
Üstümde bir şey hisedince gözlerimi kırpıştırarak gözlerimi açtım. Üstümdeki şeyin örtü olduğunu görünce kaşlarım çatıldı. Bu sıra yatakta yatan Eftal’in yatakta olmadığını fark ettim. Hızla uyuya kaldığım koltuktan kalkıp etrafa baktım. Arkamı döndüğüm an üstü çıplak Eftal’i gördüm. Gözlerim kocaman açıldı. Kendimi Eftal’e bakmaktan alamadım. Gerçektende çok kaslıymış.
Eftal hızla elindeki gömleği giyip düğmelerini didikledi.” Uyanacağını tahmin etmemiştim.” Gözlerimi üstünden çekip önüme döndüm. “ Anladım. B-bende bir an seni öyle görünce biraz şaşırdım.” Kısık sesli gülüşünü duydum, ama sesimi çıkarmadım.
İlk önce adım seslerini sonra Eftal’in gölgesini hisettim. Arkamı dönünce dip dibeydik. Nefesim kesilmişti. Eftal elini belime atıp beni kendine yapıştırdı. Yüzünü bana doğru yaklaştırdı. Şimdi dudaklarımızın arasında çok az bir mesafe vardı. Nefesini dudaklarımda hissediyordum. Titrek bir nefes verdim.”N-ne yapıyorsun?” İstemsizce kekelemiştim.
Eftal gözlerimin içine baktı.” Güzelliğine yakından bakıyorum.” Yanaklarım hızla kızarırken onu iteklemeye çalıştım.” Biri gelicek bırak beni!” Eftal sırıtı.” Gecenin bir yarısı kimse gelmez güzelim.” Eftal’i tekrar göğsünden itmeye çalışırken bir şey oldu.Elerimden sular çıktı. Bu ani hareketle Eftal geriye doğru sarsıldı. Belimi de bu sayede tutmayı bırakmıştı.
Eftal yüzündeki suları hızla temizledi.” Bunu neden yaptın Dalya!” Hafif sitemli sesiyle bakışlarımı elerimden çektim.” Bilmiyorum. İsteyerek olmadı… sadece kontrol edemiyorum.” Eftal’in kaşları çatıldı.” Ne! Sen kulanamıyor musun gücünü?” Bir kaç saniye susup tekrar konuştu. “ Sana acilen eğitim vermem gerekiyor yoksa başıma iş açarsın…” bana baktı ve sırıtı.” Eğlenceli olacak.” Başımı hızla ikiye saladım.” Ölürüm de senden eğitim almam. Gerekirse Çelik’ten alırım.” Eftal tek kaşını kaldırdı. “ Dene ve gör ne oluyor.” Saçlarımı arkama atarak odadan çıktım. Gecenin bir yarısı sarayda tek uyanık olmak garip hisetirsede arada gezen muhafızları görmek biraz iyi oluyordu. Karanlıkta tek kalmayı sevmezdim. Oysa beni hep karanlıkta tek bırakmışlardı.
Merdivenlerden indim ve ön bahçeye çıktım. Bahçede kapıda olan muhafızlardan birinin beni izlediğini hissettim. Arkamı dönünce yanılmamıştım. Orta yaşlı bir muhafız beni izliyordu. Ona baktığımı fark eder etmez başını öne eğdi. onun yanına gideceğim sıra Eftal’i gördüm. Yanıma geliyordu. Gözlerimiz birleşince göz kırptı bana.
“ Yürüyelim mi biraz?” Eftal’in sorusuna cevap vermek yerine koluna girdim. Bazen insanın konuşmasına gerek kalmazdı. Hareketler bile her şeyi anlatırdı.
Beraber yürümeye başlayınca sessizdik. Sadece ikimizin nefes sesleri ve hafif esen rüzgarın sesi vardı. Sanki bir kitabın içinde yaşıyormuşum gibiydi.
Ne kadar ilerledik ya da zaman ne kadar geçti bilmiyorum ama ikimizde hiç konuşmadan ilerlemiştik.
Yorulmuştum. Saraya doğru geri ilerliyorduk, ama benim ayaklarımda yürüyecek hâl kalmamıştı. “ Biraz oturalım mı?” Eftal gülümseyerek bana döndü.” Yoruldun mu ? Aslında o kadar yürümemiştik.” Kaşlarımı çattım. “ Evet, yoruldum ve çok yürüdük Eftal!” Eftal gülümsedi. “ Benim küçüğüm yorulmuş mu?” O gülerken suratımı astım.
Eftal gülmeyi kesip ani bir şekilde beni kucağına aldı.Hızla elim boynuna gittiği sırada kahkaha attı.” Benim küçüğüm yorulmuş ve ben onu kucağıma alma şansım varken oturacağım!” Hafif sitemi güldürdü.” Ama sen yeni uy-“ Eftal’in dudakları sözümü yarım kesmemi sağlamıştı.
Dudakları dudaklarımdan ayrıldı. “ Bu öpücükden de asla pişman olmayacağım.” Güldüm.
Saraya varınca Kafamı Eftal’in göğsünden kaldırdım. Saraydan içeri girip, Eftal bizi odasına kadar çıkardı. Eftal beni yatağa uzandırıp kendisini de yanıma attı. Biraz kendimi Eftal’e doğru kaydırdım. Eftal ona yaklaşmak istediğimi anlayıp aniden beni kendisine çekti. Başım onun göğsüne gelince derin bir nefes aldım. Eftal’in eli saçlarımda gezerken uykuya kendimi bıraktım.
*
Gözlerimi kırpıştırarak açtım. Gördüğüm ilk şey Eftal’in göğsü olmuştu. Başımı yukarıya doğru kaldırınca beni izleyen Eftal’i gördüm. “ Sen hiç uyumadın mı?” Eftal gülümsedi.” Seni izlemek güzeldi ama bir ara uyuya kalmıştım.” Bakışlarımı ondan çektim ve yataktan doğruldum.
“ Duşa girmem gerekiyor.” Eftal başıyla onayladı.” Kendi odama gidiyorum.” Eftal kaşlarını çattı.” Ne gerek var burada işte var.” İstediğim cevabı almıştım. Neden bilmiyordum ama onun yanında kalmak istiyordum… Sanki onun yanından ayrılsam bir daha onun yanına gelemeyeceğimi hissediyordum. Öyle olmamasını isterdim.
“ Ama kıyafetlerim bu odada değil.” Eftal bir kaç saniye cevap vermedi.” Sen duş alana kadar kapıya kıyafetlerini bırakırım hem yan oda senin odan.” Başımla onu onaylayıp duşa girdim. Duştan çıkınca etrafa bir göz attım. Masmavi bir bornoz görünce kaşlarımı çatım. Havlu var mı diye baksam da sadece bir tane o da saç kurutmam için işime yarayacak kadar kısaydı. Mavi bornozu üstüme geçirip aynadan kendime baktım. Bana çok uzun gelmişti. Banyo kapısını açıp yerdeki elbiseyi aldım. Tam hızla geri kapatıyordum ki Camın önünde ki Eftal’e gözlerim birleşti. Beni baştan aşağı süzdü. Gözleri arzuyla parlayınca hızla içeri girdim.Şimdi değil , daha hazır değildim.
Bana getirdiği elbiseye ve iç çamaşırlarına baktım. Elbiseyi kendisi seçtiğini hızla anladım. Masmavi bir elbiseydi. Onun gözleri gibi hayır lanetlenmeden önceki göz rengi gibi…
Elbise çok açık değildi ama çok şıktı. Normal şartlarda bu elbiseyi asla giymezdim. Ama. Normal şartlarda değildim. Elbise ayaklarımın bir karış üstünde bitiyordu. Hafif kalın askıları omzumdaydı. Göğüs dekoltesi çok fazla değildi. Ve ayak yırtmacı da vardı. Sırtım çok açıktı. Kestiğim saçlarım uzasa da o kadar izleri kapatmıyordu. Sanki Eftal tüm kapatmak istediğim yerleri sevdirmek için böyle bir elbise seçmişti.
