[ zelal ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 4g önce güncellendi ZELDEM
@bitterimrjn
Okuma
2.03k
Oy
232
Takip
52
Yorum
371
Bölüm
11
Töre ile başlayan bir aşk hikayesi. “Bunu yapamazlar sana,” dedi ve beni kollarının arasına aldı. “Biliyordum… Abim hayatımı mahvetti,” dedim, gözyaşlarımla boynuna sıkıca sarılarak. Ben şimdi ne yapacaktım? Bütün yük bana ve Demir’e kalmıştı. İçeriden gelen sesle Açela yengemden ayrıldım. Daha iyi dinlemek için yeniden kulağımı kapıya dayadım ama tüm vücudum tir tir titriyordu. “Baba, ne dersin sen? O kız çok küçük. Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum,” diye bağırdı Demir. “Olmaz, Ahmet Ağa. Zelal’im daha küçük, okuyacak o. Onun hayalleri var. Hayallerini yıkan ben olmak istemiyorum. Kızım benim kıymetlim. Bu dediğin olmaz. Ben senin kızını gelir isterim. Açela kızımdan sonra o da benim kızım olur,” diyen babamdı. Bir kez daha babamla gurur duydum. Desteğini hiçbir zaman benden esirgemediği gibi yine dimdik arkamda durmuştu. Babam benim bu hayattaki tek servetimdi. Onun bir yokluğu aklıma gelince bile delirecek gibi hissediyordum. “Allah’ım, benim ömrümden alıp babama ver,” dedim fısıltıyla. “Hüseyin Ağa haklısın, bir şey diyemem. Lakin kan aksın istemem. Kızını yine okuturum, çalışmak isterse çalışmasına izin veririm. Ne derse kabulüm,” dedi Ahmet Ağa. O an kararımı ne yazık ki babam ve abilerim için vermiştim. Onların tırnağına zarar gelse ölürdüm. Bu bedel asla Jehat abim için değildi; babam, Siyam abim ve Robar abimin hayatı içindi. Bir saniye bile düşünmeden kapı kolunu indirip odaya daldım. Tüm bakışlar kapıdaki kişiye, yani bana döndü. Kan çanağına dönen gözlerimi gören babam ve abim, bu hâlimi görünce önce yutkundular. Siyam abim ayağa kalkarak birkaç adımda yanıma geldi. “Zelal kızım…” diyen babamın sesini duyduğumda ise çoktan güvenli limanım olan Siyam abimin kollarındaydım. “Güzelim, nasıl kıydın sen zeytin gözlerine?” dediğinde daha çok sokuldum göğsüne. Gözyaşlarım sinesini ıslattı. Bir süre kollarında soluklandım. Başıma bir öpücük kondurdu ve kollarından ayrıldım. Gözlerimin benzeri olan abime baktım. “İstemediğin hiçbir şey olmayacak,” dedi, güven verircesine. Biliyordum; ben istemiyorum dediğim hiçbir şeye beni zorlamazdı. Sadece başımı salladım. Sonra babamın yanına gittim. “Kusura bakma baba, destursuz girdim odaya,” dediğimde, “Gel buraya,” diyerek beni göğsüne çekti, sıkıca sarıldı. Babam saçlarımı okşayıp başıma bir öpücük kondururken kollarından ayrılmadan yönümü karşımda duran Ahmet Ağa ve Demir’e çevirdim. Demir’in bakışları, ağlamaktan kızarmış gözlerime değdi. Yüzümün her bir yerine dikkatlice baktıktan sonra yutkunduğunu gördüm. Uzun siyah saçlarıma, kavruk tenime baktıkça gözlerinde anlamlandıramadığım bir duygu beliriyordu. Bakışları yeniden gözlerimde bir süre oyalandı. Az önce konuştuklarını duyduğumu anladığı anda gözlerini kısıp “yapma” der gibi baktı. Kendimi toparladım ve bakışlarımı ondan çektim. Babama döndüm. Kararımı vermiştim ve bunu herkesin duymasını istiyordum. “Ben bu evliliği kabul ediyorum,” dediğimde bütün gözlerin şaşkınlıkla bana döndüğünü biliyordum. Ama benim bakışlarım sadece babamdaydı. Açela yengemin “Nee?” dediğini duydum. Abimin sesi ise daha sert ve keskindi. “Ne saçmalıyorsun, Zelal?” Siyam abime bakmadım. “Baba, Ahmet Ağa… Ben bu evliliği kabul ediyorum. Yalnız şartlarım var,” dediğimde son cümlem Ahmet Ağa ve Demir’eydi.
devam ediyor 4a önce güncellendi Ateşle Yazılmış Kader (Gerçek hayattan esirlenmiştir)
@elifsahan
Okuma
486
Oy
98
Takip
29
Yorum
115
Bölüm
9
Diyarbakır’ın sert dağlarıyla, Batman’ın asi rüzgârları arasında yıllardır süren bir düşmanlık vardı. Bedirhan, kudretiyle saygı duyulan bir aşiret ağası; Zelal ise düşman aşiretin güzelliğiyle dillere destan kızıydı. Bir gece alınan karar, iki gencin kaderini çok değiştirecekti. Bedirhan, Zelal’i kaçırdı; çünkü aşkları, töreye ve kanla yoğrulmuş geleneklere meydan okuyordu. Bu yol, iki aşireti ateşe sürecek; aşkları ise hem en büyük güçleri hem de en büyük sınavları olacaktı. Oysa kader, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği oyunlarla onları sınayacaktı.
devam ediyor 11a önce güncellendi Kanın Gölgesindeki Yemin
@nurr.r_
Okuma
0
Oy
0
Takip
30
Yorum
0
Bölüm
0
Ben Efruz Avşin. Benim hikâyem bir ölümle başladı. Babam, Diyarbakır’ın meydanında, herkesin gözü önünde, bir infaz gibi katledildi. O gün toprağa yalnızca babamın bedeni değil, benim de çocukluğum gömüldü. O günden sonra içimde yalnızca bir şey filizlendi: İntikam. Yıllarca bekledim. Sabrı bir silah gibi kuşandım. Öfkeyi kanıma karışan bir zehir gibi taşıdım. Ve en sonunda, Cevher Ailesi’ne sızmanın en acımasız yolunu buldum: Onların kızını, eşim yaparak. Babamın kanının döküldüğü o meydanda, halkın gözü önünde onunla evlendim. İnsanlar bu evliliği konuştu, fısıltılar sokaklara yayıldı. Ama benim aklımda yalnızca bir şey vardı: Onların cehennemini ellerimle inşa etmek. Fakat kader, kalleş bir oyunun kurucusuymuş meğer. Zelal’in kim olduğunu öğrendiğimde, planımın çelikten duvarları çatırdadı. O, babamı öldüren adamın kızıydı. Düşmanımın kanını taşıyan bir kadın… Kendi soyunun günahlarını sırtında taşıyan bir mahkûm… Ama Zelal yalnızca bir isimden, bir soydan ibaret değildi. Onun da kendi geçmişi, kendi yaraları vardı. Onun da yeminleri, benim kadar ağırdı. Kan davası bizi birbirimize bağlayan bir zincir olmuştu. İkimiz de aynı hikâyenin farklı sayfalarıydık: bir yanda annesinin katiline ve ailesine duyduğu öfkeyle yaşayan bir kadın, diğer yanda babasının kanının bedelini ödemek için yemin etmiş bir adam. Zelal, hem babasının utancı hem de kendi geçmişiyle savaşan bir kadındı. İkimiz de intikamın ağırlığını taşıyor, kanla yazılmış kaderimizi değiştirmeye çalışıyorduk. Ama bu döngüde bir kazanan olabilir miydi? Yoksa kan davası, bizi birbirimize bağlayan zinciri daha da ağırlaştıracak mıydı? Ama gözlerine baktığımda, orada yalnızca düşmanımı değil, kendimi gördüm. Aynı öfke, aynı hüzün, aynı lanetli kader… Biz, kanla yazılmış bir masalın iki tarafıydık. Şimdi önümde yalnızca iki yol var: Ya babamın kanı için yeminimi tutacak, bu döngüyü bir kez daha kanla mühürleyeceğim… Ya da Zelal’in yaralarını kendi yaralarım gibi görüp, bu laneti paramparça edeceğim… Ama bir şey kesin: Bu hikâyenin sonu, ya mezarla ya da yeni bir başlangıçla yazılacak.
Loading...