıma sosyal medya'ya fotoğraf paylaşma gereği duydum sonuç olarak yeni isim yeni tarz.

İki tane fotoğraf çekip galerime girdim ikisin de de taş gibi çıkmıştım bu yeni tarzım beni de şaşırtmıyor değildi ama alışmam gerekiyordu.

Instagrama girip gönderi kısmına iki fotoğrafı ekleyip paylaştım.

 

Açıklama ise hiç bir şey yazmamıştım, paylaştığımın dakikasın da telefonum bildirim yağmuruna tutuldu ekrana baktığım da takipçiler,beğeniler ve yorumlar akın ediyordu. Gönderime girip yorumlara göz atmaya başladım.

@İrem26266262: kız Barbie gibi.

@Mahmurcan_osl: Karım olması gerek.

@Wslleeminiz: Böyle kızlar varken neden bana baksın ki.

@User128838229: Çok tanıdık geliyor bu kız bana

Son okuduğum yorum da hafiften yüzüm gerildi,hesabına girdiğim de fake bir hesap olduğu belliydi.

Telefonu kapattıp yataktan çıktım makyajımı filan çıkarttıp geri yatağa gömüldüm.

Artık uyuma vaktiydi bugün yoğunlu bana fazla gelmişti.

1.Hafta sonra:

İzmir de ki şirketime giriş yaptım,kimse beni tanımadığı için herkes garip gözlerle bana bakarken aslının odasına çıkıp kapısını tıktıkladım.

-"Gelin!" Kapıyı açıp içeri girdiğim de elli çenesinde bilgisiyardan birşeylerle uğraşıyordu.

-"Ne zamandan beri patron gelindiğin de ayağı kalkınmaz oldu!?" Aslı gözlerini ekrandan çekip bana baktığında gözleri kocaman açıldı.

-"G-Gece hanım?" Şaşkınlık yüzünden dilinde peltekleşme oluşmuştu.

Masanın dibinde ki sandalyeye oturup biraz etrafı incelemeye başladım,Aslı hala şaşkın gözlerle bana bakarken -"Hayalet mi gördün?" Sesimle irkildi.

-"Y-yokta şaşırdım baya değişmişsiniz."

Gülümsedim,

-"Yeni tarz diyelim,neyse..."

Aslı ful beni süzüyordu -"Şey haddime değil ama birşeyleri öğrenme şansım var mı?"

Kafamı aşağı yukarı sallayıp olayları anlattığım da yüzü kireç olmuştu.

-"Yani olay bu şimdi asıl olaya gelirsek...burayı bana devredeceksin." Birden gözleri daha da şaşkın ve kocaman bakmaya başladı.

Meraklı bir ses tonuyla -"Ama burası zaten sizi-" diyecekken lafını kestim evet burası zaten benimdi.

Ama Gece Kurçay olarak benimdi,ama ben Gece Karan olarak burayı satın alacaktım.

-"Gece kurçay olarak evet...Gece Karan olarak ise hayır,Gece kurçay da öldüğüne göre burayı devredecek biri lazım oda benim."

Anlamsız gözlerle beni izlerken ben ona detaylı bir anlattım yaptım.

-"Bugün bütün evrakları hazırla,bana imzalat sonra da habercileri filan çağır bütün herkese duyuralım."

Çok hızlı ilerlediğimin farkındaydım daha toparlanamamışken bu işe kalkışmak beni yorabilirdi ama boş boş vakit kaybedeceğime biryerden başlamak lazımdı.

Aslı Alel acele herşeyi ayarlayıp bana imzalıtırken bir yanda da telefon görüşmesi yapıp gazetecileri buraya çağırıyordu.

Herşey tam tıkırın da olduktan sonra aslıya ellimi uzattım -"Hayırlı olsun o zaman." Aslı gülümseyerek ellini uzattı.

Arkamı dönüp odadan çıkacakken -"Masamın üzerinde ki yazı tahtasın da Gece Karan adını yazdırıp koyun." Diyip odadan çıktım.

Herkese bu haber gittiği için herkes bana bakıyordu şirketten çıkıp avmeye gitmek için araca bindim akşam davet olacağı için alışveriş şarttı.

-"Alo Kerem." Yolda keremi arayıp bana burda bi ev satın almasını söyleyecektim.

-"İzmir'den bana güzel denize karşı bir ev al."

Kerem -"Oraya mı yerleşiyorsunuz?"

-"Hayır,ama sürekli gelip gideceğim o yüzden dediğimi yap."

Tamam diyerek telefonu kapattım da gelmiş olmalıydık ki şöför kapıları açtı, Arabadan inip avm ye girdiğimiz de iki kişi de bir adım geriden benimle beraber geliyordu, bütün mağazaları gezip alışveriş yaptıktan sonra keremin bana attığı evinin adresine doğru yola çıktık.

Şehirin merkezinde ve sahil kenarında olan bir villaydı burası da içeri girdiğim de İstanbul da ki gibi büyük değildi bir artı bir ama villa modelliydi adamlarıma poşetleri odaya bırakmalarını söyleyip mutfağa girdim salonla birleşik bir Amerikan mutfağıdı.

Su doldurup geri odaya girdiğim de adamlar evden çıkmıştı suyu komedinin üzerine bırakıp poşetlerde ki giysileri çıkarttıp yatağın üzerine bıraktım.

Bütün elbiseleri göz önüne serip aralarından seçecektim ki gözüme acayip güzel bir elbise takıldı bordo mini bi elbiseydi hemen yataktan alıp giyinmeye başladım.

Poşetlerden çıkarttığım kırmızı topuklu ayakkabılarımı da takıp kırmızı takılarımı da taktım.

Bu kombinin içinde harika görünüyordum saçımı ve makyajımı yaptıktan sonra aslının ayarladığı davet yerine geçtim.

-"Hoşgeldiniz gece hanım." Aslı yanıma koşarak geldiğin de ben güzel organize edilmiş otele bakıyordum.

-"İyi iş başarmışsın." İçeriye doğru yürürken Aslı birşeyler anlatıyordu.

Herkesin gelmiş olduğunu görmek içimde ni Zafer sevinci yapmıştı konularımızı daha da bekletmeden sahneye çıkıp mikrofonu ellime aldığım da herkes konuşmalarını yarı da kesip bana dönerken gazeteciler boy boy beni çekiyordu.

-"İlk öncellikle hoşgeldiniz...Ben Gece Karan bu ismi daha önce duymamış olabilirsiniz,ama ben burda ki herkesin adını ve namını duydum." Kısa bir nefes verip devam ettim. -"Bu şirketin sahibi Gece kurçay yani gerçek adıyla Su kurçay bir trafik kazası yüzünden vefat etmiş burdan sevenlerine baş sağlığı dilerim. Bu yüzden şirket kurulumu da bir başkasına devretmek için haberler yaymıştı bende bu fırsatı kaçırmak istemediğim için bu şirketi devir aldım." Herkesin agızı kocaman açılmış şaşkınlıkla beni dinliyordu.

-"Yani kendim diye demiyorum Zeki dakik bir kızım geçmişim hakkında bir çok araştırılma yapıldığı zaman ortaya bilgiler çıkıyor,daha fazla uzatıp eğlencenizi yarı da bölmek istemiyorum umarım hepinizle çok güzel projeler yaparız sadece şuna dikkat edin en ufak sınır en tek bir kelle demektir." Gülümseyip sahneyi terk ettiğim sıra kimseden tık çıkmıyordu geçmişin hakkın da ise Kerem herşeyi ayarlanmıştı 25 yaşında bir kızdım.

Mühendislik okumuştum yalanı sevmesem de bu hayatımı yalanlar üzerine kurmuştum.

Gazeteciler koşa koşa yanıma gelip sorular yönetmeye başladılar.

*25 yaşında mühendislik fakültesinden mezun olduğunuzu duyduk doğru mu?

*Sizce de riskli değil mi bir başkasının şirketini devir almak?

Gibi bir çok soru yağmurları yağarken,

-"Evet 25 yaşındayım mühendislik fakültesinden mezun oldum,ve ben risk severim risksiz ve kolay şeyler basit insanların işidir Zeki ve şeytani insanlar hiç bir zaman risksiz şeylerle uğraşmazlar." Diyip yanlarından ayrılıp ekibin olduğu masaya geçip garsonun uzattığı tepsiden şarabı alıp havaya kaldırdım.

-"O zaman yeni başlangıçlar için şerefe." Herkes şarabını havaya kaldırıp yudumlamaya başlarken genç bir oğlan dudaklarını araladı.

-"Değişiklik olacak mı?" Sesi henüz toy çıkıyordu şarabımdan bir yudum alıp kafamı oğlana çevirdim.

-"Yarın toplantı da konuşacağız herşeyi." Net bir sesle.

Bütün davetliler hayırlı olsun diyerek davet alanını terk edince bende arabama binip evime gelmiştim.

Üzerimi çıkarttıp duş aldıktan sonra bağlandığım bornozumla yatağıma geçip sosyal medyaya girdim heryerde benim fotoğraflarım ve dediğim cümleler vardı.

Bi gönderiye girip yorumlarına baktım.

@Qöznude:Bu kız ortalığı sallar.

@Beyhanutyyy:Böyle güçlü ve başarılı kadınlarla hayranım.

@Asudüüdeew:"Zeki ve şeytani insanlar risksiz hiç birşeyw girilmez"tam bir ikon bu kadın.

@Cwnkkalelli_:Yeni iş insanı her??

Cenk'in hesabını görmemle direkt hesabına tıkladım 20M kadar takipçiye sahipti gönderilerine göz atarken Mert Ozan ve Cenk'in olduğu bir fotoğraf takıldı gözüme.

Açıklama:Sizin yetemediğiniz yerde bizim soyadımız yeter;))

Açıklamayı görünce kahkaha atmaya başlamam bir oldu Cenk'i ne kadar sevmesem de tam bir alemdi.

Üstten gelen bildirimle gülüşüm soldu.

*Meertkaleli sizi takip etmeye başladı.

Hemen bildirimin üzerine tıklayıp hesabına baktığım da sadece üç fotoğraf vardı ve takipçisi 40Mdu.

Fotoğraflara bakınmaya başladım.

Açıklama:Cenk'in zoru

Yorumlar:

@Mellisssaaanııx:Duvardan duvara vur beni.

@Dmlaacnm: Müstakbel kocamm

@Ssevvalc:Senin gibi kocam olsun aç kalırım.

@Cwnkkalelli:Ben çektim.

@Ozzankleli:Piç gibi çıkmışsın

Gönderi sahibi ozana yanıt verdi:Sikmeyim o yazan ellerini.

Yorumlar birbirlerinden komikti diğer gönderisine kaydırdım.

Burda da Cenk Ozan ve kendisi vardı en son gönderisine gözüm çarptığın da şaşırmıştım.

Kendisinin küçüklüğü ve bir kız çocuğu vardı ama yüzünü kırpmıştı kız çocuğun açıklama olarakta "Sadece kalbim değil... gözlerim de seni arıyor."

Yüzümün ifadesi kendiliğinden değişmeye başlayınca fotoğrafı incelemeye başladım.

Gönderi tarihine baktığımız da baya eski olduğunu gördüm yorumları fln kapatmıştı kimdi ki bu kız.

Yarın erken kalkacağım için telefonu kapattıp kendimi uyumaya bıraktım.

Saat 07:00 da gözlerim açılmaya başlayınca ellerimle gözlerimi avuşturup kendime gelmeye çalıştım bornozla uyuduğum için heryerim açık ve meydandaydı.

Direkt yataktan kalkıp ellimi yüzümü yıkayıp odadan çıkıp mutfağa girdim bornozum hala üzerimdeydi.

Kendime bi kahve yapıp mutfak masasına koyup sigaramı yaktım. Bir yandan da sosyal medya da dolanıyordum gündeme gerçekten bomba gibi düşmüş olmam herkeste merak bırakıyordu.

*Isıılk_ılıç kullanıcı sana mesaj göndermek istiyor.

Bu büyük ihtimalle cafe de denk geldiğimiz Karun Kılıç'ın yiğeniydi.

-Vayy beee.

-Sonunda buldum seni.

-Ay bomba gibi düşmüşsün heryere.

-Yalnız dün ki elbise efsoymuş da sen İzmir'e mi taşındın?

Taramalı tüfek gibi sorular sorarken istediği kabul edip yazmaya başladım.

-"Sakin olsana biraz,tek tek yazacağına tek bi cümle de yazmak daha iyi.

Anın da gördü,

O:-"Heycan yaptıımm.

Ben:-Belli.

O:-Ee İzmir'w mi taşındın.

Ben-"Hayır.

O:-"Ama şirketi devir aldın hayır birde aldığın kişi koskocaman Gece kurçayın şirketi.

Kıkırdadım.

Ben:-koskocaman derken?

Dışarıdan beni nasıl görüyorlardı acaba?

O:-Manyağın tekiydi ama Allah var taş gibiydi birde gerçekten başarılı bir kızdı Allah rahmet eylesin.

Gerçekten böyle mi gözüküyordum.

O:-Aayy neyse gelince konuşuruzz ne zaman geliyorsun sahi???.

Anlaşılan bizim bu kızdan kurtuluşumuz yoktu.

Ben:-iki güne gelmiş olurum.

O:-Süper! O zaman bi date akar.

Date mi oda ne?

Ben:-Bakarız.

O:-Bakmayız hayatım,neyse...şuan bi datem var gelince yazarım sana öptüm bay.

Instagram'dan çıkıp telefonu masaya koydum,bu ışıl aslında benim planımda işe yarayabilirdi sonuç olarak gelişmelerden haberdar olan biriydi.

Kahvem ve sigaram bittiği için geri odaya girip dolabımdan çıkarttığım kıyafetleri giyinip saçımı ve makyajımı yaptım,yeşil lenslerimi takmak beni zorlamaya başlıyordu artık.

Böyle bir kombin yapmıştım,komedinin üzerinde duran çantamı alıp evden çıktığım da şöför aracımı kapıya getirmiş bekliyordu.

-"Günaydın, bugün senin götürmene gerek yok ben tek gideceğim." Tamam anlamıyla kafasını sallayıp anahtarları bana uzattı.

Araca binip yan da ki koltuğa çantamı bırakıp yola çıktım, şirkete giriş yaptım aracamı park yerine Park edip inecekken adamlardan biri kapıyı açtı.

-"Hoşgeldiniz Gece hanım." Tek elli kasığın da diğer elli ise arabanın kapısındaydı araçtan inip -"Hoşbuldum." Diyerek şirkette girdim her gören günaydınlar diye sesleniyordu odamın olduğu kata çıkıp odama giriş yaptığım da hiç bir şey değişmemişti Sadece masa da Gece kurçay değil Gece Karan yazıyordu.

Masama geçip bilgisiyarımı açtım biraz gelen mailleri kontrol ettim.

Kapı çalınmaya başladı,

-"Gel." Kapı yavaşça açılırken içeriye Aslı girmişti tedirgin bir yüzle bana bakarken birşey olduğunu anlamıştım.

-"Ne bu yüzün hali?" Aslı dudaklarını birbirine bastırıp derin bi iç çekti.

-"Gece hanım,Osman kurçay ondan habersiz bir başkasına devrettiğimiz için şirketi ateş püskürtüyor."

Kıkırdadım ellerimi masamın ucuna koyup kendimi geriye çektim bacaklarımı birbirleriyle birleştirdim.

-"Ne güzel işte." Benim de istediğim buydu.

-"Ama Gece hanım,kendisi gerçekten çok sinirli ne şirketi battırmaya veya başka bir şey yapmaya kalkarsa."

Omuz silktim,

-"Bir benim lafımın üzerine laf söylenmemesi gerektiğini biliyorsun, ikinci olarak da hiç bir şey yapamaz."

Kendimden Emin bir sesle,Aslı kafasını salladı.

-"Nasıl bu kadar eminsiniz.?"

Yüzümde şeytanî bir ifade oluştu.

-"Son yaşanan bir çok olay yüzünden Osman kurçay'ın şirketi hafif yolu bir zararda eskisi gibi iş yürütemiyorlar bu yüzden ona edeceğim teklif sayesinde herşey yolunda olacak."

Kaşları hepten çatılmıştı.

-"Ama siz intika-" lafını yarı da kestip bıkkın bir ses tonuyla -"Birşeyleri bilerekten yapıyorum sende herşeyi burnuna sokmak yerine Osman kurçayla görüşüp gerekli teklifleri et."

Aslı odadan çıkarken ben sandalye mi arkaya döndürdüm boydan boya cam olduğu için İzmir'e kuş bakışı atabiliyordum.

Telefonuma gelen bildirim sesiyle hafif sandalyeyi sağa döndürüp telefonuma Ulaştım.

*Bilinmeyen numara

Yalanlar üzerine kurulmuş,yalan bir hayat.

Mesajı görmemle karnıma bir sancı girmişti bu kişi bana uzun süredir mesaj atmıyordu ama şimdi gene başlamıştı.

Mesaj uygulamasından çıkıp keremi aradım.

İki kaç saniye çaldıktan sonra telefon açıldı;

-"Gece! Bende seni arayacaktım..."

Sesi acayip endişeli geliyordu.

-"Niye noldu?"

Tedirgin ve titrek bir sesle,

-"Osman kurçay beni çağırdı,ve bu kazanın nasıl olduğunu filan sordu."

Lafını yarı da kestim.

-"Sen ne dedin?"

Sesim artık tedirgin çıkıyordu.

-"Nasıl olduğunu anlattım,konu senin ölümün değil konu şirketi başka bir ad ve soyadla devir alman.orası benim hakkımdı gibi şeyler mırıldandı bana seni araştırmamı istedi."

Pislik kansız,tek amacı bu şirketti onun bu şirketin hem gelir kaynağı hemde ekibi sağlamdı bu yüzden burayı alıp daha da yükselişe geçmek istiyordu.

Bunun da olması için ancak beni çiğnenmesi gerekirdi.

-"Araştır sende."

Ne için bu kadar tedirgin olduğunu anlamamıştım.

-"Birde bana gene bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi."

Kendimi izlediğim camdan ayırıp masama doğru döndüm.

-"Ne yazmış?"

Kerem meraklı bir sesle,

-"Yalanlar üzerine kurulmuş,yalan bir hayat..."

Dedim.

-"Ne demeye getiriyor?" Dedi.

-"Bilmiyorum ama bir oyun dönüyor herşeyi bilen biri bu ve ben bunu bulacağım sende beni araştırıp herşeyi Osman kurçayın önüne Sun buraya gelmemesi için herşeyi de yap Aslı Güngör onu arayıp dudaklarını uçuklatacak para teklifi edecek."

Kerem her kelimem de daha da şaşırıyordu.

-"Onun amacı da bu zaten finansal konuda iyi olduğumuzu biliyoruz bu yüzden bu kadar kuduruklul yapıyor."

-"Gece hanım." Kapıyı çalmadan açıp aslıydı.

-"Kerem arıcam seni." Telefonu kapattıp sinirli bir şekilde ona baktım.

-"İnşallah önemli bir şeydir yoksa o kapıyı çalmadan girmenin hesabını sağlam sorarım sana!" Hiç sevmediğim şeydi.

-"İstanbul'da düzenlenecek büyük bir toplantı olacakmış türlerinin çeşitli yerinden iş adamları gelecekmiş,başta da ki liderler de size de katılmanız için davet gönderdi."

Bu güzel bir fırsatı madem hayat bu planlarımın bu kadar hızlı olmasını istiyordu bende bu akışa uyacaktım.

-"Geleceğimi söyle,ne zamanmış bu toplantı?"

Aslı,

-"3.Gün sonra Gece hanım."

Kafamı aşağı yukarı salladım.

-"Tamam çıkabilirsin."

Aslı odadan çıktıktan sonra, İstanbul'da gitmek için bugün geceye uçak biletini ayarlamıştım.

Şirkette işlerimi halledip toplantı için herkesi toplantı odasına topladım.

-"Hoşgeldiniz!"

Herkes hoşbulduk dedikten sonra lafıma devam ettim.

-"Ben Gece Karan,yaşımı filan dün ki davette öğrenmiştiniz bugün bu toplantıyı yapma amacım sizin sorularınızu gidermek ve kendi hakkımda bilgilendirmek...ilk önce kendi hakkımda bilgileri sunayım sonra da sorularınızı alayım."

Masa da duran suyumdan bir yudum alıp geri masaya bıraktım.

-"İş konusunda hassasiyetim Yüksektir,o yüzden sallamasyon bir iş görürsem o kişiyi dinlemeden kovarım,yalan dolan sevmem herşey net ve düz olacak,ellinizden gelenin fazlasını yapmanızı isterim çünkü bu şirketin her konuda üste olduğunu biliyorum böyle olması hem sizin sayenizde hemde eski sahibin sayesinde olmuş,gevşekliği sevmem hepiniz işinizde ciddi ve resmi olacaksınız kaytarmak falan kesinlikle kabul edilemez birşey disiplinli ve kontrolcü şekilde ilerleyeceğiz."

Kimseden tık çıkmadan beni dinliyorlardı.

-"Evet sorularınızı alayım."

Bir kız ellini kaldırdı,

-"Dinliyorum."

Dudaklarını hafif aralayıp,

-"İzinlerimiz olmayacak mı hiç?"

Kafamı sağa sola salladım,

-"Olacak,olmayacak diye bir şey yok ama çalıştığınız dönem boyunca hakketmeniz gerekecek."

Bu sefer bir oğlan el kaldırdı,

-"Peki zam olacak mı?"

Aşağı yukarı salladım kafamı,

-"Evet şuan aldığınız maaş 50 Milyar eğer düzenli ve disiplinli bir şekilde çalışırsanız yılbaşına yakın 70 milyar para alacaksınız artı olarak prim de."

Ordan bir başkası el kaldırdı,

-"Çalışma saatlerimiz peki mesai fln olacak mı?"

Sorduğu soruya bak önceden de mesaiye kalıyorlardı.

-"Evet arkadaşlar eski düzen aynı mesaiye kalacaksınız yeri geldiğin de erken çıkacaksınız, sadece sizden istediğim ben yokken bile işinizi iyi yapmanız emin olun bir kullağım her zaman burda en ufak şeyde kovarım...toplantı bitmiştir çıkabilirsiniz." Herkes ayağı kalkıp çıkarken aslıyla ben kalmıştım.

Aslı nerdeyse benim burda ki sağ kolum diyebilirim.

-"Bu gece İstanbul'a dönüyorum burası sana emanet,en ufak şeyde beni arayıp herşeyi not edeceksin!"

Aslı tamam anlamıyla kafasını salladı,

-"Bu Osman noldu?"

Aslı,-"Teklifi yaptım,düşüneceğini söyledi."

Dudaklarımın yanı hafif kıvrıldı,tam da ondan beklenecek bir şeydi bu.

Tamam anlamıyla toplantı odasından çıkıp kendi odama girdim, çantamı fln alıp şirketten çıktım.

Yanıma valiz almayacaktım,sadece makyaj çantamı almıştım.

Eve geldiğim de adamlarımdan biri kapıyı açtı.

-"İki dakika sonra herkes burda olsun." Adam kafasını sallayıp hızlı adımlarla yanımdan uzaklaşınca.

Eve girip odamdan makyaj çantamı alıp geri bahçeye çıktım 10 adam da önümde dizilmişti.

-"Bugün ben İstanbul'a dönüyorum,burası da size emanet herhangi bir sorun da kereme ulaşıyorsunuz duydunuz mu?"

Adamlar hep bir agızından.

-"Anlaşıldı Hanımım." Diye bağırdılar.

Şöföre bakarak -"Arabayı hazır et havalimanına gidiyoruz." Şoför araca doğru ilerlerken bende arkasından yürüyüp kapısı açılmış araca bindim.

Bir süre sonra havalimanı gelip araçtan indim,

-"1 Saate inmiş olurum havaalanın da beklesinler."

Şoför tamam anlamıyla kafasını sallayıp yanımdan uzaklaşınca şu bilet olaylarını halledip bekleme salonu geçtim.

Haberleri nerden aldılar Bilmiyorum ama gazeteciler beni çekiyordu,yanıma gelen iki kişi vardı.

-"Merhaba Gece hanım,yolculuk nereye böyle?" Kız mikrofonu bana uzattı.

-"Istanbul." İstemsiz verdiğim cevap onların umrunda değildi,

-"Liderlerlerin olduğu bir toplantı varmış duyduğumuz kadarıyla ona mı katılacaksınız?" Soruyu yanıltmadan yanlarından ayrıldım.

-"Evet sayınseyciler ünlü iş kadını Gece Karan havaalanında kameralarımıza takıldı liderlerin olduğu büyük nir toplantıya katılacağını düşünüyoruz."

Kadın kameraya dönük birşeyler anlatırken ben uçağa doğru geçiyordum.

Uçak kalkış yaptı,1 saat sonra İstanbul havaalanına iniş yaptığın da yavaşca yerimden doğurulup uçaktan indim uçak pistini beni almaya gelen adamlarım sarmıştı.

Benim için açılan araca binip eve doğru yola çıktık.

Telefonuma gelen bildirimle ekrana baktığım da ışıl yazmıştı.

Işıl:-İstanbula dönüyormuşsuuunn

Ben:-Döndüm.

Işıl:-Herkes bugünü bulmuş ve

Herkes mi başka kim benimle beraber gelmişti ki?

Ben:-Herkes derken?

Işıl:-Of dayımlarda geldi gerçi onlar öğlen geldi şuan benim evimdeler senin konun dönüyor.

Kaşlarımı çattım.

Ben:-Ne diyorlar?

Işıl:-Bir şartla söylerim size gelirsem ehehehehhe.

Gerçekten başıma bela olmuştu bir kız nasıl daha doğru düzgün tanımadığı birine karşı bu kadar istekli ve sıcak kanlı olurdu ki.

Ben:-Adres at."

Işıl:-"📍KONUM."

konuma tıkladığım da 10 dakika gözüküyordu,konumu şöföre gönderdim.

-"Bu adrese gidiyoruz."

10 dakika sonra güzel bir evin kapısın da durmuştuk müstakil bir evde üst tarafında üçgen şeklinde cam vardı.

Instagrama girip Dm de ki ışılın hesabına girdim.

Ben:"-Kapı!."

Mesajı artıp telefonu koltuğa koyduğum da kapı açıldı,ellinde büyük bir valizle evden çıktığın da kaşlarımı çattım umarım düşündüğüm şey değildir.

Şöför inip ışılın ellinde ki valizi bagaja koyup kapıyı açtı.

-"Seelam aşkom." Kendini bana doğru eğdiğin de kendimi geri çektim.

-"Temas sevmem." Işılın yüzü bozulmuş bir şekikde kendini geri çekti.

-"O büyük valiz ne için?" Sesim sorguluyacı çıkıyordu şerefsiz bir gülüşle bana baktı.

-"Gecenin bu saatin de oturmaya gelmiyorum ya." Ciddi olamazdı.

Kısa bir süre sonra eve vardığımız da ışılın gözleri kocaman açılmış evi inceliyordu.

-"Burası mükemmel." Agızı kocaman açık şekilde eve hayranca bakarken onu umursamadan eve girdim.

Fidan koşarak beni karşılmaya geldi -"Hoşgeldiniz hanımım." Naif bir sesle, -"Hoşbulduk." Ben salona doğru ilerlerken ışıl da benimle beraber arkadan geliyordu.

-"Gece hanım açmışınız birşeyler hazırlayalım mı?" Kafamı sağa sola salladım.

-"Gerek yok dışarıdan bir şeyler söyleriz,sizlik birşey yok adamlardan birine söyleyin sizi eve bıraksın."

Fidan yanımızdan ayrılırken adamlardan biri valizle içeri girdi.

-"Gece hanım valizi nereye koyayım?"

Bıkkın bir sesle,

-"Üst tarafa çıkart sol koridorun sonunda ki odaya bırak." Adam valizi kucaklayıp yukarı çıkarken bende koltuğa oturdum.

Işıl da yanım da ki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı.

-"Bu kadar koruma filan anladığım kadarıyla sende bu karanlık Dünyadansın."

Kafamı aşağı yukarı salladım.

-"Şirketi olan herkes bu mafya camiasındadır."

Kendimi doğrultup ayağı kalktım,

-"Odan üst katta sol koridorunun sonun da ki oda, odanın karşısında lavoba ve tuvalet var. Ben kendi odama çıkıp rahat şeyler giyeyim sende işlerini hallet sonra yemek söyleriz."

Merdivenlerden yukarı çıkıp,kendi odama girdiğim de ışıl da söylediğim odaya girdi.

Üzerime rahat pijama takıp lensimi çıkarttıo lens suyuna koydum,makyajımı sileceğim için lensi çıkartmak zorundaydım.

Saçımı sıkı sıkı tepeden toplayıp lensimi geri taktım.

Kendime sabır dileyerek odadan çıktım.

Aşağı kata indiğim de ışıl çoktan koltuğa yayılmış televizyon izliyordu,sapsarı saçları omuzlarından aşağı düşüyordu, bembeyaz tenine yakışan Pembe pijaması onu daha da güzel gösteriyordu.

Işıl beni görmesiyle uzandığı yerden doğrulup oturdu,-"Ne yiyoruz?" Kafasıyla yukarı kaldırdığı telefona işaret ederken derin bi iç çekip yanına ilerleyip koltuğa oturdum.

-"Seç birşey."

Işıl omuz silkip yemek uygulamasına girip yemeklere bakınırken hamburgere tıkladı.

-"Yermisiinn??" Neşeli bir sesle kafamı aşağı yukarı sallayıp onayladım.

Işıl hamburgerleri sipariş verip tatlı menüsüne girdi.

-"Yemek üstü tatlı en sevdiğim." Gülerek tatlı menüsüne bakınıyordu.

-"Ne seviyorsun tatlı olarak?" Kafasını menüden kaldırıp meraklı gözlerle bana bakıyordu.

-"Ekler." Dediğim de gözleri kocaman açıldı.

-"Ay bende bayılırım dur ekleristandan alalımm çeşit çeşit." Ekleristana girip 1 kilo ekler söylediğin de şaşırdım.

-"Bunu da ben alayım." Telefonu ellinden çekip kendi kartımdan sipariş ettikten sonra ona geri verdim.

Işık telefonu kapattıp koltuğa koyup bacaklarını büktü.

-"Ailen var mı?" Kolunu koltuğun üzerine koymuş meraklı gözlerle bana soru soruyordu.

Omuz silktim,-"Hayır."

Gözlerini kısıp,

-"Öldüler mi?"

Kafamı aşağı yukarı salladım.

-"Evet,senin şu bahsettiğin şey mesajta benim hakkımda dönen konular?"

Işıl gülümseyerek,

-"Dayım, bu kız zekiliğiyle çok fazla iş yapacak biri gibi dedi biraz seni araştırmış leşlerin de baya varmış mafya cemiyetin de çekinilen bir isimmişsin." O anlatırken gülmemek için dişlerimi yanağımın içine bastırdım.

Kapı çalındığın da yemek gelmiş olamalıydı. Işıl ellini kaldırıp sen otur anlamında işaret verdiğin de kendisi kapıyı açtı.

Poşetleri alıp yemek masasına koyup sandalyeyi çekip oturdu.

-"Hadi." Yerimden kalkıp sandaleye geçtim ışıl benim hamburgerimi önüme koydu.

-"Hiç arkadaşın yok mu?" Hamur gerimden bir ısırık alıp kafamı hayır anlamında salladım.

-"Gereksiz birşey." Dedim Umursamazca.

Kaşlarını çattı,

-"Bence güzel bir şey,sıkılmıyorsun en azından." Dedi.

-"Gereksiz bir topluluk bence ne kadar arkadaşın varsa o kadar yılan oluşur."

Işıl agızını sildi,

-"Çok değişik birisin."

Kaşımı çattım -"Nerem değişikmiş?"

Cevap vermeden hamburgerini yemeye devam ettiğin de öylece ona bakıyordum.

Yemeklerimizi ve tatlılarımız bittikten sonra ayağı kalkıp bahçeye doğru çıkacakken ışıl sesiyle duraksadım.

-"Nereye?"

Kafamla bahçeyi gösterdim;

-"Sigara içmeye." Işıl da ayağı kalkıp benimle beraber bahçeye çıktı u şeklinde dizilmiş koltuklara oturup paketimi çıkarttım,sigaramı alıp dudaklarıma koyarken ışıl çoktan sigarasını yakmıştı.

-"Annen ile baban ne zaman vefat etti?" Işıl meraklı bir sesle,

Kendimi ona döndürüp,-"Ben doğar doğmaz." Dedim.

-"Dayımla yengemin çocuğu da doğduğu an vefat etmiş...yengem nerdeyse 10 sene psikiyatrist haplarla ayakta kalmıştı." Birden Karun ve Alev hanımdan bahsetmeye başlayınca sessizleşip sadece ışılı dinlemeye başladım.

-"Yengeme ilaçlar iyi etmek yerine onu daha da hissiz hale getirdiği için dayım ilaçları bıraktırmıştı."

Derin bi nefes alıp verdi.

-"Sırf kızları Melek üzülmesin diye birdaha çocuk sahibi olmak istemediler,dayımın kaç gece o mezarda sabahladığını biliyorum."

Sesi buruk çıkıyordu.

-"Sonra birgün dayım Gece kurçayı yeni projesi için yatırım teklifi yapmış, Dayım Gece'yi ilk gördüğünde karısının gençliğini görmüş gibi olmuş."

-"Bu yüzden kutlama bahanesiyle onu yemeğe davet etmiş,yengem Gece'yi gördüğün de kalbinde bir sancı hissetmiş. O gün içerisinde Gece'nin o Osman pisliğinin kızı olduğunu öğrenmişler."

Osman'ın adını derken sanki sesi onu öldürmek istercesine çıkıyordu.

-"Hata yengem dayıma Gecenin onların kızı olabileceğini söylediğin de dayım buna inanmamıştı çünkü meleğin mezarını açtırıp baktıkları için."

Tekrardan sigara yakıp ciğerlerine kadar çektiği dumanı gökyüzüne doğru üfledi.

-"Osmana bir kızgınlığın var anlaşılan."

Evet anlamıyla kafasını sallayıp bir ellini koluna koyup boynunu bükünce burnuma pis kokular gelmeye başladı.

-"O bana taciz etti..."

Ne? 

-"Ne diyorsun sen nasıl etti?" Sesim artık tedirgin ve yüksek çıkıyordu.

Benim sesimle irkilip tırnaklarını koluna geçirdiğin de derin bir nefes alıp verdim.

-"Söyledin mi peki ailene?"

Kafasını sağa sola sallayıp boynunu büktü.

-"Söyleyemedim çünkü söylersem babam beni kendimden yaşça büyük birine verirdi!."

Gözlerinden akan yaşlar kurumuş dudaklarını ıslatıyordu bir yandan ısırdığı alt dudağı hafif kanamaya başlamıştı.

Sesi titrek bir şekilde,

-"Çünkü bizim oralarda namus kavramı ince çizgidir,ellin bir başkasına değdiği an namussuz ve orospu sayılırsın...bir ele böyle yapanlar bir tacize neler yapardı Gece susmak zorunda kaldım."

Boğazımda oluşan bir yumruk nefes almamı engelliyordu.

-"Peki dayın ve yengen?"

Ne sormaya çalıştığımı anlamış gibi hafif gülümsedi.

-"Dayıma söylesem Osman'ı ortadan kaldırırdı,ama yapamadım onun başını belaya sokamazdım zaten yükleri ağırdı birde ben binemezdim."

Kanım vücudumdan artık çekiliyordu.

Dolu gözlerle kafasını kaldırmış bana bakıyordu.

-"Ben daha 11 yaşındayım Gece...ben 11 yaşında pislendim...ben 11 yaşında öldüm..."

Her kelimesi bana ağır bir yük olarak biniyordu.

Ona nasıl olduğunu sormak istiyordum ama bu halde onun acılarını daha da dehşemezdim masanın üzerinde ki peçeteden alıp ışıla uzattım titrek elleriyle peçeteyi alıp gözlerinde ki yaşı sildi.

O kadar çaresiz duruyordu ki karşımda sanki o 11 yaşın da ki çocuk vardı iki ellini çapraz halde omuzlarına koyup bacaklarını karnına çekmiş boynu eğikti.

Eminim ki o zaman da bu hareketle çaresiz bir şekilde duruyordu.

Sadece benim hayatımı değil o pis elleriyle başka bir kızın da hayatını mahvetmişti.

Artık ondan sadece kendim için değil ışıl içinde intikamımı alacaktım...

Sigaramı yakıp boş gözlerle etrafı izlerken bir yandan da ışıla bakıyordum titreyen vücudu yardıma muhtaç gibi duruyordu.

{İç ses}

-Sarıl

{Ben}

-Yapamam ne kadar istesem de dokunamam.

{İç ses}

-Gece sen bi temastan iğrenirken o zaten kendini pis hissediyor...

Haklıydı,ben birini öpsem dudaklarım kanaya kadar silerdim bir ten bana dediği an derim soyuluna kadar kendime kese atardım.

Ama şuan yaşanan bu olayda beni kirletecek hiç bir şey yoktu... çünkü karşımda ki kız kendini yeterince kirli ve pis hissediyordu.

Derin nefes alıp verdim yanına sokulup Titreyen kollumu sağ omzuna koymayı başardım onu kendime çekip kafasını göğsüme koyduğum an içinde biriktirdiği haykırışları serbest bırakmıştı.

Yıllardır susturduğu herşey şuan serbestti her haykırışı daha da büyüyordu.

Onu susturmadım yada bi teselli vermedim. Çünkü o zaten yıllarca susmuştu çünkü o yıllarca kendine teselli vermişti ama yenik düşmüştü.

Nerdeyse 1 saat o bağırdı haykırdı ben de akmayan o gözyaşlar onun gözünden yağmur tanesi kadar şiddetli akıyordu.

Ben 13 yaşından beri hiç ağlamamıştım,duygularımı gizlemeyi o kadar çok öğrenmiştim ki en son duygularımı ben bile bilir hale gelmemiştim.

O gün gerçek anne ve babamın mezarına gittiğim de bile ben değil Mardin benim için ağlamıştı.

Ben normalde ağlayan birini görsem bağırır çağırır hata belki zarar verirdim.

Ama bunu ona yapamadım çünkü o yıllarca zaten kendine kızmıştı güçlü olamadığı için bu olayı yaşadığı için.

Kafasını yavaşça göğüsümden kaldırıp bana bakmaya başladı.

-"İğrenmedin demi benden?"

Kaşlarımı çattım,

-"Neden?"

Sesi bağırmaktan kısılmıştı.

-"Ben pisim ya." Sesi daha da kısıldı.

Ellerimi kaldırıp yüzünü avuçlarımın arasına aldım.

-"Asıl sen dünyanın en temiz kızısın sana bunu yapan kansız...pislik."

Ona temas ettiğim için kendime şaşırırken baş parmaklarımla yüzünü seviyordum.

-"G-Gece sen çok iyi birisin."

Dediğinde,boğazım da artık tamamen düğüm oluştu.

Şu yaşıma kadar kimse bana sen çok iyisin dememişti,kimse bana nasılsın diye sormamıştı.

Ben hep kötü laflar duyardım kötü oluşumu bencil oluşumu ve daha bir sürüş hayatım da ilk defa samimi bir şekilde bunu duymak kalbimi bin parçaya bölerken ne tepki vereceğimi bilemiyordum.

-"Keşke dayım ve yengemin çocuğu olsaydın." Dedi.

Her kelimesi beni daha da rahatsız hale getirirken ellerimi sertçe yüzünden çekip ayaklandım.

-"Tamam yeter artık! Ağlayan insan sevmem ben,o gözyaşlarını sil ve karşımda dik dur." Diyip arkamı dönüp odama koşa koşa çıkıp.

Kapıyı kitledim derin derin nefes alıp vermeye çalışırken kalbim sıkışmaya başlamıştı.

Yumruk yaptığım ellimi kaldırıp kapıya geçirdiğim de gene vücudum kendinden geçiyordu.

Ellimi 10 defa kapıya vurduktan sonra yatağımı dağıtmaya başladım odam da ki herşeyi kırıp dağıtırken kendime engel olamıyordum.

Benim de ağlama stilim buydu.

Nefesim kesik kesik gelmeye başlayınca eğilip ellimi yatağımın üzerine koydum.

-"Sakin ol." Kendi sesimi beynime duyurmaya çalışıyordum ancak olmuyordu.

Dizlerimin üzerine düştüm.

Kafamı yatağa koydum gene bilincim kendiliğinden kapanıyordu ve ben buna birşey yapamıyordum.

Hani derler ya zaman herşeyin ilaçıdır diye aslında hayır her acı zamanla geçmez, geçer sanarsın ama o sadece kabuk bağlar...

----------------------------------------------------

Gözlerim aralanmaya başladığın da başım deli gibi zonkluyordu ellimi kaldırıp başıma koyup hafif inleyerek doğrulmaya çalıştım.

Odamın deli gibi dağıldığını görünce gözlerim kocaman açıldı,-"Dün noldu da bu oda bu hale geldi?" Kendi kendime nasıl olduğunu sorgularken saate baktım.

08:30 a geliyordu iki ellimi yere koyup yerden destek alarak yerimden doğruldum heryerim ağrıyordu.

Lavobaya girip ellimi yüzümü yıkayıp giyinme odama geçtim dolabı açıp kendime birşeyler bakmaya başladım ama bugün deli gibi halsiz ve depresiftim.

Ellime gelenleri alıp yere fırlattım pijamalardan kurtulup giyinmeye başladım.

Rahat şeyler tercih etmiştim evden de çıkmayacağım için gösterişli bir şeye gerek yoktu saçlarımı sıkı sıkı topuz yapıp odadan çıktım.

Lenslerim dünden beri gözümde olduğu için umarım sıkıntı çıkmazdı.

Aşağı kata inmemle mis gibi kokuların gelmesi bir oldu kahvaltı masası donaltılmış bir şekildeydi.

-"Günaydın Gece hanım." Necmiye abla gülümseyerek ellinde kahveyle geldi.

-"Sağol,ışıl uyandı mı?" Kafasıyla evet anlamıyla salladı.

-"Kendileri koşuya çıktılar hanımım kahvaltı hazır olmadan döneceğini söyledi."

Sabah sabah ne konusuydu bu?

-"Tamamdır ha birde Necmiye hanım,dün odam baya dağılmış buraları halletikten sonra bir el attın."

Gülümseyerek -"Siz kahvaltı ederken biz odayı hallederiz hanımım."

Kafamı aşağı yukarı sallayıp bahçeye çıktım kahvemi masaya koyup sigaramı yaktım.

Telefonu açıp keremi arayacakken telefona bildirim geldi.

*Bilinmeyen numara

-Her gece hissedilen o pis eller...

Kimdi lan bu? Artık canım sıkılmaya başlıyordu sıçtığımın kişisi kimse işinde iyiyidi.

Mesaj uygulamasından çıkıp rehbere girdim keremin numarasına basıp kullağıma koydum.

Bir süre sonra açıldı.

(Kerem)-"Alo günaydın Gece hanım."

(BEN):-"Günaydın,var mı bir gelişme."

(Kerem):-"Ettiğin para teklifi onu ikna etmiş olmalı ki arayıp iptal ettirdi araştırma yapmamı."

İçim bir nevze daha rahatlamıştı.

(Kerem):-"Yalnız bir sorun var.?"

Allah Allah osmandan başka ne sorunumuz olabilirdi ki.

(Ben):-"Neymiş o sorun?"

Sıkıntılı bir nefes verdi,

(Kerem):-"kaleliler."

İçtiğim kahveyi püskürttüm.

(Ben):-"Onlar ne alaka?"

(Kerem):-"Dün Mert beni yolda sıkıştırdı,ve bana senin ölmediğini söyledi ne kadar anlatsam da sanki birşeyler biliyor gibi inanmadı."

Bu imkânsızdı.

(Ben):-"Sen bana herşey tam tıkırında ve mükemmel oldu demedin mi Kerem bu adam nasıl çakmış olabilir?"

Sesim gür çıkıyordu,herşey mükemmel olmuşken bu Kerem salağı biryerden açık bırakmış olamalıydı ki o Mert denilen hayvan herif anlamıştır.

(Kerem):-"Hayır,herşey o kadar gerçekçi oldu ki en ufak açık yoktu."

Kaşlarımı çattım,

(Ben):-"O zaman vahiy indi demi gerizekalı! Kapat şu telefonu yoksa seni öldürmek zorunda kalıcam."

Sinir tepeme doğru çıkıyordu,nasıl anlamış olabilirdi anlaması için bu işin sıkı takipçisi olmalıydı hay başlıcam bu işe ya.

-"Gece hanım ışıl hanımlar geldi." Kafamı arkaya çevirdim.

Fidan kapıdan bana sesleniyordu yerimden kalkıp solana geçtiğim de ışıl çoktan yemeğe başlamıştı.

Tam karşısına oturup yemeye başladım.

-"Bu koşu beni sağlam açıktırıyor ya."

Gözlerimi tabaktan çekmeden agızıma peynir attım.

-"Koşunun anlamı fit vücut içindir ancak şu görüntüye baktığımız da gereksiz olduğunu anlıyoruz."

Işıl öksürmeye başlayıp yanında duran meyve suyundan içmeye başladı.

-"Gerçekten çok dobrasın gece."

Bozulmuş bir sesle,

Omuz silkip meyve suyuna uzandım.

-"Gerçekler arkadaşlar böyle yapar...Fidan bu meyve suyu neli?"

Fidan,-"Hanımım zate sıkılmış portakal suyu."

Bardağı masaya geri koydum.

-"Benim portakala alerjim var sen onun yerine bana çay doldur."

Masada duran bardağı alıp mutfağa girdi.

-"AA gerçekten mi?" Işıl şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu.

-"Evet şaşıracak ne var ki bunda?"

Agızımdan çıkarttığım zeytin çekirdeğini peçetinin üzerine koydum.

-"Yengemin de var hemencecik dili şişiyor yüzü de öyle ve kızarıyor."

Öksürmeye başladım aynı belirtiler bende de oluyordu.

-"İyimisin?"

Kafamı aşağı yukarı salladım.

-"Olabilir normal."

Işıl kafasını yana eğip gözlerini kıstı.

-"Yani deee benim tanıdığım hiç bir insanın yok."

Kaşlarımı çattım,-"Yemeğini yesene sen!" O sıra da kapı çalındı.

Fidan koşa koşa kapıyı açtığın da Sarp bey gelmişti.

Onu görünce peçeteyi alıp agızımı silip ayağı kalktım.

-"Hoşgeldiniz Sarp bey."

Işıl kafasını arkaya doğru çevirdiğin de nutku tutulmuş gibi bakıyordu.

-"Fidan bi servis daha aç."

Sarp bey ellini kaldırdı -"Gerek yok hiç, kahvaltını yap Direkt seansa geçelim."

Işıl bakışları ondan çekip bana bakmaya başladı.

-"O zaman geçelim."

Diyip merdivenlere doğru ilerledim Sarp beyle odaya çıkıp yerlerimize geçtik.

-"Nasılsın bakalım bugün gece."

Kafamı aşağı yukarı salladım.

-"Bilmiyorum."

Sarp bey tek kaşını kaldırdı.

-"Dün kriz mi geçirdin?"

Kafamı evet anlamıyla salladım.

-"Evet heryeri dağıtmışım Sabah gözümü yerde açtım ve odam baya dağınıktı ama neyden olduğunu bilmiyorum."

-"Tetiklenecek birşey mi yaşadın?"

Alt dudağımı büzüp omuzlarımı kaldırıp indirdim.

-"Bir tek hatırladığım ışıla oturuyorduk birşeyler anlattı sabah bu halde uyandım."

Sarp bey,-"Ne anlattı?"

-"Hatırlamıyorum."

Normalde hatırlarlardım ama şuan neden hatırlamadığımı bile bilmiyordum.

-"ilginç,daha önce de mi böyle oluyordu."

Hayır anlamında kafamı salladım.

Sarp bey derin bi nefes alıp verdi.

-"Gece sana Bir kaç tahlil yapmamız gerekiyor,bu iş git gide daha da garip hale geliyor."

Tek kaşımı kaldırdım,-"Yarın benim önemli bir toplantım var onun çıkışın da kliniğine gelebilirim."

Sarp bey,-"Olur çok iyi olur hata beraber daha detaylı bir araştırma yapabiliriz."

Kısa bi sohbet ettikten sonra odadan çıkıp aşağı indik sarp beyi uğraladıktan sonra bahçeye geçtim.

-"Gitmeye niyetin yok mu?"

Işıl benim sesimle gözlerini telefonundan ayırıp bana bakmaya başladı.

-"Nazik olsana biraz!"

Omuz silktim,

-"Pek benlik şeyler değil."

Tekli koltuğa oturup bacak bacak üstüne attım.

-"Belli oluyor."

Telefonuna gelen bildirimle hemen telefonuna sarıldı.

-"Şu telefonun sesini kıs saniye başı bildirim sesi!"

Işıl bana sinirli bir bakış attıp yandan sesi kıstı.

-"Yarın toplantı var."

Sigaramı yakıp etrafa bakınıyordum.

-"Biliyorum."

Soğuk bir sesle.

Işıl bian heyecanlı bir şekilde ayağı kalktı.

-"Hadi hazırlan kahve içmeye."

Ya bi bu eksikti, gerçekten o kadar düşüktüm ki yatağa yattıp saatlerce uyumak istiyordum ışıl kolumu tutacakken kolumu kendime çektim.

-"Kendim kalkarım ben."

Işıl bozulmuş bi suratla bana bakıp göz devirdi.

Ayağı kalkıp onunla beraber içeri girip odama çıktık.

-"Ben böyle geleceğim."

Işıl yüzünü buruşturdu.

-"Saçmalama!"

Omuz silktim

-"Alt tarafı kahve ışıl!"

Dolaptan birşeyler çıkarttıp yere fırtlatıyordu.

-"Işıl bak bağırmak istemiyorum dağıtma şu dolabı!"

Işıl beni umursamadan devam ederken omzundan tuttup kenara çektim.

-"Bırak ben halledicem."

Omuz silkip kendi için birşeyler aramaya başlarken sinir oldum umarım benden gitinmezdi.

Dolaptan çıkardıklarımı üzerime geçirip aynaya baktım.

Işıl kafasını bana çevirip süzmeye başladı -"Ölü gelin gibisin aynı."

Kıkırdadım gerçekten ölü geline mi benziyordum.

Işıl kombini tamamlayıp,kendini dikleştirdi.

-"Allah gerçekten özene bözene yaratmış beni be." Kendi kendine övgüler yağdırırken ben bordu rujumu sürüp parfümümü sıktım.

Işıl ise tam tersi Pembe bir ruj ve çilek kokulu parfüm sıkmıştı.

Odadan çıkıp aşağı kata indik,-"Necmiye hanım,Fidan biz çıkıyoruz."

Kapıyı açıp bahçeye çıktık şoför arabayı önümüze getirip iki adam da kapımızı açtı,sonra da kendi araçlarına binip bizim peşimizden gelmeye başladılar.

Büyük bir avmnin önüne gelip araçtan indik korumalarda bizden bir adım geri de yürüyordu,beni gören herkes fotoğrafımı çekmeye başladı.

-"Ay inşallah güzel çıkıyorumdur."

Işıl kameralara poz verirken ben hızlı adımlarla Avmye girdim.

-"Uf ben açıktım ilk yemek sonra alışveriş sonra kahve üçlüsü."

Hayır demeye fırsat veremeden yemek katına çıktık.

Bi makarnacıya geçip siparişleri verdikten sonra teras kısmına çıktık.

En dip köşeye oturup yemeğin gelmesini beklerken kafamız da dikilen birini fark ettik ışıla aynı anda kafamızı kaldırdığımız da.

CENK KALELİ!!

elleri cebinde yüzünde muzur bir gülüşe bize bakıyordu.

-"Karun Bey'in biricik yeğeni ışıl kılıç." Hafif kendini eğip ışılın nazikçe ellinden öptüğün de ışıl kıkırdıyor ben ise yüzümü buruşturmuş bir şekilde ona bakıyordum.

Gözlerimi hafif yana kaydırığım da Mert ve ozanı görmemle sıçtık kelimesinin agızımdan çıkması bir oldu Ozan bıkkın gözlerle bakarken Mert yandan bir gülüşle burayı izliyordı.

-"Gece Karan sensin demi,vay be fotoğraf da ayrı sexsi gerçekte ayrı sexsi hatunsun."

Kaşımı çattım şuan o yayık ağızını pataklayıp dilini sökmek vardı ama mecburi sakin olacaktım.

-"Hıhım."

Diyebildim sadece.

Cenk baş parmağını ve işaret parmağını birleştirip yana doğru ıslık çalıp buraya çağırdı sonra kendisi ışılın yanına oturdu Ozan ve Mert de yanımıza gelince Ozan benim yanıma Mert de tam baş köşeye oturdu.

-"İzin almadık ama,aman böyle iki güzel kız bulmuşuz tabi oturcaz."

Cenk o kahkahasını patlatırken ben sinirden kıpkırmızı olmuştum net.

Cenk,-"3 kız olaydınız iyiydi biri dışarı da kaldı neyse Gece'yi ozana veririz artık."

Öksürmeye başladım.

Mert birden cenk'e sinirli bakış attığın da Cenk hafif kısık sesle,

-"Şaka yapayrum da,ha burda Mert Kaleli dururken Ozan Kaleli de kimmuş?"

Ozan sinirli bir sesle,-"O itten kalur yanum nedur?"

Cenk,-"Abicuğum kalur yanun yok fazlan var...misal it gibi."

Cenk ozanın ayarlarıyla oynarken Mert bana kenetlenmiş bir şekilde bakıyordu.

-"Sen çok tanıdık geliyorsun ama nerden?" Mert tek kaşını kaldırıp bana bakarken ben sertçe yutkundum.

-"Sevumsuz bir deli vardu ya he Su aynı ona benzey."

Cenk pişkin bir sesle konuşurken Ozan araya girdi.

-"Ha bi bakim şöyle,ula neresu benzey kizun da?" Oda alaycı bir sesle konuşuyordu.

Işıl şaşkın gözlerle bize bakıyordu.

-"Siz kimsiniz,ve ölmüş biri hakkında böyle konuşman hoş değil!" Sesimi kontrol de tutmaya çalışıyordum.

Cenk bana doğru eğildi -"Konuşursam ne yaparsun peki asacakmusun kesecek mi?"

Beni denemek için ellinden geleni yapıyordu.

-"Bu cemiyette olup namımızı bilmeyen biri ve ne hikmetse de mafya cemiyetin de bilindik biri."

Ozan tek kaşını kaldırmış bana soru sorarken ben sinirden delirmek üzereydim.

Yemeklerimiz geldiği an herkes benden dikkatini alınca tuttuğum nefesi dikkatlice verdim.

Mert Ozan ve Cenk herşeyi biliyordu yaptıkları bu şeyde benim açık verip iyice emin olmalarıydı o keremi Mardin'e döndüğüm an idam edecektim.

 

 

 

 

 

Son...

*Mert'in kırpıp attığı o kız çocuğu kim olabilir?

*Mert gecenin ölmediğini nasıl anlamıştır?

*Gece niye o gün ki sohbeti hatırlamadı?

Evett bir bölümün daha sonuna geldikkk bu bölüm biraz geç geldiği için kusura bakmayın🩷

Dediğim gibi telefondan yazdığım için gerçekten zorlanıyorum ama en kısa zamanda bilgisiyara geçeceğim için herşey gününde ve saatinde atılacak:)))

13.bölümden itibaren düzenler düzelecektir!!!

Şimdilik kendinize iyi bakın hoşçakal'ınn...

 

 

Bölüm : 28.09.2025 01:05 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...