12. Bölüm

| 12. Bölüm |

Yağmur Hanım
yagmurayyer

 

Hatırlatma; Bölüme geçmeden önce lütfen yıldıza basmayı unutmayınızsss.. İyi okumalar dilerim..


Günümüz..
İngiltere/ Londra..

 

 

Aylardan Kasım..
Gecenin bir vakti açık olan pencereden rüzgarın derin uğultusu hissediliyordu. Bir yandan da dışarıda yağan yağmur damlacıkları pencereye usulca vuruyor, ve sanki çıkan her bir ses geçen saniyeleri ve zamanın acımasızlığını yüzüme çarpmak istercesine can atıyordu..

Tam 3 ay geçmişti o kara günün üzerinden.. Onsuz geçirdiğim koskoca bir 3 ay..

3 ay önce bugün terk etmiştim onu.. Gitmiştim ondan.. Ama giderken kalbimin bir diğer yarısını da orada onunla bırakmıştım. Belki bedenim burada olabilirdi ama ruhum, aklım ve kalbim hep orada o gecede ve o anlarda kalmıştı..

Tüm sevdiklerim şuan için beni uçurumdan düşen bir araba kazasında hayatımı kaybettiğimi sanıyorlardı.. Ama işin aslı göründüğü gibi değildi..


Flashback sahnesi..

Odama girmeden hemen önce Başsavcı ile kısa bir görüşme yapmıştık ve bu görüşmemizde bana verdiği görevin sonlarına doğru yaklaştığımızı, artık geriye sadece harekete geçmemiz için doğru zamani beklememiz gerektiğini söylemişti..

Herşey hazırdı ve artık geriye sadece plana uymak kalıyordu. Birkaç gün sonra kına gecem yapılacaktı ve ertesi günde nikahımız kıyılacaktı.

Yani herkes böyle biliyordu. Ama ben o düğün gününde Cihan Azadoğlu 'na hayatının en büyük şokunu ve yıkımını yaşatacaktım.

Plan basitti onu kendime sırılsıklam aşık edecektim. Bu süreçte ise onun herhangi bir açığını bulmam ve bulduğum her yeni bilgiyi Başsavcıya iletmem gerekiyordu. Daha sonra ise ardından hiçbirsey olmamış, yaşanmamış gibi buralardan çekip gidecek ve kendime yeni bir hayat kuracaktım. Hem bu berdel saçmalığından da kurtulmuş olacaktım çünkü o ben bunlardan giderken çoktan hapise girmiş olacaktı..

Aslında ilk başlarda hiç istememiştim bu evliliği.. Ama zamanla bildiğim tüm doğrular birer, birer domino taşları gibi yıkılmıştı. Geriye ise o taşların altında kalan kişi yine ben olmuştum..


Şimdi ise 3 aylık hamileydim. Karnımda önce nefret ettiğim ama ardından kalbimin yenildiği o adamdan bir çocuğum olacaktı.
O kazanın yaşandığı gün Türkiye 'den sahte bir kimlikle ayrılmıştım.
Şimdi ise aynanın karşısındaki bu kadını artık ben bile tanıyamıyordum.

Öyle bir değişmişti ki hayatım, âdeta kendimi çıkmaz bir sokakta bulmuştum sanki.. Günler geçtikçe ruhum daha çok daralmaya başlıyordu.

90 gündür yaşayan bir ölüden hiçbir farkım yoktu neredeyse.. Ama bu duruma gelmemizin sebebi bendim. En başta bu görevi kabullenmesem şu an hiçbir şey böyle olmayacaktı.. kim bilir belki de o bizim yanı başımız olmuyordu bizi bir an olsun bırakmazdı.. Ama tabii tüm bunlar koca bir boşluktan ibaretti hatta belki de imkansızdı en son aldığım bilgilere göre birkaç gün önce hapishaneden çıkmıştı oradan ilk mahkeme ile nasıl çıkmayı başardığını bilmiyordum..

Sonuç olarak artık özgürdü. Ve özgürlüğüne ilk kavuştuğu anda benim öldüğüme inanmayıp her yerde beni aramıştı.. bunları duyduğumda yüreğim daha da bir sıkışmıştı artık hiçbir yerde nefes alamadığımı hissediyordum şu anda ise İngiltere'deki apartman dairemde bir oraya bir buraya dolaşırken telefonumun zil sesi odaya doldurmuştu. Arayan abim di ona her şeyi anlatmıştım ve hiç kimseye ona söylediğim bilgileri vermemesi gerektiğinde sıkı sıkı tembihlemiştim. Biliyordum.. abim beni hiç kıramazdı söz konusu Bensem onun yapamayacağı hiçbir şey yoktu.

O sebeple de en baştan en sonuna kadar her şeyi anlatmıştım ona buraya geldiğim ilk zamanlar..
Aramayı açarak abimi dinlemeye başladım Büyük ihtimalle bana onun çıktığını söyleyecekti ama unuttuğu bir şey vardı ki ben bir savcı yedim dolayısıyla istediğim bilgilere hemen ulaşabilirdim.

"Güzelim nasılsın, yeğenim nasıl bir sorun yoktur umarım?"

"İyiyiz abiciğim biz sen bizi düşünme asıl sen nasılsın dökül bakalım."

"Sizin yokluğunuzda nasıl olabiliyorsam öyleyim bir tanem,
Benim göz bebeğim Şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama lütfen sakin ol olur mu?

" Abim söyleyeceğin şeyi biliyorum haberim var."

"Madem haberin var o halde aşiret ağlarının onun evlenmesi ve soyunu devam ettirmesini istediklerinden de vardır.."

"Ne! Nasıl yani bir dakika bana
bundan bahsedilmemişti ama.."

"Güzelim bak sakin ol tamam mı bir tanem hem zaten o kabul etmedi bile bun-"

"Abi buraya kadarmış artık sabır falan kalmadı bende ilk uçakla oraya geliyorum. Bakalım bir de yüzüme karşı desinler o lafları! "

Telefonu kapatıp hızlı adımlarla odama geçerek tüm eşyalarımı topladım tüm eşyalarımı aldığımdan emin olduktan sonra üzerime krem rengi uzun kollu ve yaka belime tam oturan ve vücudun bir yılan derisi gibi saran elbise mi giyindim elbisem diz kapaklarım biraz üzerinde bitiyordu elbisemin altlarına topuklu botlarımı ayağıma geçirdim ve krem rengi kabanımı üzerime giyindim. Saçım ve makyajım hazırdı. Saçlarımı bu sabah maça yardımı ile harika bir şekilde dalgalandırmış ve yüzüme ise kırmızı ruj makyajı yapmıştım. Artık hazırdım. Benim karnımın üzerine koydum ve bebeğime doğru seslenerek " Hadi bakalım babanla tanışma zamanı bir tanem." diyerek akşameye okşamaya başladım karnımı.

Hızlı ve aceleci adımlarla bir takipçi çevirdim ve havaalanının yoğun tuttum geldiğimde Taksi ücretini ödedim Ve girişten geçerek biletime bir sonraki Türkiye uçuşunu aldım artık sadece saatler dakikalar kalmıştı..

 

 

 

 

 


Türkiye/ Mardin

Pistten indiğimde abimi gördüm ve dayanamayarak kolları arasında Koşarak gittim ona sımsıkı sarıldım. Abin de bana sarılıp saçlarımı kokusunun içine çekerken bir süre sonra ayrıldı ve dizilerin üzerine çökerek elini karnıma koydu. Sanırım o da yeğeni ile bir an önce tanışmak istiyordu.. "Benim canımın canı.. Benim göz bebeğimin bebeği.. merhaba miniğim Ben senin en sevdiğin ve seveceğin dayınım. Memnun oldum tanıştığımıza." Dedi ve ardından ayağa kalkıp dolu gözleriyle bana bir kez daha incitmeye korkarcasına sarıldı.

Geriye çekildiğimizde başı ile ilerideki arabayı işaret etti. Ben de arabaya doğru yürümeye başladım. Korumalar valizleri alarak arkaya yerleştirdiler. Daha sonra herkes arabaları bindiğinde abime dönüp "Abi nerede herkes?" dedim. O da toplantının halen devam ettiğini ve Azadoğlu konağında toplandıklarını söyleyince "O halde oraya gidiyoruz." dedim. Önde 6 arkada 4 tane araba olmak üzere toplam 10 tane araba dolusu koruma ile konağa doğru gidiyorduk.

 

Yarım saat sonra Azadoğlu konağı'nın önüne geldiğimizde her yerin arabalar ile dolu olduğunu gördüm. Anlaşılan herkes buradaydı. Araba durduğunda hiç vakit kaybetmeden indim ve ne olur ne olmaz diyerek çantama koyduğum silahı çıkardım. Çantamı bir korumaya bırakıp hızlı adımlar ile konağın kapısına doğru yürümeye başladım. Kapıdaki korumalar sanki hortlak görmüş gibi şaşkınca bakarken içimden "sanki haksız da değiller gibi" diye geçirdim.

 

Anlaşılan beni tanıyor veya benim kim olduğumu biliyor olmalılardı ki "Kapıyı açın." dediğim an açmaya yöneldiler. Koca kapı sanki zamanın acımasızlığına hükmetmek ister gibi yavaşça açıldı. Bu sırada da karnımda hafif bir sızı hissettim. Elimin karnımın üzerine koyarak hafifçe okşadım. Anlaşılan can parçam babasıyla tanışmak için sabırsızlanıyordu. Kapı tam olarak açıldığında ise elimi karnımdan çektim ve avluda bulunan kalabalığın beni fark etmesi için havaya bir iki el ateş ettim.

Herkesin bakışları benim üzerime kilitlenirken bense sadece tek bir kişinin gözlerine bakıyordum. O an zamanın durmasını ve sadece ikimizin kalmasını her ne kadar çok istesemde bunun mümkün olmayacağı gerçeği yüzüme bir tokat misali çarpmıştı.

Etrafı şaşkınlık nidaları ele geçirmişti. Şoktan çıkan ilk annemle babam oldu ve tam "kızım." diyerek öne atılacaklardı ki bir elimi havaya kaldırarak onları durdurdum. Şu an bunun hiç sırası değildi. Gözlerim herkesin üzerinde gezindikten sonra yine onun üzerinde durdu. Bakışlarımız yine buluştuğunda dudaklarından çıkan ise sadece iki kelimeydi..

 

"Sen.. yaşıyorsun."

 

 

 

 

Bir bölümün daha sonuna geldik, umarım beğenmişsinizdir.. Bir diğer bölüme kadar hoşça kalın, sağlıcakla kalın..🤍

 

 

Bölüm : 02.03.2026 00:06 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...