16. Bölüm

15.BÖLÜM

Zeynep
zeynep_aygol

Aynadan gülümseyen suratımı izledim. Eskisinden daha iyyiydim. Göz altlarım mor ya da yüzüm soluk değildi, kilo da almıştım. Bunların hepsi Eftal’in hayatıma girmesiyle olmuştu. İyiydim , gerçekten iyiydim,mutluydum.

Aynadan gözlerimin içine baktım. Parlıyordular. Aklıma o gün geldi Eftal’i yani kralı ilk gördüğüm gün…

O gün öz babam sandığım adam tarafından ilk şiddete uğradığım gündü. Her yerim morarmıştı dudağım patlamıştı.

Ağlıyordum odamda sesizce , odamı aydınlatan şey ay ışığıydı sadece…

Duvardan yavaş yavaş kayarak yere oturdum dizlerimi iyice kendime çektim ve başımı dizime gömdüm, kaybolmak istedim.

Sonra bir gölge belirdi hava çok hızlı bir şekilde değişti, sağnak yağmur yağmaya başladı. Başımı kaldırdığımda karşımda masmavi saçlı , mavi gözlü bir adam şaşkın bir şekilde etrafı inceliyordu. Bakışlarımız birleşince şaşkınlığı daha çok artı. Ne tepki vereceğimi şaşırmıştım o gün .

Günün sonunda bana bir büyük gibi sarılıp teselli etmişti aslında pek teselli denmezdi ama en azından beni kandırmamıştı gerçekleri söylemişti. Zaten ben çocuken hep gerçekleri yüzüme vurmuşlardı ,ben sadece inanmak istememiştim her çocuk gibi yalanlara inanmak istemiştim.

Kral yani Eftal bana hep derdi ki “ Geçecek Demeyeceğim çünkü geçmeyecek ama alışacakasın ya da alıştığını sanacaksın ama inanıyorum bir gün mutlu olucaksın Dalya…” ona ne zaman mutlu olacağımı sorduğumda ise verdiği tek cevap “ Beni bul ve uyandır o zaman tüm Dünya’yı değil tüm evreni karşıma alıcam ve seni mutlu etmek için çabalayacağım ama bul beni Dalya !” Ona onu nasıl bulacağımı sorduğumda ise elini benim kalbine koyup “ Burayı dinle.” Ve geneli o cümleyi kurduktan sonra ortadan yok olurdu. Zaten bende uyuya kalmış olurdum.

Derin bir nefes verip odadan çıktım. aşağıya inip ön bahçeye çıktım Eflin’ler gelecekti. Gökyüzüne baktıktan sonra uçan atların taşıdığı arabayı gördüm , onlar gelmişti. Gülümseyerek o tarafa bakerken bir kükreme geldi ve sonra hemen yanımda ki muhafızın yüksek sesini.” Çabuk kraliçeyi çağırın gölge yine kontrolden çıktı!” Gölge diye bahsettikleri ejderha olmalıydı. Doğruca kardeşlerimin üstüne gidiyordu. Gölge kuyruğuyla arabaya vurdu. Bu sefer çok şiddetliydi. Araba ne kadar dayanıklı olsa da kırıldı ve kardeşlerim düşmeye başladı. Eflin’in çığlığı kulaklarımda yankılandı. Gölge bu sefer pençesini açıp en yakınında olan Asil’e saldıracağı an bağırdım. Boğazım yırtınırcasına” DUR! NE İSTİYORSUN KARDEŞLERİMDEN!” Ejderha durdu ve bana baktı. Bir an bana saldıracağını düşündüm ama yine de sırtımı dikleştirdim ve dik bir şekilde ona meydan okurcasına baktım. Belki aptalıktı ama yine de durmadım kardeşlerim benim her şeyim gerekirse onların uğruna ölürdüm.

Bakışlarım sanki kitlenmişti ikimizin gözleri birbirine kilitlenmişti. Armin’in sesiyle bakışlarımı ondan ayırabilmiştim. “ Dalya gölge’den bakışlarını hemen kaçır!” Armin’e baktığım an Armin bakışlarını hızla benden çekerek hiç görmediğim bir şey yaptı ,bastığı yerden ateşten basamak oluşuyordu bu sayede yerden yükseldi ve Eflin’i tutup tekrar indi bu sırada Asil havayı kontrol ederek kendisini yere indirdi. Oğuz ise küfrederek yerden sarmaşık çıkarıp sarmaşıkla kendisini indirdi. Koşarak Oğuz’un boynuna atladım. Oğuz bana hızla karşılık verince Eflin ve Asil’de yanımıza gelip sarıldı. “ Bu lanet olası ejderhanın bizimle derdi ne?” Oğuz’un sorusuyla onlardan ayrılıp hala gökyüzünde duran gölgeye baktım. Bir ejderha gülümseyebilirmiydi bilmiyorum ama bu ejderha sanki gülümsüyordu. Aniden ejderha hızla yere inerken bir adım geriledim. Anında Armin önüme geçti. Gölge yere indiği an bir rüzgar savruldu saçlarım uçuşurken kenardan gölgeye baktım onun bakışıda Armin’den bana döndü. Hiç beklemediğim bir şey oldu eğildi, benim önümde eğildi.

Armin şaşkınlıkla bana döndü “ Bu nasıl olur? Ejderhalar yüzyıllar önce bağlanmayı bıraktı insanlarla!” Bir adım öne çıktım ve kalbimdeki sesi dinleyerek gölgeye yaklaştım. İlk başta terdüt etsemde gölgenin yüzüne dokundum. Gölge ayağı kalktığı an yavaş yavaş ilerleyerek kalbine dokundum. Zihnimde bir erkek sesi yankılandı “ Sonunda melez kız sonunda beni fark ettin!”hafif sistemli geliyordu sesi “ Anlamadım seni neden fark etmem gerekiyordu?” Bir homurdanma sesi geldi.” Buraya ilk geldiğin gün bir bağ kurduk normalde beni fark etmen gerekiyordu ama sen nasılsa fark etmedin beni ,o kadar süredir hep sarayın etrafında uçtum ama gözün beni hiç bulmadı bende yolu insanlara saldırarak buldum ama sen yine fark etmedin o gün size saldırdım ama sen yine fark etmedin en son ise kardeşlerine saldırdım işte fark ettin.” Kaşlarım çatık bir şekilde ona baktım.” Neden ben?” Elimi gölgenin kalbinden çektim. Hemen homurdanmaya hareketlenmeye başladı tekrar koyunca zihnimde bağıran bir erkek sesi geldi.” Aptal melez benimle konuşurken bir daha bunu sakın yapayım deme eğer elini kalbimden çekersen beni duyamazsın!” Şaşkınlıkla kala kalınca sesi aniden yalvarırcasına çıktı.” Yapma bir daha “ ilk önce başımla onu onayladım sonra beni görmediğini fark edip sesli dile getirdim.” Anladım, bir daha yapmam.”

Tekrar konuşmaya başladı.” Seni seçtim çünkü sen ejderhaları tekrar getirecek kişisin bu yolda senin emrinde olup sana yardım edeceğim sende bana halkımı geri getirmeme yardım olacaksın melez kız!” Gülümsedim. “ sözüm olsun sana gölge.” Elimi yavaşça kalbinden çekip karşısına geçtim. Başını tekrar okşadım.

Tekrar eğilince sırtına binmemi istediğini anlayıp zorlukla sırtına bindim. Siyah puları Çok sertti. Siyah pullarını çok canını acıtmadan tutmaya çalıştım. Ayağı kalkmasıyla gözlerim büyüdü. Bakışım Armin’i bulunca şaşkın bakışları hala bana bakıyordu.

Gölge kanatlarını çırpınca ani panikle sırrtına yapıştım. Ne zaman kapattığımı anlamadığım gözlerimi açınca havadaydık.

Bana yılar önce bir ejderhanın sırtına biniceğimi söyleseler kahkahalarla gülerdim. İşte görüyorsunuz hayatınız bir anda değişebiliyor hiç bir çare yokken bile…

Gölge’nin sırtında uçarken uzamış olan saçlarım arkamda savruluyordu. Rüzgarı yüzümde hissetmem çok iyi hissetmemi sağlamıştı.

Gölge insanların yaşadığı yerin üstünden geçerken ateş halkının bakışlarını görüyordum hepsi gölge’ye bakıyorlardı. Beni gördüklerini sanmıyordum çünkü gölge çok büyüktü ben ise yanında bir bebekten farksızdım.

Gölge bu sefer Ateş sarayının etrafını saran denizin etrafında uçmaya başladı. Yavaş yavaş kendisini aşağı indirip yana dönerek kanatlarının ıslanmasını sağladı bende bu sırada elimi denize daldırmıştım.

 

Gölge hızla yükselirken gözlerimi kapayıp derin nefesler çektim. Gözlerimi açınca saraya doğru indiğimizi gördüm. Gözüm siyah gözlere kilitlenince aynı şekilde o siyah gözlerde benim gözlerime kilitlenmişti.

Gölge yere iniş yaptıktan sonra kanatlarından kayarak inmemi sağladı yere. Gölge ilk önce bir Eftal’e sonra geri bana döndü. Önümde eğilip hızla giderken arkamı dönüp Eftal’e baktım. Eftal şaşkınlık içinde bana bakıyordu. Gülümseyerek boynuna atladım. Hemen eli belime gitti. “ Beni şaşırtıyorsun Ateş perisi.” Gözlerinin içine baktım.” Şaşırtmayı severim.” Gülümsedi.

Oğuz’un öksürük sesiyle Eftal’den ayrıldım. Oğuz gözlerini Eftal’e dikti. Eftal’de ona tersçe baktı. Asil’in konuşmasıyla hepimizin bakışları Asil’i bulmuştu. “ Sen geliyorsun değil mi?” Kaşlarımı kaldırdım. “ Nereye?” Asil şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. Yanımda ki Armin ise tersçe Eftal’e bakmıştı. Eftal’in eli ise ensesindeydi.

“ Kral Aslan’ın kızı evleniyor yarın haberin yok mu?” Asil’e bakıp başımı iki yana saladım. “ Eftal ben söyleyeceğim demiştin!” Armin’in kızgın sesiyle gözlerim Eftal ve Armin arasında gidip geldi.” Söyleyecektim ama zaten gitmek zorunda değili-“ Armin hızla sözünü kesti.” Aslan’la olan problemlerin yüzünden sara’nın evlenme törenine gelmeyecek miydin?” Eftal oflayarak onayladı. “Anlamıyorum neden sürekli katılmak zorundayım ben!” Eftal yakınınca Armin tersçe baktı. “ Su kralı olduğun için olabilir mi?” Eftal bir kez daha oflayınca kıkırdadım şuan çok çocuk gibi davranıyordu.

Eftal’in bakışları beni bulunca gözlerinden bana gülümsemeler gönderdi. Eftal’e arkamı dönüp Eflin’in koluna girdim. “ Acaba eski günlerdeki gibi yine topla mı oynasak?” Eflin kahkaha atarken Asil ve Oğuz sırıtılar. “ Ama top yok?” Kaşlarımı çatım. “ Haklısın.” Suratım asılınca arkadan Eftal’in sesi geldi.”Aslında var .” Hızla ona döndüm.” Nerede? Nasıl?” Ard arda sorularıma gülümsedi.” Yani burada değil ama Ateş halkknda çocukların topla oynadığını görmüştüm. “ Heycanla döndüm. “Toplarını ödünç alabiliriz bence hemen gidip alalım.” Eftal heycanıma baktı. “ Barlas alıp gelir siz gitmeyin.” Başımla onu onaylayınca hemen Eflin’e döndüm. “ Top gelene kadar beraber konuşalım hadi gel.” Eflin’i odama doğru sürüklerken arkamdan Oğuz’un sesi geldi.” Biz neyiz Lan direk mi?” Oğuz’u duymazdan gelip Eflin’i odama çıkardım.

                                                                                 *

Bir saat içinde Barlas bize top bulup getirmişti. Şimdi bahçenin etrafında esniyorduk bu sefer takımlar ben ve Oğuz asil ve Eflin olmuştu.

Topu ayağımda sektirmeye başladım. 3 tane sektirdikten sonra Oğuz’a attım. Oğuz’da sektirip Asil’e attı. Asil sektirdi ama Eflin’e atamadığı için top uzağa gitti.

Asil topu alıp yanımıza geldi. Kaleleri belirleyip başladık. Ben kaledeydim Oğuz ise ileride Asil’e topu kaptırmamaya çalıştı.

                                                                   *

Yorulmuştum. Oğuz sürekli topları Asil’e kaptırdığı için sürekli top tutmak zorundayım. Topu alıp kaleye gitse bile Oğuz Eflin’e sert şut çekemediği için bir gol bile atamamıştık. Ne kadar çabalasam da 2 gol yemiştim.

 

Biraz uzağımda oturan Eftal ve Armin’e baktım. Arada konuşuyordular. Sesleri geliyordu. Yine konuşuyorlardı. Gözlerimi oyuna çevirip onların seslerini dinledim.

“ Çocuk gibiler…”dedi Armin.

“ Evet, bize benziyorlar. Hatırlarsan bizde her fırsata oynardık.” Dedi Eftal.

Armin’in gülüş sesi geldi. “ Sürekli Arel’le beraber ortalığı ayağı kaldırırdın. Arkanızı da biz toplardık.” Eftal’in gülümsediğini hissettim.

“ Bu hileye giriyor ama !” Oğuz yine hileye başvurdu ve sarmaşık çıkartıp topu Asil’in ayağından alarak kendi ayağına getirtmişti.

Asil Oğuz kaleye giderken rüzgarı kullanarak topu kendi ayağına getirdi ve topla beraber bana doğru koşmaya başladı. Asil hızla gelirken Eflin Oğuz’un ayaklarını dondurmuştu. “ Sen ne zamandan beri suyu dondurabiliyorsun!” Eflin güldü. “ Öğretmenim çok iyi de.” Eflin’e eğitim veren kişinin Çelik olduğunu biliyordum.

Bazı insanlar kendi ana elementinin yan güçlerinide kulanıyorudu. Mesela Eflin su elementinin yan gücü olan buzu da kullanabiliyordu ya da Oğuz toprak elementinin yan gücü olan sarmaşığı da kulanabiliyordu.

Tüm Dünyanın kral ve kraliçeleri Eftal, Armin , Ahu ve Arel’di. Tabi bunların altları da vardı yan güçlerin kralı Kunter , Alkan, ya da Aslan gibi bizim yaşadığımız yerde bunlar yan güçleri kontrol ediyordu tabiki de başka şehirlerde yoğunlukta olan güçleri farklı krallar ve kraliçeler yönetiyordu.

Bazen mesela iki Ateş halkından olan çocuğun gücü Ateş değilde yan güç olan yıldırım olabiliyordu böyle olaylar da söz konusuydu.

Asil şutu çekecekti ki ayağı kaydı ve yere düştü. Top yavaş yavaş yuvarlanarak elime geldi. Asil yerden küfrederek kalktığında kayma sebebine bakıp tersçe bana baktı. Yerde bir buz vardı, hayır ben yapmamıştım. Bakışlarım Eftal’e döndü. Bana göz kırpıp Armin’e döndü.

                                                                                       *

Çimenlerde baygınlık geçiriyorduk nefes nefese kalmıştık. Asil ve Eflin bir sayıyla kazanmıştı ve biz bitmiştik nefes nefeseydik.üstüme gölge düşünce kapantığım gözlerimi araladım. Eftal’i beklerken Barlas’ı görmüştüm. “ Dalya babanız geldi.” Barlas’a elimi uzatınca kalkmama yardımcı oldu. Barlas’ı takip ederek ön bahçeye girdik. Babamı görünce içimde garip bir heyecan hissettim. Babamın sırtı bana dönüktü bir muhafızlar konuşuyordu. Babamın yanına iyice yaklaşınca babam hisetmişçesine arkasına dönüp beni gördü. Beni görünce muhafıza hoşçakal diyerek bana bakıp gülümsedi. Başta ne yapacağını şaşırıp ellerini hareketlendirdi. En son bana sarılınca sarılışına karşılık verdim. Babamın eli saçlarımın arasında gezindi. Sadece bir an olsun her şeyi unutum ve babamın güçlü kolarında saklandım.

Bazen insanlar babasını geç bulurdu. Her şey için geç kalmış olabilirler belki ama yeni hayat kurmak için geç değildir.

 

Babamdan ayrılınca onun parlayan gözlerine baktım. “ Seni kardeşlerimle tanıştırmak istiyorum.” Babam gözlerimin içine baktı. “ Tanışalım bakalım.” Dedi.

Heycanla babamın koluna girip onu sürükledim. Oğuz’ların yanına geldiğimizde beraber konuşuyorlardı aralarında Eftal ve Armin de vardı. Armin’in beni fark etmesiyle hepsi beni fark etti. Babam yanımda Armin ve Eftal’e selam verince bir garip hissettim.

Oğuz baktım Oğuz kaşları çatık bir şekilde babama bakıyordu. “ Babam bu zaten biliyorsunuz, baba Oğuz , Eflin ve Asil bunlar benim kardeşlerim.” Babam hepsine tek tek baktı. “ Merhaba çocuklar.” Hepsi küçük baş hareketi ile onayladı babamı.

Babamın bakışları Eftal’i bulunca kaşları çatıldı. “ Kral Eftal senin namını çok duydum.” Eftal bana baktı ve babama döndü. “ Bende sizin namınızı duymuştum, sizinle konuşmak bügüne kısmetmiş.”dedi.

Babamın bakışları bir bana bir Eftal’e döndü. “ Kızımı sakın üzme kral kızım zaten yeteri kadar üzüldü!” Hafif sistemli sesi Eftal’e değil kendineydi.

Eftal başını dikleştirdi. “ Kızın için gerekirse Dünyayı karşıma alırım!” Eftal’e baktım aynı anda onunda bakışları bana döndü. Kalbim hızlanmıştı. Yanaklarım kızarmaya başlıyordu. Bakışlarımı kaçırdım.

Armin’in bana baktığını hissedince ona döndüm bakışlarından hiç bir şey okunmuyordu. Aniden Ateş abinin sesini duymamla bakışlarımı o yöne çevirdim. “ Dalya! Eğitimlerini aksatmaman gerektiğini daha kaç kez söylemem gerekiyor.” Elimi enseme attım. “ Şey-“ Sözümü Eftal’in sert sesi kesti. “ Ateş! Sanane Dalya ister aksatır ister aksatmaz ayrıca bu saatten sonra Dalya’ya benden başka kimse eğitim veremez!” Şaşkınlıkla Eftal’e döndüm.

“ Lan Kralsın diye sesimi mi çıkarmayacam sanıyorsun, kız kardeşime göz dikmişsin ve hâla konuşuyorsun!” Eftal ve Ateşin asla ilişkisini anlamayacaktım. “ İt herif sende benim kız kardeşime göz dikmemişmisin?” Armin’in gözleri büyüdü. “ Tamam siz iki deli yine başladınız ikinizde çenenizi kapatın!” Eftal hızla kolumdan tutarak beni kendine çekti. Eftal’e şaşkınlıkla baktım. “ Bu şekilde olmuyor güzelim biz su krallığına gidelim orada kimse bizi rahatsız edemez.” Ben kahkaha atarken Babam ve Oğuz aynı anda karşı çıktı. “ Ne gerek var ne güzel hepimiz yanyanayız.” Dedi babam.”Bensiz gidemez!” Dedi Oğuz.

Kahkaham dinince ona baktım. “ Bence de Çelik’le konuşmam gereken konular var.” Eftal’in bakışları sertleşince gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. “ Sen çok kötü bir kızsın sırf Çelik’i döveyim diye yapıyorsun bunları. Bak dövünce pişman olursun.” Başımı saladım. “ Eftal.” Cilveli bir şekilde ismini söyleyince hemen yumuşadı bakışları. “ Söyle Ateş perisi.” Dudaklarımı birbirine bastırdım. Bana doğru hafifçe yaklaşınca kulağına fısıldadım. “ Seni seviyorum Lanetli Ejderha.” Eftal’in bakışları yavaşça beni buldu. Bana bakışları her şeyi açıklıyordu. O bakışları size anlatamam anca yaşamanız gerekir.

Herkesin bir kusuru vardır. Kusurlarından nefret ederler ama bir gün biri gelir ve insana kusurlarını sevdirir. Kusurlarınızı sevin kusurlarınız sizi siz yapan özeliklerinizdir, bunu asla unutmayın.

Bölüm : 30.01.2026 23:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...