Banyodan çıkar çıkmaz Eftal’i aradı gözlerim. Bu seferde yatakta elindeki telefonumla bir şey yapmaya çalışıyordu. Beni hala fark etmemişti. Yanına geldiğim zaman ise telefonu hemen arkasına sakladı. Kaşlarımı çatarken o ise nefesi kesilmiş gibi bana bakıyordu. “ Telefonumla ne yaptığını sanıyorsun Eftal!” Eftal beni incelemeyi bırakıp bana baktı. “ Şey ben galiba bozdum, müzik çaldı aniden sonra aldığım zaman erkek ismi gördüm sinirle telefonu yatağa fırlatım ve müzik sesi kesildi. “ Yaramazlık yapan küçük bir çocuk gibi konuşmasına kahkaha attım. Telefonu ondan alıp arayana baktım. Gereksiz Eflin’in tanıştırdığı bir erkek aramıştı.
“ Sadece beni arayan biriydi. Biri arayınca telefonda müzik çalar haber vermek için çalar.” Sonra ekledim.” O erkekte umrumda değil benim tek ilgilendiğim erkek sensin su kralı.” Eftal’in yüzünde aptal bir sırıtş belirdi.” “ Bana aşık mı oldun Ateş perisi.” Gülümsedim.” Sana aşık olmamı mı istersin su kralı?” Hemen ardından Eftal’in dudağına bir öpücük kondurdum.
Kapı tıklatılınca Eftal benden önce davranıp kalkıp kapıyı açtı. Gelen kişiyi beğenmemiş olacak ki kapıyı geri kapatı. Eftal gülümseyerek bana döndü.” Nerede kalmıştık güzelim.” Kaşlarımı çattım. Bu sıra kapının dışında bağırma sesi geldi.” Lan hain insan kardeşinin suratına kapıyı kapatır mı?” Şaşırarak ona döndüm. “ Arel’e kapıyı aç Eftal!” Eftal omuz silkti.” Senden önemli değil küçüğüm.” Ona ters bir bakış attım. Oflayarak kapıyı açtı. Arel anında bağırmaya başladı.” Ben sen uyanmış mısın diye sana bakmaya geleyim sen sevgilinle cilveleş.” Eftal gözlerini kıstı.” Arkada Alkan’la konuşan kişi karın mı?” Arel anında arkasına dönüp gitti.
Gözlerim irileşti yalan söylemişti. Eftal kapıyı kapattığı an Arel’in yüksek sesli küfür kulaklarımızı doldurdu. Eftal’e tersçe bakıp kapıyı açıp dışarı çıktım. Ben merdivenlerden inerken Arel ve Eftal’in küçük atışmaları kulaklarıma geldi.
Aç olduğumu hissediyordum. Kendimi yemek odasına atınca Kaşlarım çatıldı. Babam buradaydı. Hayır Hakan değil öz babam Kutay.
Kutay anında masadan kalkıp yanıma doğru bir adım atmak istemişti ki yanında oturan Ateş onun oturmasını işaret etmişti. Kutay tekrar oturdu ama bakışlarını benden ayırmadı.” Eftal uyanmış herhalde bu kadar maviye büründüğüne göre prenses.” Armin’in sorusuyla ona döndüm ve gülümsedim. “ Evet.” Tam bu sırada Eftal’i arkamda hisettim. Anında eli belime gitti. “ Aç olmalısın güzelim.” Beni yönlendirerek sandalye çekip oturmamı saladı. Hemen yanıma kendisi oturdu. Herkes ona bir şeyler söylerken ben ise ona gülümseyerek baktım.
“ Dalya kuzum babanla konuşmak istersen çıkabiliriz?” Armin’in yumuşak aynı anne gibi sesi kulaklarıma gelince ona döndüm.” Hayır , gerek yok beraber kahvaltı edelim önce.” Dedim.
Bir şeyler yerken ateş abi ve Armin’in kaçamak bakışlarını izliyordum. Benim fark ettiğim gibi Eftal’in de fark etiğini anladım. Eftal öldürecek gibi Ateş’e bakıyordu. En sonunda dayanamayacak olmalı ki ağzını açtı.” Ateş sanki gözlerin fazla kardeşimin üstünde!” Ateş hızla ona döndü. İlk önce bana baktı.” Anlamadım ne demek istediğini Eftal.” Eftal bana baktı ve dişlerini sıktı.” Aynı şey mi oğlum?” Ateş ‘ciddi misin?’ Dercesine bakış attı. “ Kızın babasının yanında konuşturma beni Eftal!” Benden bahsettiklerini anlamak için dahi olmama gerek yoktu. “ Siz ne ara bu kadar yakın oldunuz Eftal.” Eftal sert bakışlarını yumuşatı ve bana döndü.” 3 ay boyunca bunun evinde kaldığın için yakınlaştık işte.” Başımla onu onaylayıp Armin’e döndüm.” Armin duyduğuma göre Ateş abim bugün gidecekmiş haberin var mı?” Anında gözlerinde bir şaşkınlık hemen ardından üzüntü gördüm. Anında Ateş’in müdehalesiyle suratımı astım.” Yalan yanlış şeylere inanamayın, Dalya ben öyle bir şey demedim!” Uyarı dolu sesi hoşuma gitsede gülmemem gerektiği için sustum. Bu sayede Eftal’e Armin’in de Ateş’i ne kadar sevdiğini göstermiş olmuştum.
Babamın bana gülümseyen bakışlarını fark edince ona döndüm. Ona baktığım an bakışlarını kaçırdı. Ayağı kalkınca herkesin bakışları beni buldu. “ Ku- Baba biraz konuşalım mı?” Baba demek çok garip hisetirmişti ama çok güzel bir histi.
Babamın bakışları şaşkınlıkla beni buldu ama hemen ayağı kalktı.” Tabi kızım konuşalım.” İlerlemek için adım atmıştım ki Eftal kolumu tutu. “ Akşama geç kalma Ateş perisi sana bir süprizim var, daha fazla ertelemek istemiyorum.” Eftal’e göz kırptım ve ilerledim.
Babamla beraber dışarı çıkınca dışarıda ne yaptığını bilmediğim Barlas’la karşılaştım. Barlas ikimize selam verdi ilk önce.” Kutay amca eve mi gidiyorsunuz hemen araba ayarlayabilirim.” Kaşlarımı çattım.” Sen ne yapıyorsun bu saate burada?” Barlas elini ensesine attı.” Şeyy sorunu yanıtsız bıraksam prenses.” Sırıtım.” Olmaz Baş muhafız Barlas!” Tehditkar sesimle çok kısık bir şekilde söyledi.” Bir kız var dışarıda muhafızlık yapıyor ve ben galiba ondan hoşlanmaya başladım.” Kahkaha attım. “ Ve kız senden etkilensin diye işin olmayan yerlerde geziyorsun.” Barlas aniden rütbeden çıkıp sesini biraz yükselti” Hani biz arkadaştık!” Kahkaham tekrar yükselince Barlas’a sarıldım. “ Merak etme Barlas sadece şakalaşıyorum hem o kızın da senden hoşlandığına eminim.” Barlas hızla benden ayrılıp bana döndü.” Nasıl?, sen nerden biliyorsun ki?” Gülümsedim. İleride bu tarafa bakan kız muhafıza baktım. Barlas’a sarılınca kaşları çatılmıştı. “ Bilmem bir his sadece hem sen çabuk arabayı getirt!” Hızla birini yöneltince tekrar bana döndü.” Nasıl bu kadar eminsin?” Omzumu kaldırdım.”Bilmem .” Arabanın geldiğini görünce Barlas’ın saçını karıştırıp arabaya bindim. Babamda hemen yanıma binince şöföre baktım. Şöför şaşkınlıkla bize bakıyordu. Babamın konuşmasını bekledim. “ Benim evime sür.” Sadece bunu söylediği için tanıdığını anladım şöförü.
Yol boyunca sessizlik hakimdi. Zaten yol o kadar uzun da sürmedi. 15 dakika sonra bir evin önüne gelmiştik.
Arabadan hızla indim. Burada sadece bir evin olması şaşırtmıştı beni ama sesimi çıkarmadım. Babamda arabadan inip kapıyı anahtarla açınca bende şöförün yanına gittim. “ Burada bekler misin? Biraz işim uzun sürecek ama ondan sonra tekrar saraya dönmem gerekiyor.” Şöför hızla başını saladı. “ Tabi Prensesim.” Babamın açtığı kapıdan içeri girdim.
Ev çok topluydu ve eşyalar eskiydi. Duvarlarda eski fotoğraflar vardı ve bir çoğu annem ve babamın fotoğrafladıydı. Bir fotoğraf dikkatimi çekti. Fotoğrafta kocaman gülümseyen ben vardım, hemen yanımda suratı asılmış Oğuz , solumda ise Oğuz’a dil çıkaran Eflin ve Eflin’in arkasında bizi gülümseyerek izleyen Asil vardı. Kimse kamaraya bakmıyordu. Uzaktan çekilmiş bitti fotoğraftı ve çocukluğumuza aiti. Sonra hemen yanında kaldırımda tek başıma oturup müzik dinleyen ben vardım. Liseli olmalıydım bu fotoğrafta. Son fotoğraf ise Oğuz’un sırrındayken çekilmişti. Oğuz’un sırtında kahkaha atan ben ve gülümseyen Oğuz vardı.
“ Sadece bende üç fotoğrafın var onları hep sakladım. Hep gülüyordun sen Dalya anlayamadım özür dilerim. Mutluydun.” Acı bir gülümseme sundum.
“ Sana bir şey getireyim mi ya da içmek istediğin bir şey var mı kızım?” Başımı iki yana saladım. “ Bana her şeyi anlat.” Koltuğa oturmamı söyleyince oturup ona baktım. Derin bir nefes verip konuşmaya başladı.” Annenin hiç bir zaman normal bir aileye sahip olmamıştı. Onu ilk gördüğüm an ablasıyla beraber eve dönüyorlardı. Ben oraya gelme sebebim ateş halkından birinin ortaya çıktığını duymamımdı. Çocuğun kontrolleri için gittiğim zaman karşılaştım. Annen çok güzeldi hayatımda gördüğün en güzel kadındı.” Gözleri parlıyordu anlatırken.
“ o gün bana bakmasını dinledim. Baktı ama tam eve girmeden önce baktı. Gözlerimiz bir kaç saniye buluştu hemen sonra gözlerini utanarak benden kaçırıp eve girdi. Sonra her gün onun evinin oralardan gezdim. Çıkmadı evden tam 2 hafta boyunca hiç çıkmadı dışarı ablası her gün dışarıdaydı ama o değildi. 2 hafta sonra çıktı ama ağlayarak bir parka girdi ve parkta ağladı. Yanına gittim ve oturdum. Ağlarken kafasını kaldırıp bana baktı ona mendil uzattım. O mendile göz yaşlarını sildi. “Aniden bakışları donuklaştı. “ O günden sonra hep buluştuk. Ailesinin ne kadar onun üstüne düştüğünü ve baskıcı olduğunu öğrenmiştim. Ama yine de biz mutluyduk beraberdik. Ona evlenme teklifi etmeyi düşünüyordum. Hata ona evlenme teklifi edecektim. Beraber oturduk bir yere ve o ağlayarak bana ailesinin onu birisiyle evlendireceğini söyledi çok zenginmiş tabi şuan zenginliği elinden gitti Yani Hakan’ın Hakan bir zamanlar çok zengindi tabi batırmasaydı. Neyse ki Kaya gibi bir arkadaşı olmuş ki onu toparladı.” Derin bir nefes verdi. “ Böyle zaman geçti işte annenle buluşuyorduk ama daha az çünkü babası izin vermiyordu eskisi gibi çıkmasını ona kaç kez beraber kaçmamız gerektiğini söylesem de kabul etmedi. Ablasından ayrılmamak istemediğini bahane ediyordu. Ablası asker olup kendisini ailesinden kurtarmıştı ama kız kardeşi hiç bir zaman gelmedi onunla. Ve asıl en kötüsü de bir gün çok içmiştim yani normalden o günü hatırlayacak ama mantıklı düşünmeyecek kadar içmiştim. Annen kaldığım otele gelmişti. Ve işte bilirsin olan oldu. O gün sabahında ise anneni görememiştim. Gecesi yanımda olan kişi sabahında yanımda değildi. Aylar geçti annenden haber alamadım ta ki annen bir gün karşıma ansızın çıkana kadar yanında ablası vardı. Bana bağırıp çağırdı ve bir çocuğumuzun olacağını söyledi sonra seni öldüreceğini söyledi bana.” Derin bir nefes aldı. “ O olaydan sonra annenin Hakan’la evlendiğini ve sırf parası olduğu için evlendiğini duydum. Ablası yani teyzen anlatı. Sana ne olduğunu sorunca ise seni öldürmeye çok fazla çalışmış ama becerememiş engellemiş. Sonra seni görmek istediğimi söyleyince bana teyzen hayır dedi ‘o seni tanımazsa daha mutlu olur’ dedi bende sadece seni uzakta izledim. Hep mutluydun arkadaşlarınlaydun gülüyordun.” Konuşması bitince ikimizde sessizliğe büründük. Annem hem benim hayatımı hem de babamın hayatını mahvetmişti ona bunun hesabını soracaktım. Ayağı kalkıp babamın hiç beklemediği bir anda ona sarıldım. Ona sarıldığım an hızla bana sarıldı. Ağlamaya başladığını fark ettim.
Ayrılmadık uzun süre boyunca ağlaması dinince ondan ayrıldım.” Yılardır sana sadece bir kez sarılmak için hayaler kuruyordum kızım.” Gülümsedim.” Merak etme baba bundan sonra beni kimse senden ayıramaz.” Ayağı kalktım. “ şimdi gidiyorum Eftal’i bekletmek istemiyorum zaten birbirimizi çok bekledik baba.” Babam kaşlarını çattı.” Sanki su kralıyla fazla yakınsın kızım.” Gülümsedim.” Bilmem öyle miymişiz?” Babam gülünce onun yanağına öpücük kondurdum. Şaşırsa da bir şey demedim. Dışarı çıkıp beni bekleyen arabaya bindim. Garip bir histi yılar sonra öz babanla kavuşmak ona sarılmak.
Zaten bir kızın arkasında babası varsa o kız çok güçlüdür.
*
Saatler sonra hazırlanmıştım. Üstüm de beyaz bir elbise vardı. Elbise ne çok kısa ne uzundu. Saçlarımı açık bırakmıştım. Sırtım açıktaydı. Göğsümü kalp şeklinde sarıyordu elbise. Beyaz deri eldivenlerim dirseğime kadar uzanıyordu ve ayrı hava katmıştı. Beyaz topuklu ayakkabılarım ise beni daha zarif göstermişti. Saçımda zambak şekilde olan toka ise çok güzeldi.
Kapım tıklatılınca kapıyı açtım. Kapıda Kİ Ateş abiydi. Ateş abi tam konuşacaktı ki ağzı açık kaldı. Gülümsedim.” Ne için gelmiştin?” Ateş abi hızla kendini toparladı.” Şey seni ben götüreceğim .” Gülümsedim ve koluna girdim.
Ateş abi beni saraydan çıkarıp ormana doğru ilerleti. Biraz fazla yürümüştük ama yerlerde beyaz yapraklar vardı ve bu çok hoştu. Ateş abi durunca durdum. “ Dümdüz ilerle sonra Eftal’i görürsün.” Kaşlarımı çattım. O geriye dönüp giderken ben ilerlemeye devam ettim. İleride süslü bir masa gördüm ve su.
Ateş sarayını çevreleyen bir deniz olduğunu duymuştum ama ilk kez görmüştüm. Kulağıma müzik sesi gelene başlayınca etrafa baktım. Arkamda hareketlilik hisedince arkamı döndüm. Bana gülümseyen Eftal’i gördüm. Üstünde beyaz bir gömlek altında ise siyah pantolon vardı ve masmavi bir pelerin vardı. Önümde reverans yaptı. “ Ateş perisi benimle dans et.” sonra ekledi.” Yeniden başlayalım her şeye.” Elini tutuğum an bana baktı.” Eftal namıdeğer Lanetli Ejderha.” Beni kendisine çekip dans pozisyonuna soktu.
Eftal’e baktım.” Dalya namıdeğer melez kız”
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |