
Merhaba herkese umarım iyisinizdir. Size küçük bir duyuru yapıcam sonra bölümle baş başa bırakacağım.
Bu bölüm sezon finali kısa bir süre ara vereceğiz sonra tekrardan bölümler sizlerle olucak. Kitap hakkında ki gelişmeleri takip etmek için pano mesajlarımı takip edebilirsiniz. Diğer kitabıma da göz atabilirsiniz keyifli okumalar umarım seversiniz:)
********************
Kafamı gökyüzüne kaldırıp,gözlerimi kapatım.Yüzüme düşen yağmur damlalarıyla iç çektim.Gözlerimi aralayıp karşımdaki apartmana baktım.Ateş abinin evi buradaydı. Son kez yağmur ve toprak kokusunu içime çekip apartmana girdim.Lise zamanlarımın çoğu burada geçmişti. Başlarda her gün bana boks eğitimi diye yalvarmak için geliyordum,sonra bir gün bir olay oldu ve ondan sonra beni eğitmeye başladı bende hep ders almak için kapısına gelmeye başladım.
Sabaha karşıydı daha gün doğmamıştı her yer karanlıktı.Ateş abinin kapısını çaldım.Uykusu hafifti bu yüzden zil sesini duyacağına emindim. Biraz bekledikten sonra ses gelmeye başladı.Bir kaç saniye sonra kapı açıldı yeni uykudan uyanmış bir şekilde beklerken terli bir ateş abi görmüştüm.Ateş abim eğer bu saatlerde uyanık ve terliyse boks antremanı yapıyordu kafasındaki düşüncelerden uzaklaşmak için.
Bana şaşkın şaşkın baktı”Dalya senin ne işin var?”gülümsemeye çalıştım.”Lise biti diye gelemiyormuyum artık.”Şaka yapmamla gülmedi zaten bende gülecek halde değilim.Kapıyı biraz daha açıp girmeme izin verdi.
Kendimi salondaki koltuğa attım. Ateş abide yanıma kendisini bıraktı. İkimizde derin düşüncelere daldık.Ben kayıp parçaları bulmaya çalıştım,o da sigarasını yaktı.
Ateş abi bizim sigara içmemizden hoşlanmazdı ama canımız sıkınken teklif ederdi.Bana bir dal sigara uzatıp yaktı.Sigarayı içime çektikçe içim rahatlıyordu sanki.Hep zararlı şeyler insana huzur veriyordu.Nedenini asla bilemezdim ama hep zararlı şeyler insanın rahatlamasını sağlıyordu.
Sigaramız bitince Ateş abi boks antremanı yaptı ben ise onu izledim.Saatlerce o antreman yaptı ben onu izledim.Arada yanıma gelip dinlendi,sigara içtik tekrardan sonra yine antraman yaptı bende onu izledim.
*
Üşüyordum.Neden üşüyordum.Ben üşümeye alışığım oysa neden bu kadar üşümüştüm ki.
Gözlerimi aralayınca koltukta uyuduğumu fark ettim.Yere bakınca Ateş abinin üstüme attığı bataniye yerdeydi. Kaşlarımı çattım.Ayağı kalkıp tüm odaları gezdim en son mutfakta bir not bulunca notda yazanları okudum.”Öğrencim gelicek onu çalıştırmak için boks salonuma gittim.Açsan buzdolabında bir şeyler var yiyebilirsin.”Notu okuduktan sonra Ateş abinin evindeki Eflin’in odasına girdim.Eflin’in bu odası bizimle olan tüm fotoğraflarımız vardı neredeyse. Odada bir tur atıp bir fotoğrafta takıldı gözlerim.
Fotoğrafta sırtıma çıkmış bir Eflin ve sol tarafta dil çıkaran bir oğuz,sağ tarfta kahkaha atan bir asil vardı.Bu fotoğraf ilk tanıştığımız yılarda çekilmiş bir fotoğraftı.Dördümüzde çocukluğumuzu yaşayamamıştık ama hep yan yanayken hiçbir derdimiz yokmuş gibiydik.
Eflinin dolabında kalan kıyafetlerimden birisini giyip anılarımız dolu odanın kapısını kapatım.
