

BÖLÜM 6: NEW YORK'TA TÜRK LOKANTASI
Beş blok ötedeki lokantadan içeri girdiklerinde bir garson onlara "Hoş geldiniz" diyerek büyük bir masa gösterdi. Böyle bir konukseverlik ne Çin, ne Meksika ne de Hint lokantalarında vardı. Her taraf pırıl pırıl, aydınlık ve tertemizdi. Masaya oturduklarında şef garson yanlarına gelerek saygılı bir ifadeyle hepsine de "Hoş geldiniz, ne arzu dersiniz?" diye sordu. Darcy yarım yamalak Türkçesi ve Karadeniz şivesiyle:
- Bize önce birer çorba, sonra da şiş kebap getir. Benimki bir buçuk olsun, dedi. Loki, masadaki menüye bakıp döner yemek istediğini söyleyince hep birlikte güldüler. Loki şaşkın şaşkın onlara neden güldüklerini sorunca Thor açıkladı:
- Sen zaten hayatın boyunca dönüp duruyorsun. Başka şey yeseydin şaşardım zaten, dedi.
Biraz sonra başka garsonlar gelerek masayı mezelerle donattılar. Darcy, buraya daha önce de geldiği için sıcacık lavaşa Trabzon tereyağı sürüp çiğ köfte, ezme ve taratorla birlikte dürüm yaptı, diğerleri de ona bakarak aynısını yaptılar ve aperatif olarak birer-ikişer lokma aldıktan sonra sıcacık çorbalar geldi. Özellikle Loki uzak yoldan geldiği için acıkmıştı. Darcy ise zaten hep açtı ve çorbaları ikisi birlikte kısa sürede bitirip diğerlerini beklediler. Bu arada gözgöze geldiler ama Darcy onun gözlerine bakmak istemiyordu. Çünkü daha önceden onun yaptıklarını Thor'dan duymuş ve nefret etmişti. Şimdi ise Thor'la barıştıklarını varsayarak bu davete katılmıştı ama yine de Loki'ye soğuk davranmaya devam etti.
Loki ise Darcy'nin gözlerine bakmaktan kendini alıkoyamıyordu. Daha önce böyle ilginç ve kendine uygun biriyle hiç karşılaşmamıştı. Kız hem hoşuna gitmişti hem de Midgardlı bir kızla evlenecek olan kardeşi Thor'dan asla geri kalmamalıydı. O Jane ile evlenirse Loki de başka bir Midgardlı ile evlenmeliydi ve bunun için Darcy gayet uygundu. Hem saftı, güzeldi, hem de oldukça bilgiliydi.
Thor ve Jane, kibar kibar çorbalarını yavaşça içmeye devam ederlerken, Loki kızı tavlamak için söze girdi:
- Darcy, sana bizim oralardan bahsetmiş miydim hiç? Çok güzeldir bizim memleket. Bir kere görmen lazım. Dünyadan çok daha büyük, çok daha gelişmiş bir yer. Gerçi beni pek sevmezler ama olsun. Ben böyle daha mutluyum. Herkesi kendimden nefret ettirmekte üstüme yok. Ne zaman başları sıkışsa kurtarıyorum onları, yine de yaranamıyorum kimseye.
- Şey, acaba o işleri başlarına açan sen olduğun için olabilir mi? Yani mesela sen olmasan başları belaya girmeyecek ve sen de kurtarmak zorunda kalmayacaksın kimseyi, öyle değil mi?
- Öyle, tamamen haklısın ama benim karakterim de bu işte, ne yapayım?
- Sen şuna karaktersizlik desene. Fırıldak gibiymişsin, Thor anlattı bize. Böyle topaç gibi dönüyormuşsun. Dakikan dakikana uymuyormuş ve kimse güvenmiyormuş sana.
- Ne desen haklısın ama insanların yokluğunda değerlerini daha iyi anlıyorum. Thor'un yokluğuna bir hafta bile dayanamadım ve kaçıp geldim. Şimdiden annemi ve babamı özledim.
- Onlar da seni özlemişlerdir, eminim.
Tam burada Thor araya girerek kahkaha patlattı:
- Evet, ben de öyle düşünüyorum. Beni değil seni çok özlemişlerdir. Canları sıkılıyordur şimdi hepsinin de. "Nereye gitti bu oğlan" diye sağda-solda arıyorlardır seni. Loki gelse de bizim başımızı derde soksa, sonra uğraşıp dursak da azıcık atraksiyon olsa diye düşünüyorlardır.
- Bir dakika ya, hiç arayıp sormadılar. Hakikaten beni sana mı postaladılar yoksa bunlar? Ben de kendimle övünüp duruyordum koskoca Heimdall'ı nasıl kandırdım diye. Aslında bu kadar kolay olmamalıydı. İlk denememde bana bu köprüden sadece babamın HGS kartı olmadan geçebileceğini söylemişti, ben de babamın kılığına girerek geçtim köprüden.
- Oğlum, seni bana kakalamışlar işte azıcık rahat etsinler diye, hala anlamadın mı?
- Ben gösteririm onlara döndüğümüzde.
Çorbalar bitince kebaplar geldi, incecik ve sıcacık pidelerin üstündeki pişmiş etler, közlenmiş biber ve domateslerle çok güzel görünüyordu. Dönerin lezzetine ise diyecek yoktu. Bitmeden birer porsiyon daha söylediler. Büyük bardaklarda ayranla birlikte iştahla yemeklerini yedikten sonra üzerine birer de Antakya usulü künefe çektiler. Garsonlar masayı toplarken de Türk kahveleri geldi ama Darcy dışında hiçbiri buna bir anlam veremedi ve tadını bilmiyorlardı. Darcy hemen kahvenin yanındaki sudan bir yudum aldı ve hüpleterek kahveyi içmeye başladı. Diğerleri de aynı şekilde ilk defa içtikleri Türk kahvesinin tadını aldılar.
Lokantadan çıkarak eve doğru yürümeye başladılar. Evden içeri girdiklerinde yediklerini henüz hazmedemedikleri için kendilerini salondaki koltuklara attılar. Darcy ile Loki televizyonda oyun oynamaya başladılar. Biraz sonra Jane mutfakta kahveleri hazırlayarak getirdi ve sohbete devam ettiler. Sohbet sırasında Thor'un aklına Cüneyt Arkın gelmişti. Hemen inşaatta çalışan arkadaşlarının birinden ödünç aldığı Cüneyt Arkın filmlerinden birini getirerek DVD'yi televizyona yerleştirdi ve izlemeye başladılar.
İzledikleri Cüneyt Arkın filmi Loki'nin de hoşuna gitmişti. Thor ise ona Cüneyt Arkın'ın üç yüzden fazla film çevirdiğini söylediğinde, iki-üç yılda bir film çevirebileceğini varsayarak Cüneyt Arkın'ın en az altı yüz yaşında olduğunu hesapladılar. Loki onun kesinlikle Midgardlı olamayacağını, olsa olsa Asgardlı olabileceğini söyledi, bu hepsinin de aklına yatmıştı.
Hemen internete girerek Cüneyt Arkın hakkında araştırma yaptılar. Çocukluk ve gençlik resimlerinde aynı Asgardlılar gibi parlak sarı saçları vardı ve asıl adı başkaydı. Onun takma isim kullanması hiçbirinin tuhafına gitmedi, kim olsa tanınmamak için yabancı bir gezegende böyle yapardı. Asıl adının "Fahrettin Cüreklibatur" olduğunu öğrendiklerinde ise Loki ile Thor'un ağzı birer karış açık kalmıştı. Jurack (Cürek) şehri, Asgard'ın en büyük şehirlerinden biriydi. Valhalla'ya giderken sol taraftaydı. Batur demek zaten yiğit savaşçı, kahraman demekti ve Cürek'in yiğit savaşçılarından biri olduğuna, yüzyıllar önce bir şekilde Asgard'dan Midgard'a kaçtığına emin olmuşlardı.
Cüneyt Arkın Türkiye'de yaşıyordu ve Eskişehir'de oturuyordu. Hafta sonunda onunla tanışıp görüşmek ve kabul ederse Asgard'a götürmek üzere anlaştılar ve geç olduğu için Darcy herkesle vedalaşırken diğerleri ayrı odalara çekilip uyudular.
...
(Devam edecek)
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 360 Okunma |
103 Oy |
0 Takip |
12 Bölümlü Kitap |