
28.12.2024
Helüü, ben geldim:)
Nasılsınız ballarım?
Bu bölüm bir tık olaylı geçmiş şimdi fark ettim :D
Oy verip yorum yaparak bölüme başlayabilirsiniz...
...
Acı; can yakan, gözyaşıyla beslenen ve yaşanmamış olmasına rağmen hissedilen bir olaydı.
Acının sebebi ise bir yara veya bir sözden oluşurdu. Gecenin kasvetiyle hissettim o acıyı, güneş doğdu, gözlerim açıldı ama acı geçmedi.
Tavanda gezen bakışlarım dün gece Poyraz'ın gözlerine baktığım gibi ifadesizdi. Derin bir nefes alıp yatakta oturur pozisyona geldim. Telefonumun ekranını açıp saate baktım.
09.38
Maşallah yine erken uyanmışız.
Yataktan ayaklarımı sarkıtıp kollarımı açtım ve gerindim.
"Günaydın yeni gün, lütfen bugün güzel geç." ayağa kalkıp banyoya ilerledim. İhtiyaçlarımı halledip odaya geri döndüm. Üstüme siyah bir eşofman ve aynı şekilde bir tişört giydim.
Saçlarımı tarayıp siyah renk ve mor çizgili bir bandana taktım. Komidinin üstündeki telefonumu cebime koyup odamdan çıktım. Asansöre doğru ilerlerken koridora bakıyordum.
Evin dizaynı çok iyiydi. Katlar paylaşılmıştı.
İlk katta biyolojik anne babanın odası ve çalışma odası vardı. İkinci katta Yakup ve Alparslan'ın odası vardı. Üçüncü katta ise benim, Deniz'in ve mal Poyraz'ın odası vardı. Dördüncü katta geldiğim ilk gün fark etmediğim katta ise Fatih ve Ali'nin odası vardı.
Kat sayma konusunda kötüyüm agalar.
Zemin katın altında da bir kat vardı. Orada ise hobi odaları; sinema odası, spor salonu, kareoke odası gibi yerler vardı.
Ev, ev değil gençlik merkezi.
Asansöre bindiğimde kapı kapanmak üzereyken bir el araya sıkıştı ve kapı geri açıldı. Karşımda Poyraz'ı görmeyi beklemediğim için göz devirdim. O ise bana hiç bakmayıp benden uzak bir köşeye geçti. Karşıma bakmaya devam ederken yandan yandan bana baktığını hissettim. Asansör bir alt katta durduğunda homurdandım.
"Her katta duracak mı bu mal demir yığını!" yanımdaki Poyraz müsveddesi beni duymuş olacak ki sert sesiyle kulaklarımın zarını yırttı.
"Beğenmiyorsan binme, sağlığında sıkıntı olanlar için yapıldı bu asansör." dediğinde güldüm.
"Sen niye bindin o zaman?" dediğimde kapı açılmıştı o yüzden sustuk. Ali ve Fatih asansöre binerken Ali gülerek bana baktı.
"Günaydın en sevdiğim kardeşim." deyip yanaklarımı sulu sulu öptü.
"Sulu öpücükten nefret ederim ama sana bir şey demiyorum," deyip buruşan yüzümü düzelttim. Ali kahkaha attı ve yanaklarımı bir daha öptü. En sulusundan. "Allah'ım sabır." deyip geri çekildim. "Cıvıtma kardeş," deyip elimle sağ tarafa geçmesi için işaret ettim. "Yolu aç." o sağ tarafıma geçerken asansör durdu. "Ananı satayım, ne oldu?" deyip yanımdaki demire tutundum.
"Asansör bozuldu." Poyraz malı ciddi ciddi açıklama yaparken göz devirdim.
"Yemin et, bilmiyordum ha!" dediğimde Ali güldü.
"Korkmuyorsun değil mi Okyanus?" Fatih'in sorusuyla ona döndüm. Boncuk boncuk terlemiştim. Sesinde bir alay yoktu, gerçekten anlamak için soruyordu.
"Yok korkmam da, asansörde kaldığım anlarda kötü hissediyorum." Fatih başını salladı. "Nasıl anlayacaklar kaldığımızı, bir yerlere vurunda ses çıksın!" Poyraz ofladı.
"Asansörde ses yalıtımı var," gözlerim irileşti.
"Niye amına koyayım, fantezi mi yapıyorsunuz burada?" Ali gözlerini büyütürken Fatih öksürdü.
"Birde terbiyesiz," Poyraz yaşlı neneler gibi konuşunca güldüm. Harbi güldüm ses yalıtımı bile gülüşümü geçirmiştir.
"Yaşlı nenelere döndün lan," deyip yeniden güldüm. "Ay hadi, geliyorlar bana yavaştan!" deyip kendimi yelledim.
"İyi misin?" derin nefes alıp veriyordum çünkü yavaştan ciğerlerim sıkışmaya başlamıştı.
"İyiyim Aliş korkma!" deyip yere çöktüm. "Yoruldum lan, yaşlandım bir anda." yerde rahat bir pozisyon alıp ayaklarımı ileri uzattım. Ayakkabımın altı Poyraz'ın pantolonunun paçasına değdi. Kendisi geri çekilip elinin tersiyle paçalarını temizledi.
"Oy birde titizmiş." dediğimde göz devirdim. İyice daralan nefesimle öksürme ihtiyacı hissettim. Ciğerlerim sökülürcesine öksürdüğümde hepsinin bakışları bana döndü.
Herkes bilir ki bir astım hastası kriz geçirecekse öksürdüğünde ciğerleri sökülecek gibi sesler çıkar.
Nefes alıp verdiğimde ciğerlerimden gelen hırıltılar krizin baş belirtisiydi. Ali yanıma eğilip bana baktı tedirgince.
"Ciğerlerinden ses geliyor, iyi olduğunu emin misin?" gözlerim bulanık görürken yeniden öksürdüm.
"Ses sigaradandır evlat." dediğimde sesim bile tiz ve kısık çıkmıştı.
"Sigara mı içiyorsun?" Poyraz'ın sesi yine alay doluydu.
"Hayır," deyip güldüm. Sinir etmeye bayılıyordum. Öksürükler iyice sıklaşırken artık hiç nefes alamıyordum. Elimi yere koyup eğildim, bacaklarımı kendime çekip tüm gücümü ciğerlerime verdim ve nefes çektim içime.
"Tutun lan nefesinizi, oksijen bitti içeride!" dememle Fatih küfür ederek kapıya vurdu.
"Siktir, kızın astımı var lan. BABA KAPIYI AÇIN!" Ali endişeli bir şekilde elini koluma koydu.
"Sen, astım hastası mısın?" dediğinde öksürürken kafamı aşağı yukarı salladım.
"NE DİYE SES YALITIMI YAPTIRDINIZ Kİ!" Fatih deli danalar gibi bağırırken gözlerim kararmaya başlamıştı.
"Ay ölüyorum agalar." deyip derin nefes almaya devam ettim. Poyraz'da yere çöküp bana bakıyordu.
"Nefes alamıyor musun yoksa bir ağırlık mı var?" deyip kendi göğsünü gösterdi.
"Sanki birisi ciğerlerimi sıkıyor, nefes şişirmiyor ciğerlerimi Poyraz!" dediğimde artık ağlamaya başlamıştım.
Kriz geçirdiğimde veya nefes almakta zorlandığımda ağlardım.
"Ağlama, sakin ol." Poyraz saçlarımı geri çekip yüzüme üfledi. Gözlerinde ilk kez bir alay değil endişe vardı. "Ağlarsan nefes almakta daha çok zorlanırsın, ağlamadan derin nefes almaya çalış."
Gözyaşlarım ona inat akarken derin nefes almaya devam ettim. Kapalı alandaki oksijen azaldığından Poyraz yüzüme üflüyordu bir hava olsun diye.
"Kapıyı açın be biyolojik ana baba." deyip kapıya baktım. Kapı en sonunda açıldığında Selçuk'u gördüm. "Aha, öleceğimde en son kardeşlerimi göreyim mi istedin Rabbim?" güldüm sözlerime. "Ne güzel nasip lan!" dediğimde Abdullah bedenimi kucağına alıp bahçeye çıkardı hızlıca. Çiçek elindeki maskeyi ağzıma takıp makinenin düğmesine bastı.
"Sprey şuan işe yaramaz canım, bu daha etkili olur." dediğinde kafamla onayladım. Maskenin deliklerinde buhar çıkarken derin nefesler alıyordum. Gözlerimi gökyüzüne çevirdim.
"Bu kadar kısa sürede nasıl böyle kriz raddesine geldi?" Deniz'in sorusuyla ona döndüm. Kendisi de nefes alamıyor gibi göğsünü tutuyordu.
"İleri seviye çünkü," Selçuk ona açıklama yaptığında Zeliha Hanım yanıma geldi.
"İyi misin anneciğim?" deyip alnımı öptü. Gözleri dolmuştu.
"İyiyim, oksijen iyi geldi." deyip elini tuttum. Oğuz Bey de eşinin yanına gelip elimi okşayınca tebessüm ettim ama maskeden gözükmedi.
"İyi ol güzel kızım, korkutma bu yaşlı adamı." dediğinde güldüm.
"Yaşlı mı?" dedim teyit etmek istercesine. Kafasıyla onayladı. "Hâlâ çok yakışıklısın ama o nasi oliy?" dediğimde kahkaha attı. "Eğer yeni bir evlilik- ah, salak mısın Abdullah. Daha yeni ölümden döndüm. Öldürecektin beni," kafama vurduğu yeri okşadım.
"Babana yavşama bari!" ona göz devirdim.
"Ok kanka!" dediğimde Çiçek güldü. Kasvet yayılmıştı bir anda. Maskenin sıvı haznesindeki ilaç bitince Çiçek maskeyi çıkardı.
"Ulan yeni gün, güzel geç demiştim sana ilk dakikadan gol mü atılır anasını satayım!" dediğimde Ali yeniden güldü.
"Gol demişken ben geliyorum değil mi, karar değişmediniz?" Ali tereddütte kalsa da onayladı.
"Oynamayacaksın ama yeniden nefes darlığı çekmeni istemeyiz!" dediğinde kafamla onayladım.
Yanımda oturan Çiçek'e döndüm.
"Çiçeem, siz niye gelmiştiniz?" deyip yanağını öptüm.
"Seni görmeye gelmiştik, dün akşam görüntülü konuştuk seni de ekledik ama açmamıştın. Merak ettik." dediğinde bakışlarım Poyraz'a değdi yine aynı duygusuz bakışlarını takınmıştı.
"Yorgundum erkenden uyudum kanka," acıktığımı hissedip ayaklandım. "Kalkın a dostlar, ben açım. Dün akşamda yemedim zaten bir şey." dediğimde Abdullah şaşırdı.
"Sen ve yemek yememek?" güldüm ve kafamla onayladım.
"Uyku daha mühim." herkes gülerken Zeliha Hanım yeniden konuştu.
"Hadi kızım, gidip kahvaltı yapalım. Daha iyisin değil mi?" dediğinde kafamla onayladım.
"İyiyim, iyiyim anlık bir şeydi. Kriz her zaman gelmez bana." dudaklarını birbirine bastırıp koluma girdi. Eve doğru hanım hanımcık ilerlediğimizde diğerleri de arkamızdan geliyordu.
"La Selçuk, sizde gelsenize sahaya. Gelsinler mi Ali?" Ali kafasıyla onaylayınca bizimkilere döndüm. Onlarda fark etmez falan deyince yemek odasına geçtik.
Kalhvatı yapmaya başlayınca solumda oturan Abdullah ve sağımda oturan Selçuk ile konuşarak arada ise Çiçek'i sinir ederek kahvaltımı bitirdim.
Abi tayfası maç için hazırlandığı sırada ikinci kata çıkıp Alparslan'ın odasının önüne geldim. Kapıyı iki kez tıklatıp içeri girdim ardımdan kapıya dönüp sessizce kapattım.
"Alpciğim kahvaltı da fazla konuşamadık, sohbet etmeye geldim," deyip kıkırdayarak odaya doğru döndüm.
Keşke dönmez olaydım!
"Ben yanlış geldim sanırım," deyip iki elimle ağzımı kapattım. Şuan Alparslan'ın odasında değil buz kütlesi Yakup'un odasındaydım. Elimi kapı kulpuna atıp çıkmayı hedefledim. "Çok, çok pardon diyerek bu anı yaşanmamış sayıyor ve çıkıyorum."
"Bekle," deyip elindeki spor çantasını bıraktı. Az önceki şaşkın bakışlarının yerini soğukluk almıştı. Yanıma geldi ve elimi tuttu. Aramızda havaya kaldırıp avcuma bir şey koydu. "Bunu yanından ayırma son numara."
Avcumdaki şey bir astım ilacıydı. Ağzımı açıp bende olduğunu söyleyecekken engelledi.
"Sendekinin tarihi geçmiş, ilaçlarına dikkat ederek kullanmayı öğren!" yutkundum ve başımla onayladım. Kapıyı açıp çıkacakken yeniden konuştu. "Yan oda," anlamayarak ona baktım. "Alparslan'ın odası yan oda."
Bir şey demeden odadan çıktım. Üstümdeki şoku atlatıp bu defa doğru odaya girdim. Alparslan elindeki kitapla bir şeyler yapıyordu.
"Ben geldim," deyip dikkatini çektim. Bana bakınca gülümsedi.
"Hoş geldin,"
"Hoş buldum Alpciğim." deyip yanına oturdum. "Kahvaltıda fazla sohbet edemedik. Konuşmak için gelmiştim. Aslında ilk şu buz kütlesi Yakup'un odasına girdim bir ölüm tehlikesi atlattım ama şuan hedefe ulaştım." dediğimde güldü.
"Abimden korkuyor musun?" gözlerimi irileştirdim.
"O katil tipli şeyden korkulmaz mı? Soracak olursa korkmuyorum ama söylesene korktuğumu belli ederek rezil eder miyim kendimi?" dediğimde kafasını geriye atarak güldü bu defa.
"Aslında ona olan bakışlarında çekindiğini belli ediyorsun." dudaklarımı büzdüm.
"Ama bana ne o da o kadar korkunç olmasaymış!" dediğimde işaret ve orta parmağıyla burnumu sıkıştırdı. "Sen neden hazırlanmıyorsun, gideceğiz birazdan."
"Ben gelmiyorum küçüğüm." kaşlarımı çattım.
"Neden?" sesim üzgün çıkmıştı. Gerçekten üzülmüştüm çünkü şu kadar günde sadece Alparslan'a alışabilmiştim.
"Gitsem de oynamayacağım, boş boşuna yol gitmenin anlamı yok güzelim." kafamı iki yana salladım.
"Hayır, yanlış düşünüyorsun. İzlemek için gitmekte çok önemli bir olay." deyip dikleştim. "Hem bende gidiyorum ama oynamayacağım." dediğimde fikri değişmedi. "Hadi ama Alparslan beni o gıcıkların arasında tek bırakma. Bir tek sana alıştım ben." gözlerinde bir parıltı keşfettim.
"Gerçekten mi?" kafamla onayladım. "Ee, ne de olsa abinim. Ondandır." deyip göz kırptığında kıkırdadım.
"Ben çıkayım sende hazırlan tamam mı?" derin bir nefes aldı kararsızca. Ona bakmayıp odasından çıktım.
Geçen dakikalar sonrasında tüm abi tayfası ve benimkiler arabaların yanında toplanmıştı.
"Biraz daha bekleyelim." dediğimde ifadesizce bana baktılar onlara omuz silkip evin kapısına baktım. Gelecekti, beni kırmazdı.
"Alparslan sevmez böyle şeyleri. Boşuna bekleme. Gelmeyecek!" Poyraz'ın kesin konuşmasıyla göz devirdim. Evin kapısı açılınca gülümsedim.
Alparslan elinde spor çantası ve başında şapkasıyla bize doğru geliyordu. Elindeki diğer şapkayı benim başıma takıp göz kırptı.
Poyraz'a dönüp yumruk yaptığım elime diğer elimi vurdum. Çıkan sesle bize dönselerde ben Alparslan'a bakıyordum.
"Küçük kardeşim istediyse canımı veririm." kocaman gülümsedim sözlerine.
Beni kabullenmiş ve sevmişti.
Abim olmuştu ya. Ne güzeldi.
Bölüm sonu.
Alparslan'ı abi olarak alabilir miyim??
Okyanus'un kriz sahnesini yazarken bende kriz geçirecektim az daha. Evet dostlar yazarınız astım hastası :(
Oylar verildi değil mi ha birde yorumlar yapılsın lütfennn.
Kurgularımdan haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın canlarım :)
İnstagram: z.nesa_
Tiktok: z.nesa_
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 59.03k Okunma |
3.84k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |