
Ateşin ağzından:
Gözlerimi yavaşça aralayınca yanımın boş olduğunu fark ettim. Kızıl saçlı sevgilim, hayatımın anlamı olan kadın erken kalkmış olmalıydı. Armin’i ilk gördüğüm andan beri ona vurulmuştum. Hiç bir kadını sevebileceğimi düşünmezken aniden bir kadına vurulmuştum.
Yataktan doğrulup banyoya doğru ilerledim. Banyo kapısını açıp içeri girdim. Hızla elimi yüzümü yıkayıp giyinme odasına yöneldim.
Armin’le birlikte olduktan sonra aynı odada kalmaya başladık. Bu yüzden kıyafetlerimide onun odasına taşımıştık.
Siyah bir pantlon üstüme beyaz bir tişört giyip çıktım. Aşağı inmek için odadan çıkıyordum ki odada Dalya ve Armin’in fotoğrafı gözüme çarptı. Sanki anne kız gibiydiler.
Armin Dalya’yı çok seviyordu asla nedeni kestiremesemde Armin’e sormamıştım.
Odadan çıkıp kahvaltı salonuna gittim. Armin’i orada görmeyince çıktım. Belki çalışma odasındadır diye oraya gittim ama orada da olmayınca kaşlarımı çattım. Koridorda Barlas’ı görünce ona doğru ilerledim. “ Barlas Armin’i gördün mü?” Barlas bana bakıp hafif bir selam verdikten sonra konuştu. “Hayır ama kraliçe Armin ortalıkta yoksa kafasında ki soruları çözmek için denizi izlemeye gitmiştir.” Başımla onu onaylayıp hızla dışarı fırladım.
Ateş sarayının en güzel yanlarından biri de etrafı denizle kaplı olmasıydı.
Biraz ilerledikten sonra denizi gördüm hemen sonra kızıl saçlı sevgilimi.
Armin’in yanına ilerleyip oturdum. Oturmamla irkildi. Bana baktı ve zorlukla gülümsemeye çalıştı. Bir sorun olduğunu anlamıştım.
“Bir sorun mu var güzelim?” Armin sorumu yanıtsız bırakıp başka bir soru sordu bana.” Ahu son zamanlarda çok mutlu Asil’den dolayı olmalı değil mi?” Kendi sorusunu kendisi yanıtladı. “ Zaten sürekli Asil’den bahsediyor kesin ondandır.” Kaşlarımı çattım. “ Sana soru sordum Armin.” Armin gözlerimin içine bir kaç saniye baktı, ve gözlerini kaçırdı. “ Hiç baba olmak istedin mi?” Ani gelen soruyla şaşırmıştım. “ Bilmem ben hiç düşünmedim, neden sordun ki?” Armin cevap vermedi.
Bir kaç dakika ikimizde sesiz kaldık. Bakışlarımı bir saniye bile üzerinden çekmedim ve onu inceledim. Eli karnında ve denize odaklanmıştı. Kaşlarımı çattım. “ Armin sen-“ Armin hızla sözümü kesti. “ Evet Ateş hamileyim baba oluyorsun!” Sitemli konuşmasıyla şaşırdım.
“ Bana neden söylemedin?” Armin bakışlarını kaçırdı. “ Belki de biraz birbirimizden uzaklaşmalıyız.”Dedi.
“ Ne! Neden ama Armin?”dedim. Göğsümde bir baskı hissettim sanki nefes alamıyordum.
Armin bana cevap vermedi sadece denizi izledi. Anlamıştım korkuyordu. Onur gibi istemeyeceğime ya da ölüp gideceğimi sanıyordu.
“ Ben gitmem Armin ya da çocuğu istememezlik yapmam ben o değilim beni onla karıştırma!” Armin yüzüme bile bakmıyordu. “ Gerçketen Armin ben öyle bir şey yapmam.” Bu sefer sesim daha yumuşak çıkmıştı.
