23. Bölüm

20.Bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

Evett merhabaaa bacikolarrr.

!20.Bölümden sonra diğer bölümler hafta da bir kere gelmeye başlayacak.

!Her pazartesi,akşam 10:00 da yayında olacak.

! Alıntıları ve spoileri tiktok hesabım steelfable hesabında sizlerle paylaşıyorum.

 

 

 

 

kayıp izler

20.Bölüm

Üzerimdeki dar siyah crobu çıkarttıp,merminin açtığı yaraya doğru bastırdım.Crobu sıkı bir şekilde baldırına doğru bağlayıp cebimden çıkartığım telefonla 112 i aramak için tuşlara tıkladım telefonu hopörlere alıp yere bıraktım telefon kısa süre sonra açıldı.

operötör;"122 acil,nasıl yardımcı olabilirim.?"

Bir ellimle merminin açtığı yaraya baskı uyguluyordum,

sakin bir sesle,"Biri vuruldu." dedim.

Operötör;"Nerdesiniz?"

"Sanayi bölgesi,eski depo.Kırmızı kapı.Ön kısımda."

Operötör;"Yaralı nereden vuruldu?" diye sordu.

"Bacağından,hala nefes alıyor ama kanama fazla."

Diğer boşta olan ellimi kaldırıp adamın yüzünde takılı olan maskeyi indirdiğimde yüzüm buz kesti.

Bu sima bana biryerden çok tanıdık geliyordu,kahverengi gözler yüz haltları hata yeni yeni çıkan sakalları.

Operötör;"Alo,ordamısınız?" diye seslenince gözlerimi zar zor ayırıp yerde olan telefonuma döndürdüm.

"evet,evet." dedim.

Operötör;"Hanımefendi,bir bezle kanayan yaraya baskı uygulayın ekipi yönlendirdim adrese bir 20 dakıyaya gelmiş olurlar." diyince kaşlarımı çattım.

"20 dakika ne!? Adam biraz daha böyle kalırsa fazla kanamadan ölücek." Diye,söylendim.

Bir yandan da maskesini,çıkarttığım adama bakıyordum.

Bu kişi bana fazla tanıdık geliyordu,-"Kimsin sen?" Diye kısık bir sesle sordum.

Acıdan sadece yerde inleyen,o kişi beni yaşadığı acı nediyle duymamıştı.

Operötör:-"Ekip birazdan gelmiş olur,siz kapıya bir işaret bırakın sizi daha rahat bulsunlar."

Dediğinde, telefonu yüzüne kapatıp mete'yi aradım.

Kendisi korumamdı,

-"Alo,Mete ambulans gelecek kapının önünde bekleyin ve içeri yönlendirin." Diyip kapattım.

Gözlerim ful yerde,acı içinde kıvrılan adama kaymıştı artık.

Gözlerimi hafif kısıp, kafamı öne doğru eğdim.

Yüzünü daha iyi tanımak istercesine bakıyordum,ancak şuan sanki birşey onu tanımama engeldi.

-"Burdalar!" Diye bağırış duyduğum an, kafamı kapıya doğru çevirdim.

Sedye'le koşarak yanımıza doğru geldiler.

-"Müsaade edin lütfen." Genç bir adam yanıma doğru yaklaşıp müsade etmemi istedi.

Yavaşca eğildiğim yerden kalkıp,ayakta dikilmeye başladım.

Dikkatlice sedye'ye koyup, yavaşca eski deponun girişinden çıktıklarında sadece arkalarından bakıyordum.

-"Gece Hanım,İyimisiniz?" Mete koşa koşa yanıma geliyordu.

-"İyiyim." Dedim,afallamış bir şekilde.

-"Hastaneye gidiyoruz."

Yavaşca kapıdan çıkıp araçıma geçtim.

Kuzeninim demişti,ve yüzü fazla tanıdıktı.

Kim olduğunu öğrenmeden onu rahat bırakmayacaktım.

Ambulansı takip ederken,çalan telefonumla ellimi yanda ki koltuğa uzattıp telefonu aldım.

Arayan keremdi,

-"Ne var!?" Diye açtım telefonu.

-"Gece benim sana söylemem gereken birşey var."

Kaşlarım çatıldı,

-"Dinliyorum."

Derin bir iç çekip verdi;

-"Gece...senin öz annen ve baban Karun Kılıç ve Alev kılıç."

Ani bir fren,ve buz kesen bir yüzüm.

-"Gece,Gece ses ver iyimisin?" Keremin endişeli o sesi kullaklarıma geliyordu.

Ama bende tık yoktu,benim öz ailem kılıç ailesiyimiydi.

Ama bu nasıl olur!?

Çenem hafifçe titremeye başladı,ellerim buz kesildi.

Dudaklarımı araladım,

-"Ne-Ne diyorsun Kerem sen!?"

İmkansızdı,onların çocukları ölmüştü.

Ben olamazdım...

-"Duydun,Gece."

Kalbime saplanan,hançer diğerlerinden daha ağır gelmişti.

Ellim yavaşca kalbime doğru gittiğin de nefes alışverişlerim sanki,artık solunumu kesiyordu.

Beynimde oluşan o ses;

Karun kılıç ve Alev kılıç'ın kızı olduğum gerçeğiydi.

"Gece." Diye gelen sesle,kafamı yanımda ki boş koltuğa çevirdim.

Gene gelmişti,çocukluğum.

"Noldu sana?" Diye soruyordu,o masum sesiyle.

"B-birşey olmadı."

Kafasını sağa solla salladı,

"Karun ve Alev öz ailemiz mi?"

O bile bana bunu soruyordu.

"Bilmiyorum!" Diye bağırdım.

"Allah kahretsin ki,bilmiyorum Su!" Haykırıyordum.

Birden gözlerimin önünde,Alev hanım belirdi;

Simsiyah saçları,dalgalarına kadar benim saçlarımdı.

Simsiyah kömür gözler,kocamandı.

Gülünce meydana çıkan, elmacık kemikleri ve hemen aşağı bölümde oluşan o derin ve geniş gamzeleri.

Teninin bir beyaz sayfa kadar beyazlığı.

Ardından,insanların bana ona ne kadar benzediğimi söylemeleri.

İki ellimi kaldırıp, direksiyona geçirdim.

"Tabii ya!" Dedim bağırarak.

Ben anlamamıştım,ben her söylenen yalana inanmıştım.

Ama gözümün önünde ki olaylara inanmamıştım.

"Peki,bizim şuan ki halimiz ona benziyorken neden çocukluk halimiz benzemiyor." Diyince duraksadım.

Ben küçükken,küt dağınık,dalgalı ve sarı saçlı bir kızdım.

Ama hastaneye yattıktan sonra,simsiyah saçları olan bir kız oldum.

"Gece,belki de sadece hayatımızı değil kimliğimizi de değiştirmiş olabilirler."

Gözlerim tekrardan yanımda duran, çocukluğuma kaydı.

Onu incelediğim de,sevda kurçayı

Kendime bakınca,Alev kılıç'ı.

Kafamı sağa solla sallayıp,kendime gelmeye çalıştım.

Ancak yapamadım,

Zihnim bana oyun oynuyordu,gene beni kandırıyordu.

-"Gece!" Diye gelen sesle,gözlerimi telefonuma çevirdim.

Kerem telefonu hala kapatmamıştı.

-"Nerdesin? Konum at!" Diye bağırıyordu telefonda.

-"Gece,hadi diyorum!" Her sessiz kalışım onu daha da panik haline sokuyordu.

-"Atıyorum." İstemsiz bir sesle,

Telefonu kapattıp,kereme konum gönderdim.

Ambulans gözden çoktan kaybolmuştu.

"Nolacak peki,şimdi?" Su meraklı sesle,nolacağını soruyordu.

Omuzlarımı kaldırıp indirdim,"Bilmiyorum." Çaresiz bir sesle.

Boşlukta duran sigara paketine uzanıp,bir dal'ı dudaklarımın arasına yerleştirip yaktım.

"Tek bildiğim,ben artık bu kadar olaya dayanamıyor oluşum." Dediğim de sanki artık,ben değil bir başkası konuşuyordu.

Bu kadar,yalandan dolandan herşeyden sıkılmıştım.

Yorulmuştum belki de,bir gerçek öğreniyorsam gene bir yeri cevapsız ve soru işaretiyle dolu oluyordu.

Saçlarımda bir el hissettim, irkilerek yerimden sıçradım.

"Sakin ol,ben senim." Suyun o masum sesi beni yatıştırmaya çalışıyordu.

"Ben sana zarar vermem ki." Dedi o savunmasız sesle,

Dudaklarımda oluşan o acı tebessüm,"En çokta,biz veririz o zararı kendimize." Dedim.

Çaresizdim,belki de kanatsızdım.

Yıllarca bir başkasına anne baba dedim,ardından aylarca bir başkasının mezarına annem ve babam diye gittim.

Şimdi öğrendiğim gerçekle, aylarca bir araya geldiğim hata ayağını kaydırdığım adamın babam olduğunu öğrendim.

Acaba onlar bunu biliyormuydu? Bilseler söylerlermiydi?

Arabanın camı tıktıklanmasıyla,kafamı cama cevirdim.

Kerem camdan bana bakıp,kapıyı açmam için işaret veriyordu.

Kapı'nın kilidini açıp,boş gözlerle ona bakmaya başladım.

-"Kerem."

Kerem, üzgün gözlerle bana bakıyordu;

-"Hı."

Derin bir nefes verdim,

-"Benim vurduğum o adam...kuzenimmiş."

Sesim boğuklaşmıştı.

-"Biliyorum." Dediğin de,tek kaşım havaya doğru kalktı.

-"Nasıl?" Diye sordum.

-"Bunları sonra konuşalım,hadi eve gidelim sarp'da aradım eve geçiyor." Diyince omuzlarımı kaldırıp indirdim.

-"İstemiyorum hastaneye gidicez."

Kerem kafasını sağa sola salladı,

-"Hayır, Karun bey'e haber verildi o gelecek oraya seni orda görmesi iyi olmaz."

Bakışlarımı boşluğa çevirdim,-"Bilmiyor mu?" Diye sordum.

-"Bilmiyor." Dedi Kerem, soğuk bir sesle.

-"O yüzden,lütfen eve geçelim."

Kafamı aşağı yukarı sallayıp,araçtan inip diğer tarafa geçtim.

Bacaklarım titriyordu,

Hata tüm vücudum.

Kerem beni,eve getirdiğin de sarp çoktan gelmiş kapıda bizi bekliyordu.

Hep beraber içeri girdiğimiz de Sarp,bana sakinleştirici serum vermek için serumu hazırlarken,-"İstemiyorum!" Diye bağırdım.

-"Gec-" Kerem tam birşey diyecekken, oturduğum koltuktan kalkıp ayakta dikilmeye başladım.

-"O sikik ilaçları istemiyorum,dedim size!" Diye bağırıyordum.

Sarp Kerem'e bakıp,kafasını hafifçe eğdi;

-"Zorlama" dedi, kısık bir sesle.

Merdivenlerden yukarı çıkıp,odama girdim.

Hala nasıl,Karun kılıç ve Alev kılıç'ın öz ailem olduğunu düşünüyordum.

Herşey nasıl bu kadar değişik,ve kötü ilerliyordu.

Kapım tıktıklanıp açıldı,-"Geleyim mi?" Kerem kafasını hafif odaya doğru sokmuştu.

-"Gel." Dedim soğuk ve düz sesle,

-"Konuşalım mı?" Diye sordu.

Kafamla, yatağın diğer ucunu işaret ettim.

Kerem yavaşça yatağın diğer ucuna oturup ellerini birleştirdi.

-"Gece,ben bunu Osman kurçay'dan öğrendim." Dediğinde yüzüm gerildi.

Bakışlarımı ona döndürdüğüm de o sadece karşıya bakıyordu.

-"Birşey deme beni dinle sadece."

-"İlk o gün DNA testi,için aradığın da öğrendim gerçekleri. Ardından gidip araştırmalar yaptığım da bir çok sonuç oraya varıyordu." Dizini aşağı yukarı sallamaya başladı.

-"İlk başta,Osman senin ölmediğini anlamış zannetmiştim,ama aslında konu o değilmiş. Bunu bilerek yapmış."

Her cümlesi beni ayrı geriyordu,

-"O gün,beni bir bilinmeyen numara aradı. Emre kılıç bana senin ölmediğini yaşadığını ve hata kuzenin olduğunu söyledi... Tabii ilk inanması Zor geldi,ama Osman'ın Karun ve alev'in öz ailen olduğunu itiraf etmesi sonrasında yiğeni Emre'nin araması bir tesadüf olamazdı."

Gözlerini,karşıda kş boşluktan çekip bana doğru çevirdi.

-"Emin ol Gece...pişmanım sana söylemek istedim. Ama yapamadım. Emre ben karşısına çıkıcam dediği için sana bir şey diyemedim."

Kaşlarım çatıldı,

-"Benim vurduğum o Adam,Emre kılıçmıydı?" Bir hışımla yerimden doğrulup dönmeye başladım.

-"Emre benim kuzenimmi?" Diye hem soruyor hemde etrafımda dönüyordum.

-"O ölmediğimi nasıl biliyor peki!?" Sesim yükselmişti,

Kerem omuzlarını kaldırıp indirdi,-"Bilmiyorum." Dedi,kısık sesle.

Yumruk yaptığım ellimi duvara geçirdim,-"Siktir ya!." Diye bağırdığım da Kerem yerinden kalkıp,kolumdan tuttu.

-"Sakin ol." Naif bir sesle,sakin olmamı istiyordu.

Kısık bir kahkaha attım,-"Sakin olayım öyle mi? Ahahahahah." Kafamı sağa sola sallayıp,alt dudağımı ısırdım.

-"Lan! Neyine sakin olayım Kerem,baksana şu hale. Yıllarca annem ve babam dediğim insanlar üvey çıktı üstüne üstlük,üvey ailem öz ailem diye bir başkasının mezarını gösterdi...birde şimdi öz ailem kılıç ailesi çıktı."

Ellimi boynuma doğru götürdüm,-"Ve sende bana sakin ol diyorsun,delirmem gereken yerde sakin olmamı istiyorsun!" Sesim git gide yükseliyordu.

Kerem,derin bir nefes alıp verdi,-"Seni anlıyorum,ama sakin olmaktan başka bir şey yapamazsın." Diyince güldüm.

-"Gerçi sende haklısın,sen ne yaşadın ki?" Omuz silktim.

-"Sen yıllarca, işkenceler yaşayıp sonra da üvey olduğunu öğrendin mi?" Kafamı sağa solla salladım.

-"Veya, üvey annen öz ailen olarak bir başka yabancının mezarını söyleyip. Aylarca o mezarın başında af diledin mi?"

Kerem'i baştan aşağı süzüp, gülümsedim.

-"CıkCık, yaşamadın demi?" Sesim,artık yorgun ve çaresiz çıkıyordu.

Ölmem gereken yerde,ben hala savaşıyordum.

Ve bana dönüp sakin ol diyorlardı;

Ölmem gereken yerde,benden sakinlik bekliyorlardı.

 

 

 

SON...

 

 

 

*KİTAP BÖLÜMÜ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

 

 

 

 

Umarım beğenirsiniz kendinize dikkat edin...

Bölüm : 16.10.2025 01:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...