
Selamm bacikolarımm nasılsınız??
Önemli duyuru!! Artık kayıp izler Wattpad üzerinden de yayınlanmaya başlamıştır sadece orda bölümler daha geriden geliyor.
-Kayıp İzler-
9.Bölüm
1 hafta sonra
Aradan nerdeyse bir hafta geçti ben hastaneye yatalı nerdeyse 1 hafta boyunca abartsız her saniye krizler geçirip halislüslasyonlar görüyordum,Osman kurçay'ın durumu ise sol kolunun felç olduğunu öğrenmiştim ölmesini beklerken bunu duymak beni üzmedi değil.
Gözlerim açılan kapıya kaydı gelen keremdi son 1 haftadır sık sık gelmeye çalışıyordu osmanla ilgili bilgileri keremden alıyordum,-"Ben geldim." Yüzünde gülümseme vardı ellerine baktığım da poşetlerle geldiğini gördüm gözlerimle poşeti işaret ettim -"poşettekiler ne?" Kerem poşetleri masanın üzerine bırakıp sedyemin yanında duran sandalye'ye oturdu -"Gene birşeyler yememişsin bu yüzden Nutellalı ve peynirli sandviç getirdim." Gözleri sağ bileğime kaymasıyla yüzü gerildi, bileklerim artık kelepçeden tariş olup kanadığı için yaralar oluşmuştu -"Acıyor mu?" Kafamı keremden çekip sağ bileğime baktım alışık olduğum bir durum olduğu için artık acı hissi yoktu,zaten acı hissedecek kadar uyanıkta kalmadığım için çoğu zaman kolumda bi kelepçe olduğunu unutuyordum -"Hayır" kafamı kelepçeli bileğimden çekip kereme döndüm Kerem sadece sağ bileğime odaklanmıştı -"Bi gelişme var mı?" Sorduğum soruyla gözlerini bileğinden ayırıp bana döndü omuzlarını kaldırıp indirdi -"Hayır" anladım anlamıyla kafamı salladım konuşacak dermanı bile kendimde bulamadığım için pek konuşmuyordum kısa sorular sorup kısa yanıltlar veriyordum -"Ne zaman çıkacaksın burdan?" Galiba hiç çıkamayacağım verilen ilaçlar beni daha da kötü yaptığı için doktor net bi tarih vermiyordu ilaç yüzünden daha beter hale gelmiştim -"Bilmiyorum durumumda düzelme yok hata daha çok ilerleme var kötü şekilde." Kerem kafasını aşağı eğdi derin bi iç çekip verdi beni bu halde görmek onun canını yakıyor gibiydi. -"Burdan çıktığın da n'olacak peki?" Kerem beni biraz da olsa tanımıştı intikam almadan bu işin peşini bırakmazdım bu yüzden sesi hem endişeli hemde tedirgin çıkıyordu -"İstanbul'a gidicem." Kerem yere doğru eğdiği kafayı kaldırıp kaşlarını çattı -"Napacaksın orda?" Aklımda bi plan vardı tabi net birşey olmadığı için sessiz kalmam gerekiyordu ömür boyu bu lanet yerden çıkmayadabilirdim konuyu değişmek için başka konuya atladım -"Kerem,sence öz ailem yaşıyormudur?" Bunu sormamı beklemiyor gibiydi,ama öz ailemi merak ediyordum nerde olduklarını kim olduklarını belki de bir tane daha kardeşim vardır. -"Bilmiyorum ki" umutsuz bir sesle konuşuyordu -"Peki senden birşey isticem" Kerem ne isteyeceğimi anlamış gibiydi bu yüzden sıkıntılı nefesini tekrar verip kendini dikleştirdi -"Öz aileni bulmamı isteyeceksin?" Evet anlamıyla kafamı sallamaya başladım -"Ne yap et bul onları ölüsüyle veya dirisiyle ama bul!" Tam birşey diyecekken yüzümde ki ciddiyetin farkında olup kafasını sadece aşağı yukarı salladı.
-"Ziyaret bitmiştir." İçeriye polis girmişti kısacası bekçim desem daha iyi Kerem ayağı kalkıp bana baktı -"Gene gelicem." Tamam anlamıyla kafamı salladığım da o odadan çıkmıştı,kafamı yastığa gömdüğüm an düşünceler beynimde dönmeye başladı. Acaba anneme mi benziyorum baba mı? Veya bi kardeşim var mı bir sürü sorular dönerken hiç bir cevabı bulamıyordum yıllarca anne baba dediğim insanların aslında üvey çıkmaları yıllarca babam denecek o şerefsizin bana uyguladığı işkenceler herşey sanki bi rüya gibiydi ne uyanabiliyordum nede uyuyabiliyordum düşüncelere dala dala gene akşam etmiştim hava iyice kararmaya başlamış personeller hastanenin ışıklarını açmıştı yanımda duran polis akşam yemeği için bahçeye gittiği için odada yalnızdım,herşey o kadar sessizdi ki kendi nefes alışverişimi bile duyabiliyordum. -"Su, ziyaretçin var" hemşire kız bana naif bir sesle seslenirken cama dönük olan kafamı kapıya doğru çevirdim ziyaret saatleri öğlen 12:00-14:00 arasında olduğu için bunu duymak beni şaşırmıştı, hemşire hafif kenara çekildiğin de gördüklerim karşısında agızımın istemsizce o şekli olmuştu. -"Siz ne alaka?" Karşımda Mert ve Ozan vardı,Mert siyah pantolon üstüne düz bi siyah tişört giymişti Ozan ise tam tersi beyaz kumaş pantolon üzerine de siyah gömlek giymiş tam karşımda duruyorlardı -"Ben size müsaade edeyim." Hemşire odanın kapısını kapatıp çıktığın da sadece üçümüz kalmıştık.
-"Seni duyduk ve gelmek istedik." Konuşan ozandı ama benim baktığım Mert'i,-"Gördüyseniz gidin." Bu halde beni görmeleri benim ne kadar ezik biri olduğumun belirtisiydi aldığım elektroşoklsr yüzünden dağılmış saçlarım her gün geçirdiğim ataklar yüzünden ve aldığım ilaçlar yüzünden mosmor olan gözaltılarım,kıpkırmızı olan gözlerim beni güçsüz ve zayıf gösteriyordu, Mert beni umursamadan sedyemin yanında olan sandaleye oturup sağ bacağını sol dizinin üzerine koyup gözleriyle etrafı taradı, gözleri bileğimde ki kelepçeyle buluştuğu an yüzü gerilmişti, bileğimi kesen demirlerin akıttığı kanlar ve yaralar sanki onun gözünü döndürür gibiydi. -"Onu niye takıyorlar?" Gözleriyle kelepçeyi işaret ettiğin de ozanın da gözleri oraya kaymıştı -"Mahkeme kararı." Dedim soğuk bir sesle, -"Sikeyim böyle kararı,bileğinin heryeri kan ve çizik içinde!" Sesinde ki gerginlik yüzü haltlarına da yansımıştı omuzlarımı kaldırıp indirdim -"Alışkınım ben" Ozan kafasınu hafif eğip tek kaşını kaldırmıştı -"Neye alışkınsın kelepçeye mi?" Kafamı aşağı yukarı sallayınca Mert'in yüzünde ki gerginlik silinip yerini meraklı bi ifade almaya başlamıştı -"Üveymişsin" hayvan herif bu kadar açık bir şekilde bunu dile getirmesine sinir olmuştum Ozan öksürmeye başlayınca Mert sadece bana odaklıydı -"Abi sence de fazla açık olmadı mı?" Mert tek omuzunu silkti -"Gayete normal bir şekilde sordum?" Yüzüm gerilmeye başladı,bu hayvanın küstah tavırları hiç hoşuma gitmiyordu -"Nerden biliyorsun bunu?" Sorgulu bir sesle Mert'e sorumu yönelttiğim de Mert hafif kıkırdadı güldüğü zaman yanakların da oluşan hafif gamzeler onu daha sempatik gösteriyordu -"Ben Mert Kaleliyim,sence bilmediğim ne olabilir?" Egolu çıkan sesi beni daha da geriyordu şuan tam sol ellimi kaldırıp agızının ortasına yapıştırmak istiyordum. -"Heryerde bu konuşuluyor." Ozanın sesiyle bakışlarım ozanı buldu,ne ara yayılmıştı bu üvey mevzusu -"tabi birde deli olduğun." Mert alaycı bir sesle gülerek konuşuyordu içimden ya sabır çeke çeke hatim indirdim artık -"Sen buraya beni görmeye mi yoksa delirtmeye mi geldin?" Gür çıkan sesimle Mert'in gülüşü soldu.-"Beni Ozan zorla getirdi" gözleriyle ozanı işaret ettiğin de Ozan kafasıyla Ne der gibi hareket ettirdi -"Yalan söyleme piç! Ben sana Sabah gidelim diyince yakama yapışıp zorla getirmedin mi?" Ozan ciddi olamazdı demi,sabaha beklemeyip zorla buraya ozanı getirmiş olamazdı. -"Birde 1 hafta boyunca hastanede itibarlık kuran da sensin şerefsiz!" Ozan her cümlesiyle beni şaşırtmayı biliyordu gerçekten 1 hafta boyunca Mert benim hakkımda bilgi mi alıyordu.
-"Kes o siktiğimin çenesini yoksa Cenk gibi senin de çeneni kırarım!" Mert sert bir sesle ozana tehdit savururken Ozan içinden agız dolusu küfürler ettiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Aklıma birden Merve sevi gelince dudaklarımı araladım -"Kesin kavgayı da size birşey soracağım?" İkisini birbirlerinden bakışlarını çekip gözlerini benim üzerime verince konuşmaya devam ettim -"Merve Sevi...anneniz yaşıyor mu?" Ozan öksürmeye başlayınca Mert kaskatı kesilmiş bi şekilde kalmıştı. -"Sen annemi nerden biliyorsun?" Ozan'ın ciddileşen sesiyle gözlerimi ona çevirdim -"Bizde deriniz" göz kırpıp geri Mert'e döndüğüm de gözlerin de ki koyuluğu görebiliyordum,-"O kadın bizim hiç bir şeyimiz değil!" Sessizliğini bozup sert sesiyle annesi olduğunu inkar ediyordu -"Hem şuan ne alaka bu gece?" Mert kıstığı gözleriyle bana bakmaya başladığın da içim buz kesmeye başladı omuzlarımı kaldırıp indirdim -"Öylesine" Mert inanmamış tavırla koca vücudunu sedyeme doğru eğdi -"Hadi ordan!Ne biliyorsun söyle." Anlamışmıydı yoksa? Bu adama yalan söylemek sanki yaptığım günahı inkar etmek kadar zordu -"Annemiz hakkında birşey mi biliyorsun?" Ozanın yüksek sesi birden kısık hale geldi,Mert'e göre o annesine karşı daha hassas olabilirdi. -"Hayır." Her ne kadar söylemekte istesem birşeyler beni durduruyordu -"Siktir git! Hayırmış ne biliyorsun!" Mert hiç bir lafıma inanmıyordu. Derin bir iç çekip verdim -"Öldü mü?, yaşıyor mu?" Mert'in yumruk yapıp sıktığı ele gözlerim kaydığın da kolların da ki damarlar patlayacak derece de meydana çıkmıştı -"Terk etti." Ozanın çaresiz çıkan sesiyle kafam ona döndü kendini öne vermiş kollarını dizlerinin üzerine koymuştu, -"Birine mi kaçmış?" Mert her sorumla daha da rahatsızlık duyuyor ve geriliyordu ozan onun aksine daha sakince duruyordu -"Evet,başka bir adamla." Başka bir adam dediği kişi Osman kurçaydı. -"Şu siktiğimin şeyini söyle artık ne biliyorsun." Mert sıktığı dişleriyle bana bağırmaya başladığında bende sesimi yükselttim -"Bilmiyorum diyorum!" Mert kendini geriye çekip gülmeye başladı -"Yeme beni Gece,en az benim gibi bir çok insan senin sinsiliğini ve kurnazlığını bilir benimle denk geldiğin zaman araştırma yaptığını da çok iyi biliyorum." Alaycı çıkan sesiyle beni kıskıvrak yakalamıştı. -"Bunu duymaya hazırmısın?" Ozan kafasını kaldırıp bana bakmaya başladığın da Mert'in yüzü ciddi hale gelmişti. -"Neyi?" Ozan meraklı bi sesle duyacağı şeyi merak ederken Mert sessizliğe bürünmüştü. -"O adamın kim olduğuna?" Derin bi nefes alıp verdim artık ne olacaksa olsun -"Osman kurçay!" Ozan ne diyebilmişti sadece Mert'in ise esmer teni kıpkırmızı olmaya başlamıştı -"Annenizle kurçay'ın aşkları eskiye dayalıymış,babanla Osman'ın ortak olduğu zaman babanız osmanı yemeğe davet etmiş uzun yıllar sonra ilk defa annenle Osman orda denk gelmiş ve o günü de kaçmışlar." Sonra sert bi şekilde yutkundum -"Bundan 1 hafta önce,Osman kurçay'ın sevdayı aldattığını gördüm ben o ruj izi sorarken içeriye bir kadın girmişti ilk başta kim olduğunu bilmiyordum." ikisi de nefesini tutmuş beni dinliyorlardı en ağır darbeyi şimdi alacakları için sesimi kıstım -"Sonra öğrendim ki Osman'ın sevgilisiymiş...ve osmandan da hamileymiş." Mert'in yüzü hepten gerilmeye başlayınca,kafasından nasıl planların geçtiğini hayal edebiliyordum -"O gün osmanı vurduğum da Merve Sevi de ordaydı o söyledi bana zaten üvey olduğumu." Her aklıma gelince kanım çekiliyordu, Mert sert bi şekilde ayağı kalktı -"Ne diyorsun sen?" Sesi boğazlarını yırtacak kadar yüksek çıkarken ozan donakalmış duvara bakıyordu -"Lavuklusu Osman kurçaymıymış onu yani!" Mert etrafda dört dönerken ince bir sesle -"Evet" diyebildim sadece yumruk yaptığı ellini duvara geçirmeye başlayınca sadece izliyordum.-"Onun eceli ben olucam,onu gebertip sergiye çıkartmayını bu cemiyet siksin!" Mert tehditler savururken ozandan hala tık yoktu. Kafamı ozana çevirdim bu sessizlik hiç iyi değildi -"Ozan" ozana seslendim ancak sadece duvarı izliyordu sıktığı elleri artık mosmor olmaya başladı.
-"Demek kendi çocuklarını bırakacak kadar aşıktı o adama!" Mert hala söyleniyor bir yanda da ellerini duvara vuruyordu,-"Neden baştan demedin?" Ozan düz çıkan sesiyle ona döndüm ama o bana değil duvara bakıyordu -"Kusura bakmayın beyler!hastanede telefon vermedikleri için ulaşamadım." Beni mi suçluyordu birde,bu olaylar yaşanırken ben zil çalıp oynamıyordum herşeyin teker teker gerçeğiyle yüzleşiyordum yüzleştiğim her gerçekte kayboluyordum. Ozan oturduğu yerden kalkıp kapıya doğru ilerledi,kapıyı açacakken duraksayıp bana doğru döndürdü iri bedenini -"İntikam almak istiyormusun?" Gözlerim şaşkınlıkla çatıldı -"İstiyormusun istemiyormusun?" Ozanın gür sesiyle kafamı salladım -"Burda bekle seni bugün burdan çıkartacağım!" Ozan kapıyı açıp sert bi şekilde kapatıp çıktığın da Mertle ikimiz kaldık Mert'in gerilen ve sinirden kıpkırmızı olmuş yüzü herşeyi açıklamaya yetiyordu.
Aradan geçen yarım saat sonra Ozan doktorumla beraber içeriye girdi -"Bu yaptığım duyulursa işimden olurum." Doktor endişeli bir sesle yanıma doğru yürürken Ozan ellerini cebine koymuş sert gözlerle doktora bakıyordu -"Duyulmayacak sen çöz şu kızı!" Doktor elline bir kerpeten alıp sedyeye bağlı olan kelepçeyi kısa bir uğraştan sonra çıkarttığın da bileğime doğru yeltendi -"Orasını biz hallederiz" Ozanın sesiyle doktor kafasını sallayarak odadan çıktı Mert çoktan hastaneden çıkıp gitmişti,Ozan yanıma gelip kolunu destek alıp kalkmam için bana uzattığıj da kolumu kaldıracak güçte olmadığımı farkettim. Ozan hafifçe eğilerek beni dikkatlice kucağına alıp odadan çıkarttı herkes odasına çekildiği için koridorlar boştu doktorumda toplantı bahanesiule bütğn herkesi başına toplamıştı hastaneden çıkıp arabaya bindiğimiz de Ozan hızlı bir şekilde arabayı çalıştırdı -"Nereye gidiyoruz?" Çattığım kaşlarıma ozana soru soruyordum -"Bize" Ozan net ve kısa cevap verip yola bakıyordu -"İstemiyorum!" Ozan beni aldırış etmeden yola devam etti, kısa süre sonra konağa vardığımız da arabayı park edip benim olduğum tarafa yönelince kollarımı göğsümde birleştirdim ozan kapımı açtığın da bana doğru eğildi ama ben kendimi geri çekince duraksadı -"İnmicem" Ozan iki büklüğüm kaldığı kapı da bana bakıyordu -"Hadi" tekrardan kollarını uzattığın da gene kendimi geri çektim -"İnmeyeceğim dedim sana!" Ozan içinden ya sabır çekerken kendini arabanın kapısından geri çıkarttı -"İnermisin" sesi naif ve kibar çıkıyordu içinde ki sinire rağmen bana karşı sakinliğini koruyordu -"İnmicem" omuzlarımı kaldırıp indirdiğim de benlik bi nazlanma hareketi olmadığını fark edince kaşlarımı çattım -"Su defolup gidermisin" sıkıntılı hir sesle su olan kimliğimle konuşmaya başlayınca ozan gülmeye başladı -"Kendi kendine mi konuşuyorsun cidden." Onu aldırış etmedim -"Peki sen kal araba da ben eve giriyorum." Bir kaç saniye ses etmemi bekledi ama benden tık çıkmayınca kapıyı kapattıp eve girince araba da yalnız kalmıştım,ozanın girmesiyle evin kapısının açılması bir olmuştu çıkan Mertti elleri cebinde hızlı adımlarla arabanın olduğu bölüme dönüp kapıyı açtı -"İniyormusun yoksa ben mi indireyim?" Mert sıkıntılı sesiyle sağ ellini kapının üzerine koymuştu -"İnmicem diyorum!" Beni umursamadan kucağına aldığı an hareket etmeye çalıştım ama beceremedim -"Bırak beni!" Beni umursamadan yürüyordu -"Sana bırak dedim!" Birden durup gözlerini bana doğru çevirince heryerim buz kesti. -"Çok konuşaysun" bir kaç saniye gözlerime bakıp gözlerini ayırdı eve girdiğimiz de Cenk içtiği sigarayla öksürmeye başladı -"Ne alaka bu!" Mert sakince beni koltuğa bırakıp kendini dikleştirdi -"Bir süre bizimle" Cenk sağ ellini kaldırıp başına doğru götürdü -"Abi siz dakika başı niye böyle alıp getiriyorsunuz ki manyak karı direkt bize yerleşsin." Mert omuzlarını kaldırıp indirdi ardından dudakları hafif yana doğru kıvrıldı -"Fena fikir değil aslında dakika başı kucakta taşımaktan yoruldum." Sitem eden sesle konuşup cenk'i delirtirken Cenk sinir bozucu gözlerle bana bakıyordu -"Gözlerine sahip çık oyarım!" Yüzünü buruşturup kafasını ozana çevirdi -"Neyi var bunun?" Mert'e soru yöneltirken kafası sadece ozandaydı,-"Merve Sevi" Cenk kaşlarını çatıp Mert'e doğru döndü -"O kadın ne alaka?" Mert dikildiği yerden ayrılıp masa da duran. Viskiyi bardağına döküp benim olduğum koltuğa oturdu -"Osman kurçayla birlikteymiş." Cenk duyduğu şeyden dolayı kaskatı kesildi -"Bunun babasıyla mı?" Ellerimi yumruk yaptım,agızının ortasına geçirip çenesini kıracaktım -"O benim babam değil!" Bıktım baba kelimesinden artık -"Üvey babası" kafamı Mert'e çevirdiğim de rahat bi şekilde viskisini yudumluyordu -"Ama sizi kökten gebertirim!" Hepsi birbirinden uyuz insanlardı Mert'in elli beline gidip silahığını çıkarttığın da şaşkınlıkla onu izliyordum tetiği çekip kafasına götürünce kaşlarımı çattım -"ne yapıyorsun sen?" Omuzlarını kaldırıp indirirken ellinde ki silah hala kafasına doğruydu -"Emrin olur." Anlamsız bakışlarla bakıyordum -"Neye emrim olur?" Benim ayarlarımla oynuyordu -"Gebertirim dedin,şuan da o güçte olmadığın için gebertme görevi de bana düşüyor." Hafif kıkırdamaya başladım gerçekten ayarları kaçık Bir adamdı -"Bırakın ölmeyi gebermeyi de bana şu olayı düzgünce anlatın!" Cenk meraklı meraklı soru sorarken ozan oturduğu yerden kalkıp odasına doğru çıktı cenkle ikimiz arkasından sadece bakakalmıştık Mert de oturduğu yerden kalkıp boş olan bardağı masaya bıraktı -"Sen nereye?" Mert arkasını bana döndü -"Bahçeye" ne zamandır sigara içmediğim için beynim artık nikotin eksikliğiyle delirecekti -"Bende gelicem" omuzunu silkip sırtını bana döndü -"Ben taşımam seni cenk getirsin" Cenk'e baktı -"Getir bahçeye" Cenk hafif bir kahkaha attı -"O manyağı ben taşımam!" İsyan edercesine Mert'e söyleniyordu,sol ellimi kaldırıp koltuktan destek alarak kalkmaya çalıştım ama güçsüz olan bacaklarım buna izin vermedi Mert yan bakışlarla beni izlerken sessizce yanıma gelip tek koluyla beni kucağına almıştı,bu duruma şaşırmıştım arka bahçeye çıktığımız da beni sandalye oturup kendisi de yanda ki sandalyeye oturdu.
-"Ozanın sessizliği normal mi?" Dudakların da ki sigarayı yakıp bana uzatırken yüzümü buruşturdum kimsenin agızından birşey yiyip içemezdim -"Sağol ben kendime yakarım" yüzüme şaşkınlıkla bakıp uzattığı sigarayı dudaklarına götürüp içine çekti -"Şu hayatta en çok ozanın sessizliği korkunçtur." Kafamı ona döndürdüm,içine çektiği sigarayı havaya üfledi -"peki ne planlıyor?" Meraklı bir ses tonuyla ozanın ne yapacaklarını soruyordum Mert hafif gülümseyerek -"Herşey" diyince kanım dondu dediği kelime normalinden daha farklı çıkmıştı agızından -"Belki de mezar yerini bile ayarlamıştır onun" Ozanın nasıl bir manyak olduğunu biliyordum,ama konu sevdikleri olmadığı sürece o yanını pek göstermezdi -"Peki sen?" Mert bahçeye baktığı gözlerini bana çevirince karanlığın karartığı o gözlerdr kaybolmuş hissettim -"Duyduğum an ölüm anını planladım,ona öyle bir şekilde öldüreceğim ki toprak da çürüyecek bir kemiği kalmayacak." Sesine karışan intikam ateşini hissediyordum kaşımı hafif kaldırıp kendimi öne eğdim -"Peki,annen?" Mert bana bakan gözlerini çekip tekrardan bahçeye baktı -"benim annem Cenk'e doğum sırasında öldü." Anlaşılan Esrayı anne diye bilmişlerdi -"En azından bildiğin bi annen ve baban var" derin bi nefes verip bende kafamı arka bahçede kocaman olmuş güllere çevirdim hepsi birbirinden güzeldi.
-"Gerçek aileni bulsan naparsın?" Kafamı salladım ne yapacağım hakkın da en ufak bilgim bile yoktu -"Bilmiyorum" daha canlılar mı onu bile bilmiyordum ki, kısa bir sessizliğe büründük Mert üst üste sigara yakıyor ben ise kafamı kaldırmış yıldızlara ve Ay'a bakıyordum sağ bileğim de hissettiğim bir temasla gözlerimi gökyüzünden çekip sağ bileğime baktım Mert kolunu sağ bileğime uzatmıştı -"Ne yapıyorsun sen?" Kafamı hafif kaldırıp Mert'e döndüğüm de Mert sadece bileğime odaklıydı -"Bunu çıkartalım, bileğini kesecek" kolunu geri çekip saçıma uzandığın da kendimi geri çektim -"Paravana tokanı alcam başka türlü açamayız bunu." Elli saçlarıma değdi an kendimi garip hissettim teması sevmezdim hele ki saçlarım konusunda hiç sevmezdim. Mert saçım da ki tel tokayı alıp oturduğu yerden doğrulup önümde diz çöktü ellerini yavaşca bileğime götürecekken duraksayıp gözleriyle onay istedi kafamı aşağı yukarı salladığım da duran elleri şimdi sağ bileğimin üzerinde temas halindeydi o kadar sakin ve yavaş yapıyordu ki canımı acıtmamak için ellinden geleni yapıyor gibiydi, -"Benim canım acımaz rahat olabilirsin" eğik kafasını hafif kaldırıp gözlerini bana doğru döndürdü -"Nesin sen,taş mı?" Omuzumu silktim -"Evet" küçüklüğümden beri hep böyleydi, her gün her gece iki bileğime takılan kelepçeler ve soluksuz yediğim dayaklar acı eşiğimi yüksek hale getirmişti bi taştan farkım yoktu. Nihayet bileğimden çıkarttığı kelepçeyi yere fırlattı gözlerim boş olan bileğime dönünce heryeri kesik ve yara içinde olduğunu görünce birden maziye daldım.
-------------------------------------------------------
Geçmiş:
-"Baba, özür dilerim nolur kitleme beni nolur" yalvarışlarım karşısın da babam sadece saçlarımdan tuttup beni Bodrum katına indiriyordu adete bir sahibin köpeğini tuttuğu gibi babam da saçlarımı öyle kavramıştı, merdivenlerden inip Bodrum kata ulaştığımız da babam beni sert bi şekilde içeri fırlattığı an dizlerimin üzerine düştüm arkamda hissettiğim el saçlarımla yapmıştı,saçlarımı çekerek geriye doğru verip defalarca elleri yüzüme değerken kafam bi omzuna doğru düşüyordu ben hareket ettikçe onun işi zorlaştığı için saçlarımdan tuttup beni ayağı kaldırdı artık saç diplerim de acıları hissetmiyordum bile.
Benim için hazırladığı düzeniğe doğru ittirip iki bileğimi tek eliyle kavrayıp yukarı kaldırdı tepeden sarkan kelepçelere bileklerime takıp kendini geri çekti,arkama doğru gelip kıyafetimin arkasını yırttığı an gene kemerle vuracaktı -"Baba yapma artık nolur!" Ağlamaklı sesle konuşmaya başladım her ne kadar kendimi ağlamamak için zorlasam da olmuyordu ellerini beline götürüp kemerini çıkarttı, kıvırdığı Kemer sert bi şekilde sırtımda buluşunca acı içinde inledim -"Kural bir! Ağlamak ezikliktir!" Çektiği kemeri tekrardan sırtıma değince daha çok inledim her vuruşu daha sert ve hırçındı -"Kural iki! Acı çekmeden güçlü olunmaz!" Bıkmıştım bu kurallardan,sıkılmıştım artık soluksuz şekilde kemerle sırtıma vurduğu için bir müddeten sonra hiç bir şey hissetmemeye başlamıştım acı artık heryerimi uyuşturmuştu.kemeri yere fırlatıp önüme doğru gelip eğildi işaret parmağı ve baş parmağıyla kavradığı çenemi hafif kendine doğru kaldırınca gözlerim de ki yaşlar onu daha çok germişti,yüzümde hissettiğim yumrukla kafam diğer omzuma düştüğünde artık herşey uyuşuyordu benim için saatlerce dayak yememin üzerine vücudum yorgun düşmüştü o gece ne kadar dayak yediğimi bilmiyorum ama havanın sadece aydınlığını görmüştüm.
--------------------------------------------------------
Günümüz:
-"İyimisin?" Gözlerim aralanmasıyla merti yatağımın ucunda görmüştüm,anlamsız bakışlarla Mert'e baktığım da ne olup bittiğini çözmeye çalışıyordum -"Kriz geçirdin" hastanede yattığımdan beri verilen ilaçlar beni daha kötü hale getirdiği için her saat başı krizlerim oluyordu kafamı hafif sola çevirdiğim de komedinin üzerinde duran iğneyi görmemle suratım gerildi -"Ne iğnesi bu?" Mert baktığım yere gözlerini kaydırdı -"Doktorunu aradık,kriz geçirdiğini söyleyince taksiye atlayıp buraya geldi. İğne yapıldıktan sonra kendine geldin." Kafamı komedinden çekip Mert'e döndürdüm -"Kendiliğimden bayılmadım mı ben?" Mert kafasını sağa sola salladı -"Hayır nerdeyse 1 saat boyunca yapmadığımız şey kalmadı Cenk'in çenesini kırınca mecburi doktorunu aradık." Gülmeye başladı -"Ellerine sağlık." Normalde olsa Kendiliğimden bayılırdım ama bu sefer ki krizimde böyle olmaması beni şaşırmıştı.
-"Mert acil aşağı gelmen lazım!" Ozan odanın kapısını açıp Mert'e sert gözlerle bakarken Mert ayaklanıp odadan çıktı aşağıda gelen bağırışları duymaya başladım kendimi doğrultup ayağı kalkmaya çalıştım ama bana verilen ilacın dozu yüksek olduğu için beynim buna izin vermiyordu zar zor doğrulmayı başarıp pencereye doğru ilerledim perdeyi biraz aralayıp bahçeye baktığım da siyah takımı adamların silahları doğrultuklarını görünce şaşırdım. Yavaş adımlarla kapıyı açıp merdivenlerden indim,dış kapıyı doğru ilerlediğim de adamların ortasında duran Osman kurçay'ı gördüm -"Biricik üvey kızım da burdaymış" alaycı çıkan sesiyle ozanla Mert'in kafası arkaya doğru döndü -"Odana çık!" Ozan Emir verici sesle odama çıkmamı söylüyordu ama ben onu dinlemeyerek ortalarına geçtim -"Ne işin var burda?" Sol omzu hala sargıdaydı -"Başaramadın" iğneleyeceği sesi o kadar uyuz ediyordu ki beni kafasını Mert'e çevirdi -"Merve nerde!?" Kafamı arkaya doğru çevirip merte baktığım da ellerini cebine koymuş gülümsüyordu -"Kimsenin bulamıcağı yerde" Ozan bile şaşkın gözlerle merti izlerken Mert sadece sırıtıyordu kolumda bir el hissettim Osman kurçay beni reyine olarak almıştı -"Gerçekten mi ya?" Sıkıntılı bir sesle konuşuyordum,-"Bırak kızı" ozanın sesi Osman'ın kullaklarına işlemiyordu bile -"Merve nerde?" Aynı soruyu vurgulaya vurgulaya sorarken Mert sessizliğini koruyordu Ozan ise silahını kavrayıp Osman doğrultuyordu Osman sıkıntılı bir nefes verdi -"Peki o zaman siz bilirsiniz, sonuç olarak vuracağım kişi benim kanım değil" şeytani kahkahasıyls tetiği çekti karnıma hissettiğim tekmeyle yere düşmem bir oldu cenk bana tekme attıp yere düşürüp Osmana saldırırken Mert ve ozan da yardıma gelmişti.
Üç adam bir adamla baş ederken tak sesiyle herşey duruldu kafamı onlara çevirdiğim de dördü de hareketsiz şekildeydi.
Herşey o silah sesiyle son bulurken kimin vurulduğunu bile anlayamamıştım.
SON...
*Sizce kim vurulmuş olabilir?
*Suyun öz ailesi kim çıkacak?
*Mert annesini nereye saklamış olabilir?
Evet bir bölümün daha sonuna geldik görüşmek üzere
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.75k Okunma |
6.3k Oy |
0 Takip |
34 Bölümlü Kitap |