34. Bölüm

33. Hazırlık

Z. Nesa
z.nesa_

22.05.2025

Herkese selaamm, nasılsınıızz?

Yeni bölümümüz karşınızdaa. (Alkış, alkış)

Haftaya bölüm gelmeyecek, iki hafta sonra final bölümümüz yayımlanacak.

Duygusal bir anneyim şuan 🥹

Keyifli okumalar.

İnsan yaşamaya devam etmeli. Ölmeyi istemek bencillik olmalıydı. Ona ait olan bir hayat varken eliyle dokunduğu yerleri güzelleştirmeli, çirkinlerden kurtulmalıydı.

Ölümden korkmamalıydı, kendi ölümünden de sevdiklerinin ölümünden de korkmamalıydı.

Kollarım Deniz'in bedenini sımsıkı sararken zihnimde dönüp dolaşan düşünceler aynıydı.

"Eğer biraz daha sıkacak olursan kemiklerim kırılacak ikiz." tutuşumu gevşetip kendimi ondan uzaklaştırdım. Başındaki sargı bezi ve üstündeki açık mavi renge sahip hasta kıyafeti onu benliğinden uzaklaştırıyor; gözlerinin altındaki morluklar, yüzündeki yorgunluk bir canlı olduğunu ona hatırlatıyordu. Ancak ne olursa olsun o Deniz'di. İkizimdi. Canımın yarısıydı.

"Canın acımıyor değil mi?" deyip ellerimi yanaklarına bastırdım. Gözleri bana baktığı her saniye parlıyordu.

"Hayır, korkma artık. İyiyim ben." bileklerimi tutup ellerimi aşağı indirdi ve sıkıca tuttu.

Ben yatağın köşesinde oturuyordum anne ve babam refakatçi koltuğunda oturuyordu. Diğerleri ise ayakta duruyordu.

"Aslanım, korkuttun bizi." Yakup abim sol tarafımıza gelip elini Deniz'in omzuna koydu ve sargı bezi olmayan boşluğa dudaklarını bastırdı.

"İyiyim abi, korkmayın. Gerçekten iyiyim." bakışları annemdeydi. "Gözlerin kıpkırmızı olmuş anne, üzülme artık." annem gözyaşlarını sildiği peçeteyi avcunun içinde buruşturmuştu. Ayağa kalkıp Deniz'in diğer tarafına geçti.

"Annem, sana ölürüm ben." deyip Deniz'in yanağını öptü. "Sen hep iyi ol oğlum, gözlerimin kızarıklığı elbet geçer." deyince bana baktığını hissettim. "Hepiniz iyi olun." deyip saçlarımı okşadı ve benimde yanağımı öptü.

Kıskanacağımı ve belki de kırılacağımı düşünüyordu. Belki de ikiz olduğumuz için birimizi eksik etmiyordu.

"Ne zaman gideceğiz eve?" Deniz'in sitemli sesi odada duyulduğunda kafasını yastığına bastırdı. "Çok sıkıldım artık." dediğinde abi tayfası gülmüştü.

"Lan oğlum, daha yeni uyandın. Az sabret, bugün yarın çıkarsın." tam o sırada kapı aralandı. Yine adını unuttuğum doktor içeri girdiğinde ilk önce babamla sarıldılar sonra abi tayfasıyla selamlaştı ve bana döndü.

"Naber kız?" dediğinde gülüp omuz silktim. "Adım neydi benim?" boş boş yüzüne baktığımda kahkaha atmaya başladı. "Yine mi unuttun?" omzumu kaldırıp indirdim.

"Hatırlıyorum," dediğimde beklentiyle yüzüme baktı. "Rüzgâr çeşidi." dediğimde bu defa gözlerini kapatıp güldü.

"Aslında doğru," deyip gülmeye devam ederken hasta dosyasını açtı ve bir şeyler yazdı. "Nasılsın kerata?" dediğinde Deniz fırsattan istifade eve gitmek istediğini söyleyip yalvarmaya başladı. "Sakin ol paşam, gideceksin sabret." Deniz'i kontrol ettikten sonra iyi olduğunu ve bir gün daha kalıp çıkabileceğini söylemişti.

"Senin bir bölümün yok mu?" dediğimde kapıya dönük olan bakışları bana değdi.

"Anlamadım?" kaşlarını çattı.

"Biz hangi olaydan gelirsek gelelim hep sen bakıyorsun bize." dediğimde yine gülmüştü. "Yeter ama Lod, hep gülecek misin?" dememle daha çok gülmeye başladı.

Lodos muydu adı? Eğer değilse büyük rezil olmuştum.

"Lod ne kız?" deyip ellerini önlüğünün cebine koydu. "Akrabalık kontenjanından yararlanıyorsunuz siz." deyip daha fazla açıklama yapmadan çıkmıştı.

Sahi neydi bu adamın bölümü?

"Lakap takma konusunda Okyanus gibi olun!" Ali abim elini göğsüne koyup kafasını aşağı eğdiğinde gülerek omzuna vurdum.

"Dalga geçmeyin, isim hafızamın kötü olması benim suçum değil." deyip Deniz'e döndüm. "Harbi lan, neydi ismi?" dediğimde Ali abim içtiği suyu yutamadan gülmeye başladığı için ağzındaki su etrafa fışkırmıştı. Etraftan çok Fatih abimin yüzüne fışkırmıştı.

"LAN!" yaslandığı duvardan ayrılıp yüzünü aşağı eğdi. "ALİ DÖVECEĞİM SENİ!" yüzünü buruşturup öfkeli bir şekilde gülmekten yüzü kızaran ikizine baktı. Ali abim hem benim halime hem de yüzünden su damlayan Fatih abime gülüyordu. Fatih abim ikizini kollarından tutup yüzünü tişörtüne sildiğinde Ali abim gülmeyi bıraktı.

"LAN FATİH!"

"Şş, çocuklar sessiz olun." babamdan gelen uyarı sonrasında ikisi de sessizce geri çekildiğinde Ali abim tişörtünün ıslanan yerine iğrenircesine bakıyordu. Poyraz abim hafifçe öksürdü.

"Eve gidip tişörtünü değiştir Ali abi." Ali abim yüzündeki boş ifadeyle Poyraz abime baktığında Poyraz abim ne var dercesine kafasını salladı. "Islanmış tişörtle duracak halin yok değil mi?"

"Sırf bir tişört ıslandı diye eve gidecek halim yok değil mi?" dediğinde Poyraz abim güldü.

"Gerçekten çok titizsin." dediğimde bana döndü.

"Çocukluğundan bu yana öyle." annemin sözüyle Poyraz abim kafasını eğip güldü.

"Ay sen utandın mı?" karşısına geçip yanaklarını sıktım. "Oy oy, utanmış bu." yanaklarını çekip kafasını sağa sola oynattım. Kollarımı tutup beni kendisinden uzaklaştırdı.

"Kaşınıyorsun Okyanus." dudaklarındaki sırıtışla bana baktığında kaşlarımı kaldırdım.

"Kaşı o zaman." dediğimde bacaklarımdan tutup beni sırtına attı. Evet, bir çuval gibi sırtına attığında çığlık atıp kollarımı Yakup abime uzattım. "Abi." dediğimde Poyraz abimin bacağıma hafifçe vurduğunu hissettim.

"Sus kız." deyip kapıya ilerledi. "Ben gidip Okyanus'u kaşıyıp geliyorum." deyip güldü. "Bitlenmiş herhalde, kaşınıp duruyor." kafamı kaldırıp bizimkilere baktığımda gülerek bize bakıyorlardı.

"Götüremezsin, ikizimin bana ihtiyacı var." ellerimi Deniz'e uzattım ama o oyunculuğa başvurup kafasını diğer yana çevirdi ve gözlerini kapattı. "Nankör!" dedikten sonra Alparslan abime döndüm. "Alpciğim Arslancığım." hafifçe gülüp ellerini kaldırdı.

"Üzgünüm Okyanus, yaşlandım artık. Ayağa kalkamıyorum." deyip göz kırptı.

"Seni yalancı." dediğimde Poyraz abim kahkaha atıp odadan çıktı. "Abi, böyle gidersek üstümüze gülerler."

"İnsanların söyledikleri umrumda olmamalı kardeşim." deyip hızlıca hastaneden çıktı ve arabasını park ettiği yere doğru ilerledi. Bize bakan insanları fark edebiliyordum.

Arabanın önüne geldiğimizde beni omzundan indirip arabaya binmemi söyledi ve şoför koltuğuna geçti.

"Nereye gidiyoruz ki?" derken kemerimi bağlıyordum. Abim ise kemerini çoktan bağlamış arabayı çalıştırmıştı bile dikiz aynasından arkayı komtrol edip ilerlemeye başladı.

"Deniz olayı yaşanmadan önce sana bi davet düzenleneceğini söylemiştim değil mi?" dediğinde kafamla onayladım. "Davete son iki gün kaldı ve annem hazır Deniz'de iyileşmişken gidip sana kıyafet bakmamız gerektiğini söyledi." deyip kısaca bana baktı. "Seni kaçırmamı mı isterdin ufaklık?" dediğinde güldüm.

"Kaçıramazdın ki!" dediğimde hafifçe gülüp önüne döndü.

"Allah'ın emriyle isterim kız," deyip bana öpücük attı. Kahkaha atıp kafamı iki yana salladım.

Bu Poyraz'ı çok seviyordum. Tanıştığımız ilk zamanlardaki hali zihnimden bir türlü silinmiyordu ama hatırlamak da istemiyordum. İlaçlarını kullanmaya devam edişi ve her içtiğinde bana gösterişi ona güvenmem için bir sebepti.

Araba kısa bir süre sonra kaldırım kenarında durduğunda geldiğimiz yer pencere pervazları bile parıl parıl parlayan bir dükkanın önünde durmuştuk.

"Hacı burası nedir böyle?" deyip ellerimi gözümün önüne siper ettim. "Gözlerim kör oldu ha!" Poyraz abim kahkaha atıp kapısını açıp indiğinde hiç beklemeden bende inmiştim.

"Gel güzelim, süsleyelim seni." elimi tuttuğunda yüzümü buruşturup ona baktım.

"Süslemek?" deyip elimi göğsüme bastırdım. "Pardon da benim süslenmeye ihtiyacım mı var?" bir anda duraksayıp kendime göz devirdim. "Egom da tavan." Poyraz abim elimi sıkıca tutup otomatik kapının açılması için bir adım ilerledi.

İçeri girdiğimizde görevli kadın yanımıza geldi. "Poyraz Bey, hoş geldiniz." deyip bana döndü. "Sizde hoş geldiniz." dediğinde abim kolunu belime doladı.

"Hoş bulduk. Kardeşim Okyanus için davet elbisesi bakacaktık." kardeşim kelimesinden sonra kadın bocalasa da belli etmeyip gülümsedi.

"Tabii, aklınızda bir model var mı Okyanus Hanım?" kadın konuşmaya devam ederken ben gözlerimi etrafta gezdiriyordum.

"Hayır, yok." Poyraz abim saçımı öpüp bekleme alanındaki koltuğa oturduğunda ellerimi belime koyup ona döndüm.

"Ne, niye bakıyorsun?" dediğinde elimle kalkması için işaret ettim.

"Ben elbiselerle boğuşurken öyle oturamazsın. Kalk, kalk." ellerini bacaklarına bastırarak ayağa kalktı.

"Tamam, ne yapıyoruz?" gözlerimi etrafta gezdirdim. Gözüme kestirdiğim elbiseyi gösterdim.

"Ben bunu deneyeceğim, sende kendine kıyafet bakacaksın." görevli kadın elbiseyi askıdan indirip deneme kabinine götürdüğünde Poyraz kafasını iki yana sallıyordu.

"Benim hazır kıyafetim var." kaşlarımı çattım. Derin bir nefes verdi. "Tamam güzelim, tamam." dediğindd gülümseyip kabine girdim. "Bari elbise yakışmış mı ona bakayım, öyle giderim." arkamı dönmeden başparmağımla tamam işareti yapıp kabine girdim.

Uzun uğraşlar sonucu elbiseyi giydiğimde uzun, etekleri yerde sürünen bir elbiseydi. Lila renkli, ince askılı bir elbiseydi. Kabinin kapısını açıp çıktığımda abimi duvara yaslanmış bir şekilde telefonuna bakarken gördüm.

"Pişt," dediğimde kafasını kaldırıp bana baktı. Gözleri dikkatlice üstümdeki elbisedeyken telefonunu kapatıp cebine koydu. "Nasıl olmuşum?" etrafımda döndüm.

"Çok güzel olmuş abicim." deyip yanağımı okşadı. "Bence başka elbise denemene gerek yok." dediğinde kafamla onayladım.

"Yoruldum zaten daracık kabinde giyerken," dediğime güldü. Tekrar kabine girip kendi kıyafetlerimi giydim. Çantamdaki telefonumdan bildirim sesi gelince abime doğru ilerlediğim sorada mesaj uygulamasına girdim.

 

HANZADELER

1/2: Fotoğraf

1/2: Nasıl olmuşum bacım

1/2: Bi yorumlarda yazın

Fetihler Sultanı: Heyt be

Fetihler Sultanı: Yakıyorsun kardeşim

1/2: Eyvallah abim

Üç Harf Abi: Kimin kardeşi be

Psikopat Poyraz: Benim

Üç Harf Abi: Sg kardeş

Annemm: Düzgün konuşun

Babamm: Yakışıklılığın babandan mı oğlum

1/2: Doğrudur baba

 

Siz: Yarımcım

 

Siz: Yahuşuhlu olmuşsun

1/2: Sağ ol ikizcim

 

Siz: 😘

Fetihler Sultanı: Lan Ali

Üç Harf Abi: Gene ne oldu lan

Fetihler Sultanı: Biz ikiz değil miyiz birader

Üç Harf Abi: İkiziz

Fetihler Sultanı: Lan o zaman niye Bizans'la Osmanlı gibiyiz anasını satayım

Üç Harf Abi: Susuyorum

 

Siz: Su iç

Üç Harf Abi: Komik şey seni

 

Siz: Okyanus farkı

Telefonumu kapatıp çantama koyduğumda Poyraz abim ücreti ödeyip elbiseyi koydukları paketi elinde aldı.

"Deniz çıkmış mı? Takım elbise giymişti." dediğimde kolunu omzuma atıp beni kendisine çekti.

"Lodos'a yalvarmış çıkartması için," dediğinde gülüp önüme döndüm.

Arabaya bindiğimizde radyodan kısık seste bir müzik açıktı. Kafamı cama çevirip dışarıyı seyrettim. Akşam ne olacağını düşünüyordum. Bir anlığına gözümün önüne, zihnime Atlas düştüğünde kaşlarımı çattım, olur olmadık anlarda aklıma geliyordu.

Bana iyi gelmediği gibi zihnime de iyi gelmiyordu. Dudaklarımdaki tebessümü gizlemek için elimi çeneme yasladığım sırada abimin güldüğünü gördüm.

"Neye sırıtıyorsun kız?" hafifçe öksürüp boğazımı temizledim.

"Hiç," dediğimde bana inanmamış gibi baktı ama üstüme gelmedi. Evin bahçesine girdiğimizde abim arabayı park edeceğini söyleyince inip kapıya ilerledim. Zile basıp kapının üstündeki aslana baktım.

"Vay, vay, vay." Deniz kapıyı açtığında kollarımı iki yana açtım. "Birader, seni göremez olduk buralarda ya!" deyip kollarımı gövdesine sardım.

"Arada uzaklaşmak iyi oluyor ikizcim."dediğinde omzuna hafifçe vurdum.

"Benden uzaklaşamazsın." dediğimde saçlarımı öptü.

"Uzaklaşmak isteyeni siksinler." kahkaha atıp geri çekildim.

"Terbiyesiz." göz kırpıp merdivenlere yöneldi. "Annemler nerede?" derken bende peşinden ilerliyordum.

"Hazırlanıyorlar, sende hazırlan istersen. Az kaldı davet saatine." kafamla onaylayıp odama geçtim. Birkaç dakika sonra Poyraz abim elbisemi getirdiğinde annem gelip hazırlanmam için yardım etmişti.

"ANNE, OKYANUS. HADİ KAÇ SAATTİR SİZİ BEKLİYORUZ!" Fatih abimin böğürmesiyle sağ elimle tuttuğum çantayı merdivenden aşağı attım. "AH, KAFAM!"

Tam isabet!

"Böğürme oradan Fatih abi, iniyorum işte." topuklu ayakkabılarım attığım her adımda ses çıkartıyordu.

"Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar davetkâr çalamaz." Ali abimin mırıltısı kulaklarıma dolduğunda tebessüm ettim. Son adımımı da attıktan sonra Poyraz abimin çaldığı ıslık diğerlerinin tepkilerine karıştı.

"Çok güzel olmuşsun prensesim." babam gelip yanaklarımı tuttuğunda ve alnıma dudaklarını bastırdığında dudaklarımdaki tebessüm büyüdükçe büyüyordu.

"Kavalyen olmak istiyorum." Ali abim kolunu büküp bana doğru geldiğinde Deniz onu kalçasıyla itip yanıma geldi.

"Ben varken sana mı bakar Ali Hanzade?" Ali abim ona somurtarak bakıp elindeki çantamı bana uzattı.

"Hadi artık vakit kaybetmeden gidelim." babam annemin belini tutup arabaya ilerlediğinde bizde Yakup abimin arabasına binecektik.

İki arabada arka arkaya yola koyulduğunda radyodan çalan şarkıya eşlik ediyorduk.

Mutluluk yeniden bizimleydi, kötülükler bir bir yok oluyordu. Ancak izler yine bizi bırakmıyordu. İzleri ya benimseyecektik ya da kapatacaktık ama her iki seçenekte de hayata devam edecektik.

Bölüm sonu.

Bunlar hep mutlu olsunlar ya!

Yeni bölümde görüşmek üzere.

İnstagram, tiktok: z.nesa_

Bölüm : 22.05.2025 17:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...