
Selamm bacikolarım nasılsınız?
-Kayıp izler-
8.Bölüm;
Salonda gördüklerim karşısında şok olmuştum,Merve Sevi ve babam koltukta oturmuş annem ise tam karşılarındaydı nolduğunu anlam veremeden yanlarına doğru yürüdüm -"Ne iş?" Merve Sevi kendini arkaya vermiş rahat bi şekilde otururken annem Diken üstündeydi -"kendi evime geldiğim için hesap mı vericem?" Babam sinirli bir ses tonuyla bana doğru bakıyordu, gözlerim sadece annemdeydi. Babam oturduğu yerden kalkıp bana doğru yanaştı -"Annen hep beraber yaşamayı kabul etti." Babamın cümlesiyle kaşlarımı çattım amacı neydi bu kadının ben bunca şeyi boşuna mı yaptım -"Anne ne diyor bu?" Anneme dönüp bağırırken annem oralı bile olmadı -"Birinci bu değil!" Babam kolumu sert bir şekilde kavrayıp kendine doğru çekti -"İkincisi bu Konak benim." Kolumu daha sert sıkmaya başlayınca kolumu kurtarmaya çalışıyordum -"Bırak kolumu!" Sesim gür çıkıyordu ancak babam oraları bile olmayıp boğazıma yapıştı -"Ve sende benim konağıma beni almadın?" Elleriyle nefes almamı engelliyordu Merve Sevi ayağı kalkıp babamın boğazım da olan ellini tuttu -"Osman bırak kızı!" Merve'nin sesiyle babam o pis ellini boğazımdan çekince ellimi kaldırıp boğazımı tuttum.
-"O pis ellerin birdaha bana değerse seni gebertirim Osman kurçay!" Onu öldürmemek için zor duruyordum -"Sende babanla doğru konuş su!" Bunu diyen merveydi. Kafamı ona döndürüp gülmeye başladım -"Sen kimsin?." Yüzümü buruşturdum -"Gerçi bir dakika sen babamın metresiydin." Ufak bir kahkaha tufanı atınca babamın kaşları daha da çatık hale geliyordu Merve ise sadece beni süzüp suratıma bakıyordu hareket edip ona doğru ilerleyip kafamı eğdim -"Söylesene bana Merve Sevi,için acımadı mı hiç yeni doğmuş bebeklerini bırakırken?" Annem kafasını kaldırıp şaşkın gözlerle bize bakarken alayclı bir yüz ifadesiyle devam ettim -"Babam için mi terk ettin o evlatlarını?" Yüzüme gelen tokatla kafam sol omzuma doğru düştü,ellimi kaldırıp yüzüme koydum -"Ahahahahah ah Merve ah anlaşılan doğrular canını yaktı?" Sesim de ki rahatlık onu rahatsız etmişti -"Mert ve ozan seni yaşıyor diye mi biliyorlar yoksaa öldü diye mi?" Gözlerimi kısıp Merve'ye bakarken Merve'nin yüzü bembeyaz olmuştu -"Su yete-" ellimi kaldırdım -"Sen bence hiç konuşma" kendimi dikleştirip kollarımı göğüsümde birleştirip dudaklarımı hafif kıvırdım -"Artık söyleyin bence geçmişe dayalı bu aşkı" onları köşeye sıkıştırmıştım,babam ve Merve birbirlerine bakıp sıkıntılı bir nefes verdiler -"Ee hadi ama sıkılmaya başladım bak." Yanlarından ayrılıp tam karşıların da duran koltuğa oturdum bacak bacak üzerine atıp kollarımı birleştirdim -"Evet dinliyorum." Merve bana dönüp boğuk gözleriyle bana bakıyordu annem ise kaşlarını çatmış duyacağı şeylere kendini hazırlıyor hali vardı babam katkatı kesilmiş sinirli gözlerle bana bakarken gülümsedim.
-"Babanı ilk 18 yaşında gördüm babamın dükkanına gelip alışveriş yaparken." Derin bi iç çekip verdi karşımda ki koltuğa geçip oturdu -"İlk başta ona karşı hiç bir şey hissetmedim normal müşteri gözüyle bakıyordum ama gele Gide konuşmaya başladık hal böyle olunca benim de babanın da hisleri büyüdü sonra birgün babam beni isteyen Süleyman kaleliyle verdi durumları iyiydi aslında sattı demek daha doğru olur o gece babana bi mektup gönderip ondan ayrıldım." Gözlerinden akan yaşları sildi -"Allah var Süleyman iyi bir insandı,onunla severek evlenmedim diye birgünden birgün bana dokunmadı hiç bir konuda beni zorlamadı zaman geçtikten sonra Süleyman babanla ortak olduklarını duydum tabi yıllar geçmişti 20 veya 21 yaşlarındaydım Mert doğmuştu,Ozan da daha kırk günlük bile değildi, Süleyman o gün Osman'ın ve sevdanın yemeğe geliceğini söyledi. Osman ve Sevda yemeğe geldiler ben tuvalete gitme bahanesiyle sofradan kalkınca osmanda benimle beraber kalkıp yukarı geldi onunla kaçmamı herşeyi arkamızda bırakmak istediğini söyleyince kabul ettim." Hem ağlıyor hem de anlatıyordu annem birden yerinden kalkıp lafını kesti -"Sen o yüzden aniden bana toplantı için Mardin'e çağırıyorlar diyip kalkıp gittin ve 11 ay gelmedin." Gözlerim kocaman açılmıştı. Annem kalbini tuttup dudaklarını ısırdı -"Siz beraber kaçtınız meğersem!" Annem deli gibi onlara bağırırken ben duyduklarım karşısın da şoke olmuştum. -"Seni geberticem Osman!" Annem hala babama söylenirken ben sadece bakıyordum.
Annem başını tutarak geri kendini koltuğa attı -"Vay be." Ellerimi birbirlerine vurarak alkış tutuyordum -"Bi Sevda evlatlarının bile önüne geçebiliyormuş." Alaycı sesle onlara dalga geçiyordum -"Yeter! Yeter su bana bunu iki de bir söyleme!" Bana sitem ediyorken kafasıyla annemle babamı gösterdi -"Herkes hatalar yapar mesela annen ve baban gibi." Babamın suratı gerilmeye başladı annem ise kafasını kaldırıp sinirli gözlerle Merve'ye bakıyordu -"Neyden bahsediyorsun açık olsana?" Merve ufak bir gülümsemeyle kendini geriye verdi -"Hala bilmiyormusun gerçekten?" Gözleriyle anneme babama baktı babam sus dercesine kafasını sallıyordu. -"Neyi bilmiyormuyum?" Neyden bahsediyor bu -"Büyük sırlarını Su." Kaşlarımı çattım bu büyük sır neyse tek bilen annem ve babam değildi Merve de bunu biliyordu -"Neymiş bu büyük sır?" Merve ayağı kalkıp üzücü gözlerle bana bakmaya başladı -"Ah Su, bunca zamana kadar anne ve baba dediğin insanların aslında anne ve baban olmaması gerçekten üzücü bi durum." Ellini kalbine götürdü dudaklarını büzdü,duyduğum şeyle kafamdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. -"Yalan." Gülüyordum, -"Yalan söylüyorsun!" Kahkahalarıma engel olamıyordum kafamı sağa sola sallamaya başladım -"Yalan! Yalan demi anne baba birşey diyin" yalan olmalıydı bu gerçek olamazdı ben bunca acıyı bunca şeyi neden çekrim o zaman gözlerim anneme ve babama kaydığın da babam sessizce bana bakıyordu annemin gözleri dolmuştu.
-"Konuşsanıza! Birşeyin diyin bana?" İkisi de sessizliği oynuyordu -"Herşey ortada Su" Merve rahat bir sesle konuşmaya başladığın da kullaklarım artık işitmiyordu ellimi kalbime götürdüm kalp atışım değişmişti,nefesim kesik kesik çıkmaya başladı ellerimin kasıldığını hissediyordum gözlerimi araladığım da karşım da küçük su vardı.
{Su kurçay}
-Boşuna mı mosmor olduk biz?
Sesi ağlamaklı çıkıyordu onu öyle gördükçe deliriyordum göğüs kafesim yerinden çıkacak gibi hareket ediyordu annemin yanına gidip yakasından tuttum -"Neden! Neden lan madem öz değildim neden hasar verdiniz lan bana!" Annemi salladığım da annem bana yalvarıyordu annemi sertçe koltuğa ittirip babama döndüm -"Sen bana neler yaşattın lan sen benim hayatımı siktin!" Masanın üzerinde duran saksıyı babama fırlattım artık o kadar kontrolsüzdüm ki belki de sabaha nezarette açardım gözümü,-"Bu yüzden yaptın herşeyi bana bu yüzden beni bu hale getirdin!" Başka açıklaması olamazdı,üvey kızını bağrına basacak değildi ya hayatımı sikmişti benim ben her gün şiddet görüyordum her gün mosmor olan vücuduma bakıyordum her gün karanlık odaya kapatılıp aç bırakılıyordum yaşadığım herşey birer birer gözlerimin önünden geçmeye başlayınca vücudum daha da kasılıyordu -"Orospu çocuğu,madem sikecektin hayatımı neden evlat edindin beni?" Bir gülme sesi duyunca kafamı oraya çevirdim Merve sanki komik birşey varmış gibi gülerken sinirden kıpkırmızı olan gözlerimle ona bakıp hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladım -"Evlat edinildiğini kim söyledi ki?" Evlat edinilmediysem nerden aldılar beni -"Camiden mi aldılar beni?" Merve'nin gülüşü daha da büyümeye başladı -"yok kız ne camisi hastaneden" alaycı tavırla konuştukça beni daha da delirtiyordu hızlı bir şekilde ona doğru ilerleyip saçlarını yumruğuma dolayıp geriye doğru çektim -"O alaycı sesini düzeltmesen seni öldürmekten beter ederim!" Geriye çektiğim saçları sertçe ittirip yere fırlattınca kafasını masanın sivri yerine çarpıp inlemesi bir oldu kafamı hafif yana döndürerek babama bakmaya başladım -"Bana yaşattığın herşey için seni pişman edeceğim! Önceden babamdır derdim ama şimdi sokakta ki insandan farkın olmadığını öğrendim." Yumruk yaptığım ellimi kaldırıp yüzüne doğru geçirince kafası sol omzuna düştü yakasına yapışıp duvara doğru ittirdim -"Seni yaşatmıcam Osman kurçay duydun mu beni seni yaşatmıcam." Agızımdan çıkan tükürükler babamın yüzüne doğru geliyordu elleriyle beni geriye ittirince yere yapıştım -"Yeter lan! Seni aldık büyüttük nankör." Gülmeye başladım -"Büyüttünüz mü? Ahahahahah 13 yaşında beni siktiğimin tımarhanesine kapattıp hiç bir zaman beni görmeye gelmeyerek mi büyüttünüz!" Sinirlerim hepten bozulmaya başladı -"Su dinle" annemin yalvaran sesiyle ona döndüm ellerimi yere koyarak düştüğüm yerden kalktım -"Su mu? Puahsh bundan sonra karşımda duran Gece." Annem korkulu gözlerle bana bakıyordu -"H-hayır se-" hüngür hüngür ağladığını görünce kan beynine sıçradı yakalarını tuttum -"Ağlama! Ağlama ki sana zarar vermek zorunda kalmayım!"
-"Su!" Arkamdan gelen sesle annemin yakasını bırakıp arkamı döndüm Kerem şaşkın gözlerle bana bakıyordu -"Hoşgeldinn gel gel bende üvey olduğumu öğrendim." Dalga geçercesine konuşuyordum Kerem kaşlarını çatıp inanmayan gözlerle Osman kurçay'a bakmaya başladı -"Neye bakıyorsun şerefsiz!" Kereme de yükselmeye başladım Kerem bakışlarını Osman kurçay'dan çekip geri bana bakmaya başladı -"Sakin ol!" Sakin mi ben mi -"Sakinlik demi çok doğru söyledin bence de" ellimi belime götürüp silahımı çıkarttım bu gece o kanı dökmeden gitmeyecektim bu Gece bir aileyi silip izlerini yok edecektim. Silahımı Osman kurçay'a doğrultup kalbinin izasını nişan aldım Osman'ın gözlerinde ilk defa o korkuya tanık olmuştum ve bu beni daha da istekli yapıyordu -"Son duanı et Kurçay" ses çıkmayınca bir el ateş ettim ama kalbine değil kalbin alt tarafına Osman donuk gözlerle ellini kaldırıp kalbinin alt kısmına götürecekken yere yığıldı ardından yerde kanlar içinde yatan Merve'ye döndüm -"Su sakın! Sakın yapma hamileyim ben." Ağlayarak bana yalvarıyordu silahımı ona doğru doğrulttum ama yapamadım hamile bir kadına zarar verecek kadar delirmemiştim korku amaçlı kolunun yanına sıktığım da çığlığı kulaklarıma işledi gövdemi anneme doğru döndürdüm -"Elveda anneciğim." Bacağına doğru nişan aldığım da ellerim titredi -"Ah!" Silahı ondan çekip kafama kafama vurmaya başladım -"Madem öz değildim neden yaşattınız bana herşeyi." Her kelimem kalbime ağırlık veriyordu yaşadığım bunca şey boşunamıydı içeriye sedyenin girmesiyle kafamı kaldırıp Osman baktım kanlar içinde sedyeye alınıyordu içeriye giren polisleri gördüm.
-"Babasını vurdu bu!" Merve ayağı kalkıp beni polislere şikayet ediyordu -"O benim babam değil!" Sıktığım dişlerim artık kırılacak raddeteye gelmeye başladı -"Bırak ellinden o silahı!" Polislerden biri bana silahı bırakmam için emir veriyordu silahı yere attıp kendini dikleştirdim iki polis bileklerinden kavrayıp kelepçe takmaya çalıştıklarını gördüm an daha da delirdim -"O kelepçeyi hele bi bana takın hepinizi baştan aşağı temizlerim." O Osman olacak kansız it her bi o odaya kapattığın da kollarıma kelepçeleri takar saatlerce kemerle döverdi beni -"Zorluk çıkartma bize!" Kollarımı onlardan kurtmaya çalışıyordum ama fayda etmedi o siktiğimin kelepçeleri gene bileğimi bulmuştu. Kollarımdan tuttup dışarıya çıkarttıktılar polis arabasına bindirip karakola doğru yola çıktık,karakola varıp araçtan indik ifademi almak için beni sorgu odasına soktular.
-"Osman kurçay'ı yani babanı neden vurdun?" Polis masaya oturup bana soru yöneltti -"Bir o piç benim babam değil!" Polis kaşlarını çattı -"Vurduğun adam senin baban!" Sorgu odasın da olduğumuz için tek bi bileğimdeydi kelepçe boşta olan ellimi kaldırıp masaya vurduğum da polisin yüzü daha da gerildi -"O piç benim babam değil!" Polis yerinden kalkıp iki ellini masaya koyup kendini bana doğru eğdi -"O senin baban!" Değildi. O kansız benim hiç birşeyim değildi yerine tekrardan oturup gözlerini kıstı -"Dosyalarına baktığım kadarıyla dissosiyatif hastalığı tanım ve raporun var" derin nefes alıp verdi -"Babanı vurduğun için pişmanmısın?" Bu soruyla kahkaha atmaya başladım -"Hayır" omuzumu silktim pişman değildim tek temellim de ölmesiydi.
Polis kafasını sallayıp ayağı kalktı -"Peki nöbbeti mahkemeye çıkacaksın savcı karar verecek ama büyük ihtimalle yatış verilir senin gibi birine" kaşlarımı çattım umarım o düşündüğüm şey değildi yanıma yaklaşıp demirde olan kelepçeyi açıp diğer bileğime geçirdi kolumdan tuttup beni ayağı kaldırıp sorgu odasından çıkarttı dışarıya doğru yöneldiğimiz de heryer magazin ve kameralarla dolu olduğunu görünce kafamı dikleştirip kendimden emin bir şekilde yürümeye başladım -"Babanız Osman Bey'i gerçekten vurdunuz mu?" Bir çok sorular yönelttilmeye başlayınca gülümsedim -"Evet,ve o piç benim babam değil!" Polis arabanın kapılarını açıp beni arabaya otururup tekrardan kapımı kapattı bütün kameralar hala beni çekiyordu Mardin Adalet sarayına geldik. Arabadan inip mahkeme salonuna girdik savcı karşım da Durmuş bana bakıyordu.
-"Avukat istememişsin." Evet istememiştim yaptığımın arkasındayım bu yüzden avukata gerek duymamıştım -"Evet, çünkü yaptığım şeyin arkasındayım ve pişmanlığım da yok hata daha çok iyi geldi diyebilirim." Gülmeye başlamamla savcı tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu -"Akli dengen pek iyi değil anlaşılan" omuzlarımı kaldırıp indirdim -"Böyle bi güzellik insanın aklını başından alıyor işte." Savcı kafasını sağa sola sallayıp kararı açıklamak için söze girdi -"Anlaşılan uzatmanın bir anlamı yok seni direkt Mardin sinir ve ruh sağlığı hastalıkları bölümüne yatışın olacak polis gözetemin altında kalacaksın." Yüzüm gerilmeye başladı ancak tepki vermedim makhme bittince tekrardan polis beni kolumdan tuttup hastaneye doğru götürdü hastaneye varınca arabayı park edip araçtan indik sekter bize doğru koşup kalacağım odayı gösterdi, odanın kapısı açılınca tek kişilik olduğunu gördüm sedye yatağıydı -"Kelepçeleri çözün artık!" Polis beni pek umursamadı -"Sana diyorum!" Kelepçenin tekini çıkarttıp sedyenin yanında olan demire geçirince vücudum gerildi -"Ne yaptığını sanıyorsun sen!" Bileğimi çekmeye çalıştıkça Demir bileğimi çiziyordu.
-"Mahkeme kararı." Polis odadan çıktığı an delirmek üzereydim beynim uyuşuyordu -"Açın şunu!" Bağırıyordum avazım çıktığı kadar birden gene Küçük su canlandı -"Gene mi o demiri taktı?" Gözleri bileğimde dolanırken bi elliyle kelepçenin artık kestiği bileklerine dokunuyordu -"Bu sefer naptık?" Kısık sesle hatamızı soruyordu gözlerim bileklerine kaydığın da çizilmiş ve kan içindeydi -"Gene mosmor mu olucaz?" Gözleri dolmaya başladı ama ağlamamak için caba veriyordu yanıma doğru yanaşmaya başladı ben sessizce onu izliyordum sedyenin ucuna oturup ayaklarını sallamaya başladı -"Ben karanlıktan korkuyorum?" Dayanamayıp ağlamaya başlayınca yüzüm gerim gerim geriliyordu -"Ağlama! Ağlama diyorum sana kes o ağlak sesini." Ağlayan insandan nefret ediyorum su gözyaşları içinde bana baktı -"Ona benzemişsin oysa ki...biz onun gibi olmayacaktık." Boşta olan ellimle yakasını tuttum -"Ben kimseye benzemiyorum sus artık!" Kafasını sağa sola salladı -"Tıpki o canavara benzemişsin." Ellerimi yumruk yapıp kendi kafama vurmaya başladım -"Ah! Yeter sus artık çıkma karşıma!" Hem bağırıyor hem kendime deli gibi vuruyordum bir yandan da bileğimi zorluyordum kapı açıldı.
-"Acil sakinleştirici iğneyi hazırlayın hasta tekrardan atak geçiriyor."
-"Buyrun hocam iğne hazır."
-"Güvenliği çağırın tek kolunu tutsun."
Hemşire odadan çıkarken gözlerim doktorun ellin de ki iğneye kaydı -"bana sakinleştiriciler işlemez doktor!" Doktor gülümseyen başladı -"Kime göre neye göre." İçeriye şişko kalıplı ve hemşire girdi şişko adam ayaklarımı tutmaya başlayınca hareketlerim kısıtlanmıştı hemşire kızda kolumu sertçe kavramıştı doktor karnımı açıp göbeğimin alt tarafına soktuğu iğneyle beynimde bir sancı hissetmem bir oldu. Yavaş yavaş iğneyi göbeğimin alt kısımından çıkarttıp hemşireye uzattı kısa süre de heryerimin uyuştuğunu hissettim vücudum hem uyuşuyor hemde kasılıyordu aynı eski günlerde ki gibi.
-"Uyan kahvaltı vakti" gözlerim aralanmaya başladığın da karşımda abla duruyordu ellinde tepsi vardı içeriye giren polis ellinden tepsiyi alıp kucağıma koydu hiç bir şeyin farkında bile değildim bilincim kapalıydı sanki kucağım duran tepsiye baktım gözlerimi hafif sağ bileğime kaydırınca kelepçeli olan bileğimi görünce yüzüm kaskatı kesildi,sol ellimi kaldırıp önümde duran tepsiyi yere fırlattım -"Yemicem!" Kadın çatık kaşlarla bana baktı -"İlaç içeceksin o yüzden yemek zorundasın!" Gözlerimi kadına kenetledim -"İlaçta içmiyorum yemekte yemiyorum." Kadın yanımda ki polise dönüp işaret etti polis sol bileğimi kavrayıp sıkı sıkı tutmaya başlayınca gözlerim açıldı -"Ne yapıyorsunuz bırak beni!" Kadın cebinden çıkarttığı iğneyle yanıma geldi -"Madem öyle bizde damardan veriririz." İğneyle sert bi şekilde karnımın alt kısmına sokmasıyla inlemem bir oldu sert bi şekilde geri karnımdan çekti. Polis tuttuğu sol bileğimi serbest bıraktı bu iğneler de bana Halüsinasyon gösterecekti zaten son zamanlarda çocukluğumu görmeye başlamıştım şimdi daha beter hale gelecektim.
Vücudum halsizleştiği için kafamı yastığa gömdüm uzun bi süre camdan dışarıyı izledim yanımda bekçi duran polis haberleri açmış izliyordu.
-"Evet sevgili seyirciler dün akşam 10:00 saatlerinde Osman kurçay evinde yaralı bulundu,vuran kişinin kızı Su kurçay olduğu söyleniyor, nöbetçi mahkemeye sevk edilen Su kurçay polis karakolun da şu ifadeleri kullandı kameralarımıza şimdi izliyoruz."
Kafamı ekrana çevirdiğim de kendimi gördüm iki bileğimde kelepçe vardı ve karnımın ordaydı başım dik ve emin bir yüz ifadesiyle çıkmışım gözlerimde oluşan ataktan sonra ki kızarıklık belli oluyordu sanki birşey içmiş gibiydim.
-"Su hanım babanızı vurduğunuz söyleniyor doğru mu?"
-"Evet,ve o kansız benim babam değil!"
Tekrardan sunucu ekrana geldi,
-"Gördüğünüz üzere sevgili seyirciler ardından nöbetçi mahkemeye çıkartılan Su kurçay akli dengesinin yerinde olmaması gerekçesiyle Mardin ruh sağlığı ve sinir hastalıkları bölümüne polis gözetimi altında yatışı istendi...Osman kurçay'ın ise hala ameliyatı sürüyor gelişmelerden tekrardan sizlere haberdar edeceğiz."
Reklamlar girince polis cebinden telefonunu çıkartıp video izlemeye başladı,herkes artık öğrenmişti hastanede yattığımı ve galiba Osman kurçay'ın durumu ağır olmalı ki hala ameliyatdan çıkmamıştı ölüm haberini almak nasip olur inşallah kafamı tekrardan cama çevirdiğim de Osman'ı gördüm -"Hakketiğin yerdesin" alayclı bir yüz ifadesiyle bana bakarken ben şaşkın gözkerle ona bakıyordum ama nasıl ameliyataydı hani bu -"Sen ameliyatdaydın?" Kahkaha attıp yanıma doğru gelmeye başladı -"Öyle demelerini istedim." Kaşlarımı çattım -"Kansız piç!" Sesim o kadar yüksek çıkıyordu ki bütün hastane duymuş olabilirdi Osman yalandan dudaklarını büzüp kafasını eğdi -"Şşş...sakin ol ufaklığım." Ellini yüzüme uzattıp yanağıma dokundu -"Çek o pis ellerini üzerimden." Kahkahasına engel olamıyordu -"Hahahahah asi kızım benim." Boğazıma yapıştı o kadar sıkı sıkıyordu ki nefesim kesilmeye başladı -"Seni öldüreceğim!" Anlın da ki damarlar belli oluyordu daha çok sıkmasıyla boş olan ellimi kaldırıp ittirmeye çalıştım ancak gücüm yetmiyordu.
-"Hocam hasta Halüsinasyon görüyor."
-"Şuan şok etkisinde gördüğü şeyden dolayı."
-"Elektroşoğu hazırlayın bana acil."
-"Buyrun hocam!"
-"Kas gevşeticiyi yaptınız mı?"
-"Evet hocam"
-"Tamamdır,şu pedleri kafasına yerleştirin hadi hızlı olun!"
Beynimde hissettiğim bi elektrikle kasılmaya başladım birden gördüğüm herşey gözlerimden gitmişti kısa süreli beynime gelen şok dalgaları kesilince gözlerim kaymaya başladı,kasılan vücudum rahatlamaya başlayınca gözlerim tamamen kapandı bilincim de artık sadece karanlık vardı -"Su?" Gelen sesle gözlerimi aralamaya çalıştım yavaş yavaş gözlerimi açtığımda karşımda iki kişinin durduğunu gördüm ama henüz beynime yediğim elektroşokun etkisinden çıkamamış olduğum için gözlerim bulanık görüyordu sol ellimi zar zor kaldırıp gözlerimi ovuşturdum tekrardan kapattım açtım şimdi görüşüm netti, karşım da Karun bey ve Alev hanımı görmem beni şoka uğratmıştı. -"Ne işiniz var sizin?" Karun bey ve Alev hanım üzgün gözlerle bana bakıyorlardı perişan gözüküyordum eminim ki -"Size diyorum niye geldiniz?" Karun bey gözlerini gözlerime getirdi -"Hava almaya çıkalım" gözlerim sağ kolumda takılı olan kelepçeye kaydı -"Ben daha yattığım yerden kalkamıyorum." Alev hanım Karun bey'e döndü -"Karun söyle şu polise çıkartsın şunu!" Alev hanım sinirli bir sesle Karun bey'e Emir verirken Karun bey de odadan çıkıp polisle konuşmaya gitti Alev hanımın gözleri dolu bana bakıyordu -"İzin verirsen yanaşabilirmiyim sana?" Tedirgin bir sesle bana yanaşmak için izin alırken kafamı sağa sola salladım -"Uzakta kalman daha iyi" peki anlamıyla kafasını salladı,kapı açıldığında polisle Karun bey içeri girdi polisin elinde tekerlekli sandalye vardı tekerlekli sandalyeyi sağ tarafıma getirdi cebinden çıkarttığı anahtarla kelepçeyi açtı yataktan doğrulup ayaklandığım an bacaklarımın tutmadığını fark ettim polis hemen beni tekerlekli sandalyeye oturup kelepçeyi kol kısmına geri taktı.
-"Yarım saat,yarım saaten fazla görüş yoktur." Karun beyle Alev hanımı tembihleyip odadan çıktı Karun bey bana doğru gelip tekerlekli sandalyemin ucundan tuttup beni odadan çıkarttı bir çok hasta beyaz önlüklü koridorlarla da hemşirelerle beraber geziyordu, hastanenin kapısından çıkıp bahçeye doğru çıkış yaptığımız da üşümeye başladım hafif -"Üşüdün mü?" Karun bey hızlı bi şekilde üzerinde ki çeketi çıkarttıp omuzlarıma koyup bankların oraya götürdü beni beni bankın karşısına koyup kendileri de karşıma geçti. -"Neden?" Karun bey'in meraklı sesiyle ona baktım -"Keyfim istedi" omuz silkip kafamı başka yöne çevirdim -"O benim babam değil demişsin?" Israrcı soruları beni bunlattı daha dakikasında -"Bildim bileli babam değil" hala ona bakmıyordum -"nasıl değil?" Bu sefer soru soran kişi Alev hanımdı kafamı ona döndürüp baktım -"Bildiğin değil işte hem siz buraya ifademi almak için mi geldiniz?" Düz bir sesle ben onlara soru yönelttirken Karun bey sıkıntılı bir nefes verdi -"Su,bilmediğimiz birşey mi var?" Kaşlarımı çattım -"Başkasının ailesi meselesi ne zaman sizin merak konunuz oldu?" Onlara üvey olduğumu söylemeyecektim şuan dallanıp budaklandırmaya gerek olmadığını düşündüğüm için sessiz kalacaktım zaten açıklama yapacak kadar da bitkindim -"Beni geri odama çıkarttın!" Karun beye baktığım da ısrar etmeden peki diyerek ayaklandı -"Alev sen bekle burda" baş tarafıma geçip tekerlekli sandalyeyi sürmeye başladı hastaneden içeri girip odama girdiğimiz de polis oturduğu yerden ayaklanıp kelepçeyi çıkarttıp beni sedyeye yatırdı tekrardan kelepçeyi demire bağladı bende kafamı cama doğru çevirip dışarı izlemeye başladım Karun bey birşey demeden odadan çıkıp gitmişti.
{Küçük su kurçay gene karşımda belirdi}
-Herşey bitti.
Gözlerinde çaresizlik vardı.
-"Asıl şimdi başlıyoruz. Düz çıkan bir sesle suya bakıyordum sonra derin bi nefes alıp verdim -"Ama bu sefer tek bir kimlikle." Su küçücük yüzünde olan incecik kaşlarını çattı -"Hangi kimlikle" hafif gülümsedim -"Su olmak için fazla masum şeffaf ve düz olmalıyız ve bunların üzerinden su kimliğiyle değil Gece'nin karanlığıyla üstesinden geliriz." Su yüzünü yere eğdi -"Demek artık Su kimliğini hayatından atıyorsun." Sesi kısık ve boğuktu -"Ben başından beri Geceydim,ve artık olduğum Gece'yi kabul edip tek kimlik hâline getiriyorum." Su kocaman gözleriyle bana bakmaya başladı ufak bir gülümseme aldı yüzünü o gülümseyince Elmacık kemikleri belirşeti ve o kemiğinin altında ufak bi Gamze belirdi -"O zaman bu bi veda?" Kafamı aşağı yukarı salladım -"Belki de" Su kafasını sağa sola sallamayw başladı -"Unutma Gece,biz çift kişilikliğiz ve tek kimlikli olmamız çok zor her ne kadar Gece olursan ol içlerinde bir yerlerinde her zaman o su olacak ve en ufak şeyde meydana çıkacak." Evet haklıydı bu hastalık 13 yaşımdan beri yakamdaydı her ne kadar Gece de olsam Su da olsam biri en ufak şeyde meydana çıkıyordu.
-"İğne vakti" gelen sesle kafamı Su dan ayırıp hemşireye baktım ilaçları reddettiğim için iğne yoluyla veriyorlardı ilaçlarımı şuan ne kolum nede ayaklarım tuttuğu için tepki veremez bi jalde boş bakışlarla baktım sadece kadın göbeğimi açıp alt kısmına vurup geri çekti kanıma karışan o ilaç saniyesinde etki etecek kadar yüksek dozdsydı bundan emindim ama ne verildiğini bilmiyordum belki de ilaç yerine zehirliyorlardı beni bilemem gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladığın da kendime engel olamadım artık herşey karanlık hale gelmişti sadece dümdüz bir siyahlığın içinde kaybolmuştum.
SON...
*Osman kurçay ölecek mi?
*Su'yun gerçek öz ailesi kim olabilir?
*Su tahmince bu hastanede daha ne kadar kalır?
Evet bir bölümün daha sonuna geldik oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum her gece 01:00 da görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |