7. Bölüm

7. Bölüm 'Davet'

Yaren
yarenrumeysq

Yıldıza bas! 🌟

 

 

 

 

 

 

Güzel bir günü daha geride bıraktım. Bugün Savaş'la olan tenis oyunundan sonra derslere girmemiştim. Poyraz teneffüs de yanıma gelip neden derse girmediği mi sormuştu. Bende ona Savaş'la birlikte olduğumu söylemiştim. İlk başta şaşırsa da tenis maçını anlatmıştım. Sonra rahatlamıştı.

 

Savaş o maçtan sonra okuldan çıkmıştı. Okulun son günleri gelmezmiş okula. Sadece antreman için gelirmiş, Poyraz söylemişti. Benimde okula gitmeme gerek kalmamıştı.

 

Poyraz'la birlikte okuldan erken çıkıp, eve gelmiştik. Berkay okula gelmemişti.

 

 

Ayna'mın karşısında son kez kendime bakıp geri çekildim. Duştan çıkmış ve saçlarımı taramıştım. Tarağı çekmeceye koyarken kapı açıldı. Kimin geldiğini bildiğim için bakma gereksiniminde bulunmadım. Çünkü kapımı çalmadan odama girecek tek bir kişi vardı.

 

"Ay noldu? Hemen anlat. Alelacele geldim." Arkamı dönüp anneme baktım. Yatağıma doğru yürüdü. Siyah topuklu ayakkabılarını çıkartıp, yatağın baş kısmına yaslandı. Annemi hiç spor ve ya düz tabanlı bir ayakkabı giyerken görmemiştim. Hep topuklu giyiyordu. Ve bir tek topuklu ayakkabılarını benim odama gelince çıkartıyordu.

 

Meraklı gözlerle bana bakan anneme doğru adımladım. Onun gibi yatağıma yaslandım.

Annem direkt beni kolunun altına aldı. Bende hemen başımı göğsüne yasladım.

Sıkıntılı bir nefes alıp verdim. Ardından söze girdim.

"Kızın ilk defa aşık oldu, anne." Hemen göğsü havanladı.

"Ne! Kim- bir dakika sen bana annemi dedin?" Heyecanla bana bakan anneme baktım. Gülümseyip, "Evet, anne dedim, anne." Dedim. Bana dolu dolu bakmaya başladı. Gözünden bir damla yaş düştü. Ellerini saçlarıma koyup okşadı, sevdi.

 

Bence artık deme zamanım gelmişti. Çünkü o beni bugüne kadar diğer evlatlarından ayırmamıştı. Bana hep sevgiyle yaklaşmıştı. Hiçbir zaman beni yargılamamıştı. O benim bu hayatta ki en iyi şansımdı. Annem.

 

Defalarca kez saçlarımı ve yanaklarımı öptü.

"Canım kızım, bebeğim benim."

Burunlarımızı birbirine değdirdik. Tamamen içimizden gelmişti.

 

"Ağlama artık." Ellerini saçlarımdan çekti. Elinin tersiyle gözlerini sildi.

"Tamam, ağlamıyorum." Arkasına geri yaslandı ardından kolunu bana doğru uzattı.

"Gel bakalım." Yine kolunun altına girdim. Her zaman ki gibi sıcacıktı. Anne kucağı. Benim annem.

 

"Benim kızım aşık oldu demek. Kime aşık oldun?" Sorusuyla başımı kaldırıp alttan alttan ona baktım. Utanıp yüzümü göğsüne sakladım. Annem gür bir kahkaha atınca sindiğim yerden başımı kaldırdım.

 

Son derece çatık kaşlarımla ona baktım. Annem işaret ve orta parmağını kaşlarımın ortasına koyup düzeltti.

"Çatma şu kaşlarını baban gibi. Erken yaşlanacaksın" Bu kez ben kahkaha attım.

"Sen babama yaşlı mı dedin?"

Eliyle kendisini gösterdi.

"Kim ben mi? Hiçte bile öyle bir şey demedim." Omzunu indirip kaldırdı. Annemin bu çocuksu hareketi daha da gülmeme sebep oldu.

Dediğim şeyi yeni idrak etmiş olmalı ki yerinden doğruldu.

"Ay! Sen babana baba mı dedin? Bugün ne güzel bir gün yarabbim." Ellerini yüzüne koydu, dua eder gibi. Hatta ediyordu galiba. Birşeyler mırıldandı.

 

"Abartmasan mı acaba anne." Derince bana baktı. Nefes alıp verdi.

"Çok bekledim. Hemde çok."

Cümlesiyle kaşlarımı çattım.

"Neyi?"

"Seni."

"Beni mi?" Sol elimi kaldırıp işaret parmağımla kendimi gösterdim.

 

Ellerini yüzüme koydu.

"Evet seni çok bekledim. Kızım. Sonunda geldin bana."

Sözleri, sevgisi, güven vermesi..

Annem gözyaşlarımı silene kadar ağladığımı bile bilmiyordum. Bende onun gözyaşlarını sildim. O benim yeşillerimi bende onun yeşillerini sildim.

 

"Hey! Tamam. Yeter bu kadar duygusallık. Ben senin gibi balık burcu değilim anne. Akrep kadınıyım ben, ağlayamam. Sende ağlama artık."

 

Annem geri çekilip ciddi olup olmadığıma baktı. Son derece ciddi yüzüme baktı. Gülmeye başladı. Ciddi ifademi bir kenara bıraktım. Bende güldüm. Gülüşlerimiz kahkahaya döndü.

Ardından annem ellerini karnıma getirdi. Napıcağına bakıyordum ki birden gıdıklamaya başlayınca daha fazla gülmeye başladım.

 

"Anne dur! Tikim var. Yapma." Zar zor konuştum. Ama o beni dinlemedi gıdıklamaya devam etti. Karnım ağrımaya başlamıştı artık.

" Kız sen ne fena birşeysin."

Kapının açılma sesi geldi. Kapıya doğru döndüğümde bütün aileyi burada beklemiyordum.

"Anne, yeter! Dur artık." Gülmekten konuşamıyordum. Konuşabileceğim bir nefesimde kalmamıştı. Kapıya doğru geri döndüğümde, babamın gülen yüzüyle diğerlerinin şaşkın bakışları ve gülümsemelerini gördüm.

 

Annem ellerini karnımdan çektiğinde hala gülüyordum. Tikim tutmuştu. Karnımı tutup yatağa sırt üstü attım kendimi. Hala kahkaha atmaya devam ediyordum. Annemde öyle.

"Bunu yapmayı çok istemiştim."

Annem mutlu olduğu için birşey demedim.

 

Kapıda bir hareketlilik olunca oraya döndüm.

Berkay sinsice yanıma gelmeye başladı. Ellerini havaya kaldırdı. Hızlıca yerimden doğruldum.

"Hayır! Sakın. O aklında ki şeyi sakın yapma." Elimi kaldırdım. Gelmemesi için. Ama o yatağa çıkıp bana yaklaştığında çığlık attım.

"Berkay dur!" Ellerini karnıma koydu ve gıdıklamaya başladı.

"Gıdı gıdı."

"Berkay, ablacım ne diyorsun? Dur dur! Yeter öleceğim.

 

Berkay beni hiç takmayıp devam etti. Nefesim kalmamıştı bu sefer gerçekten. Artık gülemeyecek duruma gelmiştim. Yüzüm kesin kızarmıştır. Bunu ilk farkeden Aziz oldu. Hızlı adımlarla yanıma gelip Berkay'ı üstümden aldı. Hemen doğruldum.

 

Hızlı hızlı nefes alıp veriyordum. Annem elini sırtıma koyup sıvazladı. Önüme su gelince kimin uzattığına bakmadan direkt aldım. Kana kana suyu içtim. Suyu uzatan kişiye boş bardağı verdiğimde babamın uzattığını da gördüm.

 

"İyi misin?" Babamın sorusuyla ona baktım. Ardından bana meraklı gözlerle bakan abi takımına bide suçlu gözlerle bakan Berkay'a.

 

"Evet iyiyim." Gülümsedi.

Ardından bir şaplak sesi geldi. Gözlerimi gelen sese doğru çevirdim. Aziz Berkay'ın ensesine vurmuştu.

"Ah! Abi." Babam da Berkay'a bu kez hakettin gibi bakınca başını eğdi.

 

Baran koşup Berkay'ın üstüne atladı. Ben şaşkınca bakarken herkes normal karşıladı. Aziz de Baran'nın üstüne atladı. Ağzım biraz daha şaşkınlıkla açılırken annem ve babam sırıtıyordu.

Ardından Boran Aziz'in üstüne atladı. Şuan yatağımın yanında 1,90 hatta belki de daha uzun olan ve 100 kiloya yakın olan abilerim çok farklı bir pozisyonda üst üste uzanmışlardı. Bu durumu farkeden babam eliyle gözümü kapattı.

"Sen bakma, yavrum." Başka bir zaman olsa babamın sözüne erirdim.

 

Poyraz'ın sesi geldi.

"Ben geliyorum. Hazır mısınız?" Gelen cevabı bile beklemeden atladı. Babamın elini gözlerimden çektim.

"Abi naptın? Ah! Belim kırıldı. Anne!" Berkay'a acıyan gözlerle baktım. Üstünde olan abilerimiz yüzünden sadece yüzünün yarısı görünüyordu. Ve yüzü kızarmıştı.

Babam şen bir kahkaha attı. Annem ona ters ters bakınca korktu ama belli etmedi. Gülmemeye çalıştım, babamın bu haline ama imkansızdı. Babam ifadesini toplayıp boğazını temizledi.

"Çocuklar tamam hadi toparlanın. Güldünüz eğlendiniz yeter bu kadar." Babamın sözüyle hepsi toparlandı.

 

Toprak odamda ki koltukta oturuyordu. Hiç kimseyi takmıyordu ama gözleri benim üzerimdeydi.

 

Berkay'ı yerden kaldırdılar. Çok fena ezilmişti. Acıyan gözlerle bakmaya devam ettim. Annem yataktan kalktı.

"Ah! Bebeğim iyi misin?" Berkay annemin sözüyle ona döndü.

"Ölüyordum anne. 400 kilo taşıdım resmen."

 

Boran şaşkınlıkla Berkay'a baktı.

"Abartma lan! O kadar da değiliz." Toprak gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

"Biz o kadar da yokuz da en büyüğümüz 100'den fazla." Baran'nın sözleriyle hepimiz Aziz'e döndük.

Aziz abi çatık kaşlarıyla bize baktı.

"Yok lan! 200 kiloyum." Hepimiz biraz daha şaşkınca baktık. Aziz abimi baştan aşağı süzdüm. Kilolu değildi kalıplı bir insandı ve tam bir kas torbasıydı.

 

Onu ciddiye aldığımızı farkeden Aziz. "Şaka yaptım. Abartmayın."

Hepimiz nefeslerimizi verdik.

Ardından bir kahkaha koptu. Toprak gülmüştü. Sonra Baran sonra Poyraz güldü. Bende gülmeye başladım. Hepimizin gülüşleri kahkahaya döndü. Aziz ve babam da gülüyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

**********

 

 

 

 

 

 

 

Odamda ki boy aynanın karşısında kendime bakıyordum.

2 saat sonra davet yerine gidecektik. Son anda annemle birlikte AVM'ye gidip bir elbise almıştık. Annem yol boyunca hoşlandığım çocuğun kim olduğunu sormuştu ama ben söylememiştim.

 

Aynada hala kendimi süzmeye devam ettim. Kötü mü olmuştu?

Lacivert askısız üst ve bel kısmı her yerimi sarıyordu elbisemin. Sağ tarafında derin bir yırtmacı vardı. Ve sağ bacağım full dışarıdaydı.

 

Hayatım boyunca hiç bu kadar açık giymemiştim. Ama şimdi kendime bakıyordum da bence güzel olmuştu. Ayağımda ise siyah İnce topuklu ayakkabı. Topuklu ayakkabı giymemiştim daha önce. Küçükken ablamların ayakkabılarını giyer evde dolaşırdım. Onun dışında hiç giymemiştim. Annem ise bir topuklu ayakkabı kadınıydı.

 

Bunların üstünde yürümek çok zordu. Annemle 1 saat boyunca ayakkabı provası yapmıştık şaka gibi.

 

Artık o kadar da sendelemiyordum. Ve biraz alışmıştım. Saçlarımı da son kez düzelttim. Su dalagası yaptırmıştım saçlarımı. Yüzümde de çok hafif makyaj.

 

Kapım açıldı. Ve kapandı. Çalmadan açıldığı için kimin geldiğini biliyordum. Arkamı döndüm. Annemle göz göze geldim. Hayranlıkla beni süzdü. Elleriyle ağzını kapattı.

"İnanamıyorum. Seni benmi doğurdum? Bune güzellik Güneş." Gülümseyerek anneme baktım. Annem askılı yeşil gözlerinin renginde balık model bir elbise giymişti. Elbiseyi kendine göre yaptırdığı için üstüne tam oturmuştu. Ve bütün vücut hatları belli oluyordu.

 

"Saçmalama anne. Sen daha güzel olmuşsun. Taş gibisin." Annem ellerini havaya kaldırıp bana doğru salldı.

"Annen bir star bebeğim." Küçük bir kahkaha attım.

"Sence birşey unutmamış mısın Güneş?"

"Hazırım birşey unutmadım."

Annem başını iki yana salladı. Sen akıllanmazsın gibi.

Bana doğru yaklaştı tam karşımda durdu. Önüme gelen şaçlarımı arkaya attı. Ardından koluna taktığı çantasını açtı. Siyah kapaklı bir ruj çıkarttı. Rujun kapağını açtı. Kırmızı rengindeydi. Annemin her zaman sürdüğü. Dudağıma doğru yaklaştırdı ruju. Dudağıma birşey sürmemiştim. Makyaj yapmasını fazla bilmiyordum. Annem ruju üst ve alt dudağıma sürüp rujun kapağını kapattı.

 

"Şimdi oldu işte." Gülümseyerek bana baktı.

"Hadi bakalım babanları bekletmeyelim."

"Daha 2 saat yok mu?"

"Erken gideceğiz bebeğim. Hadi gel." Kafamı salladım.

 

Elini bana doğru uzattı. Elini tuttum. Odadan çıkıp merdivenlerden inmeye başladık. Aşağıdan sesler geliyordu. Son basamak kala diğerlerine baktım. Hepsi siyah takım elbise giymişlerdi. Önümde babamla birlikte sanki 7 tane Yunan heykeli vardı. Hepsi hayranlıkla beni süzüyordu. Ve tabi annemi de.

 

"Oha! Çok güzel." Yüzümü Baran'a doğru çevirdim. Ona samimi bir gülümseme yolladım.

"Öyle." Toprak bunu derken bana doğru adımlıyordu.

"Aşk olsun ben değil miyim?"

Annemin dediğine güldük. Merdivenlerin başına geldiğinde elini bana doğru uzattı. Elimi onun uzattığı elinin avcuna koydum. Elimi okşadı ve dudaklarını götürüp öptü. Sağ kolunu kırdı ve elini göğsüne yumruk şeklinde koydu. Koluna girdim. Son basamaktan da indim.

Ayağımda ki topuklu 10 santime yakın olduğu için boy farkı fazla değildi. Aslında fazlaydı omzunun biraz üstündeydim. Kesinlikle hepsi 1,90'dan uzun.

 

Babam da Toprağın bana yaptığı şekilde annemin elini öptü ve koluna girdi.

 

Aziz yanıma geldi ve beni Toprağın kolunda olan elimi alıp kendi koluna koydu. Toprak gülerek bize baktı. Gözlerimi Aziz'e çevirdim.

"Çok güzel olmuşsun minik."

"Teşekkür ederim."

 

Aziz abim yürümeye başlayınca bende onunla birlikte yürüdüm. İlk biz çıktık evden. Sonra Berkay, koşarak babamın arabasının ön koltuğuna oturdu.

 

Aziz abim arabasının önüne gelince elimden tutup kapımı açtı. Ben oturunca kapıyı kapattı. Arabanın önünde dolanıp sürücü koltuğunun kapısını açtı ve oturdu. Poyraz da gelp arkaya oturdu.

 

Poyraz bizimle aynı arabada olacaktı. Babam annem Toprak ve Berkay babamın arabasındaydı. Boran ve Baran abimde Boran abimin arabasına bindiler. Bizi takip eden 2 araba daha vardı. Korumalar.

Toplam 5 arabayla yola çıktık.

 

Yarım saat hatta belki de daha az süren yolculuktan sonra araba durdu. Aziz abim sıkıntılı bir nefes verince ona döndüm.

"Noldu?"

"Magazinciler burada şimdi bir ton soru soracaklar." Arabanın camından dışarı baktım.

 

Ellerinde mikrofon ve kamera olan insanlar arabanın etrafında toplanmıştı. Korumalar onları uzaklaştırdı.

"İkiz benimle kal." Poyraz'a döndüm. Başımı salladım.

 

Poyraz arabadan inip benim kapımı açtı. Arabadan indim.

İnmemle yüzüme bir sürü mikrofon uzatılması bir oldu. Ardından yüzümde bir sürü flaş patladı.

Babamlar da gelmişti. Babam öneme geçip benim fotoğraflarımın çekilmesine engel oldu.

 

Mikrofon uzatan insanlar bir çok soru soruyordu.

"Halit bey, kızınızı 16 yıl sonra buldunuz ne hissediyorsunuz?"

"Kızınız kaçırıldımı?"

"Neden bir açıklama yapmıyorsunuz Halit bey?"

 

Hepsi ayrı ve birbirinden alakasız sorular sordu. Babam hiç birine cevap vermedi. Annem yanıma geldi. Kolunun altına aldı. Diğer yanımda da Poyraz vardı. Abi takımının hepsi önümdeydi benim fotoğraflarımın çekilmesine engel oluyorlardı.

 

"Arkadaşlar yeter!" Babamın sesiyle hepsi sustu. Ama hala fotoğraf çekmeye devam ediyorlardı.

"Kızım Sera Güneş Yıldırım." Babam gelmem için kolunu uzattı.

 

Annem kolumu tuttu.

"Eğer çıkmak istemezsen-"

"Sorun değil, anne." Annemle birlikte babamın yanına geçtik. Abimlerde geçmemiz için çekildi.

 

Babam beni kolunun altına aldı.

"Birinin hatası yüzünden kızım başka bir aileye gitti. Bu hatayı yapan kişi ağır bir suç aldı. Koskoca 16 yılı kızımız dan ayrı geçirdik." Anneme baktı.

 

"Ama kavuştuk. Belki geç oldu. Ama yine de kavuştuk." Annem dolu gözleriyle başını salladı.

Babam kulağıma eğildi.

"Birşey söylemek istersen çekinme söyle." Başımı iki yana salladım.

"İstemiyorum."

 

Habercilerden biri bana doğru konuştu.

"Peki Sera hanım, fotoğrafınızı çekebilir miyiz?" Zaten çekiyorlardı. Sormanın ne anlamı vardı ki? Bunu sorarken bile çekiyordu. Bozuntuya vermedim yinede gülümseyip başımla onayladım.

 

Annem ve babam kolumdan çıktılar. Kamerası olan herkes beni çekmeye başladı. Elbisemin yırtmacından sağ bacağımı öne doğru çıkattıp poz verdim.

 

Arkamı dönüp Poyraz'a yanıma gelmesi için işaret verdim. Poyraz yanıma doğru geldi. Elini belime koydu. Diğer elini de pantolonunun cebine. Bizi böyle çektiklerin de. Abi takımına döndüm. Onlarda komut almış gibi yanımda bittiler.

 

Kardeşler olarak büyükten küçüğe sıraya girdik. Magazinciler gülerek fotoğraflarımızı çekti. Annemle babam geldiler. Onlarla da çekindik.

 

Yaklaşık 10 dakika kapıda bu yüzden oyalandık. Kırmızı halı serilmiş merdivenlerden çıktım.

Poyraz'la. Kapıda ki takım elbiseli adamlar geçmemiz için çekildi. İki kapılı kapısı sonuna kadar açık olan yere girdik.

 

İçeride birçok insan vardı. Adamlar takım elbiseli kadınlar şatafatlı elbiseleriyle dans ediyorlardı. Dans etmeyen insanlar masalarda sohbet ediyordu. Sadece dizilerde gördüğüm bu yer beni etkilemişti.

 

Büyük masada atıştırmalıklar yerde kırmızı halı ileride olan koca merdivenler büyük avize ve tam ortada duran kocaman heykel. Bir melek'idi kanatları vardı. Kafası ve vücudunun üst kısmı öne doğru eğilmiş iki ellerini de öne doğru uzatmıştı.

 

Heykelden gözlerimi çekince gördüğüm şeyle büyüyen gözlerim biraz daha büyüdü. Büyük bir masada içki bardakları kule şeklinde dizilmişti.

 

Poyraz baktığım yere bakıp dudak büzdü.

"Boşuna öyle bakma. Bizim içmemiz yasak." Ona döndüm.

"Hayır, o yüzden değil. Şaşırdım sadece." Anladım dercesine kafasını salladı.

Orta yaşlarda siyah smokin giymiş olan adam bize doğru daha doğrusu babama doğru adımladı. Babam gülerek elini uzattı.

"Görüşmeyeli nasılsın? Hakan."

"Seni sormalı Halit." Birbirlerinin ellerini sıkmayı bırakıp sarıldılar.

 

Ayrıldıklarında babam eliyle beni gösterdi. Adının Hakan olduğunu öğrendiğim adam bana gülümsedi.

"Sana hiç benzemiyor Halit. Annesine benziyor." Babam başını salladı.

"Öyle, iyiki de annesine benziyor." Gülümseyerek yanlarına gittim. Hakan amcaya elimi doğru uzattım. Elime baktı ardından yüzüme. Gülümseyerek Kollarını açtı.

"Gel buraya cimicime."

 

Şaşırsamda kendimi topladım. Babama baktığımda gülümseyerek bana baktı ve onayladı. Bende gülümseyerek hakan amcanın bana açtığı kolları arasına girdim.

 

Hakan amca şen bir kahkaha attı. Saçımı okladı.

"Az mı bekledim ben seni cimcime. Annen sana ve Poyraz'a hamileyken hep aşerirdi. Baban ben ve Tahir amcan hep giderdik saatlerce mevsimi olmayan meyveleri arardık." O kadar eski ve yakın arkadaşlardı demek.

 

Geri çekildim.

"Ya! Gerçekten mi?" Gülümseyerek işarat parmağını burnuma dokundurdu.

"Tabi." Beni bekleyen insanlarla tanışmak mutlu etmişti.

"O kadar aşermiyordum bunlar çok abartıyorlar kızım." Annemin sözüyle babamlar kahkaha attı.

 

"Nasıl hiç aşermiyordun Bahar? Benim hanımla sen az mı yordun bizi?" Gelen yabancı sesle arkamı döndüm. Orta yaşlarda ama saçlarının yarısı beyazlamış esmer tenli adam. Gözleri maviydi bana Savaşı andırıyordu. Ve yüzü sanki Savaş'ın yaşlanacağı haliydi. Belki de bir akrabasıdır. Sonuçta o ve ailesi de burada olmalı. Adama baktım. Koyu mavi gözler.

 

Babam koyu mavi gözlere doğru ilerledi. Karşı karşıya gelince sarıldılar. Başımı tam çevirecektim ki asıl istediğim mavi gözlerle göz göze geldim. Savaş. O adamın arkasındaydı.

 

Benim onu yeni farkettiğim gibi oda beni yeni farketmiş olacak ki doğruldu. Dudağının yanı hafif kıvrıldı. Ellerimi arkada birleştirdim. Gülümseyerek onu süzdüm. Siyah bir takım elbise içinde beyaz gömlek.

 

Elinin birini pantolonunun cebine koymuştu. Geri gözlerine baktığımda oda beni süzüyordu.

Ama çok fazla detaylı bir şekilde. Ben onu bu kadar süzmemiştim. Uzun süre topuklu ayakkabıma bakıp kaşlarını çattı. Ardından yırtmaçtan açıkta kalan bacağıma. Daha çok çattı kaşlarını. Yukarı çıktı gözleri birazda belimde oyalandı. Boynumda. Dudaklarımda. Sonunda gözlerimde durdu.

 

Yeşillerim mavilerine baktı.

Sanki zaman durmuş gibiydi. Herkes durmuş sesler susmuştu. Bir tek o vardı. O ve ben.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıldıza bas! ✨🌟

 

 

Instagram, tiktok, kitapad, Wattpad= yarenrumeysq

 

 

Selammm

 

Nasılsınız?

 

Bölümü böyle bitirmeyecektim ama malum yarın okul var erken uyuyup erken kalkmam gerek.

 

Bundan sonra hafta da 1 bölüm gelecek ve pazar günleri.

 

Bölümler uzayacak ve bu bölümü elimden geldiğince uzatmaya çalıştım.

 

Hikaye de olayları fazla uzatmıyorum ve uzatmakta istemiyorum direkt yazıyorum.

 

Hikayeyi fazla uzatmıyacağım.

Çünkü aklımda bambaşka olağanüstü hikayeler var.

 

Bölümle alakalı görüşlerinizi ve önerilerinizi yazın.

 

Sizleri seviyorum💗

 

Gelecek bölümde görüşmek üzere 🤍

Bölüm : 15.12.2024 23:32 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...