
25.12.2024
Helüü, ben geldim :)
Nasılsınız bakalım? Günün ikinci bölümü, bence mutlusunuz.
Çok sıkmayayım sizi, yapacaklarınızı biliyorsunuz. Oy ve yorumlar yağsın bu geceee!
İyi okumalar <3
...
Gün ağardığında dertlere şifa ve zehir dağıtılır derler eğer ki havada güneş olursa şifa, bulut olursa zehir dağıtırmış dertlere.
Uyandığım bilmem kaçıncı dakika da gökyüzünde buluttan başka bir şey yoktu. Az önce üstüme giydiğim bluz ve pantolon ikilisinden bile bunaldım.
Odada duramayacağımı fark edince çıktım koridora. Giriş kapısının önünde durdum, salonda oturmanın anlamı yoktu.
"Aferin, anlıyorsun laftan," Ethemciğimin sesiyle ona döndüm. Gözlerindeki nefretin sebebi sadece onun kanını taşımıyor oluşum değildi, bunu hissetmiştim.
"Gidiyor muyuz?" dediğimde abim mutfaktan çıkıp yanıma geldi.
"Evet hadi çıkın." Serpil'in sesiyle kapının kilidini açıp dışarı adımladım. Ayakkabımın bağcıkları gevşekti ama olsundu.
Arabaya bindiğimizde abim hemen yanıma oturdu. Elimi sıkıca tutup yanımda olduğunu hissettirdi.
Araba usulca ilerlerken camdan dışarıya baktım. Gökyüzünde yine bulut vardı.
Yağmur bulutu.
Bir kaç dakikada olsa gözlerimi kapatıp bekledim. Hastaneye varana kadar açmak istemedim. Öyle de yaptım aslında.
Abimin seslenmesiyle gözlerimi açıp ona baktım. Kapımı açıp çıkmamı bekledi. Arabadan inip karşımda duran koca binaya baktım.
Özel Hanzade Hastanesi.
Hanzade.
Soyisim oldukça tanıdıktı. Bunlar yaptıkları projelerle ünlü değiller miydi allasen?
Ethem'in de düşmanı olan Hanzadeler.
Abim yeniden elimi tuttuğunda önümüzde yürüyen iki cahile baktım. Canımı her ne kadar yaksalar da güçlüydüm.
İzlerim beni güçlü yapardı.
"Ethem Aktürk," dedi sadece danışmada ki kadına.
"Üçüncü kat, sağdan ikinci odada sizi bekliyorlar Ethem Bey." göz devirdim. Beymiş!
Pabucumun beyi.
Üçüncü kata çıkıp kapının önüne geldiğimizde içeriden konuşma sesleri geliyordu. Ethem kapıyı açtığında sus pus olmuşlardı.
Sırayla içeriye girdiğimizde gözlerim etrafı tarıyordu.
İkinci sandalyede oturan kadın yüksek sesli bir şaşkınlık nidası çıkarıp elleriyle ağzını kapattı. Bakışları bendeyken gözleri doldu.
Kadının bana olan benzerliğine şaşırdığımı belli etmeden odada olanlara göz gezdirdim.
Ethem yaşında bir adam vardı kadının yanında. Göz renklerimiz aynıydı. Adam orta yaşlı olmasına rağmen nasıl bu kadar yakışıklıydı?
Adamla kadının yanında 20 küsür yaşlarında biri oturuyordu. Tahminimce oğullarıydı. Bana bakıyordu ama gözlerinde hiç bir ifade yoktu. Dudaklarında yok diyebileceğim bir tebessüm vardı.
O genç adamın yanında benimle yaşıt birisi vardı. Kardeşim miydi, abim mi?
Bana olan bakışları soğuktu ama şaşkınlıkta vardı. Duygularını çözemiyordum.
"Buyrun şöyle oturun," doktorun gösterdiği yere sırayla oturduğumuzda sıkıntıyla ofladım. Kapı çalınca bakışlarım oraya kaydı. Benimle yaşıt olan yüksek ihtimal karıştırıldığım kız içeri girdiğinde yüzümdeki iğrenen ifadeyi saklayamadım.
Giydiği kısacık şort kalçalarını kapatma görevini bile yerine getirmiyordu. Üstünde sadece göğüslerini kapatan crop ve yüzünü soktuğu boya kutusu onu insandan çok maymuna çevirmişti.
Göz devirip önüme döndüğümde bana gülerek bakan adam vardı, göz kırpıp 'ne var?' dercesine kafamı salladım, omuz silkti.
"Yaşamak zorunda kaldığınız bu içler acısı durum yüzünden özürlerimi sunmak isterim. O yıl yaşanan kargaşa sonrasında böyle bir olay yaşanması muhtemeldi." deyip DNA testi kitlerini masasına koydu. "Eminim ki sizler öz kızlarını almak isteyecek ve güzel bir şekilde sonuca varacaksınızdır."
İzlerim sızladı.
"Ne diyorsun lan?" deyip öne doğru eğildim. Dirseklerimi dizlerime yaslayıp sağ tarafımda kalan doktora 'hayırdır' dercesine elimi salladım. "İki ailenin hayatı mahvolmuşken ne özürü, dingil?" dediğimde benim yaşıt olan çocuk sırıttı.
"Ben," doktorun sözünü kesip ayağa kalktım.
"Sen ne lan, sen ne? Bu ne biçim bir hatadır ya?" dediğimde abim kolumdan tutup kalktığım yere oturmamı sağladı. Bana tebessüm ederek bakan genç adam abimin kolumu tutan eline bakıp kaşlarını çattı.
"Ne yapacaksan yap, adamın sinirini bozma!" dememle doktor 'deliye çattık' dercesine kafasını salladı ve hemşireyi çağırdı.
"Kan almamız gerek, buyrun şöyle alalım sizleri." dediğinde ben, Ethem, benimle yaşıt olan kız ve biyolojik baba ayağa kalktı. Sedye olan yere geldiğimizde ilk ben oturdum.
Kan alınırken gözümü iğneden bir saniye ayırmayıp kanımın şırıngaya doluşunu seyrettim.
Aynı şeyler diğerlerine de yapılırken odada durmayıp dışarı çıktım. Kapının sol tarafında kalan sandalyeye oturup başımı ellerimin arasına alıp ovaladım.
Yanımda hissettiğim hareketlilikle kafamı çevirip baktım. Biyolojik anne bana bakıyordu yine.
"Merhaba ben Zeliha Hanzade." dediğinde tebessüm ettim.
"Merhaba, Okyanus," deyip duraksadım. Soyismim doğru değildi. Söylesem neye yarardı ki?
Kadın anlamış olacak ki güldü.
"Ben annenim," deyip durdu. "Yani bence öyle olmalıyım." şarkı repliği gibi konuşmasıyla güldüm.
"Bende kızınmışım o zaman." saçma olan cümleme gülmedi hiç.
"Evet, kızımsın." deyip elini saçlarıma koydu. Nazik parmakları saçlarımı okşadı. Abim odadan çıkıp koridorda ilerledi ve arkasını dönüp bana sigara içmeye çıktığını belirtti. Göz kırpıp öpücük atınca kıkırdadım.
"Abinle iyi anlaşıyorsun," arkamdan gelen yumuşak ama otoriter sesle irkildim. "Özür dilerim güzelim, korkutmak istememiştim."
"Sorun değil," dediğimde karısının yanına oturdu.
"Ben Oğuz," deyip göz kırptığında tereyağı gibi eridim sanki.
"Okyanus," deyip tebessüm ettiğimde ikisi de güldü.
Telefonumun mesaj sesini duyunca bir dakika anlamında işaret parmağımı gösterdim.
Abilerin Kralı: Güzel kızım, eğer seni sıkarlarsa seni dışarıda bekliyorum.
Siz: Tamam abicimm
"Okyanus, sana bir şey söylemek istiyoruz biz." telefonumu kapatıp dikkatimi onlara verdim. "Eğer test olumlu çıkarsa, yani öyle çıkacakta." dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım gülmemek için.
"Olumlu çıkacağını biliyorum," dedim göz temasını kesmeden.
"O zaman... Bize bir şans vermek ister misin, bizimle yaşamak ister misin Okyanus?" şaşırdım söylediklerine ve bunu belli etmekten çekinmedim.
"Reşit olmadığım için alma hakkınız var ki." dediğimde biyolojik baba samimi bir şekilde güldü.
"Nazik olmaya çalışıyorum yavrum, neden bozuyorsun?" dediğinde kıkırdadım. Nasıl kıkırdamak derdim ki benim gülüşüm dinozor sesi gibiydi resmen.
"Pardon, pardon." deyip hafifçe boğazımı temizledim. "Çok naziksiniz beyefendi, bu teklifinizi değerlendireceğim ancak bilirsiniz ben kanıtlar olmadan konuşmam." deyip arkamda kalan odayı gösterdim. Oynadığım oyunu anlayıp gülerek karşılık verdi.
***
Dakikalar sonra doktor içeri çağırmış ancak ben abim gelmeden girmek istememiştim.
Abim gelince elini sıkıca tutup içeri girdim. Sonucu her ne kadar biliyor ve istiyor olsam da heyecanlıydım. Abim kulağıma eğilip sakin olmamı söyleyip saçlarımı öpse de olmuyordu.
"Sizlerde kesin olarak sonuçları bilseniz de DNA testi sonuçlarını okumak isterim."
"Seni öldürmek isterim." diye fısıldadım. Fısıldamam sessiz oda da çığlık gibi duyulsa da umrumda olmadı.
"DNA testi sonuçlarına göre Irmak Hanzade ve Ethem Aktürk'ün genleri %99.9 oranında uyuşmakta, aynı şekilde Okyanus Aktürk ve Oğuz Hanzade'nin genleri %99.9 oranında uyuşmakta."
Genler uyuşuyordu.
İzlerim uyuşuyordu.
Karıncalanıyordu.
Nefes alamadım bir an, gözlerim karardı. Yaşadıklarım yeniden gözlerimin önünden geçti, elim kalbimin üstüne gitti. Sıktım göğsümü acısını almak istercesine. Kalbimin üstündeki iz sızladı. Sızım sızım sızladı.
Gökyüzüne güneş geldi ama içimdeki bulutlar geçmedi.
Kulaklarıma sesler doldu. Dudaklarıma bardaktan,su boşaltıldı ama izlerimin sızısı geçmedi. Biyolojik baba önümde diz çöküp saçlarımı okşadı abime yaslanmış olmama rağmen.
Engellere rağmen benimle ilgilendi.
Gözlerim Ethem'e kaydı. Kızının saçını öpüyordu. Kalbim sızladı bu defa.
Engeller olmamasına rağmen bana kötü davranmıştı.
Doktora döndüm. Bakışları o kadar umursamazdı ki sinir katsayım arttı.
"Lan beyinsiz," deyip bir hışımla ayağa kalktım. Gözüm kararsa da umrumda olmadı, masasının oraya gittim yakasını iki elimle kavrayıp sıktım. "Geberteceğim seni, adi piç! İnsanların hayatını mahvetmeye hakkın mı var köpek?"
Ben onu öldürmeye çalışırken duyduğum cümle dumura uğrattı.
"Herkes kendi kızını alsın!"
Ethem'e baktım. Kızına sevgiyle baktı.
Güneş yaktı kavurdu etrafı, yüreğimdeki bulutlar gürleyerek yağdı toprağa. Toprakta tohum vardı, büyüdü daha çok büyüdü bir filiz oldu. Bulut zehir değil şifa getirdi dertlere.
Bölüm sonu efenim.
Neden ağladım?
OĞUZCUĞUM KIZINI ÜZME ALIRIM AYAĞIMIN ALTINA!
Oy ve yorumlar yağdı mı bakayım?? Gözlüklerimi takmadım da göremiyorum dmcşdmdşsm
Kurgularımdan haberdar olmak için beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayıın..
İnstagram: z.nesa_
Tiktok: z.nesa_
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 59.03k Okunma |
3.84k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |