5. Bölüm
Yılmaz Örmeci / Thor'un Tekici / BÖLÜM 4: AMELE YANIĞI

BÖLÜM 4: AMELE YANIĞI

Yılmaz Örmeci
yilmazormeci

BÖLÜM 4: AMELE YANIĞI

Jane masayı toparlayıp işe gitmek için hazırlanırken Thor da üstüne tişört ve kot pantolon giyerek tekicini dolaba sakladı. Darcy ile birlikte evden çıkarak yine Brooklyn'de bulunan ve evden birkaç blok ötedeki inşaat şantiyesine vardılar. Darcy biraz da olsa Türkçe biliyordu. Şantiye binasının kapısındaki sarı baretli işçilerden birine sordu:

- Selamun aleyküm kardeş, Temel Bey ofiste mi acaba?

- Aleyküm selam bacim. İçerdedur, az önce celdu.

Darcy ve Thor şantiye binasının kapısından geçtiler. Darcy, Temel Bey'in odasının kapısını tıklatıp Thor'la birlikte içeri girdiler. Müteahhit Temel Bey masada oturuyor, çay ve sigarasını içiyordu. Darcy'yi görünce sevindi ve ayağa kalkıp kucakladı:

- Ooo, Darcy kizum, hoş celdun. Nasilsun pakalum?

- Nasıl olalım Temel emice, eyiyim. Ha bu bizum uşağa bir iş aramaya celdum daaa.

- Teliganlu, sen de hoş celdun. Yaman birine benzeyusun. Ne iş yaparsın sen pakalum?

Thor, onların konuşmalarının hiçbirini anlamamıştı. Çünkü Türkçe bilmiyordu. Darcy araya girerek Temel Bey'in söylediklerini tercüme etti:

- Sana hoş geldin diyor, yaman delikanlısın diyor. Ne iş yaptığını soruyor.

     - Şey, ben tekiç kullanmayı bilirim sadece

- Şey, ben tekiç kullanmayı bilirim sadece. Öğretirlerse kalıp da çakabilirim. Oryantasyon süresince onların dilini de öğrenmem gerekecek.

Darcy, Thor'un söylediklerini Temel Bey'e tercüme etti. Temel Bey biraz kızar gibi yaptı:

- Ne oryantali teliganlu? Burda oryantal moryantal yok. Ha burasi ciddi bir işyeridur daa. Hemen cidip kalipçi İdrus Usta'yi pul, sağa iş öğretsun. Yarindan itibaren de yevmiyen çalışmaya başlayacak, hayirlu uğurlu olsun.

Darcy, yine Temel Bey'in söylediklerini Thor'a tercüme etti ve teşekkür ederek odadan çıktılar. İdris Usta'yı sorunca onun ofisinin de aynı şantiye binasında olduğunu öğrendiler ve odayı bulup hemen kapısını tıklatarak içeri girdiler. İdris Usta:

- Uyyy, hoş celdun bizum kiz. Hanci rüzcar attı seni ha puralara?

- Şey, beni nerden tanıyorsunuz siz? Ben sizi tanıyamadım İdris Usta, kusura bakmayın.

- Senin babanla çok iyi dosttuk biz. Çok eyiliğuni cördüm onin. Sen daha küçücüktün ama kirmizu şapkandan tanidum seni.

- Anladım İdris Usta. Bu şapka babamdan kalan yadigar diye sakladım. Thor bir aile dostumuz da, iş arıyormuş. Benim de aklıma burası geldi. Temel amcaya söyledim, sana yönlendirdi. Kendisi hiçbir meslek bilmez ama son derece iyi tekiç kullanır.

- O zaman tam yerune celdinuz daa. Pen oğa piroce okumasinu, kalip çakmasinu öğreturum bir ayda. Buraların efsanesi olur hatta.

- Şey, zaten kendisi efsanedir ama siz bilmezsiniz tabii.

- Cöreceğuz pakalum, nasil bir efsanedur. Haydi şimdu sen cit, Thor pağa emanet.

- Çok teşekkürler İdris amca. Haydi hoşçakalın. Thor, evi bulabilirsin, değil mi? Beş blok ötede.

- Bulurum, sen merak etme Darcy, akşama görüşürüz, teşekkürler.

Darcy ayrıldıktan sonra İdris Usta, bir proje çıkarttı ve bildiği kadar İngilizce, bilemediği yerde vücut dilini kullanarak proje okumayı, kirişi, kolonu, temeli, döşemeyi anlattı. Thor onu dikkatle dinledi ve ona birkaç soru sordu. İdris Usta, bu kadar kısa sürede bu soruları sorduğuna şaşırdı, demek ki oldukça zeki biriydi Thor.

     Öğle yemeği saati gelince civardaki bir Türk lokantasından pide, lahmacun, kebap gibi yemekler söylediler ve şantiye binasında ve çatısında ayranla birlikte karınlarını doyurdular

Öğle yemeği saati gelince civardaki bir Türk lokantasından pide, lahmacun, kebap gibi yemekler söylediler ve şantiye binasında ve çatısında ayranla birlikte karınlarını doyurdular. Öğleden sonra da İdris Usta, Thor'un kafasına sarı renkli bir baret verip gökdelenin en üstüne asansörle çıkartarak önce etrafı seyrettirdi. Sonra da kalıp çakanların yanına giderek onlara yeni elemanlarını tanıştırdı ve aşağı indi.

