
Kısa bir zaman sonra yine bir özel bölümle daha geldiim. İyi okumalar.🫶🏻
∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞
04.04.1997
"Ömrüüm! Gelir misin buraya?!"
Annesi her ne kadar sesliniyor olsada Ömrüm bunu umursamıyordu. Annesiyle beraber kek hazırlamışlardı ve Ömrüm'ün üstü başı batmıştı. Ama Ömrüm bunu umursamadan etrafta koluşturmaya devam ediyordu.
"Ömrüm diyorum!"
Annesi Ömrüm'ün yanına gitti ve kucağına aldı. Ömrüm koşuşturmaktan nefes nefese kalmıştı ama hala gülüyordu. Bugün onun doğum günüydü ve Ömrüm çok mutluydu.
"Ömrüm banyo yapacağız diyorum neden gelmiyorsun yanıma."
Ömrüm bir anda gülmeyi bırakıp annesine baktı.
"Anne istemiyoruum."
"Kirli mi kalacaksın?"
"Banyo yapmak istemiyorum anne, saçlarım acıyor."
"Keselim diyorum."
"Hayır hayır, kesmeyelim anne. Babam ve Alp böyle seviyor kesmeyelim anne. Lütfen anne."
Ömrüm'ün gözleri dolmuştu. Az önceki mutlu çocuktan eser kalmamıştı.
"O zaman gel banyo yapalım. Bu sefer acımıycak söz."
Ömrüm biliyordu yine acıkycaktı. Ama yinede kabul etti. Alp'le yılbaşından beri bir kez görüşmüşlerdi sadece ve bugün doğum gününe gelecekti. Neden görüşmediklerini bilmiyordu babasına sorduğunda Alp'in dersleri var diyip geçiştiriyordu Ömrüm'ü hep.
Annesiyle beraber banyoya gittiler. Gülsüm Ömrüm'ün üzerindeki kıyafetleri çıkarıp kirli sepetine attıktan sonra saçlarındaki tokayı da çıkarttı. Suyu çoktan hazırlamıştı bile Ömrüm'e seslenirken. Ömrüm'ü küvetin içine otutturdu ve güzelce banyo yaptırdı. Küvetten çıkartıp yeniden üzerine su döktükten sonra bornozunu giydirdi Ömrüm'ün. Ömrüm eskiden banyo yapmayı çok severdi. Ama saçları o kadar kıvırcıktı ki artık banyo yapmak istemiyordu bile saçları acımasın diye.
Annesi onu aynanın karşısına götürdü ve köşede duran sprey kutusunu alıp Ömrüm'ün saçlarına sıktı yeterince. Daha sonrasında sıktığı spreyi saçlarına yedirip saçını yavaşça taradı. Söz verdiği gibi bu kez acımamıştı. Gülsüm bu zamana kadar çok şey denemişti ancak ömrümün saçları çok kıvırcık ve çok gürdü. Kendi saçlarıda kıvırcıktı ama hem küt saç kullanıyordu hemde kıvırcıkları bu kadar yoğun değildi. Saçını taradıktan sonra bir krem alıp saçlarına sürmüş sonrada kıvırcıklarını düzeltmişti. Ardından saç kurutma fönünü alıp ömrümün saçlarını kuruttu. Bu sefer saçları kabarmamış ve kıvırcıkları da bozulmamıştı. Ömrüm aynada kendine baktıkça gülümsemesi yeniden geliyor mutlu oluyordu. Saçları kurutulduktan sonra annesiyle beraber banyodan çıkıp odaya geçtiler. Ömrüm koşarak dolabına gitti ve dolabını açtı.
"Ömrüm bana bak."
Ömrüm annesine döndüğünde annesinin elinde fotoğraf makinası vardı. Fotoğrafını çekeceğini farkettiğinde annesine gülümsedi. Annesi kamerayı indirdiğinde annesinin yanına gitti.
"Bakim bakim nasıl çıktı anne bakim."
"Hayır şimdi değil sonra."
Ömrüm şirinlikler yapsada annesi kabul etmemişti. Ömrüm pes etmek istemese de zorunda kalarak vazgeçti ve yeniden dolabına gitti. O kıyafet seçecekti ancak Gülsüm izin vermemişti. Kızına yeni aldığı ama henüz hiç giymediği mavi kot elbisesini aldı. Ömrüm'ü yatağa çıkarıp üzerini giydirdi. Ardından yeniden saçlarını düzeltti ve Ömrüm'e baktı.
"Beni bekle şimdi burda ben gelene kadar da boyama yap masanda."
"Hıg hıg, üstüm kirlenir anne."
"Bende duş alıp gelicem bekle beni ama burada. Baban daha gelmedi."
"Tamam bekliyorum anne."
Gülsüm kızının saçlarından öptü ve odadan çıkıp banyoya gitti. Aklı Ömrüm'de kaldığı için hızlıca banyo yapıp üzerini giyinmiş sonrada Ömrüm'ün yanına gitmişti. Ömrüm yatağında uslu uslu oturmuş annesini bekliyordu. Annnesi yanına geldiğinde annesiyle beraber aşağı indiler. O sırada babası abileri ve Alp beraber eve gelmiştiler. Babasının elinde büyük bir kutu vardı ancak bu Ömrüm'ün dikkatini çekmemişti bile çünkü Alp gelmişti. Alp'in yanına gidip ona sarıldığında artık eskisi gibi olmadıklarını fark etti. Çünkü Alp değişmişti. Eskisi gibi samimi değillerdi artık. Alp ona sıkıca değil hafifçe sarılmış sonra da Ömrüm'den ayrılmıştı. Teoman durumu farkedince kardeşinin yanına gitti gülümseyerek ve ona sarıldı.
Abileri ve Alp'le beraber bahçeye çıktığında babası da bahçedeydi, annesi ise arkalarından gelmişti. Babasının getirdiği büyük kutu masanın üzerinde duruyordu. Mehmet, Ömrüm'e baktı ve gülümsedi. Eğilip küçük kızını kucağına aldı ve yanağından öptü. Ömrüm'ün saçlarını okşadı.
"Sen ne kadar güzel olmuşsun böyle. Saçların da çok güzel olmuş Prensesim."
Ömrüm'ün morali yerine gelmişti bile. Çünkü babası ona iltifat etmişti hem de Prensesim demişti. Ömrüm babasına gülümsedi ve babasının boynuna sarıldı.
Annesi yanlarına gelip babasının getirdiği büyük kutuyu açtığında ortaya büyük, prensesli bir pasta çıkmıştı. Ömrüm'ün en sevdiği prensesti Merida. Çünkü kendisine çok benziyordu. Mehmet Ömrüm'ü masanın hemen yanındaki sandalyeye otutturup pastayı kutusundan çıkardı ve Ömrüm'ün önüne yaklaştırdı. Babası pastayı hazırlayana kadar abileri ve Alp çoktan yanına gelmişti bile. İkişerli olarak Ömrüm'ün iki yanında durmuşlardı. Mehmet çakmak aldı ve mumları yaktı. Ardından telefonunu alıp onları videoya çekti. Annesinin ise elinde yine fotoğraf makinası vardı ve onların fotoğraflarını çekiyordu.
Ömrüm gözlerini kapattı ve dileğini diledi ardından gözlerini açıp pastadaki mumları üfleyerek söndürdü. Alp'i dilemişti, onun hiç gitmemesini hep arkadaş kalmayı dilemişti. Mumları üfledikten sonra bir an durmuş ve babasına bakmıştı.
"Biz bunu yiyecek miyiz şimdi?"
Mehmet, kızına bakmıştı.
"Evet kızım."
"Ama çok güzel baba, nasıl yiyeceğiz."
Abileri gülmüş Teoman ise ona sarılmıştı.
"Ben bir daha yaptırırım kızıma."
Ömrüm, Mehmet'in söyledikleriyle mutlu olmuş ve gülümsemişti ardındanda abisinin sarılmasına karşılık vermişti.
"İyi ki doğdun kardeşim."
Teoman ömrümün yanağından öptü ve gülümsedi. Diğer iki abisi de sarıldıktan sonra sıra Alp'e gelmişti. Alp tereddüt etmişti ama sonra yinede yanına gidip Ömrüm'e sarılmıştı.
"İyi ki doğdun."
Ömrüm'de Alp'e karşılık vermiş ve sarılmışlardı ancak aralarında hala bir mesafe vardı. Ömrüm bunu fark ettiği an çok kırılmıştı.
Gülsüm pastayı dilimleyip tabaklara servis etmişti. Ardından Ömrüm'ü sandalyeden indirmişti. Beşi de bir köşede oturmuş sadece pastalarını yerken Gülsüm ve Mehmet onları izliyordu. Bu sefer hepsi çok sesizdi. Pastaları bittikten sonra Gülsüm fotoğraf makinasını aldı ve yanlarına gitti.
"Çocuklar hadi gelin bakim fotoğraflarınızı çekeyim sizin."
Ömrüm annesine baktı ve gülümsedi. Hepsi de ayağa kalkmıştı. Önce abileriyle çekmiş sonra hep beraber çekmişti fotoğraflarını. Sonrasındaysa Ömrüm ve Alp'i yalnız çekmişti.
------
Alp bu sefer çok kalmamıştı, onu götürmeye Fuat gelmişti. Ömrüm onu yolcu etmek için kapıya gitmişti. Alp arkasını dönüp Ömrüm'e baktığında Ömrüm gülümsedi. Alp, Ömrüm'ün yanına yaklaştı ve ona sarıldı. Ömrümde sıkıca sarılarak karşılık vermişti ama Ömrüm'ün içinde birşeyler kopmuştu. Ömrüm bilmiyordu ancak bu son sarılışlarıydı. Çünkü Alp'i bir daha göremiycekti. Mehmet öyle istemişti. Teoman, Timur, Tunç... Hepsi görüşmeye devam edebileceklerdi ancak Ömrüm bundan sonra onun varlığını bile bilemeycekti.
Alp yavaşça Ömrüm'den ayrıldı ve son kez Ömrüm'e baktı.
"İyi ki doğdun... Görüşürüz Prenses."
Alp bir cevap vermeden kapıdan çıktığında o kendi içinde çoktan veda etmişti. Ömrüm henüz bunun bir veda olduğunu anlamamıştı. Alp'in içinde fırtınalar koparken arabads bekleyen Fuat'ın yanına gitti ve arabaya bindi. Araba evden uzaklaşırken Küçük Ömrüm babasının yanına, salona, gitti koşarak)
"Baba baba. Baba neden bu kadar erken gitti. Biraz daha kalsaydı. Pasta bile yemedi baba."
Mehmet, küçük kızına baktı. Abileride salona gelmişti. İkizler değil ancak Teoman her şeyi biliyordu.
"Uçağı var Ömrüm ona yetişmesi gerekiyor."
"Baba nereye gidiyor? Neden beklemiyor uçak?"
"Yurt dışına gidiyor. Artık orada kalacak."
Ömrüm babasına bakarken gözleri dolmuştu. Bugün onun doğum günüydü. En mutlu olması gereken zamanda ağlıyordu ve üzgündü.
"Baba geri gelmiycek mi hiç?"
Ömrümün sesi titremişti. Teoman babasının bu yaptığına çok sinirliydi çünkü yalan söylüyordu. Teoman Ömrüm'ün yanına gitti ve Ömrüm'e sarıldı.
"Abicim gel hadi biz odaya çıkalım. Seninle beraber uyuyalım."
"Uyumak istemiyorum ben! Alp'i istiyorum! Neden gitti!?"
Minik elleriyle gözlerini kapattı ve daha çok ağladı. Babası bunun yaşanacağını biliyordu. Gülsüm'e de söylemişti. Annesi kızı ağlarken ona sarılamıyordu şu anda. Buna tek cesaret edebilen Teoman'dı. Ömrüm babası için her zaman bir Prenses'ti ancak babası bir o kadar da sert biriydi. Ama Ömrüm her şeye rağmen babasını severdi.
Teoman kardeşinin elini tuttu ve beraber yukarı kattaki odasına çıktı. Ömrüm'ün odasına girdiler ve Ömrüm'ü yatağa uzandırdı. Ardından yanına uzandı ve kardeşini kendine çekip göğsüne yasladı. Ömrüm kendi doğum gününde ağlayarak uyuya kalmıştı.
∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞
Madem buraya kadar geldim, o zaman duyuruyu okumakta ilk senin hakkın sevgili okur.
Savaşın Külleri kitabımı baştan düzenliyorum. Ancak düzenlenmiş halinin tamamını yeniden burada yayınlamayacağım.
Fakat üzülme, değiştirdiğim sahneler elbette var ama sen bunları okumaya devam edebileceksin. Düzenlediğim bölümlerde değişen yada ek olarak gelen sahnelerden alıntıları burada paylaşmaya devam edeceğim çok kısa bir zaman sonra.
Kurgusunu hazırlamaya 2 yılımı yazmaya 3 yılımı toplamda 5 yılımı verdiğim bu kitabın artık son aşamasındayım. Kitabı düzenleme aşaması.
Yazar olma hayaliyle başladığım ilk kitabım sonunda bitti ama yazar olmak o kadar da kolay değilmiş :) çünkü okunması az ve takipçisi olmayan biz yazarları maalesef yayın evleri reddediyor.
Eğer sizde bu yolda bana destek olmak isterseniz bölümleri oylayıp tiktok hesabından sayfamı takip edebilirsiniz
https://www.tiktok.com/@sena.syn?_r=1&_t=ZS-92ZynUnacfS
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 3.7k Okunma |
418 Oy |
0 Takip |
30 Bölümlü Kitap |