
UYARMAMA RAĞMEN KİTABIMDA REKLAM YAPILIYOR!
BURASI BİR REKLAM AJANSI DEĞİL!
EN BAŞINDA HEPİNİZDEN RİCA ETTİM. BU KONUDA BİR ÇOK KEZ UYARDIM.
EMEĞE SAYGI!
Kitabın ilk başlarından zaten esas kızımızın Savaşla olacağı belliydi.
Bunun için üzülmeyin Cesur, Sera için doğru kişi değildi.
Cesur'un ilgisini çeken tek şey Sera'nın merhametiydi. Aralarında yaş farkı vardı.
Cesur olması gerektiği yerde.
İnstagram= seragunesyildirim
Yarenyarimoll
TT= Kitapsseverr
Diğer hesaplarımı kapattım! Wp kanalını sildim. Bana ulaşabileceğiniz tek yer bunlar.
Artık düzenli olarak bölüm gelecek.
İki haftada bir bölüm.
Ve pazar günleri.
Kitabıma artık herhangi bir hakaret içeren yorum gelirse kişiyi direkt engelliyorum.
Her bölüm günü instagram (Seragunesyildirim) hesabından soru-cevap yapacağım.
Mavi çınar kurguma da artık bölüm gelmeye başlayacak. Aklımda bir kitap kurgusu daha var. Yakın zamanda onuda yazmaya başlıycam.
Şimdilik bu kadar keyifli okumalar 🫶
🌊
Koşuyordum. Aklımda sadece deniz gözlüm vardı. Ondan hoşlandığımı itiraf edecektim. Nasıl tepki vereceği hakkında bir fikrim yoktu. Daha fazla saklamak istemiyordum. Hem nereye kadar saklayabilirim ki?
Sahilden uzaklaşıp ana yola çıktım. Önümden geçen sarı taksinin önüne resmen kendimi fırlattım. Araba hızla durup kornaya bastığında ben sadece önünde dikiliyordum.
Sürücü koltuğundaki kırklı yaşlarındaki adam bana sinirle bakmaya başladığında dişlerimi göstererek gülümsedim.
Taksinin önünden geçerek arabanın etrafında bir tur dolandım, arka kapıyı açtım. Koltuğa kurulup kapıyı kapattım.
"Kızım niye yola atlıyorsun!?"
Adamın sinirle sorduğu soruya karşılık tatlı olduğumu düşündüğüm bir şekilde gülümsedim.
"Acelem var abicim. Karanfil sokağa gidebilir miyiz lütfen?"
Adam önüne döndü. Dikiz aynasından bana baktı. Ardından gözlerini yola çevirdi. Kısa sürede arabanın motoru çalıştı ve hareket etmeye başladı.
Arabanın hareket etmesiyle başımı cama yasladım.
Yol boyunca düşündüm. Nasıl söylemem gerekiyordu?
Birkaç cümle düşünmüştüm...
Savaş, seni ilk gördüğüm günden belli aşığım.
Senden hoşlanıyorum.
Sanırım seni seviyorum.
Sanırım mı?
Ne demem gerektiğini bilmiyorum birazcık yardımcı ol!
Senden hoşlanıyorum çok klasik! Seni seviyorum da çok basit...
İç sesime göz devirdim.
Deniz gözlüm, ben sana sevdalandım. Bu sevda küçülmek yerine hergün dahada büyüdü... Ben artık gizleyemiyorum. Ya benimsin ya da kara topra-
Dur! Ne yapıyorsun?
Deniz gözlüme şiir yazıyorum.
Böyle şiir olmaz!
Sen yaz o zaman!
Pat diye söyle! Hiç uzatma. Onunda bize karşı hisleri var bence! Boş değil.
Ya pat diye söylemek biraz arsızca değil mi?
Eski okulumuzda müdürün portresini nasıl boyadığımızı hatırla!
karne günü yardım alarmına basıp nasıl kaçtığımızı .
Komşunun bahçesinden erik çaldığımızı...
Bir dakika ben erikleri çalmadım bir kere! Ödünç aldım.
Boşversene arsızın tekiyiz! yapalım gitsin işte.
Araba durduğundan gözlerimi yoldan çektim. Ceketin cebinden nakit para çıkartıp uzattım. İyi günler dileyerek arabadan indim. Amca ise baş sallayarak karşılık vermişti her neyse şuan daha önemli mesele vardı.
Evimin olduğu sokağa girdiğimde Savaş'ı evimden çıkarken gördüm. Kalbim hızla atmaya başladı. Karşı kaldırımdaydım durup onu izledim. Bahçe kapısını kapatarak karşı yola yürümeye başladı. Yani bana doğru bu sırada göz göze geldik. Koyu mavi gözleri yeşillerime karıştı. Bende ona doğru yürümeye başladım.
Ama işler beklediğim gibi gitmedi..
Yanımdan geçti. Bu sırada motorunun kaldırımda olduğunu fark ettim.
Hızla motoruna yaklaştı, kafasına kaskı takarken yüzünde hiçbir ifade yoktu. Beni görmemiş gibi davranıyordu. Yokmuşum gibi... Birkaç adım yaklaştım.
"Savaş."
Bakmadı.
"Savaş konuşabilir miyiz? Sana söylemem gereken önemli birşey var."
Cevap vermedi.
O an içimde hem kırgınlık hemde bir çaresizlik hissettim.
"Güneş!"
Kafamı gelen sese kaldırdığımda babamı balkon kapısında gördüm. Arkasında da Berkay vardı.
Umursamadan Savaş'a döndüm. Ama araya tekrar babamın sesi girdi.
"Geç oldu. Eve girme vaktin geldi." Başımı evin olduğu tarafa geri çevirdim. Babamla tekrar göz göze geldim. Sinirli değildi mutlu da değildi düz bir ifadesi vardı.
Bu kez balkon kapısında annemi gördüm. Balkona yaklaşarak buraya bakmaya başladı. Berkay, babam ve annem balkonda bizi izliyorlardı. Yine cevap vermedim. Savaş'a birkaç adım yaklaştım. Kaskı kafasında, yüzü görünmüyordu. Birkaç adım daha attım ama o bana dönmüyordu.
Sorun neydi? Savaş neden böyle davranıyordu?
Tam o sırada Bahçe kapısı açıldı. Aziz abim sert adımlarla dışarı çıktı. Gözleri bana daha sonra Savaş'a döndü.
Derin bir sessizlik hakimdi. Eğer ne olduğunu öğrenmessem merakımdan çatlayabilirdim.
"O adamla buluştuğunu biliyoruz," dedi abim. Şimdi anlaşılmıştı. Sorun Cesur'du. Savaş o an bana dönüp baktı. Kaskı olduğu için yüzünü göremiyordum. Tel gördüğüm siyah bir cam. Kısa sürmüştü zaten geri önüne döndü. Motoruna bindi. Ona doğru bir adım daha attım. Bu sırada abim ve babam aynanda "Güneş!" Diye bağırdılar
Karşılık olarak, onlara bakmadan, "Biraz zaman verin gelicem." dedim.
Hızla savaşa ulaştım motorunun üstündeydi benim ona yaklaşmamla kafasını bana çevirdi ve vizörü kaldırdı.
Göz göze geldik...
Ve bir süre sadece baktı.
Göz bebekleri büyümüştü. Mavilikleri küçülmüş yerine siyah renk gelmişti.
Gözleri yüzümde sakince dolaştı.
Kaşlarımda, gözlerimde, yanaklarımda... dudaklarıma kadar indi yanaklarımda fazla oyalanmıştı çillerime baktığından emindim. Yeniden gözlerime döndü. Yüzümün her santimini ezberlemek istiyor gibiydi.
Birşey diyecek sandım, ama sessizliği bozmadı. O kadar dikkatli, o kadar uzun süre baktı ki içim titredi. Elini hareket ettirip motorunu çalıştıracağı sırada elimi motorun üstündeki elinin üstüne koyarak tuttum. "Dur lütfen!"
Durdu.
"Neden böyle davranıyorsun?"
Bu kez sinirle bana baktı ve adeta kaskın altından kükredi "sana kalbimi verdim dedim! Lütfen onu kırma dedim! Sen naptın? Kalbimi paramparça ettin."
Yüzümde kesinlikle afallamış bir ifade olduğuna yemin edebilirdim.
"Eğer sorun Cesur'sa-" Sözümü kesen onun sesiydi.
"Cesur'la Ne yaptığını dinlemek istemiyorum."
Ortada büyük bir yanlış anlaşılma vardı. Cesur'la aramda hiçbirşey geçmemişti ama anlaşılan Savaş ve abim öyle düşünmüyordu.
"Güneş! Eve." Diye bağırdı abim. Sanırım bu Aziz abimin bana ilk bağırışıydı. Abimin sesi boş sokakta yankılanırken Savaş'a baktım. Ardından abime ve balkonda yüzü kırmızı rengine dönmüş babama. Sonra bir de motorun titreşen arkasına.
Fazla zamanım yoktu. Birdaha asla bu yaşta olmayacaktım. İçimden ne geçerse ve ne yapmak istersem onu yapacaktım.
Hızlı adımlarla Savaş'ın dibine kadar yaklaştım. Omuzundan destek alarak arkasına yani motoruna oturdum.
Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi.
"Sür şu motoru!"
Tam o an yine babamın ve abimin sesi aynanda yükseldi;
"Güneş!"
Kükreme gibiydi resmen.
"İn motordan."
"Ne!"
Savaş'ın kelimesi beni yerle bir etmişti. Sadece sırtını ve kaskını görebiliyordum. Net bir şekilde "İnmiycem" dedim.
"Konuşmamız gereken şeyler var. Çalıştır motoru!"
Babamın sesi tekrar yükseliyordu. Ama artık çok geçti. Motor, kaldırımdan sıyrılıp asfaltı öperken, rüzgar yüzüme çarptı.
Refleksle ellerimi arkadan Savaş'ın göğsüne sardım.
Arkamı dönüp baktığımda gördüğüm iki şey vardı;
Aziz abim ellerini ön ceplerine sokmuş öylece bana bakıyordu.
Balkona doğru baktığımda bir bacağını merdiven korkuluklarına atmış, atlamaya çalışan babamı gördüm. Heryeri kızarmıştı resmen adamın. Bir kolundan mutlulukla bize bakan annem tutuyordu. Babamın diğer kolunu zar zor tutan Berkay ise kahkahalar atıyordu. Çünkü...
Babamın kıllı ve son derece seksi çıplak bacağı balkondan aşağı sarkıyordu.
Dudaklarımı tutamayarak kısa bir an güldüm. Ardımdan önüme dönüp gözleri kapattım ve başımı Savaş'ın sırtına yasladım.
Son.
Sera, Savaş'a ondan hoşlandığını nasıl itiraf etsin sizce?
Fikirlerinizi bekliyorummmmm
Sağlıcakla kalın 💖
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 35.84k Okunma |
3.74k Oy |
0 Takip |
20 Bölümlü Kitap |