Thor, akşama kadar kalıp çakmayı da en ince ayrıntısına kadar öğrendi. Birkaç gün sonra işini hem çok hızlı, hem de çok düzgün yapıyor, başka kalıpçıların hatalarını düzeltiyordu. Elindeki tekici öyle güzel ve ustalıkla kullanıyordu ki on daireli bir katın kalıbını tek başına bir günde çakıyor, diğer işçilere gerek bile kalmıyordu. Zaten hepsi de oturmuş ona hayranlıkla bakıyorlar, elindeki tekiçle sadece bir sefer vurarak tam denk getirdiği çivilerin iki tanesini sadece bir saniyede çakmasını zevkle izliyorlardı. Ustabaşı ya da patronlardan biri geldiğinde ise gözcülük yapan birisi haber veriyor ve hemen ellerine tekiçlerini alarak çalışır gibi yapıyorlardı.

 Ustabaşı ya da patronlardan biri geldiğinde ise gözcülük yapan birisi haber veriyor ve hemen ellerine tekiçlerini alarak çalışır gibi yapıyorlardı

Thor, akşamları da Darcy'den hem Türkçe hem de Türkçe'nin Karadeniz şivesini öğreniyordu. Bazen Jane ile birlikte Darcy'nin evine gidiyorlar ve dilini geliştirmek için İngilizce altyazılı Türkçe filmler izliyorlardı. Thor, en çok da Cüneyt Arkın'ın filmlerini seviyordu. Cüneyt Arkın'ın tam bir hayranı olmuştu, onun yaptığı hareketleri ve dövüş tekniklerini özellikle uçan tekmeyi öğrenmeye çalışıyordu.

     Hatta bu adamın Asgard'dan geldiğine bile kendini inandırmıştı

Hatta bu adamın Asgard'dan geldiğine bile kendini inandırmıştı. Zaten onun hayatı boyunca üç yüzden fazla film çevirdiğini öğrendiğinde en az altı yüz ya da bin yaşında filan olduğuna kanaat getirmişti. Bu Midgardlı bir insan ömrü için oldukça fazlaydı. Asgard ya da başka bir diyardan gelmiş olduğu kesindi.

Thor akşamları iş dönüşü eve geldiğinde hemen duşa giriyor, Jane ise yine havlu verme bahanesiyle onu duş alırken izliyordu. Thor, inşaatın tepesinde çalıştığı için güneşten etkilenmiş, atletinin olduğu yerler beyaz kalsa da geri kalan yerleri kızarmıştı. Amele yanıklarını bile hayranlıkla izleyen Jane, bir yandan da Thor için üzülüyordu. Buralarda tam anlamıyla harcanıyordu.

     ...

Asgard'a ise hiçbir şey eskisi gibi değildi. Thor'un eksikliğini babası Odin ve annesi Frigga kadar arkadaşları ve en çok da Loki hissediyordu. Loki, hayatındaki en büyük düşmanı ve aynı zamanda en iyi arkadaşı ve kardeşi olan Thor gittikten sonra kime çatacağını düşündü. Önce Leydi Sif'in yanına gitti. Arkadaşlarıyla konuşurken sesli bir şekilde "pırt" yaptı ve "Leydi, o ses neydi?" diyerek suçu Leydi Sif'in üzerine atmak istedi ama Leydi Sif, ona öyle bir ders verdi ki ömrü boyunca unutamayacaktı. Çok sevdiği saçlarından bir tutam Leydi Sif'in elinde kalmıştı. Canı sıkılan Loki, bu kez Sifrost'a giderek Heimdall ile dövüşmeye kalktı. Heimdall'ın zaten canı sıkkındı ve ondan da temiz bir dayak yiyen Loki, eve döndü ve birkaç gün odasından dışarı bile çıkmadı.

     Odin ve Frigga, Loki'nin başına gelenleri duydukları halde ses çıkartmadılar, Leydi Sif ve Heimdall'a "Oğlumuzu niye dövdünüz?" diye hesap bile sormadılar

Odin ve Frigga, Loki'nin başına gelenleri duydukları halde ses çıkartmadılar, Leydi Sif ve Heimdall'a "Oğlumuzu niye dövdünüz?" diye hesap bile sormadılar. Çünkü onların haklı olduklarını çok iyi biliyorlardı. Loki'nin odasına kapanıp günlerce dışarı çıkmamasını da huzur veren bir fırsat olarak gördüler.

Thor'un bir an önce gelmesini en çok Loki istiyordu. Thor geldiğinde bıçak bulmuş çingene gibi sevinecek, ona tatlı sürprizler (!) hazırlayacaktı. Bu nedenle günlerce kapandığı odasında planlar yapıyor ve çeşitli fesatlıklar düşünüyordu.

 

     ...

(Devam edecek)

 

Bölüm : 14.05.2025 15:26 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...