
Nasılsınız arkadaşlar?💐🩷
!Bölümler her pazartesi saat 22:00'da yayında.
!Instagram;@steelfable
!Tiktok;@steelfable
!WhatsApp kanalı açılmıştır,link'e Instagram üzerinden ulaşabilirsiniz.Kayıp izler ile ilgili alıntıları ve gelişmeleri orada paylaşacağım.
!Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum 🙏🏻
Kayıp İzler
24.Bölüm;
Gördüklerim karşısında da,tenim buz kesmişti oda'nın her bir yanında,bana ait olan resimler vardı.
Doğduğum ve büyüdüğüm anlar her biri,birer yana asılmıştı,asılan fotoğrafların üzerine kanlar bulaşmıştı.
Gözlerim masa'ya kaydı,temkinli adımlarla masa'ya ilerledim.
Masa'nın üzerinde bir sürü dosyalar vardı, gözlerim hafifçe yana kaydırıp elimi masanın üzerine götürdüm.
Alev Hanım'ın gençlik fotoğrafı duruyordu masa da,üzerin de kırmızı çarpı işareti atılmıştı.
Buralar da,kırmızı ölümdü.
Kulağıma ilişen ayak sesleriyle,cantam'in içinde olan silahı çıkarttıp belime sıkıştırdım.
Osman oda da belirmişti,iki eli arkadaydı yüzün de pislik ama bir o kadar iddialı bir ifade vardı.
"Hoşgeldin Gece." Sesi fısıltılı çıkıyordu.
"Ölmemişsin." Dedim.
Bana dönük olan gövdesi,duvar da ki asılı olan fotoğrafla döndü.
"Bilirsin,biz gibi insanlara pek bir şey olmaz."
Omuz silktim,
"Bu kadar mı,kendini bir nimeten sanıyorsun Kurçay?" Dudaklarım yana doğru kıvrıldı.
Osman kafasını bana doğru döndürdü,ancak hiç bir şey demeden yanın da durduğum masa'ya ilerleyip çekmeceyi açtı.
Eline aldığı üç fotoğrafa bakıp bana uzattı,"Gerçekler." Diyerek gözleriyle elin de ki fotoğrafı işaret etti.
Gözlerim Osman'dan ayrılıp,elin de tuttuğu fotoğraflara kaydı.
"Ney bunlar?" Diye sordum.
Gözlerim fotoğraflar da dolanıyordu,
"Gerçek kimliğin."
Elin de ki fotoğraflara uzanmak için elimi kaldırdığım da,Osman fotoğrafları geri çekti.
"Öyle kolay değil."
Bakışlarım sertleşirken, Osman'a bakmaya başladım.
"Benimle oynama Kurçay!" Tehditkâr bir sesle.
"Oyun yok...Karan!" Sesi sakin ama buz gibiydi.
Sırtını bana dönüp,tekrardan bakışları duvar da asılı olan fotoğraflara kaydı;
"Hatırlıyor musun?" Diye başladı cümlesine,
Tek kaşımı kaldırıp,sırtı bana dönük olan Osman'a bakmaya başladım.
"Saçların sapsarıydı,küt ve dağınıktı."
Sonunun nereye çıkacağını merak ederek dinliyordum.
"O zamanlar yüzün,iyicene alev'i andırıyordu...her sana baktığım da Alevi görüyordum." Bir saniye bile arkasını dönmeyerek devam etti.
-"Bu yüzden mi yaşattın bunca acıyı bana?" Diye sordum.
Osman arkasını dönmeyerek kafasını arkaya doğru çevirdi.
Derin nefes aldı,
"Evet." Dedi.
"Çünkü sana her baktığım da,aşık olduğum kadını görüyordum." Diyince,suratım buz kesti.
"Ha" Diyebilmiştim sadece.
Osman yavaşca arkasına dönüp, gözlerini masa da duran Alev hanım fotoğrafına dikti.
"O benim ilk aşkım,hata ve hata son sevdiğim kadındı..." Elini kaldırıp masaya uzatıp fotoğrafı eline aldı.
"Ama o alcak baban onu benden çaldı...benim onunla kurduğum hayalleri,o yaşadı."
Duyduklarım karşısın da,buz kesmiştim.
Bakışlarını bana çevirdi,
Gözlerin de kin,ve intikam yatıyordu.
"Baban onu benden aldı... bende seni onlardan."
Kendimi dikleştirdim,
"Senin ki aşk değil, takıntı." Dedim.
Osman kafasını sağa sola salladı,
"Benim ki ne aşktı,ne de takıntı...benim ki sevday'dı."
"Aranız da ki hüsümet?" Diye sordum.
Çünkü bana zamanın da,araların da çıkan kavga yüzünden Sevda'nın bebeğini kaybettiğini bu yüzden de beni kaçırdıklarını söylemişlerdi.
"O zamanlar Karun'a karşı kinim vardı,bu yüzden bir çok işini baltalamak istedim."
Bakışlarım ondan ayrılmıyordu;
"Karun bunu öğrendiğin de, Sevda hamileydi aramız da çıkan çatışma da,Alev Karun'un önüne atlamıştı." Hatırladığı şey yüzünden, gözleri kıpkırmızı olmuştu.
Sıktığı eli kırmızıya kaçıyordu.
"O an daha da delirdim,sevdiğim kadın o adam için kendini feda edecekti...onun için ölecekti."
Kafasını sağa sola salladı,"Bende o tetiği çektim,ilk önce Alevi sonra da Karunu öldürecektim.Taa ki Karun Alevi itip silahı tutmasıyla işler daha karışık hale geldi." Sert bir şekilde yutkundu.
"O silah yanlışlıkla, Sevda'nın karnına istabet etti."
Cebinden bir çakmak çıkarttı,çakmağı yakıp ateşini inceliyordu.
Gözlerini ateşten ayırmadan dudaklarını araladı,
"Ben o zaman bir evlad kaybetmiştim...Karun benden hem sevdiğimi hem de bebeğimi almıştı." Çakmağın ateşini diğer elin de tuttuğu, fotoğrafa götürüp ucundan tuttuşturarak yere attı.
"Sen herkesin günahların bedelini ödedin,Gece." Gözleri bana döndü.
"Köklerin çağırısı seni bir bedel ödemek için,çağırdı." Sesi kulaklarım da,yankılanırken ben dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Her şey senin yüzünden!" Diyerek yükseldim.
Belim'e sıkıştırdığım silahımı,çıkarttıp tetiği çekip Osman'a doğru doğrulttum.
"Şimdi sıra senin ödeyeceğin bedelde."
Osman gülerek,bana üç fotoğraf uzattı.
Silahı indirmeden,gözlerimle elin de tuttuğu fotoğraflara bakınca gözlerim kocaman olmuştu.
Bendim bu, simsiyah kıvır kıvır saçları olan,teni bembeyaz olan.
Melek Kılıçtım ben.
"Gece" Osman'ın çaprazın da çocukluğum belirdi,
"Biz kimiz?" Diye sordu.
Bakışlarımı zar zor ayırıp Osman'a baktım.
"Bugün bu iş bitecek Osman Kurçay."
Tak!...gözlerim kolumu tutan Mert'e kaydı.
Ardından Osman'a baktım,
Sağ'dı ölmemişti.
"Gece ne yapıyorsun sen!" Mert sert bir sesle bana hesap soruyordu.
"Gece!" Kerem de koşarak yanımıza geldiğin de adımları duraksadı.
"Bırak beni!" Diye bağırdım.
"Unutma Gece." Osman yanıma gelip, gözlerini tam gözlerimin içine dikti.
"Sen bizim günahlarımızın bedelini ödedin...burada kökler böyledir.Sen köklerin cezasını çektin." Diyerek yanımdan ayrılınca,arkasından bakakaldım.
Kendimi Mert'en geriye çekip,"yapamadım!" Diye bağırıp,deli gibi etraf da dönüyordum.
"Öldüremedim onu!" Kendime daha çok sinir oluyordum.
Ayağımı duvara geçirip,"Hepsi senin yüzünden Kaleli!" Diyerek ona döndüm.
"Her şeyi mahvettin." Dediğim de,Mert şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
İşaret parmağımı kaldırıp,sallamaya başladım.
"Sana benden uzak dur demiştim!"
Mert sessizce beni dinliyordu.
Gözlerimi ondan ayırıp,kapıya yönelttim.
Yavaş adımlarla odadan çıkıp,kendimi arabaya attım.
İki elimi kaldırıp direksiyona vurmaya başladım.
Kulaklarım da Osman'ın cümleleri yankılanıyordu;
"Sen herkesin günahların bedelini ödedin." Diyordu.
Elimi daha sert vurmaya başladım.
Alnımı direksiyon'a yasladım,iki elimle direksiyonu kavrayıp hızlı hızlı nefes alıp verdim.
Her aldığım nefeste sırtım aşağı yukarı kalkıp iniyordu.
Her şey'in bedelini illa biri mi ödemeliydi?
Her evin günah keçisi vardı,masumlarım ödediği bedel sence de Adalet miydi?
Adalet bu muydu?
Alnımı hafif kaldırıp, gözlerimi yukarı doğru kaldırdım.
"Bu bedel ölümle bitecekse,ben de bu bedeli elin de sonun da bittireceğim."
Artık oyun sıra tamamen bendeydi;
Herkesten alacağım bir intikam vardı,
Mert Kaleli;
Gece'nin telefonunu hackletmiştim,kimlerle konuşuyor? Kim onu arıyor? bu tarz şeyleri takip ettiriyordum.
Bahçede oturup,viskimi yudumlarken bahçeye Ayşe'nin girmesiyle viskimi masa'ya bırakıp kendimi dikleştirdim.
"Mert Bey,Gece Hanımla ilgili bir gelişme var." Diyince,gözlerimi Ayşe'ye çevirdim.
"Evet." Dedim.
"20:00'da Gece Hanımı,Osman Kurçay arayıp.Gerçeklik ile bir olaydan bahsetti." Ayşe konuyu anlatırken, kaşlarım yukarı kalktı.
"Ve bir evin konumu gönderdi,konumu kendimi ilettim." Telefonunu bana uzattığın da,elimi kaldırıp elin de ki telefonu alıp konumu inceledim.
Konum da,20 dakika'lık bir yol gösteriyordu.
"Konumu bana gönder, çıkabilirsin." Dediğim de,Ayşe boynunu eğip bahçeden çıkarken,kendimi doğrulttup.
İçeriye geçtim,
"Ozan." Diye seslendiğim de,Ozan elin de ki fincanla mutfaktan çıkıp yanıma ilerledi.
"Noldu?" Diye sordu.
"Gidiyoruz hazırlan." Diye Emir verdiğim de,Ozan tek kaşını kaldırdı.
"Nereye?" Diyerek sorunca derin nefes aldım.
"Soru sorma yap!" Yüksek sesle,
Ozan kafasını aşağı yukarı sallayıp, merdivenlerden yukarı çıkıp odasına girdi.
Cenk,"Oo parti mi var?" Diyerek merdivenlerden iniyordu.
"Nereye?" Diye sordum, Cenk'i süzerek.
"Karıya" Diyip göz kırptığın da,yüzümü buruşturdum.
"Orospu çocuğusun."
Omuz silkti,
"Sağol." Muzur bir gülüş atıp,kapıya yöneldi.
"Ben kaçar." Diyerek evden çıktığın da, kafamı sağa sola salladım.
"Bu gene karıya mı gidiyor?" Arkamdan gelen sesle, kafamı çevirdim Ozan kapıyı gösterip soru soruyordu.
"Cenk bu." Dedim,bıkkın bir sesle.
"Bundan ne zaman Adam olacak." Diye sordu.
"Olmayacak." Dedim.
Ozan,"ya sabır" çekerek,kapıya ilerlediğin de bende onun arkasından gitmeye başladım.
Arabaya geçtikten sonra aracı çalıştırıp, telefonu elime aldım.
"Sana konum gönderiyorum,ben de kerem'i arayacağım."
Ozan'a konumu gönderip, Kerem'i aramak için numarasını tıklayıp kulağıma götürdüm.
"Sana konum göndereceğim,oraya gel." Diyerek telefonu kapatıp, bacak aramın ortasına koyup,ilerlemeye başladım.
Umarım Gece ben gelene kadar,o piçe bir şey yapmazdı.
"Mert anlatsana,olum noluyor?" Diye sordu,Ozan.
Gözlerimi yoldan ayırmadan, dudaklarımı araladım.
"Ben Gece'nin telefonunu hackletip,kiminle konuşuyor? Ne yapıyor diye? Takip ettiriyordum." Direksiyon'u kırıp bir sokağa girdim.
"Saat 20:00'da Osman,Gece'yi arayıp ona gerçekleri anlatacağını söyleyip bir yere çağırmış."
Ozan,"Abi sen psikopat mısın?" Diye sordu.
"Kızın telefonunu hacklemek ne!?" Diye bağırınca,gözlerimi devirdim.
"Bağırma amına koyduğum!" Diye yükseldim,Ozan'a.
"Şimdi Gece'nin,olduğu yere mi gidiyoruz?" Diye sorunca,kafamı aşağı yukarı salladım.
"Umarım gittiğimiz de,Osmanı ölü bulmayız." Dedi,Ozan.
Hepimiz Gece'yi bilirdik,gözü kara bir kızdı.
Canını sıkanın canını almadan durmazdı.
Tam bir Hanım Ağa kadınıydı;
Duruşu,bakışı her şeyi...her zerresi onu tam Hanım Ağa yapıyordu.
Sonun da konumun bize gösterdiği yere ulaşıp araçtan indik,
Kapısı açık olan harabe,eve girip sessiz adımlarla ilerlediğimiz de sesler geliyordu.
Gece,"Seni öldüreceğim." Diyip tehdit ediyordu.
Ve Gece'nin hiç bir lafı,lafta kalmazdı.
Hızlı adımlarla,odaya girip Gece'nin kolunu yukarı kaldırdım,mermi tavan'a isabet ederken Gece bakışlarını bana çevirdi.
Kızgın ve öfkeli bakıyordu,
Eminim bu yaptığım şeyden sonra,ben de nefret edecekti.
Ama onu öldürmesine izin veremezdim.
Osman Gece'nin yanına geçip,gözlerini Gece'nin göz merceğine odaklayıp kısık bir gülüş attı.
"Unutma Gece."
"Sen bizim günahlarımızın bedelini ödedin...burada kökler böyledir.Sen köklerin cezasını çektin." Dediğin de,Gece sinirden çenesini sıkıyordu.
Osman yanımızdan ayrılırken, kafamı çevirip arkasından baktım.
"Sen en büyük cezayı ilerleyen zamanlar da çekeceksin." Diye geçirdim içimden.
Gece kendini geriye itip elimden kurtulduğun da,sinirden etrafta dört dönmeye başladı.
Sinirlenince,oluşan kırmızı yanakları sertliği onu tam kadınsı yapıyordu.
Dik başlılığı cesareti,ona olan hayranlığımı daha da büyütüyordu.
"yapamadım!" Diye bağırdı.
"Öldüremedim onu!" Kendine sinir oluyordu,vuramadığı için.
Gece hep böyleydi,
Kendine sinir bile olup,kendini dövesi bile gelecek kadar manyak biriydi.
Ayağını duvara geçirip,"Hepsi senin yüzünden Kaleli!" Diyerek bakışlarını bana çevirdi.
O an umrum da olan tek şey,ayağı acımış olmasıydı.
Bakışlarım gözlerine odaklanınca,sinirden büyüyen gözleri olmuştu.
Simsiyah gözlerini şimdi daha iyi görüyordum.
İşaret parmağını kaldırıp sallamaya başladı,"Sana benden uzak dur demiştim." Dediğin de, tepkisiz kalarak ona bakıyordum.
Senden uzak kalmak,ölüme yaklaşmaktı...
"Her şeyi mahvettin." Diyerek yanımdan bir fırtına gibi çıkıp girmişti.
Yarattığı fırtına,kokusunu bana getirmişti.
"Peşinden gideceğim." Kerem hareketleneceken,elimi kaldırdım.
"Bırak." Dedim.
Kerem,"of" diyordu,
Bende sadece olduğum yer de,duvar da asılı olan fotoğraflara bakıyordum.
Bir şey vardı,
Bu şey herkesin hayatını değiştirecekti.
Gece Karan;
Kılıç'lar konağının tam önünde duruyordum.
Karun Bey'e sormam gereken şeyler var dı, Osman'ın anlattıkları doğrumuydu?
Araçtan inip,hızlı adımlarla kapıya doğru yürüdüğüm de beni,kapı da duran korumalar karşıladı.
"Hoşgelmişseniz Gece Hanım." Diyerek,Demir kapıları benim için açarlarken içeriye girip kapıya ilerledim.
Kapıyı iki kere tık tıkladığım da, nihayet açılmıştı.
"Buyrun." Hizmetli içeriye geçmem için kapıyı sonuna kadar açtığın da,içeriye girip salona doğru ilerledim.
"Gece." Hepsi bir ağızdan adımı söylemeye başladılar.
Gözlerim Karun Bey'e kaydı,
"Konuşmamız lazım." Diyince, Karun Bey ayaklandı.
"Hemen şimdi." Diyerek üstledim.
"Karun,Gece ne oluyor?" Alev Hanım hem bana hem de Karun Bey'e bakıyordu.
"Bir şey yok Alev Hanım." Gözlerimi Karun Bey'den ayırmadan,
"Senin ne işin var burda!?" Kafamı gelen sese çevirdiğim de,ışıl merdivenlerden iniyordu.
"Işıl!" Emre oturduğu yerden ayaklandı,
"Bu kızın burda ne işi var?amca!" Işıl bağıra çağıra Karun Bey'e hesap soruyordu.
Derin bir nefes alıp verdim,
"Işıl abartma." Dediğim de,ışıl kolumu tuttup çekiştirmeye başladı.
"Git bu evden!" Diyordu,Işıl.
Kolumu sertçe geriye çektiğim de,ışıl kafasını bana döndürdü.
"Sabrımı sınama Işıl!" Diye yükseldim,
"Yapmak istemediklerimi yaptırma bana!" Diye devam ettim.
Işıl kısık bir sesle, kahkaha attıp kafasını sağa sola salladı.
"Öldürür müsün?" Diyerek,gözlerini kıstı.
Omuz silktim,
"Belki de." Diyerek,imalı bakış attım.
Işıl kendini bana doğru yanaştırıp,boynunu kulağıma doğru eğdi.
"Senin bu aile de yerin yok,Karan."
Gülümsedim,"Sence umrum da mı?" Diye sordum.
Omuz silkti,
"Umrun da olmasa." Kendini geriye verip,baştan aşağı süzdü."Burada ne işin olurdu?" Diye sordu.
O an ki sinirle,kolunu sertçe tuttum,
"Işıl uğraşma!" Diye yükseldim,
Gülümsedi,"Sana deli demekle haklılar." Diye dalga geçercesine,
"Yeter!" Karun Bey'in sesiyle,ikimizin bakışları Karun Bey'e döndü.
"Gece yukarı gel." Diyerek arkasını dönüp, merdivenlere yönelince elimi ışıl'ın kolundan çekip yukarı çıktım.
"Geç bakalım şöyle."Çalışma odasında bulunan koltuğu işaret etti.
Koltuğa geçip oturdum,
"Hayırdır bu saate?" Diye sordu,
"Hâyır,hâyır." Diyip gözlerimi başka yere çevirdim.
"Osman Kurçay,Alev hanıma aşıkmış." Gözlerim tekrardan Karun Bey'i bulunca, Karun Bey tepkisizdi.
"Sen nereden biliyo-" lafını tam bittirmeden,elini kaldırıp çenesine götürdü.
"Tabii ya Osman." Diyince kafamı salladım.
"Evet." Dedim.
Karun Bey,dirseklerini masaya dayayıp kendini öne verdi.
"Ne duyduysan hepsi doğru." Dedi,Karun Bey.
"Yani ben sizin günahlarınız cezalarını ödedim." Diye sordum.
Karun Bey bakışlarını benden çekip,masasına doğru kaydırdı.
Ses yoktu,
Zaten bu yaşadıkları ona en büyük,azaptı...
"Cevap ver!" Diye bağırdım.
Oturduğum yerden doğrulup,çalışma masasının önüne doğru ilerleyip iki elimi masaya koydum.
"Ben neler yaşadım biliyor musun?" Konu geçmişime gelince,gücüm zayıflıyordu.
Güçlü atlattım dediğim her zayıflığım da,daha da zayıflaşıyordum.
Karun Bey bakışlarını kaldırmadan,"biliyorum." Diyince,boynumu geriye verip kahkaha attım.
"Bilmiyorsun." Dedim,kafamı sağa sola sallayarak.
"Kimse bilmiyor." Dedim.
"Benim geçtiğim yolları,hiç biriniz hâkim değilsiniz." Tek elimi kaldırıp kapıyı gösterdim.
"Hata o şımarık ışıl bile."
Karun Bey bakışlarını,masadan çekip bana odakladı.
"Sakin ol, lütfen." Diyordu.
Buruk bir gülümseme oluştu dudaklarım da,
"Sakin olayım öyle mi?" Tek kaşımı kaldırdım.
"Ya ben yıllarca işkenceler gördüm.!" Diyerek bağırmaya başladım.
"Ben yıllarca,bir odaya kapatılıp bileklerime vurulan zincirle sabaha kadar şiddet gördüm."
Anlattığım her şey Karun Bey'i yaralıyordu.
"Ben yıllarca..." Diyip, dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Tacize uğradım." Dediğim an, Karun Bey sert bir kalkış yaptı.
Kendimi geriye verdim,
"Hiç tanımadığım adamlar ve doktorlar tarafından, tacize uğradım!" Anlattığım her geçmiş sırtım da ki kemikleri parçalıyordu.
"Ben" Dedim.
"Ben yıllarca delirtilmek için,iğneler yiyip beynime elektorojoklar yedim." Karun Bey duydukları karşısında,alnın da ki damarlar belirgin hale gelmişti.
"Ben yıllarca,sizlerin bana bulduğu kimliklerle var oldum Karun Ağa!" Dediğim de,Karun Bey masasından ayrılıp yanıma gelmeye başladı.
"Gece." Boğuk bir sesle,
"Affet." Dediğin de kafamı yana eğdim.
"Hangi birini." Gözlerim bileklerime kaydı.
Kazağımın kollarını kıvırıp dirseklerime kadar, çıkarttıp.
O izler,bana vurulan kelepçelerden bir kalıntıydı...
O izler, Osman'ın sinirlenince camları kırıp bileklerimi kesmesinin bir kalıntısıydı...
"Bak." Dedim,gözlerimi bileklerime çevirerek.
"Bunlar yaşadığım her zulümün izleri." Dediğim de,Karun Bey'de bileklerime bakıyordu.
Titreyen ellerini kaldırıp,bileklerime değdirecekken kollarımı geri çektim.
Karun Bey'in eli hava da kalmıştı,
"Benden uzak durun!" Dedim.
"Hepiniz...geçmişiniz bana zarar veriyor." Diyerek,gövdemi kapıya çevirdim.
"Sakın." Dedim,
"Sakın beni iğrenç geçmişinize dahil etmeyin!" Diyerek, odanın kapısını açıp sertçe kapattıp aşağı kata indim.
Herkes ayakta dikilmiş bana bakıyordu,
"Gece." Emre, adımlarını bana atarken,yüzüne bakmadan hızlıca yanından geçip geçtim.
Evden çıkıp,kapıya yöneldim.
Kapı da duran arabama geçip eve doğru yola çıktım.
Her şey nasıl bu kadar lanetli olabilirdi?
Her şey nasıl bu kadar illet olabilirdi?
Telefonuma gelen çağrıyla, gözlerimi yoldan ayırıp yanım da ki koltuğa çevirdim.
Arayan Kerem'di,
Kolumu yana uzatıp, telefonu kulağıma götürdüm.
"Söyle."
"Nerdesiniz Hanımım?"
"Geliyorum."
"Tamam hizmetl-" Derken sözünü kestim.
"Geliyorum dedim Kerem!" Diyerek telefonu kapatıp,geri koltuğa fırlattım.
Konağa girip aracı tam bahçenin ortasın da park edip,arabadan indim.
"Al şu anahtarı." Diyerek elim de ki anahtarı,yanıma gelen adama verip evin kapısına doğru ilerlemeye başladım.
Kapının yanında ki korumaya,"Kerem nerede?" Diye sordum.
Koruma gözleriyle etrafa bakınıp,"Bilmiyorum Hanımım." Dediğin de, gözlerimi devirdim.
"Söyle ona geldiği zaman beni görsün!" Diyerek içeriye girdim.
Saat 00:00'a geliyordu,
Kendimi salonda ki koltuğa attıp,elimi şakaklarıma götürdüm.
"Of Of." Diyordum.
"Her şey neden bu kadar siktiri boktan." Diyerek söyleniyordum.
Aklıma yarın sabah erken kalkıcağım gelince, isteksiz bir şekil de yerimden doğrulup odama çıkmaya başladım.
Şuan tek istediğim sıcacık bir duş ve uykuydu.
kendimi duşa attıp, üzerim de ki kıyafetleri çıkarttıp kirli sepetine attım.
Üzerim de hiç bir şey yoktu,
Sıkı sıkı bağladığım at kuyruğu saçımı açtığım da,başımı ağrıtmıştı.
Boynumu sağa sola döndürüp esnetikten sonra,duşa kabinin içerisine girip suyu sıcağa ayarladım.
Duş başlığından gelen suyun altına girdiğim de,akan sular vücuduma değdikçe nefes alıyordum.
Abartısız yarım saat duşta oyalandıktan sonra,daraldığımı fark ettim,suyu kapattım.
Duşa kabinden çıkıp,kapının arkasın da asılı olan bornozumu giyip önümü sıkıca bağlayıp,aynaya bakmaya başladım.
Elimi yüzümü götürüp,dokunmaya başladım.
"Ne garip." Dedim,gözlerimle yüzümü incelerken.
"Dokunduğum bu yüz,kimin?" Diye sordum kendi kendime.
En büyük zorluk;kendi kimliğini bilmeyerek bir vücudu taşımaktır.
Elimi yüzümden indirip,aynanın yanın da olan dolabı açıp bakım malzemelerimi dizdim.
Sıcak bir duşa iyi gelecek şey bakımdı,
Elime kil maskesi alıp,yüzüme sürmeye başladım.
Dişlerimi fırçalayıp,banyodan çıktım.
Kendimi yatağa attığım da,"Oh" Diye mırıldandım.
Şuan heran uyuyabilirdim,
Ama yüzüm de maske olduğu için uyumamak için direniyordum.
Telefonuma uzanıp biraz sosyal medya'ya göz atmaya başladım.
Gönderilere bakarken önüme Cenk kalelinin reelsi çıktı.
Üzerine tıklayıp,reelsi izlemeye başladım.
Cenk önün de deli gibi dans eden bir kız vardı,
Cenk kızın kalçasını kavrayıp,kızın ritmine göre hareket ediyordu elleri.
Tam piç bir çocuktu,
Abilerine göre daha piç ve rahattı;
Ozan Mert ve Cenk'e göre daha olgun bir adamdı;damarına basmadığın sürece kimseyle çatışma haline girmezdi.
Girdiği çoğu çatışma genellikle Mert içindi,
Mert Kaleli ise; fırtınaydı,onu delirtmek için tek bir nefes yeterliydi.
Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlayınca,yatağımdan doğrulup lavobaya doğru ilerledim.
Yüzümde ki maskeyi temizleyip, güzelce saçlarımı taradıktan sonra yatağın üzerin de hazır olan pijamalarımı giyip yatağa geçtim.
Gözlerimi kapatıp kendimi uykuya bıraktım.
-------
Gözlerim yavaşça aralanırken,gördüğüm yüz Karun Bey'le Alev Hanım'ın gençliğiydi;bir çocuğu seviyorlardı,Karun Bey kafasını kaldırıp Alev hanım'ın saçlarını öperek, kokusunu içine çekti.
"Kızımız aynı sana benziyor." Diyerek araladı dudaklarını.
Alev hanım,gövdesini Karun Bey'e çevirip, kollarını boynuna sarıp kafasını eğerek gülümsedi.
Güldüğü zaman oluşan elmacık kemikleri ve gamzeleri ona daha hoş bir hava katıyordu.
"Im..." Diyerek kendini daha da yakınlaştırdı,Karun Bey'e.
Karun Bey kafasını eğip, dudakların'a bir buse kondurup burnunu Alev hanım'ın burnuna değdirdi.
"Seni her şeyden çok seviyorum." Kısık ama tutuklu bir sesle,
Gözlerim açılan kapıya kaydı,
Osman Kurçay,
Elin de ki silahı Alev Hanım'a doğrultuyordu.
"Karun! Alev!" Delirmiş bir sesle, bağırıyordu Osman.
Karun Bey kafasını kaldırıp,Osman'a baktığın da gözlerinde ki mutluluk son bulmuştu.
Alev Hanım gövdesini, Osman'a çevirdi;
"Osman!" Diye bağırdı.
Osman'ın silah tuttuğu eli sinirden titriyordu,
"Sen benim olanı aldın...ben de senin olanı alacağım!" Tetiği çekti.
Karun Bey,Alev Hanım'ı arkasına alıp elini kaldırdı.
"Osman Hayır!" Diye bağırdı.
Osman yandan bir gülüş attı,"Artık çok geç."
Tak!...
Gözlerim Karun Bey'e kaydı,yer de kanlar içindeydi.
Alev Hanım'ın kolların da can çekişiyordu,
"K-karun!" Alev Hanım titreyen elini kaldırdı,elleri sol göğüsünden açılmış yaraya değerken.
Gözlerinden akan yaşlar, Karun Bey'in yüzün de sel olmuştu.
"Karun!!" Diye haykırdı,Karun Bey'in gözleri kapanırken.
"Yapma!" Diye bağırdı,
"Meleğimizi,beni bizsiz bırakma!" Haykırışları tüm odayı sarmıştı.
Osman beşiğe doğru yanaşmaya başladı.
"Elveda de anneye." Beşikte ki bebeği kucağına alıp,kokusunu içine çekti.
Alev Hanım kafasını Osman'a çevirip,sağa sola salladı."Osman hayır!" Diye bağırıyordu.
Tek elini yere koyup,ayaklanacağı an osman elin de ki silahı Alev Hanım'a doğrultu.
"Sakın." Dedi,
"Sakın ayaklanma."
Alev Hanım Osman'ı dinlemeden,ayaklandı.
"Affet." Diye mırıldandı,Osman.
Alev Hanım'ın,omzuna denk gelen mermiyle Alev Hanım yere yığıldı.
Osman son kez arkasına dönüp bakıp, sertçe yutkunup odadan çıkarken,Alev Hanım'ın gözlerinden yaş geliyordu.
Yavaş yavaş gözleri kapanmaya başladı...
-----
"Anne! Baba! Hayırr!" Diyerek,hızlı bir şekilde yataktan doğruldum;
Elimi kalbime götürüp, hızlı hızlı nefes alıp veriyordum.
Boynumu kaldırıp gözlerimi etrafda gezdirmeye başladım.
Kendi odamda olduğumu fark edince; rahatlamış bir nefes verip dudaklarımı araladım.
"Rüyaymış." Diyerek, kafamı geri yastığa koyup gözlerimi tavana diktim.
İki elimi şakaklarıma doğru getirdim,"of" Diyerek mırıldanıp,yerimden doğruldum.
Yastığımın yanın da olan telefonu elime alıp,saate baktığım da;saat daha 05:30'du.
Kaşlarımı çatarak,"Bu ne ya!" Diye söylenmeye başladım.
Bu saate uyanmak nedir?
Yataktan kalkıp,sabahlığımın önünü ilikleyerek lavobaya geçip elimi yüzümü yıkayarak,odadan çıktım.
Güneş daha yeni yeni ağırlaşıyordu, kendimi direkt mutfağa atıp kahve yapmak için,dolaptan fincan çıkartım.
Kahvem hazır olduğun da, mutfaktan çıkıp bahçeye geçerken aklıma Kerem gelmişti,dünden beri yoktu?
Burnuma gene pis kokular geliyordu,
Kapım çalınmaya başlayınca, kafamı bahçenin kapısına döndürdüm.
"Sabahın beşin de,kim bu?" Diyerek elim de ki fincanı, masaya bırakıp oturduğum yerden kalktım.
Kapıya açtığım da,gene korumanın elin de bir beyaz gül buketi,diğer elin de büyük bir poşet vardı.
Gözlerim hem beyaz gül buketin de geziniyor hem de elin de ki poşete geziniyordu.
Tek kaşını kaldırdım,"Ne bunlar?" Diye sordum,elindekileri göstererek.
"Kargocu getirdi, Hanımım." Diyince,yüzüm gerildi.
"Çöpe at!" Diye yükseldi sesim,
"Herhangi bir kargo veya bu tarz buketler gelirse bana getirmeden,çöpe atacaksınız!" Diye emir verdim.
Bu durum artık beni sinir ediyordu, çiçekleri ona sokacaktım.
"Peki." Diyerek, kapıdan ayrılınca koruma. Sertçe kapıyı kapatıp içeriye geçtim.
"Allahım sen beni,sınıyor musun?" Diye sordum.
Bahçeye geçip,masa da bıraktığım kahve fincamı alıp dudaklarımın arasına yerleştirip bir yudum aldım.
Diğer elim de tuttuğum sigaramla, sabahımı bu şekil de geçiriyordum.
Gözlerim birden bileklerime kaydı;
Aklıma dün ki yaşadığım olay gelince, derin bir iç çektim.
Onların bir suçu yoktu,ama en çok sesim onlara çıkmıştı.
Son kalan sigara dumanımı içime çekip, izmaritimi küllüğe bastıktan sonra tekrardan ayaklanıp içeriye geçtim.
Kapıya yönelip çıktığım da,kapı da ki korumalar önlerini ilikleyip hazır ola geçtiler.
"Kerem geldi mi?" Diye sordum.
"Gelmediler Hanım'ım." Diyince,tek kaşımı kaldırdım.
"Dün?" Diye sordum tekrardan,
Kafasını sağa sola salladı,"Hayır Hanımım." Diyince,kaşlarım yukarı kalktı.
"Tamam." Diyerek geri içeri girip, telefonumu almak için bahçeye çıktım.
Koltuğa uzanıp telefonumu elime alıp, kerem'i aramak için rehbere girip kulağıma götürdüm.
*Aradığınız kişiye şuan da ulaşılmıyor...
Telefonu kulağımdan çekip,ekrana bakarak dudaklarımı araladım.
"Allah Allah." Diye mırılandım,
Dünden beri ortada yoktu,
En son o evde görmüştüm.
Birde beni arayıp hizmetli olayını söyleyince,
Ama şuan hiç bir şekilde meydan da değildi.
Yaşadığı eve gidecektim,belki de uyuyordur diye.
Odama çıkıp,giyinme odama geçtim.
Üzerime uzun kollu gömlek saten bir elbise giymiştim,V yakalı geliyordu; yakası, ayakkabı için mat siyah bir çizme giymiştim.
Çanta olarak uzun gold zincirli aksesuarlı çanta tercih ettim.
Bakışlarımı ayna'ya çevirdiğim de,
Gece'nin adını taşıyan renkle birleşmiştim,tenimin beyazlığı siyah rengini daha da öne çıkıyordu.
Elbisem de bulunan,V yaka beni daha da cüretkar hale getirmişti.
Saçlarıma çektiğim net ve düz fön,benim ne kadar net duruşlu olduğumu belli ediyordu;
Masa da duran beyaz gül yağıma uzanıp, avcumun içine döküp boynuma doğru götürdüm.
Uzun ve zarif boynuma gelen parmaklarım,beyaz gül yağını ilim ilim burnuma işliyordu.
Son olarak masa da duran,bordo rujuma uzanıp dikkatli bir şekilde dudaklarıma sürüyordum.
Dolgun ve belirgin dudaklarım, sürdüğüm bordo rujla daha da çekici ve iddialı duruyordu.
Hazır olduktan sonra,odadan çıkıp aşağı kata indikten sonra kapının yanın da duran askılıktan; paltomu alıp omzularıma serdim.
Kapı kolunu yavaşça aşağı indirip,adım attığım da;çıkan topuk sesimle bütün korumaların bakışları bana döndü.
Herkes birer birer önlerini ilikliyordu,elim de tuttuğum arabamın anahtarına basıp kilidi açtıktan sonra,bakışlarım demir kapı da duran korumaya kaydı.
"Kerem gelirse bana ulaşsın." Diyerek direksiyon'a geçip, konaktan çıktım.
Kerem'in evi benim evime nazaran,15 dakika uzağımdaydı;bir süre sonra Kerem'in evinin önünde duruyordum.
Kapıyı açıp araçtan inip,adımlarımı kapıya yönelttim.
Elimi yumruk yapıp,kapıyı tık...tıklıyordum.
Ancak kimse yoktu,
"Kerem!" Diye bağırdım.
Ama hala tık yoktu.
Neredeyse 10 dakika boyunca çaldığım kapı açılmıyordu.
Tek kaşımı kaldırdım,"Öldüreceğim Kerem seni!" Diyerek söylenerek,gövdemi arabaya doğru çevirdim.
İyicene salmıştı kendini;arabaya geçip şirkete gitmek için yola çıktım.
Elimi uzatıp, radyoyu açtım.
Radyo da çalan şarkı,
Halil Sezai-Galata
Kadehin dibini vurunca dostlar masaya,
Gönlümün sokaklarında kandiller yanar,
Bir yandan da şarkıya eşlik ediyordum;
Muhabbet demini salınca hafiften havaya,
Gözlerim gözlerini felaketimi arar,
Şimdi galatada bir meyhanede,
Aklım o zat-ı şahanede,
Bakışlarım cama vuran yağmur damlalarına kaydı.
Derin bir iç çektim,bu iç çekişler bile benim içimde ki fırtınayı dindirmezdi.
Şirket'in önüne geldiğimde, direksiyonu çevirip şirketin içine girdim.
Arabayı kenara park edip,araçtan ineceğim zaman elin de şemsiyle koşan görevliyle kapım açıldı.
"Buyrun Gece Hanım." Diyerek elinde tuttuğu şemsiye'yi ıslanmayım diye saçlarıma doğru tuttu.
Şirkete girene kadar bana eşlik etmişti,içeriye girdiğim de kapı da beni Aslı karşıladı.
Güler yüzlü bir ifadeyle,"Hoşgeldiniz Gece Hanım." Diyerek,benden bir adım geri de geliyordu.
"Hoşbuldum Aslı."
Adımlarımı duraksatıp, bakışlarımı Aslıya çevirdim.
"Kerem buraya geldi mi,hiç?" Diye sorduğum da,Aslı kafasını sağa sola sallayarak,"Hayır" Dedi.
Geri önüme dönüp asansöre doğru ilerlemeye başladım,"Odama sade kahve gönder." Diyerek asansörün içine girip,odamın katına çıktım.
Paltomu asıp,çalışma masama geçip masa da duran bilgisayarımı başlattım.
Gelen e maillere geri dönüş sağladıktan sonra,masa da ki dosyaları incelemeye başladım.
Yeni bir proje üzerin de çalışma yapmaya başlayacaktım,burada kadınlar okumazdı;buranın töresine göre kızlar ve kadınlar sadece hizmet ve erkeğin ihtiyaçları için kullanırlırdı.
O yüzden bende kadınların ve kızların gidebileceği,bir mektep açacaktım.
Ve bu projeyı bir çok ilçe de hayata geçirecektim,bu düşünceyi kaldırıp devrim yapacaktım.
Herkesin eşit olduğunu bu projeyle kanıtlayacaktım,
Hanım ağa oluşumu kanıtladığım gibi,bir çok dosyalara göz attıktan sonra çalınan kapıyla dudaklarımı araladım.
"Gel." Dediğim de,kapı yavaşça açıldı.
Aslı elin de kahve fincanıyla masama yanaşıp kahveyi masaya bıraktıktan sonra,gövdesini dikleştirdi.
"Gece Hanım,bu yeni proje için aklınız da olan şey nedir?" Diye sordu.
Önüm de duran dosya'yı kapatıp, kahvem uzandım.
"Mektep." Dediğim de, Aslı kaşlarını yukarı kaldırdı.
"Nasıl yani?" Diye sordu.
Kahvemden bir yudum alıp,sırtımı geriye verdim.
"Yapılan araştırmaya göre,eğitim gören kız sayısı sıfır okumuş kadın sayısı da." Bakışlarımı dosya'ya çevirdim.
"Buralar da kadınlar ve kızlar, sadece hizmet ve erkeğin ihtiyaçları gidermek için yetişririlir,ben de buna bir son verip mektep yaptırıp devrim yaratacağım." Diyerek devam ettim.
"Ama Hanım'ım bu çok zor." Diyince,gülümsedim.
"Zor olan bir şey yoktur Aslı,uğraşmayıp kendini kör eden insan vardır." Dedim.
Ben sadece kendi kaderimi değil,bir çok kadının ve kızın kaderini değiştirecektim.
"Bana bugün,toplantı ayarla bütün elamanları görmek istiyorum." Diyince, Aslı kafasını aşağı yukarı salladı.
"Tabii Gece hanım,saat kaçta olsun toplantı?" Diye sordu.
Göz ucuyla saate baktığım da,saat;09:50'di.
"Öğle arasın da." Dedim.
"Tamamdır." Diyerek odadan çıktı,Aslı.
Geri kontörlümü projeye verdim.
Boş bir A4 kağıdı alıp,kağı da aklım da ki projeyi çizmeye başladım.
İlk çizdiğim istediğim gibi olmadığı için kağıdı buruşturup yana koydum.
Bir süre çizim ile uğraştıktan sonra,"of" diyerek sırtımı dikleştirdim.
Gözlerim duvarda asılı olan saate kaydığın da,saat 12:00'a geliyordu.
"Has...toplantı!" Diyerek masadan hızlı bir şekil de kalkıp,odadan çıkarak asansöre yöneldim.
Asansöre bindikten sonra,7.Kata basıp toplantı alanına geçtiğim de herkes oradaydı.
Ayaklanacakları an,elimi kaldırdım;"Oturun." Diyerek emir verip,masanın başında ki sandalye'yi çekerek oturdum.
"İlk öncelikle hoşgeldiniz; bugün bu toplanmanın sebebi,yeni proje hakkındadır." Diyerek başladım konuya.
Kendimi dikleştirip bacak bacak üzerine attım,"Ve bu proje kimsenin yapmadığı bir proje olacak." Diye ekledim.
Herkes can kulağıyla beni dinliyordu,"Yeni projemiz mektep arkadaşlar." Bakışlarım herkeste gezinirken, herkes şaşkın bakışlarla bana bakıyordu.
Sandalyemi geri itip, doğruldum.
"Şöyle açıklayım;yaptığım araştırmalara göre,bu şehir de hiç bir kadın ve kız eğitimi yok." Sırtımı elamanlara dönüp, boydan boya olan cam'dan dışarıya baktım.
"Burada kadınlar ve kızlar, sadece hizmet ve erkeklerin ihtiyaçlarını karşılamak için yetiştirilir,bu yüzden biz de bunu değiştireceğiz." Kafamı hafifçe arkaya çevirdim.
"Karan şirketi olarak, devrim yaratacağız." Diyerek gövdemi komple,elamanlara çevirdim.
"Gece Hanım, kimse buna izin vermez.Bütün bölge Ağaları buna karşı çıkacaktır." Gözlerimi sağ tarafa doğru kaydırıp,bakmaya başladım.
Genç yaşlarda bir kızdı;
Tek kaşımı kaldırıp, kollarımı göğüsümün ortasında birleştirip yavaş adımlarla yanına doğru ilerledim.
"Eğer bunu yapan bensem." Diye daha da yanaştım arkasına,kendimi eğip yüzümü kulağına doğru eğdim.
"Kimsenin gücü,karşı çıkmaya yetemez." Diye fısıldadım.
Kendimi dikleştirip gözlerimle etrafı kontrol ettikten sonra,"toplantı bitmiştir,bir çözüm ile gelecek olan varsa odama gelsin." Diyerek sırtımı dönerek,toplantı odasını terk ettim.
Asansöre binip kendi odama ait olan kata inip, odaya girdiğim de çalışma masama geçtim.
Kerem hala ortalıklarda yoktu, telefona uzanıp tekrardan numarasına tıklayıp kulağıma götürdüm.
*Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor..."
Gene aynı sesti,
İçimde değişik bir his oluştu;
"Bir şey var" Diyordu iç sesim.
"Ne olabilir ki?" Diye karşılık verdim.
Evet iç sesimle konuşuyordum,
"Bilmiyorum." Diyince kaşlarımı çattım,
"O zaman ne diye bir şey var diyorsun!?" Diye kendi kendime bağırırken, duraksadım.
"Napıyorum ben ya?" Gerçekten iyicene kafayı sıyırıyordum.
Kapım çalındığın da,gel dememe fırsat verilmeden kapı açılmıştı.
Gelen personeldi;
"Gece Hanım bu buket size." Eline baktığım da gene beyaz gül buketi vardı.
Derin bir iç çektim,
"Koy şuraya." Diye, kafamla masayı işaret ettim.
Personel dikkatlice buketi koyduktan sonra,odadan ayrıldı.
"Bi takıntılı eksikti hayatım da,o da oldu." Diyerek bukete uzandım.
Üzerin de gene küçük bir zarf vardı,
Zarfı açıp gözlerimi yazılar da gezdirdim.
"Her attığın çicek için bir beyaz gül daha..."
Yazıyordu, kaşlarımı çattım;
"Ya sabır." Diyerek elim de ki zarfı masa'ya bırakıp,buketi aldım.
Buketi yavaşça burnuma götürdüğüm de,taze beyaz güllerin kokusu ilim ilim işliyordu içime.
Beyaz gül sevme nedenim yoktu,
Kimine göre beyaz gül ayrılığı temsil ederdi,ama bana göre ayrılığı etmezdi.
Beyaz gül hayatım da gördüğüm en zarif ve şık bir güldü;küçükken hayrandım bu çiçeğe.
Şu hayatta ben ilk defa bir şeyi sorgusuz sualsiz sevmiştim...
O da Beyaz gül'ü.
Buketi masaya bırakıp,geri projeye döndüm; yavaştan projenin temelini oluşturmak zorundaydım.
Sırtımın ağrımasıyla, kendimi dik hale getirdim gözlerim duvar da ki saate kaydığın da,saat 21:00'dı.
"Heryerim tutulmuş." Diyerek sandalyemi geriye verip, ayaklanmaya çalıştım.
Sabahtan beri kalkmadığım için artık bacaklarım da uyuşuk bir haldeydi; askılığa ilerleyip paltomu omzularıma serip odadan çıktım.
Asansöre binip,aşağı kata indiğim de korumalar hariç kimseler yoktu.
Herkesin mesai bittiği için çıkmıştı,şirketin kapısından çıkıp karşı da park halin de duran arabama doğru yürümeye başladım.
Direksiyona geçip konağa doğru yola çıktım,içimde değişik bir his oluştu;"Bir şey olacak." Diyordu,iç sesine kulak asmadan yoluma devam ettim.
Konağın önüne vardığımda, korumalar elin de silahla konağın kapısın da duran bir şeye bakıyorlardı,karanlık olduğu için gözüm tam seçemiyordu.
Aracı stop ettirip,"Ne oluyor orada?" Diyerek,araçtan inip kapıya doğru ilerlediğim de boylu boyuna siyah ceset torbası vardı.
Gözlerim kocaman açıldı,
"Ne oluyor burda!?" Sesimle,bütün korumaların bakışları beni bulmuştu.
Ceset torbasına daha çok yanaştım,bir yandan etrafı kontrol ediyor diğer yandan da ceset torbasına bakıyordum.
Kalbime giren sancıyla dudaklarımı birbirine bastırdım,
"Açın!" Diyerek emir verdim,
Karşım da ki korumam, verdiğim talimatla kendini cesete doğru eğip; fermuarı aşağı indirdiğin de..."Ne" Dedim.
Yüzü tamamen kanla kaplıydı hiç bir yüzünde ki zerre seçilmiyordu.
Kendimi eğip dizlerimi yere koydum,kendimi eğdiğim de sertçe yutkundum.
Umarım düşündüğüm kişi değildir.
Son...
*Sizce ceset kime ait?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |