6. Bölüm

6. Bölüm

Nehir Kılınç
steelfable

Seellaamm bacikolar nasılsınızzz? Umarım iyisinizdir sizce kitap bölümleri nasıl ilerliyor şuana kadad 6.bölüme kadar geldik.

Gidişaatı nasıl buldunuz???

Evett sevgili bacikolarrımm oylarınızı yorumlarınızııı bekliyorumm.

Hazırsanız daha da uzatmadan hemen başlıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-Kayıp izler-

6.BÖLÜM

1 hafta sonra

Nihayet tamamen iyileşmiştim artık ellerim ve ayaklarım tutuyordu bu kadar kısa süre de başarmış olmak ne yalan söyleyim gurur duyuyordum kendimle,babam bir haftadır ful projeye odaklıydı Karun beyle tekrardan ortak olma şerefi anlaşılan onu baya işkolik yapmıştı tabi ki babamı tanıdığım kadarıyla babam eski dostuyla yani edebi düşmanıyla demek daha doğru olur boş yere ortaklık yapmazdı bu işin altında yatan sağlam ve sinsice bi oyun vardı.

Efe beyden rica edip annem ile babama tekrardan ayaklandığımı söylememesini istedim çünkü aklımda şahane bi plan vardı her akşam olduğu gibi gene bi aile yemeği yenilecekti ve bende o sıra babamın zıttına gidip bana vurmasını sağlayacaktım tabi kendileri benim hala sakat olduğumu düşündüğü için sertçe davranabileceğini düşünüp bana saldıracaktı bende ona güzel bir sürprizle karşılık verecektim aslında plan çok klasik olmuştu kimine göre klasik olmayabilirdi ama benim gibi vahşeti seven bir kadın için oldukça bayıcı bir plandı.

Tıktık...kapı açıldı.

-Su hadi yemeğe.

Gelen keremdi,bi tek kereme söylemiştim artık yürüdüğümü çünkü oda en az benim kadar eziyet çekmişti bunu ondan saklama hakkım olmadığı için mecburen ona dile getirmiştim ilk söyler diye bi tedirgin olmadım değil ama sağlam çocukmuş ki agızından bakla çıkmamıştı aşağı kadar yürüyerek indim salona inmek için bi merdiven kalınca Kerem de beni kucağına alıp merdivenlerden inmeye başladık,keremin de süprizden haberi vardı ama o daha güzel bir şekilde bekliyordu ona nasıl bir plan yaptığımı anlatmamıştım o kadar da samimi olmaya gerek yoktu bana göre aşağı indiğimizde babam baş köşeye oturmuş annem de sol tarafına geçmişti Kerem de beni babamın karşısına baş'a oturtup yanımızdan ayrıldı benim gelmeme herkes yemeğe başladığın da kafamı kaldırıp babama baktım tam gömleğinin yakasında bi iz fark ettince gözlerimi kıstım sağ tarafındayı gözlerimi iyicene kısarak izi anlamaya çalıştığım da...bu bi ruj iziydi. Kırmızı bir ruj'du bu kafamı anneme çevirdiğim de annem klasik pembe rujunu sürmüştü.

Anlaşılan babam annemi aldatıyordu şaşmamak lazım klasik erkek milleti bu sonra yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu huzur olmayan bu evde daha da huzur'u kaçıracaktım klasik sandığım planım aslında eğlenceli olmaya fark etmiştim.

-Yaka'nın sağ tarafında ki ruj izi mi?

Sesim düz çıkıyordu,annem tabağından başını kaldırıp babama doğru bakmaya başladı babam da gözlerini tabaktan ayırıp bana bakmaya başladı resmen bi üçgen kurmuştuk bakış konusunda annem kafasını hafif eğip babamın yakasına baktığın da yüzü birden kasılmıştı kaşlarını çattıp ellerini yumruk yaptı işte en sevdiğim yerler başlıyordu.

-Osman,noluyor?

Annemin sinirli ve soğuk sesi babamın kulaklarına değerken babam sadece bana odaklıydı gözlerinde ki nefreti kini görmemek imkansızdı ama çokta umrumda değildi duygularımız karşılıklıydı.

-Osman sana diyorum! Annem bir ellini masaya vurup bağırmaya başlayınca babam gözlerini benden ayırıp tabagına geri döndürdü kaşığını alıp yemeğe devam ederken şaşırmıştım acayip rahat davranıyordu annem babamın rahatlığını gördükçe kan beynine sıçrar gibiydi önünde ki su dolu bardağı alıp babamın yüzüne döktüğün de gülmemek için zor tutuyordum kendimi babam ıslanmış bir halde kafasını kaldırıp sinirle anneme bakmaya başladı hiç sevmediği şeylerdi babamın gözleri anında sinirden kızarmıştı her zaman ki gibi.

-Sen ne yaptığını sanıyorsun lan! Babam masadan kalkıp anneme bağırırken annemde oturduğu yerden kalktı ikisi de delirmiş gibilerdi hazır onlar delirmişken bende yemeğimi yiyordum bu olay beni açıktırmıştı valla annem sağ ellini kaldırıp babamın sağ yakasına götürdü.

-Bu ruj izi kimin? Annem hala aynı soruları sorarken babam sessiz kalıyordu anla işte be kadın üstüne Gül koklamış kocan...bir çak sesiyle hayvan gibi yediğim yemekten kafamı kaldırıp onlara baktığım da babamın suratı sol omzuna düşmüştü içimde bi oh sesini duymuştum dudaklarım hafif kıvrılırken babam kendine gelmeye çalışıyordu.

-Sen bana Tokat mı attın? Babam inanmayan sesle annemi sorguluyordu ben bile şaşırmıştım anneme yüksek sesle a dediğimiz de irkilip Susan bir kadındı şimdi koskocaman Osman kurçay'a vurması ikimizi de şaşırtmıştı çünkü en çokta kocasından korkardı,annem geriye çekilip kollarını göğsünden ortasında bileştirdi sağ ayağını hafif öne çıkarttıp tek kaşını kaldırdı.

-Evet,noldu Kurçay inanmadın mı? Demesiyle tekrardan babama Tokat attınca agızımdan bi oha kelimesi çıktı,annem nerdeyse sağlı sollu babama geçirmişti gözlerimi açıp geri kapattım bu bi şaka olabilirmiydi? Babam hala şaşkınlığını üzerinde olmalı ki dili tutulmuş gibi davranıyordu annem kendine gelmesine izin vermeyerek yakasına yapışıp onu sallamaya başladığın da benim gözlerim daha da açıldı annemi böyle duygusuz ve fehri görmek hoşuma gidiyordu valla.

-Sen beni aldatacaksın bende oturup yemek mi yiyecektim? Annemin sesi o kadar gür çıkıyordu ki bütün evde yankılarını duyabiliyordum hizmetliler mutfak kapısının arkasına saklanmış ful HD annemleri izliyorlardı annemin gözü dönmüştü orası belli.

-Söyle bana kim o kadın!? Annem haykırarak o kadın kim diye bağırırken babam gene Suskunları oynuyordu onu böyle görmek bana garip geliyordu açıkçası iki Tokat yemişti üzerine su dökülmüştü ve şimdi yakasından tuttup sallanıyordu bu olanlar Osman kurçay'ı delirtip psikopatca türdülerini uyandıracak şeylerken babamın kıkı çıkmadan anneme bakıyordu öylece annem bu sessizlikten de rahatsız olmuş gibiydi. Dizini kaldırıp babamın özel bölgesine geçirdiğin de babam hafif inleyip kendini büktü,benim gözlerim yerinden çıkacaktı büyük ihtimalle kadının içinden manyak çıkmıştı gider ayak bizi de öldürmese iyi olurdu.

-şerefsiz bunca zamana kadar herşeyini çektim ve ben senin,dayağını akollünü üstüme yüklediğin yüklerini en önemlisi de en ağır sırrını...herşeyini çektim bunun için mi çektim ben seni! Annemin gözlerinden yaşlar akıyor bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu, birden en ağır sırrını kelimesini duyunca kaşlarım çatıldı ne sırrıydı ki bu? Annem bunca zamana kadar sır mı saklamıştı? Babam yavaş yavaş kendine gelip annemin boğazına yapıştı.

-Su döktün sustum,Tokat attın sustum ama sabrımla oynuyorsun,çekmeseydin lan o sır dediğin şey sadece benim mi sırrım he bu işin içinde sende varsın. Babamın gözü o kadar dönmüştü ki her konuştuğun da agızından tükürük çıkarıyordu,anlında ki çizgiler belirleşmeye başladı.

Babam da bu sırdan bahsetti ikisinin sakladığı ve annemin de işin içinde olduğu bir sırdı bu,kafamdan değişik senaryolar dolanmaya başladı bu sır büyük ihtimalle gerçekten de çok büyük ve ağır bir şey olmalı ki annem bunu dile getirdi burda yoksa pek böyle dile getirecek bir kadın değildi burnuma gelen pis kokular içimi saran kötü his bu sırrın arkasında bir enkaz'ın olduğunu söylüyordu bana.

Annem kendini babamdan kurtarıp masa da duran bıçağı elline aldı,babam kahkaha atmaya başlayınca bende oturuo sadece onları izliyordum benim birşey yapmama gerek bile kalmadı ben sadece hafif kıvılcımlaştırmıştım onlarda yangına çevirmişti bu olay daha eğlenceli hale geldiği için hizmetlilere dönüp sessizce kahvemi ve sigaramı istemiştim onlar burda birbirlerini öldürürken bende kahvemle sigaramı keyifle içecektim hizmetlimiz ellimi oynattığımı görünce inanmayan bakışlara bana baktı, yüzümü gergin bi hale getirip kafamı git diye sallayınca koşar adımlarla mutfağa geri girdi tekrardan önüme dönüp annem ve babama bakıyordum o kadar komiklerdi ki keşke telefonum olsaydı da çekseydim.

Birden bi zil sesiyle annem ile babam susmuştu bize öyle Çat kapı kimse gelmezdi,babam da sevmediği için bu tarz şeyleri şuan kapının çalmasının tek nedeni babamın düşmanları olabilirdi babam hizmetlere seslenip kapıyı açmaları için emir verirken üstüne başına çeki düzen veriyordu annemde öyle sofraya oturup hiç bir şey yokmuş gibi davranmaya başladıklarında iğrenç bir yüzle onlara bakıyordum gerçekten tam bi oyuncu olacak insanlardı hızlı adımlarla içeriye bir kadın girmişti kafamı ona doğru döndürünce şaşırdım.

Uzun boylu biriydi kısacası manken de diyebilirim saçları sapsarı kalçasına kadar geliyordu teni hafif esmere kaçıyordu gözlerin de ki mavilik bir denizi andırıyordu,annemle yaşı bir gibiydi giydiği simsiyah elbisesi tenine yapışmıştı gözlerinden çıkarttığı siyah gözlüğü ellinde tutuyordu ellerin de ki siyah eldivenler dikkatimi çekmişti kadın cenazeye gelir gibi gelmişti.

Kadına dibim düştü valla yalan söylemezdim bu konuda annem ayağı kalkıp tek kaşını kaldırdı -"Ne için geldiniz.?" Sert bi sesle kadına soru sorarken kadın kimseden izin almadan yemek sofrasına oturduğun da gözlerim de ki merak da büyümüştü,bacak bacak üstüne attıp çantasıyla gözlüğünü masaya bırakıp kafasıyla babama doğru dönünce az çok çaktım olayı bu kadın babamın birlikte olduğu kadındı.

Kadın hafif dudaklarını kıvırdı -"Üzgünüm,o kadar uyarmıştın gömleğimi leke yapma karım görmesin diye." Sesi oldukça rahat ve alaycı çıkarken babam kıpkırmızı kesilmişti annem ayakta resmen taşa dönecek raddeteye geldiğini gördüm,aslında eğleniyordum ama böyle aşksal konularda beni sıktığı için sıkılmaya da başlamıştım.

-Ne işin var senin burda? Babamın sesi sert çıkıyordu bir yanda da meraklı gözlerle kadına bakarken annem küçük dilini yutmuş gibi sadece izliyordu. Kadın kendini geriye vererek gözleriyle evi taradı sonra gözleri benim gözlerimi bulunca kafasını hafif yana eğip bana bakmaya başladı.

-Kızındı değil mi bu? Kadın babama soru sorarken sadece bana odaklıydı, babam sıkıntılı bir nefes verdi -"Çık evimden.!" Babam kadına emirler yağdırırken kadın sadece bana odaklıydı gözlerini gözlerimden bir dakika bile olsun ayırmamıştı dudaklarımı araladım. -"Hayırdır,aşık mı oldun hayran hayran bakıyorsun?." Sesim hem düz hemde alaycı çıkarken kadın kendini sirkeleyip kendine gelince kafasını tekrardan babama döndürdü.

-Müstakbel kumamla tanışmak istediğim için gelmiştim tabi sadece bunun için de değil birde Güzel Bir haberlede geldim." Güzel bir haber mi? Kadın pişkin pişkin babama bakarken babam gözlerini ondan ayırmıyordu annemin rengi bezi atmış sadece konuşmaları dinliyordu,kadın oturduğu yerden ayağı kalkıp anneme sandalye oturması için ellini kaldırdı -"Senin yerinde olsam otururdum,duyacağın şeyden sonra ya kalbin duracak yada bayılacaksın." Kadın tekrardan yerine oturunca annem ve ben birbirimize bakmaya başladık ikimizin aklından geçense eğer sürpriz bugün bu evde kan çıkacaktı bundan emindim. Anneme kafamla otur diye işaret ettiğim de annemde sandalyesine geçip bacak bacak üzerine attı şuan bu manzara tam bi aşk üçgeni oluşturmuştu.

-"Sucum,senin de dinlemeni istiyorum tatlım." Yumuşak bir sesle benimle konuşurken yüzüme buruşturdum tatlım ne ya -"Konuya dön sıkıldım." Kadın hafif gülerek kafasını benden ayırıp anneme bakmaya başladı annemin kasılmış vücudu kendini çok belli ediyordu heran şuracıkta ölebilirdi bundan emindim kadın öküsürüp bardaktan bi yudum su içip geri masaya bırakıp lafa giriş yaptı.

-"Hamileyim!." Ne,nasıl ne hamilesi bian kaşlarımı çatmaya başladığım da babam mosmor kesilmişti annem de artık bilinç kapanıyordu ellini kalbine götürüp nefesini kontrol altına almaya çalışsa da beceremiyordu asıl eğlence şimdi başlıyordu ama kafamı karıştıran bir konu vardı babamın da en az annem kadar sorunluydu bu konuda bu kadın nasıl babamdan hamile kalmış olabilirdi ki? İşler hepten garip hale geliyordu.

-"Ne diyorsun sen?" Babam şaşkın bir sesle kadına sorularını yönetirken annem bıçağı sertçe ellinde tutuyordu babam merak dolu gözlerle kadına baktığı için annemin varlığını bile unutmuştu annem bian da bıçağı kaldırıp babama saplayacakken Atik bir şekilde annemin bileğini tutmuştum evet en az bende ölmesini istiyordum ama zaten şuan belasını buluyordu bu olay daha sonraya kalabilirdi. Annem kafasını bana doğru dönüdürüp bakmaya başlayınca babam da bana bakmaya başladı ikisi baştan aşağı beni sürerken gözlerinde ki şaşkınlıları belli ediyorlardı.

-"Ama nasıl?" Annem kısık ve merak dolu sesle soru sorarken birden başını tutmaya başladı, üst üste Bir sürü sürprizle karşı karşıya gelmişti aynı şekilde babamda öyle oda kalbini tutuyordu annem birden yere düşünce irkildim bayılmıştı,babamın da kafası tabağa düşmesiyle gözlerim ona kaydı kadına baktığım da gözlerinde ki zafer işaretini görebiliyordum çantasını ve gözlüğünü alıp evden yaylana çıktığında sadece ben kalmıştım.

-"Ambulansı arayın seri!" Normalde olsa asla yapmazdım ama onlardan öğrenmem gereken bir sır vardı onu öğrenmeden ölümlerine şahit olamazdım,2 dakika sonra ambulanslar gelip annemle babamı sedyeye alıp ambulansın içine koyup hastaneye doğru yola çıktılar,Keremle arabaya doğru ilerleyip ambulansları takip etmeye başladık 10 dakika sonra hastaneye vardığımız da alel acele yoğun bakıma alındı ikisi biz yoğun bakım odasının dışında kaldığımız için boş olan iki koltuğa oturduk.

-"Noldu bugün o evde?" Benim sürprizim yüzünden bu hâle geldiklerini düşünüyordu büyük ihtimalle ama yanılıyordu yani ilk başta başlatan bendim doğruydu ama ben başlatmasam bile bu olacaktı oturduğum yerden kalkıp kapıya ilerlediğim de yağmur yağıyordu umursamadan dışarı çıkıp kapalı alana geçtim keremde peşimden geliyordu ellerini pantolon'un ceplerine sıkıştırmıştı.

-"Su birşey açıklarmısın?" Bu niye bu kadar herşeyi merak ediyordu ailemizin bi ferdi gibi davranıyordu herşeye burnunu sokan insanları sevmezdim buda aynısı yapıyordu bank'ın birine oturup cebimden çıkarttıpım paketimin içinden bir dal alıp dudaklarıma koydum ardından çakmakla sigaramı yakıp ciğerlerime kadar çekip havaya üfledim. -"Sen niye herşeye burnunu sokuyorsun? Herşeyi bilmek zorunda değilsin." Sesim düz çıkıyordu Kerem de tam yanıma oturup kollarını göğsünde birleştirdi. -"Ne yaptın onlara?" Sesinde beni suçlar bi hal olunca Ufak bir kahkaha patladım.

-"Böyle olmaları benim suçum değil ki" alaycı bir sesle konuşmaya başladım. -"Kardeşim oluyor ama başka bir kadından hahahahahsh." Ben kahkaha attıkça Kerem'in agızı kocaman açılıyordu. -"Ne kardeşi ne kadını neyden bahsediyorsun kızım sen!." Ona doğru bakmadan sadece yağmuru izliyordum ve yağmurun sesine kullak veriyordum o yağmurun sesi beni rahatlatan tek şeydi.

-"Karşın da Su kurçay yani patronun var kızımlı mızılı o konuşmlarına dikkat etmelisin!" Benim herkesle aramda bi sınır olurdu o sınır aşıldığın da ortaya gereksiz samimiyet çıkardı ve bu durum beni memnun etmezdi herkesin aksine sınır ve mesafe benim için en iyi şey olabilirdi. -"Kusura bakma." Kerem kısık sesle konuşurken oraları olmadım sigaramdan bi Duman daha alıp yere atıp ayağımla ezdikten sonra yerimden kalkıp ayaklandım gidecekken duraksayıp kereme baktım. -"Gereken bilgiyi içerde ki pislik uyanınca öğrenirsin." Arkamı dönüp kapalı alandan çıktım hastanenin içerisine geri dönmeyecekttim hazır yağmur yağıyorken yalnız kalıp biraz turlamak daha iyi olurdu.

Arabama doğru gitmeye başladığım da korumalar önlerini ilikleyip kafalarını eğdiler onlara doğru döndüm -"Birşey olursa beni haberdar edeceksiniz." Talimat verdikten sonra arabama binip hastaneden çıktım ilk işim o kadını araştırmak olacaktı tabi bu biraz uzun sürecek gibiydi çünkü ne adını biliyordum nede soyadını nasıl ulaşacağım ve bilgi edineceğim hakkında hiç bir bilgim yoktu hamile olduğunu söyleyene kadar kendi adını diyeydi daha iyi olurdu napim yani hamileysen çocuğa acırım sadece o kadar. Nereye gittiğimi bilmeden sadece arabayı sürüyordum yol beni nereye götürürse artık oraya gidecektim yapacak bir şey yok.

Biraz dolandıktan sonra kendimi sahilde buldum arabamı Park edip arabandan indim, yağmur sağana dönüşmüştü artık bu hava da benden başka kimse yoktu aklı olan da çıkmazdı zaten ee benim de bi sağlam aklım olmadığı için bi problem görmemiştim sahile doğru yakınlaşıp taşların üzerine yattım yüzüme vuran Yağmur damlaları beni diri tutuyordu yaşadığımı gösteriyordu. Aklıma 1 saat önce ki konuşmalar geldi -"En az sende benim kadar bu olayın içindesin." Gözlerimi yumdum -"Bu sadece benim sırrım değil bizim sırrımız." Her kelime kafamın içinden teker teker geçiyordu ne olabilirdi ki bu sır.

(İç ses)

-Bi oyun dönüyor.

Gene başlamıştı bu lanet iç ses ne zaman bi olay yaşasam hani mahalleler de olur ya dedikoducu teyzeler bi olay olduğu an olay yerinde bitterler bunun da onlardan farkı yok resmen.

(İç ses)

-Düzgün konuş ben dedikoducu değilim.

(Su)

-Birde alınganlık mı yapıyorsun gerçekten?

(İç ses)

-Ben alınmam.

(Su)

-Bok alınmazsın,alınmışsın işte.

(İç ses)

-Hayır alınmadım.

(Su)

-Biz neyi tartışıyoruz aptal! Kes sesini bi.

(İç ses)

-Sensin o aptal!

(Su)

-Sen benim iç sesimsin kendine gel!

(İç ses)

-Ben olmadan bir hiçsin.

(Su)

-insan olsaydın seni şuan köpeklerinin önüne atmıştım.

(İç ses)

-şüphem yok bundan zaten.

(Su)

-İyi bari

(İç ses)

-Sence bu sır ne olabilir?

(Su)

-Bilmiyorum ama bi enkaz altında yatan bir sır bu bundan eminim.

(İç ses)

-Napıcaksın peki?

(Su)

-Milletin iç sesi akıl verir sen kalkmış anca soru Sor!

(İç ses)

-Memnun değilsen başka iç ses bul.

Gerçekten şaka gibiydi iç sesim bana trip atıyordu,şuan yapmam gereken tek şey beklemekti bu sırrı şuan annem ve babamdan başkasından öğrenemezdim çünkü eğer kurçay'ların bi sırrı varsa bu sır gömülür ve izi kaybettirilirdi bu yüzden bu sırrı başka yollardan öğrenmem imkânsızdı. Bugün gelen o kadın hakkında da ellim de hiç bir bilgi yoktu bunun için araştırmalarımı evden yapacak babamı gizli gizli takip edecektim başka türlü bu işin içinden çıkamazdım kadının da kendi adını söylemesini beklersem işler daha da uzun hale gelirdi.

Birden duraksadım ben korumalara bana ulaşmaları için talimat vermiştim ama ne telefonum vardı nede ulaşacakları biryer ilk işim sabah kendime yeni bi telefon almaktı ellerimi taşın üzerine koyup taştan destek alıp ayağı kalkıp arabama doğru ilerledim,yola çıktıktan bir süre sonra hastaneye varmıştım hastanenin içerisine girdiğim de kalelileri ve Karun bey'i görmemle şok olmuştum üçü birden bana dönünce onlarda da şok olmuştu bu kadar kısa sürede ayakta olmamaı kimse beklemiyordu. -"Ayaklanmışsın." Karun Bey'in düz çıkan sesiyle kafamı ona döndürüp kafamı salladım ardından yanlarına doğru ilerlediğim de Mert hala bana bakıyordu.

-"Geçmiş olsun." Ozanın sesiyle gözlerimi ozana döndürüp kafamı salladım sadece Ozan ve Mert gelmişti Cenk yoktu kafamı koridora çevirdiğim de bi kızın yanımıza doğru geldiğini gördüm bu Ezgiydi Mert'in kız arkadaşı,iki elli dolu bir şekildeydi beni görmesiyle yüzü biraz düşmüştü -"Merhaba Su." Sesi yumuşak ve tizli çıkıyordu yani bi bağırsa o ince ve ciyak sesiyle kullaklarımızı patlatabilirdi ona bakıp kafamı salladım sadece Mert'in gözleri halen bendeydi ama ses yoktu. -"Ipıslak olmuşsunuz su hanım." Bunu diyen keremdi.

Bana uzattığı çeketi alıp üzerime giydim Mert gözlerini benden çekip kereme bakarken sevgilisi Ezgi de bana odaklıydı gözlerinde hem bi hayranlık hem bi nefret varmış gibi bakıyordu daha beni tanımadan bu nefrete nerden kapılmış olabilirdirdi ki yoğun bakımın kapısı açıldı,içeriden çıkan doktor ve hemşireler bize bakıyordu -"Osman kurçay ve Sevda Kurçay'ın yakınları kimler?" Onlara doğru ilermeye başladım -"Kızlarıyım, durumları nasıl?" Doktor agızında ki maskeyi çıkarttıp sağ elline aldı. -"ikisinin de durumu gayet iyi yaşları gereği sinir stres onları böyle bir duruma sokmuş olmalı." İçim rahatlamıştı onlara gereken hesapları sormadan ölmelerine izin vermezdim sonra doktor devam etmeye başladı konuşmaya -"Sevda hanım sizi görmek istiyor normalde böyle bir şeye izin vermezdim ama Sevda hanımı kırmaya gönlüm razı gelmedi." Kafamı sallayıp doktorun peşine takıldım hemşirelerin bana verdiği maskeyi takarak odasına girdim burnuna takılmış oksijen hortumu parmağın da olan nabız ölçer ve kafasın da öten cihazları gördüm gözlerimi anneme doğru kaydırdığım da rengi kreç gibiydi göz altları mosmor hale gelmişti.

-"Su." Agızından zar zor çıkan ismimle bütün dikkatimi ona verdim gözlerin de ki hüzün,kırgınlığı çok rahat bir şekilde görebiliyordum yatağının yanında olan sandalyeye otururup kendimi geriye yasladım annem dudaklarını araladı -"K-kızım." Bana söylemek istediği ama söylemediği bir şey var gibiydi kendimi öne eğip dizlerimin üstünde ellerimi birleştirip gözlerimi kıstım -"Büyük sır,kavga esnasında babamın da senin de bahsettiğiniz o Büyük sır ne?" Annem gözlerini yumup geri açtı diliyle dudaklarını ıslattıp derin bi nefes aldı. -"H-her a-a-ailede olduğu." Nefes nefes kalmıştı nefesini düzene getirip tekrardan devam etti -"G-gibi b-b-bizimde karanlık sırrımız var,V-ve bu bu sır herkesin h-hayatını en çokta ü-üç günahsızın hayatını enkaza çeviren bi sır." Demesiyle kaşlarım çatıldı,ne demek istiyordu bu kadar büyük ne yapmış olabilirlerdi bunlar bizden bahsetmediğini biliyordum bu üç günahsız dediği insanlar başka birileriydi sandalye mi anneme doğru iyicene çekip yanaştırdım. -"Ney bu sır?" Düz ve net çıkıyordu sesim annem tavanı izlerken gözlerinden akan yaşlara da hakim olamıyordu. -"B-biz b-bi aileyi yıktık,ş-şimdi cezasını çekiyoruz." Yüzümde oluşan gerginliğin farkındaydım kimin ailesini yıkmışlardı bunlar sıktığım ellimi yatağın üzerine koydum -"Bilmece gibi konuşma, kimin ailesini yıktınız anne!" Sesim artık kontrolsüz çıkarken annem Sadece gözlerinde ki yaşlara hakim olamıyordu. -"S-su b-b-beni affet kız-." Başında ki kalp cihazı bip demeye başladığın da benim de kalbim sıkışmaya başlamıştı ayağı kalkıp koridorda bağırmaya başladım doktorlar bağırışlarımı duyduğu an koşarak annemin olduğu bölüme girdiklerinde bende odadan çıkıp Karun beylerin oraya geçtim,kendimi sirkleyip duygularımı bastırdım ama içimde hala birşeyler beni sıkıntıya sokuyordu.

-"Su,annen nasıl?" Kafamı Karun bey'e döndürdüm gözlerin de endişe vardı biz ona bunları yapmışken o hala nasıl bu kadar merhametli olabilirdi ki -"Kalbi durdu galiba." Karun bey'in kaşları çatılmıştı kafamı mertlere doğru döndürdüğüm de sadece Mert dümdüz surat ifadesiyle bana bakıyordu,koltuklardan birine oturup bacak bacak üzerine attım. -"Su bu rahatlık ne?" Karun Bey'in sinirli sesi kullaklarıma işlerken oralı olmadım çünkü bi insan benim bir kere kinimi kazanırsa birdaha benim düzgün tarafımı göremezdi. Ailemin benden sakladığı daha ne sırlar veya söyledikleri kaç yalan vardı kim bilir.

-"Sana diyorum su!" Karun bey'in sesi daha da yükselmeye başlayınca yüzümü buruşturdum. -"Off! Yeter be dırdırdır ne bekliyorsun gidip kalp masajı mı yapayım doktorlar ilgileniyor işte." Bu umursamazlığım herkesi şaşırmıştı ben genel oladak da böyle bir kızdım,ortalığı birbirine katmayı sevmezdim ölecekse ölecek yaşayacaksa yaşayacak napabilirim ki ben, -"O senin anne!" Arkadan bi ciyak sesle konuşan kız sesi gelince kafamı mertlerin olduğu bölüme çevirdim kız öne çıkıp sinirli ifadeyle bana bağırıyordu. -"Bu kadar taş kalpli olamazsın,annen seni o kadar büyütsün etsin sen burda otur rahatına bak." Sıkmaya başlamıştı artık hayatım da yeri olmayan insanların hayatım da yerleri varmış gibi yapmaları acayip canımı sıkan birşeydi,ozan ezginin kolumdan tuttup susmasını söylerken Ezgi kollunu kurtardı. -"Neden suscam ki? Doğruları söylüyorum." Başıma ağrı girmesiyle ayağı kalkıp yavaş adımlarla ezgiye doğru yanaştım Ezgi benden de kısaydı kafamı hafif eğip ezgiye bakarken ezginin gözlerinde tedirginlik oluştu.

Ellimi yavaşça kaldırıp kullağın orda ki saçları kullağın arkasına sıkıştırdım -"Herkesin hayatına burnunu sokmak gibi bir huyun var galiba?" Ellerimi saçlarından yavaşca indirip sertçe kollunu tutunca inledi -"Ama karşında ki bensem benim hayatıma soktuğun o burnu yerinden kopartırım." İttirince dengesi şaştı Ozan düşmemesi için onu tutarken ezginin gözlerinde sinir vardı kafamı Mert'e çevirdiğim de arkasınu yaslanmış sadece olayları izliyordu.

-"Şu sevgiline sahip çık,birgün o dili keserler Kaleli!" Arkamı dönüp kapıdan çıktığım da kendimi bahçeye attım,hadi Karun Bey'i anladım da bunların ne işi vardı onu hiç bilmiyorum cebimden çıkarttığım paketden sigaramı alıp yaktım,dumanı havaya üfleyip gökyüzünü izlemeye koyuldum . Anne ve babamın bu sırrı neyse gerçekten sonuçları ağır ve kötü bir sırdı,bir aileyi yıkacak kadar büyüktü.

3 gün sonra

annemle babam taburcu olmuşlardı,durumları ilk güne kadar daha iyiydi tabi en ufak şeyde tekrardan buraya gelmelerini söylemişti doktor. Evimize gelip salonda otururken hepimiz sessizdik kimseden tık çıkmıyordu -"Evet,açıklamak istediğiniz birşey yok mu?" Sessizliğimizi bozan ben olmuştum ikisi de kafalarını kaldırıp bana bakarken ben kendimi geriye yaslamış rahat bi şekilde oturuyordum. -"Bi aileyi enkaza çevirdiğiniz o Büyük sır,hamile bıraktığın kadının adı ve daha bilmediğim yalanlarınız?" İkisi de kafalarını aşağı eğip yere bakıyordu.

-"Ahahahahah,vay be koskocaman Osman kurçayı bile susturacak kadar büyük şeylermış bu sorular." Alaycı sesle babamla dalga geçiyordum çünkü babam hayata susmazdı bu konularda ama şimdi süt kesmiş kediye dönmüştü daha doğrusu aciz duruyordu. -"Evet! Haydi açıklayın." Sesim de ki ısrarcılığa dayanamayan babam en son sessizliğini bozup gözlerini gözlerime kenetledi, -"Açıklanacak birşey yok,herşey duyduğun ve gördüğün gibi." Diken üstünde oturuyordu ama rahat davranmak zorundaydı gülümsedim,-"sevgili anneciğim,üvey bi evladın olacak ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?" Bacak bacak üzerine attıp kafamı hafif yana eğdim. -"O Bebek doğmayacak!" Annemin sesinde intikam ateşini belli ediyordu, -"Ne yapacaksın,kadını mı öldüreceksin yoksa karnına sıkıp bebeği mi?" Annem kaşlarını çatıp bana baktığında ellerini yumruk yapmış sıkıyordu -"O Bebek doğarsa ailemiz yerle bir olur itibarımız ayaklar altına alınır." Aldatıldığına değildi itibarının yerle bir olacağına üzülüyordu gerçekten şaka gibiydi.

-"Ne büyük bir itibarmış bu anasını satayım,aldatıldın üzerine aldattığı kadın hamile ve sen hala itibarımız diyorsun." Tek kaşımı kaldırıp anneme bakıyordum, -"Sdece benim değil senin de itibarn ayaklar altına alınacak." Annem kendinden emin bir sesle konuşurken kahkaha patlattım. -"Ya sen neyden bahsediyorsun? Affedersin ama benim sizinle bağım bir kaç aydır var ben sizden önce tek başımaydım." Ellimle agızımı kapattıp gülüşümü durdurmaya çalışırken annemin bozulmuş yüzü beni daha da mutlu ediyordu. -"Yeterin susun!" Babam gür sesiyle bize emir veriyordu -"O çocuk doğacak Sevda,o benim çocuğum." Annemin yüzü kıpkırmızı kesilirken bende onları izliyordum -"Demek senin çocuğun he öyle mi? Peki o zaman!" Annem ayağı kalkıp hizmetliye babamın ceketini ve cüzdanını getirmesini söyledi.

Hizmetli abla cüzdanını ve çeketini getirip anneme verdiğin de annem cüzdanı acıp bütün kredi kartlarını alıp paraları da çıkarttıo koltuğa attı boş cüzdanı da babama fırtlattı ardından çekete ellini sokup araba'nın anahatırını da aldı onu da babama fırlatınca babamın kaşları çatılmıştı. -"Defol git bu evden! En kısa zamanda boşanacağım senden donuna kadar alacağım." Babama bağırırken babam ayağı kalkıp anneme ellini kaldırınca bileğinden tuttup döndürdüm ne olursa olsun hiç bir kadına gözümün önünde vurma eğilimine geçemezdi,-"Annemi duydun daha da zorluk çıkartırsan baba katili edersin beni!" Bileğini serbest bırakıp kendimi geri çekince babam ölümcül bir bakışla hem anneme hem bana bakmaya başladı, -"Boşanmayacağız." Net bir şekilde anneme bakıp konuşurken annem hafifce güldü -"Emin olma bu kadar Kurçay." Babam sinirli sinirli evden çıkıp gidince annem koltuğa oturup ellerinı kafasına koyup ağlamaya başladı bende koltuğunun kolçak tarafına oturup annemi izliyordum. -"Donuna kadar alacagım o kansızın herşeyini alacağım." Annem kendine vura vura ağlarken sadece bakıyordum -"Tamam alırsın ağlama daha ben şimdi çıkıp şirkete gideceğim sende kendini toparla." Benim sesimle annem bana döndü gözlerinde ki korku'nun farkına vardım anlaşılan babamın ona birşey yapmasından korkuyordu. -"Dışarıda o kadar adam var içlerinde benim de adamlarım var hepsini tembihleyeceğim sende kapıyı kimseye açma." Annem kafasını salladıktan sonra oturduğum yerden kalkıp askılaya ilerledim çeketimi alıp evden çıktığım da Kerem de yanıma geldi.

-"Topla şunları önüme." Kerem hızlıca bütün adamları önüme toplamıştı 200 den fazla adam şuan önümdeydi, -"Osman kurçay'ı bırakın eve bu konağın önünden geçirmeyeceksiniz, gözleriniz kulağınız heryerde olacak eğer olur girdiğini duyarsam hepinizi idam ederim!" Sert ve düz çıkan sesimle bütün adamlar aynı anda -"Emredersiniz hanımım." Diye bağırdı. -"Şimdi dağılabilirsiniz." Bütün adamlar bahçenin heryerine dağılırken Kerem de benimle beraber yürüyordu, -"Burda ki bütün adamlarla iletişim de ol,en ufak şeyde haberim olsun." Kerem tamam anlamıyla başını salladı arabama bindiğim de Kerem de kendi arabasına binmişti. Kısa bir süreden sonra şirkete vardığımmıştık arabamı Park edip indim,Kerem yanıma gelirken -"Burda ki adamlara da güvenliklerde tembih et kesinlikle içeriye sokulmayacak." Keremin birşey demesini beklemeden şirkete girmiştim,yanıma gelen kız -"Hoşgeldiniz Su hanım, bugün bir kaç toplantınız ve incelemeniz gereken projeler var." Kız bana bugün'ün raporunu sayıp bitirdikten sonra ben asansörün önüne gelmiştim bile -"Tamamdır,söyle odama kahve istiyorum." Kız kafasını aşağı yukarı sallayıp yanımdan uzaklaşmıştı.

Asansör'e binip 5.kata çıkıp odama giriş yaptım odamda boydan bir ayna vardı kendime baktığım da çok şık duruyordum simsiyah uzun bi dar elbise vardı vücut hatlarımı belli ediyordu giydiğim topuklu ayakkabı beni daha uzun gösteriyordu saçlarıma dağınık topuz modelini vermiştim,paltomu ve çantamı askılığa asıp yerime geçtim bilgisayarımı açıp incelemeler yapmaya başladım önümde ki dosyaları karıştırırken kapım çalındı. -"Gir" içeriye ellinde kahveyle giren personel girdi,kahvemi masaya bırakıp geri odadan çıkınca kendimi projelere ve dosyalara kaptırmıştım saate baktığım da toplantı saatlerimin geldiğini fark edip odamdan çıkıp toplantı odasına doğru gittim.

Nihayet bütün toplantıları bittirip odama döndüm burda işlerim bittiği için erken çıkıp biraz alışveriş yapmaya gidecektim,askılıktan paltomu alıp omuzlarıma geçirdim çantamı da koluma takıp odadan çıktım asansöre doğru ilerleyip zemin kata indim,şirketten çıktığım da kerem beni görüp yanıma geldi -"Alışverişe gidiyoruz." Kerem tamam anlamıyla kafasını salladı araçlara geçiş yapıp yola çıktık henüz hayata geçireceğimiz avm yapım da olduğu için Mardin Midyat tarafın da ki alışveriş merkezine gidecektim. Bir süre sonra avmye varıp aracımdan indim Kerem de bir adım arkamdan benimle beraber geliyordu yürüyen merdivenlerden yukarı çıkarken beni görenler birbirlerini dürtüp beni gösteriyorlardı, giyinme katına çıktığım da magazalardan birine girdim genç bir eleman beni görüp gülümseyerek yanıma geldi -"Hoşgeldiniz su hanım." Hoşbulduk anlamıyla kafamı salladım, etrafa bakındığım da çok güzel elbiseler ve kıyafet vardı hepsini deneyip nerdeyse 10 parça eşya almıştım kendime ayakkabı reyonuna geçtiğim de kasa da bağrışlar dikkatimi çekmişti.

-"Ne demek değişim yapamıyorsunuz!" Bu bir adam sesiydi.

-"Beyfendi etiketi kopartmışsınız fişiniz de yok değişim yapamayız." Kadın kendini açıklama çalışıyordu adamın ellini kasaya vurduğunu görünce kaşlarım çatıldı yavaş adımlarla adamın arkasına geçip onu izlemeye başladım. -"Benim sabrımı sınama kadın!" Adam bağırırken kadın olduğu yerde titriyordu, -"Öhm,sabrın sınanınca n'olacak peki?" Düz çıkan sesimle adam kafasını kadından ayırıp bana baktı pis gözleriyle beni süzüp geri gözlerime bakmaya başladı -"Sen kadın halinle karışma!" Kahkaha patlattım bu erkeklerin kendini birşey sanması ne kadar komikti, yüce yarrabim bile sizi özene bözene yaratmamışken kendilerini nimet sanıyorlardı adam tekrardan kadına dönüp bağırmaya başladığında sinirlerim hopluyordu -"O sesini bana yükseltsene sen!" Adam tekrardan bana döndü yanıma doğru yaklaşınca Kerem silahına ellini attınca ellimle onu durdurdum -"Evet bekliyorum nasıl bi erkeksin gösterene bana o vahşi hallerini." Onu tahrik ettikçe vücudu geriliyordu yumruk yaptığı ellini bana doğru geçirevekten kafamı hafif yana kaydırıp yumrukta sıyrıldım dengesi şaşan adamın özel bölgesine geçirdiğim dizimle kendini bükmesi bir oldu, ellimle saçına yapışıp kafasını kaldırdım dizimi tekrardan büküp çenesinin altına geçirmemle yere düştü.

-"Hadi bağırsana neden sustun ki şimdi." Yerde yatan adamın özel bölgesine topuklu ayakkabımın topuğuyla baskı yaparken bağrışları bütün AVM'de yankılanıyordu -"yüce yarrabim bile sizi özene bözene yaratmamışken ne lan bu kendinizi yüksekte görmeniz." Ayağımı çekip özel bölgesine tekme atmamla yerde cenin pozisyonunu aldı -"Sen kimsin ki o sesini bir kadına yükseltiyorsun!" Sesim o kadar gür çıkıyordu ki içimde ki Gece meydanydı. Adam etkisiz halde yerde yatarken ayak ucundan ayrılıp yüzünün olduğu tarafa geçtim, ayağımı kaldırıp topuk bölümü adamın gözüne bastırmaya başladığım da herkesin bağışlarını duyuyordum,ayağımı çektiğim de adamın tek gözünden deli gibi kanlar akarken gülmeye başladım -"Birdaha ki severe erkekliğini başka insanlara yap!" Üzerine basıp kasaya doğru ilerledim kadın titreyen elleriyle eşyaları poşetlere koyuyordu. -"Teşekkür ederim." Sesin de ki korkuyu hissediyordum kafamı eğip ilerledim. Bir üst kata çıkınca karşımda kuyumcu gördüm oraya doğru ilerlerken içeri de Mertle ezgiyi görmüştüm Mert oturmuş telefonla ilgileniyor Ezgi ise bilezik bakıyordu, kapıyı açıp içeri girdim -"Kolay gelsin." Mert benim sesimi duyunca kafasını kaldırdı kaşlarını çatmış beni süzüyordu, Ezgi de beni görmesiyle şoka uğramış gibi bakıyordu -"Hoşgeldiniz şöyle geçin sizi bi iki dakika bekleteceğim." Tamam anlamıyla kafamı sallayıp koltuğun birine oturdum Mert ve ezginin gözleri üzerimdeydi -"Hortlak görmüş gibi niye bakıyorsunuz?" İkisine soru yönettiğim de Ezgi iyice bana doğru döndü Mert tek bacağınn üzerine oturmuş diğer bacağı yerdeydi kolları koltuğun arka kısmına dayayıp koca gövdesini bana doğru döndürdü -"Benim alışveriş merkezimdesin çünkü." Burası onunmuydu of,omuzlarımı kaldırıp indirdim -"Ama herkesin girme hakkı var sonuç olarak parasıyla alışveriş yapıyoruz." Mert tam dudaklarını araladığın da telefonu çalmaya başladı bana bakarak telefonunu açıp kulağına koydu.

-"Ne diyon lan sen? Kim yapmış."

-"Bekleyin geliyorum!"

Mert'in yüzü gergilmiş bi halde telefonu kapattığın da Ezgi sorgular yüzle Mert'e baktı -"Nolmuş?" Mert sıkıntılı bir iç çekip verdi -"Biri kıyafet mağazasında adamın gözünü çıkartmış sonra da çıkıp gitmiş." Ezgi yüzünü buluşturarak baktığın da ben yanağımı ısırmaya başladım bunu yapan bendim ve gitmemiştim elimi kolumu sallayarak geziyordum Mert hızlı bir şekilde kuyumcudan çıkarken bende oturup telefonda geziniyordum. Ezgi yandan bana bakıp duruyordu ama cesaret edemediği için sesini çıkartmıyordu bi 20 dakika sonra Mert kıpkırmızı olmuş bir tenle içeriye daldı -"Sen benim alışveriş merkezimdr nasıl olurda bi adamı öldürecek raddeteye getirirsin!" Telefondan başımı kaldırıp Mert'e bakarken Mert'in boğazında ki damalwr meydandaydı,yüzü gerilmiş vücudu sinirden dört köşe oluyordu Ezgi ne diyerek karşıma geçtiğin de ben bacak bacak üzerine atmış bir halde onlarw bakıyordum -"Cevap ver lan bana." Mert sinirden bağırırken ayağı kalktım -"O sesini düzeyde tut,o adam da bu sesle elemanına bağırdığı için o hale geldi dua et ki öldürmedim." Mert tek kaşını kaldırdı -"Ne elemanı?" Anlaşılan kız hiç bir şey anlatmamıştı ona -"Adam kıza bağırıp tehditler savuruyordu,bende kayıtsız kalmadım bşrde sen erkek işine karışma diyince Geceye de engel olamadım adamı o hale getirdi yani bunu yapan ben değil Gece'di." Yüzümde alaycı bir tavırla Mert'e olanları anlatırken Mert kendini sakin olmak için zorluyordu.

-"Sen benimle kafa mı buluyorsun?" Mert'in ses düzeyi ses borusunu yırtabilirdi omuz silkip çantamı koluma takıp paltomu omuzlarıma koydum -"Herhalde senin önünde bir kadına bağırsalar ve tehditler etseler izleyeceksin." Mert bu cümleme dwha dw sinirlenmiş gibi beni kolumdan tuttup kendine doğru çekince yutkundum -"Sikerdim!" Sesin de ki o buzluk içimi tamamen dondurmuştu gene, Aldığı hızlı nefesler vücudunun kontrolden çıktığını belli ediyordu gözlerinde ki koyuluk bile insanın içini buz ediyordu. -"Öhm!" Ezgi ellini agızına götürüp öksürmüş gibi yaparken Mert gözlerimden kendini ayırıp kolumu sertçe bıraktı kendime çeki düzen verdim Mert'in omzuna çarpıp kuyumcudan çıktığım da Mert'in bana baktığını hissediyordum ama onun için asıl krizlik sevgilisi ezginin çenesi olabilirdi.

Telefonum çalmasıyla çantamdan telefonumu çıkarttım arayan annemdi.

-"Alo,noldu?"

-"Su...su baban burda!"

Kaşlarımı çattım,nasıl ordaydı ben o kadar adama boşuna mı Emir vermiştim.

-"Kapat geliyorum!"

Hızlı adımlarla avmden çıkıp arabamq bindim keremde arkamdan geliyordu konağa vardığımız da babam sinir krizi geçiyordu resmen elinde silahla heryere sıkıyordu. -"Burası benim evim açacaksınız lan o kapıyı bana!" Adamlar onu tutarken babam emirler veriyordu torpidodan silahımı çıkartıp araçtan indim, -"Ne bu yaygara?" Kollarımı birleştirip arabamın önüne yaslandım benim sesimle babam bana doğru döndü adamlardan kurtulmak için çaba verirken ellimi kaldırıp bırakmalarını işaret edince babamı bıraktılar babam silahı bana doğru doğrultunca bütün adamlar silaha sarıldı arkamızdan gelen keremde öyle.

-"İndirin silahları!" Verdiğim talimatla adamlar silahları indirirken,babam sert gözlerle bana bakıyordu -"Sen ne lanet bir kızsın lan!" Hızlı hızlı nefesler alıyordu -"Doğduğun andan beri hayatımız lanetleşti,ama artık bu lanet bitecek seni öldüreceğim." Annem koşarak bizim yanımıza gelirken kafamla adamlara annemi tutmaları için işaret verdim, kafamı hafif yana eğdim -"Bu lanetten kurtulmak istiyorsan beni değil kendini temizlemen gerekir." Herşeyin sorumlusu babam ve annemdi ama günah keçisi bendim annem bağışlarıyla yeri göğü inletiyordu. Babam ise öfke dolu gözlerle bana bakıyordu tetiği çekip daha da yanıma yanaştı -"Seni yok edeceğim!" Ateşleme koluna bastı...

Ama işler beklediği gibi olmadı çünkü mermeyi gereksiz yere etrafa saçtığı için beni öldürecek tek bir tane mermisi kalmamıştı, -"Tüh! Gene kurtulamadın benden." Dudaklarımı büzüp gözleri dolu hâle getirdim kalçamı yasladığım yerden kaldırıp yavaş adımlarla babamın yanına doğru yürüdüm,artık aramızda tek adımlık bir mesafe vardı kendi silahımı ona uzattım. -"Al vur." Babam ellimde ki silaha bakıp birde bana bakınca gözlerimde olmayan o korkuyu görünce geri çekildi -"Sen kabul etsen de etmesen de huyların aynı ben." Yüzünde oluşan gülümsemeyle bana bakarken ben bu cümleyi duyunca kanım çekilmişti ben ona benzemiyordum onun kadar iğrenç değildim. -"Ben sana benzemiyorum ben kimseye benzemiyorum!" Sesim sert çıkmaya başlayınca babam kahkahalarına engel olamıyordu -"Hayır su! Sen bana benziyorsun hemde herşeyinle." Ellimde tuttuğum silahın tetiğini öekeklen duraksadım amacıda buydu zaten benim çift kişilikliğimi kullanıp ona zarar verdiğim için gene beni hastaneye kapatacaktı gözlerinde ki ışıltıyı görünce kafamı hafif sağa çevirdim evet videomuzu çeken biri vardı. Kereme bakıp kafamla agacın arkasını işaret ettim Kerem bizim yanımızdan uzaklaşıp sessizce o bölüme giderken benim gözlerim babamdaydı. -"Hadi!" Babam benden bir adım bekliyordu ama bunu yapmayacaktım Kerem adamın ensesini tuttup önümüze atarken babam şaşkınla yerde yatan adamına bakıyordu. -"Evet aslında haklısın bi huyumuz benziyor...ikimiz de sinsiyiz sadece sen açık veriyorsun." Göz kıpıp tetiği çektiğim de yerde yatan adamın alnına sıktım.

Silahımı kereme uzattıp kollarımı birleştirdim -"Yine bekleriz babacığım." Gülümseyerek ona bakıp adamlarıma işaret çaktım adamlar annemi bırakıp babamı götürmeye başladıkların da babam delirmişti, annem hızlıca yanıma geldi -"Teşekkür ederim." Annemi umursamadan içeri girdim bi duş alıp rahatlamak istiyordum sadece odama çıkıp kendimi duşa attım.

O kadar yoğun günden sonra vücudum artık ayakta zor duruyordu.

 

 

 

 

 

 

 

Sonn...

*Sevda ve Osman kurçay'ın büyük sırları ne olabilir?

*Sevda ve Osman boşanacaklar mı sizce?

*Su o kadını bulabilecek mi?

*O kadının bebeği osmandan olabilirmiydi?

*Bakalım yeni bölümler de bizi neler bekliyor?

Evet arkadaşlar her gece 01:00 da karşınızdayım kendinize çok iyi bakın.

 

Bölüm : 21.09.2025 01:33 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...