“ Ateş bana zaman ver ne olur.” Kırılmıştım. Bana güvenmiyordu oysa ben ona her şeyimi açacak kadar güvenmiştim. “ Öyle mi Armin bana güvenmiyorsun hala o kişiyi unutmuyorsun ve bana bakmıyorsun. Bak hala yüzüme bile bakmıyorsun Armin!” Armin bakmadı bende yanından kalktım. Bakmasını bekledim bir kaç saniye bakmadı. Elini kaldırdı ve yanağını sildi ağlıyordu. Galiba bende ağlıyordum gözüm buğlanmıştı arkamı döndüm ve oradan uzaklaştım.
Saraya yaklaşınca Barlas’ı gördüm bir kızla konuşuyordu. Yanında ki kız onlara baktığımı görünce Barlas’ın omzuna vurdu. Barlas beni fark edip hızla yanıma geldi. “ Bir şeye ihtiyacınız mı var efendim.” Başımı olumlu anlamda saladım. “ Bir araba .” Barlas hızla başını onaylayıp birine baş hareketi yaptı.
Araba önüme gelince şöför kapısını açıp şöföre baktım. “ Ben kendim kullanacağım.” Adam hızla çıkınca bende arabaya binip çalıştırdım. Gaza basacağımı sıra dikiz aynasından onun kızıl saçlarını gördüm. Beni fark etti ama tek kelime etmedi . Yavaşça bakışlarını benden çekip karnına indirdi. Direksiyonu sıktığımı fark edince elimi gevşetim ve gaza köklendim.
Başım ağrıyordu sanki bir kafamın içinde durmadan konuşuyordu ve susmuyordu. Düşünmekten kafayı yiyecektim. O gün yaşadıklarımız hata olmamalıydı. İkimizin de aklı başındaydı ama Armin şimdi niye böyle yapıyordu anlayamıyordum ben bir kere bile güvenini kırmamıştım ama bana güvenmiyordu. Ben o değildim hayatım boyunca hiç bir kadını incitmezdim.
Korkuyordum Armin’in beni sevmeyi bırakacağını düşüncesinden, ben hiç terk edilmedim , ben hiç bir kadını sevmedim ta ki ona kadar diğer kadınlardan farklıydı o ailesini yılarca ayakta tutmaya çalışmış bit kadındı asla başını eğmeyen kimseye boyun eğmeyen ayaklarının üstünde durmuş bir kadındı.
Aniden bir korna sesiyle önüme doğru gelen kamyonu fark ettim. Kendi yolumda ilerliyordum ama kamyon ters yöne sapmış bana doğru geliyordu. Hızla arabayı sağa kırınca araba yolundan çıktı ve diğer şerite girdi. Ama şerite girmesi beni kurtarmadı başka bir araba hızla bana çarptı bu bir tuzaktı ve ben geç anlamıştım. Hızla hava yastıkları açılırken bende sarsıntının etkisinden olmalı ki gözlerimi açamıyordum. Bir kaç ses geldi sonra da zifiri karanlık her şey kayboldu.
Dalya’nın ağzından;
İnsanlarmıdır acımasız olan yoksa hayatmıdır? Ama hayat karşımıza insanları çıkarmaz mı?
Başım ağrıyordu çok fazla ses hayır çok fazla düşünce vardı. Saatler sonra Ateş abinin kaldığı hastaneye gelmiştim. Asansör açılır açılmaz Ateş abinin kaldığı yerini öğrenip ameliyathanenin kapısının oraya gelmiştim. Yalnızdım , kimseyi beklememiştim. Gölge haberi verir vermez üstüne çıkıp gelmiştim.
Duvarda yere oturmuş dizlerimi kendime çekmiştim. Kafam dizimin üstündeydi bakışlarımı bir saniye olsun çekmemiştim kapıdan.
Bir topuklu sesi yankıladı aceleci geliyordu. Kafamı kaldırınca kızıl saçlarını gördüm. Bir eli karnında bir şekilde bu tarafa geliyordu gözleri kızarmış ve doluydu. Saçları, üstü darma dağnıktı. Armin’i ilk kez böyle görüyordum. O gözlerinde ki soğuk kanlılıkla yoktu sadece korku vardı.
Ayağı kalkınca Armin ellerimi sıkıca tutu “ Dalya kızım ne olur bana güzel bir şey söyle o iyi olacak mı?” Omzumu kaldırdım.” Bilmiyorum doktorlar çıkmadı.” Armin ağlamamak için zor duruyormuş gibiydi. Ona sarıldığım an o da bana sımsıkı sarıldı. Sesizce gözyaşlarını akıtırken bende annemin bana asla yapmadığını bir kere daha yapıp onun saçlarını okşadım.
Armin burnunu çekerek konuştu.” Eğer kızım olsaydı adı Dalya olacaktı.” Kaşlarımı çatım hafifçe Armin’i kendimden uzaklaştırdım ve yüzüne baktım. “ İsmini Eftal koydu doğduğun gün Eftal yılar sonra ilk kez gerçek dünyaya geldi küveste seni görmüş ağlıyormusun annen sana süt vermyi kabul etmemiş kucaklamayı da. Hemşireler seni susturmaya çalışmış ama becerememiş Eftal ise seni görünce kucağına almış anında susunca hemşireler baban sanmışlar Eftal sana garip garip bakmış sonra ise aklına benim düşen kızımın adı gelmiş ‘ Dalya’ demiş ve hemşireler de bunu annene söylemiş annen de galiba pek oralı olmamış ki adın Dalya olmuş bu yüzden benim için kıymetlisin dalya sen ölen kızımın adını taşıyorsun .” Ne tepki vermem gerektiğini bilmiyordum. Mutlu mu olmalıydım üzgün mü bilemiyordum.
“ B-ben ne diyeceğimi bilmiyorum Armin.” Armin hafif bir tebessüm etti.” Bir şey demene gerek yok.” Dedi.
“ Dalya.”
“ Efendim Armin.”
“Hamileyim karnımda Ateş ve benim çocuğumuz var.”
Şaşkınlıkla ona baktım. Elimi karnına koymuştu. “ Bir bebeğimi kaybetmiştim bunu da kaybetmek istemiyorum. Ateş’e eğer güvenseydim başına bunlar gelmez ve gitmezdi ama şimdi durumunu bile bilmiyoruz çaresizce bekliyoruz üstelik Eftal öğrenirse gerçekten çok kızar.” Sesli ağlamaya başlayınca sımsıkı sarıldım ona. “ şşt sakin ol Armin bir şey olmayacak ona ya da bebeğe ve Eftal’i dert etme o bir şey diyemez çünkü bu sizin kararınız!” Sonda biraz sitem etmiştim.
“ Eftal bu konuda çok sert Dalya özelikle bebeğim onu kurtarırken düştüğü için ve cadılar yaşadığı sürece aramızdan birinin zayıflık göstermemesi için istemiyor sana davrandığı gibi bize davranmaz Dalya ve eğer sen ondan hamile kalsanda Eftal o çocuğu doğurtmaz sana sen Eftal’in sert halini hiç görmedin!” Titrek bir nefes alıp devam etti.” Eğer Ayda hamileyken o uyanık olsaydı Ayda’nın periyi doğurmasını izin vermezdi. Periyi başta o yüzden sakladılar ondan ve o gün sonunda siz görmediniz çok büyük tartıştılar. Peri doğduğu için ve büyük olduğu için sustu yoksa Peri’yi öldürmeye bile kalkabilirdi.” Kalbimden vurulmuşçasına ona bakıyordum anlatıkları yalan değildi çünkü Armin yalan söylemezdi. Eftal böyle biri değildi, değil mi?
Armin konuşmadığını görünce konuştu.” Yanlış anlama Dalya Eftal gerçekten kötü biri değil ama bilmiyoruz yılar önce ne olduysa Eftal hamilelik işine karşı çıkmaya başladı. Nedeni kimseye anlatmadı ama cadılardan dolayı olduğunu tahmin ediyorum.”
Armin’in anlatıklarına ne tepki vermem gerektiğini bilmiyordum. Hiç bir zaman anne olma hayalim yoktu ama yani ileride anne olmak isterdim, sevdiğim adamın çocuğunu doğurmak falan isterdim.
Koşarak gelen kişileri görünce yavaşça oraya döndüm. Ateş abinin babası , teyzesi , Kaya amca ve karısı Gamze ablayı gördüm.
Metehan abi hızla yanımıza geldiği zaman Armin bir adım geriye gitti. “ Dalya! oğlum o iyi mi?” Hala kulağımda Armin’in cümleleri çınlarken zorlukla kendime gelmeye çalıştım. “ Bilmiyorum doktor çıkmadı.” Metehan duvara yaslanırlen Kaya amca destek olurcasına omzuna dokundu. Duygun abla gözleri kızarmış bir şekilde bana bakıyordu “ Nasıl olmuş bu olay Ateş arabayı düzgün kullanır asla hızlı da kullanmaz.” Ne demem gerektiğini düşündüm Armin’e baktım o duvara bakıyordu. “ Tuzak kurmuşlar.” Bakışları hepsinin bana döndü. Kaya amca ilk konuşan oldu.” Kim? Sakın bilmiyorum deme ama Dalya!”
Dudağımı araladım ama geri kapadım. Zaten bu sıra Eflin’in sesi kulaklarıma ulaştı. “ Dalya!” Bir kaç sarsak adımlarla yanına ulaşıp ona sımsıkı sarıldım. Ondan ayrılınca babasına sarıldı ve babasının göğsünde ağlamaya başladı.
Bu sıra doktor çıktı herkes doktora doğru ilerlerken doktor bir şeyler dedi bende uzaktan dinledim. “Kritik tehlikeyi atlattık ama hafıza kaybı olabilir.” Armin korkuyla soru sordu. “ Kalıcı mı?” Doktor bilmiyorum dedikten sonra ilerledi zaten bende artık nefes alamıyordum. Kendimi dışarı atıp nefes çektim içime hava karanlıktı gökyüzünde tek tük yıldızlar vardı. Saat çok geç olduğu için neredeyse bahçede kimse yoktu.
Islık çalınca gölgeyi gördüm alan boş olduğu için yere rahatça indi onu aydınlatan tek şey hastanenin ışığıydı simsiyah puları gece de zor seçilirdi ışık olmasaydı ,gözleri bile siyahtı.
Gölgenin sırıtına biner binmez havalandı. Nereye gideceğimi söylemedim sadece onu yönlendirdim zaten gideceğimiz yer uzak değildi.
Gölge boş alana yere inince aşağı indim. Bakışlarım cama değdi ışıklar kapalıydı yatıyor olmalıydılar.
Kapı zilini çaldım ard arda ışıkların açıldığını görene kadar çaldım. Açılınca zili çalmayı kesip bir adım geriye gittim. Gölge arkamda kocaman bedeniyle duruyordu. Caddeyi tüm bedeniyle kaplamıştı. Kuyruğunu kendine doğru çekmişti bir yere çarpıpda yıkmamak için.
İlk önce adım sesleri sonra küfürler hemen ardından kapı açıldı Hakan beni görünce şaşırdı ama arkamda duran Gölge’yi fark edince gözleri kocaman açılıp korkuyla geriye adım attı. Gülümsedim.
Hakan kapıyı kapatmaya çalışınca kapıyı iterek içeri girdim. Annem korkuyla bana bakıyordu saçları uyduğu için dağınık duruyordu.
“ Niye öyle bakıyorsunuz ya ailemi görmeye geldim.”Hakan korkuyla konuştu. “ Delirmişsin sen!” Güldüm. “ Delirtin çünkü babacığım!” İçindeki küçük tehditi anlamış olmalı ki bir adım daha geriledi.
Anneme döndüm.” Annecim sana güzel haber getirdim. Babamı buldum eski Ateş baş muhafızı Kutay!” Hakan ismini duyar duymaz kaskatı kesildi annem ise gözleri doldu. Eleri titriyordu.
“ Neyse zaten bu konuyu konuşmaya gelmedim. Hakan’dan hesap soracağım!” Hakan korkuyla bana baktı. Annem ise hızla aramıza girdi.” Yapma elini kana bulama Dalya!” Acıyla gülümsedim. “ Evden çık sözümü ikiletme sana zarar vermek istemiyorum.” Annem başını iki yana saladı ama pes edip dışarı çıktı Hakan hızla üst kata doğru kaçarken ben de yavaşça arkasından ilerledim. Bana küçülen yaptığı gibi saklanmasına izin verdim.
Koridordan ilerlerken mutlu gözüken aile tablolarına baktım. Fotoğraflar ne kadar da yanıltıcı değil mi? İnsanları fotoğraflardan görüp yargılamak ,mutlu aile tablosu vermek dışarıya ama içten içe cehenem gibi bir aile olmak…
Tabloların hepsini yere fırlatım. Elimi hızla yanacak bir maddeye atıp yaktım. Ateşim benim çoğu kişiden daha güçlüydü bu yüzden ev normalden daha hızlı yanacaktı. Ben ölmezdim çünkü Ateş bendim bunu biliyordum. Ateş beni öldürmez ama onu öldürürdü. Ev kısa sürede hızla yanmaya başlayınca bir öksürük sesi geldi kulağıma.Ses eski odamdan geliyordu. Kahkaha attım. “İnsan gerçekten de yaşattığını buluyormuş be Hakan.” Hakan’ın küfürü kulağımı doldurdu. “ Sürtük seni, senin doğmanı izin vermeyecektim hata o piç babanın gözü önünde öldürmem gere-“öksürüğü artınca konuşamadı. Odaya girdim ve onu nefes almaya çalışırken yakaladım.
Geriye doğru ilerlemek istedi ama Ateş dumanları yüzünden nefes almakta zorlandı ve sırt üstü yere uzandı. Başına çöküp onu izledim. Delirmişmiydim bilmiyorum ama tek bildiğim içim soğumamıştı. Bana yaptıkları daha beterdi. Bir insanın ruhunda iz bırakmak en büyük yaraydı ve o ruhuma yaralar açmıştı. Uzaktan buraya gelen siren sesleri duydum komşular görmüş olmalıydı belki de annem aramıştı. Bir kükreme sesi duydum. Gölge şimdi havalanıp uçardı.
Bir ses geldi. Bu sırada odayı saran ateşler Hakan ve benim etrafımda daire oluşturmuşlardı. “ Dalya!” Eftal’in sesi geliyordu yakından, merdivenlerden adım sesleri ve su sesleri geliyordu. Sesler odama yaklaşınca sırılsıklam oldum beni fark etmeyip ıslatmış olmalıydı. Eftal beni görünce sımsıkı bana sarıldı. “ Çıkalım ambulans ve itfaiye kapıda içeri zorla girdim seni bulmak için sakın bir şey deme senin yaktığın ortaya çıkarlarsa tutuklarlar sanki sende ateşin içinde kalmış gibi davranacağız.” Başka sesler de gelmeye başlayınca Eftal ceketini çıkarıp bana giydirdi. Hala düğündeki kıyafetle duruyordu saçları tersen dağılmıştı.
Eftal beni kucağına alırken ilerideki adama Hakan’ın olduğu odayı söyledi Ateş sönmüştü ama ev de mahvolmuştu. Zaten evin asıl görünmesi gereken haliydi çünkü bu evde yaşayan aile hiç bir zaman aile olmayı becerememişti.
Dışarı çıkarken sağlık görevlileri bir şeyler dedi Eftal boş ambulansın içinebeni bırakırken çalışanlar iyi olup olmadığıma bakıyordu. Diğer çalışanlarda diğer ambulansa Hakan’ı yerleştiriyordu. Annem ağlıyordu ama bana bakarak niye bana bakıyordu ki kocası yan taraftaydı.
Sağlık çalışanları bana bir şey dediler ama anlamadım. Bu sefer Eftal’e bir şey dediler Eftal bana döndü ve söyledi. “ Dalya bana bak bizi duyuyorsun değil mi?” Başımı olumlu anlamda saladım. Ambulanstan inmeye kalkışınca çalışanlar engel oldu. Eftal’e baktım. Anladı ve çalışanlara bir şey söyledi çalışanlar beni bıraktı. Eftal’e sarıldım.
Birileri bir şeyler anlatıyordu polislere olayı inceliyordular. Polislerden biri yanıma geldi bu adamı tanıdığımı fark ettim. Kaya amcamın bir arkadaşıydı. Önceden görmüştüm. “ Dalya kızım annenizin de ifadesini aldım. Sıra seninki Yani zaten kundaklama olmayacağına eminim ama yine de sorayım çünkü sen uzun zaman sonra eve dönüyorsun ve tam annen dışarı çıktığında yanıyor bu yüzden kundaklama düşündük sen gördün mü bir şey?” Eftal’in gömleğini sımsıkı tutuyordum.
“ Dalya eğer konuşamayacaksak sonra seni dinlesin.” Dudağımı aralayıp konuştum. “ Görmedim üvey babamla konuşuyordum ve bir anda her yer yanmaya başladı , hiç bir şey anlamadım.” Başıyla beni onayladı. “ Mucize gibi sağlam çıktın orada. Baban bayılırken senin bayılmaman da dikkat çekti.” Adama baktım sadece görevini yapıyordu. “Ben bilmiyorum anlamadım hiç bir şeyden.” Adam başıyla onayladı. “ Bir ejderha görülmüş buralarda onu gördün mü?” Başımı iki yana saladım. “ Geçmiş olsun Dalya.” Başımla teşekkür ederken adamın bakışlar Eftal’i buldu. “ Sizi tanıyorum delikanlı.” Eftal cevap vermedi. Adama sadece baktı. Adamda zaten arkasına dönüp gitti. Eğer Eftal’in kim olduğunu anlasaydı onu tutuklardı. Beni kurtardığı gün ejderhaya dönüşüp tüm kimliğini açığa çıkarmıştı. Faniler dünyasında kral değildi kuralar vardı ve Eftal kuralı çiğneyip iki kişi öldürmüştü.
Saatler sonra Şafak yeni aydınırken Eftal ile kandırımda oturmuştuk. Kimse kalmamıştı sadece bizden biraz uzakta olan annem vardı onu da beş dakikadır görmüyorum büyük ihtimale evde zarar gelmeyen eşyaları topluyordur.
Üstüme aniden bir şey örtülünce Eftal’e baktım ama Eftal’e de örtülmüştü. Eftal bize atılan battaniyeye baktı sonra onu atana, anneme…
“ Üşümüşsünüzdür.” Eftal bana bakarken ben şaşkınlıkla anneme baktım. “Dalya Kutay’ın da bilmediği bazı şeyler vardı sana izin ver anlatayım zaten kendimi affettirmek gibi bir çabam yok.” Sesizce onayladım. “ Sana hamile kaldığımı öğrenince hiç sevinmedim çünkü başka bir adamla evlenecektim hiç sevmediğim. Aldırmak istedim hayır teyzen sana yanlış anlatı o da aynı karardaydı çünkü Eğer Hakan seni öğrenirse doğurtacaktı ve korkulan oldu Hakan öğrendi ve aldırmama izin vermedi çünkü Kutay’a en büyük cezayı ben değil sen verecektin . Vermişsindir de Hakan sana baba dedirtti ve baban olmamana rağmen ve dışarıya hep mutlu gösterti hepimizi. Doğdun sen çok güzeldin ama ölmen gerekiyordu yaşarsan canın yanacaktı ve beceremedim Hakan tehdit etti kutayı öldürmekle. Hakan öldürecek adam değil ama onu öldürtecek çok güçlü tanıdıkları vardı. Sana hep nefretimi sundum çünkü öl ya da kaç istedim kaçmadın ya da ölmedin Dalya en son dayanamayıp teyzeni başına diktim sana kendini korumayı öğretsin, yetmez gibi ateş’tende öğrendin ama sen Hakan’a zayıf davrandın şimdi görüyorum mutlusun bir daha buralara gelme babana bunları bahsetme benden hala nefret etsin onunla mutlu yaşa seni asla sevmeyeceğimi de bil sakın kapıma gelip annelik bekleme o yüzden bana acıma da unut gitsin bir daha buralara adım atma!” Hızla eve girip kapıya kapatırken ayağı kalktım Eftal de benle kalktı. Bugün gerçekten de yorucuydu ,o kadar şey öğrendim ki.
Eftal beni kucağına alırken sesini çıkarmadım bir arabayı durdurdu galiba taksiydi ona bindirdi. Ben de sesizce yolu izledim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |