24. Bölüm

21.Bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

Evet arkadaşlar merhaba, nasılsınız??

Artık biliyorsunuz bölümler hafta da 1 gün olacak şekilde gelecek,hem daha uzun bölümler olacak.

! BU BÖLÜMÜ OKUDUYSANIZ,OY VE YORUM YAPMADAN GEÇMEYİNİZ.

! TİKTOK:@STEELFABLA HESABINA DA DESTEK OLURSANIZ SEVİNİRİM.

kitabım yavaş yavaş büyüyor bu durum beni sevindiriyor🥹umarım her yazar emeğinin karşılığını alır🙏🏻🙂

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-Kayıp İzler-

 

 

21.Bölüm:

Geçmiş zaman;

-"Anne,bir şey sorabilir miyim?" Annem o sıra, bahçede çiçekleriyle ilgileniyordu.-"Efendim" Gözleri, ilgilendiği çiceklerindeydi,ama kulağı bende.Sesim de oluşan boğukluk,nedeniyle etrafa bakındım. Eğer babam burdaysa ve ağladığımı görürse bana çok kızardı.Gözlerim her yeri taradıktan sonra, bakışlarımı anneme çevirdim;-"Sence ben,üveymiyim?" Diye sorunca,annem birden -"Ah!" Diyip tuttuğu çiçeği yere fırlattı.Anlaşılan beyaz gül'ün dikeni batmıştı elline,Çattığı kaşlarıyla,yüzüme kızgın bir ifadeye bakmaya başladı,-"Ne saçmalıyorsun Su!?" Diye sesi yükseldiği an irkildim.-"Üvey değilsem,baba neden bana üvey gibi davranıyor?" Üvey'in anlamını okulda öğrenmiştim.

Sınıfta bir kız vardı,annesi ve babası üvey olduğu için. Kızı hep dövüyorlardı.Üvey ne demek diye sormuştum ona;"Seni doğurmayan insana denir." Demişti."Ve sana kötü davranan."O günden sonra üvey olduğumu düşünmüştüm.-"Su! Senin baban,sana kötü davranmıyor sevgisini böyle belli ediyor." Diyince, kaşlarım istemsizce yukarı kalkmıştı.Sevgi denilen şey,zarar vererek olan birşeymiydi?-"Nasıl yani?" Gözlerimde oluşan şaşkınlık,annemi güldürmüştü.-"Geç,bakalım şuraya."Kafasıyla,yerde ki klimi gösterdi.Annem klimin üzerine otururken,bende paytak paytak yanına geçip oturdum.-"Bak Su,bazı insanlar sevgilerini böyle belli eder." Diye girdi konuya.-"Çünkü onların sevgi anlayışı budur,bu yüzden üvey olduğunu düşünme baba seni çok seviyor,bu yüzden sana böyle davranıyor." Yüzünde oluşan o sıcak gülümseme beni mutlu etmişti.Ellerimi birbirine vurup,-"Olleeyy! Baba beni seviyor." Diye şarkı söylemeye başladım.Annem tek ellini kaldırıp, dudağına götürdü.-"Şşş,sessiz ol Su. Baba duyacak?" Kısık sesle,sessiz olmam için uyarıyordu.Babam ne gülmeyi severdi,ne de ağlamayı. Bu yüzden en ufak gülüş sesinde sinirlenirdi.Tabii ağlama sesinde de...-"Vayy,bakıyorum da baya mutlusunuz." Babamın sesiyle,arkamı döndüm ona doğru.-"Baba!" Diye, oturduğum yerden kalkıp ona sarıldığım da. Sert bir duvara sarılmış gibi hissettim.Tek elliyle,beni omzumdan ittirdiğin de tebessüm eden yüzüm. Bozulmuştu.-"Sevda, içeri gel!" Diye Emir verdi anneme.Annem,korku dolu bakışlarla babama bakıyordu.Babam kafasını annemden çevirip,bana döndürdü;-"Sende,ses çıkartma ve ben gel diyene kadar içeriye gelme." Dedi.

"Peki" diyerek kafamı aşağı yukarı salladım.Onlar bahçeden çıktığı an,babam annemin saçlarına yapmıştı.Anlaşılan,babamın sevgi saati gelmişti.Yere düşen beyaz gül'ü ellime alıp, burnuma götürdüm."Çok güzelsin." Diyip kıkırdadım.

Şimdi ki zaman;

Evden çıkıp, kendimi sahile atmıştım. Yaşadığım ve öğrendiğim herşeyi hazmetmenin tek yolu yalnız kalmaktı.Tekelden aldığım,biramla sahilin hırçın dalgalarını izliyordum.Daha 1 saat önce, gerçek ailemin Karun ve Alev kılıç olduğunu öğrenmiştim,üstüne üstlük arkadaşlık kurduğum kız benim kuzenimdi.Tabii vurduğum o adamda,Bir yandan biramı yudumluyor,diğer yandan sayıp sövüyordum."Neden?" Dedim, kafamı gökyüzüne kaldırarak."Neden, yapıyorsun hayat bunu?" İsyan ediyordum."Neden,izin vermiyorsun normal bir hayata?"Artık kendi varlığımın,gerçekliğinden şüphe ediyordum,bebekliğim,çocukluğum hata ve hata geçmişim herşey birer yalandı.Bu kadar şey yalanken,ben nasıl gerçek olabilirdim ki?"İsyan etmek haddime değil,ama senden alacağım koca bir 20 yıl var." Diye bağırıyordum. O sonsuz gökyüzüne.Benden çaldığı her yılımı,almak istiyordum bu hayattan.Ama ilk önce,Osman kurçay'dan...3 gün sonra, Mardin'e geri dönüyordum.Hiç bilmediğim ama ilk Mardin'e adım attığım an ait hissettiğim tek yere.Ve asıl oyun 3 gün sonra başlıyordu.Benden çaldığı hayatın bedelini,canıyla ödeyecekti.Kayaların üzerinde duran, telefonum çalmaya başlayınca kafamı telefona doğru çevirdim.

Arayan Işıl Kılıç.

Derin bir nefes alıp,verdim.

-"Alo."

-"G-Gece,kuzenim Emre vurulmuş." Sesi ağlamaklıydı.

-"Anladım." Dedim soğuk bir sesle,onu vuran bendim Işıl. Kuzenin Gece Karan'dı.

Işıl,-"Anladım ne Gece!? Ben üzgünüm ve sen sadece anladım mı diyeceksin!" Sinirli bir şekilde bağırıyordu bana.

-"Kim vurmuş?" Diye sordum.

-"Bilmiyorum." Diyince rahatlamıştım.

Benim olduğumu öğrenmesi, binevi gerçekleri öğrenmekti.Ve şuan,bu öğrenilsin istemiyordum.-"Benim kapatmam lazım." Diyerek telefonu yüzüne kapattım.Önümde duran biram'dan yudum alıp, sigaramı yaktım.Geldiğimden beri,4 tane içmiştim.Ve durasım da yoktu,-"Çok içmedin mi?" Duyduğum sesle,kafamı arkaya çevirdim.Kafam yavaşça çakır olduğu için, yüzünü pek seçemediğim biri duruyordu arkamda.-"Hayır!" Diye bağırdım.Bir insan üzgünken,bir tane bira'da bile giderdi.-"Bence çok içtin." Rüzgarın sesiyle karışan o sesi,tam duyamıyordum.-"Anlamadım." Diye bağırdım.Buraya geldiğini fark edince, ayağı kalkmak için yeltendim. Ancak başarılı olamadım.-"Uzak dur,vururum!" Tehditkar bir sesle,daha yüzünü bile net göremediğim o kişiyi tehdit ediyordum.Kısık bir kahkaha attı,-"ahahah öyle mi?" Sesi oldukça neşeli geliyordu.Kafamı aşağı yukarı sallayıp,-"Öyle." Dedim.-"Sen daha ayakta zor duruyorsun." Alaycı bir sesle,"Sarhoş olmanın zamanı değildi,Gece." Diye kendi kendime söylendim.Bir alkol,hemen nasıl bu kadar etki ederdi.-"Komik mi?" Diye sordum.Ben oturuyordum,o ise ayakta kafam da dikiliyordu.Kafamı hareket ettirdiğim an, başım döndüğü için mecburen sabit tutuyordum.-"Komik olan,birşey yok." Diyip eğildi.-"Hadi,evine bırakayım seni."Kaşlarımı çattım;-"D-daha yüzünü bile bilmediğim birine niye güveneyim?" Dedim.-"Kafanı çevir o zaman." Dedi,kısık bir sesle.-"Başım dönüyor olmaz." Diye mırıldandım.Eğildiği yerden, doğrulduğunu hissettim.-"Ah,Gece Ah." Diye söylendi.

-"Kerem ben." Diyince,kafamı anında ona çevirdim.Hızlı bir şekilde çevirdiğim için, başım daha sağlam döndü.-"B-başım."Kerem kolumu,tuttup kalkmam için yardım etti.Beni arabaya bindirip,kendi de şöför tarafına geçti.-"Eve gidince,sade bir kahve yapalım sana." Bir yandan yola bakıyor diğer yandan ayılmam için,sade kahve diyordu.Eve ne ara geldik bilmiyorum ama,burnumda Türk kahvesi kokusu vardı.Kerem,fincanı dudaklarıma yerleştirip içmem de yardımcı oluyordu.-"Biliyor musun? Ben Kılıç aşiretinin ağasının kızıyım."Kerem kısık bir kahkaha attı,-"Allah Allah." Bir yandan da kahveyi içiriyordu.Kahveyi içirdikten sonra, fincanı masaya bırakıp bacaklarımı uzattı.-"Bi yarım saate, kendine gelmiş olursun." Diyip yanımdan ayrıldı.Gözlerim yavaş yavaş kapandığı an, kendimi bir okul bahçesinde buldum.Ellim de tuttuğum bir beyaz gül vardı,çevreye bakındığım da kimsecikler yoktu.Bu garipti, çünkü burası benim ilkokulumdu.Yanımdan hızlı bir şekilde koşan birini gördüm,küçük bir erkek çocuğuydu.

-"Hey!" Diye bağırdım.Ama beni duymadı,Gözlerim tekrardan ellimde tuttuğum beyaz gül'e kaydı.Hafif solgundu,-"Gece!" Diye gelen sesle, gözlerimi araladım yavaş yavaş.Kafam da dikilmiş Kerem,beni uyandırmak için bağırıyordu.-"Bağırma!" Diye bağırdım bende.-"Bağırmıyorum ki."-"Bak hala bağırıyorsun,Kerem!" Diyerek yatığım yerden doğruldum.-"Gece,Emre uyanmış." Stresli bir sesle,Emre'nin uyandığını söylüyordu.Omuz silktim,-"O bir şey demeden,git öldür!" Diye Emir verince,Kerem kaşlarını yukarı doğru kaldırdı.-"Öldüreyim mi?" Diyince kahkaha attım.-"Gerizekalı, mecazi anlamda dedim." Diyince rahat bir nefes verdi.-"Ne bileyim Gece,senin sağın solun belli değil. Şimdi gülüyorsun iki dakika sonra beni bile öldürürsün." Dedi.Omuzlarımı kaldırıp indirdim;Muzur bir gülüşle,-"İlk önce osman'ı halledeyim,sıra sana da gelecek." Dediğim de Kerem, ağızının içinde "sıçtık" diye mırıldandı.-"Emre,hakkında ne yapacaksın?." Diye sordu.Yüzümdeki gülüş yavaşça solunca, bakışlarımı başka yere çevirdim.-"Onu da,şu Osman'ın işini bitirdikten sonra halledeceğim." İşler zaten karışıktı. Ve şu süreçte daha fazla hasar almamak için gerçeklerden kaçmam lazımdı.Her öğrendiğim gerçek ruhuma,daha fazla acı veriyordu.

-"Öylece bırakacak mısın?" Diye sordu Kerem.Kafamı sağa sola salladım,-"Hayır, sadece kaçıcam." Dedim.2 gün kalmıştı,artık İstanbul'dan ayrılmama. Eminim Karun Bey'de Emre'yi alıp Mardin'e dönecekti.Bu yüzden en büyük hesaplaşmayı orda, doğduğum ve mên edildiğim topraklarda yapacaktım.

2 Gün Sonra;

-"Valizler,araçta." Kerem odamın kapısında dikilmiş. Valizlerin araçta olduğunu söylüyordu.

Son kez,odama bakıp Kerem'e döndüm;-"Tamam,çıkalım." Dedim.Odadan çıkıp, merdivenlerden aşağı doğru indiğimiz de gözlerim heryerde dolanıyordu.Koskocaman 5 ay'dı nerdeyse,5 aydır sığıntı gibi yaşadığım İstanbul'u terk ediyordum.Dün gece, saçlarımı eski rengine döndürmüştüm gözlerimi acıtan o yeşil lensi,çöpe atmıştım.Kısacası eski kimliğime geri dönmüştüm. Tek şey hariç;soyadım.Evden çıkıp, şoförün benim için açtığı araca geçip,oturdum.Kerem de hemen yanıma oturdu.-"Hazırmısın?" Diye sordu.Kafamı aşağı yukarı sallayıp,-"Hazırım." Dedim.Dün izmirde ki şirketten ayarladığım bir çok ekip Mardin'e varıp,şirkete geçmişlerdi bile.-"Konak hazır mı?" Diye sordum.Kendi adıma,bir konak da yaptırmıştım. Karan Konağı diye, bu konakta Ağa yoktu ama en az bir ağa kadar Mert bir Hanım Ağa olacaktı.-"Herşey hazır."Rahatlamış bir nefes verdim,tam anlamıyla bir aşiret kuruyordum. Bu sefer ne birinin soyadıy'la ne de kökeniyle.

Bunu herkesten ve her şeyden bağımsız olarak Gece Karan olarak yapıyordum.Dün ortaklık için, Osman kurçay'a e-mail göndertmiştim.Ve anında geri dönüş almıştık, bu planımın parçasıydı.Avıma yaklaşmamın,tek yoluydu.Havaalanı vardığımız da, Direkt uçağa geçtik.Her zaman ki gibi cam kenarına almıştım.Maksimum 2 saate Mardin'e inecektik.Uçak havalandığı an,içimde oluşan garip bir his gene midemi rahatsız ediyordu.-"İyi misin?" Diye sordu Kerem.-"İyiyim."Kerem geri önüne dönünce,bende bakışlarımı sonsuz gökyüzüne cevirdim.Emre ve Karun Bey, Mardin'e dönmüşlerdi,Emre ifadesinde kendi bacağına sıktığını iddia etmişti.Tabii Karun Bey bu duruma hiç inanmamış, Kerem Emre'nin uyandığından beri yanından ayrılmadığı için haberleri ondan alıyordum.

Işıl'da Emreler'le beraber Mardin'e dönmüştü.Kısacası hepimiz ait olduğumuz topraklara geri dönmüştük.Aradan gecen 2 saatin ardından nihayet uçak Mardin havaalanı iniş yapmıştı.Koltuklarımızdan kalkıp,uçağın açık olan kapısına ilerlediğim de gene o his vardı.Tanıdık bir his,burda var olduğuma dair bir his.

Havaalanı pistinde,5 tane koruma duruyordu. Büyük ihtimalle benim adamlarımdı.Merdivenlerden inip, benim için açılan araca bindim.Bana ait olan,Karan konağına yola çıktığımız da bakışlarımı Kerem'e çevirdim.-"Görüşme için kaç saatimiz var?" Diye sordum.Kerem sağ bileğinde takılı olan,saatine baktı;-"2 saat." Dedi.Bu süperdi,2 saat içerisinde belgeleri toparlar, yemeğimi yer,duşumu alırdım.Bugün Osman kurçay'ı mosmor edecektim.Karan Konağı yazılı,konağa vardığımız da. Gözlerim kocaman açıldı.Tam benim istediğim gibiydi, uzun Beyaz duvarlar,Boydan bir şekilde siyah Demir kapı.Duvarların üstü,tellerle çevrili. Kapı açıldığında daha da şok oldum.Evin kapısına doğru ilerleyen taşlı yol,iki yanı çimlerle kaplı,duvar kenarlarında olan ağaçlar ve beyaz güllerle süslenmişti.Tam benlik bir konaktı;Evin kapısını açıp içeriye girdim,geniş ve büyüktü, heryer parkeli ve büyük camlarla kaplıydı.Ve 5 katlıydı,

-"Nasıl buldunuz,Hanım Ağam." Diye sordu Kerem.Gözlerim etrafı gezinirken, dudaklarımı araladım.-"Baya iyi." Diyebildim.Kerem bütün heryeri gezdirmişti bana,en aşağı katta benim gizli İşler yapacağım bir oda da tasarlanmıştı.

En çok hoşuma giden o olmuştu, geri salona indiğimiz de. -"Yemek söyle." Dedim Kerem'e.Açıkmıştım,-"Sen yemeği söyle,bende duşa gireyim." Diyip 3.Kata olan odama çıktım.Baştan aşağı camlarla kaplıydı,ve ufak bir balkonu vardı.Heryer yeşil sarmaşıklarla,ve ledlerle düzenliydi.Tuvalet de odanın içerisinde olduğu için,rahattım.Hemen kendimi duşa attıp, rahatlatıcı bir duş aldıktan sonra duşa kabinden çıktım.

Kapının arkasına düzenli asılmış bornozumu alıp, üzerime geçirip önümü bağladım.Ardından,saç havluma saçlarımı bağlayıp dolapları karıştırmaya başladım.Kişisel bakım ürünlerim ve herşeyim burdaydı,ve bu çok iyiydi.Çekmeceden çıkarttığım,maskeyi yüzüme uygulayıp tuvaleten çıktım.Konak yerden ısıtmalıydı,bu yüzden evin içi hamam gibiydi.

Gardiroptan çıkartığım, kıyafetleri yatağın üzerine bıraktım.Bugün herşeyin başladığı gündü,bu yüzden iddialı ve net bir kombin yapacaktım.Vücut bakımlarımı yapıp, üzerimi giyindim.

Yaptığım kombin tam buydu,tam Gece Karan kombiniydi. Saçlarıma bağladığım havluyu açıp,yatağın üzerine koydum.Makyaj masama geçip,saçlarımı kurutup güzel bir fön çekip,koyu bir makyajla işimi bittirip odadan çıktım.Salon katına geldiğim de,yemekler çoktan gelmiş olacak ki Kerem, onları yemek masasına yerleştiriyordu.Gelen topuk sesiyle, bakışlarını merdivene doğru çevirdiğin de bian da kaskatı kesildi.

-"Ayı mı gördün?" Diye sordum.

Uzun süre bakışları üzerimde gezindikten sonra kendini sirkeleyip, dudaklarını araladı;-"Yo,yani şey hayır. Güzel olmuşsun." Dedi.Yemek masasına oturup,söylediği hamburgerimden bir ısırık aldım.-"Osman Bey,seni gördüğü an dilini yutacak." Bir yandan hamburgerinden ısırık alıyor diğer yandan Osman'ın beni görmesinden bahsediyordu.

Birşey demeden, yemeğimi yiyip bittirdim.-"Ben şirkete geçiyorum,umarım bütün dosyalar eksiksiz hazırdır."Kerem kafasını bana doğru döndürdü,-"Hepsi masanda."-"Güzel." Diyip evden çıktım.Adamlarım'ın hepsi,beni görmesiyle hazır ola geçtiler.

-"Aracımı getirin." Diye Emir verdim.İki dakika içerisinde aracımı getirmişlerdi,boynunu hafif eğip araca geçtim.Kerem de arkamdan gelecekti,bir kaç iş olduğu için onları halletmesi gerekiyordu.Mardin'in merkezinde olan,şirketimin bahçesine giriş yaptım aracımı. Araçlar için yapılan otoparka park edip araçtan indim.

Şirketin kapısına ilerleyip girdiğim de,herkes koşuşturma derdindeydi.-"Hoşgeldiniz,Gece Hanım." Yanıma gelen Aslıy'dı.-"Hoşbuldum Aslı." Bir yandan da asansöre doğru yürüyordum.-"1 saat sonra,Osman Kurçay ile ortaklık için görüşmeniz var." Dediğin de kafamı ona döndürdüm.-"Biliyorum, dosyaların odamda olduğunu söyledi Kerem."-"Evet Gece Hanım,çalışma masanızın alt çekmesin'de."Tamam" diyerek asansöre bindim,4.katda ki odama çıktım.

Herşey tam bana göreydi,masamın yanına geçip çekmeceyi açtığım da Osman Kurçayı bittirecek tam dosyalar göz hizam'da duruyordu.Dudaklarım hafif yana doğru kıvrıldı,"Bu oyun bitecek." Dedim kendi kendime.Dosyaları ellime alıp,sandaleyem'e geçip bir kaç inceleme yaptım.Aklım bir yanda da,öz aileme kayıyordu.Kafamı sağa sola salladım,"Hayır Gece,düşünmen gereken tek şey şuan. Bu oyun." Diye kendimi düşüncelerimden ayıklamaya çalıştım.

Belki bunu başka bir kız öğrenseydi,acılar içinde kendini odaya kapatırdı.Ama benim öyle bir şansım yoktu, ben uyurken bile savaş veren biriydim.Hayat bana o kadar acılar sunarken,bir yanda da savaşmam için işaret gönderiyordu.Belki birgün sağlam yıkılacaktım,ama en azından şu savaşı bittirecektim.

Kapının tıktıklanmasıyla,ellimde ki dosyaları ters çevirip masaya koydum.-"Gir!" Diye bağırdım.Kapı açılınca,gelen personel'di. Ellinde kahveyle gelmişti.-"Şöyle bırakabilirsin."Personel ellinde ki kahveyi masaya bırakıp odadan çıkınca,yerimden kalkıp odamda bana ait olan terasa çıktım.Sigaramı çıkartıp, dudaklarımın arasına sıkıştırıp yaktım.

Bugün hava baya soğuktu,çoğu yer kardan dolayı bembeyaz örtü gibi duruyordu.Telefonum çalmaya başladı,-"Alo,efendim Kerem." Diye açtım.-"10 dakikaya ordayım." Dedi.-"Tamam." Diyerek telefonu kapattım.Saate baktığım da,saat 11:10 vardı.Nerdeyse 50 dakika kalmıştı, Osmanla karşı karşıya gelmemize.Kahvemi içip,biraz etrafı izledikten sonra geri odama döndüm.

Bugünden itibaren yoğun bir tempoyla çalışmam lazımdı,baya bi işleri boşlamıştım.Bilgisayarımı açıp,gelen mailleri kontrol ederken telefonuma gelen bildirimle bakışlarımı telefona çevirdim.Bilinmeyen numaraydı,yani Emre Kılıçtı.

-"Gece,konuşmamız lazım." Yazmıştı.

Mesajı üstten okuyup,cevap vermeden geri telefonu masaya bırakıp işe odaklanmaya çalıştım.Ama hala aşamıyordum,bu öz ailemi.Kapım açıldığı an, kafamı kapıya çevirdim gelen Keremdi;-"Şu kapıyı çalmadan girme!" Diye yükseldim.Kerem,-"Kusura bakma." Diyip masamın önündeki sandalyeye oturdu.-"Birazdan gelmiş olur Osman." Dedi.Kendimi sandaleyeme yaslayıp,bacak bacak üzerine attım.-"Gelsin bakalım." Dedim.-"Kapıda ki görevlilere söyledin değil mi? Geldiğini haber edecekler." Diye sordum.Kerem kafasını aşağı yukarı sallayıp,-"Evet" Dedi.

Telefonuma gene bir bildirim geldi,

"Önemli!" Emre yazmıştı gene.

Umursamadan, gözlerimi tekrardan Kerem'e döndürdüm.-"Emre mi?" Diye sordu.-"Evet." Dedim.-"Ne diyor?"-"Konuşmamız lazım dedi."Kerem,hafifçe kafasını yana doğru eğdi,-"Konuş." Diyince,sinirli bir ifadeyle Kerem'e baktım.-"Sen karışma Kerem!" Diye bağırdım hafif.

Kerem sıkıntılı bir nefes alıp verdi,"Peki" diyerek kafasını aşağı yukarı salladı.Kapı tıktıklanmaya başlayınca, bakışlarımı kapıya çevirdim.-"Gel!" Diyince kapı açıldı,gelen görevliydi.-"Gece Hanım, Osman Bey geldi napalım?" Diye sorunca hafif gülümsedim.-"Alın." Dedim.Görevli odadan çıkınca,Kerem de ayaklandı.-"Başlıyoruz." Dedim, eğlenceli bir sesle.Sandalye mi arkaya doğru döndürdüm,Kerem de başımda dikiliyordu.

Kapının açılma sesini duyduğumda yüzümde şeytani bir gülüş oluştu,sırtım ona doğru dönüktü.-"Kerem?" Duyduğum ses Osman Kurçay'a aitti.Kerem'i burda görmesinin şaşkınlığını yaşıyordu.-"Sen ne yapıyorsun burda?" Diye sordu Kerem'e.Kerem,-"Ne görüyorsanız,onu yapıyorum efendim." Demişti.

...

-"Hoşgeldin,Kurçay." Dönük olan sırtım,artık dönük değildi.Çeketimin, şapkasını açıp Osman'a baktığım an,kasılan vücudu her şekilde belli oluyordu.-"N-nasıl?" Diyebilmişti,Kerem'e kafamla işaret çakıp, kapıyı kitlemesini söyledim.Kerem yanımdan ayrılıp kapıya ilerleyip kitlediğin de, Osman bakışlarını benden alamıyordu.-"Bi hoşgeldin demek yok mu?,üvey kızına."Sert bakışlarımın altında,ezilen bir Kurçay vardı.Kerem Osman'ın omzuna ellini koyup,-"Otur bakalım." Diyince Osman masamın önünde ki sandalye'ye geçti.

-"Ama sen ölmüştün." Dedi kısık bir sesle,Omuz silktim;-"Belki de hayat bana ikinci şansı vermiştir." Diyip göz kırptım.Sandalyem'den kalkıp,tam önüne oturdum.Bacak bacak üzerine attım,kollarını göğüsümün ortasında birleştirdim.-"Ben Gece Karan." Dediğim an,teni kireçe dönmeye başladı.

-"Kısacası ecelin." Diyip kendimi hafif öne eğdim.Kerem dosyayı bana uzattığın da ellinden alıp önümüzde ki masaya fırlattım.-"Ah Kurçay,karda yürüyüp izini belli etme diyen adam." Kendimi arkaya yasladım.-"Bakıyorum da,sen karda yürüyüp izini bırakmışsın." Gözlerimle önümüzde duran dosyayı gösterdim.-"Silah kaçacaklığı, uyuşturucu, kızları pazarlama ve tecavüz. Vb...şeyler." Osman her kelimemde şok oluyordu.

-"Ben şimdi bunları,liderlerle sunsam acaba kim seninle devam eder?" Dudaklarımı büzdüm.-"Hımm...düşüneyim,kimse." Dedim.Osman,şaşkın gözlerle masa da duran dosya'ya bakıyordu.-"Nerden buldun bunları.?" Gözlerini dosyadan ayırmadan,bana soru soruyordu.Omuzlarımı kaldırıp indirdim,

-"Bizde deriniz diyelim." Yüzümde daha emin bir gülüş oluştu.-"Ne istiyorsun?" Yüksek sesle,Omuz silkip, kendimi öne eğip gözlerimi kıstım;-"Gerçekleri Kurçay."Gözlerimiz birbirine kenetlendi,benim gözlerim de sertlik ve intikam onun ise korku ve tedirginlik.-"Ne gerçeği istiyorsun,herşeyi biliyorsun!" Diye yükseldi.

Kafamı sağa sola salladım,-"cık,cık herşeyi bilmiyorum kurçay ama öğreneceğim." Dedim kararlı bir sesle.-"Merve Sevi'yi de senin öldürdüğünü biliyorum." Kafamı ona doğru eğip kısık sesle,Merve hakkında konuştuğum da tüyleri diken diken olmuştu.Dudaklarında aralık oluşmuştu,ama konuşamadı.Hafifçe gülerek, kendimi geriye verip net gözlerle Osman'a baktım.-"Kurçaylar'dan birşeyler,kapmış mıyım?" Diye sordum.

Osman sessizdi,

Hala beni görmeyi idrak edememişti.Yerimden kalkıp kendi masama doğru ilerledim.-"Kerem,Osman Bey'e davetiyesini verir misin unutmadan." Diyip yerime geçtim.Osman tek kaşını kaldırıp bana bakmaya başladı,-"Ne davetiyesi?" Diye sordu.

-"Geri dönüş, partim." Diyip göz kırptım.-"Amacın ne!?" Ayağı kalkmış,iki ellini masama vurduğu an gülümsedi.kendimi arkaya verip,tek kaşımı kaldırdım.-"Şşş,sakin ol üvey babacığım." Kahkaha atmaya başlayınca.

Osman Kurçay'ın yüzü daha da geriliyordu,onu bu halde görmek hoşuma gidiyordu.Daha çok kendime çektim,-"Bana yaşattıklarını,yaşamadan ölmene izin mi verecektim.?" Diyip kahkaha attım.Osman,kendini bana doğru uzatıp yüzüme tokat atacağı an,anlık bir refleksle bileğini tuttup. Tokat'ını engellemiştim.

-"Şansını zorluyorsun!" Dedim. Tehditkar bir sesle,-"Gece sakin ol." Kerem yanıma gelip sakin olmam için uyarı veriyordu.Bileğini kendime doğru sert bir şekilde çekip,dudaklarımı araladım.-"Senin karşında, koskocaman hanım ağa var! Kurçay,o yüzden yapacağın en ufak harekete dikkat edeceksin benim karşımda."

Bileğini bırakıp;Saçımı başımı düzeltip,geri yerime geçtiğim de Osman ölümcül bakış atıyordu.-"Kansa kan! Savaşsa savaş Karan!" Diyip odayı terk ettiği an,şeytani bir gülüş oluştu suratım da.Kerem,-"Merve'yi gerçekten Osman mı öldürdü?." Diye sordu.

-"Evet." Dedim.Telefonum çalmaya başlayınca,bakışkarımız telefona kaydı.

Arayan Emre'di.

-"Alo,Gece."

-"Ne var!?"

-"Konuşmamız lazım."

-"Konuşacak birşeyimiz yok."

-"Gece, sadece ikimiz olacağız." Diyince içten içe okeyledim.

-"Konum at 10 dakikaya ordayım." Diyip telefonu kapattım.

-"Emre mi?" Diye sordu Kerem.Kafamı aşağı yukarı sallayıp,-"Evet,görüşmek istiyor." Dedim.-"Gidecek misin?" Diye sordu.-"Evet." Dedim.Masada ki eşyaları toparlayıp,ayaklandım.-"Ben çıkıyorum,ordan da eve geçerim." Diyerek odadan çıktım.Tam o esnada, bildirim geldi.Emre konum atmıştı,

Benim şirketime 5 dakikalık bir AVM'in konumuydu.Araca geçip bindim,aracla 2 dakika diyebilirdim.Binmem'le inmem bir oldu,araçtan inip kafeye doğru ilerledim.Emre,kendine kahve söylemiş beni bekliyordu. Karşısında ki sandalyeyi çekip oturduğum da kafasını kaldırıp bana baktı.

-"Hoşgeldin Gece." Dedi,sakin bir sesle.Tek ellimi kaldırıp, garsona gel işareti yaptım.-"Bana bi americona getirmisin?" Dedim.Garson yanımızdan uzaklaşınca bakışlarımı Emre'ye çevirdim,

-"Evet,konuşmamız lazım dedin geldim.Konuşalım bakalım."Emre kahvesinden bir yudum alıp,sigarasını yaktı.-"Ölmediğini başından beri biliyordum." Diyince kaşlarım çatıldı.-"Küçüktüm,kuzenini kaybettik dediğin de ilk inanmıştım. Ama sonra..." Sert bir şekilde yutkundu.-"Ama sonra... Rüyama girdin,o simsiyah gözlerin. Aynı yengeme benziyordun bana gel diyordun." Anlatığı şeye baya şaşırmıştım.-"Anlamadım." Dedim düz bir sesle,-"Gece o gün rüyama girdin ve bana yaşadığını söyledin." Dediğin de kanım çekilmiş gibiydi.Bu nasıl olurdu?-"Seninle ilk karşılmamız sadece,proje olayın da değildi..." Demesiyle yüzüm daha garip hâl aldı.-"Biz seninle,İzmir'in herhangi bir şehrinde herhangi bir parkında karşılaştık." Gözleri boynumda ki kolyem'e kaydı.-"O boynunda ki kolye,benim sana hediye ettiğim kolye." Diyince dudaklarım o şeklini almıştı.

Ellim istemsizce,kolyem'e dokundu. Bu nasıl olurdu? Ben niye hatırlamıyordum?-"İmkansız." Dedim.Emre gülerek,-"İlk seni,otelin parkında görmüştüm. Tek başına oturmuş ayaklarını sallıyordun, bende kolye'yı meleği bulduğum an ona vermek için hep saklıyordum." Gözlerini başka yere çevirdi.-"O kolye,Melek dünyaya geldiği zaman alınmıştı.13 yaşında takacaklardı ama olmadı; o gördüğüm rüyadan sonra o kolyeyi alıp sakladım. Çünkü biliyordum bulacaktım seni."Şok olmuş bir şekilde dinliyordum sadece.-"Yani sen herşeyi biliyordun." Dedim.Emre kafasını aşağı yukarı salladı,-"Hemde herşeyi..."-"Senden tek ricam,şuan kimseye bir şey dememen Emre." Dedim.-"Kimsenin haberi olmayacak,Karun Kılıç'ın kızı olduğumdan ben günü ve vakti gelince söyleyeceğim." Diyince Emre boş bakışlarla bana bakıyordu.-"Anladın mı?" Diye sordum.Emre,-"Peki." Dedi sadece.Sandalyeden kalkıp,ayaklandım.-"Hoşçakal." Diyip onu arkamda bırakıp ordan ayrıldım.Avm'den çıktığım an kalbime giren ağrı nefesimi kesmişti."Sakin ol." Dedim kendi kendime.

"Geçecek,güçlü ol."Hızlı adımlarla aracıma bindim.İki ellimi kaldırıp direksiyona defalarca vurmaya başladım."Yeter!" Diye bağırdım.Kafamı sağa sola sallayıp,"Bağırma Gece,güçlü ol,güçlü ol." Diye söyleniyordum."Sıçayım güçlülüğe ben sadece dinlenmek istiyorum." Sesim boğuklaştı.Şu son zamanlarda daha yoğun ve psikolojik olarak ağır dönemlerden geçiyordum.Bian hala Avm'in ortasında olduğumu fark edip, kendimi sirkeledim kimsenin beni böyle görmemesi lazımdı.

Aracı çalıştırıp,AVM'den ayrıldım gideceğim konum belliydi;Kurçay konağı.Konağın önüne vardığımda,kapı kendiliğinden açıldı.Araçla içeri girip,park etmeden el frenini çekip araçtan indim."Bıraktığım gibi." Dedim kendi kendime.Yavaş adımlarla,kapıya ilerleyip tıktıkladım.Anında açılan kapıyla,içeri daldım.-"Selamın aleyküm." Diye salonun ortasına yürüdüğüm de Sevda oturmuş dergi bakıyordu.Bakışlarını dergiden çekip,bana doğru döndürdüğün de yüzünde kocaman bir şaşkınlık yarattı.-"Hortlak mı gördün,sevgili üvey anneciğim." Diye koltuğa oturdum.-"Sade kahve." Hizmetliye kahve için seslenirken,diğer yandan sevda'ya bakıyordu.Sevda,hala şaşkın gözlerle bana bakarken ben çok rahattım.Hizmetli kız kahveyi masaya bırakıp yanımızdan ayrıldı.-"Ee,nasılsın?" Diye sordum.Sevda kendini sirkeleyip, dudaklarını araladı.-"A-ama sen ölmüş-" diyecekken lafını kestim.-"Şuan karşında olduğuma göre,ölü sayılmam."Yüzümde ful muzur bir gülümseme vardı,ardından yanımda ki çantamı alıp açtım. İçinden çıkarttığım dosyayı Sevda Kurçay'ın önüne fırlattım.

-"Lafı çok uzatmıcam,bu dosya da kocanın pislikleri yatıyor." Gözlerimle dosyayı gösterdim.Sevda kurçay, gözlerini masa da duran dosya'ya çevirdi. Tedirgin elliyle uzandığı dosyayı alıp incelediğin de yüzü buz kesmişti.Kafasını sağa sola sallayıp,-"Yalan bunlar." Diye inkâr etmeye başlayınca kahkaha attım.-"Ahahahah,yalan öyle mi?" Ellimi dudaklarıma değdirip,-"Affedersin,komik geldi de." Ardından yüzümü ciddi hale getirip kendimi öne verdim.-"Kocanın nasıl biri olduğunu bilmene rağmen yalan mı diyorsun?" Tek kaşımı kaldırmış sevdaya bakıyordum.-"Yapmaz o!" Diye sesini yükseltti bana.-"Peki" diyerek oturduğum yerden kalkıp, açtığım telefonu yüzüne doğru tuttum.-"İzle o zaman." Sevda telefonumu elline alıp,zamanında Osman'ın genç kızlara yaptığı ve kızların da itiraf ettiği videoyu açmıştım.Ellini dudaklarına değdirdi,-"olamaz." Dedi,kısık bir sesle;

Telefonu ellime alıp,asıl olay olan videoyu açtım.-"Bakalım buda mı yalan?" Diye telefonu ona uzattığım da.Ellini boğazına götürdü,-"I-ışıl." Diyebilmişti.Zamanında o pis elleri,ışıl'da deymişti.Telefonu kapattıp koltuğa fırlattım,-"Işıl kılıç,yani namı değer kuzenim." Diyince gözleri kocaman açıldı.Tam birşey diyecekken, işaret parmağım Sevda'nın dudaklarına değdi.-"Şşş,Sevda Kurçay her yalan uzun sürmez." Diyerek susturdum.Kendimi dikleştirip,kafamı koltukta oturan sevdaya doğru eğdim.-"Eğer,kocanın idam edilmesini istemiyorsan...istediklerimi yapacaksın." Diye emir verici bir sesle konuştum.

-"N-ne istiyorsun?" Diye sordu,titrek bir sesle.-"Herşeyinizi." Dedim,buz gibi bir sesle.Geri sevdaya eğilip, hafifçe kulağına doğru yanaştım.-"Benden çaldığınız,herşeyi." Dediğim an öksürmeye başladı.Bir yandan kalbini tutuyor,diğer yandan öksürüyordu.Tek ellimle boğazına yapıştım,-"Benim olan herşeyi istiyorum,ama ilk istediğim... canınız." Ellerim arasında can çekişiyordu.Zamanında benim de can çekiştiğim gibi,-"Eğer,o alçak kocana buraya geldiğimi söylersen. Bir gece ansızın herşey bitter." Dedim ürkütücü bir sesle.Kafasını aşağı yukarı sallamaya başladı,Boğazında olan ellimi çekip,kendimi dik hale getirdim.

-"Süper o zaman." Diyerek göz kırptım.Arkamı dönüp evden çıktım,tam karşıda duran aracıma binip kendi konağıma doğru yola çıktım.Akşam davet vardı,Eve vardığımda içeri girip, direkt odama çıktım. Duş almaya vaktim olmadığı için dolabımı açıp kıyafet bakınmaya başladım.Kerem,bir çok iş insanına davetin haberini vermişti.Kombinimi yapıp giyinmiştim, saçlarıma güzel bir şekilde verip makyajımı tazeledim.Son dokunuş bordo rujumu sürdüğüm de işin bitmişti.Ayna'nın karşısına geçip kendime baktığım da,güçlü bir kadın görüyordum.

Saate baktığım da,saat 18:00'a geliyordu. Davet 19:00 da olacaktı,ama ben bir saat erken gidip mekana bakmak istemiştim.Parfümümü sıkıp odadan çıkıp, merdivenlerden inmeye başladım.Her topuk sesi,benim sesimdi;Salona indiğimde,kapımın çalınması bir oldu. Yavaş adımlarla kapıya ilerleyip,açtığım da karşımda Kerem duruyordu.Ani bir şokla,duraksayıp baştan aşağı beni süzerken yüzümü buruşturdum.-"Kendine gel." Uyarıcı bir sesle,Kerem kendini sirkeleyip,hemen doğru döndü.-"Hazırsan çıkalım." Diyince. Kapıyı çekip evden çıktım.Araca binip,tuttuğum vilaya doğru yola çıktık.Bir süre sona varınca, Kerem kapımı açıp inmem için yardımcı oldu.Gözlerim, villada gezinirken dekorasyon baya güzel olduğunu fark ettim.Bahçeden içeri girerken,karşımda duran üç adamla duraksadım.

Mert Kaleli,Ozan Kaleli ve sevimsiz Cenk Kaleli.

Üçü de elleri cebinde bana bakıyordu.Mert baştan aşağı beni süzüp,hafif bir serseri gülüşü attığın da sert gözlerle ona baktım.-"Dönmüşsün." Dedi,o buz gibi sesiyle.Saçlarımı arkaya attım,-"Evet." Diyince. Mert bir adım attıp yanıma yanaştı.-"Eski kimliğinle hemde." Alt dudağını büzüp, kaşlarını yukarı kaldırıp kafasını sallamaya başladı.Sonra, hafifçe kulağıma doğru eğilip fısıldadı,-"Anlaşılan,kan dökülecek." Kulağıma gelen fısıltı. İçimde değişik şeyler uyandırıyordu.Kendimi geri çektim,-"Seni ilgilendirmez."Ellerini cebine sıkıştırmış, Altan bana bakıyordu.Omuzlarını kaldırıp indirdi,-"Belki de ilgilendirir." Diyip geri Ozanla Cenk''n yanına geçti.Villadan içeri girecekken,tam yanında durdum tam ona doğru bakmıyordum.

-"Benden uzak dur Kaleli!" Dedim.-"Emrin olur,Gece Kılıç" dediği an,kafamı hızlı bir şekilde ona çevirdim.-"Ne dedin sen?" Diye sordum.-"Gece Kılıç dedim."İstemsizce çatılan kaşlarımla Mert'e bakıyordum.-"Sen nerden biliyorsun?"Omuzlarını kaldırıp indirdi,-"Neyi?" Diyip göz kırptı.-"Öz ailemi." Diye yükseldim.O koca ve kaslı gövdesini dikleştirip,gene o serseri gülüşünü attı.

-"Bizde deriniz."Bir kaç adım attıp,Mert'in yanına yanaştım. Boyu uzun olduğu için karnına geliyordum.Kafamı ona doğru kaldırdığım da o çoktan bana doğru eğmişti kafasını.-"Eğer birine söylersen, gebertirim seni!" Diye tehdit ettim.Eğdiği,boynu biraz daha eğip iyice yanaştı yüzüme doğru.İlk gözlerime, sonra yavaşça dudağıma kaydı bakışları.Alt dudağını ısırıp,-"Emrin olur." Diyince yüzünde ki muzurluğun farkındaydım.Gözlerimi iyice,o kopkoyu gözlerine odakladım.Aynı şekilde oda;Göz merceğin de, artık kendi yansımamı görüyordum.Büyük ihtimalle oda öyle,Birden gözlerinin içinde,çocukluğum belirdi.Sapsarı saçları ve ellinde bir beyaz gül.Hafifçe aralanan dudaklarım,gördüğü o şeye yenik düşmüştü.

Hissettiğim,değişik bir çekim beni sanki ona itmeye çalışıyordu.Gözlerine baktığım da gördüğüm o çocukluğum sanki beynimi kandırıyordu.-"Gece." Diye gelen sesle,kendimi sirkeleyip zar zor bakışlarımı çektim.-"Saat 18:30 davetliler yavaş yavaş gelmeye başlar." Kerem davetlilerin gelişi hakkında konuşuyordu.Kafamı aşağı yukarı sallayıp,-"Tamam içeri girelim." Dedim.Tekrardan bakışlarım Mert'i bulduğun da gözlerinde donukluk vardı.Mert'i arkamda bırakıp,Keremle beraber içeriye girdik.Aklım hala gözlerine bakınca,oluşan o çocukluğumdu.İçeriye geçip herhangi boş bir masaya oturdum,bir kaç dakika sonra davetliler de gelmeye başlamıştı.

-"Herkes geliyor." Diyerek ayağı kalktı Kerem.Şapkamı yüzümü komple kapatacak şekilde aşağı çektim.-"Git karşıla herkesi,sonra da bana haber ver." Diyerek bende oturduğum yerden kalkıp lavobaya doğru gittim.Herkes'e sahanede açıklayacaktım ölmediğimi.Kısa süre sonra, telefonuma gelen bildirimle tuvaletten çıkıp davetlilerin olduğu yere doğru ilerledim.Herkes sessiz ve ne olduğunu anlamaya çalışır gibiydi.Topuk sesim, bütün duvarlarda yankı yapıyordu herkesin gözü benim geldiğim bölüme doğru kaymıştı.Kerem elliyle destek yaparak sahneye çıkmama yardımcı oldu, sahnede duran mikrofonu ellime aldım.

-"İlk öncellikle hoşgeldiniz." Diyerek başladım.Yüzüm hala onların göreceği şekilde değildi.-"Bugün burda,birşeyi kutlamak için toplandık. Belki bi geri dönüşü belki bi ikinci hayatı." Herkes sessizce beni dinliyordu.-"O zaman lafı uzatmadan, direkt konuya gireyim." Dedim.Diğer ellimi şapkama doğru kaldırıp,tuttum.-"Merhaba,ben yeni kimliğimle Gece Karan."-"Gözleriniz de ki, şaşkınlığı görebiliyorum."Herkes hortlak görmüş gibi bakıyordu bana,Gözlerim Osman kurçay ve Sevda kurçaya kaydı,ikisi de diken üstündeydi.Hafifçe diğer tarafa çevirdiğim de Karun Kılıç Alev Kılıç ve Emre vardı.Karun beyle Alev hanım şaşkın dolu gözlerle beni izliyorlardı.

-"Evet şimdi,arkam da gördüğünüz büyük ekran'a yansıtacağım videoları ve önünüzde ki dosyaları dikkatlice izleyip okumanızı öneririm."-"Hem video'da hem de önünüze koyduğumuz dosyalar da bir iş adamımın pisliği yatıyor." Gözlerim Osman kurçay'ı buldu.-"Herkes dikkatini buraya versin." Herkes sessizleşmiş,arkamda duran büyük ekrana bakıyorlardı.Kerem'e işaret çıktığım an,ışıklar söndü sadece ekranın ışığı aydınlatıyordu heryeri.Her biri sessizce,ne olacağını merak ediyordu.Gözlerim kalelerin olduğu masa'ya kaydığın da,Ozan iki dirseğini masaya yaslamış ekrana bakıyordu.Mert,ellerini ceplerine sıkıştırmış beni izlediğini fark ettim;kalbim bian da ritmini bozdu.Aklıma gözlerine baktığım da,ortaya çıkan çocukluğum gelmişti.Kendimi sirkeleyip, gözlerimi dev ekran'a çevirdim.Yüzünde maske olan,kızıl saçlı bir kız karşıladı bizi;

-"Merhaba,nasıl anlatılır böyle bir şey bilmiyorum. Ama susarsak neler olacağını biliyorum." Diye. Girmişti konuya,-"Ben Ezel Baş,size aylarca hata yıllarca yaşadığım işkenceyi anlatacağım. Ben anasız babasız bir çocuktum,Mardi'nin bir ilçesinde bulunan yurt'a kalıyordum." -"Oraya gelen,bi ünlü bir iş adamı vardı. Bağışlar yapar bize sürekli hediyeler getirirdi... buraları geçiyorum ve asıl olaya geliyorum." Tırnaklarını parmaklarına geçiriyordu.-"O gün bahçedeydim,hava almak için çıkmıştım. Birden arkamdan bir gölge hissettim ancak; rüzgar veya herhangi bir şey olduğu için takılmadım...taa ki başımın arka kısmın da hissettiğim acıyla yere düşmem bir olana kadar." Ağlamaya başladı.-"Gözümü açtığımda,yıkık dökük bir evdeydim ayak bileklerim ve el bileklerim zincire vurulmuş bir halde yerde yatıyordum...kafamı hafif kaldırdığım da." Ellini boğazına götürdü. Anlatmak bile ona acı veriyordu.-"Çırılçıplak bedenime atılmış,pis bi nevresim gördüm." Herkes bian da "Ne" diye bağırdı.-"Ve içeriye o girdi...Osman Kurçay. Defalarca zorla bana sahip olup, bayılana kadar işkenceler uyguladı." Daha çok ağlıyordu,bu yük ona ağır geliyordu.-"Sadece bana değil,nerdeyse 15 kız o evde tutsaktık. Hata 15 yaşında ki bir kız Osman Kurçay'dan hamile kalmıştı...Osman bunu öğrendiğin de kızı alıp götürdü ve birdaha da kız yanımıza dönmedi." Derin bir nefes alıp verdi,-"Osman kurçay,Katildir." Dediği an ekran gidip,villanın ışıkları geri açılınca herkes birbirine bakıyordu.

-"Şimdi önünüzde ki dosyaları inceleyin." Dediğim de,herkes önünde ki dosyaları açıp bakmaya başladılar.Herkesin ağızı,beş karış açıkta kalmıştı.-"Gördüğünüz üzere,herşey kanıtlı ve delilidir." Diyerek konuya girdim.Bütün iş adamları ve onların eşleri kendilerini önlerine konulan dosyadan alamıyorlardı.Dosya'nın içeriğinde yer alan; kaçakçılık fuhuş gibi bir çok madde yazıyordu.-"Başa gelmiş,ilk kadın Hanım Ağa olarak size. Sesleniyorum;bir çok lider yarın konsey toplantısın da bulunacaksınız."Bütün iş adamları,kendilerini önlerine de duran,dosyalardan kafalarını kaldırıp bana bakmaya başladılar.Kimse Hanım Ağa oluşuma ses edemezdi,ama arkadan iş çevirebilirlerdi;Çünkü onların yüzüme karşı yetecek yürekleri yoktu.Hepsi,kafasıyla onaylayıp masa da duran dosyaları alıp,dağılmaya başladılar. Gözlerim o insanların arasına karışmış Osman ve Sevda'ya kayınca,kapı da dikilen iki korumaya işaret çaktım.İkisi osmanla sevda'yı tuttup,çıkışlarını engellerken yavaş adımlarla yanlarına ilerleyip tam Osman'ın karşısına dikildim.Kollarımı göğüsümün ortasında birleştirip sol bacağımı, hafifçe öne doğru verip eğdiğim de. Osman'ın yüzün de ki o bembeyazlık bana gurur veriyordu.-"Yolculuk nereye Kurçay?" Tek kaşımı kaldırıp,sorumu yöneltim.-"İtlerini çek üzerimden!" Sinirden,ağızının içerisinde tükürler fırlıyordu etrafa.Kafamı hafif yana doğru eğdim,-"Daha bunlar hiç bir şey,benden çaldığın herşeyin bedelini;sana teker,teker ödeteceğim..." Dediğim de,Osman'ın yüzü daha da kireç halini alıyordu.Artık oyun sırası bendeydi...Gözlerinde ki öfke,ve kin herşeyi bana açıklıyordu; rahat durmayacaktı. Ama bende rahat durmayacaktım.-"Öldüreceğim seni!" Diye kısık bir sesle bağırdığın da. İğrenç bakışlarla baştan aşağı süzdüm.

-"Çok isterim." Diyip göz kırptım.Adamlara"bırakın" diye işaret edince,Sevda'la Osman'ı bırakıp dışarı aldıkların da,geri salonun ortasına döndüm.Bütün cemiyet dağılmıştı,tabii bir kaç kişi hariç;Karun Bey,Alev Hanım ve Emre masalarından kıpırdamamışlardı bile.Diğer yanda Cenk,Ozan ve Mert üçlüsü de.Kafamı,kapıya çeviririp yürümeye başladığım da,gelen sesle adımlarımı duraksattım;-"Gece!" Bağıran Karun beydi,-"S-sen nasıl olur bu?" Yaşadığı şaşkınlık,dolasıyla dilinde sürtme olmuştu.Göz göze geldiğimiz an,göğüsümün tam ortasına ağırlık oturdu.Arkasından gelen Alev hanım'a kaydığı an gözlerim,sanki yansımama bakıyordum.-"k-kızım." Dedi. Alev hanım titrek sesle,"Kızım" kelimesi, kulaklarıma bir uğultu gibi işledi.İkisine de donakalmış bir şekilde bakıyordum,göğüsümün ortasında ki ağırlık nefesimi kesiyordu. Ama gene de dengelemeye çalışıyordum.Alev hanım,iki kolunu açarak bana sımsıkı sarıldığı an,kemiklerim on parçaya ayrıldı.Kokusu aynı,benim gibiydi.Saçlarımın kokusunu çeke çeke,ağlıyordu.Onun gözlerinden akan yaş,benim içimde kocaman bir kasırga oluşturuyordu.Gözlerim çaprazımız da duran Emre'ye kaydığın da, gözlerin de ilk defa doluluk gördüm.Herşey bu kadar garip olamazdı değil mi?Veya bu kadar yalan?-"Gecem benim." Diyordu. Alev hanım,Benim ellerim ise,yere sallanıyordu.Sarılamıyordum, korkuyormuydum veya başka bir şey mi bilmiyorum ama olmuyordu.Belki de sarılsam, kendimi salarım diye mi korkuyordum.Alev hanım, yavaşca kendini geri çektiğinde benim yüzüm ifadesiz ve düzdü.Yüzümü iki avcunun içine aldı,-"Çok üzüldüm,senin öldüğünü duyunca...sanki kendi kızımı kaybetmiş gibi üzüldüm." Diyince,kalbime ve sırtıma bir bıçak saplandı.

Ben senin kızındım,sizden alınan o kızınız.Boğazım düğünlenmişti,sanki Keskin tellerle çevrilmişti boğazım.-"Tamam Alev! Kızı rahat bırak." Dedi Karun bey.Alev hanım,ellerini çekip göz yaşlarını sildi.-"Gece,neden böyle bir şey yaptın?" Diye sordu.-"Öyle olması gerekti." Dedim soğuk sesle,-"Başka açıklaması yok mu?" Diye sordu,tek kaşını kaldırıp.Omuz silktim,-"Açıklanacak birşey yok, müsaadenizle." Biran önce,şu lanet yerden çıkmak istiyordum.Arkamı dönüp, kapıdan çıktığım an koşa koşa...arabanın olduğu bölüme geldim.Gene,gökyüzü benim halime acımış sert yağmurunu üzerime salmıştı.Arabaya binmekten vazgeçip,yürümeye başladım.Yürüyordum da denmezdi,omuzlarımda ki yük artık bacaklarımı güçsüz hale getiriyordu.Nereye gittiğim hakkında hiç bir fikrim yoktu,tek görebildiğim ormanlık bir yoldu.Bacaklarım artık,daha da güçsüz hale geldiği an ayağım dökezleyip dizlerimin üzerine düştüm.İki ellimi,yumruk yapıp yere vurmaya başladım.-"Yeter!" Diye haykırıyordum.Ellerimi daha da sert vurmaya başladım,-"Şu sikik,hayatta neden hep ben?" Diye bağırdım.Ağlamak için gözden yaş mı akmalı illa,bak benden akmayan o göz yaşı gökyüzünden akıyordu...

Hızlı hızlı nefes aldığım için,sırtım aşağı yukarı kalkıp iniyordu.Hafifçe kafamı kaldırdığım an çocukluğum belirdi.-"Ormandayız..." Sesi titriyordu.-"Baba bulmadan saklanalım,Gece lütfen..." Yalvarıyordu.İki ellimi kaldırıp kafama vurmaya başladım,-"Sen bir hayalsin." Sağa sola sallıyordum.-"Sen yoksun!" Diye bağırıyordum."Ben burdayım Gece!" Diye karşılık verdi.Alt dudağımı ısırdım,-"Değilsin?" Diye bağırdım.Kendimle savaşıyordum,olmayan şeyi var olarak görüyordum."Burdayım." Dedi,bitkin bir sesle.Ellini kalbin üzerine koyarak hafifçe vurdu,-"İşte tam burda." Diyince kalbime sancı girdi.-"Ah!" Dedim birden, nefesim kökten kesilmişti.Ellimi kalbime doğru götürdüm,vurmaya başladım kendine gelmesi için ama olmuyordu!Kalbimi biri sıkıyordu,nefes alamıyordum.-"Ahh!!" Diye daha fazla haykırdım.Kasılan vücudum,acıdan yerinde duramıyordu.Kendimi yere artıp,kıvranmaya başladım.-"N-nefes." Diyordum sadece.Olmuyordu,kalbim her saniye daha da sıkışıyordu.-"Su!" Diye seslendim,karşımda duran çocukluğuma.Birden yüzü,kanlar içinde kalmıştı.Gözlerim kocaman açıldı,Kafasını hafifçe yana eğerek bana baktı."Öleceksin...beni öldürdüğün gibi acı içinde." Sesi,bir korku flimi dublajı kadar kısık ve korkunç geliyordu.Bir yandan,sıkışan kalbim diğer yandan öleceğimi söyleyen çocukluğum.Kafamı gökyüzüne çevirdim,-"Hoşçakal..." Son nefesimi, hoşçakal diyerek vermiştim.En acısı da,ben hep güçlü durmak için duygularımı hiçe saymıştım.Ben kendim için herkesi öldürürken,içlerinde çocukluğumu da harcamıştım.

Ertesi sabah;

Gözlerim "Dıt,dıt,dıt" Öten cihazın sesiyle aralanmaya başladı,burnumda hava oksijen maskesi vardı.Kolumda ise serum,Vücudum o kadar halsiz ve bitkindin ki,ne yaşadığımı bile hatırlamıyordum.Kapı açıldı,-"Gece." Diye Emre girmesiyle içeriye. Donakaldım,-"İyisin çok şükür." Diye rahatlamış bir nefes verdi.-"Sen?" Diyebilmiştim.Tüketecek bir nefesim bile kalmamıştı.-"Merak etme,senin evindeyiz." Diyince kaşlarımı çattım zar zor.-"Dün gece,ormanlık biryer de baygın bir halde buldum seni. Sen çıkınca peşine düşmüştüm,ama gözden kaybolduğun için bulamadım." Derin nefes alıp verdi,-"Ardından,yerde yatan bir kız gördüğüm an araçtan indim. Yanına geldiğim an seni görünce...öldün sandım." Dedi,sanki boğazına öküz oturur gibi.-"O sıra,Kerem de beni takip etmiş. Apar topar seni buraya getirip,hemşire çağırdık." Gözlerini yerden çekip bana odakladı.-"İleri derece de şizofreni ve dissosiyatif hastalığın olduğunu öğrendim." Sanki bunu derken sesi titriyordu.-"Kerem bana çoğu şeyi anlattı...Gece nasıl dayandın?" Diye sordu.-"Nasıl dayandın? Bunca çileye?" Israrla bastıra bastıra soruyordu.Sonra yüzü gerildi,-"Ama sana Şeref ve namus üzerine söz veriyorum ki! O şerefsizi kendi ellerimle yok edeceğim." Sinir püskürtmeye başladı.-"Sana yaşattıklarının bedelini ağır ödeteceğim ona!" Tek ellini sıkmaya başladı.Gözlerimi ondan çekip,tavana doğru bakmaya başladım.Kapı tıktıklanmaya başladı,Sonra da açıldı,gelen Keremdi. Ellinde beyaz gül buketi ile.-"Hayrola,bilader ne ayak." Diye sordu Emre çiçeği göstererek.Kerem omuzlarını kaldırıp indirdi,-"Bilmiyorum,kargocu getirmiş isimsiz bir Çicek." Diye Emre'ye açıklama yapıyordu.Boşta olan, kolumu zar zor kaldırmaya çalıştım. Dünün etkisi yüzünden vücudum kendini bitkisel hayata sanıyordu.Agızımı ve burnumu kapatacak şekilde saran, oksijen maskesini çenemin altına doğru indirdim.-"Öhm." Oksijen maskesini çıkarttığım için öksürme tutmuştu.-"İsim belli değil mi?" Diye sordum, doğru düzgün kendi kullağıma bile ulaşmayan bir sesle.Kerem "hayır" anlamıyla, kafasını sağa solla sallamaya başlayınca. Garip gözlerle kolların da tuttuğu beyaz gül demetine bakıyordum.-"Atayım mı?" Diye sordu.-"Hayır." Dedim.Benim beyaz gül sevdiğimi bilen kimse yoktu,tabii ben şuana kadar öyle zannediyordum.Gözlerimle,yatağımın yanında ki komideyi işaret ettim;-"Bırak buraya." Diyince Kerem. Çiçeği dediğim yere bırakıp doğruldu,-"Nasıl oldun?" Diye sordu, endişeli gözlerle.Gözlerimi yumup,-"İyiyim." Dedim.-"Gece,açsındır birşeyler söyleyim mi?" Emre kafasını öne doğru eğmiş,bana bakıyordu.-"Hayır." Diyerek kafamı sağa solla salladım,Emre sıkıntılı bir nefes verdi,-"Gece...Işıl,sana çok kızgın." Dediği an,agızımdan kısık bir küfür çıktı.

"Hassiktir" diye mırıldandım,-"Anladığım kadarıyla, İstanbul'da arkadaşmışsınız. Nasıl benden saklar diye bağırınıyordu."Bakışlarımı,pencereye doğru çevirdim;-"Yapacak bir şey yok." Dedim.Emre,oturduğu yatağımdan doğrulup ayaklanınca; bakışlarımı ona çevirdim.-"Melek..." Dediğin an,sesi dudaklarımı kuruttu.Karun Bey'le Alev hanım ben doğduğum da bana Melek ismini koymuşlardı.Ama ben ne bi Melek kadar,iyiyidim,ne de bir su kadar şeffaftım.-"Ben gene geleceğim,dikkat et kendine." Diyip odadan çıkacakken, dudaklarımı araladım.-"Emre." Diye seslenmemle,duraksadı.Kafasını bana doğru döndürdü,-"Bana bir gün bütün gerçeğiyle herşeyi anlat." Sesim,küçük kız çocuğu gibi çıkmıştı.Artık ne öğrenmem gerekiyorsa öğrenmek istiyordum,bıkmıştım teker teker yüzleşmekten.Emre kafasını aşağı yukarı sallayıp, odadan çıkınca. Keremle baş başa kaldık;gözlerim yanımda duran beyaz gül buketine kaydı.Kimdi bunu gönderen?Kim biliyordu benim beyaz gül sevdiğimi?Bu işin içinde bir şey vardı,ama ben uğraşmayacaktım. Şuan ki diğer olaylar daha önemliydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SON...

 

Bölüm : 27.10.2025 23:52 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...