33. Bölüm

32. İntikamın Güzel Sonu

Z. Nesa
z.nesa_

15.05.2025

Ay helüü, ben geldim :)

Yazım hatalarını düzeltemedim, hatalar affola.

Finalimize son 2 bölüüm 🥹

Keyifli okumalar.

...

Bir insan kendinden daha çok sevdiği kişi için her şeyi yapabilirdi. Karıncayı incitmemiş olsa bile cinayet işleyebilir, yalan söyleyebilir ve hayatını tehlikeye atabilirdi. Hele ki sevdiğiniz o kişi canınızın yarısı, ikizinizse ve onu daha yeni bulduysanız kaybetmemek için canınızı bile verirsiniz.

Taksiciye parayı uzatıp araçtan indiğim gibi etrafta gözlerimi gezdirdim. Geldiğim yer tenha bir inşaattı. Yapımı aylar öncesinden durdurulmuş, beş katlı bir binaya aitti. Yanımda sadece telefonumun oluşu beni tehlikeye sürüklüyor olsa da Deniz ve abilerim için o kızla konuşabilirdim.

İnşaatın merdivenlerini hızlı hızlı çıktığımda spor ayakkabım toz olmuştu. Telefonumu sıkıca tutup birinci katın içerisinde ilerledim.

"Irmak!" sesim havanın sıcaklığına tezat olarak soğuk ve mesafeliydi. "Neredesin? Karşıma çık!"

Meydan okuyordum. Basbayağı meydan okuyordum ve ondan korkmuyordum. Üst katın merdivenlerinden gelen adım sesleriyle o tarafa döndüm. Irmak yaptığı o ağır makyajla ve giydiği crop, şort ikilisiyle bana doğru geliyordu. Elinde ise bir kahve bardağı vardı.

Psikopat buraya gelmeden önce kafeye uğramış olmalıydı.

"Hoşgeldin Okyanus." deyip kahvesinden bir yudum içti. "Tek gelmişsin bakıyorum?" kısaca etrafta gözlerini gezdirdi ve bana döndü. "Ne o? Ben gelmeden konuşuyordun. Beni görünce korkup sustun." dilini dudaklarının üstünde gezdirdi.

"Ne söyleyeceksen söyle. Seninle uğraşamayacağım!" kaşlarını kaldırıp gözünü üstümden çekti.

"Asabisin biraz." topuklu ayakkabısıyla bana doğeu geldi. "Deniz nasıl?" elini göğsüne bastırdı. "Canım ikizim, onu o halde görünce çok üzüldüm biliyor musun?"

"Kes sesini!" işaret parmağımı ona doğru salladım iki kez. "Salak salak konuşup beni sinirlendirme! İkizimden ve ailemden uzak dur!" her bir kelimeyi bastırarak söylemiş olmam onu daha da sinirlendirmişti.

"Söylediklerimi dikkate almanı öneririm." kahve bardağını yere attı. "O evden bir ceset çıkacak Okyanus, ister kabul et ister etme. Bir ceset çıkacak ama herkes ölecek."

"Neden Deniz'e dokundun?" omuz silkti.

"Ne yaptım ki?" elini çenesine yasladı ve düşündü. "Sadece konuşmak istedim o ise beni sinirlendirmeyi seçti. Bende kafasında şişe kırdım."

Gözlerimi kapatıp öfkemi dizginlemeye çalıştım. Yanlış bir hareket yapıp suçlu durumuna düşmek istemiyordum. Duyduğum keskin bir ses gözlerimi aralamama sebep oldu.

Irmak elinde bir avcı bıçağıyla bana bakıyor ve bıçağı kılıfa sokup çıkartıyordu.

"Tek gelmen hiç iyi olmamış." tam karşımda durduğunda üstüne sıktığı parfümden olsa gerek nefes alamadığımı hissettim ve öksürmeye başladım. "Aa, astımdın sen değil mi?" üzgün bir şekilde elini sırtıma koydu. "Çok geçmiş olsun tatlım." dilini damağına vurarak cıkladı. "Bak gördün mü işimizi, keşke tek gelmeseydin. Ya astım öldürecek seni ya da ben. Kim kurtaracak seni?"

"Tek geldiğini kim söyledi?" sol tarafımdan gelen sesle sırıtmaya başladım. Abdullah elinde tuttuğu ince dal parçasıyla bize doğru geliyordu. Arkasında ise Selçuk vardı. O ise elinde tuttuğu astım ilacımı bana attı. İlacı tutup yanımdaki kızdan uzaklaşıp derin nefesler almaya çalıştım.

"Siz kimsiniz?" elindeki bıçağı aşağı indirmesine fırsat bilen Abdullah elindeki dal parçasını savurup bıçağın düşmesini sağladı. Irmak'ın arkasından gelen Çiçek ise kaynak olduğunu düşündüğüm saçları eline dolayıp geriye doğru çekti. Dengesini sağlayamayan kız çığlık atarak yere düştüğünde Çiçek kahkaha atarak güldü.

"Biz kim miyiz? Biz tek sandığın o kızın ailesiyiz!" yanağına attığı tokatla Irmak kendisini geri çekti.

"Biz o kızın her şeyiyiz." Katın sonundaki duvardan çıkan Ali abim elinde tuttuğu ses kayıt cihazını bir sağa bir sola sallıyordu.

"Biz o kızın abileriyiz." Fatih abim ise merdivenden çıkıp sırtını duvara yasladı.

"Biz o kızın çok sevdiği kardeşleriyiz." Selçuk Abdullah'ın omzuna kolunu atıp yanımdaki kıza ters bir bakış attı.

"Biz o kızın güvendiği kişileriz." Poyraz abim bana göz kırpıp Ali abimin yanına geçtiğinde ona güvendiğim için bir kez daha mutlu oldum.

Bugüne kadar en çok kalbimi kıran o olmuş olsa da tüm yaralarımı iyileştirmişti.

"Ve biz o kızı kurtaran kişileriz." Yakup abim son noktayı koyarak yanında bir polis memuruyla merdivenleri çıktı.

"Ne saçmalıyorsunuz?" deyip geri geri gitmeye çalıştı ancak Alparslan abim kollarını tuttuğu için hareket edemiyordu. Polis ona doğru gelip kelepçeyi bileklerine uzattığında Irmak çığlık atıp geri çekildi. "Babamı çağırın, onsuz hiçbir yere gitmem!"

"Onu da tıkacağız oraya! Hiç merak etme." Yakup abim kolunu omzuma,atıp beni kendisine çektiğinde kafamı göğsüne yasladım.

"Seni cinayete teşebbüs suçundan göz altına alıyorum." polis kelepçeyi bileklerine geçirip onu kolundan tutup aşağıya indirdiğinde Fatih abim iki kere zıplayıp bana doğru geldi.

"Az önce anlamadım ama biz sanırım senin her bir şeyiniz!" bu sözüyle herkes güldü.

"Nasıl anlamazsın bunu?" deyip hafifçe omzuna yumruk attım. "Siz tabi ki benim her bir şeyimsiniz!" dediğimde Fatih abim herkesin bebek sevdiği anda yaptığı o meşhur mimiği yaparak yanaklarımı mıncırdı. Herkes kahkahalarla gülüp geçtiğinde el ele tutuşup inşaat alanından çıktık.

Ciddi mânâda el ele tutuşmuştuk.

Komik ama tatlı bir görüntüydü.

"İyi ki hastane çıkışında seni görmüşüm. Yoksa adım kadar eminim ki gelip bize söylemezdin Okyanus." Poyraz abim bana yandan bir bakış attığında şirince gülümsedim.

"Söylerdim ki." gülerek yanağımdan makas aldı. "Çünkü ben uslu bir kardeşim." gözlerimi hızlı hızlı kırpıp tatlı bir ifadeyle baktım. Eğilip yanağımı sulu sulu öptü.

"Oh!" deyip yeniden öptü. "Uslusun tabii hem de kardeş olanından." göz kırptığında Yakup abimin bana baktığını gördüm. Hastanede olan konuşmalarımız bir bir aklıma düştü.

Birkaç saat öncesi, hastane

"Ne anlatacaksın Okyanus?" Ali abim oturduğu sandalyede tedirgince sol bacağını oynattığında Atlas ve Alparslan abimde kantine geliyordu. Poyraz abim hastaneden çıkacakken beni görmüş ve nereye gittiğimi sormuştu. Söylemek istemesem de tek başıma onu alt edemezdim. Bu yüzden abi tayfasına söylemek için onlardan kantine gitmelerini istemiştim.

"Kötü bir şey mi oldu abim?" Yakup abim masanın üstüne bastırdığım elimi tutup bana doğru döndü.

"Abi," deyip hafifçe öksürdüm. Telefonumun ekranını açıp gelen mesajı herkesin göreceği şekilde masaya bıraktım.

"Bu mesaj kimden geldi?" Fatih abim kaşlarını çatarak ekrana bakıyordu.

"Kimden olacak, o kızdan tabi ki!" Ali abim ikizinin sorusuna yanıt verdiğinde herkesin yüzündeki o huzursuz ifadeye tanık oldum.

"Kalkın, gidiyoruz." Yakup abim bir anda ayağa kalkıp bize de kalkmamız için eliyle işaret etmişti.

"Plan ne abi?" Fatih abim, Yakup abimin yanına gidip yavaş yavaş yürümeye başladı.

"Plan falan yok, doğaçlama ilerleyeceğiz!" bana kısa bir an baktığını hissettim. "Hedefimiz Okyanus'u korumak. O kadar,"

Şimdiki zaman, inşaat alanı

"Ama abim nasıl karizmatikti o an. Değil mi lan Fatih?" deyip ikizinin ensesine vurdu.

"Ne vuruyorsun lan dangalak?" ensesini ovuşturup ikizine göz devirdi. Ben onların bu hareketine kahkahalarla gülüyorken Yakup abimin telefonu çaldı. Arayan kişinin kim olduğuna bakıp aramayı yanıtladı ve etrafa bakınırken karşı tarafın konuşmasını bekledi.

"Alo?" omzuma sardığı kolunu biraz daha bana sarınca kafamı göğsüne bastırdım. "Ne diyorsun anne?" dediği anda bütün vücudum kaskatı kesildi. "Tamam, tamam geliyoruz." aramayı sonlandırdığında bakışları bizde dolaştı.

"Abi, ne dedi annem?" Ali abimin sorusuyla korktuğum, yaşamaktan çekindiğim tüm o huzursuzluğum gün yüzüne çıktı.

"Deniz," yutkundu ve gülümsedi. "Deniz uyanmış." dudaklarımda paha biçilemez bir gülüş olduğunda gözlerim irileşmişti.

Kalbimde bir anda açan çiçekler, öten kuşlar ve parlayan bir güneş gelen baharın simgesiydi.

Bahar ise Denizdi.

Bölüm sonu.

Ay, uyandı uyandı! Bizi bırakmaz ki yarımcığımız. Hem biz onun intikamını aldık, değil mi? Ama nasıl güzel aldık be!

İnstagram, tiktok: z.nesa_

Bölüm : 15.05.2025 13:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...