40. Bölüm

FINAL

Ayşegül Yeşilyol
xqaysegull

Zagros hâla karısının söylediklerine bir anlam veremiyordu.

Roni, Zelal'in mezarına gitmek istiyordu ama neden...

 

Zagros karşısında bir sağa bir sola giden karısıyla daha fazla dayanamayıp, hemen oturduğu koltuktan ayaklandı. Roni'ye doğru bir büyük adım attı. Elleri karısını omuzlarını bulduğu onu durdurdu.

 

"Sakin ol Roni!" Karısının tuttuğu omuzlarını okşadı yavaşça. Daha sonra karısının adımlarını az önce kalktığı koltuğa yönlendirdi. Roni'yle birlikte yeniden oturdular, fotoğrafı görmeden önce aşkla oturdukları koltuğa. Şuan ne olup bittiğini anlamak istiyordu Zagros. Fotoğraftan önce herşey gayet normal ilerlerken Zelal'in resmini görmesiyle karısına bir şeyler olmuştu.

 

"Daha iyi misin?" diye sorduğunda başını olumlu anlamda sallamıştı Roni.

 

"Ben iyiyim Zagros. Sana beni onun yanına götür diyorum. Neyini anlamıyorsun?"

diye çıkıştı kocasına genç kadın.

 

"Götürmesine götüreyim de Roni. Ama önce bana ne olup bittiğini anlatman lazım."

 

"Zagros beni ona götür. Lütfen... Söz veriyorum anlatacağım sana. Ama önce onu görmem lazım."

Kocasının gözlerinin içine dolmuş gözleri, ıslanmış kirpikleriyle bakıyordu. Biliyordu onu kırmazdı Zagros. Lakin şuan içinde ki yangını anlatmaya gücü yoktu. Biran önce Zelal'in yanına gitmeli, onunla konuşmalıydı. Çünkü Zelal de onu bekliyordu. Eğer onu istemeseydi rüyalarına girmez, daha kucağına bile alamadan kaybettiği bebeğini emanet aldığını söylemezdi.

 

Yeniden ayaklandı genç kız kocasının yanından. Kocasının sessizliğinden onu götüreceğinin onayıydı Roni'nin nezdinde.

Elini kocasına doğru uzatıp tutmasını bekledi.

 

Zagros, derin bir soluk doldurdu ciğerlerine ve hiç düşünmeden tuttu ona uzatılan eli.

Ayağa kalktığı gibi karısını kendine çekip sıkıca sarıldı. Başını avuçlarının içine alıp, derin bir öpücük kondurdu, ona ıslanmış gözleriyle bakan karısının anlına.

 

"Hadi gidelim." diyerek karısının küçük elini, sardı kocaman avucuyla.

 

Kapıdan çıkarken bu sefer Roni derin bir nefes aldı. Bunu istiyordu. Evet. Peki hazır mıydı?

Bunu düşünecek durumda değildi. Kalbi ona gitmesini söylerken, ayaklarının kapının eşiğinde yere çivi gibi çakılmış olmasını umursamıyordu.

 

Kapının eşiğinden kendini zorlayarak bir adım attı. Arkasında bıraktı odasını. İkinci adımını da attığında artık ayaklarındaki yükün kalktığını hissediyordu. Birkaç adım daha attığında aklına gelen fikirle hemen kocasının elini bıraktı.

 

Zagros, elinde hissettiği boşlukla hemen sağ tarafına döndü. Döndü dönmesine ama karısı ona arkasını dönmüş, oğullarının odasına doğru hızla adımlamaya başlamıştı. Karısının ne yapmaya çalıştığını anlayan Zagros başını hafiften bir sağa bir sola salladı.

 

Hızlı adımlarla Arjen'in odasına giren Roni, hemen odadaki minik sandalyede oturmuş, önündeki küçük masanın üzerinde eline aldığı ama tam tutamadığı boya kalemiyle önündeki maymun figürünü mavi renge boyamaya çalışan oğlunu görünce biraz bekledi. Figürün kendisini dışında her yeri boyanmış olsada. Rojda, Arjen'in yanında durmuş eline aldığı kahverengi boya kalemini gösterip, "O maymun Arjen. Kahverengi olur." diyerek eline vermeye çalıştığında Arjen onu hiç umursamadan maviye boyamaya devam ediyordu. "Hayı Yoya! Mayi oyar."

 

Roni yüzünde gülümseme, kalbinde oğluna karşı duyduğu tarifsiz sevgiyle günden güne büyüyen oğlunu izliyordu. Daha aylar öncesinde minicik bedenini kucağına ilk aldığında ona "Anne." dediği an örülmüştü aralarındaki bir ömür boyu sürecek olan anne evlat bağı. O gün kabul etmişti Roni onu oğlu olarak. Oğluna doğru yaklaşıp kocaman öptü tombul yanağını. Arkası dönük olan Arjen annesinin geldiğini anladığı gibi ona akradan sarılıp öpen annesiyle gülmeye başladı.

 

"Arjen'im. Yaşam ateşim." Rojda' ya dönerek konuşmasına devam etti. "Benim oğlumun maymunu kahverengi değil mavi olacak." Oğluna yeniden döndüğünde, "Sen hangi renk istersen o olsun annecim." Eline sarı boyayı alıp Arjen'e gösterdi. "İstersen sarıda olabilir." dediğinde Arjen'in maviye olan sevgisi daha ağır basmıştı.

"Hayı Anne! Mayi oyucak." Odayı bu sefer Zagros'un kahkası doldurdu.

 

"En azından birimizin iradesi sağlam."

 

Roni kocasına bakıp göz devirdi.

 

"Sizinde iradenizin maşallahı var Zagros bey."

 

"Benim iradem seni görene kadar karıcım." diyip göz kırpınca, Roni'nin yeniden yüzü gülmeye başlamıştı.

 

Roni artık gitme vakitlerinin geldiğini biliyordu. Zagros'un yanına doğru yaklaşıp aralarında bir karışlık mesafe bıraktı. Arkasına dönüp oğlunu kontrol ettiğinde, onları umursamadan maymununu maviye boyamaya devam ediyordu.

 

"Arjen'i de götürelim. Biliyorum daha çok küçük. Ama... Zelal'in oğlunu görmek hakkı. Ve ben onun hakkını elinden almak istemiyorum." Kocasına tekrar aynı istekli gözlerle baktığında, karısının başını avuçlarının arasına aldı. Anlını Roni'nin anlına yaslayıp bekledi.

 

"Tamam. Nasıl istersen öyle olsun."

 

Roni sevinçle ayrıldı kocasından.

"Sen Arjeni al arabaya geç bende çantamı alıp geliyorum."

 

Aceleyle çıkınca çantasını unutmuştu. Odaya geri döndüğünde, yatağın kenarındaki çekmecenin üzerinde duran çantasına uzanmak istediğinde, biran için başının dönmesiyle duraksadı.

Yatağın kenarına oturup bir süre duraksadı.

 

Bu baş dönmeside neyin nesiydi diye sorgulamaya başladı. Kendine geldiğinde bunu daha fazla umursamadan çantasıyla birlikte odadan ayrıldı. Konağın taş merdivenlerinden aşağıya doğru inerken her indiği merdivende aklına bu konağa geldiği ilk zamanlar geliyordu. Üst kata çıkan merdivenleri bitirip beklediğinde, evlendikleri ilk akşam gelmişti aklına.

Açık açık sormuştu Zagros'a ondan ayrı kalacağı odasını ama daha ilk günden onu şaşırtmış, odalarının ayrılmasına izin vermemişti.

 

Adımları son merdiven basamağına geldiğinde gözleri kısaca avluya taradı.

Bakışları yemek masasına geldiğinde, eli istemsizce karnına gitti. Gözleri dolmaya başlayınca, orada daha fazla durmadan adımlarını çıkışa yönlendirdi.

 

Kapının önünde hazırda bekleyen arabaya bindi. İlk önce oğlunu kontrol etti. Bebek koltuğunda güvendeydi.

 

"Nerede kaldın? Hayır yani alt tarafı bir çanta alıp gelecektin."

 

Zagros konuşurken Roni yerleşmiş emniyet kemerini bağlıyordu.

Başının döndüğünü söyleme gereği duymadı.

 

"Abartma istersen Zagros. Alt tarafı beş dakika bekledin. Görende bir saattir bekliyorsun sanacak."

 

"Bir saat değilse bile yakın olduğuna eminim karıcım."

 

"Oyalanma Zagros ağa. Ağzın değil elin çalışsın."

 

"Nasıl isterseniz hanımağam."

 

Hanımağam lafını duyunca hafiften gülümsedi Roni.

