
Soyun Sırları
Vlad, Mordekai’yi yendikten sonra, kasabaya geri döndü. Ancak galip gelmiş olmasına rağmen, içindeki boşluk bir türlü dolmuyordu. Siyah kanatları ona büyük güç veriyor, ancak bu güçle birlikte eski hatıraları da yeniden canlanıyordu. Artık sadece geçmişi değil, soyunun lanetini de daha iyi anlıyordu.
Seraphine’in söyledikleri doğruydu: Onun soyunun son temsilcisi olması, onu hem bir güç hem de bir lanet haline getirmişti. Soyu, karanlığın efendisi olmayı bir kader olarak kabul etmişti. "Gölgelerin Efendisi" olmak, sadece onun soyunun geride bıraktığı mirası taşımak değil, aynı zamanda bu mirası sonsuza dek devam ettirme sorumluluğunu almak demekti. Ancak bir şey vardı… Vlad, bu mirası kabul etmeyi reddetmişti. O, karanlıkla birleşmek istemiyor, bu gücü yalnızca kendi amacına hizmet etmek için kullanıyordu.
Bir gece, yalnız başına ormanın derinliklerine doğru yürürken, bir başka figürle karşılaştı. Karşısındaki kişi, eski dostlarından biri olan Isabelle’di. Isabelle, geçmişte çok yakın olduğu, ancak yıllar önce kaybolan bir arkadaşıydı. Aralarındaki bağ, karanlıkla örülmüş bir dostluğun ötesindeydi.
"Vlad," dedi Isabelle, bir an bile gözlerini ondan ayırmadan. "Gerçekten her şeyin sonuna mı geldin? Gölgelerin Efendisi mi olacaksın? Geçmişine, soyunun karanlıklarına boyun eğecek misin?"
Vlad, Isabelle’in gözlerindeki endişeyi fark etti. Onun gözlerinde bir şeyler vardı… Bir uyarı. "Geçmişimi kabul etmeden, geleceğimi şekillendiremem," dedi Vlad, sözlerinde karanlık bir tını vardı. "Ama karanlık, kendi içinde bir tür gerileme olabilir. Şimdi, bana yardım et. Geçmişimi bulmam gerek."
Isabelle’in yüzü daha da sertleşti. "Sana yardım edebilirim. Ama unutma, her şeyin bir bedeli vardır. Senin soyunun gücü, seni yalnızca karanlığa çeker. Eğer bu yolculuğa çıkarsan, geri dönemezsin."
Vlad, gözlerinde bir ışık belirdi. "Bunu yapmalıyım. Kendi gücümü bulmalıyım."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |