5. Bölüm

5. Bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

 

 

 

 

 

 

 

-Kayıp İzler-

5.Bölüm:

 

 

 

 

 

 

 

(Hiç beklemediğin an da gelişir herşey)

Bugün ki seansım acayip yorucu geçmişti daha ikinci seansımda böyleysem diğer seansılarımı hayal dahi edemiyordum ilk defa kendimi bu kadar aciz ve muhtaç hissediyordum ve bu da beni gerçekten sinir ediyordu.

Bu yaşıma kadar kimseye boyun eğmeyen kimseden yardım almayan kan da kusa şarap içtim diyen bir kadının geldiği son haldi bu ve kendime acıyordum artık ayaklanıp bu halimden kurtulmak istiyordum kader bana öyle bi oyun oynamıştı ki ben düşmem ben kimseye muhtaç olmam kelimeleri bana yedirmişti.

Tıktık...kapı sesi

-Gir

Gelen annemdi kafasını öne eğmiş yüzüme bakmıyordu ona baktığım da aklıma dün ki yaşanan olay geldiğin de kaşlarım çatıldı yaptığım şakadan dolayı tokat atması kanıma dokunmuştu ellim ayağım tutuyor olsa belki kötü sonuçlarındı.

-Ne istiyorsun?

Sesimden ne kadar sinirli olduğumu belli ediyordum,annem hala kapıda dikilmiş yeri izlerken bana daha da geliyorlardı ne yapmaya çalıştığını anlamıyordum.

-Sana ne istediğini sordum.

Bağırdığım da annem irkildi kafasını bana doğru kaldırınca gözlerin de ki pişmanlığı görüyordum ama kendini kızını çok iyi tanıyordu ben kinci biriydim yapılanı yapılacak olanı unutmazdım hele ki sebepsiz yere yapılan birşey varsa onu hiç unutmazdım annem yanıma doğru tedirgin şekilde gelip yatağımın ucuna oturdu.

-Su,ben üzgünüm kızım yapmamalıydım.

Sesinde ki burukluk pişmanlığının simgesiydi ama aldırış etmedim annem bu değildi bundan emindim benim annem bana vurmayı bırak bağırmazdı bile gerçi neden şaşıyorsam kurçayların gelini en az Osman Kurçay kadar onun da için de bi canavar yatıyordu.

-Neye üzgünsün? sebepsizce vurduğuna mı?

Düz bir sesle konuşuyordum içimde en ufak hüzün yoktu sadece sinir vardı geldiğinden beri bir çok konuda yalan söyleyen kendisi değilmiş gibi davranması ve aciz rölünü oynaması beni sinir ediyordu sonu neyle bitecekse bitsin yalandan hoşlanmazdım ve annem bunu bilmesine rağmen yalanlar atmıştı belki ufak tefek yalanlardı ama yalandı ufağı büyüğü olmazdı bunun.

Annem ellerini karnımın üzerinde ki ellerime uzattı ne kadar kendimi geri çekmek istesem de yaşadığım his kaybı yüzünden birşey yapamadım Sadece buz gibi gözlerle bakmaya başladım annem gözlerime bakmıyordu çünkü nasıl bir gözle baktığımı adı kadar biliyordu.

-Anneciğim bende zorlu süreçlerden geçiyorum ve bu yüzde-

Lafını yarıda kesip kahkahalar attım zorlu süreç öyle mi neyin zorlu süreçiydi bu avm lerde gezip dakika başı cilt bakımlarına giderek mi zorlu süreçten geçiyordu.

-Doğru Sevda hanım o yüzden her gün orda burdasınız!

Sesim alaycı çıkınca annem gözlerini gözlerime getirdi sanki duymayı beklemediği sözleri benden duyacağını hissediyordu beni manipüle etmeye çalıştığını çok iyi biliyordum ama ben istemediğim sürece kimse beni manipüle edemezdi anlaşılan annem benim hakkımda hiç bir şey bilmiyordu şaşırmıyordum da 13 yaşından beri ayrı olduğu kızı hakkında ne bilebilirdi ki?

-Su üzülüyorum kızım.

Sesini daha kısık hale getirip kendini ağlatacak potansiyele getirdiğinde gözlerimi devirdim aynı kocası gibi tiyatro konusunda iyiydi.

-Ya öyle mii? Bana attığın tokatın ve yalanların için de üzülüyormusun yoksa kandırmaca mı yapıyorsun?

Tek kaşımı kaldırdım annem gözlerini gözlerimden çekip yerde ki halıya baktı derin bi nefes alıp verip dudaklarını araladı.

-Su affet beni herşey için.

Yüzüme bakmadan diyordu bunları,sadece bu yalanlar ve Tokat için affet demiyordu sanki geçmişin yüklerini hafiftletmek içinde diyordu.

-Affedecek birşey yok yalan sevmediğimi biliyo-

Birden duraksadım kafamı sağa sola sallayıp devam ettim

-Pardon nerden bileceksin ki 8 yıldır yanınızda değilim.

Gülümsedim,annem gözlerini tekrar bana odaklayınca onun gözlerinde kırgınlık hüzün ve yıkım vardı.

Benim gözlerimde ise soğukluk.

-13 yaşındaydım beni o tımarhaneye yatırıp akli dengemle oynadığınız da kaç yıl ne geldin nede sordun o yüzden kızın hakkında hiç bir bilgiye sahip olmaman normal.

-------------------------------------------------

Her kelimemde geçmişin ağır yükü daha da sırtıma biniyordu 13 yaşındaydım tımarhaneye kapatıldığım da 13 yaşımdan önce her gün babamdan şiddetler görür bodrum katına bağlanır aç bırakılırdım en ufak hatam da beni sabaha kadar döver ve bağlardı nedenini hiç bir zaman bilemedim beni neden sevmediğini neden böyle yaptığını anneme sorduğum da hayır baba seni çok seviyor safece sevgisini böyle ediyor laflarını daha doğrusu yalanlarını duydum.

Ben sevmenin zarar vererek olduğunu sanarak büyütüldüm şimdi deseler inanmaz gülerim ama o zamanlar çocuktum bilemezdim bilemedim de birgün sofrada oturmuş yemeğimizi yerken yanlışlıkla bardağı düşürüp tuzla buz etmiştim hizmetlimiz Eda abla yerleri toplayacakken babam durdurmuştu o hatayı ben yapmıştım ve benim toplamam gerektiğinin söylemişti.

Sandalyemden kalkıp yerde ki camları toplarken küçük cam parçası ellime batıp kanamaya başlamıştı o an canım acıdığı için gözlerim dolunca babam ayağı kalkıp saçlarıma yapışmıştı babama göre duygular eziklikti ağlayan insanın güçsüz olduğunu söylerdi yumruğuna geçirdiği saçlarımı daha sert çekti yüzümü cam kırıkların sertçe vurduğun da bütün camlar heryerime batmıştı.

Bunu nerdeyse 4 kere yapmıştı yüzümden akan kanları hissediyordum ama tepki veremiyordum 13 yaşında ki çocuk nasıl tepki verirdi ki babam saçlarımdan tuttup kaldırdı beni yere fırlattığın da inlemiştim annem sessizce oturmuş bizi izlerken ben orda tanılmaz hale gelmiştim.

O an ne oldu bilmiyorum ama o küçücük bedenim şöminenin yanında duran demiri alıp bana vurmak için yaklaşan babama geçirmiştim babam inlediği an öldürücü gözlerle bana baktığında içimde gram korkunun olmadığını fark etmiştim sesimin değişikliği beni korkutuyordu ama engel olamıyordum.

Gözlerimi açtığım da simsiyah bir odada bağlı olduğumu görmüştüm yanımda değişik aletleri görünce bağırmaya başladım o küçücük bedenimden büyük sesler çıkıyordu ama kimse duymuyordu hareket ettikçe ipler bileklerimi acıtıyordu.

----------------------------------------------------

Gözlerim bileklerime kaydığın da hala o ip izleri benimleydi 2 sene olmuştu o iğrenç yerden çıkalı ama izleri hala vücudumdaydı.

Gülümseyerek anneme bakınca annemin gözlerinden yaşlar akıyordu içimde gram acıma duygusu yoktu evet babamın korkusundan susmuş hata oda dayaklar yemişti ama en çok yara alan bendim.

-Hangi birini affedeyim anne sen söyle bana?

Gözlerime bileklerimi gösterdim annemin de gözleri oraya kayınca kalbini tuttu gözlerin de ki yaşlara engel olamıyordu.

-Ben senin için herşeye tamam dedim sana hiç bir zaman kızmadım hiç bir zaman kin kapmadım ama sana şuan baktığım da o pislik kocandan farkın olmadığını görüyorum.

Derin bi iç çekip verdim.

-söyle bakalım biricik kızına ne yalanlarınız var?

Annem sadece ağlıyordu ağlaması beni sinir ediyordu ağlayan insan sevmezdim hata iğrenirdim kendi sabrımı kontrol altına tutmaya çalıştım.

-Ağlama karşımda!

Ancak beceremedim sanki geçmişimi hatırladıkça annemden bile soğuyordum birde yaptığı saçmalıkları beni kendinden hepten soğutuyordu.

-Sana bakınca ne görüyorum biliyormusun?

Annem kısık ve net bir sesle konuşmaya başladı tek kaşımı kaldırıp ona baktığım da oda artık boş ama bir o kadar dolu gözlerle bana bakıyordu.

-Duygusuz bencil ve gerçekten de Gece'yi sen bi Su kadar berrak değilsin sen en az Gece kadar şeytan karanlık ve enkaz bir kız olmuşsun.

Beklediğimiz şeydi bu kelimeler, çünkü beni canavar'a dönüştüren onlardı ve bu yüzden şimdi de şikayet ediyorlardı evet haklıydı ben Su olamazdım çünkü Su kadar berrak masum ve şeffaf değildim.

Bu yüzden Gece adını tercih ettim çünkü Gece beni taşıyan tek ad olmuştu.

-Hahshshshsh bi laf var acayip güzeldi o he ışığını söndüren herkes birgün karanlığından şikayet edecek diye yaşadığımız tam da bu sevgili anneciğim.

Onu dalgaya almam sinir etmişti ayağı kalktı sırtı bana dönüktü.

-Belki de baban çoğu konuda haklıydı.

Diyip odadan çıkınca o lafı kullağım da kaldı gerçekten o şerefsize hak mı veriyordu?bunca yaşadığım ve yaşattığı şeylerde haklımıydı küçücük bedenimin aldığı hasarlarda kocası olacak it mi haklıydı beynimde kelimeler dönüyordu kafam da ki sesler tekrardan duyulmaya başladı.

Birden karşımda gene küçüklüğümü Su'yu görünce kalbim hızlanmıştı.

-Beni öldürdün.

Kafasını yana eğip kocaman gözlerini kısıp bana bakıyordu.

-Öldürmedim ben seni!

Sesimi kontrol edemediğimi fark ettim seslerim bile sanki vücudumu terk etmek istercesine çıkıyordu.

-Beni öldürdün Gece duygularımızı hislerimizi herşeyimizi.

Sesi o kadar boş çıkıyordu ki artık tamamen delirdiğimi düşünüyordum.

-Duygular ezikliktir sus artık çıkma karşıma çıkma!

Ben bağırdıkça o sadece beni izliyordu onun gözlerine baktığım da suçluluk duygusunu daha da iyi omuzlarıma yüklüyordum kafamı sağa sola salladım.

-Defol git!

Hala bağırıyordum bana doğru adım atmaya başladı.

-Biz Suyduk büyünce de böyle kalacaktık ama sen bi kimlik oluşturup başka birine dönüştün.

Çıldırmak üzereydim gerçek kimliğim Su karşımda duruyor ikinci kimliğim olan Gece de bendim kendimi hareket ettirmeye çalıştıkça yapamadığım için daha da sinir oluyordum vücudum kasılıyordu hissediyordum ama hareket edemiyordum.

-Su!

Bağırışlarım artık boğazlarımı yıratacak raddeteye geldiğini hissediyordum o hala bana bakıyordu ben hareket edemedikçe deliriyordum.

-Su kendine gel!

Yanımda birinin olduğunu hissediyordum ama ona bakmayacak kadar başka bi evrendeydim.

-Seni içinde ki Canavar ele geçirmiş sen artık Tek kimlikli Gece Kurçaysın.

Suyun acı dolu sesi kullaklarıma ulaştıkça daha da kendimi kaybediyordum.

-Yeter lan yeter geberticem seni yeter!

Nefeslerim kesilmeye başladı kalp atışım sanki artık durmak üzereydi gözlerim ve bilincim kapanıyordu.

Gözlerim yavaş yavaş kapanırken tek gördüğüm karşım da duran suyun bana acınası bakışlarıydı.

--------------------------------------------------

Gözlerim aranırken tepem de dikilmiş keremi gördüm yavaş yavaş gözlerimi tamamen açtığım da rengi bezi atmış gözlerin de ki endişeyi yanstıyordu.

-Noldu bana?

Kısık sesimle etrafa baktığım da hiç bir şeyi hatırlamıyordum ama kereme bakınca gene bi atak geçirdiğimi anlamamak mümkün değildi Kerem tepemden ayrılıp yatağımın ucuna oturdu.

-Sana bakmak için odana gelirken bağırdığını duydum karşın da biri varmış gibi bağırıyordun sonrası zaten bayılma.

Anlattıkları karşısında susmuştum hiç bir şey beynim de olmadığı için ne için atak geçirdiğimi bilmiyordum bile boş gözlerle kereme bakarken Kerem de bana bakıyordu yüzümü ciddileştirdim.

-Eğer bunu annem yada babam duyarsa hele ki babam duyarsa seni öldürürüm bunu biliyorsun demi.

Babamın bunu bilmemesi gerekirdi hele ki annemle de aram böyleyken bu işin sonu daha da farklı yollara çıkabilirdi şu şeyim geçene kadar gizli tutacaktım Kerem kafasını aşağı yukarı salladı.

-Tamam merak etme kimseye söylemeyeceğim ama birşey soracağım?

Tek kaşımı kaldırıp kereme bakarken Kerem ürkekçe bakıyordu bana.

-Su kimi gördün?

Bu olayı merak ediyordu ama en az bende onun kadar hiç bir şeyi bilmiyordum kafama salladım.

-Bilmiyorum bilememe de gerek yok sende fazla kurcalama sen neden geldin?

Kerem sıkıntılı nefes verdi.

-Canın sıkılmıştır diye bakayım demiştim.

Ne bu ilgili haller hiç sevmediğim şeydi ilgi sevgi filan bana yapmacık ve yalan gelirdi bu yüzden nefret ederdim.

-Gördüğün gibi sıkılan bir canım yok sende yalandan ilgilenme ayaklarını bırak.

Kerem bunu duymasıyla yüzünü buruşturdu.

-Yalandan mı? Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

Gülümsedi.

-Bunları samimiyetle yapıyordum ama senin gibi birine bunların böyle gelmesi normal.

Ayağı kalkınca kaşlarım çatıldı ne benim gibi biri anlamadım yani.

-Benim gibi derken?

Soğuk sesimle Kerem bana döndü.

-Sen kendini o kadar hissizleştirmişsin ki birinin sana en ufak bi ilgisi ve samimiyeti seni rahatsız ediyor.

Evet rahatsız oluyordum çünkü bu tarz şeyler gerçek hayata yoktu yapan varsa da net bi çıksrı olurdu.

sessiz kaldım çünkü bunun için tartışacak şeyde değildim ben hep böyleydim ve böylede devam edecektim keremin odadan çıkacağını zannederken Kerem çekmeden paketimi ve çakmağımı aldığını görünce şaşkın gözlerle onu izliyordum.

-Hayırdır sigaraya mı başladın?

Kerem bu soruma kahkaha atmaya başladı.

-Hayır senin için çıkartım iyi gelir sinirlerini bastırır.

Penceremi ve balkon kapısını açtıktan sonra yanıma oturup paketen dal çıkarıp dudaklarıma yerleştirdi çakmağı da yakıp sigaramı yakınca dumanı içime çektim gerçekten de bu zıkkım tek beni sakinleştiren illeti.

Kerem hem sigarayı uzatıyor bana hemde telefonda geziyordu birden kaşları çatıldı.

-Vay ne

Gözlerimi ekrana doğru kaydırdığım da bi kız yanın da bi oplan gördüm ama yüzlerini tam seçememiştim.

-Noldu?

Kerem benim sesimle telefonu bana doğru döndürdüğün de içime çektiğim dumanı öksürmem bir olmuştu.

Mert Kaleliydi fotoğraf da ki

Yanında bakır saçlı bir kız vardı saçları upuzun omuzlarından aşağı sallanıyordu teni buğdaya kaçan bir renkti, gözlerin de ki yeşillik bi ormanı belli ediyordu sanki üzerine giydiği beyaz elbise hem fiziğini öne çıkartmıştı hemde güzelliğine güzellik katmıştı,kız kollarını Mert'in boynuna dolamış gülerken Mert'in elleri kızın belinin tamamını kaplamıştı.

Kullanıcı adına baktığım da ezgiısık yazıyordu açıklama kısmında da herşey🤍 yazdığını görünce kaşlarım daha da çatıldı sevgilisi mi vardı?

-Sevgililer mi?

Sesim meraklı çıkıyordu Kerem kafasını aşağı yukarı sallayıp onayladı.

-Yıllar süren bir birliktikleri olmuştu ama duyduğum kadarıyla kız bunu aldatmış bu ayrılmışlardı bildiğim kadarıyla 2 yıldır ayrılardı ama ne olduysa barışmışlar.

Yüzümü buruşturup keremin anlattıklarını dinliyordum seni aldatan biriyle geri niye barışırsın ki bu kadar mı seviyordu kızı yani fotoğraf'a tekrardan baktığım da Mert'in boynun da küçük bir dövme gördüm ilk defa görmüştüm dikkat çekmeyen bir dövmeydi Kerem tekrardan telefonu kendine doğru aldı.

-Bu kadar aşık mı bu kıza?

Sorularıma engel olamadığım için sormaya devam ediyordum Kerem gülümseyerek bana doğru döndü.

-Böyle bir durumu affetmek için aşktan fazlası gerek onun adı da Sevda bu lavuk bildiğin sevdalı bu kıza.

Anladım anlamıyla başımı salladım gözlerimi pencereye doğru diktim ben hiç aşık olmamıştım hata bırak aşkı sevdayı ben daha hoşlantı nedir onu bilmiyorum,ilerde öyle bir durum olsa büyük ihtimalle anlamam bile daha nasıl sevilir ondan bile haberim yok diyorum da düz biriyim işte vücudumun %99 lık bölümü kin, nefret,sinir dolu diğer %1 lık bölümü saymıyorum çünkü orda işlev yok.

Karnım guruldumaya başlamıştı doğru düzgün yemek yemediğim için büyük ihtimalle sağlam zayıflamıştım Kerem guruldama seslerini duyunca gülmeye başladı.

-Dur ablaya söyleyim birşeyler hazırlayıp getirsin.

Tamam anlamıyla kafamı salladım Kerem odadan çıkınca aklıma bian da Mertle o kız gelmişti hayır yani birde fena bir şekilde yakışıyorlardı aralarında ki uyum insanı çekiyordu Kerem geri odama girince düşüncelerimden sıyrıldım.

-10 dakikaya gelir sandviç'in.

Tekrardan yatağıma oturup telefonunu elline alıp sosyal medyada videolar izliyordu artık ayaklanıp tekrardan işin başına dönmem gerekiyordu kim bilir ne zaman ayağı kalkacaktım.

-Kerem telefonum nerde?

Kerem telefonunda kafasını kaldırıp omuzlarını kaldırıp indirdi.

-Bilmiyorum kaza da telefonun çıkmadı yani bize verilmedi.

Kırılmıştı büyük ihtimalle birde telefon masrafı çıkmıştı başımıza of of,10 dakika sonra kapım çalındı.

Tıktık...

-Gir!

Kapı yavaşca açıldığında hizmetli abla ellinde tepsiyle odama girip tepsiyi yatağımın üzerine koydu ellerini önünde birleştirdi.

-İstediğiniz başka bir şey var mı hanımım?

Yok anlamıyla kafamı salladım hizmetli odadan çıktığın da Kerem de sandviçime peçete sardı.

-Nutella ve peynir var içinde.

Ne kadar zengin olursam olayım Nutella ve peynir ikilisi mükemmel oluyor o yüzden en sevdiğim yemek diyebilirim tabi bunu kimse bilmiyordu bi annem biliyordu birde şimdi Kerem.

Sandviçim bittince Kerem gene bi dal alıp dudaklarıma koydu sigaramı yaktı.

Alışmıştı artık bu duruma o yüzden anında pratik şekilde yapıyordu.

-Sen bu kaleleri tanıyorsun galiba?

Kerem gülümsedi.

-Tanımayan yoktur onları.

Evet kaleli denildiği an herkes saygı duruşuna geçecek raddeteye geliyordu kanları çekilmiş oluyordu bir kaç duyumla üç kardeşinin de farklı fanzetileri varmış.

Cenk kaleli öldürdüğü insanların gözlerini saklamayı çok severmiş en çokta yeşil gözlülere zaafı varmış neden olduğunu hala bilmiyorum gerçi sadece ben değil kimse bilmiyor herkes onun için fazla oynak diyordu pek sevilen biri değil bu cemiyete.

Ozan Kaleli sadece kan kokusuyla kimin hangi kan grubu olduğunu söylüyormuş adam son dereceli kan fetişciymiş resmen ve söylediği her kan grubu da doğru çıkıyormuş açık kırmızı kanları sevmezmiş en sevdiği kan türü koyu olanlarmış değişik bir fanzetiye sahip adam kan kokusu aldığı an vampir gibi davranıyormuş bunun da sebebini bilmiyorum ama Ozan iki kardeşine göre daha olgun ve mantıklı hareket eden biriydi konu kendi canları olmadığında kimseyle dalaşmazmış cemiyete de sevilen biri Kaleli ailesinde herhalde tek sevilen ozandır.

Son olarak Mert Kaleli bunu saymak bile istemiyorum çünkü baya yaratıcı biriymiş öldürdüğü adamları boyayıp sergiye çıkartıyormuş eğer Kaleliler tarafından sergi düzenleniyorsa biri ölmüştür demek olurmuş bu ilk duyduğum da gözlerim açılmıştı sadece tabi bunlarla sınırlı değil zır delinin önünde gideni diyebilirim bu cemiyete herkes mert'den çekinirmiş çok iyi tanıdığı için cesaret edemezlermiş ona yanaşmaya.

Yani böyle değişik fanzeteli adama da yanaşmayın bir zahmet.

-Hele Mert'i tanımayan kimse yok bi adam kız arkadaşına lan dedi diye kendi elleriyle adamın dilini kopartmıştı birde üstüne üstlük adamın kendi dilini yedirrtmişti ketçap mayonez sıkarak.

Kahkaha atmaya başladım ketçap mayonez çok iyi ya en sevdiğim olaylar bu tarz şeyler bana haz veriyordu o yüzden iğrenmiyordum.

-Vay be.

Sonra aklıma Mert'in bahçede bana babasıyla babamın tanıştıklarını söylemişti.

-Babamla babasının bi olayı var mı peki?

Kerem bu soruyu beklemiyormuş gibi yüzüme baktı kafasını sağa sola salladı.

-Zannetmiyorum iş için bir araya gelirlerse gelirlerdi onun dışında bi husumet bulunmuyordu aralarında yani benim bildiğim.

Anladım anlamıyla kafamı salladım birden esnemeye başlayınca vücuduma ağırlık çökmüştü yoğun bir gün olmuştu benim için Kerem uykumun geldiğini görünce ayaklandı.

-İyi geceler su.

Odadan çıktığın da gözlerim duvara bakıyordu yavaş yavaş gözlerim kapanırken kendimi iyice salmıştım.

12:00 

-Su

Gelen sesle gözlerimi açtığım da annem ve efe bey kapının girişinde durduklarını gördüğüm de afalladım saat kaç olmuştu ki?

-Niye erken geldiniz?

Sesim hala uykulu çıkarken saatin kaç olduğunu anlamaya çalışıyordum efe bey ufak bi kahkaha attı.

-Saat 12 .

Ne 12 mi o kadar mı uyumuşum ben ya efe bey odama girip çantalarını yere bıraktı sonra ellerini birleştirip bana baktı.

-Şimdi bugün seni yürütmeye çalışacağım,eğer hazırsanız hemen başlayalım mı?

Daha afyonum bile patlamamıştı bi dur be adam kendime geleyim kaçmıyorum ya sabahları uyandırılmaktan nefret ederim kendim uyanmayıp başkası tarafından uyandırılınca daha da şiddete eğilimli bir kız oluyordum.

-Bi kahve sigara yapayım başlarız acalesi yok.

Annem kapının ordan bizi izliyordu ona her baktığım da yaptığımız o konuşma ve son dedikleri aklıma geliyordu ama şuanlık mecburi bir şekilde onunla konuşmam gerekecekti hizmetli ablayı çağırması için tek yol buydu.

İstemsizce anneme seslenip hizmetli ablaya çağırmasını istediğim de hemen seslendi hizmetli abla yukarı geldi.

-Kahvemi hazır edip getirirmisin efe bey siz?

Efe beye bakıyordum çalışma masamın orda ki sandalye oturmuştu.

-Bende bi kahve alayım.

Hizmetli abla kafasını sallayıp odadan çıktığın da annem hala bana bakıyordu üzerimde hissettiğim bakışlarla anneme döndüm.

-Bşr işin yoksa sende çıkabilirsin odadan.

Emir verici bir sesle annemi direkt odadan kovmuştum annem bian afallayıp bana bakıyordu birşey demeden odadan çıkınca efe beyle ikimiz kalmıştık efe bey gözleriyle odayı inceliyordu.

-Dekorlar siyah ve gri renk hep anlaşılan seviyorsunuz.

Gözlerim odamı taramaya başladığın da siyah ve griye ağırlık verilmişti her eşyada kafamı aşağı yukarı salladım.

-Evet renkleri pek sevmem.

Efe bey kaşlarını çatmıştı.

-Yanlış bilmiyorsam 20 yaşındasın yani senin yaşların da ki kızlar genellikle renkli şeyleri çok sever.

Alaycı bir gülümsemeyle efe beye baktım.

-Her kız aynı değildir,onlar renkleri severken ben renklerden nefret ediyorum ha sevdiğim tek renk siyah ve kan kırmızısı o iki renk benim tanımım onları da o yüzden seviyorum.

Efe beyin yüzünde iyice değiştiğini fark ettim alışık olmadığı bir figürdüm anlaşılan bunu belli ediyordu kapı açıldığında kahvelerimiz gelmişti.

Benim bardağım da kocaman bir pipet vardı.

Hizmetli kadın yatak masasını önüme koyup kahveyi de dikkatlice masaya bırakıp çıktı.

-tahmini ne zamana düzelmiş olurum.

Efe bey kahvesinden bi yudum alıp masaya bırakıp bana döndü.

-Sana net bi tarih veremem ama hızlı toparlanacaksın gibi güçlü bir yapın var.

Kahvelerimizi içtikten sonra efe bey ellerini birbirine vurup ayağı kalktı.

-Hazırsan başlayalım artık.

Masayı yere bırakıp dikkatlice kollarımdan beni Doğrulttu.

-Ben seni tutuyorum kendini zorla ve kalkmaya çalış.

Emin bi sesle bana ne yapmam gerektiğini söylerken ellerimi kollarına koydu.

Ellerimi hissetmediğim için nasıl yapacağımı bilmiyordum.

Birden karşımda gene Su belirince kafamı kapının oraya doğru eğdim ellini parmağına götürüp sus işareti yaptı.

-Yapabilirsin sadece kendine İnan.

-Sen 2 sene içinde hayatını değiştirmiş birisin bunu mu yapamıcaksın.

Evet haklıydı o kadar şey yapıp bunu yapamazsam o zaman yazıklar olsun bana birden ellerime bir his geldi ne olduğunu anlamadan efe beyden destek alıp kalktığımda efe beyin gözleri kocaman açılmıştı.

-Başardın Su.

Sesi o kadar heyecanlı çıkıyordu ki ben bile şaşırmıştım kendime su orda bana bakarken ben efe beyin kollarına tutunmuş ayakta duruyordum.

-Hadi kendini hisset gücünü hisset Gece... Güç ve his senin içinde

Suyun sesiyle gene gelen o hisle yavaşcs bir adım attığım da efe Bey'in gözleri daha da açılıyordu ben adım attıkça efe beyde benimle beraber adım atıyordu ayaklarımı ve ellerimi uzun süre sonra ilk defa hissediyordum.

-Su harikasın devam et böyle.

Efe bey bana destek cümleleri söylerken ben ilermeye devam ediyordum on tur odamım etrafında dönmüştük nerdeyse efe bey beni geri yatağıma yatırdığın da bacaklarım da ve kollarım da ağrı hissettim.

-Ağrın olması çok normal şimdi masajla kaslarını rahatlatacağım bugün çok güzel ilerleme yaptın uzun süre sonra harekete geçince vücud buna ters tepki verip ağrıya yol açabiliyor çünkü kan akışın normale dönmeye başlıyor.

Efe bey çantalarını açıp eşyaları hazırladıkran sonra masaja başladı 1 saat sınra bütün masaj işlemi bittikfen sonra bol su dinlemem gerektiğini söyleyio odadan çıktı.

Bian az önce gördüğüm çocukluğum aklıma geldi kaşlarımı çattım nasıl olda da çocukluğumu karşımda gördüm ve onun sayesinde yürüdüm gerçekten deliriyor olabilirmiyimdim? Kafamı duvara doğru çevirdiğim de gene onu gördüm.

-Delirmiyorsun merak etme.

İrkildim gerçekten de çocukluğum karşımdaydı tek fark o bana Gece diye hitap ediyordu gözden kaybolunca kafamı salladım ne oluyordu gözlerim ellerime kaydı yavaşca parmaklarımı oynatmaya çalıştığım da başarmıştım oynatabiliyordum bu durum beni mutlu etmişti.

Çünkü muhtaç olmayacaktım tekrardan ayaklarımin üzerinde dimdik basacak olmanın gururu vardı içimde ama ilk önce salonda bu halimle saçıma yapışan Osman kurçay'dan alacagım bir ufak intikam vardı.

Beklemediği bir şekilde ona sürpriz yapacaktım şimdiden o surat ifadesini merak ediyordum eğlenceli olacaktı orası kesin.

 

 

 

 

 

 

SON...

*Suyun sürprizi ne olabilir?

*Mert ve Ezgi için ne düşünüyorsunuz?

*Bakalım diğer bölümler de bizi neler bekliyor?

Evet arkadaşlar bi bölümün de sonuna geldik.

Umarım beğenirsinizzz

 

 

 

 

 

 

Her gece 01:00 da yeni bölümlerle karşınızdayım şimdilik hoşçakalın.

 

Bölüm : 20.09.2025 02:25 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...