Dışarı çıkıp Otobüse bindim.Bizim evin o durakta inince buruk bir gülümsemeyle hızla Ateş abinin spor salonuna doğru ilerledim.Kaç kez bu sokaklarda “baba”diye ağlamıştım oysa babam gerçek babam değilmiş.
Ateş abinin salonuna girince Ateş abinin azarlama sesi geldi.”Neyin var oğlum düzgün vursana!”tanıdık bir ses konuşunca kaşlarımı çattım.”Hocam ben zaten sert vuruyorum her zamanki gi-“Beni görmesiyle sözü yarım kalmıştı.”Dalya.”Tersçe suratına baktım.Aniden gülüp bana sarılmak istemişti ki yüzüne bir tokat atmamla kahkaha attı.”383.Tam 383’üncü tokadını attın bana.”Öfkeyle baktım ona”Lan oğlum akılanmadın mı?”Gülerek başını iki yana saladı.Yiğit benim liseden takıntılı arkadaşımdı.Bana lisede takmıştı kafayı ve beli ki hala takıktı.
“Yiğit uzaklaş Dalya’dan seni dövmek zoruna kalmayayım!”Yiğit benden uzaklaşınca derin bir nefes aldım.”Ateş abi ben biraz koşucam haberin olsun”başıyla beni onayladı. Hızla spor salonundan çıkıp koşmaya başladım.Hava soğuk ve bulutluydu,benim en sevdiğim havaydı.
Koştum,koştum saatlerce bazen oturup dinlendim,bazen bir yerde su alıp içtim sonra koşmaya devam ettim.Koşuyordum çünkü her şeyden kaçıyordum.Koşuyordum çünkü özgür hisettiğim tek andı.
İlahi bakış açısı;
Eftal dışarıda yalnız başına otururken bir şey hisetti.Yılar önce onlarla kaybolan cadıların döndüğünü.Eftal gökyüzüne baktı.Biliyordu onun için geleceklerini…Saatlerce kıpırdamadan bekledi ama gelmediler onun canını almaya gelmediler.Sevdiği kadını beklediği yerde öldürmeyede gelmediler.
Arkasında adım seslerinin ona yaklaştığını duyunca yavaşça ayağı kalktı.Kardeşleri gelmişti.Armin her zamanki soğuk bir ifadeyle geldi,Ahu kardeşi için endişeliydi aynı Arel gibi tekrar uyuya kalmaktan korkuyorlardı…
İlk konuşan Armin oldu.”Döndüler.”Eftal cevap vermedi sadece onlara baktı.Hepsi bir şey olduğunu anlamıştı.İlk soran Arel oldu”Ne oldu, ne bu halin?”Eftal acıyla gülümsedi.”Gitti…”Kimse kim diye sormadı hepsi biliyordu.
Sesizce oturdular cadıların gelmesini en son Eftal’in kalbi sıkıştı.Aslında acıyan kalbi değildi.Acıyan şey bağlarıydı.Her gücü olan insanların bir sembolleri vardı.Tabi bu semboler herkeste yoktu.Sadece gerçek bağı olan insanlarda vardı.Bu bağlar uzun bir süre önce yavaş yavaş kayboldu.Ama hiçbir zaman Eftal’in sembollü kaybolmadı.Dalya doğduğu günden beri o iz ondan hiç geçmedi.Onların bağları yüz yılar önce oluşmuştu.Kaderleri hem lanetli hem de kutsanmıştı.
Efta o sızının başta Dalya’nın canı yandığı için olduğunu sandı ama yanıldı çünkü cadılar onun için gelmemişti.Bu sefer Dalya’ydı hedefleri. Eftal yerinden hızla kalktı.”Onlar benim için değil Dalya için geldiler ve Dalya yalnız şuan!”İlk ayağı kalkana Armin oldu.
“Sakin ol Eftal onlardan önce Dalya’nın yanına yetişeceğiz!”Onlar için en hızlı yol uçmaktı.Eftal’de aslında en çok uçmayı seviyordu.Uçarken özgür hissediyordu oysa ama Lanetledikleri gün özgürlüğünü de almıştılar.İstediği gibi ejderhaya dönüşemiyordu.Dönüşünce de çok enerji harcıyordu.
Uzun bir süre sonra İlk kez gerçekten uçacaktı.
*
Dalya’nın ağzından,
Uçurumun oraya gelince yavaşlamıştım.Geri dönme kararı alıp geri döndüm yavaş yürüyordum.Çok yorulmuştum.Uçurumdan biraz uzaklaşınca aniden karşımda dört tane kadın çıktı.Annem yaşında kadınlar bana gülümsüyordu.Kaşlarım çatık bir şekilde onlara baktım.”Kimsiniz?”Gülümsedi kadınlardan en uzunu.”Sana bazı gerçekleri anlatacaz kzım sende bize küçük bir yardımda bulunacaksın. Ama öncelikle sana kendimizi tanıtalım ben katrina.”Yanındaki sarı saçlı kadını gösterdi.”Zelda”sonra diğer tarafında ki soğuk duran kadına gösterdi.”Kordelya”en son kalana ve bana rahatsız edici bir şekilde bakan kadını gösterdi.”Hilda”Dedi.
Katrina bana doğru bir adım atınca geriye doğru adım atma isteğimi zorla bastırdım.”Güzel kızım senin ne kadar zorluklar yaşadığını biliyoruz iznin olursa bir değil dört annen olsun sana hiç alamadığın anne sevgisini gösteririz.”Burukça gülümsedim.
Tam o sırada karşıda hızla gelen bir araba gördüm.Ateş abi ve Oğuz’lar arabdab inince kaşlarımı çatım.”Dalya o cadılardan uzak dur!”Katrinanın gözü seyirirken Oğuz hızla yanıma yaklaşıp beni koruma altına alırcasına arkasına aldı.”Kral Arel anlatı.Bunlar dört cadıymış sana ne demişlerse inanma!”Gülümsedim Oğuz’a onu arkama aldım.Diğerleride arkama gelince gökyüzünde aniden 4 Ejderha belidi. Dördü de arkama iniş yaparken hepsine tek tek baktım.Gözlerim Eftal’in gözlerini bulurken istemsizce kalbimde kelebekler uçuştu.
“Güzel kızım kendini lanetli birine mi kaptırdın?”Eftal ile bakışmamızı bölen Zelda’ydı.Ona dönüp baktım. Bana doğru bir adım atınca Armin’in öfkeli sesi geldi.”SAKIN!”Zelda gülümsdi.”Kızım neden korkutuyorsun.Dalya’yı”Zihnimde şimşekler çaktı.”KIZIN DEĞİLİM BEN SENİN!”Zelda güldü.”Ne güzel Alp’i tekrar bulmuşsun.”Ateş abime bakmasıyla bende oraya baktım.
“Dalya hadi gel güzelim yanıma buradan gidelim.”Eftal’in konuşmasıyla ona doğru bir adım atmıştımmki Eftal acıyla inledi.Hemen arkamı dönüp bakınca Katrina Eftal’e nefretle bakıyordu.Eftal’in canını yakıyordu.
Hilda Hepsine nefretle bakıp bana döndü.”Eftal buradayken sana her şeyi anlatalım ki Eftal ile yüzleş seni nasıl kandırdığını ,kulandığını gör.”Eftal’e bakınca başını iki yana saldı. Tekrar acıyla inleyince “Yapmayın!diye bağırmak istedim ama yapamadım.
“Ama önce hepsi cadıların önünde diz çökecekler!Kordelya’nın cümlesiyle Eflin’e baktım.Ne olduğunu anlamıyordu doğrusu bende anlamıyordum.
Kordelya Arel’e baktı.”Arel evlat diz çök annenin önünde yoksa…”Devamını getirmedi ama Arel kimseye bakmadan diz çöktü. Oğuz öfkeyle Kordelya’nın üstüne yürüyünce Asil kolunu tutu.”Sen kimsnde benim kralımı tehdit etmeye kalkışıyorsun!”Kordelya sırttı.Hemen ardından Topraktan Sarmaşıklar çıktı ve Oğuz’u yakaldı.Oğuz’un kurtulmasını bekledim ama kurtulamadı onun yerine acıyla bağırdı.”OĞUZ!”Eflin koşarak onu kurtarmaya çalışırken aynı şey ona da oldu. Asil sadece onlara doğru bir adım atınca aynı şey onun başına da geldi.Ahu’nun bağırmasıyla bakışlarımız o yöne döndü.”Hayır! Yapmayın yalvarırım.”Hilda Ahu’Ya baktı”diz çök sevdiğin adamın canını çok yakmayalım!”Ahu kimseye bakmadan diz çöktü.Asil şaşkın şaşkın ona bakıyordu çünkü bir kız tarafından sevilmek onun için çok garipti ve üstüne o kraliçesiydi.
Ayakta kalan son üç kişi vardı onlardan biri nasıl bir ortama düştüğünü anlamayan Ateş abiydi.”Diz çök Armin!”Armin nefretle ona bakerken Zelda’nın gözleri Ateş abideydi. Armin başını iki yana saladı. Ateş abi ne olduğunu anlamadan ona da diz çöktürmüşerdi.Ateş abinin de canını yaktıklarında Armin’in gözünden yaşlar aktı.”Özür dilerim kardeşim beni affet”Armin’de diz çöktüğünde Eftal ile bakıştık.Kordelya konuşmaya başlayınca gözlerimizi ayırmak zorunda kadlık.”Güzel kızım benim,Melez kızım,Kayıp melez kız…”Sadece bir cümleyle yıkılırmıydı insan. Eftal’e baktım melez kız olduğumu biliyordu aynı diğerleri gibi burda sadece hiçbir şeyi bilmeyen bir ben bir oğuz bir de ateş abi vardı…
Başımı iki yana saladım.Eftal’in yaln demesini beni kulanmadığını söylemesini bekledim söylemedi.Sonra yapbozlar teker teker oturdu “Kral”dediğim adamında o olduğunu anladım.Ben onu o yüzden tanıyordum o hep yanımdaydı ama ben hiç onu fark etmemiştim.
“Görüyorsun kızım sevgi zayıflıktır.”Eftal dişlerinin arasından konuştu.” Belki haklısınız sevgi zayıflıktır ama insan sevince yaşamayı öğreniyor.Bazen sevmek için her şeyi göze almalısınız zayıflık içinde…”Eftal’e doğru bir adım attığım an Eftal diğerlerine göre daha büyük bir acıyla inledi.
“Dalya senin canını yakanlardan intikam alıcakmısın?”Kordelya’nın sorusuyla ona döndüm elinde dört ok ve bir tane yay vardı.”Bu oklar ölümsüzleri bile öldürüyor,al ve intikamını al sonra seninle anne kız olalım hiç yaşamadığın gibi”Bir oklara sonra Eftal’e baktım canını yakıyorlardı ve ona rağmen gözlerimin içine bakıyordu.Konuşmak istiyordu ama canı yanıyordu ağzını açamıyordu lanetiyle onun canını yakıyorlardı.
“Eftal’i tam kalbinden vur senin kalbinle oynadığı gibi gözlerinin içine bakki acı çekerken keyiflen sevdiği kadın tarafından vurulmak nasıl bir hissmiş tatsın.”Hepsine tek tek baktım hepsi merakla bekliyordu. Derin bir nefes aldım ve verdim kararımı vermiştim. Ok ve yayı elime aldığım an bağırdı “Ateş perisi! “Eftal’e bakıp gülümsedim. Oku kaldırdım ve Eftal’in gözünün içine bakıp yaktım.Ok ve yay elimde toz olup uçuşurken Cadılara baktım. “Ben Dalya bunu böyle bilin benim içimdeki küçük kız çocuğu sizin yüzünüzden öldü.Onun intikamını almayacağım sadece hepimizden aldığın çocukluğun intikamını alacağım!” Eftal bana hayran hayran gözlerime bakarken ona öfkeyle baktım daha sonra ondan hesap soracaktım.
Elimle büyük bir ateş topu yaptığım gibi Kordel’ya ya fırlatım.Kordelya aldığı darbeyle ileri savrulurken bir an portalar açıp değişik değişik canavarlar ve Kral,kraliçelerine ihanet eden insanlar çıktı.
“Yardıma ihtiyacınız var sanki prenses”Alkan’ın sesiyle ona döndüm. Sarmaşıkla bağlı olanları hızlıca kurtardı.Ona bakarken arkasında kocaman vampir ordusuna bakakaldım.Yukarıdan bir ses duyunca yukarıya baktım.”Prensesimize zarar vermeye kalkan herkes ateşi tadacaktır!”Barlas ve arkasında koca orduyu görünce ağzım açık kaldı.Diğer baş muhafızların da orduyla gelmesi gülümseti.Teyzem,çelik ve bir sürü asker daha vardı…
“Sizin anlamadığınız ne biliyornusunuz? Aile anne,babadan oluşmaz ya da kan bağından… Aile zor durumda kalınca yanına gelen dostlarında olabilir.”Oğuz başını esnetip yanıma yaklaştı.
Kordel’in ayaklanıp saldırın komutuyla savaş başlamıştı. Oğuz’la sırt sırta savaşıorduk.Onunla sırt sırta savaşıyordum çünkü benim düştüğüm her an ilk o kaldırıyordu.
Bana yaklaşan birine atş topu fırlatınca Eflin gözüme çarptı.”Ben zayıf bir kadın değilim!”Diye savaşıyordu.Eflin hiçbir zaman zayıf olmamıştı o sadece masum olmuştu. Hayat masum olmasına hiç izin vermiyordu.Zaten bu Dünyada ölen kişiler hep masumlar olmazmıydı.
Asil ,Ahu’ya saldıran bir adamı uçurumdan atınca şaşırdım.Asil kimseye zarar vermezdi oysa…
Oğuz Eflin’e yardım etmek için benden uzaklaşınca Çelik’in acı haykırışını duydum.Çelik’i dövmüyorlardı ama piskolojisi ile oynuyordu.Kordelya’yı susturmaya çalışıyordu ama işe yaramıyordu.”Annenin ölümü senin yüzünden sen doğdun diye öldün babanın nefretine hep mahkum olacaksın Çelik-“HızlaÇelik’in yanına koşup Kordelya’yı ateşle uzaklaştırdım.”Çelik benim Dalya duyma Kordelya’nın dediklerini yalan söylüyor.”Çelik bana bakınca gülümseyerek elinden tutup kaldırdım.
Bana bakıp gülümseye çalışt ama arkamda bir yere odaklanıp aniden yerimizi değiştirdi.Çelik çok hızlı bir şekilde arkamda bana saldıran adamın kanıyla oynamıştı.Onun da kanları kontrol edebildiğini yeni öğrenmiş olmuştum.
Eftal’e bakınca zayıfladığını fark ettim.Laneti ona engel oluyordu.Yanında Kunter olmasaydı çoktan ölmüştü büyük ihtimale.
Kunter aniden ona gelen darbeyle uzağa fırlayınca Eftal tek kalmıştı.Laneti onu güçsüz düşürdü.Suyla adamı boğmak istedi ama su ona ihanet etti.
Eftal’e gelecek darbeyle bacağımdaki bıçaklardan birini çıkarıp teyzemin öğretiği gibi vurdum.Adam yere düşrken Eftal şaşkın şaşkın bana baktı.Göz kırpıp ona yaklaştım.Yerde ölen muhafızlardan birinin kılıcını alıp kılıçla savaşmaya başladı. O benim öldüremediklerimi öldürdü ben onun öldüremediklerini.
Eftal aniden yere düşünce onu korumaya almak istedim ama bana gelen bir ateşle Eftal’den uzaklaştırdılar beni.Sırtım bir tane ağaca çarpınca acıyla inledim.Aniden o yaratıklardan biri Eftal’i tutup fırlatı.Eftal uçurumun tam sonunda durunca hızla hareket etmeye çalıştım.Canavar tekrar saldırmaya çalışınca teyzem önüne atladı Eftal’i kurtarmak için ama canavar teyzemede aynısını yaptı.Teyzeme ya da Eftal’e yardım etmem gerekiyordu beni köşeye sıkıştırmışlardı.Teyzeme koşma kararı alıp koşarken arkadan “Eftal!”diye Ahu’nun çığlığı geldi.Arkamı döndüğüm an Eftal uçurumdan düşüyordu. Yönümü değiştirdim hızla Eftali tutmak için atıldım ama Yetişememiştim Eftal bana gülümsediği gibi Denize düşmüştü. Hiç düşünmeden arkasından atladım.Suyun içine düşmeden önce Oğuz’un haykırışını duydum.
Suya atladığım için canım yanmıştı.Hızla hiç oyalanmadan suyun içinde yüzerken Eftal’i gördüm baygın duruyordu.Su onu kabul etmemişti.Eğer onu hızla yukarı taşımazsam öleceğini anladığım an onu tutup yüzeye çıkarmaya çalıştım.
Sadece bir an nefes alamadığımı düşünürken nefes alıp verdiğimi ve çok rahat suda yüzdüğümü fark ettim.Ben melez kızdım ateş ve suydum.Derin bir nefes alıp aynı ateşi nasıl kontrol ediyorsam suyuda öyle kontrol etmeye çalıştım.Su yüzeye doğru fışkırınca bizi attı karaya.Karada sert zemine düşmeyi beklerken Ahu sayesinde inişimiz yavaşlamıştı.Derin nefesler alırken bir yandan da başım Eftal’in göğsündeydi.Kalbi atıyordu.
Sesizce göz yaşlarımı dökerken Oğuz yanıma gelip sımsıkı bana sarıldı.”Şşt geçti abim merak etme!”Oğuz’un beni sakinliştirmeye çalışırken Armin ve Ahu Eftal ile ilgileniyordu.
“Dalya biliyoruz senin için zor ama…Eftal ölüyor onu öp en azından biraz güç toplasın uyansın yeter.”Oğuz öfkeyle onlara çıkışacağı sıra susturdum onu. Onu seviyordum ve onun ölmesini kaldıramazdım. Eftal’e yaklaşıp Dudaklarımızı birleştirdim.Geri çekilip uyanmasını bekledim uyanmadı.Armin’e baktım.Bana değil Eftal’e bakıyordu.”Şifalı suya ihtiyacımız var.”Bahswtiklwei şifalı suyun o nehir olması dışında sıkıntı yoktu ama Eftal’in anlatığına göre şifası kaybolmuştu.
Eftal’i bir kez daha öpünce Eftal aniden öksürerek gözlerini açtı.Tam yaşıyor diye sevineceğim sıra ölen kimse yerde kalmasın diye taşıyan muhafızlraın teyzemi taşıdığını gördüm.
Hızla ayağı kalkıp onları durdurdum.”Ne yaptığınızı sanıyorsunuz teyzem ölmez,ölmedi.”Savaş ne zaman durmuştu bilmiyordum ama cadılar yoktu.Savaşın burada bitmediğini de biliyordum.
Daha yeni sakinleşmiştim ama teyzemin nabzı atmadığını ve bedenini hızla soğuduğunu fark edince tüm geçmişim üstüme yıkılıd.”UYAN,TEYZE HADİ KALK!”Uyanmadı.
Bu sefer sesiz değil hıçkırarak ağlıyordum çünkü teyzem sırf sevdiğim adam ölmesin diye kendini feda ettmişti.
Bizi bir savaşın ortasına atmışlardı.Bu savaşta bizim yanımızdakiler ise bizi korumak için ölüyordular.
Omzumda bir el hisedince elin sahibine baktım.Yorgun bir şekilde bana bakan Eftal vardı.Ayağı kalkıp onu ittim.”Birdaha sakın bana dokunayım deme!”Neye uğradığını şaşıran Eftal’e nefretle baktım.”Senin yüzünden öldü.Benim annem yoken o bana annelik yaptı ama senin yüzünden öldü!”Eftal’in göğsünü yumrukluyordum ama kolarım o kadar zayıf düşmüştü ki sert bile vuramıyordum.
Yere dizlerimin üstüne çöküp hıçkırarak ağladım.Teyzemin cansız bedenine döndüm.”B-bak ağlıyorum zayıf düştüm… gel kız bana “ Bana gelip kızmadı.
Biri beni tutu.Tutan Ateş abiydi.Ondan kurtulmak istedim yapamadım.Onun göğsünde ağladım.Ta ki göz yaşım akmayana kadar.Ateş abi kucağına alarak beni kendi arabasına götürdü ve kimseninde bana yaklaşmasına izin vermedi.
Benim sevdiğim adam yüzünden teyzem ölmüştü.
Sevdiğim adam beni kulanmıştı.
Sevdiğim adam yüzünden bu haldeydim.
Sevdiğim adam yüzünden hiç sevilmemiştim.
Sevdiğim adam bana yalan söylemiş.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |