

BÖLÜM 2: ODİN'İN ÖFKESİ
Thor, babası Odin'le konuşurken Loki onları kıskançlıkla dinliyor ve içinden her ikisine de kızıyordu. Babası ne kadar sinirli olursa olsun, Thor onu yumuşatmayı biliyor ve akıllı sözleriyle onun gözüne daha çok girmeye çalışıyordu. Loki, sonunda dayanamadı ve babasının kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Gözlerini açarak Thor'a kızgınlıkla bakan Odin, birden ayağa kalkıp Thor'a bağırdı:
- O tekici hemen bana ver.
Thor, daha ne olduğunu bile anlayamadan elindeki tekici babasına verdi. Odin, büyük bir öfkeyle pencereyi açtı ve tekici tüm gücüyle fırlattı. Tekiç havada uçarak kaybolurken Thor arkasından bakakaldı. Odin yine öfkeyle:
- Tekicinin de, senin de, oyuncak mı bu? Sana savaşlarda kullan diye vermiştim onu, hem de milyarlar harcayarak yaptırmıştım. Ama sen kıymetini bilmedin, sana tekiç mekiç yok artık.
Thor üzüntüden ne yapacağını şaşırdı ve Loki'ye gene kızgınlıkla baktıktan sonra arkasını dönüp hızla odadan çıktı. Gidebileceği tek yer vardı: Annesi Frigga. Büyük bir hışımla annesinin odasına girerek durumu anlatınca annesi Frigga onu teselli etti ve babasıyla konuşacağını, bu meseleyi halledeceğini söyledi.
Biraz yatışan Thor, bahçeye çıkarak temiz hava almak istedi ve sarayın bahçesindeki havuzun kenarına oturarak suda yüzen balıklara bakmaya başladı. Biraz sonra yanına kardeşi Loki gelerek elini omzuna koyup onu teselli etmeye çalıştı:
- Sevgili kardeşim, babamızın huyunu ikimiz de biliyoruz. Olur böyle şeyler.
- Çok gıcıksın Loki, hep böyle yapıyorsun. Annemi de babamı da bana karşı sürekli kışkırtıyorsun. Ne söyledin babamın kulağına da bana kızdı bu adam?
- Ya, kötü bir şey söylemedim kardeşim. Sadece dün akşam kafedeki olayı söyledim işte, hani havam olsun diye kızları tekice bindirip tur attırdığını filan.
- Loki, sen ne biçim kardeşsin? Bak, Krallığı da sana verdim, ben Kral filan olmayayım, Loki olsun dedim babama. Daha ne istiyorsun benden?
- Ama kardeşim, benim huyum bu işte. Seninle uğraşmaktan zevk alıyorum. Sen burada olursan Krallığı kabul ederim. Sen gidersen kiminle uğraşacağım?
- Ben gidince Heimdall'la uğraşırsın, Leydi Sif'le uğraşırsın. Koskoca Asgard'da uğraşacak kimse kalmadı mı?
- Ama hiçbiri senin kadar bana zevk vermez, bunu biliyorsun, değil mi?
Yemeğin hazır olduğunu yanlarına gelen hizmetçi bildirince Loki, kolundan tutarak Thor'u içeri götürmeye çalışsa da Thor buna engel oldu ve yemeğe gelmeyeceğini söyledi. Loki de kardeşi olmadan annesi ve babasıyla yemek yiyeceği için Thor'a arkasını döndüğünde haince gülümsemekten kendini alamadı.
Odin, Loki'ye Thor'u sordu ama Loki onu görmediğini söyleyerek babasını başından savmak istedi. Yemeğin sonuna kadar üçü de konuşmadılar. Kraliçe Frigga, Odin'e dikkatle ve öfkeli bir şekilde bakıyor, Odin de üzerindeki bu baskıyı hissediyor, lokmalar boğazına diziliyordu. Bu akşam gene büyük savaşlardan biri olacaktı demek ki.
Gece odalarına çekildiklerinde Frigga konuyu açtı ve Odin'e, Thor'un kendisine gelerek her şeyi anlattığını, bunu neden yaptığını sordu. Odin:
- Sevgili Kraliçem, ben çocuklarımızın ikisini de çok seviyorum. Onlar arasında senin gibi öz evlat-üvey evlat ayrımı yapmıyorum biliyorsun. Ama Loki bana öyle şeyler söyledi ki, dayanamadım ve tekici kaptığım gibi pencereden dışarı fıydıttırdım.
- İyi halt ettin. Şimdi ara da bul bakalım o tekici. Ya düşmanların eline geçerse ne olacak? Bu devirde kolay bulunmuyor öyle tekiçler artık.
- Hayatım, bir tekiç için yaptığına bak.
- Yeter artık bunca yıldır çektiğim senden Odin. Ben boşanmak istiyorum.
- Ama karıcığım, elâlem ne der sonra? Hem bu yaştan sonra seninle bana kim bakar?
- Ben anlamam Odin. Yarın hemen bir avukat tutup boşanma işlemlerine başlıyorum. En az dört diyarı boşanma tazminatı olarak alacağım. Bir de yüzlerce yıl boyunca ödeyeceğin nafakayı düşün.
- Yapma Kraliçem, hep böyle yapıyorsun ama, daha ilk evlendiğimiz yıl başladın. O zamanlar boşanmış olsaydım şimdi ödediğim nafakalardan iflas etmiş olurdum.
- Hayır Odin, artık yeter. Ya o tekici geri getirip Thor'a geri verirsin ya da boşanma işlemlerini sabahtan başlatırım, ona göre.
- İstersen şöyle yapalım. Ben tekici Dünya'ya fırlattım. Ama gidip getirmeye ömrüm de gücüm de yetmez. Thor'a izin verelim, üç ayda gidip getirsin tekicini.
- Tamam o zaman. Zaten ne zamandır gitmek istiyordu Dünya denen gezegene. Sevdiği kız oralıymış, adı da Jane Foster. Sana da bahsetti mi?
- Evet, bugün bahsetmişti ama soylu ya da zengin değilmiş. Sadece güzel ve çok akıllı bir kızmış. Evlenmeye kalkarsa rezil oluruz herkese. Töre ne der bilirsin bu konuda.
- Başlatma şimdi törenden-mörenden. Çocuk evlenmek isterse evlenir, o kadar. Hem daha kızı tanımıyoruz bile. Günahını almayalım.
- Tamam, artık uyuyalım. Yarın çok işim var. İyi geceler.
Ertesi gün sabah erkenden Kraliçe Frigga, oğlu Thor'un kapısını tıklatarak odasına girdi. Artık Thor'un tekici yoktu ve fırlatmasından endişe etmiyordu. Bir kez yanlışlıkla kafasına tekici yediği için acısını çok iyi biliyordu. Çok sevdiği oğluna müjdeyi vermek için sabırsızlanıyordu. Neşeyle "Günaydın Thor" dedi. Thor uykulu gözlerle annesine baktı:
- Sabahın köründe niye uyandırdın beni anne ya? Biraz daha uyuyacağım ben.
- Güzel oğlum, sana bir müjde vermek için geldim. Baban senin tekici Dünya'ya fırlatmış. "Fırlattığın gibi al getir" dedim ama "Ben gidemem, çok uzak" dedi. Senin gidip alman için izin verdi. İstediğin zaman gidebilirsin. Ama üç ay sonra dönmek şartıyla.
- Sahi mi anne? Şaka yapmıyorsun değil mi? Bugün 1 Nisan mı yoksa?
- Yok oğlum, gerçeği söylüyorum sana ben. Kahvaltıyı birlikte yapalım, babanla da barışırsın hem. Çok pişman olmuş zaten, öyle söyledi. "Ellerim kırılsaydı" filan dedi hatta.
- Yok, öyle demez babam. Sen biraz abartıyorsun ama kahvaltıya geleceğim merak etme.
Yarım saat sonra hep birlikte kahvaltı salonuna indiler ve ailece neşeli bir kahvaltı yaptılar. Odin, Thor'a gülümsedi ve 3 ayda dönmek şartıyla Dünya'ya gidebileceğini söyledi. Loki ise yine olanlardan memnun olmamıştı ve kardeşi Thor'u Dünya'da da, ahirette de rahat bırakmaya niyeti yok gibiydi.
Kahvaltıdan sonra Thor odasına çıkarak küçük bir valiz hazırladı ve birlikte yola çıktılar. Onu uğurlamaya arkadaşlarıyla birlikte annesi, babası ve kardeşi de gelmişlerdi. Heimdall ise Bifrost (Gökkuşağı) Köprüsü'nde onları bekliyordu. Odin'in emir vermesiyle köprü açıldı ve Thor gitmeden annesinin ve babasının ellerini öptü, kardeşi Loki'yle de kucaklaştı. Çantasından HGS kartını çıkararak gişedeki makineye okuttu ve geri dönerek el salladı. Annesi elindeki su dolu kovayı arkasından dökerken elini yumruk yapıp kulağına götürerek sık sık aramasını tembih etmeyi unutmadı. Üçü de Thor'a el sallarken birbirlerine sarıldılar. Köprücübaşı yüce bilge Heimdall da Kral Odin ve gözü yaşlı Kraliçe Frigga'ya "Allah kavuştursun" diye teselli verdi.
...
(Devam edecek)
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 360 Okunma |
103 Oy |
0 Takip |
12 Bölümlü Kitap |