
Her şey insanın elindedir. Ben bunu yapamam diyorsan yapamazsın zaten bu yüzden bir şey yaparken yapabileceğinize inanın hem demiyorlar mı inanmak başarmanın yarısıdır diye.
Sabah tartışma sesleriyle uyanmıştım. Eflin ve Oğuz yine gereksiz bir konu yüzünden birbirine bağırıyorlardı aslında Eflin bağırıyordu. Asil ise benim gibi Tartışmalarına uyanmıştı. Dün geç saatlere kadar benim odamda konuşup sohbet etmiştik uykumuz gelince dağılmak yerine eskiden yaptığımız gibi yatmıştık ben kendi yatağımda uyurken asil yatağın diğer tarafına başını koyup uyumuştu. Eflin bir koltukta Oğuz’da diğer koltukta uyumuştu.
Bugün Aslan’ın kızı evleniyordu bu yüzden hepimiz hazırlanmıştık. Üstüm de beyaz sade bir elbise vardı. Saçlarımı açık bırakmıştım. Hafif bir makyaj yapmıştım.Eflin ise açık mavi bir elbise giymişti. Göğüs dekoltesi normal giydiği tarzdan daha fazlaydı. Sırtı açıktı. Çok güzel olmuştu aynen bir prenses gibi görünüyordu.
Oğuz ve Asil’de takım elbise giymişti. Asil beyaz bir takım tercih etmişken Oğuz ise siyah bir takım elbise tercih etmişti.
Aynadan kendime son kez bakıp Telefonuna gömülmüş Asil’e döndüm. “ Sence çok kötümü olmuş gidip değiştirsem mi?” Asil telefondan başını kaldırıp bana baktı bir kaç saniye beni süzdükten sonra gülümsedi. “ Böyle güzel olmuşsun değiştirmene gerek yok.” Asil’in yanağını öptüm. Asil anında yanağını sildi. “ Rujlu öpmeyin ya beni!” Sitemiyle güldüm ve odada tartışan Oğuz ve Eflin’in arasına girdim. “ Sizce nasılım?” Eflin elimi tutu ve beni etrafımda döndürdü. “ çok güzel olmuşsun kuzum.” Eflin’e sarıldım sonra homurdanan Oğuz’a döndüm. “ Çok kısa giymişsin sende.” Oğuz ‘a sarıldım. “ Oğuz ama yani sana kalsa çuval giyeceğiz!” Oğuz cıkladı.” Cık onlar kısa olur o da olmaz.” Omzuna bir tane vurdum. “ Eflin’i rahat bırak Oğuz nasıl giymek istiyorsa giysin. “ Oğuz tam itiraz edecekti ki Kapı çalındı ve içeri Barlas girdi. Selam verip konuştu. “ Kral Eftal hazırsanız sizi odasına çağırıyor.” Heycanla gülümsedim. İleri adım atmıştın ki Oğuz kolumda tutarak beni çekti. “ Söyle krala kendisi gelsin, eğer kardeşimi görmek istiyorsa!” Barlas şaşkınlıkla bana baktı bende omuz silktim. “ Eftale söyle abim gelmeme izin vermedi.” Barlas odadan çıkarken kahkaha attım. “ Sen ne fenasın ya oğuz. Haklısın niye ben ayağına gidiyorum değil mi?” Oğuz kaşlarını çatarak bana baktı. “ Amacım o değildi. Yanımda seni öpemeyeceği için çağırdım.” Gözlerim irileşti. “ OĞUZ!”Diye bağırdım. Oğuz omuz silkti.
Bir kaç dakika sonra kapı çaldı ve içeri yorgun gözüken Eftal girdi. Beni görünce gülümsedi ama sanki zorla gülümsüyormuş gibiydi. Eftal gözleriyle beni süzdükten sonra belimden tutarak beni kendi bedenine yapıştırdı. Önüme gelen saç tutamlarını arkaya attı. “ Çok güzelsin Ateş perisi.”Eftal’in üstünde Beyaz bir gömlek ve siyah kumaş pantlon vardı. Tabi her zamanki gibi mavi pelerini takılı değil onun yerine siyah ceket giymişti. Eftal’in siyah gözlerinin içine baktım ve geçmişe gittim. Yine bir gece ağlarken yanıma gelmişti kral onun dizinde uzanmış bir şekilde ona bakıyordum, o ise düşüncelere dalmış bir şekilde camdan dışarıya bakıyordu. Sonra bir an başını bana doğru çevirince masmavi gözlerini gördüm. Bana bakıp “ uyu artık küçük kız” dedi. Bende hemen gözlerimi kapatmıştım.
“ Kardeşimi gözlerinle yemeye bir an önce son verirsen sevinirim kral!” Eftal ile aynı anda Oğuz’a döndük. Eftal homurdanırken ben Oğuz’a gözlerimi devirmiştim.
“ Kusura bakma kralım Oğuz biraz odundur anlamaz pek ,birazcık da kıskançtır.” Eflin sonda kıkırdarken Asil büyük bir kahkaha patlamıştı.
“ Sana kaç kere diyeceğim Eflin bana kralmışım gibi davranmana gerek yok sen sevgilimin kardeşisin bana Eftal de.” Eflin bakışlarını kaçırdı.
Sırıtarak Eftal’e baktım, Eftal bana bakınca ne oldu dercesine baktı. “ Sevgilim demek yani hmm.” Dedim. Eftal daha ağzını açmadan Oğuz konuşmaya daldı. “ yani adamın sözlerinden sadece bu kelimede mi takıldın?” Gözlerimi devirerek Oğuz’a baktım. “ Odamdan çıkarmısın?” Asil ve Eftal gülerken Oğuz homurdandı.” Yani beni bir adam için odasından kovuyor.”
Kapı tekrar tıklatılınca hemen kapının yanında duran Asil kapıyı açtı. Adını bilmediğim bir hizmetli elinde taçla kapımda duruyordu. Kadın eğilip tacı bana doğru uzatı.” Kraliçe takmanızı buyur etti.”Kadını kaldırdım. “ Bana öyle prensesmişim gibi davranmayın lütfen önümde eğilmene gerek yok.” Kadın cevap vermedi. Tacı elimden alıp teşekkür edip kapıyı kapadım.
Eftal taca nefretle bakıyordu. Onunda taç sevmediğini biliyordum zaten doğru dürüst kafasında da görmemiştim. Eflin tacı elimden alıp kendi kafasına taktı. Aynadan kendisene baktı. Bence benden de güzel prenses olur ha ?” Gülümsedim yanına gidip yanağına öpücük kondurdum. “ Neden olmasın?” Eflin kafasından tacı çıkarıp benim kafamı yerleştirdi. “ Sana daha çok yakışıyor ama.” Yanağından makas alıp Eftal’e döndüm. “ Nasıl olmuşum?” Eftal suratını ekşitti. “ Sana diyorum ki bu taç sana yakışmıyor gel sana kendi tacımı takayım.” Güldüm. “ Evlenme teklifi mi ?” Eftal cıkladı. “ Cık evlenme teklifini böyle etmeyeceğim.” Yüzümü yüzüne yaklaştırdım. “ Hmm nasıl olacakmış merak ettim.” Eftal yutkundu ve hızla yüzünü yüzümden uzaklaştırdı. “ B- Benim gitmem gerek…” hızla odadan çıkarken kahkaha attım.
“Hazırsanız bizde aşağı inelim.” Başlarıyla onaylayınca kapıyı açtım. Merdivenlerden inip dışarı çıktık. Eftal ve Armin’in bir şeyler konuşuyorlardı ama biz gelince Eftal susup bana baktı. Eftal’in kafasında şimdi tacı olduğunu fark ettim.
“ Abim nerede?”Eflin’in sorusuyla etrafa baktım. Armin gözlerini kaçırınca Eftal’e döndüm. “Tartışmışlar Ateş kendi evine gidiyor belki de varmıştır evine.” Konuyu uzatmadım. Daha fazla da soru sormadım. Hava sarayının atları gelip yere iniş yaptılar. Normal halerinden daha şıktı. Ahu yine gösterişini yapmıştı.
“ Evlenen biz miyiz neden bu kadar süslemiş bu arabaları ve atları.” Armin omuz silkti.” Ahu’yu biliyorsun Eftal her zaman gösterişli olmak zorundadır.” Eftal elini ensesine attı.
Gökyüzünde uçan bir siyahlık dikkatimi çekince kafamı gökyüzüne çevirdim. Gölge yanında başka bir ejderha ile uçuyordu. Islık çalınca bakışları beni buldu ve hemen yanımıza doğru iniş yaptı. Koşarak onun yanına gidip onun kocaman bedenine sarıldım daha doğrusu sadece başına sarıldım desek daha doğru olur.
Elimi kalbinin üstüne götürüp gölgenin sesini dinledim. “ Naber , iyi ve güzel gördüm seni.” Başımla onayladım. “ iyidir sen napıyorsun?” Bana bir yıl önce ya da aylar önce bir ejderhayla sıradan bir konuşma yapacağımı söylese kahkahalarla gülerdim, hala garipti.
“ Uçuyordum gördüğün üzere. Bir yere gideceksin galiba götüreyim seni?” Bir kaç saniye düşündüm. “Olur aslında.” Sonra elimi kalbinden çekip altından çıktım. Başını tekrar okşayıp Eftal’e döndüm. “ Ee napıyoruz?” Eftal Armin’e baktı. Armin derin bir nefes verip konuşmaya başladı. “ Binelim işte direkt gidelim. “ Başımı onayladım. “ Ben gölgeyle geliyorum.” Armin başıyla onayladı.
Uçan atların sürdüğü arabalara dağılırken Eftal kaldı. Elini cebine attı. “ Sana bir şey yaptım. “ Heycanla ona baktım. Cebinden bir bileklik çıkardı. Bileğime onu takarken konuşmaya başladı. “Su halkı sevdiği kadınlara denız kabuğundan yapılma bileklik bağlarlar bunu taktığı kızla da evlenmek istediğini beli ederler…” Eftal elini bileğimden çekip bakışlarını bana değdirdi.
Başımı yavaşça tutup alnıma kocaman bir öpücük kondurdu. “ Orada görüşürüz Ateş perisi.” Şaşkınlıkla arkasından ona bakarken Eftal de arabaya bindi ve atlar hareketlenip uçmaya başladılar bir süre daha öyle kaldım ta ki gölgenin homurtusunu duyana kadar. Çığlık attım. Sevinçle zıplayarak Gölgeye sarıldım. “ Sen de duydun mu bana evlenme teklifi etti bildiğin.” Gölgeden bir homurtu daha gelince ondan ayrıldım.
Gölge yere eğilince üstüne bindim ve pullarını tutum. Gölge hızla havalanıyorken ben hava da sevinçten ne yapacağımı bilemiyordum.
Bilekliğe baktım Deniz kabuklarından oluşuyordu ve hayatımda gördüğüm en güzel bileklikti.
Bilekliği incelerken gölgenin sağ tarafa doğru eğildiğini fark etmeyip ve bilekliği inceliyeceğim diye elimi pularından çekmiştim. Aniden hızla yere doğru düşerken çığlık bile atamamıştım.
Neyseki gölge hızla yere doğru eğilip beni hava da yakalamıştı. Bir ejderha kızabilirmiydi bilmiyordum ama gölge azarlarcasına ses çıkarıyordu. Zaten bir daha asla pularını bırakacağımı sanmıyordum.
*
Gölge yere indiği an yere gölgenin üzerinden kayarak indim. Ayağım yere değer değmez elbisemi düzeltim. Hafif kaymış olan tacımı düzeltip gölgeye döndüm. “ Teşekkürler koca oğlan.” Gölge sırıtar gibi dişlerini gösterince gülümsedim. Bir kaç adım uzaklaşınca gölge kanatlarını açıp havalandı. Önüme döndüğüm Eftal’erin de yere indiğini görünce onlara doğru ilerledim. Eftal beni görür görmez gülümsedi. Yanına geldiğim an beni kendine çekip sarıldı.
Ondan ayrılınca bir kaç saniye bakıştık. “ Seni çok özlemişim Ateş perisi” güldüm. “ Sanki bir kaç saat önce yan yanaydık.” Eftal omuz silkti. “ çok uzun süre ayrı kalmışız.” Dedi.
Armin ve diğerleri açık hava da olan düğünün girişinden geçerken ben de Eftal’in koluna girip yürümeye başladık. Kapıda bizi Aslan ve karısı olduğunu düşündüğüm kadın karşıladı. Eftal ve bana selam verdikten sonra bizi oturacağımız yere doğru ilerleti.
İleri de daha önce hiç görmediğim biri vardı saçları boyalı olmalıydı çünkü kimsenin saçı bu kadar lacivert olamazdı. Aynı Kunter gibi buz gibi bakıyordu. Yanın da ki Alkan’ı dinliyordu.
Alkan bizi fark edince bir şeyler söyledi adamın bakışları hızla bize doğru daha doğrusu beni buldu. O sırada masmavi gözlerini ve hemen sağ gözünün altındaki yıldırım şeklinde ki işareti gördüm. Bana olan bakışları şaşkınlık mı demeliyim yoksa hayranlık mı bilemedim?
“ Dalya bu yıldırım kralı Sarp Armin onu bir görev üzerine şehir dışına göndermişti ,yeni geldi. Pek konuşmayı sevmez o yüzden alın-“ Sarp aniden elimi tutu ve elimin üstüne bir öpücük kondurdu. Elimi hızla kendime çektim. “ Prenses Dalya beni hatırlamadınız mı?” Kaşlarımı çattım. O sırada Oğuz arkamdan yaklaşıp kulağıma mırıldandı. “ Lise zamanında, ilk geldiğin zaman peşinden koşan aptal sen onu reddedince yanına yıldırım düşüren çocuk varya o işte.” Kaşlarımı çattım.
“ Baya değişmişsin saçların siyahtı sanki …” Sarp tam ağzını açmıştı ki Eftal sözünü kesti. “ Ne seni seviyormuymuş bu aptal!” Tabiki de Oğuz’un söylediklerini duymuştu.
“ Yani takıldığın nokta bu mu ? Yıldırım çakması için falan sinirlenmeni beklerdim.” Eftal Oğuz’a döndü. “ Lan sanane taş kafa!” Oğuz omuz silkip uzaklaşırken ben bir sarp’e bir de Eftal’e bakıyordum.
“ O zamanlar da beni çeken ne olduğunu düşünmüştüm baksana nedeni gözümüzün önündeymiş ama asıl garip olan lise zamanındayken senin gücün olduğunu hatırlamıyorum.” Elimi enseme attım. “o işler biraz karışık aslında.” Sarp anladım dercesine başını saladı.
Yanımıza Armin’in gelmesiyle hepimiz susmuştuk. “ Sarp elin nasıl daha iyi mi?” Armin’in sorusuyla daha önce fark etmediğim eline bakmıştım sol elinde bandajlar vardı. “ Evet sadece Küçük bir yara.” Armin tersçe baktı. “ Sarp yarayı görmeseydim sana inanırdım ama elin derin kesilmiş ve üstüne bunu hala nasıl başardığını bilmediğim yanık izleri var.” Sarp ifadesizce olayı tekrar anlatırcasına anlatı.”Benden yakalamanı istediğin adamları yakalamıştım sonunda ama düşündüğümden güçlüydüler. Yakaladım sanarken onlar beni yakalamış bulundu. Elim onlardan kaçarken bıçakla kesildi ve hemen ardından Ateş gücü olan biri elimi tutup yakmaya kalkmıştı…” sarp başını iki yana saladı. “ Gerçektende berbatı.” Diye devam etti.
“ Hakikaten noldu o iş yakaladın mı?” Dedi Alkan.Sarp başını iki yana saladı. Alkan sıkıntılı bir nefes verdi.
“ Yakalaman gerekenler kimdi?” Sarp içimi ürpertecek bir şekilde konuştu. “ Cadıların en büyük iki askeri…” dedi.
“ Eğer yakalamasanız ki yakalayamadın ne olur?” Armin bıkın bir şekilde cevap verdi. “ Kim bilir içimizden birine bile her an saldırabilir.” Dedi. Tüylerim diken diken olmuştu aniden.
“ Tamam konuyu kapatın artık bir partiye geldik partinin tadını çıkarın!” Eftal’in kızgın sesiyle herkes susmuştu. Eftal’in bu kadar sinirlenmesini anlamamıştım.
Beraber oturmamız gereken yere otururken masadakilere baktım. Tanımadığım pek insan yoktu. Hemen karşımda Asil’i fark edince gülümsedim ona, Asil’de karşılık verdi. Bu sıra Ahu Asil’in kulağına eğilip bir şeyler söyledi Asil’de gülümsedi. Bunlar arasında bir şeyler oluyordu gün geçtikçe daha da yakınlaşıyordular.
Masada aşırı sıkıcı bir konuşma dönerken aniden Eftal’e yöneltilen konuşmayla konuşmayı dinlemeye başladım. “ Kral Eftal siz en küçük kızımı hiç görmemiştiniz değil mi?” Aslan’ın karısı olan kadın küçük kız diye bahsettiği benim yaşımdaki bir kadını gösterince kadına baktım. Siyah kıvırcık saçları ve yeşil gözleri onu çok tatlı bir sima katıyordu.
“ Hayır görmemiştim. “ Benim yaşımda ki kız hemen kendini tanıtmaya başlamıştı. “ Yağmur adım efendim sizinle tanışmak büyük bir zevk.” Cilveli konuşması sinirim bozmuştu.
Eftal başıyla hafifçe onayladı. Bakışları beni bulunca bana gülümsedi ve kulağıma eğildi. “ Hafif bir kıskançlık sezdim sanki.” Kaşlarımı çattım. “ Saçmalama Eftal ben ve kıskanmak mı?” Eftal gülümsedi. “ öyle olsun Ateş perisi ama benim gözüm sadece seni görüyor bunu bil.” Eftal’in romantik cümlesine gülümseyerek karşılamak vardı ama ben “ Bilmeme gerek yok başka birini gör nasıl o gözlerini oyup sana yediriyorum !” Dedim. Eftal gülmemek için kendini zor tutu. “ Sinirlendik bir de…” tersçe bakınca sustu ve önüne döndü.
*
Saatlerdir masadan birinin kalkıpta güzelim eğlenceye katılmasını beklemiştim ama kimse kalkmıyordu sadece sıkıcı konuşmalar yapıyorlardı. Gelin ve damat bile sıkılmıştı. Anlamadığım değişik bir gelenek vardı. Kral ve kraliçeler oldukları için kalkmaları pek doğru bulunmuyordu bu yüzden kimse kalkmıyordu.
Gözüm hemen sağım da kalan Armin’i buldu. Armin ona baktığımı hisedince bakışları bana döndü. Ona eğlenceye katılabilir miyim dercesine bakınca başıyla beni onayladı. Ayağı kalktığım an herkes sustu ve bakışları beni buldu. Eftal “ Nereye? “ dercesine bakış atınca gülümsedim. “ Biraz dans edicem gelmek ister misin?” Eftal’in bakışlar aniden değişti ve sırıtmaya başladı.
Yağmur küçümser bir bakış attı. “ Masadan bir prenses dans etmeye kalkıyor ve kimse ona dans teklif etmemişken.” Yalandan gülümseyerek Yağmura döndüm. “ En azından bir erkeğe muhtaç değilim dans etmek için…” Masa da sessizlik tekrar oluştu ta ki Alkan’ın kahkahasına kadar kimse Alkanı yargılamadı bile çünkü o erkek diye ama bunu yapan bir kadın olsaydı neler derlerdi…
“ Gerçekten de asıl eğlence şimdi başlıyor.” Alkana öfkeyle baktım. Alkan sırıtınca sakince Asil’e döndüm. “ Burada ki herkese gerçek müzik neymiş göster.” Asil gülümsedi. Ahu ‘yla birbirlerine baktıktan sonra herkesten izin isteyerek kalktı. Aynı şekilde benim dememe kalmadan Oğuz ve Eflinde kalktı.
Asil hızla dj yerine geçip müzik ayarlarken bizde delicesine dans etmeye hazırlandık.
*
Ne kadardır dans etiğimizi bilmiyorum ama çok yorulmuştum. Kendimi Eftal’in yanına atarken Eftal elini omzuma atmıştı. Masa da yine son derece sıkıcı bir konuşma vardı. Tabi bir de Yağmurun kıskanç bakışları…
Masaya biraz bakarken masa da birinin eksik olduğunu fark ettim Aslan orta da gözükmüyordu.
Aniden üstümüze gölge düşünce başımı yukarıya kaldırdım. Gölge tepemizde uçuyordu. Tam bu sırada Aslan geldi. “ Kraliçe Armin Sizin Ejderhalarınızdan biri şuan kafamızda uçuyor kızımın düğününü mahvetmeden durdurur musunuz?” Armin bana bakış attı. Ben ayağı kalkıp bir ıslık çaldım. Gölge beni fark edince hızla yere indi insanlar kaçışırken gözlerim büyüdü. “ Gölge ne yaptığını sanıyorsun aniden böyle neden dalıyorsun insan-“ Gölge aniden kükreyince bir şeylerin yolunda olmadığını anladım. Hızla altına girip elimi kalbine koydum. “ Dalya acil bir şey olmazsa dan diye inmem… Senin bu armin’in peşinde koşan abin var ya büyük bir kaza geçirdi ben görmedim ama arkadaşım görmüş bilerek yapılan bir kaza şuan fanilerin olduğu yerde hastanede.” Titrek bir nefes verdim.” Kaza nasıl olmuş, kim yaptı?” Gölge hızla yanıtladı beni “ Biri Hakan üvey baban diğeri Çelik’in babasi…”
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |