
Seelllamm,bacikolarım nasılsınız??
Ben çokk iyiyimm,kitabım yavaş yavaş yükseliyor ve her gördükçe gerçekten kalkıp dans ediyorum kwndkwndkendjd.
Neyse neyse konuya gelelim.
! Biliyorsunuz ki artık bölümler hafta da bir kere olmak üzere geliyor.
Pazartesi akşam 10:00 saatlerin de bölümler düzenli olarak yüklenecek.
! @steelfable tiktok hesabıma da göz atmak isterseniz bekleriim🥱🥳
Kayıp izler
22.Bölüm;
Yatağımın üzerinde duran, telefonumu elime alıp saate baktığım da,saat 20:00'e geliyordu.Telefonumu çantama atıp odadan çıkmak için kapıya yöneldiğim de, gözlerim köşe de duran boy aynasına takıldı.Gövdemi,aynaya doğru döndürüp baştan aşağı kendimi süzmeye başladığım da,dudaklarım da buruk bir gülümseme oluşmuştu.Dün yaşadığım krizin etkisi hala üzerimdeyken,ben hiç bir şey olmamış gibi hala hayatıma devam ediyordum.Bakışlarım yüzüm de gezinirken,kapatıcıyla sakladığım gözaltı morluklarım dikkatimi çekti,göz altlarım da oluşan morlukları kapatıcım o kadar güzel saklıyordu ki,o morlukları ben hariç kimse göremezdi.Kafamı sağa sola sallayıp,kendimi sirkeledim bakışlarımı aynadan ayırıp. Derin bir nefes alıp verip odamdan çıkıp,aşağı kata doğru inmeye başladım.Askılıkta asılı olan paltomu alıp,evden çıktığım da Kerem bahçede korumalarla konuşuyordu.Bakışlarını bana doğru çevirdiğin de bütün korumalar ve Kerem önlerini ilikleyip hazır ola geçtiler.Kerem koşa koşa yanıma geldiğin de,dudaklarımı araladım.-"Bu konakta neden bir hizmeti yok?" Diye sordum.Kerem,-"İstemedin." Diyince.Kaşlarımı çatıp Kerem'e sert bir bakış atmaya başladım.-"İstemem mi gerekiyordu?" Diye sordum,sert bir sesle.Kerem kafasını sağa sola sallayıp,-"Bugün hallederim." Dedi. Kerem'i arkamda bırakıp arabaya doğru ilerlemeye başladığım da,korumalardan biri araçın kapısını açmış beni bekliyordu.
Arabaya geçtikten sonra,Kerem de hızlı adımlarla direksiyonun başına geçtiğin de,yola çıktık.-"Halletiniz mi?" Diye sordum,bir yandan da çantamdan sigaramı çıkartıp dudaklarımın arasına yerleştiriyordum.-"Evet herşey tam kıvamında." Dediğin de,gülümsedim.Bakalım kurçay bugün ki süprizi görünce ne yapacaktı?Kerem sigara içmediği için,arabanın camlarını sonuna kadar açmıştı.Mardine hala yaz gelmediği için aracın içi buz kesmişti.-"Buarada şu beyaz gül hakkında." Diyerek lafa girdim,hala bir yandan o beyaz Gül'ün kimin gönderdiği merak ediyordum.Kerem bakışlarını yoldan çekmeden,beni dinliyordu.-"Kim göndermiş?" Diye sordum.Kerem omuzlarını kaldırıp indirdi,Alt dudağını büzüp,-"Bilmiyorum." Diyince,tek kaşımı kaldırdım.-"Kimse bilmiyor benim beyaz gül sevdiğimi." Bu durum benim kafamı baya karıştırıyordu.-"İstersen düşeyim hemen peşine." Diyince,kafamı aşağı yukarı sallayıp.-"Olur." Dedim.
Kısa süre sonra,Mardin'in en gösterişli restorantın önünde durduk.Kerem araçtan inip benim kapımı açmak için,benim olduğum bölüme doğru gelip aracın kapısını açtı.Araçtan yavaştan çıkarak, restorantın kapısına doğru ilerlemeye başladığım da Kerem de bir adım gerimden geliyordu,kapı da bizi iki genç görevli karşıladı.-"Hoşgeldiniz,hanımım Paltonuzu alayım." Diyince,sırtımı ona doğru döndüm.-"Gece hanım buyrun,şöyle." Diyerek,karşım da ki genç bana oturacağımız yeri gösteriyordu.Koridorun sonunda büyük bir saray kapısın önüne geldiğimiz de,o kapı da bekleyen iki koruma bana kapıları açtığın da herkesin bakışları bana doğru kaymıştı.Karun Bey,Mert ve Ozan ayağı kalkıp, önlerini ilikleyip kafalarıyla selam verince, şaşkın bakışlarla onlara baktım.Boynumu hafifçe eğip,verdikleri selama karşılık verdim.Karun Bey,yerinden ayrılıp yanıma doğru gelip önümde duran sandalyemi çekti.-"Buyrun Hanım Ağa." Bir yandan gülümsüyordu,diğer yandan gözleriyle otururmam için sandalye'yi işaret ediyordu.Yerime geçip oturduktan sonra,Karun Bey'de yerine geçti.Gözlerim etrafı tararken,kadraja Osman'ın girmesiyle bakışlarımı ona çevirdim.Gözlerin de ki nefreti ve kini daha iyi görebiliyordum,hele ki bugünden itibaren benden daha çok nefret edeceğini bilmek binevi bana haz da veriyordu.Garsonlar,hem şarap servisini yapıp bir yan da yemek servislerini yapıyordu.
Üzerimde hissetiğim bir baskıyla, bakışlarımı Mert'e çevirdim.Ful dikkat bana odaklıydı,gözlerin de ki netlik ve baskı insanı diken üzerinde oturmasını sağlardı.Göz kırpıp kafamı sağa sola salladığım da, bakışlarını benden çekip Ozan'a doğru döndürdü.-"Hoşgeldin Gece, Mardin'e." Orta yaşlar da bir iş adamı sessizliği bozarken, boynumu hafifçe eğerek.-"Hoşbulduk." Dedim.Herkes boyunları eğip hoşgeldin derken,Mert kendini dikleştirip gömleğinin yakasını düzelterek dudaklarını araladı.-"Hanım Ağa olmak zordur." Diyince,gülümsedim.-"Evet." Dedim.-"Ki bu Ağalık,kadınların işi de değildir." Diyince kaşlarımı çattım.-"Erkeklerin işi değil mi?" Diyerek karşılık verdiğim de,Mert parmaklarını şıklattı.-"Ne güzel söyledin." Gözlerin de ki muzurluğun farkındaydım.-"Demekki sadece erkeklerin işi değilmiş,şuan karşın da bir Hanım Ağa olarak oturduğuma göre." Dediğim de,gözlerin de ki muzurluğu silip kafasını öne doğru eğdi.-"Gerçekten kendini,Hanım Ağa olarak mı görüyorsun?" Diye sordu.Kendimi dikleştirip,bacak bacak üstüne attım.-"İçeriye girdiğim an,önünü ilikleyip ayağı kalktığına göre." Yüzüm de muzur bir gülüş oluştu;-"Demek ki Hanım Ağa olarak görülüyormuş." Dediğim de, hoşuna gitmiş bir yüz ifadesiyle kendini geriye yaslayıp,boşta olan ellini çenesinin altına koyup sakallarıyla oynamaya başladı.Kapı sert bir şekilde açıldığı an,bende dahil herkes bakışlarını içeriye giren yaklaşık yirmi korumaya doğru bakıyordu.Ellerin de ki çantaları, Osman'ın oturduğu yere doğru fırlattıp gövdelerini bana doğru çevirdiler.
-"Çıkabilirsiniz." Diyince,hepsi birlikte ortamı terk etmişti. Önüm de duran şarap bardağını ellime alıp,Osman'a doğru kaldırdım.-"Bu kadehi senin için,kaldırıyorum Kurçay." Diyerek,kadehi dudaklarımın arasına yerleştirip bir yudum aldım.Osman ne olduğunu anlamaya çalışır bir halde,bir bana bir de yerde duran çantalara bakıyordu.Kadehi yavaşca salarken,dudaklarımı araladım.-"Sınır dışına gönderdiğin, emanetlerin." Diyince,Osman sert bir şekilde yutkundu.-"Ne oluyor burda?" Diye Karun Bey tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu.Yasladığım sırtımı,dikleştirip elimde ki kadehi masaya bırakıp,sandalyeden kalktım.-"Şu oluyor,Osman Kurçay bu malları sınır dışı edip,benim ona iftara attığımı iddia edecekti." Alt dudağımı büzüp,bakışlarımı Osman'a çevirdim.-"Tabii işler rayın da gitseydi." Osman'ın yüzü git gide kırmızı hale gelirken,ben bu durumdan keyif alır bir şekilde onu izliyordum.Osman elini beline götürecekken;-"Şş...Üvey babacığım,sakin olur musun." Diyerek yavaş adımlarla yanına doğru ilermeye başladım.-"Madem bu kadar,zekana güveniyorsun o zaman zekanla devam et." Gözlerimle belini gösterdim.-"Belin de ki emanetle değil." Diyince,sinirden çıkarttığı hırıltılı ses kullaklarıma kadar işliyordu.
Kendimi eğip Osman'ın kulağına fısıldadım;-"Hem beni öldürmek istemezsin." Ufak bir sesle,gülümsedim.-"Sonuçta ben ölürsem,ellim de ki her şeyi Kerem hem Karun Bey'e hem de kalelilere ulaştırır." Kendimi dikleştirip kollarımı göğüsümün ortasında birleştirdim.-"İpin ucu gene sana dokunuyor be Kurçay." Diyerek,Osman'a sırtımı dönüp masanın başına geçtim.-"Bu yemek fastı beni sıktı,Osman'a verilecek ceza hakkında konuşalım artık." Dedim.-"Direkt idam edilmesi gerek." Dedi Karun Bey.Kafamı aşağı yukarı sallayıp,-"Normal şartlar da evet." Dedim.-"Bu idamlık bir şey değildir." Diye bir başka bölge Ağası,lafa atlayınca sert bakışlarla ona bakmaya başladım.
-"Nedir peki bu?" Diye sordum.-"Bir bölge Ağasını idam etmek...bütün halkı korkutur." Dedi.Gülümsedim,-"Ne zamandan beri halkı önemser,oldunuz?" Diye sordum.Ordan bir başkası,-"Buna bir kadın olarak,sen karar veremezsin." Diyince,iki elimi masaya vurdum.-"Bu özgüven." Bakışlarımla özel bölgesini işaret ettim.-"Önün de bulunan sikten mi kaynaklanıyor." Diyerek tek kaşımı kaldırdım.-"Karşın da bölge Ağası var!" Diyerek ayaklanınca,kendimi dikleştirip kollarımı göğüsümün ortasında birleştirdim.-"Senin de karşın da Bölge Hanım Ağası var." Dedim.-"Senden anca eskort olur." Dediği an,beynime çıkan kanla gözlerim karardı.
-"Ne dedin sen!?" Mert adamın yüzüne sert bir şekilde yumruk geçirdiğin de,dudaklarım o şeklini almıştı.Adam yediği yumruğun etkisiyle yere yığılırken,Mert adamın üzerine çıkıp daha çok yumruklar atmaya başladı.-"Karşın da bir kadın var lan senin!" Diyerek daha sert vurmaya başladı.-"Mert!" Ozan Mert'i adamın üzerinden kaldırmaya çalışıyordu,ancak Mert daha çok hınçlanıp bir sağ dan bir soldan adama yumruklar geçiriyordu.-"Mert oğlum dur." Karun Bey, Mert'in yanına eğilip omuzlarını tuttu.
Mert,-"Bırak ula!" Diye haykırıyordu.Şakağım da hissettiğim,bir soğuklukla gözlerimi yana doğru çevirdiğim de,Osman Kurçay kafama silah dayamıştı.-"Gece!" Kerem,belinden çıkartığı silahı Osman'a doğrulturken herkes bir yanda bize bakmaya başladı.-"Osman sakın!" Karun Bey,belinden silahını kavrayıp Osman'a doğrultuğun da,Osman gülmeye başladı.
-"Hayırdır Karun,kızını vurmamdan mı korkuyorsun?" Dediği an gözlerimi sıkıca yumdum.Karun Bey,-"Ne-Ne diyorsun?" Diyerek Osman'a soru yönelttirken,Osman kolunu boğazıma geçirip sıkmaya başladı.-"Madem her şey ortaya çıkacak...o zaman çıksın." Diyerek Karun Bey'e bakıyordu.Alt dudağımı ısırıp,iki ellimi yumruk yapıp sıkmaya başladım.-"Açık ol Kurçay!" Diye bağırdı Karun Bey.
Osman tetiği çekip,gülmeye başladı.
-"Seve seve...Gece Karan."
"Tak..." Silah sesiyle, boğazımı sıkan kol gevşemişti.
Osman yere yığılırken,olduğum yer de kalakalmıştım.Gövdemi hafifçe arkaya doğru çevirdiğim de Osman,yerde kanlar içinde yatıyordu.-"Hanımım,iyi misiniz?" Bakışlarımı Osmandan çekip,karşım da dikilen on adama baktığım da kafamı aşağı yukarı doğru salladım.-"İyiyim." Dedim donuk bir sesle,-"Hanımım." Diyerek Kerem yanıma doğru geldi.Bakışlarımı Kerem'e çevirip,-"Kerem." Diyerek fısıldadım.Kerem gözlerini kapatıp açtı,-"Sakin ol Gece." Diye fısıldadı.-"K-karun." Diye yerde can çekişen Osman,Karun Bey'e sesleniyordu.Karun Bey,silahını beline sıkıştırıp yanına doğru ilerlediğin de kalbime bir sancı girdi.-"G-Gece..." Diyordu,Alt dudağımı ısırdım...
-"G-Gece...o...o" öksürmeye başladı.
-"Ne diyorsun Osman!" Diye bağırıyordu Karun Bey.
Bakışlarım Kerem'e kaydı,ikimizin de gözlerinden anlaşılıyordu herşey.
-"O...s-senin,k-kızı-" sesi kesildi,gözleri yumuldu.
-"Ne!" Diyerek kafasını bana çevirdiğin de Karun Bey, öylece ona bakıyordum.Karun Bey afallamış bir şekilde,eğildiği yerden doğrulup titreyen gözlerini bana odakladı.-"G-Gece,ne dedi o?" Diye sordu,tedirgin bir sesle.-"Duydun Dayı!" Arkadan gelen sesle, bakışlarımı Emre'ye çevirdiğim de sert bir şekilde yutkundum.Hızlı adımlarla yanımıza geliyordu,-"Gece senin ölen kızın,dayı!" Diye bağırıyordu.-"Karşın da duran Melek Kılıç." Emre'nin sesi artık gür değil, kısık çıkıyordu.Emre bakışlarını bana çevirip,boğuk gözlerle bakarken kafamı sağa sola sallamaya başladım.Karun Bey,duyduğu şeyle titreyen elini kaldırıp kalbinin üzerine koydu.-"O-o...M-melek mi?" Ağızından çıkan o kelimeyle,yere yığılması bir olmuştu.-"Dayı!" Emre,baygın halde yerde yatan Karun Bey'in başına eğilip nabzını kontrol etti,-"Ambulans!" Diye bağırıyordu.O an herkes kargaşa içine düşmüştü,ben hariç gözlerim;bunca yıla kadar babam bildiğim ve bana hayatım boyunca unutmayacağım hata,izlerini bir ömür boyu taşıyacağım izler bırakan adam da dolaşıyordu.Yerde hareketsiz ve kanlar içindeydi, gözlerimi ondan ayırıp hemen yana çevirdiğim de,öz babam olan Karun Kılıç'a bakmaya başladım.
Bunca yıl evlat hasreti çeken,bir babaydı o.Herkesin dikkati sadece, Osman ve Karundaydı;masa da duran çantamı alıp,yavaş adımlarla kapıya doğru ilerledim.Kendimi restorantan dışarı attığım da,hafifçe kendimi öne eğip ayağım da ki topukluları çıkartıp diğer boşta olan elime aldım.-"Hanımım."Elimi kaldırıp durması için işaret ettim,-"Kimse peşimden gelmesin!" Diyerek, restorantan tamamen çıkmıştım.Çantam ve elim de tuttuğum topuklu ayakkabılarım yerde sallanıyordu.Nereye gittiğimi bilmiyordum,artık bilmekte istemiyordum.
-"Gece!" Diyen gelen sesle,adımlarımı duraksatım.Yavaşca gövde mi,gelen ses'e doğru çevirdiğim de yavaş adımlarla bana doğru gelen.Mert'i görmemle gözlerim büyümüştü.Beni mi takip etmişti?-"Nereye?" Diye sordu,buz gibi bir sesle,Saçlarımı arkaya doğru atıp,-"Cehenneme gelecek misin?" Diye sordum.Mert'in dudakları yana doğru kıvrıldı,-"Yaşadığımız yer zaten cehennem değil mi?" Diyerek daha çok yanaştı.
-"Ne istiyorsun!?" Sesim yükselmişti.Mert omuzlarını kaldırıp indirdi,-"Kaçmamanı." Dediğin de, bakışlarım Mert'i bulmuştu.-"Kaçmıyorum." Dedim.Aslın da kaçıyordum; duygularımdan,korkularımdan hata ve hata kendimden bile kaçıyordum.Mert'in elleri çenem de buluştuğun da irkildim,kocaman elleri çenemi kavramıştı.
Dokunuşları,bir bebeğe dokunur gibi naifti.O koca ve sert elleri,çenem de yumuşak ve nazik gözüküyordu.Oysa ki kimse bana,nazik ve kibar dokunmazdı.-"Gece." Dedi,soğuk bir o kadar da içime işleyen bir sesle.-"Hı." Dedim,kısık bir sesle.-"Kaçıyorsun." Dedi,baskın bir sesle.-"Kaçmıyorum Mert!" Diye bağırarak kendimi geri çekecekken,Mert sert bir şekilde belimi kavradı.-"Şuan bile kaçıyorsun." Diyerek kafasını bana doğru eğdi.-"Senin gibiler." Gözleriyle beni işaret etti,-"genellikle kaçar... çünkü onlara göre duygular zayıflıktır." Dediğin de,tüylerim diken diken olmuştu.
Basit bir cümleydi,ama benim için zor bi cümleydi.Kollarımı Mert'in göğsüne bastırıp kendimi geriye ittim.-"Neden Ağa oldun? Felsefe hocası olmak yerine?" Diye dalga geçer bir sesle,kafamı yana doğru eğdim.Mert tek elini burnuna doğru götürüp kaşımaya başladı.-"Adam öldürmek daha cazip geldi." Diyip göz kırptı.Derin bir nefes alıp verdim,Telefonum çalmaya başlayınca bakışlarımı Mert'en ayırıp,çantama döndürdüm.Telefonumu çantamdan çıkartıp,ekrana baktığım da
Emre arıyordu,
-"Gece." Endişeli bir sesle,
-"Efendim."
-"Gece...dayım kalp krizi geçirdi."
Kaşlarım çatıldı,
-"Ne,ne diyorsun Emre!?" Diye bağırdım.
-"Hastaneye geçiyoruz."
Telefonu tuttuğum kolum, birden gücünü kaybetmişti.Telefon yere düşerken ben boş gözlerle yere bakıyordum.-"Hayırdır?" Diye yanıma geldi Mert.-"Karun Bey...kalp krizi geçirmiş." Dedim.-"Normal değil mi? Gece." Dedi.Kafamı sağa sola salladım,-"Onu daha yeni bulmuşken,kaybedemem Mert!." Diye bağırdım.Dudaklarım arasından çıkan o cümle,beni afallatmıştı.Bunu ben değil,içimde ki kimliği belirsiz çocuk söylüyordu.-"Kaybetmiceksin Gece." Dedi.
Dudaklarımı birbirine bastırdım,-"Kaybetmicem." Dedim sert bir sesle.-"Araç şurda." Mert kafasıyla arabayı işaret edince,onu takip ettim.Araca geçtikten sonra, Mert arabayı çalıştırıp hastaneye doğru yola çıktık.
Mert Kaleli;
Bahçede oturmuş,kadehimi yudumlarken Ozan elin de dosyalarla bahçeye girdi.-"Bak şunlara." Diyerek masaya fırlatığı dosyalara, bakmaya başladım.-"Ne bunlar?" Diyerek kafamı sağa sola salladım.-"Gerçekler." Sesin de ki ciddilik, ortamı daha da gergin hâle getiriyordu.Masaya doğru uzanıp,dosyaları alıp incelemeye başladığım da sert bir şekilde yutkundum.-"Bilader Gece Karan,senin yıllarca beklediğin o kadınmış..." Ozan masa da duran votkaya uzanıp,bardağına doldurmaya başladı.-"Nasıl?" Diye sordum.-"Aylarca yüzüne baktığım o kadın." Sert bir şekilde yutkunup,boşta olan elimi sıkıca yumruk yaptım.-"Aylarca yüzüne baktığım o kadın,benim yıllarca kokusuna hasret kaldığım kadın mı!?" Diye bağırıp yumruk yaptığım elimi masaya geçirdim.-"Mert sakin ol." Ozan ayaklanıp yanıma gelecekken, oturduğum yerden doğrulup ayağı kalktım.-"Nasıl lan!" Diye daha çok bağırıyordum.
-"Nasıl anlamadım lan ben!" Ben onun o beyaz gül kokusundan nasıl anlamamıştım.-"Mert!" Ozan karşıma dikildi,-"Abi bi sakin ol,otur şuraya." Dediğin de yakasına yapıştım.-"Ula,sevduğum kadın aylarca yanu başumdaymuş." Sinirden agızımdan çıkan o tükürler,Ozanın yüzünde buluşuyordu.-"Ve bu kot kafa hiç bir şeyi anlamamış!" Ozan iki elini bileğime koyup,sert bir şekilde beni itirdiğin de afalladım.-"Anlamaman normal değil mi!" Diye bağırdı.-"Kız küçükken sarıydı,şimdi?" Diye sordu.-"Ah!" Elimi bahçenin duvarına geçirdim.
Benim yıllarca her yer de aradığım o kadın,hata yaşadığından bile emin olamadığım o kadın Aylarca yanı başımdaydı.-"Ozan!" Diye seslendim.-"Hemen 10 tane beyaz gül buketi,ayarlatıp Gece'ye gönder." Dediğim de Ozan,"Ha" dedi.Kafamı ona doğru döndürüp,-"Dediğimi yap!" Diye Emir verdim.Ozan omuzlarını kaldırıp indirdi,"Affet güzelim." Dedim kendi kendime.Affet beni Gece,ben sana verdiğim sözü tutamadım...Beyaz gül kokundan bulurum dedim,ama sen zaten benim aylarca yanımdaymışsın.Bizim meselemiz seninle çok karışık be gülüm...
Gece Karan;
Hastanenin önünde bekliyordum,ne girebiliyordum ne de gidebiliyordum.-"Hadi." Dedi Mert ısrarcı bir sesle,Kafamı ona doğru çevirdim,-"Girmicem." Dedim.-"Benim bildiğim Karan,ne olursa olsun o ateşte yanardı." Dedi Mert,ciddi bir yüz ifadesiyle.Gövdemi Mert'e doğru çevirdim.Tek kaşımı kaldırıp,-"Beni çok iyi tanıyor gibi konuşuyorsun." Dedim.Mert bir kaç adım atıp,karşım da dikilmeye başladı.
Kendini bana doğru eğip,aramız da ki mesafeyi sadece rüzgarın girebileceği şekil de bırakmıştı.-"Belki de." Dedi imalı bir sesle,Kaşlarımı çattım,-"Hım." Dedim.Ardından kafasını kulağıma doğru götürdü,-"Belki de seni...senden daha iyi tanıyorumdur?" Dediğin de,kulağıma ilişen kısık ama erkeksi sesi,damarlarım da ki kanı hızlandırıyordu.Kafamı sağa sola salladım,-"Zannetmiyorum." Diyerek kendimi geri çektiğim de,Mert eğik bir şekilde kalmıştı.-"Ve birdaha bana yaklaşma." Dedim.Mert kendini dikleştirip,ellerini cebine soktu.
-"Zamanın da öpmek için kırk takla atan kız mı diyor bunu?" Yüzün de muzur bir ifade oluştu.-"Ben giriyorum." Diyerek hızlı adımlarla hastaneden içeriye girdiğim de adımlarım daha deminkine göre daha yavaş olmaya başladı."Hazır mısın?" Diye sordu iç sesim,Kafamı sağa sola sallayıp, dudaklarımı birbirine bastırdım."Bilmiyorum." Dedim.-"Gece!" Yandan gelen sesle kafamı çevirdiğim de Işılı gördüm.
Yanıma koşup,bana sarıldığı an gücümü kaybetmeye başlamıştım.-"Gece...amcam." diyordu.-"Kalp krizi." Ağlamaktan konuşamıyordu.Işıl bana sımsıkı sarılırken,benim iki elim sadece boşta sallanıyordu.-"İyi olacak." Dedim buruk bir sesle.O kadar şey yaşamıştım,ama en büyük çaresizliğim bu olmuştu.Işıl kendini geriye çekip, gözünden akan yaşları sildi.-"Olur mu sence?" Dedi, kıpkırmızı olmuş burnunu çeke çeke.Gülümsedim,-"Olacak." Dedim.Hala onun gözlerinin içine baka baka yalan söylüyordum.Işıl birden kaşlarını çattı,-"Peki biz?" Diye sordu,sert bir sesle.
-"Biz iyi olacak mıyız?" Dedi.-"Anlamadım." Dedim.Işıl kısık bir kahkaha atıp,saçlarını arkaya doğru attı.-"Anlamadın öyle mi?" Tek kaşını kaldırdı.-"Aylarca öldü,olarak gezip aslın da ölmediğin." Kafasını bana doğru eğdi.-"Nasıl bir yalancı olduğun?" Tek elini kaldırıp, işaret parmağıyla omzuma vurmaya başladı.-"Gözlerime baka baka,oyun oynadığın." Kendini dikleştirip kahkaha attı.-"Bunları mı anlamadın?" Yüzünde ki gülüşü silip,alt dudağını büzdü.-"Bende öğrendiğim de anlamamıştım." Ardından iğrenç bakışlarıyla baştan aşağı beni süzüp,dudaklarını birbirine bastırdı.-"Ama şimdi daha iyi anlıyorum." Diyip arkasını döndüğünde,orda kalakalmıştım.
Emre yanıma doğru gelirken,yanından hızlı adımlarla geçip giden ışıl'a doğru baktı.-"Ne iş?" Diyerek kafasıyla,giden ışıl'ı gösterdi.-"Kızgın." Dedim,kısık sesle.-"Geçecek." Dedi.Omuzlarımı kaldırıp indirdim,-"Kendi bilir." Dedim.Gözlerim bize doğru gelen Murat'a kaydığın da,Emre de kafasını oraya çevirdi.Bana bakmadan,dudaklarını aralayıp,-"Artık o da biliyor." Diyince, bakışlarımı Murat'an çekip Emre'ye döndürdüm.-"Nasıl?" Diye sordum.-"Açıklamak zorunda kaldım." Diyip bakışlarını bana çevirdi.-"Alev h-" diyecekken,Emre lafımı kesip kafasını sağa sola salladı,-"Söylemedim." Diyince rahat bir nefes verdim.-"Merhaba." Dedi Murat.-"Dayımdan haber var mı?" Diye sordu,Emre.
Murat kafasını sağa sola sallayarak,-"Hayır,yoğun bakımda." Demişti.Tabi bu konuşma olurken,Murat bir dakika bile olsa gözlerini benden kaçırmamıştı.-"Bu nasıl olur?" Dedi,duyduğu şeyin hala etkisindeydi.-"Murat bunları burd-" Murat Emre'nin lafını kesti.-"Sen gerçekten,Melek misin?" Diye sordu.Kafasını yukarı doğru kaldırıp,derin nefes aldı.-"Daha doğrusu kendi babasını,batırmak isteyen Melek senmisin?" Dediğin de, vücudum gerildi.-"Murat!" Emre Murat'a bağırırken, Murat bakışlarını geri bana çevirdi.-"Yazık." Dedi.
Sıktığım dişlerim,artık çenemi acıtıyordu.-"Doğru konuş!" Diye yükseldim.Murat kendini bana doğru eğip,-"Niye bana da mı, kalleşlik yaparsın?" Diye sordu,tek kaşını kaldırıp.-"Bilmiyordum!" Dedim.-"Allah kahretsin ki bilmiyordum!" Diye tekrarladım.Murat kahkaha atmaya başladı,-"O yüzden ışıl'ın hayatına girdin." Diye sorunca, afallamış bir ifadeyle Murat'a baktım.-"Anlamadım?" Dedim.-"Neyini anlamadın,bildiğin için girmedin mi kızın hayatına?" Kafamı sağa sola salladım,-"Hayır." Dedim.-"Siktir git!" Dediği an,yüzüne yediği yumrukla kafası sol omzuna doğru düştü.-"Düzgün konuş!" Emre.Murat elini kanayan dudağına doğru götürüp,gülmeye başladı.-"Vayy." Dedi.-"Daha öz olup olmadığını bilmediğin bir kızı mı savunuyorsun?" Diye sordu Murat bakışlarıyla beni gösterip.
-"Murat Yeter!" Dedi Emre.Ardından derin nefes alıp verdi,-"Hıncını bu kızdan çıkartma!" Dedi.Murat ikimize bakıp,-"Siktirin gidin!" Diyip yanımızdan ayrılırken,sıktığım ellerim artık kızarmıştı.-"Sen bakma ona Gece,o da şokta." Dedi.Gülümsedim,-"Emre." Dudaklarımı birbirine bastırıp bakışlarımı ona çevirdim.-"İşıl'a ve Alev hanıma birşey demeyin." Dediğim de,Emre tek kaşını kaldırdı.-"Niye?" Diye sordu,omuzlarımı kaldırıp indirdim.-"Karun Bey'e de söyle,kimse bilmesin." Dedim.Emre,-"Saçmalama Gece." Dediğin de,bir şey demeden arkamı dönüp hastanenin kapısına doğru ilerledim.Bacaklarım da oluşan,o güçsüzlük yürümem de zorluk çıkartıyordu.Kalbime giren sancıyla,elimi kalbime götürdüm.
"Sırası değil." Dedim.Ama kalbim dinlemiyordu.Giren ağrı, nefesimi zorluyordu.Kendimi zar zor, hastanenin bahçesine attım.Yağan yağmur,gene halimi anlamıştı."Hayır!" Diye bağırdım.Bacaklarım gücünü kaybettiği an,dizlerimin üzerine düştüm.Kafamı gökyüzüne kaldırdım,"Neden?" Diye sordum.Kalbime giren ağır bir sancıyla,"Ah!" Diye haykırdım.Elimi kalbime götürüp,vurmaya başladım."Yapma." Kafamı sağa sola salıyordum."Şuan değil." Ama kalbim ısrarla,beni daha da kötü ediyordu.-"Gece!" Omuzlarım da hissettiğim elle bakışlarımı yana çevirdim.-"M-mert." Sıkışan kalbim,konuşmamı da engeliyordu.-"Gece,bana bak...Gece!" Ağrı yapan kalbimin şiddeti daha fazla artmıştı,vücudum artık kendi gücünü de kaybettiği için Mert'in kucağına doğru yığıldım.Bilincim açıktı,ama gücüm yoktu.
-"Gece sakın kapatma gözlerini." Gözlerimin görüşü artık net değildi.
-"Doktor!" Diye haykırıyordu Mert.
-"Gece nolur...nolur gitme!"
-"Siktir!"
Artık gözlerimin önünde,bulanık görüntü değil... kapkaranlık bir perde vardı.
-"Hayıırrr!!!!"
-"Hayır!"
-"Seni daha yeni bulmuşken...kaybedemem."
-"Gitme..."
Artık ne ses vardı,ne de bir ışık.
Ben gene adımın laneti gibi çekilmiştim karanlığıma.
Ait olduğum yere...
Ben artık,ışığı terk etmiştim.
Belki de artık her şey bitmiştir?
Elveda...
Son...
*Sizce ışıl ve Gece'nin arası düzelecek mi?
*Mert'in yıllardır beklediği kadının Gece çıkması hakkın da ne düşünüyorsunuz?
*Karun kendine geldiğinde napacak?
*Murat bu olayı kabulenecek mi?
*Gece iyi olacak mi?
Evettt bu bölümü de böyle bittirdim.
Haftaya pazartesi saat akşam 22:00 da yeni bölümle karşınızdayımm.
Hoşçakalınn🫶🏻🫶🏻
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |