
!bu bölüm hafif psikolojik olarak ağır bir bölümdür.
Kayıp izler
17.BÖLÜM;
İstanbul'a çoktan varmıştık kerem'i bir artı bir bir eve yerleştirip kendim de kendi evime geçmiştim,ışıllar kendi evine dönmüş olmalıydı ki ev bomboştu tek çalışanlardan firüze vardı.
-"Hanımım kahvenizi bahçeye bıraktım." Firüze,
Oturdugum koltuktan kalkıp bahçeye çıktım saat 6'dı,güneş yeni yeni ağarırken ben bir yandan sıcak kahvemi diğer yandan ciğerlerime kadar çektiğim sigaramı içip gökyüzünü izliyordum.
Gözlerim gökyüzünün üzerinde gezinirken nedensizce kendimi ait hissetmediğimi fark ettim,sanki buralara bu şehire yaşadığım hayat'a ait değildim;
Bu bende küçük yaşlarda da olurdu annem ve babam diye bildiğim insanların yüzüne bakarken içimden biri biz onlara ait değiliz derdi,
Oturduğum o sofralar'a,oturduğum masalar'a,yürüdüğüm yollara hiç biryere ait değildim...
Belki de ben daha kendimi tanımadığım için böyle hissediyordum sevda kurçay annem ile babamın mezarlarını söylediğin de o gün içerisinde mezara gitmiştim,garip olan şu ben o mezar'ın altında yatan insanlara bile ait hissetmiyor gibiydim.
Ben hiç biryere ait değilsem,neden burdayım ki dedim kendimce bir insan ait olduğu yerde yaşarken ben neden ait olmadığım yerlerde ve ruhlarla bir araya geliyordum?
Telefonuma gelen bildirim sesiyle gözlerimi gökyüzünden çevirip yanımda duran telefon'a bakmaya başladım bu saate kim olabilirdi, sol ellimi uzattıp telefonu ellime aldım bildirime baktığım da kerem bir video ve fotoğraf göndermişti.
Bildirimin üzerine tıklayıp videoyu izlemeye başladım,adamlar bir çöp gibi osman kurçayı kendi konağının önüne attıp geri araç'a binmişlerdi videoyu izlerken dudaklarım hafif kıvrıldı bana yaşattıklarını yaşamadan ölmesine izin vermeyecektim.
Ve bunu kendim yapacakktım,bu lanet adaleti kendim sağlayacaktım hayatını karartığı her kız için yapacaktım bunu...
Videodan çıkıp kerem'i aramak için rehbere girip keremin numarasının üzerine tıkladım,
Galiba telefon ellindeydi hemen açmıştı;
Kerem:-"izledin mi?
Ben:-"Evet,magazin sayflarına atıldı mı bunlar"
Kerem:-"Evet,1 veya 2 saate heryerde duyulur ve yayılır."
Gülümsedim,kendini magazinlerde göründüğün de bakalım ne yapacaktı.
Ben:-"Tamam."
Keremle konuşmayı bittirip telefonu kapattık,hava soğuduğu için bahçeden içeri girdim bu havaları seviyordum ancak artık yazın gelmesini de istiyordum.
İçeriye girdiğim de burnuma mis gibi kahvaltı kokuları gelmeye başladı firüze kahvaltıları hazırlarken bende bi duş alıp giyinecektim yoldan geldiğim için rahatlamam lazımdı,odama çıkıp kapının arkasında asılı olan bornozumu ve saç havlumu alıp banyoya geçtim.
Suyu sıcak hale getirip suyun altına girdim,yarım saat sonra duş işim bittiği için duşa kabinden çıkıp astığım bornozumu giyip önümü bağladım ellerimle saçlarımın uçlarını kurulaya kurulaya banyodan çıktığım da vücudumu bi rahatlama basmıştı.
Bugün işlerim olmasa net çoktan yatağa geçip uyumuştum ama artık şu vaktin hızlanması için gerekli görüşmeler yapacaktım.
Birde sarp beyle de seansım olduğunu es geçmemek lazım tabi;
Giyinme odama girip gardirobu sonuna kadar açtım,üzerime bol boğazlı bir kazak çıkarttım altım için de kalın bir tayt alıp giyinmeye başladım.
Bugün rahat bir kombin yapmak istemiştim,spor beyaz bir ayakkabı giyip saçlarımı güzel bir dağınık topuz yapıp makyaj aynamın önüne geçtim;
İlk önce yeşil lenslerimi taktım,ardından hafif bir kahve tonuna yakın far sürüp kahverengi bir eyeliner çektim elmacık kemiklerim daha belirgin olsun diye bronzor sürüp dağıttım toprak renklerin de alığı uyguladıktan sonra yüz makyajım bitmişti.
Dudaklarıma kahverengi bir kalemle çerçeve yapıp toprak rengi ruj sürdüm artık hazırdım,makyaj masamdan kalkıp geri odama geçtim komedinlerden biri açıp küçük bir sandık çıkarttım.
Yatağıma geçip oturdum,sandığı hemen önüme koyup bakmaya başladım yavaşça iki ellimi sandığa uzattıp kapağını açtığım da kurumuş çicekler birde kolye gördüm kaç sene geçerse geçsin kolye hala sağlamdı,
Kolyeyi ellime alıp biraz inceledim,beyaz kalp vardı ucunda ve ortasında bir desen vardı ancak kaç senelik kolye olduğu için silinmişti.
Yatağımdan kalkıp odamda ki boy aynasının karşına geçip kolyeyi boynumla birleştirip taktım, sol ellimle kolyenin ucuna değip hafif bir dokunduğum da karnıma değişik bir sancı girmişti.
Kaşlarım çatıldı,birden bire gene ne diye girmişti ki bu sancı?
Omuz silktip odadan çıkıp aşağı kata indim kahvaltı masası çoktan hazırdı masanın başına geçip sandalyemi çekip oturdum firüze tabağıma kahvaltılıkları doldurduktan sonra çayımı da koyup yanımdan ayrıldı,televizyonu açıp magazin programı sunan kanala girdim.
Kahvaltımı daha iştahlı hale getirmek için osman kurçayın o halini görmem gerekecekti.
Herkese merhaba! Gündeme gibi düşen gelişmelerle yine karşınızdayız.!
Hafta sonuna damga vuran olaylar,ünlülerin dünyasında neler oluyor...hepsi birazdan.
Çayımdan keyifli bir yudum alıp dikkatimi ekrana verdim,
Mardin'in lüks semtlerinden birinde ortalık bir anda karıştı.Ünlü iş adamı Osman kurçay konağının önüne dün gece geç saatlerde,siyah bir çöp poşetinin içinde konağının kapısına atılmasıyla,kısa sürede tüm magazin günde mi sarstı.
İlk başta sıradan bir çöp sanıldı,ama ihbar üzerine gelen görevliler ve videolar sıradanlığı bozup gizemli bir olaya döndü,
Magazin muhabirleri konağın önüne akın etti,canlı yayın araçları sıraya dizildi.-"Sabahın ilk ışıklarıyla şok gelişme!" Manşetleri atıldı,sosyal medya ise çılgına döndü.
Herkesin dilinde aynı soru;
-"Ünlü iş adamı,osman kurçay'a ne oldu?neden kapısının önüne bir çöp poşetiyle bırakıldı?"
Evet gelişmelerden gene sizlere haberdar edeceğiz...
Sırtımı sandalye yasladım,bu haber bugün benim için en zafer verici bir andı. Şuan o yüz ifadesini deli gibi merak ediyodum dün gece epey bi sarhoş olduğu için yaşadığı hiç birşeyi hatırlamıyordur.
Sandalyeden kalkıp bahçeye çıktım,keyifli bir kahvaltının üzerine içilen bir keyif sigarası yapacaktım.
Masaya eğilip paketimi aldım,içinden bir dal sigara çıkartıp dudaklarımın arasına yerleştirip yaktım içime çektiğim her duman diğerlerinden farksızdı,çünkü bugün heryer de osman kurçayın çöp skandalı meydandaydı;
-"Firüze!" Diye seslendim.
Firüze sesimle yanıma geldi,
-"Buyrun hanımım."
-"Üzerime bir şal getiriver birde elma çayı." Bu kapalı hava da bitki çayı güzel giderdi kafasını sallayıp yanımdan ayrıldıktan sonra telefonu ellime alıp aslıyı aramak için rehbere girdim,bakalım izmir de ki şirkette durumlar nasıldı tabi birde mardin de yapılan inşaat.
Bi 2 dakika çaldıktan sonra telefon açıldı;
-"Alo gece hanım?"
-"Merhaba aslı,nasılsın?"
-"İyiyim,gece hanım."
-"Şirkette ki durumlar nasıl?"
-"Hiç bir aksilik yok gece hanım,sadece onay vermeniz bir kaç email var onları da size yönlendireceğim." Dedi,
-"Tamam,aslı birde şu inşaatı hızlandırsınlar 4 ay bekleyemem."
-"Tamam gece hanım gerekli proje sorumlusu mimarlarımızla iletişime geçeceğim...birde size sormak istediğim bir şey var."
-"Evet dinliyorum."
Derin bir nefes alıp verdi,
-"Mardin de ki şirket tamamlandığın da bir çoğumuz oraya mı geçeceğiz.?"
-"Evet.burda aldığınız maaşın 5 kat daha fazlasını alacaksınız."
Şuanlık bildiğim ekiple çalışacaktım,çünkü her biri işlerinde başarılı insanlardı bu yüzden onlara gerekli evleri ve parayı sunacaktım.
-"Ben size gelen mailleri adresine gönderiyorum gece hanım."
Tamam diyerek telefonu kapattım,
Kapattığımın saniyesinde telefonum çalmaya başladı,-"kerhane telefonuna döndü resmen." Dedim kendi kendime arayan ışıldı;
-"Gece! Magazin haberlerini gördün mü?" Dedi heycanlı bir sesle,
-"Evet."
-"Ayyy hemen buluşmamız lazım."
-"Işıl bugün yoğunum başka bir zaman."
-"Peki gece sendeyim o zaman!" Dedi.
İlla gelecekti,tamam diyerek ışılın telefonunu da kapattım şu telefonun fazla çalma işini sevmemiştim.
Firüze sarp'ın geldiğini söyleyince salona geçtim,
-"Hoşgeldin." Dedim.
Sarp boynunu hafif eğerek -"Hoşbuldum."
Kafamı mutfağa doğru çevirdim,-"firüze yukarı iki kahve getirirmisin?"
Firüze kafasını aşağı yukarı sallayıp mutfağa dönünce bizde çalışma odasına çıktık,içeriye girip yerlerimize oturunca firüze ellinde tepsiyle içeriye girip kahveleri masaya koyup odadan çıktı.
-"Nasılsın?" Dedi sarp sakin sesle,
Kafamı aşağı yukarı sallayıp gülümsedim,-"Çok iyiyim."
Sarp benim bu halime alışık olmadığı için garipser bir yüz ifadeysiyle bana bakmaya başladı,-"Bu mutluluğu neye borçlusun?" Hem bana soru soruyor hemde not almak için kalemini ve defterini hazırlıyordu.
Omuz silktim;
-"Eğer bunu söylersem beni ya hastaneye kapatırsınız yada nezarete." Alaycı bir sesle sarp'a bakıyordum,sarp'ın kafası karışmış gibiydi.
-"Daha açık olurmusun?" Yüzünde tek bir mimik yoktu ama baskısı vardı.
Omuzlarımı kaldırıp indirdim,-"Normal şartlarda çok açık biriyim ama şuan kapalılığı tercih ediyorum."
Sarp derin nefes alıp verdi yasladığı sırtı şimdi dik duruyordu,ellerini birbirleriyle birleştirip dirseklerini masaya yasladı,
-"Bak gece,ben buraya senin iyi olman için geliyorum lütfen sende bunu zorlaştırma."
Gözlerimi devirdim,
-"Ben gereken kolaylığı sağlıyorum."
Sarp kafasını sallamaya başladı,-"Hayır gece sağlamıyorsun."
Israrla benimle inatlaşıyordu;
-"O sana bahsettiğim annem ile babam." Diye girdim cümleye sarp geri sırtını yaslayıp bakışlarını üzerime dikti.
-"Yani galiba onlar öz ailem değil." Dedim.
Sarp dudaklarını araladı,-"Böyle düşünmenin nedeni ne?"
Bakışlarımı pencereye doğru kaydırıp dışarı izlemeye başladım.
-"Bana her konuda yalan söyleyen iki insan sence öz ailem hakkında doğruyu söyler mi?"
Hafif gülümsedim,-"Söylemez doktor..." Kendim sorduğum soruya kendim cevapladım.
-"Peki dna testi?" Tek kaşını kaldırmış bana soru sorarken gözlerimi camdan çekip sarp'a baktım.
-"Herşey yoluna girince yaptırmayı düşündüm ama sonra vazgeçtim bu düşüncemden...benim hayatım hiç bir zaman normal'e girmeyeceği için yarın herşeyi ayarlıcam."
-"Gece," dedi o sakin sesiyle.
-"Çok yorgunsun farkındayım...duygularını ne kadar güzel saklıyor olsan da benden saklayamazsın."
Sessizleşip sarp'ı dinlemeye başladım,
-"Eğer onlarda senin öz ailen çıkmazsa yıkılırsın,her ne kadar hayır ben yıkılmam desen de içtenlikle bittersin buna hazırmısın?"
Tek kaşını kaldırmış gözlerinde ki endişeyi bana yansıtıp hazır olup olmadığımı soruyordu,benim bile kendime sormadığım bu soruyu o bana soruyordu.
-"Gece kendine çok yükleniyorsun,ve bu seni daha da derinden etkiliyor daha kendine bile sormamışsın hazır olup olmadığını."
Ellim istemsizce boynumda ki kolyeme kaydı,sarp bakışlarını boynuma getirip dudaklarını araladı,
-"İlaç saatini aksatmayalım." Dedi.
Belki de tedirginliğimi anlamıştı çünkü ben duygularım hissediliği zaman kaçardım,biri beni çözmeye başladığın da kaçardım eğer kaçmazsam en büyük zararı böyle alacağımı düşünürdüm.
Ben diğer kızlardan farklı büyümüştüm,sevgili yapacak kadar sokaklarda olamamıştım 13 yaşımdan 18 ime kadar bir tımarhanede bağlı şekilde kalmıştım,18'den sonra mafya caamiyasına atılıp şirket kurmuştum.
13 yaşlarım öncesi zaten tam bi acı,verdiğim savaşlar herşey ben tek büyümüştüm kimsesiz büyümüştüm.
Sarp sandalyeden kalkınca bende oturduğum yerden kalkıp aşağı indik,koltuğa uzanıp sol kolumu sarp'a doğru uzattım ayarladığı serumu sol koluma takıp karnımdan hazırladığı iğneyi vurup ilaçlarımı da vermişti.
Yerinden doğrulup tepemde dikildi,-"Bugünlük seans bu kadardı hoşçakal." Diyerek evden çıkınca tek başıma kaldım.
Beynimde dolaşan sesler sarp'la yaptığımız konuşmalardı,kalbime hancer batıyordu sanki duygularımı bana göstermesiyle herşey daha da beter hale gelmişti.
Sağ ellimi kaldırıp kalbimin üzerine koydum içimde öyle bir sıkıntı vardı ki olduğum eve sığamıcak kadar büyüktü.
Deli gibi bağırmak istiyordum yeter diye kalbimin üzerinde olan parmaklarımı sıkmaya başladım,sanki kalbimi çıkarttıp atmak istercesine...
-"YETERR!!!"istem dışı haykırmaya başladım,beynim artık uyuşuyordu içimde ki o şey artık bırak beni diyordu,
-"Gece hanım!" Firüze koşa koşa yanıma gelmişti,ben o sıra kolumda ki serumu çıkarttıp fırlattım.
Yatığım yerden doğrulup yumruk yaptığım ellerimi koltuğa vurmaya başladım,içimde ki o şey nefesimi kesiyordu vurduğum koltuğun ucunda küçük halim belirdi;
-"Neden yapıyorsun bunu bize gece?" Ağlyordu.
-"Seni affetmicem gece." Dediğin de iki hancer kalbimin ortasına saplandı,
-"SUS!" Ellerimi kaldırıp saçlarımı çekmeye başladım.
Ellimin üzerinde bir temas hissetiğim de kafamı kaldırdım karşım da o vardı OSMAN KURÇAY...
-"AAHAHAHAHAH!!" Yüzüme karşı haykırıyordu.
Kendini bana doğru eğip boğazıma yapıştı,diğer elli yüzümde geziyordu.
-"Şşş...sakin ol."
Oturduğum yerden doğrulmaya çalıştım ama boğazımı o kadar sert sıkıyordu ki kalkmama engeldi.
Zar zor dudaklarımı araladım,-"S-seni öldüreceğim kurçay." Diyebilmiştim.
Kafasını yüzüme daha çok eğdi,-"Ah gece..."
Birden boğazımda ki eller çekilince hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladım,ayağı kalktığım da karşım da sevda kurçay vardı.
-"Senin öz ailen..."
Arkasın da osman kurçay bana kelepçe gösterip gülüyordu,
Kafamı yana çevirdiğim de küçüklüğüm iki kolunu kendini siper edercesine kapatmış sallanıyordu,
-"Seni affetmicem." Diyordu.
Birden osman kurçay ve sevda kurçay bir taneyken ikisinden onlarca olmuş beni daire içine almışlardı hepsi birden birşeyler diyordu,yere oturup saçlarıma yapışıp çekmeye başladım.
-"Gidin." Diye haykırıyordum.
Ama gitmiyorlardı...ellerimi saçlarımdan çekip kafama sertçe vurmaya başladım.
-"YETER!!" Diye haykırdım yerden zar zor kalkıp mutfağa doğru koşmaya başladım,çekmecelerden birinden aldığım bıçakla geri salona döndüğüm de kimse yoktu.
Bıçağı duvara fırlattım,salonda ne varsa hepsini yıkıp dökmeye başladım.
Beynim de ki sesler gitmiyordu,görüntüler gitmiyordu ses tellerimi yırtacak haykırışlarım bitmiyordu...
Nefesim kesiliyordu ne eve sığabiliyordu bu içimde ki durum nede ruhuma gözümden yaş akmıyordu ama içimde koca bir fırtına vardı...
Boynumda hissetiğim bir acıyla gözlerime siyah perde inmesi bir oldu,vücudum uyuşmaya başlayınca olduğum yere yığıldığımı hissettim sadece.
Baş ağrısıyla gözlerim yavaş yavaş açılmaya başladı,boş bakışlara etrafa bakınmaya başladığım da koltuğun bir ucunda oturan sarpı gördüm gözlerim hafif diğer tarafa kaydığın da keremin kafası yere eğik bir şekilde oturduğunu görünce,dudaklarımı zar zor araladım sanki konuşacak güce sahip değildim.
-"N-nol-" noldu bile diyememiştim.
Sarp ve kerem benim sesimle kafalarını bana döndürdü,
-"Gece...iyimisin?" Keremin endişeli sesi kullaklarıma işliyordu ama cevap verecek o nefesi kendim de bulamıyordum.
Sarp oturduğu yerden kalkıp baş tarafıma geçti,gözlerimi hafifce yukarı doğru kaldırdığım da sarp ellinde bir iğneyle seruma birşeyler aktarıyordu.
-"Gece bizi duyabiliyorsun ama şok etkisinde olduğun cevap veremiyorsun,ama merak etme 1 veya 2 saate birşeyin kalmayacak." Sakin bir sesle bana durumu iza ederken ben bırak sesi tek bir mimik bile oynatamıyordum.
Nolmuştu bana şoka girecek kadar,neden sadece yığıldığım anı hatırlıyordum kerem ve sarp ne zaman gelmişti?
Sarp geri kalktığı koltuğa oturdu,-"Gece,ilaçlarını yükseltmemiz gerek durumun iyiye gitmiyor."
Hiç birşeye anlam veremiyordum,ne durumu ne yükseltmesi beynim bomboştu.
Kerem dolu gözlerle ilk bana bakıp sonra da bakışlarını sarp'a döndürdü,
-"Nolcak şimdi?"
Sarp omuz silkti;
-"Ellimizden gelenin fazlasını yapıcaz,yoksa gece akli dengesini tamamen kaybedecek."
Herşeyi duyuyordum ama sadece duyuyordum.
Gözlerim kendi kendine kapanmaya başlayınca istesem de engel olamıyordum,göz kapaklarımı serbest bıraktığım da artık herşey kararmıştı ne sarpın ne de keremin sesleri geliyordu.
Birden gözlerimin önünde bir bahçe belirdi,neresi burası bilmiyorum ama banklar vardı ellerimin ortasın da şuan taktığım kolye duruyordu küçücük ellerimle kolyeye bakıp derin iç çekiyordum...
Büyük ihtamelle bir rüya görüyordum ve bu rüya geçmişimle alakalıydı.
SON...
Sizce o kolye ve rüya neyle ilgili olabilir?
Gece bu olaylarla nasıl başa çıkacak?
Sizce nazım hikmet ve nazmiye hikmet gecenin öz ailesi mi?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |