
Selammm canlarımm nasılsınız?
Spor konusunda herkes farklı şeyler önerdi en çok önerilen kick boks ve tenis oldu. İkiside olacak o yüzden.
Yıldıza bas!
Sabah 6' da uyanmıştım yine. Neden mi? Annem uyandırmıştı. Çünkü ona okulda neler yaptığımı her gün anlatıyordum. Meraklılığım ondan geliyor sanırım. Anneme olan biten herşeyi anlatmıştım. Sıra arkadaşımın kim olduğunu söylediğimde de bana öyle bir baktı ki 'hadi yine iyisin' gibisinden.
Annemin dediğine göre Savaş'ın ailesi, aile dostumuzmuş. Hatta okulun ortakları onlarmış. Bu beni biraz heyecanlandırmıştı. Neden mi? Çünkü Savaşı sadece okulda görmeyecektim.
Aradan 1 hafta geçmişti. Eren, yiğit ve Eylül'le çok iyi arkadaş olmuştuk. Her geçen gün daha çok ortak noktamızı buluyorduk. Bu da daha iyi anlaşmamıza sebep oluyordu.
Savaş mı? 1 haftadır onunla bir yere varamamıştık. Sıra arkadaşı olduğumuz için mecburen konuşmak durumunda kalıyorduk. Onun dışında hiç konuşmamıştık. Ama benim ona olan hislerim her geçen gün daha da artıyor.
Haziran ayına girmiştik ve hava baya sıcaktı. Okulların tatil olmasına 2 hafta kalmıştı. Bölüm seçmem gerekiyordu. Sayısal seçecektim kararlıyım.
Hafta sonu bitmişti ve pazartesi günü gelmişti. Hafta sonu yani dün Savaş ve Poyraz buluşmuşlardı. Poyraz benide çağırmıştı. Deli gibi gitmek istemiştim ama Savaş ve Poyraz tek olacaklardı. Eylül'le sormuştum ama onun işi vardı. Ve ben o buluşmaya gidememiştim. Platonik olduğum çocuğu iki gündür göremiyordum.
Hızlıca yataktan çıktım. Geçen hafta odamı da değiştirmiştik. Bir çok kıyafet ve oda mobilyaları almıştık. Odam artık 1. Kattaydı. Poyraz'ın hemen yan odası. Odalarımız yan yanaydı yani.
Odam tam genç kız odasıydı. Severek ve özenle seçmiştim her detayını. Odamda ki banyoya girip elimi yüzümü yıkadım. Dişlerimi fırçalayıp banyodan çıktım. Yatağımın yanında olan büyük beyaz dolabımın karşısına geçip kapağını açtım. Okul formamı ve eteğimi giyinip kapağını kapattım.
Makyaj masamın önündeki sandalyeme oturup saçlarımı taradım. Salık bıraktım. Saçlarım dalgalıydı ve belime kadar uzanıyordu. Çokta kabarık olmadığı için açık bırakmıştım. Yüzüme sadece krem sürüp yerimden kalktım.
Spor ayakkabılarımı giyinip çantamı hazırladım. Sınavlar bitmişti. Ve okulumun son günleriydi. Fazla ders işlemiyorduk. Genellikle sohbet ve oyun oynuyorduk derslerde. Çantamı elime alıp kapımı açtım.
Aynı zaman da yanımda ki kapıda açılmıştı. Poyraz okul formasını giymiş elinde isteksizce çantasını tutuyordu. Kocaman gülümseyip "Günaydın." Dedim. Arkasını dönüp bana baktı. "Günaydın." Ardından gelip elimde ki çantamı aldı. Alnıma öpücük kondurdu.
Onlara baya alışmıştım. Herşey çok güzeldi.
"Bugün okula gidelim. Dersler boş olacaktır büyük ihtimal. Eğer öyle olursa birdaha gitmeyiz. Yokta yazılmıyoruz zaten." Ama okula gitmezsem Savaşı da göremezdim.
Kafamı sallamakla yetindim. Merdivenlerden bir kat inip yemek odasına geçtik. Babam her zaman ki gibi gazetesini eline almış baş köşede oturuyordu.
"Günaydın kızım."
"Günaydın." Onlara hala anne baba demiyordum. Anneme bir kere sesli bir şekilde anne demiştim. Çok sevinmişti ama bir daha demediğim için kırılmıştı.
