3. Bölüm

3.bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

 

 

 

 

-KAYIP İZLER-

 

(Geçmiş'den kurtulamak için kendini bilmen gerekir...)

 

3.Bölüm

Eve gelince hemen duşa girdim. On beş dakika sonra duştan çıkıp hızlıca siyah kumaş pantolonumu ve üzerine gömleğimi giydim. Ayakkabı olarak spor ayakkabıyı tercih etmiştim. Saçlarımı doğal hâline bırakıp yüzüme makyaj bile yapmadan evden çıkıp arabama bindim.

Bir vakitten sonra holding'e varmıştım. İçeri girdiğim an, bana doğru koşan bir kız gördüm.

"Gece Hanım, sizi odanızda bekleyen misafirleriniz var. Adlarını vermediler."

Kaşlarım çatılmıştı. Buralarda tanıdığım kimse yoktu. İzmir'den gelen mi var diyecektim ki, orada da hiç çevrem yoktu; sadece iş insanlarıyla bağlantım vardı.

Başımı sallayıp asansöre yürüdüm. Hızlı hızlı yürüsem de, içimden bir ses beni uyarıyordu sanki. Asansör birinci kata iniş yapıp kapılarını açınca içeri daldım.

Üçüncü kata bastım. Asansör kapılarını kapatıp harekete geçti. Saniyesinde gelmiştik. Kapıları açtığı an kendimi dışarı attım. Karşıda duran odamın kapısında durdum ve nefesimi kontrol altına almaya çalıştım. Nedensizce nefesim kesik kesikti.

Kapıyı açtığım an gördüklerim karşısında kalakalmıştım.

OSMAN KURÇAY (BABAM) ve SEVDA KURÇAY (ANNEM) masamın karşısındaki sandalyelerde oturuyorlardı. Kapıda öylece dikilmeye başladığımda annem ayaklandı.

"Oy, benim suyum kızım."

Kollarını açıp bana sarıldığı sıra, kilitlenmiş bir şekilde Osman Kurçay'a bakıyordum. Annem benden ayrılıp saçımı, yanaklarımı öperken bile gözüm hâlâ oradaydı.

"Babana hoş geldin demek yok mu, su?"

Gözlerini kısıp dudaklarını yana kıvırdı. Şu an yüzünü pataklayasım vardı.

Kendimi toparlayıp masamın başına geçtim. Annem de geri yerine oturunca boğazımı temizleyerek hafifçe öksürdüm.

"Öhöm. Niye geldiniz?"

Kaşımı kaldırıp onlara bakarken annemin gözlerindeki ışık anında dönmüştü.

"Senin için kızım."

Annemin boğuk sesiyle ona dönünce neredeyse kahkaha atacaktım.

"Eminim sen benim için geldin de," Gözlerimle Osman Kurçay'ı gösterip güldüm. "Babam hakkında aynı şeyi demeyeceğim."

Kendimi arkaya yaslayıp bacak bacak üstüne attım.

 

Koltuğunun kollarına iki kolunu koyup bacak bacak üzerine atıp oturuyordu, sinsi gözlerle bana baktı.

Bu şerefsizin asla benim için gelmediğini biliyordum. Başka bir şeyler planlıyordu.

Osman Kurçay'ı tanıyorsam, yine bir oyunun peşindeydi.

Kollarını koltuğunun kollarına yaslamış, bacak bacak üstüne atmış bir şekilde oturuyordu. Sinsi gözlerle bana baktı.

"Su, biliyorum bana kızgınsın ama ben her şeyi telafi etmek istiyorum." Sesi birden boğuk çıkınca içimde sanki bir yumuşama oldu.

Annem heyecanlı bir şekilde atıldı: "Hem artık burada yaşayacağız! Sen, ben, baban."

Burada yaşamak mı? Kaşlarım daha da çatıldı.

"Neyden bahsediyorsunuz siz?"

Babam gülümseyerek hem anneme hem de bana baktı. "Kaç senedir ayrıyız kızım? Annen de dayanamıyor hasretine. Ben de buradan bir ev tuttum, artık buradayız. Hep beraber yaşayacağız."

İçimdeki kız çocuğu meydana çıkmaya başlayacaktı, emindim. Ama inanmak istemiyordum.

"Siz evinizde yaşayabilirsiniz, benim kendi evim var."

Gözlerim hem babamda hem annemde dolaşırken, nefesimi kontrol altında tutmaya çalışıyordum.

"Kızım, annen çok hasta. Senin hasretin onu daha da perişan ediyor."

Sesi o kadar düz çıkıyordu ki, benim gibi hastalıklı birini kandırma potansiyeli yüksekti. Gözlerim annemi bulunca, annemin gözleri doldu. Kafasını aşağı yukarı sallamaya başlayınca kalbime bir hançer saplandı.

Ben anneme çok düşkün bir kızdım. Annemi her şeyden çok severdim, bana o kadar güzel annelik yapmıştı ki... Ondan ayrı kaldığım her an burnumda tütüyor, canım acıyordu.

Annem benim için o kadar zorluğa katlanmıştı ki, şimdi sıra bendeydi. Derin bir nefes alıp verdim.

"Peki. Sırf anne, senin için kabul ediyorum."

Babam zafer gülüşü atıyordu, annemin ise gözlerindeki ışıltı büyümüştü.

Bu kadar kolay kabul etmezdim ama söz konusu annemdi.

TIKTIK! (KAPI AÇILDI)

KARUN KILIÇ

Kapı açılır açılmaz Karun Bey'i görmemle birlikte bakışlarım ona mıhlandı. Karun Bey'in keskin gözleri ise önce beni bir an süzdü; ardından, koltukta oturmakta olan Osman Kurçay'a kaydı ve en son anneme yöneldi.

Teni birden solgun bir renge dönmüştü. Gözlerinde şaşkınlıkla karışık derin bir gerginlik okunuyordu; tüm vücudu adeta kaskatı kesilmiş, bir heykel gibi kasılmıştı.

Babam ayaklanıp yanına gitti ve sarıldı. "Merhaba eski dostum." Sesi oldukça normal çıkıyordu.

Karun Bey kendini geri çekip gözlerini babamdan ayırmadan bana seslendi.

"Beni niye çağırdın, Gece?" Çağırmak mı? Ben hiç Karun Bey'i çağırmamıştım. Babam gülmeye başlayınca anlaşılan babamın oyunuydu.

Babam tekrardan koltuğa oturup kendini dikleştirdi.

"Mağlum artık Mardin'e döndük." Bana bakıp masada duran elimi tutunca gözlerim açılmıştı. "Kızımızdan ayrı daha nereye kadar, değil mi?" Karun Bey sert bir şekilde yutkundu.

Sonra babam elini çekip ceketinin iç cebinden bir zarf çıkartınca kaşlarım daha da çatıldı.

Babam zarfı Karun Bey'e uzattı: "Bu akşam dönüşümüzü söylemek için davet düzenliyorum. Bütün iş adamları orada; seni de karın Alev Kılıç ile görmeyi çok isteriz."

Elimi masaya vurmamla annem yerinden sıçradı. Babam bana dönünce, "Ne daveti? Bana sordun mu, baba? Ne hakla benden habersiz iş yaparsın!"

Babam, ona bağırdığım için ellerini yumruk yaparken annem kalbini tutmaya başlayınca kafamı anneme çevirdim.

"Anne... İyi misin?" Annem "İyiyim" dercesine kafasını aşağı yukarı sallayınca, sakin olmam gerektiğini kendime söyleye söyleye yerime oturdum.

Babam: "Kurçaylar'ın burada olduğunu bütün eski dostlarımız ve iş adamları bilmesi gerek."

Kendini geriye yasladı. Annem gözleriyle "Lütfen sus" diyordu sanki.

"Pek mutlu olmadın sanki Karun?" Babamın sesiyle Karun Bey'e baktım.

"Akşam ordayız Kurçay." Diyip odadan çıktı.

"Hadi o zaman evimize gidelim." Babam ayaklanıp annemle bana bakarken istemeye istemeye yerimden kalkıp odadan çıktık.

Arabaya binip yola çıktık. Az süren yolculuktan sonra araba durdu. Şoför kapımızı açtığında...

KURÇAY KONAĞI

Yazıyordu. Büyük bir konaktı; üst katlardaki terası Mardin'in manzarasını gösteriyordu.

Babam önden girip konağın bahçesine girince annem koluma girdi. İlerleyince gözlerim her yerde dolaşıyordu; büyük bir bahçe vardı, bahçenin içinde üst tarafa çıkan merdiven vardı.

Kapı açıldığından bizi orta yaşlarda bir kadın karşıladı.

"Hoş gelmişsiniz, beyim." Babamın üzerindeki ceketini aldı, sonra annemin paltosunu da aldı.

Benim üzerimde Hırkayı da alıp astı.

Salonumuz bayağı büyüktü. Her yer taşlarla döşenmiş, sarı ışıklarla kaplıydı.

Yemek masası tam duvar kenarındaydı.

"Su, odana çıkalım mı kızım?" Annemin sesiyle ona bakıp gülümsedim.

Annemle beraber iki kat merdiven çıkıp çatı katında olan odama vardık.

"Sırf yalnızlığı seviyorsun diye babanla burayı ayarladık. Tabii eğer istemezsen, boş odalar var, istediğine yerleşebilirsin."

Çok doğru bir karar vermişlerdi. İçeri girdiğimizde odam resmen bayağı genişti.

Yatağım çift kişilikti. Yatağımın iki yanında komodin vardı; birinin üzerinde güzel bir gece lambası, diğerinin üzerinde bir adet kitap vardı.

Kafamı hafif sağa çevirdiğimde çalışma masam vardı. Çalışma masamın çevresine raflar dizilmiş, her birinde değişik ama güzel kitaplar konulmuştu.

Masama baktığım da annem babam ve benim olduğum bi fotoğraf vardı.

Odamda kocaman bir balkon vardı. Balkonun kapısını açıp baktığımda tam benim zevkimegöre dizayn edilmişti.

Sarmaşıklar balkon demirlerinden geçiyor, üzerlerine LED'lerle güzel bir dekor yapılmıştı.

Yere yapay çim serilmiş, üzerine elma puf konulmuştu. Pufa uygun bir masa, masada mumlar ve tütsüler, bir de tablet vardı.

"SUUU!" Annemin sesiyle balkondan çıkıp odaya girdiğimde annem odamın kapısında durmuş, eliyle "gel" yaptı.

Yanına gidip yatak odamdan çıktık. Çatı katı tamamen bana aitti.

Dümdüz gidip yine bir kapıyı açtığımızda gözlerim yine kocaman açılmıştı. Duvardan duvara olan bir gardırop vardı; gardırobun tamamı aynayla kaplıydı.

Makyaj masam kurulmuştu. Aynanın yanında beyaz ışıklar vardı.

"Beğendin mi Su?" Annem kafasını eğmiş, bana bakıyordu.

Gülümsedim, yanına gidip onun başını omzuma yatırdım.

 

"Ellerinin değdiği herşey güzelleşiyor." Annem kollarını boynuma geçirdi sımsıkı sarılınca gözlerim doldu.

 

Onu o kadar çok özlemiştim ki kokusu hala aynıydı hala beni sakinleştiren su yanımı var edendi.

 

"Beni affet kızım,o kadar şeye sessiz kaldığım için,seni bıraktığım için affet." Sesi o kadar tükenmiş çıkıyordu ki ellerimi kaldırıp yüzüne dokunup gözlerinde yaşları sildim.

 

"Kızlar annelerine küsmez ki." Sesim o kadar yumuşak ve sakin çıkıyordu ki senelerdir içinde bulunduğum gece ortadan kayboluyordu vücudumun her zerresi gerçek kimliğim Su Kurçay oluyordu.

 

Annem omuzlarını kaldırıp indirdi "Bir sürü elbise aldık hadi gel akşam için elbise seçelim sana." Hiç o davete gitmek istemiyordum annem zamanında herşeye benim için susmuştu şimdi sıra bendeydi.

 

Annem dolaptan bir sürü elbise çıkartı hepsi rengarenk renklerdi.

 

Sarılar,pembeler, beyazlar a den Z ye kadar her renk gözüme mor renk takılınca birden ellerim kasıldı.

 

Kalbim hızlanmaya başladı içimde ki o canavar sanki mor rengiyle birlikte tekrardan dışarı çıkmak istiyordu.

 

"Kaldır şunu." Sesim de bu su'yun masuğumlu değil Gece'nin canavarı çıkıyordu.

 

Annem baktığım yere bakınca korku dolu gözlerle hemen mor elbiseyi alıp dışarı fırlattı.

 

"Sakin ol Su." Annem Su isminin üzerine basa basa söylüyordu.

 

Sanki bana Su olduğumu hatırlamak istercesine ellerimi tuttu.

 

"Sen Gece değilsin sen Su Kurçaysın kızım." O bana naif sesiyle Su olduğumu hatırlatınca vücudum normale dönüyordu.

 

Gülümseyip yatağa attığı elbiselerin arasından bordo bir elbise uzattı bana doğru.

 

"Çok güzell!" Annem elbiseyi üzerime tutarken bende ayna da kendime bakıyordum.

 

Tepkisizdim bedenimin kendine gelmesini sağlıyordm.

 

"Hadi dene." Annem elbiseui kolluma bırakıp beni sırtımdan ittirmeye başladı.

 

Elbiseyi giyip ayna'ya baktığımda baya güzel gözüküyordum.

 

Vücuduma yapımış kıvrımlarım belli oluyordu,göğüs dekoltesi göğüs cizgilerimi gösteriyordu.

 

Sol bacağımda olan yırtmaç baldırıma kadardı,sırtı baya açıktı.

 

Annemin yanına gittiğim de gözleri açılmıştı.

 

"En az bi su kadar şeffaf ve doğal güzelsin." Saçlarımdan birer öpücük kondurdu.

 

Birden aklıma babamla Karun Bey'in eski dost ve projeler yaptığı geldiğinde kaşlarım çatıldı.

 

"Anne sana tek bi soru sorucam ve sende bana doğru cevap vereceksin?" Annemin ışık dolu gözlerinde birden merak dolu olmaya başladı.

 

"Sor bakalım." Kendimi dikleştirip gözlerimi kıstım.

 

"Karun beyle babam eski dost artı olarak bir çok projede beraber çalıştılar mı?" Annem Birden öksürmeye başlayınca yanına gidip omuzlarını tuttum.

 

"İyimisin?" Annem ellini kaldırıp kafasını sallayınca geri çekilip kollarımı göğüslerimin ortasında birleştirdim.

 

"Son olarak da bi çatışma sonucu hamile olduğun çocuk vefat etmiş duyduğum kadarıyla da doğal yoldan hamilelik babam ve senin için 20'deymiş bunlar doğru mu?" Annem derin bi nefes alıp verdi.

 

Yatak odamda olan balkona doğru gitmeye başlayınca bende peşine takıldım balkona çıktığımız da masanın üzerinde ki sigaraya baktı sonra kafasını bana çevirip baktığında.

 

Anlamıştı sigaranın benim olduğunu pakete uzanıp bi dal sigarayı kendine diğer dalı da bana uzattı.

 

"Evet doğal yollardan hamilelik bizim için zordu o sıra zaafında tüp Bebek tedavisine başladık." Sigarayı ciğerlerine kadar çekip havaya üfledi sanki içinde ki sıkıntıyı da o dumanla beraber üflemişti devam etti.

 

"Sandığımızdan daha zorlu süreç oldu,baban ve Karun hem eski bi dost hemde bir çok projede beraber çalıştılar,Karun yükselmeye başlayınca babanla olan bütün sözleşmeleri iptal ettirmek istedi baban bunu kabul etmeyince aralarında tartışma çıktı,birbirlerine silah doğrulturken aralarına girdiğim an silah'ın mermesi karnıma gelmesiyle yere yığıldım sıkan Karun Kılıçtı." Gözleri dolmaya başladı.

 

"Benden bi evladımı çaldı o şerefsiz,1 sene sonra onların bi çocuğu oldu ve Allah da onlardan bi evlâd aldı." Sonra bana dönüp baktı.

 

"Ben her gece dualar ederdim bi evladım olsun kızım olsun diye tekrardan denemelere başladığımız da yüce yarrabim seni bize gönderdi." Kaşlarım çatılmıştı,Karun bey böyle anlatmamıştı.

 

Annem ellerimi tuttu. "Su onlar bizim ailemizi parçaladı kızım." Sesi o kadar kötü geliyordu ki.

 

Annemi kendime çekip sımsıkı sarıldım.

 

"Sana and içerim ki anne bunu Su olarak değil,bi Gece kurçaylı olarak söylüyorum ondan sana yaptığının intikamını alacagım." O Karun piçi benim annemin kanını akıtmıştı bende onun kanını akıtacaktım.

 

Ve bunu Gece'nin işkence yönleriyle yapacaktım çünkü bu işleri en iyi Gece becerirdi.

 

"Hanımlar hadi!" Babamın aşağıda sesini duyup masamdan kalkıp son kez aynaya baktım.

 

Gözlerimin siyahlığını ortaya çıkaran siyahsımsı ve koyu renklerle farlar yapmıştım.

 

Dudağım da ki bordo ruj kombinimi tamamlamıştı âdete.

 

Tekrardan makyaj masama dönüp parfümü alıp iki fıs sıkıp çantama attım.

 

Çekmecemden çıkarttığım silah kılıfını sağ bacağıma geçirdim orda yırtmaç olmadığı için sıkıntı olmazdı.

 

Artık çıkmaya hazır olunca merdivenlerden aşağı indim babam annemi sol koluna takmıştı.

 

Annemle babam topuk sesini duyunca kafalarını bana çevirdiğin de ikisi de agızlarını hafifçe ayırdılar.

 

"Bordunun yakıştığı tek kadın,benim kızım." Annem gülümseyerek bana iltifatlar da bulunuyordu.

 

Babam sağ kolunu açarak tutmamı isterken ben babamı görmezden gelip önden çıktım.

 

Bu durum onu sinir etmişti ama oyunu neyse bozmak istemediği için iyi bana rolünü oynuyordu.

 

Şoför kapıları açtığında arabalara geçtik abartsız arkamızda kırk araba vardı.

 

Davet saati 09:00 da ama biz 08:30 da evden çıktığımız için 08:50 de davet yerine varmıştık.

 

Kapıda gazetcileri görünce babamla anneme baktım annem tekrardan babamın sol koluna girince babam bana eğilerek.

 

"Cemiyete bizi rezil etmede gir koluma." Sert sesiyle bana kolunu açtığında annem gözleriyle lütfen diyordu gene.

 

Derin nefes alıp verdim koluna girip yürümeye başladığımız da bütün flaşlar bizi buldu.

 

"Gece hanım sizin kızınız mıydı?"

 

"Geri mi döndünüz?"

 

"Daha önce bi Bebek kaybetmiştiniz Gece hanım sizin öz kızınız mı?" Bir çok sinir bozucu sorulara maruz kalıyordum.

 

Babam tam kapı girişinde durup konuşmaya başlayınca gözlerim onu buldu.

 

"Evet sevgili arkadaşlar artık tamamen burdayız,Kızımın adı da Gece değil Su Kurçaydır. Gerekli açıklamaları davette yapılacaktır."

 

Tekrardan yürümeye başladık.

 

İçeri girdik babam bizi bi masaya yerleştirdi ardından bana doğru gelerek.

 

"Hadi kızım konuklarımızı karşılayalım." Annem Altan ellime dokununca mecburi şekilde masadan ayrılıp kapı girişinde durmaya başladık.

 

Beni ve Osman kurçayı gören şaşırıyordu.

 

Kafamı sağa çevirdiğim de üç adam içeri girerken gördüm hassiktir bunlar.

 

Kaleliler.

 

Mert simsiyah bi kumaş gömlek altında da siyah kumaş pantolon saçlarını hava kaldırıp gene hafif dağıtmış bir model vermişti.

 

Kafam ozana kaydı.