Babasının evinde sevgi kırıntısı ararken bugün yanındaki adamın desteği sayesinde şuan ki güçlü kadın olmuştu.

 

Ona ne kadar teşekkür etse azdı. Tam herşeye son vermek üzereyken, karşısına çıkmıştı bu adam. Ve ona tüm hayatını geri vermişti. Ona yeniden yaşamak için umut olmuştu.

 

Akıp giden yolu izlerken aklına geçmişi geldi Roni'nin. Geçmişinden artık eskisi gibi çekinmiyor aksine aklına her getirdiğinde ne kadar güçlendiğini hissediyordu. Sol tarafındaki adama, birde başını arkaya çevirip elindeki yeşil dinazoruyla oynayan oğluna baktı. Hayatı işte bu kadardı. O kadar acının ardından kazandığı mutluluk ona yeterdi. Onlar onun gücüydü. Herkesin güç aldığı şeyler farklıydı. Roni'nin ise bu iki adamdı. Biri küçük adam olsada.

 

Daha bir hafta önce Arjen'i parka çıkardığında orada görmeyi hiç beklemediği biriyle karşılaşmıştı. Aksayan ayağı, zayıflamış bedeni ve çökmüş haliyle çıkmıştı karşısına Sidar. Onu görünce hemen oğluna koşmuş sarıp sarmalamıştı onu. Annelik içgüdüsüyle oğlunu korumak için kalkan olmuştu.

 

'Korkma Roni. Benden size zarar gelmez."

 

"Sakın bir adım daha atma! Uzak dur!"

 

"Tamam bak gelmiyorum." diyerek olduğu yerde kalmıştı. " Yemin ederim niyetim size, sana zarar vermek değil."

 

"Ne istiyorsun? Söyle ve hemen defol git! Hemen buradan hemde hayatımızdan!"

 

"Ben... Roni... Biliyorum yüzüm yok ama ben senden helallik istiyorum. " Dolmuş gözleriyle yalvarıyordu Roni'ye.

 

"Helallik ha!" "Helallik!" Oğlunu hemen yanlarına gelen korumanın kucağına verdi.

Oğlunu korkutmak istemiyordu. Oğluna döndü ve gülümseyerek konuştu. "Sen şimdi İsmet abinle arabaya git. Ben hemen geliyorum. Tamam mı annecim?" Arjen'in avuçlarının içine öperek ondan cevap bekledi.

 

"Damam anne." diyerek oğlundan karşılık alınca konuşmak için oğlunun arabaya binmesini bekledi.

 

Geçmişi şuan karşısında ve ondan helallik istiyordu. İçinden kahkaha atmak geliyordu genç kızın. Sadece kahkaha atmak. Ve attı da. Ama bu kahkaha sevinçten değil acıdandı. Sidar bile şaşırmış Roni'ye bakıyordu.

 

"Helalik ha! Helallik istiyorsun."

 

Sidar başını olumlu anlamda sallayıp konuşmaya devam etmişti.

"Ben... Suçluyum. En başından beri yanlış yaptım. Seni kandırarak, sana inanmayarak... Uykular haram artık bana. Uyuyamıyorum. Gözümü her kapattığımda bir kız çocuğu gelip 'Katilsin sen. Benim katilim.' diyerek benden hesap soruyor. Biliyorum o biz..."

 

"Sakın! O cümlenin devamını getirme. O benim kızım. Benim ve Zagros'un. Babası olarak Zagros'u seçti benim bebeğim. Sen... Sen sadece bir katilsin. Hemde daha doğmamış bir canın katili."

 

Roni konuştukça Sidar gücü tükeniyor gibiydi. Son cümlesinden sonra dizilerindeki tüm güç bitmiş, olduğu yere çökmüştü Sidar.

 

"Özür dilerim."

 

"Özür diledin ve geçti. Bende böyle yalvarmıştım sana ama senin umrumda olmamıştı. Benim çektiğim acılar, yaşadığım tüm zorluklar senin bir özrünle silinip gitti. Sen bir canavarsın Sidar. Sen insan değilsin. Yaktın, yıktın, paramparça ettin beni. Hepsini geçtim. Kendi hayatımı geçtim. Sen doğmamış bebeğimin canını aldın. Ben özrünü kabul ettim diyelim. Peki sen bana bebeğimi geri getirebilir misin? Iki cihanda da elim yakanda. Allah'ından bul."

 

Dizleri üzerinde çökmüş ağlayan adama arkasını dönüp, arabadaki oğluna doğru ilerledi Roni. Bebeğinin acısı bir ömür içinde kapanmayacak bir yaraydı biliyordu. Sidar'la hesaplaşmak bir nebze olsun rahatlamıştı.

 

Elinin üzerinde hissettiği el kocasına aitti. Kocası ne zaman dalsa onu rahatsız etmeden sadece elini tutuyordu. Bu ona destek olduğunun bir göstergesiydi. Bazen sadece yanında olduğunu hissettirmek yeterliydi.

 

Araba taşlı yolda ilerlerken sonunda mezarlığın girişine varmışlardı. Bu sefer duraksayan Zagros olmuştu. Buraya Arjen ile gelmek sanki Zelal'in öldüğü ilk günü yeniden yaşatıyordu ona. Arjen'in doğum günü Zelal'in ölüm günüydü. Biran için gerildi Zagros. Hep tek başına gelirdi buraya. Roni'yle evlendikten sonra pek gelememiş olsa da eski karısına karşı saygısı bakiydi. Şimdi destek olma sırası genç kadına gelmişti. Kocasının elini sıkıca tuttu. Diğer eliyle kocasının yanağına dokunup, kendisine bakmasını sağlandıktan sonra gözlerinin içine bakıp başıyla hadi der gibi bir bakış attı.

 

Arabadan birlikte indikten sonra Zagros arka kapıya yöneldi. Arjen'in kapısını açıp onu kucağına almak için hamle yaptığında, arkasında duran karısının yeniden bir anlık baş dönmesi yaşadığından habersizdi.

 

Evdeki kadar olmasa bile bir anlık bir baş dönmesi yaşamıştı Roni. Bu baş dönmelerine bir anlam yüklemek istemiyordu. Sevincinin kursağında kalmasından korkuyordu.

 

Zagros'a hiçbir şey demeden kendini hemen toparladı. Kucağında oğluyla birlikte yanına gelen kocasıyla mezarlığın giriş kapısına doğru yöneldi. Aklına birkaç gün öncesinde başlayan mide bulantıları gelmişti bir an için ama onu yediği bir şeylerin dokunmuş olma ihtimaline vermişti.

 

Adımları ilerlerken bunları düşünmeyi sonraya bırakmaya karar verdi. Mezarlığa baktığında her mezarına taşında ki tarihlere baktı.

 

Hayat bu kadardı işte.

 

Mezar taşımızdaki iki tarih arasına sığdırdığımız kadardı.

 

Bu yüzden kıymetini bilmeli ve iyi insanlar ve güzel anılar biriktirmeliydi.

 

Belki çocukluğu güzel geçmemişti ama şimdi ki zamanına şükrediyordu. Yanındaki en büyük destekçisi olan kocasına....

 

Sonunda gözleri Zelal Berxwedan yazısını bulmuştu. Beyaz mermerin üzerine yazılmış 12. 02.1997 ile 11. 12. 2021 tarihleri arasında kaldı. Gencecik bir insanın, insanlıktan nasibini almamış caniler yüzünden heba olmasına içi birkez daha yandı.

 

Mezara yaklaştıkça bakımlı bir mezar olduğunu gördüğünde rahatladı. Zaten beklediğide buydu ama görmek içini rahatlatmıştı. Mezarın başına geldiklerinde Roni ilk başta çekinmişti Zagros ve Arjen'in yanında durmaktan. Zelal'in mezarının başında birkez olsun görmediği oğlu ve bir zamanlar deliler gibi aşık olduğu adamın yanında durmak, içinde tarif edemediği bir çekingenlik meydana getirmiş ve onlardan bir adım geride durmuştu.

 

Roni mezarlığa girmeden önce başına taktığı şalı düzeltip, ellerini açmış dua ediyordu. Tıpkı öndeki kocası gibi. Anne ve babasının ne yaptığını anlamasada minik Arjen de ellerini tıpkı onlar gibi açmış, dua bitince ellerini yüzüne götürmüştü.

 

Karısı hâla arkada durmaya devam ediyordu. Bunu fark eden Zagros, Arjen'i Roni'nin kucağına bıraktı. Üçünün orada baş başa kalmalarını sağlamak için birkaç adım geride beklemeye başladı.

 

Şimdi Roni. Zelal ve oğulları kalmıştı.

 

Arjen etrafa anlamsız bakışlar atarken, genç kız kucağındaki oğluyla birlikte mezarın kenarına oturdu.

 

"Merhaba Zelal."

 

Karşısında sanki bir mezar değilde, Zelal'in yaşadığını hayal etti. Oğlunun elini tutup mezar taşını okşamasını sağladı. Tıpkı bazen başını Arjen'in dizlerine koyduğunda, minik elleriyle saçlarını okşadığı andaki gibi...

 

Arjen'in dilinden bir anda çıkan, "Anne." kelimesiyle Roni'nin akmak için bekleyen tüm yaşları yanaklarını ıslatarak akmaya başladı. Bu anne oğulun ilk karşılaşmalarıydı. Daha sonra oğlunun minik ellerini Zelal'in mezarındaki toprağın üzerine koydu Roni. Hafifçe okşamasını sağladı yeniden. Hissetsin istiyordu Zelal. Bir kere bile göremediği oğlunu hissetsin. Mezarlığın üzerine dikilmiş rengarenk çiçeklere de dokundu Arjen. Aniden çiçeklerden birini çekip kopardığında, Zagros birkaç adımlık mesafeyi kapatıp engel olmak istemişti ama Arjen'in kopardığı o çiçeği Roni'ye verdiğini görünce olduğu yerde beklemeye devam etti.

 

Minicik yüzünde kocaman gülümsemesiyle vermişti çiçeği Roni'ye. Arjen her iki annesini de farkında bile olmadan mutlu etmeyi başarmıştı...

 

Roni oğluyla birlikte ayağa kalktı. Önce eğilip kendisini öptü Zelal'in mezar taşını ki oğlu da onun öptüğünü gördüğünde onu tekrar edip mezar taşına bir öpücük kondurdu minicik dudaklarıyla. Artık anne ve oğul için veda vakti gelmişti.

 

"Merak etme Zelal. Arjen seni bilecek. Elimden geldiğince onu sana getireceğim. İçin rahat olsun."

 

Birkaç adım arkalarında duran kocasına yöneldi bu sefer.

 

"Siz arabaya geçin. Ben birazdan geleceğim yanınıza." Oğlunun saçlarının tepesini kocaman öptükten sonra kocasının da yanağını okşadı. Arjen'i Zagros'a teslim etmişti.

 

Şimdi iki kadın baş başa kalmıştı...

 

Roni yeniden oturdu, az önce oğluyla birlikte oturduğu yere.

 

"Nasıl başlayacağımı bilmesemde teşekkür ederim. Böyle bir çocuğu dünyaya getirdiğin için. Arjen harika bir çocuk." Hafiften gülümsedi Roni.

 

"Babasına benzese bile bugün fotoğrafını gördüğümde saçlarının rengini senden aldığı ortada. Büyüdüğünde çok yakışıklı bir genç delikanlı olacak oğlumuz." Elini hemen toprağın üzerine koydu. "Sakın aklın kalmasın. Ben elimden geldiğince onu iyi yetiştirmeye çalışacağım. Elimden geldikçe ona kadınlara karşı nasıl davranması gerektiğini öğreteceğim. Oğlumuz asla can yakanlardan değil, canı hayata bağlayanlardan olacak. Tıpkı babasının beni hayata bağladığı gibi."

 

Elini karnını buldu. "Zagros, bize yeniden yaşamak için umut oldu ama kızım benden ayrılmayı seçti. Onun seninle olduğunu biliyorum. Sana asla ona iyi bak demeyeceğim. Biliyorum ki o seni kendisi seçti. Senin ona orada çok iyi bakacağından en ufak bir şüphem bile yok. Senin de olmasın. Arjen beni annesi olarak seçtiği gün, onu zaten ben öz evladım olarak kabul ettim." Yanağından akan birkaç damla yaşı hemen eliyle sildi Roni. "Ağlamıyorum merak etme. Sadece... Kızıma onu çok sevdiğimi söyle." "Onu unuttuğumu sakın düşünmesin. O hep benim büyümeyen bebeğim olarak kalacak. Büyütemediğim bebeğim..."

 

Artık akan yaşlarını silmeyi bırakmıştı. Yavaşça kalktı Zelal'in mezarından.

 

 

"Şimdi gidiyorum ama geri geleceğim. Elimden geldiğince oğlumuzla birlikte seni ziyaret edeceğiz. Şimdilik hoşçakalın. Ikinizde birbirinize emanetsiniz."

 

Roni yavaş adımlarla uzaklaştı Zelal'in mezarından. Sanki içinde bir yerlerde katılaşmış olan sıkıntısı eriyip gitmişti. Artık daha huzurluydu.

 

Arabaya vardığında kocası önde oğlu da çocuk koltuğundaydı. Mezarlık Amed'in çıkışındaydı. Rıha ile arası bir saat bile değildi. Roni şuan kocasıyla tanıştığı uçuruma gitmek istiyordu.

 

"Zagros."

 

"Efendim Hesna'm"

 

Roni'nin yüzünde yeniden bir gülümseme olmuştu. Uçurumda tanıştıkları zaman ona ikinci ismini söylemişti. Zaten bir Zagros kullanıyordu bu ismi ona. Annesinden sonra...

Bu ismin anlamını seviyordu Roni. 'Güzel kadın' demekti.

 

"Başladığımız yere gitmek istiyorum."

 

Çatıldı hemen Zagros'un kaşları. Roni hemen açıklamaya başladı.

 

"İkimizi bir araya getiren yere gidelim." Zagros sorgulamadan sürmeye başladı arabasını Rıha da tanıştıkları o uçuruma.

 

Yol boyunca arkada onlarla konuşmaya çalışan Arjen'le yolun nasıl bittiğini anlamamışlardı bile. Araba toprak yolun kenarında durduğunda, karı koca, oğullarını da alıp indiler arabadan.

 

Attığı her adımda geçmişi hatırladı Roni.

Bu yolu nasıl sevinçle geldiğini. Aynı yolu dizleri kanaya kanaya geri döndüğünü.

Ama aynı yerde hayatını değiştiren adamla tanıştığını.

 

Bu uçurum ona en acı anı yaşatırken, en çok mutlu edecek adamı da vermişti. Zagros kucağında oğlu, sol tarafında karısıyla baktı oraya. Buradan tesadüfen geçmişti oysa ki. Ama burası ona şuan ki ailesini vermişti.

 

"Burası benim en aciz anıma da şahit." Durup derin bir nefes çekip gülümseyerek baktı kocası ve oğluna. "En mutlu anımada şahit artık."

 

"Burası bana." Oğluna bakıp tekrar baktı karısına "Bize hayatımızdaki en kıymetli insanı verdi."

 

Roni hemen kocasının kolunun altına girip sırtına doladı kolunu. Şuan ondan mutlusu yoktu. Hayatın ona getirdiği zorluklara karşı tam pes edecekken karşısına çıkan bu adam umut olmuştu ona.

 

Roni'nin bu uçurumda umudu yeşermişti.

 

Birden bulanmaya başlayan midesiyle yüzünü buruşturdu genç kız. Artık bu belirtiler fazla olmaya basmıştı. Sonra aklına günün geçeli on günden fazla olduğu dank edince, kalbi heyecanla çarptı.

 

Hemen kocasının kolunun altından çıktı. Oğlu ve kocasına baktı. Belki bu bir ihtimaldi. Gerçek olma olasılığı bile yarı yarıya olabilirdi ama içindeki bu mutluluğu kocasıyla paylaşmaya karar verdi.

 

Hiçbir şey demeden kocasının elini alıp karnına koydu. Zagros karısının ne yaptığını idrak etmeye çalışıyordu.

 

"Ben... Emin değilim ama... Galiba ailemiz büyüyor kocacım."

 

Bunu duyan Zagros. İhtimal dahilinde bile olsa o kadar çok sevinmişti ki. Kucağında oğlu varken diğer koluyla karısını kucağına almış etrafında dönmeye başlamıştı.

 

"Düşüreceksin şimdi oğlumu. Zagros dur."

Kahkaları arasında konuşmaya çalışıyordu Roni. Arjen ise ne olduğunu anlamıyor olsa da halinden gayet memnun bir şekilde gülüyordu.

 

Bir zamanlar hıçkırık seslerinin doldurduğu bu uçurumu artık kahkaha sesleri dolduruyordu.

 

Bu uçurumda onların umudu yeşermiş ve kocaman bir mutluluk olmuştu....

 

🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋

Okuyup bana destek olan herkese teşekkür ederim❣️

 

 

 

Bölüm : 01.03.2026 06:16 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...