10. Bölüm

Bölüm 9 - Artan Bağlar

h.
ufaktozbulutu

 

Hellooooo nasılsınız?

Bölüm sınırımız 50 yorum

Yaptığınız yorumlar ve sınırı hemen geçmeniz beni çok mutlu ediyor. Bu yüzden yorumlarınızı esirgemezseniz çok sevinirim 💗

İyi okumalarrr öpüldünüzzz

---------

Oyun gecesinin üstünden üç gün geçmişti. Florya’da yeni bir gün ve yeni bir antrenman başlamıştı. Aralığın son haftasında olmaları sebebiyle kış İstanbul'da tam anlamıyla hissedilmeye başlamış ve hava iyice buz tutmuş, tüm takımın arada ürpermesine yol açıyordu. Tabii Victor Nellson hariç... Kendisi kuzeyli olmasının hakkını vererek antrenmanlara 'yooo sıcak' dermişçesine hala şortla çıkıyordu.

 

Aden, antrenman sonunda elinde kahvesiyle saha kenarına doğru yürürken Barış, Kerem, Eren ve Yunus'ta ona doğru geliyorlardı.

 

Kerem Aden’i görür görmez el salladı. “Adenişkooo! Bugün napıyoruz?”

 

Aden üzgün gibi görünmek için dudak büzdü. “Bugün plan yok, sadece işe odaklanıyoruz.”

 

“NE DEMEK BUGÜN ANTRENMAN ÇIKIŞI EVE DAĞILACAĞIZ???”

 

“Ya Yunus sizin götünüzde kurt mu var ya Allah aşkına? Bir gün de gidip sıcacık evimizde oturalım. Sosyal pilim eksilere düştü benim.” dedi Aden ağlamaklı bir şekilde.

 

Barış da Yunus'u destekledi. “Kanka napacaksın evde oturup? Ne güzel oturup kahvemizi içiyoruz işte.”

 

Aden bu çocuk adamlara asla laf anlatamıyordu. “Ne desem ikna olmayacaksınız. Tamam gidelim. Ama erken kalkacağız.”

 

"Okeytooooooo."

 

Eren, onlar konuşurken saha içinde unuttuğu montunu farketmiş hemen almaya gitmişti. Ve şimdi de yavaş adımlarla yanlarına dönüyordu. Aden, onun yürüyüşünde hafif bir aksama olduğunu fark etti.

 

“Eren, biraz aksayarak yürüyorsun sanki. Sakatlandın mı? İyi misin?”

 

Eren omuz silkti. “Ufak bir darbe aldım ama iyiyim. Sıkıntı yok.”

 

Aden ona biraz daha dikkatli baktı. “Lütfen bir an önce kontrol ettir. Ne olur olmaz zorlama kendini.”

 

Eren hafifçe güldü. “Yok yok, gerçekten iyiyim.”

 

Aden ciddiyetle cevapladı. “Bugün içerisinde kontrole gitmezsen ben durumunu bildiririm ve radarımdasın haberin olsun.”

 

Kerem, Aden'in omzuna kolunu attı. “Bizimde radarına girmemiz için bir yerimizi mi sakatlamamız lazım ya?”

 

Barış hemen ekledi. “Aynen ya, küseceğim ben yakında. Hem bizim de psikolojik desteğe ihtiyacımız var. Aha bak benim psikoloji nanay.”

 

Yunus suratını buruşturdu. “Senin psikoloji ne zaman nanay olmadı ki zaten kardeşim? Hep bi drama queenlik.”

 

Aden güldü. “Ya hepiniz birleştiniz yine üstüme oynuyorsunuz. En sonunda bende küseceğim göreceksiniz.”

 

Eren ellerini cebine sokup hafifçe Aden'e baktı. “Ben de zan altında kalmadan hemen kaçıyorum. Komutanımız kontrole diye emretti malum.” Ardından cebindeki elini çıkartıp asker selamı verdi ve uygun adım yanlarından uzaklaştı.

 

Aden, ona kısa bir bakış attı ama konuyu uzatmadı. “Deli bu çocuk ya. Sizde normal değilsiniz zaten. Tam tencere kapaksınız hep birlikte.”

 

"Canım normal olsak seninle işimiz ne?"

 

Aden kaşlarını çattı. "Pardon? Anlayamadım Barış bey ne demiştiniz?

 

Aden birazcık fazla mı ciddi konuşmuştu? Barış hafif göt korkusuyla “Ne diyeceğim ayol? Seni zaman ayırmeksizin ne kadar çok sevdiğimi söyledim. Ha bi de güzel Rize'min yine çok güzel olan Fırtına Deresi'nin adı Aden deresi olmalı dedim.” dedi.

 

Aden gülerek ufak bir imalı bakış attı ve hepsine dönerek, “Hadi Eren'e bakalım. Çıkar şimdi kontrolden.” dedi.

 

Hep beraber fizyoterapi ve doktor odasının bulunduğu koridorun çıkışına geldiler. Eren çıkarken onları görünce şaşırmıştı. “Beni almaya mı geldiğiniz?”

 

Barış başını salladı. “Yesko kardeşim. Ne dedi doktor?”

 

"Bir şey yokmuş ya. Sadece kaslar gerilmiş bir an. Krem sürdü, sardı. Dinlen yarına geçer dedi."

 

Soyunma odasından çantalarını alıp tesislerin çıkışına doğru yürümeye başladılar. Aden kendi arabasına binerken Yunus seslendi. “Adenişko, yolu öğrendin değil mi? Geçen sefer kaybolmuştun.”

 

Aden gülerek başını salladı. “Bu sefer yolu iyice ezberledim.”

 

On beş dakika sonra kafenin önüne vardıklarında hep birlikte arabalarını otoparka park edip içeri girdiler. Masaya oturup menüye bakmaya başladılar..

 

Kerem sipariş verirken, “Aden, bana kahve öner ya, kararsız kaldım.”

 

Aden, “Bence sen bugün karamel macchiato iç. Bugün biraz şekerli şeyler içmek ruh haline daha iyi gelir diye düşünüyorum.” dedi.

 

Barış kahkaha attı. “Lan kahve seçerken bile psikolojik analize göre tercih yapıyor. Mükemmel bir kadın ya.”

 

Aden ona göz kırptı. "Tşk canım. Teveccühün."

 

Yunus telefonuna bakarken söylendi. Tuğçe'yle mesajlaşıyordu. “Ya bana bir şey diyin, bugün hiç latte içesim yok. Ne içeyim?”

 

Aden “Sen latteden devam et ya. Sadece sütünü laktozsuz iste. Eve gittiğin gibi uyuyakalırsan mideni rahatsız etmesin.”

 

"Mantıklı. Bizi bu kadar iyi tanımana bayılıyorum ya. Allah herkese psikolog arkadaş nasip etsin."

 

Siparişler verildi, kısa bir süre sonra kahveler geldi ve sohbet koyulaştı. Kerem yine 2 dakikada bir konu değiştirip en son güncel dizilerden bahsetti. Yunus, Kerem'le dizilerin karakterleri üzerine tartışırken Barış yine klasik esprilerini sıralıyordu.

 

Eren ise arada Aden’e soru soruyordu. “Aden, sen hangisini izliyorsun?”

 

Aden dudak büzerek cevapladı. “Ben dizi izleyemiyorum şu sıralar. Pek vaktim olmuyor. Vakit bulduğumda da kitap okuyorum daha çok.”

 

Barış hemen lâf atmaya başladı. “Yaa bizim Adenişko zaten elit. Bizim gibi dizi izleyecek hali yoktu tabi.”

 

Kerem de destekledi. “Evet kesin kahvesini alır, kitabını açar, felsefe yapar.”

 

Aden güldü. “Abartmayın ya.”

 

Yunus hemen ekledi. “Yok ya kanka, sen çok tatlısın ama fazla kitap okuyorsun.”

 

“Günahı neymiş ya kitap okumanın. Hakaret eder gibi söyledin.”

 

“Ay ne bileyim de şu an canım tatlı çekti benim.” dedi Yunus.

 

"Bu da aşeren hamilelere döndü. Durmadan birşey istiyor."

 

Kahkahalar eşliğinde kahvelerini yudumladılar. Sohbet durmadan yön değiştirmeye devam etti, hepsinin keyifleri yerindeydi. Aralarındaki bağ gün gün daha da kuvvetleniyordu.

 

Aden, yavaşça bardaktaki son yudumu alırken düşünüyordu. Bu insanlarla birbirlerinden çok farklılardı. Ama bir araya geldiklerinde birbirlerini tamamlıyor ve bütün oluşturuyor gibilerdi.

 

“Hadi kalkalım, Aden komutanımıza verdiğimiz sözü tutup erkenden eve gidelim.” dedi Barış.

 

“Aynen ya, ceza yemeyelim şimdi hiç yoktan. Hem yarın yine sabah antrenmanı var dinlenelim.” diye ekledi Kerem.

 

Hep birlikte kalktılar, kapıdan çıkıp arabalarına yürüdüler. Yolda birbirlerine takılıyor, şakalaşıyorlardı.

 

Arabaya bindikten sonra yol boyunca aralarındaki telsiz gibi 7/24 açık olan WhatsApp grubundan mesajlar gelmeye devam etti.

 

Adenişko ve Melekleri WhatsApp Grubu

 

Kerem: “Adenişko, yarın bize çikolatalı kek yapar mısın? Yunusla canımız çekti.”

 

Aden: “Ben en son takım psikologuydum. Ne ara tatlıcı oldum ya?”

 

Barış: “Şimdi benimde canım çekti.”

 

Yunus: “LÜTFEEEEEEĞĞĞĞĞĞN.”

 

Aden: “Tamam, yarın size marketten kek alırım.”

 

Eren: “Sen yapsan? 🥺"

 

Aden: “Hadi oradan.”

 

Barış: “Hiç birimiz yapamıyoruz. Annelerimiz de uzakta ve canımız el yapımı kek çekmiş. Yazık değil mi bize?”

 

Eren: “Evet ya çok şey mi istiyoruz?”

 

Yunus: “Kek deyip geçme bak, hepimizin sana yalvarmadığı kaldı bir dilim kek için.”

 

Kerem: “Gerekirse ben yalvarırım ya, no sıkıntı.”

 

Barış: “BENDE ABİ HİÇ GOCUNMAM.”

 

Aden eve ulaştığında telefonu kapatmadan grubun konuşmalarına bir süre daha göz gezdirdi. Birlikte güldükleri, tartıştıkları, şakalaştıkları bu dostluk ona inanılmaz iyi geliyordu. Ve bu adamların mesajlarına daha fazla kayıtsız kalamayacaktı.

 

Aden: "Tamam yapacağım."

 

Eren: "Aslansın."

 

Barış: "Kaplansın."

 

Kerem: "Bundan sonra gerçekten favori dostum, kardeşim, her şeyim sensin ya. SEN!"

 

Yunus: "Yok o benim fav kankam çekil köşeye."

 

Aden: "Benim için kavga etmeyin ayol JAÖXJSÖXKSÖSKWÖDKD"

--------

Bölüm nasıldı?

Bir sonraki bölümde görüşürüz aşklarrrr 💗💗💗

 

Bölüm : 22.06.2025 17:24 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...