Babam gazetesine geri döndü.
"Sana da günaydın Baba." Babam hiç istifini bozmadan gazetesini okumaya devam etti. Kıkırdadım elimle gülüşümü gizledim. Poyraz bozulmuştu. Babam hep böyleydi. Hoşuma gidiyordu. Tabi ki de hepimizi eşit seviyordu. Hatta onları daha çok belki de sonuçta 2 hafta olmuştu. Onlarla beraber olalı.
Babam gazetesinden başını kaldırıp bana baktı. Gülüşümü uzunca izledi. Derin bir nefes verdi. Ardından Toprak ve Baran girdi içeri. Toprak her zaman ki boş vermişliğiyle masaya oturdu. Baran ise her zaman ki şakalarıyla. Poyraz'ın üstüne oyuncak yılan attı.
Poyraz bi anda gelen sahte yılanı gerçek sandı. Çığlık atıp yerinden kalktı. Ardından üstüne vurmaya başladı. Vururkende çığlık atıyordu.
"Ananı si-" Poyraz tam devam edecekti ki babamla göz göze geldi. Toprak ve ben gülmemek için çaba sarf ediyorduk ama Baran anırarak gülüyordu.
"Kusura bakmayın. Birden şey oldu."
"Ney oldu?"
Poyraz kızgınca Baran'a baktı. Baran hala gülmeye devam ediyordu.
Günaydın." Harfleri uzatarak bağıran Berkay yine kendisinden önce sesi gelmişti. Sonra kendisi. Yerde ki oyuncak yılanı görünce bir duraksadı ardından bağırdı.
"Ananı satim! Yılan var baba! Abi! Abla! İmdat!" Toprakla ben bu kez gülüşümüzü tutamadık. Hepimiz kahkaha attık.
Babam öyle bir baktı ki bize direkt yerime sindim. "Yeter lan! Terbiyesizler. Ananızdan ne istiyorsunuz?" Ardından bir topuklu ayakkabı sesi geldi. Sonra annemin sesi ve annem.
"Benden ne istiyorlarmış hayatım?" Artık kendimi daha fazla tutamadım. Öyle bir kahkaha attım ki karnım ağrıdı.
Aziz ve Boran da içeri girdiler. Ama benim gözüm gülmekten yaşlanmıştı. Bulanık bir şekilde görüyordum herkesi. Son kez şen bir kahkaha attıp son verdim. Aslında daha çok gülerdimde nefesim tükenmişti. Derin bir oh çektim. Karnımı tuttum çok ağrımıştı. Gözyaşlarımı sildim.
Etrafıma baktığımda herkesin dudağında koca gülümsemeleriyle beni izlediklerini gördüm. Ben 5 dakikadır kahkaha atarken onlar beni izliyordu. Bu kadar sevineceklerini bilseydim daha önce gülerdim. Demeden edemedim içimden.
"Noldu? Niye öyle bakıyorsunuz?" Hepsi hipnoz olmuş gibi bakıyordu hala.
"Gülüşüne bakıyoruz. Çok güzelsin." Boranın böyle demesi yanaklarımı kızarttı. Daha önce bana iltifat etmemişti.
"Sence sadece gülüncemi güzel abi?" Dedi Berkay ardından"ablam her zaman güzel. Hadi kahvaltı edelim." Elini karnına götürerek ovaladı. Sonra bir şaplak sesi geldi. Boran Berkay'ın ensesine vurmuştu.
Herkes kahkaha atarken ben sustum bu kez. Dudağımda ki tebessümümle onları izledim.
Çok güzeller di. Çok güzeldik.
*******
Tarih dersinde eğlenceli bir oyun oynamıştık sınıfça. Teneffüs çalmasıyla yerimden kalktım. Savaş okula gelmemişti. Üzülsemde belli etmemiştim.
Eylül'le birlikte kantinde biraz vakit geçirdikten sonra okulun spor salonuna gittik.
"Sera tenis oynamasını biliyor musun?" Sorusuyla ona döndüm. Evet biliyordum. Ve çokta iyi oynuyordum. Ardından spor salonunun sağında duran tenis masasına baktım.
"Kazanan ne kazansın?" Soruma şaşırdı. Serçe parmağını ona doğru uzattım. Oda serçe prmağını uzattı. Parmaklarınızı doladık.
"Kaybeden kişi kazanan kişiye istediği şeyi alsın." Alabilirdim. Babam çok fazla harçlık veriyordu. Zaten Eylül de pahalı birşey istemezdi.
"Tamam, hadi." Başını salladı. Beraber masanın olduğu yöne doğru gittik. Masanın bir ucuna ben diğer ucuna Eylül geçti.
Elime masanın üstünde duran raketi aldım.
"Eylül, Hasan hoca seni çağırıyor." Spor salonunun ortasında durmuş Eylül'e seslenen nöbetçiye baktım.
"Neden?"
"Bilmiyorum."
"Tamam, geliyorum."
Ardından bana baktı. Ben sorun yok dercesine kafamı eğdim. Oda başını sallayıp gitti.
Koca yerde tek kalmıştım. Tenis topunu elime alıp oynamaya başladım. Spor salonunun kapı açılma sesi geldi. Sonra kapanma. Kafamı yana doğru eğip kimin geldiğine bakmak istedim. Mavi gözlerle göz göze geldim.
Savaş. Okula gelmemişti. Ama okuldaydı. Belki de derse girmemiştir. Üstünde sıfır kollu tişört ve altında okulun spor şortu vardı. Ve kol kasları adeta ben buradayım diye bağırıyordu.
Elindeki basketbol topunu yere atıp sektirdi. İki elinin avcuna aldı. Ayaklarının üstünde zıplayıp basketbol potasına attı. Ve topu içinden geçirmeyi başardı. Ağzım şaşkınlıkla açıldı. Çünkü pota ona çok uzaktı.
"Baya iyisin." Savaş beni yeni farketmiş olacak ki arkasına dönüp bana baktı.
"Sağol." Topu yeniden alıp bacaklarının arasından geçirdi. Sonra yerde bir daha sektirdi. Ve ardından basketbol potasına attı.
Ben ise elimde ki roketle öylece onu izliyordum. Tekrar bana döndü. Uzunca süzdü. En son gözlerimde durdu.
"Burada ne yapıyorsun?"
"Eylül'le tenis oynayacaktık. Ama onun gitmesi gerekti." Anladım dercesine kafasını salladı.
Elinde ki basketbol topunu bırakıp bana doğru adımlamaya başladı. Şaşırdığım için bir adım geriye gittim. O benim bir adım geriye gitmemle durdu. Hemen bir adım ileri gittim.
Oda yaklaşıp tenis masasının diğer ucunda benim tam karşımda durdu.
"Kaybeden kişi kazanan ne isterse yapar. Kabul mü?" Ne yani beraber mi oynayacaktık? Heyecandan elim ayağım titriyordu. Yere düşmesem bari.
Elimde ki tenis topunu kendi avcuna aldı. Elim eline temas etti. İlk temas.
"Kabul." Dedim.
"Güzel." Önünde masanın üstünde duran raketi aldı. Benim raketim elimdeydi zaten.
Başla demeden başladı. Elindeki topu rakete koyup bana doğru fırlattı. Bir anlık boşluğuma da gelse reflekslerim iyiydi. Raketle topa vurup ona doğru attım. Bir süre böyle devam etti ne o oyunu bıraktı ne de ben.
Saçlarım yüzüme yapışmıştı terden. Çok yorulmuştum. Onunda saçları alnına düşmüş ve terden yapışmıştı. Terlediği için tişörtünün altından karın kasları belli oluyordu. Sen daha 16 yaşındasın bu kas ne? Demeden edemedim. Tabiki de içimden.
Artık mecalim kalmamıştı. Zilde çoktan çalmıştı. Ve ben derse gitmemiştim. Poyraz çok merak etmiştir. Tam yarım saattir aralıksız oynuyorduk. Kazanan olmamıştı hala. Ben ara sıra kolumu değiştiriyordum. Ama o hep sağ koluyla oynuyordu.
"Ne kadar sürecek bu?"
"Sen pes edene kadar." Asla. O edecekti.
"Ben pes etmem. Sen edeceksin." Şen bir kahkaha attı. Gözlerim gülüşünde takılı kaldı.
"Rüyanda görürsün." Görüyorum. Seni rüyalarımda görüyorum Savaş.
"Yoruldum deniz gözlü biraz ara verelim." Nefes nefese kalmıştım. Bir süre bana baktı. Hala oynuyorduk. Son kez roketle topu ona fırlattım. Eliyle yakalayıp avcuna aldı.
Direkt kendimi yere attım. Kollarımı hissetmiyordum resmen. Oda yanıma çöktü oturdu. Hızlı hızlı nefes alıp veriyorduk.
"Beklediğimden iyimişsin."
"Reflekslerim iyidir." Başını salladı anladım dercesine.
"Son günler değil mi okula neden geliyorsun?" Seni görebilmek için.
"Bilmem. Sıkılıyorum evde."
"Yarın davet var. Gelecek misin?"
Babamın bir arkadaşının davetiydi. Daha doğrusu iş üzerine. Savaş'ın ailesi de ortaklarımızdandı ve muhtemelen davet veren kişilerinde.
"Evet gidicem. Sen?" Merak etmiştim eğer o da varsa uçarak gelebilirdim.
"Sen geliyorsan bende geliyorum." Kalbim durdu. Sonra hızlı hızlı atmaya başladı. Kalp atış sesimi duyabilirdi. Çok yüksekti. Ne diyeceğimi bilemedim. Elim ayağım birbirine girdi.
"Kesinlikle gelicem."
"Güzel." Gülümsedi. Yanaklarım ateş gibi yanıyordu şuan. Umarım fazla kızarmamışımdır.
"Utanınca daha da tatlı oluyorsun."
"Ne?" Kalp krizi geçirebilirdim şuan.
"Diyorum ki utanınca yanakların kızarıyor ve daha tatlı oluyorsun." Dişlerini göstererek gülümsedi.
Ne diyeceğimi bilmiyordum. Alt dudağımı dişledim.
Derin bir nefes alıp ayağa kalktı.
"Başka bir gün devam ederiz."
"Tamam." Çok yorulmuştum o yüzden hiç itiraz edemezdim. Elini uzattı. Elini tuttum. 2. Temas. Ayağa kalkmam için çekti.
"Teşekkür ederim." Başını salladı. Ardından elimi bıraktı. "Görüşürüz o zaman." Geri geri gitmeye başladı yavaş adımlarla. Yüzü bana dönüktü ve arkaya doğru geri gidiyordu. Ellerimi arkamda birleştirdim.
"Görüşürüz." Hafif sendeledi sonra hemen kendini toparladı. Bana son kez bakıp arkasını döndü ve gitti.
2 temas ve sen gelirsen gelirim cümlesi. Çığlık attım. Deli gibi olduğum yerde zıpladım. Düştüm. Kalkmadım. Yere yatıp bacaklarımı havaya salladım. Hala çığlık atıyordum. Çok bağırdığımı farkedip elimle ağzımı kapattım. Gülmeye başladım sonra kahkahaya döndü gülüşüm.
Onunda bana hisleri vardı. Eğer öyle olmasa neden böyle davransın ki? Eylül hiç bir kızla gerekmediği sürece konuşmadığını söylemişti. Ve şansın zor demişti. Bir tek Eylül'e demiştim.
Yarını iple çekiyordum. Annem kendine davet için özel dikim elbise yaptırmıştı. Bana da sormuştu ama ben istememiştim, şuan deli gibi pişmanlık duyuyordum. Acilen annemi alışverişe çıkartmam gerek ya da Eylül'ü ben bu konularda iyi değildim. Özellikle elbise seçmekte. Çünkü özel bir gün olmadığı sürece asla elbise giymezdim. Ve sevmezdimde.
Evet nasılsınız?¿
Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tenis bilgim fazla olmadığı için oyunu kısa tuttum. Ama tabiki de devamı olacak ve biri kazanacak.
Instagram, tiktok, Wattpad, kitappad hepsinde adım
'Yarenrumeysq'
Sizden ricam hikayeyi yayalım
Ve belirli bir kitleye gelelim.
Benide etiketleyinn
Oy kullanın. Yıldız.
Kitapla alakalı ön yargılarınız
Olabiliyor bunu belirtin
Ve şunu da unutmayın bu benim
İlk kitabım. İlk defa yazıyorum
Gayet normal olduğunu düşünüyorum yanlışlarımın. Ve düzelticem. Anlayışla karşılayın.
Bol bol yorum yapın.
Gelecek bölümde görüşmek üzere 🤍
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 35.84k Okunma |
3.74k Oy |
0 Takip |
20 Bölümlü Kitap |