21. Bölüm

19.Bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

 

Evet arkadaşlar uzun zamandır bölüm yazamıyordum.

Şimdi tekrardan geldimmm.

19.Bölümle,20.Bölüm de artık bölümler 1 hafta da bir gelecek sadece 21.bölüm 2 hafta da gelecek oda başran aşağı bölümleri düzenlenlemem gerekiyor.

Ve üstüne Wattpad üzerinden de düzenleme yapmam lazım.

Bu yüzden 21.bölüm 2 hafta sonra,diğer bölümler hafta da 1 kere şekilde gelecek.

Haydi o zaman bölüme geçelim🥳😆

 

 

 

 

 

-Kayıp izler-

19.Bölüm;

O an ki sinirle,bi hışımla kalkıp kerem'in evine gelmiştim.

Kapıy'ı o kadar sert çalışıyordum ki,artık avuç içlerim acımaya başlamıştı.

Baya bi kapıyı çalmama rağmen ne açan vardı,ne de başka bir şey.

"Peki, Kerem." Diyerek kendimi hafif arkaya doğru verdim.

Belim'e sıkıştırdığım silahı alıp,tetiğini çekip namlusunu tam kapının kilid noktasına odakladım.

Kapının kilidine,attığım tek bir mermi.kapının kilidini kırmasını sağlamıştı;

Omuz silkip,hızlı adımlarla kapıya sert bir tekme geçirince. Artık kapı komple açıktı,

Ya zorla girecektim,ya da onun rızasıyla ama o zoru tercih etmişti.

-"Kerem!" Diye haykırmaya başladım. Salonun ortasında,

Kerem kendi odasının kapısını açıp,gövdesini salona doğru çıkartığın da anlamsız surat ifadesiyle bana bakıyordu.

Anlaşılan,uyuyordu.

-"Ne oluyor Gec-" gözleri kilidi kırılmış kapıya kayınca, duraksadı.

-"Kilit niye kırık?" Diyip,gözlerini bana doğru çevirdi.

Omuzlarımı kaldırıp indirdim,-"Açmadın,bende kırdım." Dedim, alaycı bir ses tonuyla.

Kerem hala ne olduğunu anlayamadığı için, suratıma aval aval bakıyordu.

Gözleri yavaşça ellime kaydığın da,gözlerini hafif kısıp kaşlarını yukarı doğru kaldırdı.

-"O ellindeki kağıt,ne?" Diye sorunca benim de gözlerim DNA testi raporuna kaydı,sinirde sıktığım için ellimde top halini almıştı.

Top şekli almış o raporu Kerem'in yüzüne doğru fırlattım;-"Sen açıklamak istermisin?"

Kerem yere düşen, kağıda eğilip elline aldı.

Top şekli aldığı için kâğıdı açmaya çalışırken, suratı buz kesmişti.

Açtığı kağıdın üzerin de koskocaman DNA testi raporu yazıyordu.

-"Gece." Diyebilmişti,kısık bir sesle.

-"Ne zaman açıklayacaktın?"

Gözlerini kağıttan ayırmayıp,sert bir şekilde yutkundu.

Anlaşılan ona,bundan haberin var mı diye sormama bile gerek kalmamıştı.

Halinden belliydi bildiği.

O da bana yalan söylemişti,herkes gibi.

Daha doğrusu söylemeye çalışmıştı;

-"Evet Kerem! Ne zaman açıklayacaktın?" Aynı soruyu tekrardan ona yöneltim.

Ancak Kerem sadece ellin de ki raporu izliyordu, tepkisizdi.

Yanına ilerleyip elleri arasın da olan kağıdı çektim,-"Sana soru sordum!?" Diye bağırdım.

Kerem gözlerini boş ellerinden çekip,bana bakmaya başladığın da gözlerin de sadece mahcubiyet vardı.

-"Gece,bak." Diye girdi cümleye,bu cümlenin ardından ne çıkacaktı merak ediyordum.

Kollarımı göğüsümün ortasında birleştirip,sol bacağımı hafif öne doğru kırdım.

-"Evet,bakıyorum." Dedim.

Kerem derin nefes alıp verdi. Sanki yükünü hafifletmek istercesine;

-"Açıklayacaktım, sadece biraz daha toparlanmanı bekledim." Diyince. İstemsizce bir kahkaha atmıştım.

Kerem,huzursuz gözlerle beni izliyordu;

-"Toparlanınca öyle mi? Size göre bitmiş,çökmüş gibi mi duruyorum?"

Bağırarak ona hesap soruyordum.Böyle bir şeyin bahanesi olamazdı.!

Benim hayatım yalanlar üzerine kuruluyken,o da bana bunu yapamazdı.

-"Hayır!" Dedi.

Sesinde oluşan,o hüznü ve korkuyu anlamıştım.

Ama umrumda değildi,o bana yalan söylemişti.

Ne kadar belli etmesem de içten içe Kerem'e güvenmiştim,her işimi ona hallettirmiştim.

Ama o,bana ailem konusun da yalan söylemişti,belki ben devreye girmeseydim hala o mezardaki insanları öz ailem sanacaktım.

Kerem acı dolu gözlerle, beni izliyordu yaptığının pişmanlığını çekiyordu. Ama sanki gözlerin de anlattığı başka bir sır vardı.

-"Başka yalanın varsa söyle!" Demiştim,artık ne varsa öğrenip bir gece de bunun acısını çekmek istiyordum.

Kerem soruma tepkisiz kaldı,ne hayır diyebildi ne de evet. Aslında susmak da en büyük cevaptı.

Yüzüm de acı bir tebessüm oluştu;-"Susmak da en büyük cevaptır." Sesim de oluşan o boşluk,kendi içimi üşütüyordu.

Kerem,kafasını sağa solla salladı,-"Hayır." Dedi.

-"Eminmisin?" Düz bir sesle,

Aşağı yukarı salladı kafasını,-"Eminim." Hayır değildi. Sesin de hala titreklik vardı,hala beni bir konu da kandırıyordu.

-"Peki" dedim, sadece artık diyecek kelimeler yoktu.

Arkamı dönüp,kırık kapıya doğru yöneldim;

-"Gece!" Kerem'in seslenişiyle,adımlarım duraksadı.

Kafamı hafif ona doğru döndürdüm, boynu hafif yana eğikti.-"Özür dilerim." Diyince, kafamı sağa solla sallayıp önüme döndüm.

Evden çıkıp, aracıma bindiğim de kalbim de oluşan acı,gene beni sarsacaktı.

Aracı çalıştırıp yola çıktım,aklım hala kerem'in yalanlanlarındaydı.

Benden sakladığı başka bir şey de vardı,bundan emindim kendini ele veriyordu.

Ve ben,sakladığı o şey neyse peşine düşecektim.

Araçtan inip, anahtarı adamlarımdan birine verip eve doğru ilerledim.

Kapıyı açıp,hırkamı askılığa astım.kendimi koltuğa fırlattığım da telefonum çalmaya başladı.

Arayan aslıydı;

-"Alo."

-"Merhaba,Gece Hanım. Nasılsınız?"

-"İyiyim. Aslı sen?"

-"İyiyim, inşaat bitti şuan iç mimarlarımız.İç dekoları hallediyor."

-"Süper! Artık vakit geldi."

Yüzümde oluşan,şeytani bir ifade herşeyi anlatıyordu.

Artık oyun benimdi; ya kazanacaktım,ya da kazanacaktım.

-"Ben sizin,gönderdiğiniz listeden bir çok ekip arkadaşlarımla konuştum. Hepsi okeyledi."

-"Güzel."

-"Diğer haftaya geçmiş oluruz Mardin'e Gece hanım."

-"Okey."

Telefonu kapattıktan sonra,kendimi iyicene koltuğa yaydım.

Şuan bu haber, beni biraz da olsa rahatlatmıştı.

Ayağı kalkıp odama doğru çıktım,sıcak bir duş ve güzel bir kahve biraz daha sakinleştirirdi beni.

Kendimi duşa attıp,bir süre duşta kaldım.

Duşa kabinden çıkıp, bornozumu üzerime geçirip aşağı kata indim.

Evin sessiz oluşu,binevi benim için huzurdu.

Kahvemi yapıp, bahçeye geçtim. Hava da güzel bir koku vardı,yağmur hafif hafif çiliyordu.

Kahve bardağımı masaya bırakıp, sigaramı yaktım. 18 yaşında başlamıştım bu illete ve şuan bırakamıyordum.

Ne kadar istesem de,dudaklarımın arasına aldığım sigaramdan bir duman çekip,dumanı havaya üfledim.

O sigaranın şeffaf dumanı,hava da kaybolurken kahvemden bir yudum aldım.

Derin bir iç çekip verdim,ellim boynumda duran kolyem'e doğru gitti.

Hâlâ bu kolyenin,kimin verdiğini bilmiyordum.

Yalnızlık bana verilen değişik bir lütufdu,canımı yakmıyordu.

Ama kendimle yüzleştiriyordu;

ben küçük yaşlardan beri hep yalnız bir çocuktum.

Okulda da pek sevilmezdim,herkes bana hayalet gözüyle bakarlardı.

O zamanlar,bir kişilik daha inşaat etmiştim. Adı Gece olan bir kişilik.

Onunla oyunlar oynar,bir yandan dertleşirdim.

O yoktu,ama benim gözlerimin önünde var oluyordu.

Aslında o durum benim delirdiğimin ilk belirtisiymiş.

Tabii! Çocuk aklı,delirdiğini bilemezsin ki, bende bilemedim.

O zamanlar gözlerimin önünde olan Gece...Şuan benim içimdeydi.

Ve o inşaa ettiğim Gece,o saf küçük benle hiç bir alakası yoktu.

Gece, binevi şeytandı;

Ama o küçük kız binevi bir suydu...

O gün yaşadığım,kriz de o küçük kızın,seni affetmiyeceğim sesleri hala kullaklarımdaydı.

Çünkü ben bu oyunu kazanayım diye,onu bile harcamıştım.

Ne kadar kurçayların öz kızı olmasam da,bende onlar gibi kendim için kendimi yakabilecek hırsa sahiptim.

En çokta,acaba gerçek ailem nasıldı?

Benim kadar vicdansızlarmıydı?

Yoksa, merhamet onların taa kendisilermiydi?

Kuzenlerim, veya kardeşim var mıydı?

En önemlisi de hayattalarmıydı?

Kafam da deli gibi düşünceler dolanıyordu, cevabı olmayan düşünceler.

Yavaş yavaş Güneş batarken,hava'nın sert serintisi ortaya çıkmaya başlamıştı.

Üşüdüğüm için yerimden kalktım,birde üstümde bornoz vardı.

Hasta olsam,boku yerdim.

Salona geçip,kendi odama doğru çıktım üzerime rahat şeyler giyinmek için giyinme odama doğru geçip,gardirobumu açtım.

Üzerime siyah uzun kollu bir pijama takımı geçirip aşağı kata geri indim,kendimi koltuğa fırlattıp telefonda dolanmaya başlayınca.

Gözlerime bir gönderiye takıldı, Mert'in attığı bir gönderiydi bu.

Fotoğrafı iyice incelemeye başladım,Mert'in çocukluğudu bu ellinde bir beyaz gül.

Çekilen Kameraya karşı gülümsüyordu.

Kaşlarım çatıldı,"Mert, ve beyaz gül ne alaka?" Kendi kendime soru soruyordum.

Gözlerim,gönderinin açıklama kısmına kaydığın da, kocaman açılmıştı.

"En az,bir beyaz gül kadar zarifsin..."

Yazıyordu.

Mert'in aşık olduğu,veya geçmişte takılı kaldığı sevdalısı vardı net!.

Beyaz gülü bende çok severdim,hemde deli gibi kokularım bile genellikle beyaz gül karışımı olurdu.

Anlaşılan Mert'in sevdiği kadın da,beyaz gülü çok severdi.

Mert hakkın da çoğu şeyi merak ediyordum,hayatıma bian giriyor ve bian da çıkıyordu.

Garip bir döngümüz vardı; bu yüzden içten içe onu merak ettiğim zamanlar olmuştu.

Ama hiç araştırma fırsatım olamadı,zaten benim daha kendime vaktim yoktu.

Üstten gelen bildirimle, gözlerimi hafif telefonun üst bölgesine kaydırdım.

Cenk yazmıştı,

Gözlerim fal taşı gibi açıldı,ne alakaydı şimdi!?

Mesaj'ın üzerine tıkladım;

-"Merhaba efendim,gözler lens mi?"

Mesajla, suratım gerildi.

Hayvan herif! Dalga geçmek için gene beni bulmuştu.

Ben mesaj bölümündeyken, Cenk gene yazmaya başladı.

-"Hass!ben unutmuşum,lensti gözler zaten sjajsjjsjs."

Gerçekten şansını zorluyordu! Klavye'ye girip yazmaya başladım.

-"Biraz daha benimle uğraşmaya devam edersen,yazacak parmağın kalmayacak!"

Yazıp gönderdim.

Anın da görüldü olmuştu,

Gene yazmaya başladı,

-"Şşş...asi kız sakin."

Şuan 32 diş güldüğüne emindim.

-"Mardin'e geldiğim an, Mardin'i terk et!"

Yazdım.

Bu sefer onu öldürecektim, gülünce gözüken hiç bir diş kalmayacaktı agızında.

Mesaj görüldü kaldığı sıra, Instagram uygulamasından çıkıp kendime birşeyler sipariş etmek için.

Yemeksepetine girdim,açıkmıştım.

Ne yesem diye bakınırken,üsten bir bildirim gelmesiyle dikkatimi gelen bildirime verdim.

Cenk,kaleliler ve osuruklar diye bir grup kurmuş.

Ciddi olamazdı bu!

Cenk;-"Osuruk sensin,Gece."

Ozan;-"Cenk,kapat şu Grubu!"

Cenk;-"Niye,dikkatin mi dağılıyor?"

Ozan;-"Cenk,sikerim belanı!"

Mert;-"Şu,gruptan nasıl çıkılıyor?"

Mert'in mesajını görmemle,hafif kahkaha attım. Bu gerçekten nasıl gruptan çıkalacağını bilmiyormuydu?

Omuz silkip,gruba yazmak için bildirimlere tıkladım.

Ben;-"Cenk,öldün!"

Cenk;-"Geldi,bizim osuruk lslslslwmsls."

Ben bunu cidden sikerim!

Ben;-"Cenk!"

Ozan;-"Olum, kızla düzgün konuş!"

Cenk;-"O benim aslan biladerim, alınmaz bana demi lan kirve."

Cenk'in mesajını okumamla, Büyük bir sesle kahkaha attım.

Gerizekalıydı,

Mert;-"O ellerini siktirme bana, Cenk!"

Cenk;-"Çok bozuk bir herifsin."

Mert;-"Düzgün konuş,abinle!"

Cenk;-"Siktir ordan."

Ozan;-"Cenk,neden açtın grup?"

Cenk;-"Reels gönderirken, yanlışlıkla açtım."

Yemin ederim ki, bunların mesajlarına kıkır kıkır gülüyordum.

Mert;-"Ellinin ayarını sikeyim o zaman"

Ben;-"Ben çıkıyorum."

@Geecekran gruptan ayrıldı.

Gruptan çıkıp, telefonu yanıma koydum.

Televizyonu açıp,kanalları gezerken telefonum çalmaya başlayınca gözlerimi televizyondan ayırıp yanımda duran telefona döndürdüm.

Arayan Mert'i.

Telefona uzanıp,açıp hoparlöre aldım.

MK:"Niye çıktım?"

"Hesap mı vericem?"

MK:"Evet!"

"Hayır!"

Diyip yüzüne kapattım,şuan sinirlendiğine emindim ama umrumda bile değildi.

Telefonuma gene, bilinmeyen bir numaradan bildirim gelmişti.

"ÖZ AİLENİ ÖĞRENMEK İSTİYORSAN,ATTIĞIM KONUMA GEL!"

Mesajı okumamla,karnıma gene bir sancı girmesi bir oldu.

O an kalbim bile sıkışmaya başlamıştı,ama bu ataktan dolayı değil.

Bu öz ailemle ilgili olduğu için.

İç sesim; ne yalansa? Diyordu, yalan olmasının imkanı yoktu.

Bu bilinmeyen bana zaten her gün mesajlar atıyordu.

Ve bu beni ve geçmişimi bilen biriydi.

Bu yüzden gidecektim.

Ne olursa olsun...gidip herşeyi öğrenecektim.

Bilinmeyen numaradan gelen,konuma tıkladığım da yarım saatlik bir yol gösteriyordu.

Hızlı adımlarla odama çıkıp,giyinme odama geçtim.

Böyle bir kombin yapıp,giyinme odamdan çıkıp geri kendi odama döndüm.

Çekmeceden çıkarttığım,silah kılıflarını iki bacağıma geçirip, silahımın mermilerini doldurdum.

Saçlarımı sıkı sıkı,at kuyruğu yapıp odadan çıkıp salona indim.

Kapının yanında duran dolabın üzerinden arabamın anahtarlarını alıp evden çıktığım da adamlarım önlerini ilikleyip bana bakıyorlardı.

-"Siz,beşiniz benimle geliyorsunuz." Diyerek solumda duran beş adama işaret çaktım.

Beş adam kendi araçlarına geçerken bende önde ki aracıma binip,yola çıktık.

Attığı konumu dikkatlice kontrol ettiğim de,şehir'in merkezinde olmayan harabe bir ev'i gösteriyordu.

"Hazırmısın?" Diye sordu iç sesim;

"Hazırım" diye yanıtladım,kendimi.

Aradan geçen yarım saatlik yoldan sonra,aracı kocaman bir bahçeye Park edip araçtan indim.

Gözlerimle etrafı taradığım da içim buz kesiyordu, sanki burda değişik bir şey vardı.

Eski bir depoya benziyordu,bakımsız ve döküktü. Büyük ihtimalle bir çok insan çoğu pis işini burda hallediyordu,

Yavaş adımlarla,kapısı açık olan depoya adım attım.

İçerisi baya geniş ve büyüktü,bir o kadar da pis kokuyordu.

Kullağımın yanından geçen mermiyle, bacağımda takılı olan silahı çıkarttıp arkamı döndüm.

-"Kimsin?" Diye bağırdığım da kendi sesim kullaklarımda yankılanıyordu.

Ancak hiç bir ses yoktu,tekrardan bir kurşun sesiyle gözlerim bacağımın yanından sıyırıp geçen kurşuna kaydı.

-"Oyun mu istiyorsun?" Dedim,şeytani bir sesle.

Diğer bacağım da takılı olan silahımı alıp karşı taraf'a doğru doğrulttum.

-"Ama unuttuğum birşey var? Benimle oyun oynamak en az şeytanla köşe kapmaca kadar kötüdür."

Belli ki biri bana oyun oynuyordu,

-"Öyle mi?" Diye gelen bir ses duydum.

Bu ses,tanıdık değildi,ama içten biryerden sanki bu sesi biliyorum hissi oluştu;

Kafamı,hafif yana çevirdiğim de karşımda biri duruyordu. Kafasında ki şapkayı gözlerini kapatacak derece de takmış,burnu ve agızını kapatmak için de maske kullanmıştı.

Tek kaşımı kaldırıp,-"Amacın ne?" Diye sordum.

Ufak bir kahkaha attı,-"Amacım? Hımmm..." Sesi alaycı ve ukala çıkıyordu.

-"Amacım... gerçekler Gece,benden ve senden çalınan o gerçekler."

Kurduğu cümleyle, tüylerim diken diken olmuştu.

-"Kimsin sen!" Diye bağırdığım da, durduğu yerden yavaş adımlarla bana doğru gelmeye başladı.

-"Bu kadar çok mu öğrenmek istiyorsun?" Diye sordu.

-"Eminim,sen benim tanıdığım birisin." Dedim.

Kafasını sağa sola sallayıp,ellerini ceplerine sıkıştırdı.

-"Bilemeyiz,belki de hiç tanımadığın biriyimdir."

-"Tanımadığım birinden,ne gibi bir gerçek çalınabilir?" Diye sordum ona.

Tanıdığım biri bile olsa,ne gibi gerçekler ellinden alındı?

Kimdi bu?

-"Hayat şaşırtır hep!" Dediğin de,omuzdam geçen kurşunla daha da kasılmaya başladım.

Bu adamın derdi başka birşeydi!

Silahımın namlusunu,sabit duran adamın bacağına doğru doğrultup bir el ateş ettim.

Ancak kurşun onu sıyırıp,camdan dışarı çıkmıştı.

-"Iska...ahahahahah."

O karnını tuttup gülerken,tekrardan ikinci kez sıktığım mermi,tam baldırının oraya saplandı.

-"Ah!" Diye. Eğilip baldırını tutarken,yanına doğru ilerledim.

-"Kimsin sen!?" Diye,aynı soruyu gene sordum.

Cevabını alana kadar da soracaktım.

-"Cevap vermen için 3 saniyen var!." Silahın namlusunu tam Alnının ortasına dayadığım da Baldırında ki iki ellini havaya kaldırdı.

-"Tamam,söyleyeceğim." Sıkıntılı bir nefes verdi.

-"Evet." Silahı,Alnı'nın ortasında her oynatışım ona ecel terleri döktürüyordu.

Beni tanıyorsa,ne kadar pislik biri olduğumu da biliyordur.

-"Gece..."

Kaşlarımı çattım;

-"Gece,ben senin kuzeninim."

Ne!? 

Nasıl kuzenimdi? Ne diyordu bu?

Olamazdı değil mi?

Benim Kurçay ailesinden hiç kuzenim yoktu.

Peki bu kimdi?

Nasıl benim kuzenimdi?

Ellim, yavaşca alnından ayrılıp boşluğa düştüğün de öylece kalakalmıştım.

Boş gözlerle,"Ben senin kuzeninim." Cümlesini anlamaya çalışırken.

O yerde kıvranıyordu;

Duyduğum cümle,bende tam şok etkisi yapmıştı.

Gözlerim sadece ona odaklanmıştı,yüzüm ve vücudum fazla tepkisizdi.

Gene mi bir oyundu bu?

 

 

Sonn...

 

 

*Sizce kuzeni kim olabilir?

 

 

*Peki bu sefer geceyi gene bir oyun mu bekliyor?

 

 

*Kerem ve Gece barışacak mı?

 

 

Bölüm : 13.10.2025 01:35 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...