 

Ozan'ın saçları tas kafa modeliydi sarımtırak saçları vardı, üzerine takım elbise kollarını direkseklerini kadar kıvırmıştı boynunda ki dövmesi onu daha da serseri ve karizmatik yapıyordu.

 

Cenk'e yaptığım da dağınık saçları üzerine giydiği bembeyaz tişört altına giydiği ten rengi kumaş pantolonu onu çapkın gösteriyordu.

 

Üçünün gözleri beni bulunca şaşırmışlardı,Mert beni süzüp sert bi şekilde yutkundu.

 

"Hoşgeldiniz Kaleliler." Hepsi kafasını sallayıp yanımızdan ayrılınca benim gözlerim hala mertdeydi.

 

Mertler tam karşımıza geçti ozanla Cenk birşeyler sorarken Mert sadece bana odaklanmıştı.

 

Gözlerinde ki merakı hissedebiliyordum.

 

"Hoşgeldiniz kılıç ailesi." Babamın sesiyle Karun ve Alev kılıç'a döndüm.

 

Alev bembeyaz bir elbise giymişti benim elbisemin modelinin aynısıydı.

 

Sadece ben bordoydum o beyaz onu süzdüğüm de sanki kendimi süzüyor gib hissediyordum.

 

Ben kendi annemle bu kadar benzemiyorken nasıl olur da hiç tanımadığım bir kadına bu kadar benzerdim.

 

Alev'in gözleri beni bulunca oda beni süzmeye başladı.

 

Eminim oda bana bakınca kendi 20 li yaşlarını görüyordu.

 

Gözlerim Karun'u bulunca yüz haltlarım gerilmişti.

 

Karunla Alev hiç birşey demeden masalarına geçtiler.

 

Babam belime dokununca irkildim.

 

"Hadi konuşma yapalım." Belimden tuttup beni sahaneye çıkarttığın da bütün gözler bizi bulmuştu.

 

200 de fazla insan vardı burda.

 

"Öncellikle hoşgeldiniz,eminim bir çoğunuz beni gördüğü için şaşırmıştır. Evet duyduğunuz üzere Mardin'e geri döndük." Tekrardan ellini belime attıp beni kendine çekti.

 

Onun her dokunuşu kabuk bağlamış yaralarımı acıtıyordu.

 

"Biliyorsunuz kızım Su,kılıç holding'in çalıştığı yeni projesine ortak da olunca bizde kızıma hem destek olmak hemde beraber olmak üzere geri dönme kararı aldık." Herkes beni burda Gece diye bilirdi.

 

Su ismini duyunca herkes bana bakmaya başlarken vücudum da daha geriliyordu.

 

Babam konuşmasını bittirdiği an geri yerimize geçmiştik.

 

Annem alev'e bakarken gözleri dolu bakıyordu.

 

"Su gel." Annemin sesiyle kılıçların olduğu masaya gittik.

 

"Hoşgeldiniz eski dostum Alev." Alev hanım hem bana hem de anneme bakarken buruk bi gülümseme attı.

 

"Hoşbulduk eski dostum." Annem sırtıma ellini götürüp bana sarıldı.

 

"Anne yapma!" Kulağına kısık şekilde fısıldadım bu düşmanlıkta en masum iki kadın kalmıştı.

 

Annem beni umursamadan "Kızım Su." Alev hanımın gözlerinde bi burukluk vardı.

 

Ama gözlerinde ki duygu kontrolünü o kadar iyi biliyordu ki saniyesinde gözleri boş ve sert bakmaya başladı.

 

Ellini bana uzattı "Memnun oldum Su,bende Alev kılıç." Ellini uzattıp ellini sıktığım da teni benim kadar soğuktu.

 

Geri yerimize geçmiştik, herkesler dans ederken babam da annemi dansa kaldırdı.

 

Bende bunu fırsat bilerek çantamı alıp bahçeye çıktım.

 

Arka taraflara geçip sigaramı çıkartıp dudaklarıma koyacağım sıra sigaram çekildi.

 

"Çocukların sigara içmesi sağlıklı değil." Bu buz gibi ses Mert kaleliye aitti.

 

"Yabancıların da izinsiz sigara çalması hoş değil." Beni duymamış gibi davranıyordu.

 

Cebinden çıkarttığı çakmağı alıp sigarasını yaktı.

 

Bende tekrardan bi dal çıkartıp sigaramı yaktım.

 

"Demek Osman kurçay'ın kızı Su kurçaysın." Dumanı içime çekip havaya üfleyip yandan ona baktığım da suratı dümdüz ve ifadesizdi Sadece karşıda ki boşluğa bakıyordu.

 

"Evet." Yüzünü bana doğru döndürdü.

 

"Gece adını niye kullanıyorsun peki?" meraklı gözlerle bana bakarken omuzlarımı kaldırıp indirdim.

 

"Çünkü su adı masumluğu şeffaflığı temsil eder... Ama Gece karanlığı gücü şeytanlığı temsil eder." Hastalığım da ortaya çıkan bi isimdi bu.

 

Yüzünü bana doğru eğip içine çektiği dumanı yüzüme üfledi.

 

"Sende bu yüzden Gece adıyla herkesin hayatına girdin." Sanki benden birşeyler öğrenmek ister gibiydi.

 

"Aynen öyle." Gözlerimi sertleştirip ona bakmaya başladım.

 

Bir süre göz göze kaldıktan sonra kendini geri çekti.

 

Tekrardan boş arsayı incelerken "Babamı nerden tanıyorsun." Sesimle bir fıs kalmış sigarasını içine çekip izmariti yere atıp ayağıyla ezdi.

 

"Babanla babam ortaklarmış ordan biliyorum." Şaşırmıştım.

 

Kılıç bitti birde Kaleli çıkmıştı.

 

Anlaşılan birşeyler dönüyordu ama neydi hiç bilmiyorum ama emindim.

 

"Anladım." Dedim sakin bir sesle.

 

Karnıma bir sancı girmesiyle ah diye bir ses çıkarttıp eğildim.

 

"İyimisin?" Kendimi dikleştirip ona bakmadan yanından geçip gittim.

 

Neden şimdi karnıma birden sancı girmişti ki.

 

İçeriye girdiğim de annemle babam masalarına geçmişti.

 

Bende yanlarına geçtiğim de Mert de içeri giriyordu bana bakmadan direkt masasına doğru ilerlemeye başladı.

 

(İç ses):

 

" Burda normal olmayan şeyler var."

 

"Biliyorum."

 

"Önce kılıç sonra Kaleli."

 

"Evet burnuma pis koku geliyor."

 

"Belki de peşine düşmen gerek."

 

"Şuan istemiyorum."

 

"Sence sen kendinin kim olduğunu biliyormusun." Kaşlarım çatılmıştı.

 

"Biliyorum tabiki de."

 

"(Ahahahaha) Bilmiyorsun çünkü sen iki kişiliksin."

 

Suratım gerilmeye başladı gene iç sesim meydana çıkmıştı.

 

"Kes sesini sıkarım kafana."

 

(Yani kendi kafana)

 

Bildiğin benimle dalga geçiyordu.

 

Eve geldiğimiz de ilk işim kendimi yatağa atmak olmuştu.

 

Çok yorulmuştum topuklular ayaklarımı şişirmişti bi duş alıp rahatlayacaktım.

 

Odamda bana Özel lavobada vardı içeriye girip birden aynaya bakmaya ihtiyaçı duydum.

 

(Sence sen kimsin?)

 

(Gecemisin? Su mu?)

 

Kafam da sorular dönerken gözlerime odaklanmıştım.

 

"Sus!" Gece'nin sesi çıkmaya başladı.

 

(Ahahahaha kaçamazsın)

 

"Kaçmıyorum." Şimdi de su'yun sesi çıkmaya başladı.

 

( Kendi kendine konuşurken bile,hangisini göstereceğini bilmeyen eziğin tekisin)

 

Ellimi aynaya geçirip parçaladım ardından ellerimi yumruk yaptım.

 

"Kes sesini kes." Kafama yumruklar atıyordum.

 

(Doğrulardan kaçamazsın)

 

Siktiğimin sesi susmuyordu ayağı kalkıp içeri girdim.

 

Babamla ve annemle olan fotoğrafı gördüm ellime alıp.

 

(Mor rengi mi özledin su)

 

"Ahhh!" Sesim ses tellerimi yırtacaktı.

 

Çevreveyi alıp pencereye fırllatığım da cam da aşağı indi.

 

Heryeri dağıtıp heryere vuruyordum.

 

"Su!" Sesler vardı ama ben yoktum.

 

Ben gene kaybolmuştu.

 

Ben gene o karanlığın içinde kirleniyordum.

 

Oysa ki ben karanlıktan korkardım.

 

Ama bilmeden aslında karanlığı seven bir kimlik daha İnşa etmiştim.

 

Boynum da hissettiğim bi sivri birşeyle yere yığıldım.

 

Nefeslerimi bile hissedemiyordum.

 

Gerçi ben nefeslerini 13 yaşından itibaren hissetmemiştim.

 

Gözlerim kapanırken sadece önüm değil Dünyam da kararıyordu.

 

Tekrardan kapkaranlık Dünya'ya gönderiliyordum.

 

08:00

 

Alarmın çalmasıyla gözlerimi açtım,heryerim ağrıyordu bütün vücudum kaskatıydı.

 

Tıktık! (Kapı açıldı)

 

"Uyandın mı kızım?" Gözlerimi hafiften anneme doğru döndürdüğüm de ellinde tepsiyle gelmişti gözlerin de bi tedirginlik vardı.

 

Yanıma doğru geldi tepsiyi komedine bırakıp yatağıma oturdu.

 

"Dün çok korkuttun beni kızım." Anlamsız bakışlarla anneme bakıyordum.

 

"Ne oldu dün?" Sesim de gram duygu yoktu.

 

"Kriz geçirdin anneciğim." Ellerini karnımın üzerin de duran ellerime uzatıp tuttu.

 

"Psikiyatris doktoruna da gitmiyorsun,en azından burdan sana güvenilir bi doktor ayarlayalım." Mardin'e geldiğimden beri ne ilaçlarımı içiyordum nede doktorumla terapi yapıyordum.

 

"İstemez." Sesim soğuk ve kısıktı kendimi tekrardan yastığıma gömmek için aşağı kaydım.

 

"Aç aç olmaz hadi kalk anne kız kahvaltı yapalım Beraber." Sola dönüp kırılmış pencereden dışarı bakıyordum.

 

"İstemez beni yalnız bırak." Annem derin bi nefes verip yatağımdan kalkıp saçlarımı sevdi.

 

Odadan çıkıp kapıyı kapattığın da gözlerimi kapattıp tekrardan açtım.

 

Bu tarz ataklardan sonra depresif moda giriyordum.

 

Kimseyle görüşmüyor yemek yemiyor sessizleşiyordum.

 

Uzun bi süre yataktan kalkmak bile istemediğim için tüm gün uyumuştum.

 

Gözlerim tekrardan aralanmaya başladığında heryer kapkaranlıktı anlaşılan akşam olmuştu.

 

Saate bakmak için telefonu ellime aldığım da saat 01:00 dı.

 

Instagram'a girdiğim de bütün keşfette bizin fotoğraflarımız vardı.

 

Sinirlendiğim için telefonu kapattım yere fırlattım.

 

Çekmecemden sigaramı çakmağımı alıp balkonuma çıktım.

 

Gökyüzünü izlemeye başladığım da huzur buluyordum.

 

Sanki gökyüzü benim parçamdı,her o ay'a baktığım da her o yıldızlara baktığım da kendimi yeniden keşfediyordum.

 

"Söylesene bana Ay? Neden hep ben.?" Küçüklüğümden beri konuşurdum böyle tabi cevap alamazdım ama hissederdim.

 

Sanki ay ve yıldızlar bana enerjiyle cevaplarını yönlendirirdi.

 

Birden yıldızlar daha da parlamaya başladı.

 

İçimden bir şey bana.

 

(Yıldızlar sana günün sonunda yolu gösterecek.) diyordu.

 

Gün geçtikçe içimde ki parçalar daha da eksik hale geliyordu.

 

(Ve o gün eksilmiş her birer parça tamamlanmış bi şekilde geri gelecek) evet bunu biliyordum,birgün o puzzle tamamlanacaktı.

 

Benim yolumda tuzaklar dikenler vardı kanaya kanaya bulacaktım o yolu çünkü bana,

 

"YILDIZLAR'IN IŞIKLARI YOL GÖSTERECEKTİ."

 

Saat geçtikte hava daha da çok soğumaya başlayıncaya tekrardan odama girdim.

 

Saate baktığım da saat 04:00 dı ne ara geçmişti zaman.

 

Şuan hızlı gecen zaman bir zamanlar geçmiyordu

 

Yatağama uzanıp gözlerimi kapattım uyumak için direnecektim.

 

Ordan oraya döndükten sonra şükür olsun ki uyumayı başarmıştım.

 

"Alo." Yeni uyanmış daha doğrusu uyandırılmış bir sesle.

 

"Şey su hanım yada Gece hanım ben Sema Karun bey toplantı yapacağı için sizleri de toplantı da görmeyi istiyor."

 

"Tamam saat kaçta?"

 

"16:00 da efendim."

 

Telefonu yüzüne kapattım yatağa attım bu halde birde insanlarla uğraşacaktım umarım birini öldürmem.

 

Yataktan çıkıp duşa girdim.

 

Buz gibi su kendime getirmişti beynimin bitkisel hayata girmiş gibi olduğu için şok etkisi veriyordu.

 

Duştan çıkıp giyinme odama geçtim dolabımı açıp kıyafetlerimi inceledim.

 

Siyah bi etek çıkarttım üzerine de beyaz bi gömlek çıkarttıp sandalye'min üzerine koydum.

 

Vücud bakımlarımı yapıp ten rengi kalın bi külotlu çorap geçirdim altıma sonra da siyah eteğimi giyip siyah ortasın da Gold renkli figür bulunan kemerimi taktım.

 

Üzerime giydiğim gömleğin düğmelerini ilikledim sadece iki düğmeyi açık bırakmıştım.

 

Gömleği eteğimin içine soktum.

 

Hazırdım.

 

Makyaj masamın karşısına geçip saçlarımı kuruttum.

 

Saçlarıma fön çekeceğim için çekmecemden Dyson'u çıkarttıp fön öekmeye başladım.

 

Nihayet saçımla işim bittince makyajıma geçtim.

 

Far olarak koyu kahveyle siyah farı kullanıp göz kapağımda karıştırdım.

 

Ardından simsiyah bir aylenire çekip göz içime siyah kalem sürdüm.

 

Kirpiklerim çok uzun ve kıvrımlı olduğu için tek bi rimel vuruşuyla takma kirpik takmış gibi oluyordum.

 

Dudaklarımı kırmızı kalemle çerçeve yapıp bordo rujumu sürdüm.

 

Masa da duran parfümü alıp heryerime boğca ettikten sonra sandayleden kalkıp aynaya baktığım da.

 

Dün ki aciz kızdan eser yoktu,daha güçlü ve cesur bir kadın duruyordu sanki.ayakkabı dolabından dizime kadar gelen çizmemi çıkarttıp giydim.

 

Dolabımda asılı olan lacivert çizgili çeketimi çıkarttıp giydim.

 

Şimdi çıkmaya hazırdım.

 

Çekmeceden Güneş gözlüğümü de çıkartıp gözlerime taktım.

 

Odadan çıkıp salona indiğimde de annem kahvesini içip dergi inceliyordu.

 

"Ben çıkıyorum." Annem dergiden kafasını kaldırıp bana baktı.

 

"Nereye kızım?"

 

"Holding'e toplantı var." Kılıç holding'in projesine ortak olduğumu biliyorlardı.

 

İsteksiz bir şekilde kafasını salladı.

 

"Tamam kızım hayırlı işler." Kafamı eğip kapıdan çıktığım da korumalar beni görünce önlerini ilikleyip hazır ola geçti.

 

Arabamının kilidini açıp şoför koltuğuna geçtim.

 

Saate baktığım da 13:00 dı daha 3 saat vardı toplantıya o sıra da bende kendi işlerimi hallederdim.

 

Yola çıktıktan sonra holding'e varmıştım.

 

Arabamı park yerine Park edip arabadan indim anahtarımı çantama atıp holding'in içerisine girdim.

 

Beni gören herkes gülümseyerek başını sallıyor hoşgeldiniz diyordu.

 

Asansör'e ilerleyip tuşa bastığım da kapı hemen açıldı.

 

3.kata basıp odamın olduğu kata gelmiştim.

 

Odamın önünde duran Karun Bey'i gördüm.

 

"Hoşgeldin Su." Hafif gülümsemeyle başını salladı.

 

Kendi geri çekince odamın kapısını açıp çantamı askılağa astım.

 

"Buyrun Karun bey." Ellimle masamın dibinde olan koltuğu gösterdim.

 

Oturunca bende kendimi öne doğru getirirdim.

 

"Kahve söyleyeceğim istermisiniz?" Evden çıkarken kahve içmediğim için burda içecektim.

 

"Türk kahvesi sade." Masamda duran telefonu alıp kullağıma getirdim.

 

"Bi tane Türk kahvesi sade diğeri de Gold kahve sade." Telefonu geri yerine bırakıp Karun bey'e döndüm.

 

"Evet sizi dinliyorum." Karun bey gülümseyerek bacak bacak üstüne attı.

 

"Acelesi yok kahvelerimiz gelsin konuşuruz."

 

Tıktıktık. Kapı açıldı

 

Personel kahvelerimizi önlerimize koyup odadan çıktı.

 

Karun bey kahvesinden yudum alıp tekrardan kendini geriye yasladı.

 

"Bugün çok önemli insanlarla toplantı yapacağız,bu projeyi hayata geçirmek için gerekli mimarlar mühendisler olacak o yüzden çok etkili ve verimli konuşmalar yapmalıyız." Gözlerini bana odakladı.

 

"Ve sen gerçekten de başaralı bir kızsın bu konuşmayı senin yapmanı istiyorum." Kendinden emin bir sesle bu toplantıyı benim yapmamı istiyordu.

 

"Ardından da mühendislere ve mimarlarla araziye gideceğiz." Kahvemden yudum alıp bacak bacak üstüne attım.

 

"Tamamdır, bugün toplantıyı ben yaparım." Gülümsedi.

 

Kahvelerimizi içerken

 

"Sana su demem seni rahatsız etmiyor değil mi?" Bunu sorarken içinde bi kötülük yoktu.

 

Ama benim içim de artık ona karşı kötülük vardı.

 

"Siz bana Gece diyin." Tamam anlamıyla kafasını salladı.

 

Ayaklanıp bana doğru baktı.

 

"Sana güveniyorum Gece." Sonra kapıyı açıp odadan çıktı.

 

Çok yanlış insana güveniyordu önceden olsa böyle demezdim ama duyduklarımdan sonra bu projeyi mahvedecektim.

 

Her ne kadar kendimde kârlı çıkacak olsam da konu intikamsa kendimi de o ateşin içine atardım.

 

Ben kendi 50 hissemi Osman kurçay'a yani babama satmıştım.

 

Ve bundan da Karun Bey'in haberi yoktu.

 

"Alo saat 16:00 da toplantı var ve benim sunmamı istedi o yüzden buraya gelmen gerek." Babamı aramıştım.

 

"Tamam toplantıya yarım saat kala geleceğim ve biraz geç gireceğiz." Tamam diyerek telefonu kapattım.

 

Babamla bu işi yapıyor olmam her ne kadar beni sinir etse de buna mecburdum ilk işlerini elinden alacaktım.

 

Sonra da kellesini.

 

16:30

 

İçeriye girdiğimiz de Karun bey de dahil herkes şok içinde ve şaşırmış bi yüzle bize bakıyordu.

 

"Merhaba ben %50 hisseyle yeni ortağın." Babamın alaycı sesiyle Karun Bey'in yüzü daha da kasıldı.

 

Onu böyle görmek hoşuma gidiyordu.

 

"Kızım Su bütün hissesini bana devredince bende bu projeyi kaçırmak istemedim." Babamın her sesi sanki Karun Bey'e mermi yemiş hali veriyordu.

 

Gülümseyerek Karun bey'e baktım.

 

"Sonuç olarak yabancıya vermedik hisseyi sizin hem eski dostunuz hemde evladını öldürdüğünüz adama verdik." Sesim soğuk ve alaycı çıkıyordu.

 

Herkesin gözleri Karun bey'i buldu.

 

Arkadan kalın sesli bi adam.

 

"Bebek öldürmek mi?" Oraya doğru dönünce Mert ve ozanla göz göze geldik.

 

İkisi de meraklı gözlerle bana bakıyordu.

 

Kafamı adama çevirdiğim de orta yaşlı biriydi yanın da karısı da vardı.

 

"Duymadınız mı?" Dudağımı büküp gözlerimi doldurdum.

 

Manipüle ustasıydım.

 

"Kendisi hırsı yüzünden,bir bebeği vurup öldürdü hemde o Bebek en yakın dostum dediği adamındı yeni babamın evladıydı." Herkes gözlerini iyice açmıştı.

 

Anlaşılan kimsenin haberi yoktu bu durumdan.

 

Mertle ve ozan da herkes gibi gözleri açık bakıyordu.

 

Babam bile böyle bir şey beklemediği için şaşırmıştı.

 

Ayağı kalkıp masanın başına geçtim ellerimi masaya koyup kendimi eğdim.

 

Herkesin gözlerine kısık bir bakışla bakıp odağı kendime topladım.

 

"İşini yapmak istediğiniz adam bi câni." Kafamı hafif sola döndürüp Karun bey'e baktım.

 

"Böyle bir insanla sağlıklı bi proje düşünemeyiz." Bana dediği cümleyi şimdi onun yüzüne vurmuştum.

 

Tekrardan masaya dönüp.

 

"Sonuç olarak yarın birgün bu yayılacak çünkü ailem artık burda,bu adamla beraber sizin de yer aldığınız projede itibarınız yerle bir olacak." Keskin ve net sesimle konuşurken herkes beni sessizce dinliyordu.

 

"Tabiki proje kapsamı çok iyi ve güzel yükseliş yapacak bir şey,ama bunu Karun bey'in hayata geçirmesi ve bu olayların duyulması o projeyi alt seviyeye indirir." Herkes birbirine bakarak haklı der gibi başını salıyordu.

 

"Ama eğer Karun Bey bu projeyi bize yani kurçay holdingin sahibine devrederse hiç biriniz yatırım parası yanmaz ve proje hayata geçer." Onu sağlam sıkıştırmıştım.

 

Herkes ellerini kaldırıp onayladı bu durumu.

 

"Funda sözleşmeyi getir." Ellerimi masadan çekip Karun Bey'e baktığım da çaresizliğini görebiliyordum.

 

Onun için en iyi yatırım projesi olan proje düşmanına devredecek ve bi çok iş insananı kaybedecekti.

 

Buda holding'in finansal konuda zarar girmesi ve yeni projeleri başlatamamasına sebepti.

 

Funda ellime sözleşmeyi uzatınca aldım.

 

Karun Bey'in önüne attıp kalem koydum.

 

Gözleri o kadar öfke ve çaresizlikle bakıyordu ki.

 

Mecbur imzalamak zorunda kaldı.

 

İmzalayıp direkt toplantı salonunu terk edince gülümsedim.

 

"Anlaşılan toplantı bitti,çıkabilirsiniz." Herkes ayağı kalkıp tebrik edip çıkıyordu.

 

Mert ve ozan bize doğru gelip durdular.

 

"Tebrik ederiz." Mert sadece bana boş gözlerle bakarken Ozan ellini uzattıp soğuk bir sesle tebriklerini sunuyordu.

 

Onlarda odadan çıkınca babam ellini omzuma koyacakken kendimi geriye ittim.

 

"Bunu senin için değil anneme içtiğim and için yapıyorum."

 

Babam gülümseyerek gururlu bi bakış attı.

 

"Seni iyi ki de öyle yetiştirmişim bak nasıl da zehir gibisin." Bana bunları yaptığı için gurur mu duyuyordu yani.

 

Ona doğru dönüp gözlerine baktım.

 

"Unutma bugün bir başkasına yapan yarın seni bittirir." Gururla bakan gözleri donunca omuz silkip odadan çıktım.

 

Kendi odama girip çantamı alıp odadan çıkacakken karun Bey içeri girdi.

 

"Sen nasıl yaparsın bunu?" Sesi oldukça sinirliydi.

 

Ateş çıkıyordu adete.

 

Omuz silktim.

 

Duymamazlıktan gelip çıkacakken yanında durdum vücudu pencereye dönüktü kafası da.

 

Kullağına doğru eğildim.

 

"Senin akıttığın tek kan herşeye bedel oldu,ama korkma ben sana senin gibi hızlıca davranıp zarar vermeyeceğim yavaş ve haz ala ala." Derin bi nefes verip gülümsedim.

 

"Senin sonun Gece Kurçaylının ellinden olacak Karun Ağa." Kendimi dikleştirip odadan çıktığım da o orda kalakalmıştı.

 

1.kata geldiğim de herkes bana bakıyordu.

 

Eşylarımı adamlarıma toplattıp Kuruçay holdin'de ki odama götürmelerini söylemiştim.

 

Artık kendi holding'min başında duracaktım.

 

Arabaya binip yola çıktım.

 

Kurçay holding.

 

Yazısıyla durup holding'in içine girdim kılıç holding'e göre daha Büyük ve genişti.

 

Yanıma bir adam geldi.

 

"Merhaba su Hanım,ben Kerem Öztürk sizin yeni hem sağ kolunuz hemde asistanızım." Sesi erkeksi ve diksiyonlu çıkarttı.

 

Gözleri kahverengiydi,teni buğday rengine kaçıyordu saçları hafif kumralımsıydı.

 

Saçlarını hafif yukarıya kaldırıp jölelemişti.

 

Üzerinde siyah takım elbise içinde ki gömlek beyazdı.

 

Belin de ki silahı kemerinin yan tarafına sıkıştırmıştı meydandaydı.

 

"Tamam odama gel." Anlaşılan ömür boyu benimle olacaktı bu.

 

Odam tam Mardin manzarasına bakan yerdeydi.

 

İstediğim gibi dizayn edilmişti.

 

İçeri girip masama oturdum.

 

"İlk öncellikle bütün herşeyden sen sorumlu olacaksın,nereye gidersem benimle geleceksin." Madem sağ kolum o zaman mecburiydi.

 

Kerem düz bir sesle "bende bunun için burdayım ya zaten."

 

Kaşlarımı çattım**.**

 

-labali insan sevmem hele ki erkekse hiç seni kim ayarladı?" Net babamdı.

 

"Osman kurçay efendim." Allahım sen sabır ver bana.

 

"Bana bak Kerem babamla benle ilgili herhangi bir bilgi giderse senden bilirim sen dememiş olsam bile senden bilirim." Bugün ki tehditimden sonra babam peşime ajan bile takardı.

 

"Su hanım, ben kimsenin gözetmeni değilim benim işim sizinle sizin hayatınızla değil." Olgun bir sesle konuştu.

 

Delikanlı çocuktu sevdim bu cümlesinden sonra.

 

"Tamamdır o zaman çıkabilirsin."

 

Odadan çıktıktan sonra bilgisayarımı açıp kurcaladım.

 

Mainlere bakıp bu devir aldığımız proje için araştırma yapıyordum.

 

Baya bi uğraş gösterdikten sonra yorulduğumu fark ettim.

 

Tıktıktık! (Kapı açıldı)

 

Gelen Osman kurçay'dı

 

"Çıkalım mı işin bittiyse?" İşim bitti için bilgisiyarımı kapattıp çantamı aldım.

 

"Yeni sağ kolunla tanıştın mı?" Koridorda ilerlerken bana keremi soruyordu.

 

"Evet,delikanlı çocuk." Babam kafasını salladı asansör'ün önüne geldiğimiz için düğmeye bastı.

 

"Öyledir." Kapı açıldı içeriye girip zemin kata bastı benim odam 5.katdwydı.

 

Zemin kata gelince asansör durup kapılarını açtı.

 

Çoğu personel'in mesaisi bittiği için çıkmışlardı.

 

Kerem bizi görünce yanımıza geldi.

 

"Naber Kerem oğlum." Babam yumuşak ve sakin sesiyle kereme soru soruyordu.

 

"İyiyim Osman amca sizler nasılsınız." Amca mı ne bu samimiyetle.

 

"Çok şükür oğlum." Anlamsız bakışlarla ikisine bakarken holding'den çıkıp arabalara ilerledik.

 

"Ben eve geç geleceğim biraz kafa dağıtmak istiyorum." Kendi arabama ilerlerken Kerem ve babam bana bakıyorlardı.

 

"Peki" dedi.

 

Kerem benim yanıma hızlı adımlarla geldiğin de anahatırmı ona uzattım.

 

"Al bakalım." Kerem şoför koltuğuna yanında ki kapıyı açtı yanına geçip oturdum.

 

Kerem de şoför koltuğuna oturdu arabayı çalıştırıp yola çıktık.

 

"Sorguya çekileceğiz anlaşılan." Kerem yandan bir gülümseyemle bana bakarken gözlerim yoldaydı.

 

"Evet o yüzden sahile Çek arabayı."

 

Kerem başını salladı.

 

Sahile varmıştık.

 

Arabayı park etti onu beklemeden arabadan indim.

 

Bagajdan termos kahveyi ve bardakları çıkarttım.

 

Kerem şaşkın gözlerle bana bakıyordu.

 

Arkamı dönüp sahile yürümeye başlayınca oda arkamdan geldi.

 

Çimlere oturduğum da oda pantolunu hafif yukarı çekip bi bacağını uzattı diğer bacağını büküp sol ellini çimlerin üzerine koydu.

 

"Babamı nerden tanıyorsun?" Tek kaşımı kaldırıp kereme bakarken Kerem sahile bakıyordu.

 

"Babam ve annem ben doğdum an vefat ettiler,bende yetiştirme yurdunda büyüdüm baban da her hafta oraya ziyarete gelirdi." Kaşlarım çatıldı.

 

"Diğer çocuklara birşeyler getirirdi bende en arka da agacın dibine oturur Kara kara düşünürdüm." Gülümsedi.

 

"Birgün gene gelmişti,ama bu sefer benim yanıma bana Bir sürü şeyler getirip dururdu her zaman destek olurdu,o günden beri her zaman yanımda ve destek bana güvendiği için de senin sağ kolun olmamı hemde sana bi arkadaş olmamı istedi." Benim vücuduma renkler yapan adam başkasının çocuğuna yuva oluyormuş meğersem.

 

Doldurduğum kahvemden bir yudum alıp sigaramı yaktım.

 

Kereme de bi dal uzatınca ellini kaldırdı anlaşılan kullanmıyordu.

 

Sadece oturup sahili izledik ikimiz de sessizlik hakimdi tek duyduğumuz.

 

Rüzgar sesi denizin hırçın dalgalarıydı.

 

"İki isimlisin bildiğim kadarıyla." Sessizliği bozan Kerem olmuştu.

 

Kafamı evet anlamında salladım.

 

"Dissosiyatif hastasıyım çift kişilikliğim bu yüzden iki isim kullanıyorum." Anladım anlamında kafasını sallayınca tekrardan sustuk.

 

Hava iyicene esmeye başlayınca Kerem ayağı kalkıp ellini uzattı.

 

"Hadi bakalım gidelim artık hasta olucaksın." Bi elline bide ona bakarken ellerimi çimlerin üzerine koyup destek alarak kalktım.

 

"Su ben senin sadece bi koruman değil yada sağ kolun değil abin olarak da burdayım." Sesi güven veriyordu.

 

Arabaya geçip eve gitmek için yola çıktık.

 

Eve geldiğimiz de Kerem de bizimle beraber kalacaktı onun odası da üst taraftı bahçe de olan merdivenlerin ordan çıkıyordu.

 

"İyi geceler su." Ellini kaldırıp geri yere bırakıp yukarı çıktı.

 

Benim girişimle kapıyı hizmetlimiz açmıştı.

 

"Hoşgeldiniz su hanım." Üzerimde ki çeketi çıkarttıp astı.

 

Babam televizyon izliyordu annem de dergi bakınıyordu.

 

"Hoşgeldin kızım." Annem ayağı kalkıp bana sarılıp koklayarak öptü.

 

"Hoşbuldum anne ben odama çıkacağım yoğun birgündü dinleneceğim." Annemin yanağına öpücük kondurup odama çıktım.

 

Kendimi yatağa bırakınca telefonuma bi mesaj bildirimiyle kafamı kaldırdım.

 

Telefonu ellime alıp mesajı açtığımda kaşlarım çatılmıştı.

 

*Bilinmeyen numara

 

-Her Gece'nin altında yatan kayıp bir iz vardır.

 

Mesajı okuyunca yüzüm gerilmeye başladı.

 

Kimdi bu?

 

Neden bana böyle bir mesaj yazmıştı?

 

* İç ses

 

- Asıl oyun şimdi başlıyor...hazırmısın?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SON...

*Sizce bu bilinmeyen numara kim olabilir?

*Gece'nin karuna yaptığı iyi mi?

*Diğer bölümlerde bizi neler bekliyor?

Evet okurlarım bu bölümünde sonuna geldik umarım Beğenmişsinizdir yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum

Bölüm : 18.09.2025 00:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...