
KAYIP İZLER
16.BÖLÜM;
Kullağıma gelen bağrışlarla gözlerimi açtığım da gördüğüm manzara karşısın da şok olmuştum, cenk ve kerem birbirlerine girmiş kavga ediyorlardı kafamı ayak ucuma doğru döndürdüğüm de ozan telefona bakınıyordu mert ise bana bakıyordu.
Yavaşca yerimden doğrulup ellerimi gözlerime götürüp avuşturmaya başladım;
-"Noluyor?" Diye seslendiğim de sadece ozan duymuştu beni,telefonunu kapattıp kucağına koyduğun da kedi ve köpek gibi kavga eden cenk'le kereme bakıp yüzünü buruşturdu.
Onların sesleri yüzünden başıma ağrı girince vücudum gerilmeye başladı yanı başımda duran sepahın üzerin de ki silaha uzanıp ellime aldım,tetiği çekip bir el tavana sıktığım da cenkle kerem o anlık şeyle durmuş korku dolu bakışlarla bana bakıyorlardı;
-"BİRAZ DAHA HOROZ DÖVÜŞÜ YAPMAYA DEVAM EDERSENİZ SIKACAĞIM YER TAVAN DEĞİL TOPUĞUNUZ OLUR.!" İkisi birbirlerine bakıp bır hışımla ayrılıp farklı koltuklara oturdular.
Cenk,-"Ula ben sen öldün diye evde kına yapmıştım." Dedi
Buarada doğruydu,bu gerzek ben öldüm diye evde kına düzenlemişti;
Beni pek sevmezdi,gerçi benim de onu sevdiğim pek söylenemezdi benim öldüğüm günün gecesi evinin kapılarını herkese açmış üstüne üstlük kendine kına yaktırmıştı gerçekten mal bir adamdı.
-"Kınayı nereye yaktığını da açıklamak istermisin cenk'cim." Ozan muzur bir bakış attıp cenk'e soru yöneltiğin de cenk hafif bir küfür mırılandı,
Kaşlarımı çattıp cenk'le ozan'a bakmaya başladım;
Cenk omuz silkip,-"Nolmuş yani, kıçıma da kına yaktıysam!"
Siktir git!! Bu çocuk kamera şakası filanmıydı.?
Yüzümü buruşturmuş cenk'e bakıyordum,ozan karnını tutta tutta kahkahalar atıyordu.
-"Pislik bir herifsin" kerem cenk'e ne kadar pislik olduğunu söylüyordu ev resmen tımarhaneden farksız bir alana dönmüştü.
Mert oturduğu yerden iri cüddesini doğrulttup bıkkın bir sesle;
-"Gevezeliği kesin!" Dedi.
Bakışlarını ful bana dikip beni etkisi altına aldığını hissedince gözlerini kısıp dudaklarını araladı,
-"İlkokulu nerde okudun?"
Anlamsız bakışlarla mert'e bakmaya başladım,napacaktı okuduğum okullu kim bilir aklından ne geçiyordu.
-"Napacaksın okuduğum ilkokullu"
Cenk o çenesini tutamadığı için mert'en önce soruma yanıt vermek için öne atıldı;
-"Bu it'i tekrardan ilkokul'a göndereceğiz...malesef odalara destursuz girme gibi birşey var!"
Cenk mert'e sert bakış attıp bir yandan da onu zorbalıyordu,
-"Sende o sikik odanı kitle o zaman!" Mert sinirli bir sesle cenk'e laf atıyordu.
Anlaşılan mert cenk'i uygunsuz bir halde basmıştı,
-"Nerde okudun ilkokulu?" Aynı soruyu bir kez daha sorunca,
-"İsmet paşa ilkokulu." Dedim,
Cenk ve ozanın kaşları çatılmaya başladı,neyine bu kadar şaşırmış olabilirlerdi ki?
-"Bu ikisi niye şaşkın halde bakıyor?" Kafamla ozanla cenk'i işaret ettim;
Mert omuzlarını kaldırıp indirdi,
-"Anladım." Dedi sadece,galiba bir salak bendim herkes anlamış gibiydi bir ben anlamamıştım.
Mert oturduğu yerden kalkıp ozanla cenk'e kalkamaları için işaret verince ozan da cenk'te oturdukları yerden kalkıp mert'in arkasına geçtiler,
-"Neyi anladın noluyor?" Dedim şaşkın bakışlarla mert beni duymamazlığa vurup kapıya doğru yönellip evden çıktıkların da ben arkalarından sadece aval aval bakakalmıştım.
MERT KALELİ;
-"Abi gece nasıl bizimle aynı okuldaydı?" Ozan yanıma gelip bana soru sorarken ben düşüncelere dalmıştım,gece bizimle aynı okuldaysa nasıl onunla denk gelmemiştim onu araştırdığım da çoğu şey bulmak istediğim şey'e çıkıyordu.
Arabanın kapısını açıp şöför koltuğuna geçtim,ozan da yanımda ki tarafa oturdu.
-"Sizce gece,o kız olabilir mi?" Cenk kafasını öne doğru eğmiş soru soruyordu,
Kafamı sağa solla salladım,-"Zannetmiyorum." Dedim,
Benim yıllarca aradığım kız Gece olamazdı,ki gece'nin kapkara saçları kömür gibi gözleri vardı;
Ama o kızın sapsarı saçları adeta bir güneş gibiydi.
Ozan cebinden paket çkarttıp cenkle bana bir dal uzatırken dudaklarını aralamış konuşuyordu,
-"Yani o kızın adı da suydu,Gecenin gerçek adı da su"
Kafam hepten karışık hale geliyordu camı biraz aralayıp külü camdan aşağı attım.
-"Bilader tek su adını taşıyan gece değil ki." Cenk bir yandan telefonuna bakıyor diğer yandan bu konu hakkında fikirde bulunuyordu,
Evin önüne gelip araçtan indik,ben içeri girip direkt odama geçtim çekmeyi açıp yarısı yırtılmış resmi ellime alıp incelemeye başladım onunla ilgili bir çok şeyi unutmuştum gözlerini gülüşünü bir insan nasıl ilkokul 4.sınıfta aşık olabilirdi ki?
Yıllar önce;
Ellerimi okul pantolonumun ceplerine sıkıştırıp sınıftan çıktım,gene çok sıkıcı bir dersti hayat bilgisi sanki hayatımız boyunca etkisi olacak bir dersmiş gibi birde önemli gibi dersini de anlatıyorlardı.
Normalde bahçeyi çıkmayı sevmezdim ama okulla yeni gelen bir kız yüzünden kendimi hep bahçede buluyordum kısacık sarı saçları,hep topluydu biraz da asi bir kızdı galiba gelir gelmez kavga çıkarttıp müdür öğretmenin odasına gitmişti;
Merdivenlerde durup bahçeyi gözetlemeye başladım,365 derece kafamı bütün heryere çeviriyordum ama onu bulamıyordum.
Sıkıntılı bir nefes verip merdivenlerden inmeye başladım,bahçede ki tüm kızlar bana bakıyordu ama benim gözüm o asi kızı arıyordu.
Bizim okullun arka bahçesi de vardı oraya doğru ilerlemeye başladığım da bankın birinde oturan bir kız gördüm bu oydu!
Kafası yere eğikti küçücük boyu nedeniyle ayakları hava da kalmış onları sallıyordu yanına doğru yürüyüp oturdum o kadar dalmış ki yanında biri olduğunun farkında bile değildi,acaba o küçücül aklı ne ile meşguldü.
-"Merhaba" dedim kafamı onaa doğru eğip ancak sesim ona ulaşmamıştı,
-"Merhaba!" Ses tonumu daha çok yüseltip bir kez daha merhaba dediğim de irkilerek kafasını kaldırıp bana bakmaya başladı.
O kocaman eşşek gözü kadar büyük ve yuvarlak gözleri her gözlerime değdiğin de kalbim böyle dan dan yapıyordu, tek kaşını kaldırıp -"Ne iştiyon?" Diye sorunca gülmeye başladım.
Sesi bebeksi çıkmıştı,onun o bebeksi sesi böyle içimde değişik şeyler yapıyordu;
-"Ne gülüyoysun be döveyim bak seni!" Güldüğüm için kızmıştı,o yüzden sesi daha yüksek çıkmaya başladı,
-"şş sakin olsana biraz,sesin komik çıktığı için gülmüştüm." Dedim
Ancak bu cümlem onun hoşuna gitmemiş olacakki suratıma geçirdiği beş kardeşle kafam boşluğa düştü o küçücük elleri hiç göründüğü gibi değilmiş...
-"Ula.allahsuzun kizi ha o tokati ne diye attun." Şivem kaydığı için sinirli suratı gülücüklerle yer değiştirince benim de dudaklarım hafif kıvrıldı.
Gülünce belirginleşen elmacık kemikleri ve tam elmacık kemğinin altında oluşan o güzel gamzeler onu daha farklı kılıyordu,bu neydi bilmiyorum ama çok güzel bir hissti.
Yüzün de ki gülücüğü silip ciddi bir surata büründüğün de üzülmüştüm ben onu gülerken görmeyi daha çok seviyordum çünkü o gülünce kapkaranlık korkunç dünyama en az tenin beyazlığı kadar beyaz ışık doluyordu,
-"Benden ujak dur!"
Diyip arkasını dönüp gitti,nolduğunu anlamamıştım ama şunu anlamıştım bu hatun tam benlik bir kızdı...
GÜNÜMÜZ;
Fotoğarafa bakıp aklıma gelen anılarla gülümsüyordum,o okuldan bian da gitmişti ne olduğunu bile anlamamıştım o zamanlar sadece bir it babası varmış onu biliyordum,o gün bana veda etmek için sınıfıma gelmişti yanında ozan ile onları görünce sıramdan kalkıp yanlarına gitmiştim.
Arka bahçeye geçtiğimiz de arkasından çıkarttığı eski tip kamerayı ozana vermişti,
Bizi çekmesini istedi ben o çocuk aklı ne olduğunu anlayamamıştım fotoğraf çekilip kameradan çıkan o fotoğrafı bana uzatıp kafasını eğdi;
-"Ben gidiyoyum."
Demişti, o boğuk sesi hala kullaklarımdaydı;
-"Nereye gidiyorsun?"
O kocaman eşşek gözlerin de artık bir ışıltı yoktu sadece hüzün vardı,
-"ÇOOK uzaklaya."
Ah! Keşke izin vermeseydim...
Gülmüştüm,-"Ne kadar uzağa gidersen git," kafamı ona doğru salladım.-"Ben seni o beyaz gül kokundan bulurum ki"
Kurduğum cümleyle gözlerin de ki ışık geri gelmişti,
-"Şöz mü?" Serçe parmağını bana uzattı,
Göz kırpıp bende sertçe parmağımı ona uzattıp birleştirdik;
-"Söz beyaz gülüm."
Parmaklarımızı birbirimizden ayırdık artık gitmesi gerektiğini söyleyip yanımdan koşa koşa ayrılmıştı...
Tabi ne sözüm de durabilmiştim nede onu bulabilmiştim,kaç sene heryer de aramıştım araştırmıştım ancak soyadını bilmediğim için hiç birşey yapamamıştım. Ozan o zamanlar büyüyünce geçecek ki abi diyordu ama benim ona olan hislerim büyüdükçe geçmedi ben kaç sene dokunamadığım,göremediğim hata yaşadığını bile bilmediğim bir kıza sevdalıydım,
Bizim oralarda aşk yoktur,hoşlantı yoktur tek birşey vardır sevda...biz kuzeyin oğulları sevdalanırız.
Ha birde kara sevdamız vardır,o en kötüsü dokunamadığın göremediğin birini sevmektir kara sevda...
İşte bu kuzeyin oğlu da o kara sevda'ya yenik düşmüştü seneler önce.
Aradan baya zaman geçince iş için temelli mardine geldik,o cenk yavşağı benim bu halime acıdığı için aylarca peşimden koşan kızla benim adımdan konuşup ona ümit vermiş kaç kez ezgiden ayrılmaya kalkışsam da hep intihar edeceğini veya başka şeyler yapacağını söyleyip benim vicdanımla oynamıştı.
Onunla sevgili gibi görünmek bile benim beyaz gül kokulu o yari'me ihanetti,
Geceyle aynı okulda olmamız beni şüphelendiriyordu,çünkü gülüşü ve asiliği aynı onun gibiydi geceyi daha sık araştırmaya başlamıştım ancak geçmişi hakkında tek bilgi hastalığı ve leşleriydi.
İklemde kalma nedenim ise o kızın saçları sapsarı,Gecenin saçlarının ise kömür siyahı olmasaydı beynimde düşüneceler durmuyordu.
-"Mert" ozan odanın kapısını aralamış bana bakıyordu,
Kafamla gel dercesine sallayınca odaya girip ellimde tuttuğum eski ve yırtık fotoğarafa bakmaya başladı,
Sıkıntılı bir nefes verip;
-"Olum yeter artık,yok işte kız meydan da yetmedi mi bunca sene beklediğin." Ozan bu durumdan sıkılmış gibi isyanlar ediyordu.
-"Sanane yavsak bekleyen benim!" Sesim yüksek çıkmıştı,
Ozan kafasını sağa solla salladı,
-"Ya bu kız geceyse" diyince kaşlarım çatıldı,
-"Bilmiyorum,sadece ellimizde ki tek bilgi onunla aynı okulda olduğumuz."
Ellimizde bir başka belge yoktu,ve kafamı karıştıran diğer şeyde biz bu kızı nasıl görmedik? Hadi ben bir kıza takıktım ama o cenk piçi net görürdü çünkü bütün okullun kızlarını ellinden geçirmişti.
-"Ozan gece hakkında öğrenebildiğin kadar herşeyi öğren." Ellimde ki fotoğrafı çekmeyece geri koyup odadan çıktım.
Aşağı indiğim de cenkin kolların da bir kadın görmemle kaşlarım çatıldı cenabbet herif,
-"Siktir git odanda seviş!"
Kadın benim sesimle cenk'in kollarından ayrılıp bana bakmaya başladı.Cenk derin bir nefes alıp verdi,
-"Gel hayatım odaya çıkalım." Ayağı kalkıp kadına ellini uzattı.
Odaya doğru çıktıkların da hizmetliye seslendim;
-"Gülşen hanım şu koltukları filan yarın sabah yıkayın." Diyerek evden çıktım.
Biraz içip kafamı dağıtmam lazımdı.
GECE KARAN;
Aradan yarım saat geçmesine rağmen keremle hala dönenler olayları atlatamamıştık, sessizce otururken dışarıdan gelen bağrışlarla kapıya doğru bakmaya başladık evin kapısı deli gibi çalınıyordu;
Kerem-"Sen benim odama geç!" Odasına geçip saklanmam için emir vererek kapıya doğru yöneldi,aceleyle oturduğum koltuktan kalkıp keremin odasına girdim.
-"Çık dışarı kerem."
Bu ses osman kurçay'a aitti.
Kaşlarım çatıldı onun burda ne işi vardı?
-"Osman bey,ne işiniz var burda?" Kerem sakinliğini koruyarak ona hesap soruyordu,
-"Seni gebertmeye geldim!!"
Bu sarhoştu,sesinden içtiği belli oluyordu keremi öldürmeye geldiğini söyleyince tek kaşımı kaldırıp vücudumu kimsenin görmüceği şekilde odanın kapısından çıktartım.
Kafamı hafif eğdiğim de keremle osman'ı daha rahat görüyordum;
-"Ne saçmalıyorsunuz siz?"
Kerem hala ona karşı saygıyla yaklaşıyordu,
-"Seni adam eden benim lan! Senin bu evde oturmanı sağlayanda!" Osman o kadar yüksek sesle bağırarak yaptıklarını keremin yüzüne vuruyordu.
Ardından keremin yakasını tuttup sallamaya başladı,
-"Ama sen,sen ne yaptın?" Tuttuğu yakayı bırakıp kendini geriye verip sol ellini sağ beline götürünce gözlerim kocaman açılmıştı.
Osman kurçay gerçekten de kerem'i vuracaktı keremin odasına girip merve sevin'in cenazesinde giydiğim o kombini tekrardan hızlı hızlı giyinmeye başladım. Valizimin üzerinde duran siyah maskeyi takıp askı da asılı olan şapkayı da kafama geçirdim;
Çekmece de duran silahımı pantolumun arasına sıkıştırıp yavaş haraketlerle odadan çıkıp balkon tarafına çıktım,kerem zemin katta oturduğu için balkon kısmı arka bahçeye bakıyordu sol bacağımı kaldırıp balkon demirin üstüne attım kendimi hafif kaldırıp sağ bacağımı da attıp balkondan aşağı atladım.
Belimde ki silahı çıkarttıp iki ellimle dik tutmaya başladım ev duvarlarına değe değe yavaş yavaş ön kısma geldiğim de osman kurçay ve arkasında duran itlerini gördüm osman sılahı kereme doğrulturken diğer itlerde aynısı yapıyordu, bugün benim için anlaşılan eğelenceli geçecekti.
-"Benim arkamdan iş çevirmek neymiş kerem?" Sılahı sallayıp köpek gibi bağrıyordu,
Büyük ihtamelle bombalattığım evi keremin yaptığını öğrendiği için bu kadar kudurmuştu,kafasıyla adamlara keremi tutmaları için işaret çakınca iki iri adam keremin kollarını sıkı bir şekilde kavradı.Bende sessizce duvarın arkasında onları izliyordum çünkü asyolisler sahaneye en son çıkardı;
Osman keremin karnına geçirdiği tekmeyle kerem inleyip o acıyla kendini büktü,osman keremin yanına yaklaşıp eğmiş olduğu kafayı kaldırıp yüzüne yumruk geçirdiğin de keremin kafası benim olduğum bölüme düşmesiyle beni gördü,
İşaret parmağımı dudalarıma götürüp belli etmemesi için susmasını işaret edince keremin yüzünde muzur bir gülüş oluştu,kerem kafayı kaldırıp osman'a bakmaya başladı.
-"Yapabildiğin sadece bunlar mı?" Kerem osmanı kışkırtmak istercesine uğraşınca bende o sıra tetiği çekip hazır olda beklemeye başlamıştım.
Osman o iğrenç kahkahasını patlattıp ellinde duran silahın tetiğini çektiği an silahın arkasını yüzüme doğru çekip hafifce eğildim vuracağım kişi osman değildi,sadace dikkatini dağıtmak için bir iti'ni vuracaktım.
Kendimi ayarlayıp hazır olduğum an tetiğini çektiğim silahımla,keremin sağın da duran ve kollunu tuttan itin tam beyninden vurmuştum,
Tabi ben sadece tek köpeği vurduğumu zannetirken bir taşta iki kuşun olması beni de şaşırtmıştı.
Kerem eğik olduğu yerden doğrulup osman'a geçirdiği yumrukla osman alkollün etkisiyle yere yığılmıştı,adamlar keremi vurmak için harakete geçecekken onlardan önce davranıp tam göz hizam da duran üç korumanın beynine sıkmıştım.
Osman yere yığıldığı için sılahı da yere fırlamıştı kerem yerde ki iki silahı elline alıp kalan 7 adama sıkmaya başlayınca bende arkadan göz hizama alabildiğim adamları vuruyordum,silah sesleri heryeri inletirken heryer savaş alanına dönmüştü kerem o adamlarla ilgilenirken yerde yüzüstü yatan osman kurçay'a doğru çevirdim namluyu öldürmeyecektim ama yara almadan da bırakmayacaktım.
Silahın namlusunu baldırına doğru hizzalıyıp tek el ateş ettiğim de osmanın acı içinde bağrış sesleri sıkılan bütün silah seslerini bastırmaya yetmişti;
Kerem dikkatini osman'a verdiği için kalan son bir adamı unutmuştu,arkasın da ki it tetiği çekik silahın namlusunu keremin kafasına doğru yöneltmişti,
-"Kerem eğil!"
Kerem benim sesimle kafasını eğdiği an iki el ateş edip,adamın tam anlından vurmuştum.
Silahın namlusunu kendime çevirip dudaklarımı hafif o şekli verip üfledim,
Silahı bellime sıkıştırıp yüz üstü yatan osman kurçayın yanına gidip sol ayağımı kaldırıp,kurşun'un açtığı yaranın üzerine basmaya başladım.
-"AH!!" Acıdan deli gibi inlerken bu hali bana acayip enerji veriyordu,
Napim ben meditasyon kızı değildim benim ruhuma gelen tek şifa kan ve ölümdü...
Kerem yanıma gelip dudaklarını araladı,
-"Napıcaz bunu" kafasıyla bir yandan osmanı gösteriyor bir yanda kısık bir sesle napacağımızı soruyordu,
Omuz silkip tekrardan ayığımla osmanın baldırına basmaya başladığım da ses yoktu,-"Evlerinin önüne at!"
Kerem yüzünü buruşturup -"Tek başıma mı?"
Tek kaşımı kaldırıp,-"Yok komşularla beraber." Dedim.
-"İki dakika bekle burda" dedim kerem'e, eve girip mutfağa geçtim çekmecelerden birini açıp benim boyuma yakın siyah bir çöp poşeti çıkarttıp geri mutfaktan çıkıp kerem'in yanına döndüm.
Kerem bi ellimde ki çöp poşetine bakıyor birde bana bakıyordu,napmak istediğimi anlamamıştı.
Ellimde ki çöp poşetini kerem'e uzattıp,-"Adamlara söyle,gelsinler çöp poşetine koyup kurçay konağının tam önüne atsınlar."
Kerem sıkıntılı bir nefes verip dediğimi yaptı,10 dakika içerisinde 10 koruma bahçeyi sardığın da ben içeri geçip kendime kahvemi bile yapmıştım,kerem içeri girip evin kapısını kapattıp karşımda ki tekli koltuğa kendini attı, -"Halletin mi?" Diye sordum.
Kafasını aşağı yukarı sallayıp;
-"Evet,videosunu atacklar" dediğin de yüzümde gülümseme oluşmuştu,
Bakalım karısı sevda kocasını bir çöp poşetinin içinde bulunca ne yapacak?
Kahvemden bir yudum alıp,-"fotoğrafta çeksinler,çektikleri fotoğrafları da magazin sayfasına gönderin."
Bu daha iyi günleriydi, kerem kafasını aşağı yukarı salladı.
Kahve bardağını önümde ki masaya bırakıp ayağı kalktım;
-"Sabah 04.00'a iki bilet al." Dedim,
Kerem,-"İki bilet derken?" Diyip tek kaşını kaldırıp bana bakmaya başladı.
-"Senle bana,şu süre etrafta bulunmam iyi olmaz o yüzden benimle istanbul'a geliyorsun orda sana bir ev tuttucaz ortalık sakinliğine kadar ve ben herşeyi yoluna sokana kadar istanbul'da kalacaksın."
Osman kurçay kerem'in peşini bırakmaz hata onu evsiz bile bırakırdı,çünkü yaşadığı bu ev osman kurçay'a aitti osman onun adamı olması için ev ve araba vermişti kerem'e.
Kerem başka şansı olmadığı için kafasıyla onaylayıp telefonundan biletleri alırken bende üstümü değiştirmek için kerem'in odasına girip kapıyı kapattım o panikle yere attığım pijamalarımı yerden alıp tekrardan üzerime geçirip odadan çıkıp salona geçtim.
-"Yatağı hazırla,yatalım erken kalkıcaz." Kerem sesimle ayaklanıp odasından getirdiği yeni çarşaf ve yastıkları yatak haline getirdiği koltuğa serip yastıkları düzenli bir şekilde koydu,-"iyi geceler o zaman" diyip yanımdan ayrılırken ben yatağa geçip kafamı iyice yastığa gömdüm yarın heryer de osman kurçay'ın fotoğrafları dolanacaktı.
Bu daha o pisliğin şükür etmesi gereken günleriydi bakalım benim ölmediğimi ve mardin de bir şirket kurup onun ayağını kaydıracağımı bildiği zaman napacaktı,düşüncelerden sıyrılıp kendimi uykuya verince herşey kapkaranlık bir an'a dönüşmüştü.
SON...
SİZCE MERT'İN BAHSETTİĞİ O BEYAZ GÜL KOKULU KIZ GECE'Mİ?
OSMAN KENDİNE GELDİĞİN DE VE KENDİNİ MAGAZİN SAYFALARIN DA GÖRDÜĞÜN DE NE YAPACAK?
Evet bir bölümün daha sonuna geldik...
Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum kendinize çok iyi bakın hoşçakal'ın
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |