29. Bölüm

Yılbaşı Özel Bölüm {2}: Kardeşim

Sy_sena
sy_sena

Yazdığınız yorumlar o kadar güzel ki kitap bitmesine rağmen özel bölümler paylaşmak çok hoşuma gidiyor. Yılbaşına sayılı günler kalmışken bu da şöyle bir kenarda dursun dedim. İyi okumalar sevgili okurlarım 🫶🏻

∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞

31.12.1996

 

Neredeyse beş yaşına gelmişti Ömrüm. Küçük ayaklarıyla koşarak babası Mehmet Kırlangıç'ın yanına gitti. Tam düşeceği sırada babası onu kucağına aldı. Küçük Ömrüm babasına baktı. Küçük olmasına rağmen kıvırcık kızıl saçları ve uzun kirpikleriyle çok alımlı duruyordu. Gülümseyerek babasına baktı.

 

"Baba, baba, baba gedi mi gedi mi? Baba gedi mii baba?!"

 

Mehmet güldü. Anlamıştı kimi sorduğunu ama kızıyla konuşmak hoşuna gidiyordu. Üç oğlundan sonra küçük bir prenses. Bazı kelimeleri söyleyemeyişi her ne kadar komik gelsede hiç bir zaman gülmeyip onunla konuşmaya devam eder ve çok mutlu olurdu Mehmet.

 

"Kim geldi mi Prensesim?"

 

Ömrüm gülümsedi. Kendisine prenses denmesi çok hoşuna gidiyordu. Abileri de ona prenses diye seslenirdi. Ama babasının söylemesi çokça hoşuna giderdi.

 

"Alp gedi mi? Hani geccekti, gemedi?!"

 

"Gelicek Prensesim, yolda. Fuat abin getiriyor."

 

Kapının çalmasıyla beraber Ömrüm babasının kucağından inmeye çalıştı.

 

"Gedi, gedi, gedi, gedi."

 

Babası Ömrüm'ü yere indirdiğinde Ömrüm, kızıl kıvırcık ve açık bıraktığı saçlarını geriye savurdu. Ve kapıya gitti koşarak. Kapıyı annesi Gülsüm açmıştı. Kapının ardında Fuat Abi ve Alp duruyordu. Ömrüm gülümseyerek Alp'e baktığında Alp hiç kimsenin yanında bozmadığı sert mizacını düşürmüş yumuşak bir şekilde Ömrüm'e gülümsüyordu. Gülsüm kenara çekildiğinde Alp içeri girdi. Annesi Fuat ile konuşurken Ömrüm Alp'in elini tuttu ve salona doğru ilerlerken, Alp'e bakarak ona birşeyler anlatıyordu. Ömrüm yürürken önüne bakmadığı için ayağı takılmış ve yere düşmüştü. Ama Alp elini bırakmamıştı. Elini tutmaya devam ederken yanına eğildi ve Ömrüm'ün önüne düşen kıvırcık saçlarını geriye doğru düzeltti.

 

"İyi misin? Acıyor mu dizin?"

 

Mehmet Ömrüm'ün düştüğünü görmesine rağmen koltuktan kalkmamış oturduğu yerden onları izlemişti.

 

"Yo acımadı."

 

Aslında dizi çok acımıştı Ömrüm'ün ama Alp'e söylememişti bunu. Alp gülümsedi ayağa kalkıp Ömrüm'ün diğer elini de tuttu ve ayağa kaldırdı. Salona girdiklerinde Ömrüm'ün elini bırakmış ve Mehmet'in yanına gitmişti. Mehmet'in elini öpüp alnına kattıktan sonra Mehmet Alp'e sarıldı.

 

"Hoşgeldin evlat. Kardeşin neden gelmedi?"

 

"O gelmek istemedi yorgun olduğunu söyledi."

 

"Peki öyle olsun bakalım."

 

Kardeşi. Alp'in kardeşi. Mert. Öz kardeş değiller ama kardeşler, yetimhaneden.

 

Alp ve Mert yetimhanede büyüyorlardı. Mert'in anne ve babası trafik kazasında ölmüşlerdi. Bir Ağustos ayında tatilden dönerlerken babası arabanın hakimiyetini kaybetmiş ve virajdan aşağıya yuvarlanmıştı araba. Annesi ve babası orada hayatını kaybetmiş Mert ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Mert iyileşmişti ama sadece fiziken. İyileştikten sonra yurda gönderilmişti. Alp'le o zaman tanışmışlardı. Aralarında dört yaş vardı ama onlar için üstünlük yoktu. Birbirlerinin kardeşiydiler.

 

Alp ise ilk doğduğunda gelmişti. Ne babasını bilirdi ne de annesini. İkisi de onu terk etmişti. Belki de bunun getirdiği bir şeyle herkesin yanında çok sert ve olgun dururdu. Ömrüm hariç. Ömrüm'ün yanındayken hep Ömrüm'ün yaşında olurdu. Onun dışında hiç kimseye gülümsemezdi nerdeyse. Mertle beş yıldır aynı yetimhanede kalıyorlardı ancak yalnızca bir yıldır aynı odadaydılar. Alp bu zamana kadar küçük çocuk koğuşunda kalırken Mert ise daha büyüklerle kalıyordu. İlk başta yemekhanede tanışmışlardı iki yıl önce. İkisi de birbirlerinden başka kimseyle konuşmazlardı.

 

Ömrüm hanım hanımcık bir şekilde koltuğa oturmuş Alp ve babasını dinliyordu. Alp'le altı aydır tanışıyorlardı babası tanıştırmıştı. Ama çok yakın arkadaşlardı. Her hafta görüşürlerdi.

 

"Baba!"

 

Henüz sekiz yaşlarında olmasına rağmen sesi sert ve keskindi. Salona girdiğinde Ömrüm abisine baktı. Abisi okuldan gelmişti ve üstü başı yine dağılmıştı.

 

"Baba" ikinci gelen daha ince bir sesle bu sefer Ömrüm yeniden kapıya bakmıştı. Daha sakin naif bir sesi vardı Timur abisinin. İkizler içeriye girdiğinde Teoman salondan çıkıcaktı ama arkasında ikizler olduğu için çıkamamıştı. Üçü de okuldan yeni gelmişlerdi.

 

"Baba abim kavga etti yine. Tunç'ta kavga etti."

 

Tunç her ne kadar bunu umursamamış olsada Teoman daha çok sinirlenmişti. Mehmet Kırlangıç ayağa kalktı. Teoman daha dik durmuştu. Oğullarının yanına gitti, Tunç ve Teoman'a bakıyordu. Tunç babası yanına gelene kadar her ne kadar umursamıyormuş gibi görünse de babası yanına geldiğinde o da ciddileşmişti.

 

"Sizinle bugün konuşmayacağım bunu. Ancak sakın unuttuğumu zannetmeyin. Odalarınıza gidin hepiniz, üstünüzü değiştirip gelin. Yemek yiyeceğiz."

 

Teoman gardını düşürmeden ikizlerin ortasından geçerek salondan çıktı ve yukarı katta olan odasına gitti. Tunç salondan çıkmadan önce Timur'a bakmış sonrada gitmişti. Hepsi kendi odalarına çıkmıştı. Mehmet, Alp ve Ömrüm'le yemek odasına geçmişti. Ömrüm sessizleşmişti. Çünkü abilerini öyle görmek onu üzüyordu. O henüz beş yaşında bile olmamıştı, ama yinede anlıyordu. Mehmet Ömrüm'ü hemen yanı başındaki yüksek sandalyeye otutturarak masaya yaklaştırdı. Ömrüm hem küçücüktü hemde boyu kısaydı. Alp'te Ömrüm'ün yanındaki sandalyeye oturarak masaya yaklaştı. Mehmet oğulları gelene kadar oturmamıştı. Onlarda akşam yemeklerinin ne kadar önemli olduğunu bildiği için oyalanmadan aşağıya inmiş ve yerlerine oturmuşlardı. Mehmet Kırlangıç'ta sandalyesine oturduğunda eşi Gülsüm içeriye girmişti elindeki yemek tepsisiyle. Ortamın gerginliğini bastırmak için gülümseyerek masaya gitti ve elindeki tepsiyi ortaya kattı. Çocuklarının ve eşinin tabaklarına tek tek yemek kattıktan sonra kendi tabağına da yemek kattı ve sandalyesine oturdu.

 

Yemek boyunca kimsenin ağzını bıçak açmamıştı ancak ortam biraz da olsa yumuşamıştı. Normalde iyi arkadaş olan Teoman ve Alp bile henüz birbirleriyle konuşmamıştı. Onlar gerçekten tencere kapak gibiydiler. Kardeş olsalar bu kadar benzerlerdi. İkisi de o kadar sert mizaçlılardı ki uzaktan bakan kardeş bile sanabilirdi. Ama sonuçta ikisini de Mehmet Kırlangıç yetiştiriyordu.

 

∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞

 

Gece 00.00 olduğunda ortamda hiç gerginlik kalmamış hepsi çok eğleniyordu, iki kişi her ne kadar gülmüyor olsalar da eğleniyorlardı. Belliydi yüzlerinden. Mehmet Alp'in bu gece burada kalabileceğini söylese de Alp istememişti. Kardeşini yalnız bırakmak istemiyordu. Ömrüm her ne kadar üzülsede Alp'e veda etmiş ve son kez sarılmıştı bu gece ardından abileriyle beraber hepsi odalarına çıkmıştı. Mehmet Alp'i yurda götürürken Gülsümde çocuklarının yanına çıkmış onları uyutmuştu. En sonunda kendi odasına geçip eşini beklemişti.

 

----

 

Yurda vardıklarında Alp arabadan inecekken Mehmet onu durdurdu. Alp Mehmete baktığında birşeyler olduğunu sezmişti bile.

 

"Evlat, Ömrüm'le artık daha az görüşeceksiniz. Eğitmenlerle konuştum ders saatlerin belirlendi. Her gün okuldan sonra en az üç saat eğitimin olacak. Bazı günler bende yanında olacağım. Bazen Teoman da seninle olucak. Ama Ömrüm'le artık daha az görüşeceksiniz."

 

Alp üzülmüştü ancak belli etmedi. Başını salladı.

 

"Tamam."

 

"Okuldan sonra Fuat seni alacak. Her gün o götürüp getirecek seni. Eğer birşey olursa da ona söylemekten çekinme, beni de istediğin zaman arayabilirsin."

 

Alp bu sefer sadece başını sallamakla yetinmişti. Mehmet arabadan indiğinde Alp'te inmişti. Yurda girdiklerinde her yer çok sessizdi herkes uyuyor olmalıydı. Mehmet yurt müdürüyle konuştuktan sonra yurttan ayrılmıştı. Alp ise odasına gitti. Mert'in hala uyanık olduğumu görünce hemen onun yanına gitti. Mert ağlamıştı, gözleri kıpkırmızı olmuştu Mert'in. Alp şaşkınca kardeşine baktı. Bir an onun için endişelendi. Mert'in yatağına çıktı ve Mert'e sarıldı.

 

"N'oldu kardeşim, birisi birşey mi söyledi? Neden ağladın?"

 

Alp henüz küçüktü ama yaşadığı şeyler onu kocaman bir adam yapmıştı. Yaşından çok çok olgun ve herşeye hakimdi.

 

Mert hayır anlamında başını salladı ama Alp'e ne cevap verdi ne de sarıldı. Alp geri çekildi ve Mert'e baktı.

 

"Kardeşim n'oldu? Neden bana söylemiyorsun?"

 

"Bir şey olmadı." dedi Mert, kısılmış sesiyle.

 

Mert söylememe konusunda ne kadar dirensede Alp sanırım anlamıştı Mert'in neden ağladığını. Mert'in kendisinden başka arkadaşı yoktu ve onu bu gece yalnız bırakmıştı. Yurtta böyle şeyler kutlanmazdı. Yurt müdürü hiç hoşlanmaz çok kızardı. Mehmet Kırlangıç gelene kadar onlar ayrı odada bile değildi. Yurtların kuralları vardı belli yaşa kadar koğuş odalarda kalınır büyüyünce dörderli yada altışarlı odalara geçilirdi. Fakat Mehmet yurt müdürüyle konuşmuş ve ikisini de ayrı odaya aldırmıştı.

 

Yurt müdürü çok sert biriydi herşeye her an kızan biriydi. Alp ve Mert'te bir çok kez ondan azar işitmiş hatta Alp bir kaç kez dayak yemişti. Mehmet geldiğinde bunların hepsi değişmişti.

 

Alp Mert'in yatağından indi ve Mert'in üzerini örttü.

 

"İyi geceler kardeşim."

 

Mert her ne kadar cevap vermemiş olsada biliyordu ki onlar kardeşti ve hiç küs kalmazlardı. Dolabına gitti ve oradan pijamalarını aldı. Üzerini değiştirdikten sonra çıkardığı kıyafetleri yeniden özenle katlayıp dolabının rafına kattı. Yatağına uzanıp üzerini örttü ancak tüm gece uyuyamadan tavanı seyretti.

 

∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞∞

 

Bölüm : 27.12.2025 22:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...