
Karanlık zifiri karanlıktaydım. Önümde 3 mezar taşı vardı. Kardeşlerimin ismi yazıyordu. Karanlıkta aniden bir ışık parladı. Gözümü kapatmak zorunda kaldım. Tekrar açınca bana öfkeyle bakan üç kişi vardı. “ Neden kurtarmadın bizi!” Şaşkınlıkla Oğuz’a baktım. Sonra Asil kolumu sertçe tutu. “ Senin yüzünden!”Sesim çıkmıyordu. Onlara bir şey demeye çalışıyordum ama onlara sesim gitmiyordu.
“ Hani beni koruyacaktın Dalya.” Eflin’in cümlesiyle çığlık attım. Bir anda hepsi kayboldu ve ismimi duydum. “ Dalya burdayım, sadece kabus görüyorsun.” Gözlerimi açınca ilk gördüğüm şey Eftal’in siyah gözleri oldu.
Kendimi tutamayıp çocuk gibi ağlamaya başlayınca Eftal şaşkınlıkla bana sarıldı. “ Geçti güzelim. Geçti Ateş perisi sadece rüyaydı.” Başımı iki yana saladım. “ K-kardeşlerim Eftal onlar iyi mi?” Eftal eliyle yüzümü avuçladı ve önüme düşen saçlarımı geriye doğru itti. “ İyilerdir sadece küçük bir rüyaydı.” Göz yaşlarımı sildim. “ Telefonu verirmisin seslerini duymak istiyorum.” Başını onayladı ve elini cebine attı. Telefonu çıkarıp bana verdi. Hızla Oğuz’un numarasını tuşladım. Telefon çaldı ama açan olmadı. Bir kez daha aradım açmadı. Eftal’e baktım. “ Uyuyordur daha gün aymadı sonuçta.” Başımı iki yana saladım. “ En küçük sese uyanır o.” Tekrar aradım. Telefon açıldı. “ Oğuz!”
“Dalya kızım, Oğuz gece geç gelmeli görmedik onu telefonunu burda unutmuş koşuya çıkmıştır.” Kaya amcanın sesiyle yıkıldım. O müziksiz koşmazdı. Kaya amcayı sesizce kapatıp Eflin’in telefonunu aradım. Biraz çaldıktan sonra telefon açıldı. “ Dalya sen niye bu saate uyanıksın?” Armin’in sesi gelmesiyle göz yaşlarım tekrar akmaya başladı. “ Armin ne olur Eflin orada de!” Armin’den bir süre ses gelmedi.
“ Ne oluyor? Eflin Oğuz’un yanında değil mi?” Hıçkırarak ağlamaya başlayınca telefonu elimden Eftal aldı Armin’e bir şeyler söyledi ve yüzümü avuçladı. “ Bana bak Dalya bana gece neler olduğunu anlatmazsan yardım edemem sana!” Zorlukla ona her şeyi anlatmaya başladım.
Eftal burnundan soluyarak arkasına döndü. Bu sırada daha yeni Aydilge ve Çelik’i fark etmiştim. “Tüm baş muhafızlara haber ver krallıkların her yerini arasınlar ,aranılmayan delik kalmasın!” Çelik başıyla onu onaylayıp hızla giderken Aydilge yanıma oturdu. “ Dalya merak etme hepsini kurtaacağız.” Gülümsemeye çalıştım ama başaramayınca o ikimizin yerine de gülüp bana sımsıkı sarıldı. “Efendim izninizle bende Denizkızlarıyla beraber arayayım.” Eftal onu başıyla onaylayınca Aydilge yanımızdan hızla uzaklaştı.
Eftal yanıma oturup eliyle beni kendisine çekip başımı göğsüne yasladı.Dakikalar boyunca başım onun göğsündeydi sesizce, ikimizde susmuş ve düşüncelere dalmıştık.
İçeri Çelik’in gelmesiyle sessizlik bozuldu. Çelik ikimize de selam verip konuştu. “Kral Arel’i aradım. Yaklaşık 2 saat önce baş muhafızı Oğuz’un canlı bir şekilde gömüldüğü haberi gitmiş, Kral Aslan’a. Kraliçe Ayda söyledi .Kral Arel daha gelmemiş bu yüzden haberi yok.” Kalbim sıkıştı kardeşimi canlı canlı görmüşlerdi oysa yaşamak onun en sevdiği şeydi.
“K-kim görmüş?” Çelik bana döndü. “ Galiba Aslan’ın baş muhafızı Dolunay.” Kaşlarımı çattım. Onu hiç görmemiştim. Eftal’e baktım yüzünden tanıdığı belli oluyordu. “ Dolunay’ı hiç görmedim ben.” Eftal bakışları bana döndü. “ Bir kurt insan değil bu yüzden geneli ormanlarda gezip hayvanlara sahip çıkıyor.” Başımla onu onayladım.
“ Bir de kardeşiniz kraliçe Ahu iyi değil galiba onunla konuşsanız iyi olur.” Eftal kaşlarını çattı. “ Neyi var?” Çelik elini ensesine attı. “ Ona Asil’i sorduğumda odasına girdi ve Asil’in odasında kan izlerine rastlamış…” Bakışlarım ona döndü. “ Yalan!” Çelik bakışlarını kaçırdı. Eftal’e döndüm.” Sana söylemiştim. O beni arayıp tekrar açmamazlık yapmaz başına çok kötü şeyler gelmiş ve bana ulaşamamış!” Eftal bana sarılmaya kalkışınca onu ittim. “ Ben böyle duramam, çaresiz kalmak istemiyorum ben gidiyorum onları aramaya!” Eftal kolumu tutu. “ Dalya bir dur -“ Eftal’in konuşmasını bölen odada ki telefon oldu. Eftal’in telefonunu hızla alıp arayana baktım. Arayan ‘Vampir’idi. Alkan onu görüntülü arıyordu. Kaşlarımı çattım. Eftal’e baktığımda o da kaşlarını çattı. Telefonu açtım. Kocaman sırıtan bir Alkan karşıladı bizi. “ Selam Eftal beni özledin mi?” Ardından ekledi. “ Prensesim sizi görmek ne kadar da güzelmiş.” Eftal telefonu elimden alıp Alkan’a öfkeyle baktı. “ Ne var!” Alkan sırıtarak kamerayı çevirdi. Baygın bir şekilde yatan Asil’i gösterdi. “ Prensesim bizde sana süpriz yapalım dedik kardeşiniz burada baygın halde ne işi var?” Gülümsedim. Asil yaşıyordu. “ Alkan onu su sarayına getirme şansın var mı?” Sonra düşünüp ekledim. “ Kanını içmeden.” Alkan kahkaha attı. “ Oradan bakılınca gelen geçenin kanını mı içtiğimizi mi sanıyorsun prenses?” Tek kaşımı çattım. “ Merak etme siz Prenses emir verirsiniz de biz getirmezmiyiz.” Eftal kaşlarını çattı. “ İyi hemen getirin su sarayına!” Alkan şaşkınlıkla döndü. “ Kralım şaşırtınz beni, toplantı dışında girişime izin verdiniz hemen koşa koşa geliceğim.” Eftal suratına telefonu kapayıp bana döndü. Şaşkınlıkla ona baktım. “ Niye suratına kapadın.” Eftal omuz silkti. “ Gereksizlerle konuşmayı sevmiyorum.”
Derin bir nefes verdim. “ En azından biraz içim rahatladı bir kardeşimin yaşadığını öğrenmek.” Pencereden dışarıya baktım. Güneş doğmaya başlamıştı. Ayağı kalkmaya çalışınca elimi acıtım.Elimde serum olduğunu fark edince nefesim kesildi. “ Eftal bu ne !” Eftal beni oturtup birine seslendi. “ Bayılınca sana serum taktılar bitmek üzere zaten biraz daha kalabilir.” Başımı hızla iki yana saladım. “ İstemiyorum!” Eftal başıyla onayladı. O sırada doktor geldi. “ Prensesim izninizle elinizi alabilirimiyim serumu çıkaracağım.” Adama elimi uzatım. Diğer elimle de Eftal’in gömleğine sım sıkı tutum. Adam kelebeği elimden çıkarınca canım hafifçe yanınca daha sıkı tutum. Adam pamukla yarayı bastırınca gözlerim dolmuştu. Eftal adamdan alıp pamuğu kendisi tutu. Adam hızla uzaklaşırken ben de sesizce durdum.
İçeri başka bir muhafız girdi hemen ardından da Aydilge geldi saçları sırıl sıklamdı denizden çıkmış olmalıydı. Eftal ikisine de baktı merakla ikisi de aynı anda baş selamı verdi. “ Efendim korsanların bölgesinde bir hareketlilik varmış…” Aydilge kaşlarını çattı. “ Normal şartlarda bugün denize açılmaları gerekirdi ve bugün açılmamış kızlar haber verdi.” Eftal ikisine de bakıp bana döndü. “ Eminmisiniz ,Eflin orada mı?” Aydilge başıyla onayladı. “ Halktan birileri kumral saçlı bir kız gördüklerini söylüyorlar biliyorsunuz üç kişi dışında başka kadın yok aralarında.”Eftal tek kaşını kaldırdı. “ Bana Kunter’i çağırın!” Aydilge ve muhafız giderken bu sefer kaşını çatan bendim. “ Kunter neden?” Eftal gözlerini kaçırdı. “ Barkın korsanlar kaptanı ve Kunter’in ikizi.” Gözlerim kocaman açıldı. “ Ne!”
“Kunter’in babası eski buz kuralıydı. Ama işleri düzgün yapmamaya başladığını fark edince Yani korsanlık yapmaya başladığını anladığım an ona düzgün bir şekilde teslim olması gerektiğini söyledim. Dinlemedi. Kunter ve ben her zaman yan yanaydık. Barkın ise hep babasıylaydı. Babasının yolunda gitti. Malesef lanetlenmeden önce babasını öldürmek zorunda kaldım başka şansım yoktu o zaman ölümsüz değildik ve ölücektim, onu öldürmeseydim. Kunter bana sadık kaldı ama Barkın intikam istedi ondan babasını aldım diye, haklı da. Barkın yeni kaptan oldu ama Kunter’le görüşürler kardeşler sonuçta ama Barkın benden hep nefret edecek Kunter ise içinde bir yerde sadece benden nefret edicek ama sadıklığını bozmaz.”Kunter hep soğuktu. Nedeni bu hikaye olmadığını biliyordum Yani belki buz kralıydı ama bir insanın kalbi donması için onu kalbini donduracak bir olay lazım ve içimden bir ses olay bu değil diyordu.
*
Ne kadar geçti bilmiyorum ama odaya Kunter girince bakışlarım ona döndü. Hafif bir baş selamı verdi Eftal’e bana bakmadı bile benden neden nefret etiğini anlayamıyordum.
“ Kunter kardeşinin elinden Eflin’i alman gerekiyor.” Kunter kaşlarını çattı. “ Neden diye sormayacağım ama biliyorsun Eftal Barkın eğer birini kendi içine almışsa vermez bana bile vermez.” Kunter’e baktım. Nasıl bu kadar soğuk durabiliyordu.
“ Kunter!”
“ Korsanlar karşısında bir şey ister Eftal ve Barkın asla ama asla senin işine yarayacak bir iş yapmaz.”
Kunter’e öfkeyle baktım. “ Bana kardeşimi unut mu diyorsun?” Kunter bir kaç saniye Eftal’e bakmaya devam etti ama sonra bana döndü. “Ben kardeşime ihanet etmem yalan da söylemem.” Burnumdan soludum. “ Öyleyse ben kardeşinden almasını bilirim!” Kunter güldü ama alaycı bir gülüştü. “ Onu tanımıyorsun?” Tek kaşımı kaldırdım. “ O da beni!” Kunter Eftal’e baktı. “ Eftal’den sonra en güçlü kişilerden biri onu yenemezsin Çelik bile yılardır peşinde, bir kere bile onu görmedi bak yakalayamadı demiyorum görmedi.” Ayağı kalktım. “ İyi ben görürüm!”Eftal elimden tutu ve beni geri oturtu. “Hayır sen hiç bir yere gitmiyorsun!” Tam Eftal’e çıkışacaktım ki Eftal’in telefonu çaldı. Eftal arayana baktı. “Efendim Arel?” Karşı tarafı dinledi. Bakışları beni buldu ve telefonu kulağından çekti. “ Oğuz’u kurtarmışlar durumu iyi.” Derin bir nefes daha verdim. İçimden tanrılara şükrettim eğer orada bir yerde duyuyorsalar beni.
“ Eftal Eflin’i ondan almak için bir planım var.” Hızla Kunter’e döndüm. “ Eftal kaşlarını çattı. “ İçimden bir ses bu planı sevmeyeceğimi söylüyor ama neyse söyle.”
*
Biraz zor olsa da Eftal’e planı kabul ettirmiştik şimdi ise ben ormanın arasında korsanlara yaklaşıyordum. Beyaz gömlek vardı üstümde altımda ise kısa bir kot şortum vardı. Kahverengi uzun botlarım ve kahverengi korsan şapkamlar ilerliyordum.Saçlarımı tamamen gözükmesini engelemiştiler bunun nedenini anlamasam da yine de kabul etmiştim.
Bu kısma geldiğimden beri çıtırtılar duyuyordum büyük ihtimalle onların bölgesine giriş yaptığım için hazırda bekliyordular.
Ağaçlık alan bitince beni kocaman bir deniz ve 6-7 tane iskeleye bağlı gemiler, tekneler karşıladı. Bir kaç kişi işini yapıyormuş gibi davranıyordular ama bakışları bendeydi işaret bekliyor olmalıydılar. Arkamda hareketlilik hisedince hızla dönüp baktım. Karşımda yaşlı bir adam şaşkınlıkla bana baktı. Büyük ihtimalle onu fark etmeme şaşırdı. “ Kaptanınızla görüşmek istiyorum.” Yaşlı adam kahkaha attı. İğrenç nefesi burnuma gelince yüzümü buruşturdum. “ Eğlenmen bitiyse çağır yoksa ben getirmesini bilirim!” Sesimi duyan diğerleri de kahkaha atmaya başlayınca gülümsedim. Otta yaşlı bir adam bana doğru bir adım attı. “ Ufaklık buralar sana göre değil ama eğer altımıza girmek istiyorsan hiç çekinme.” Alaycı bir gülüş sergileyip adama döndüm. “ Dikkat et bir gün, bir kadının ayağının altında ezilmesin o işe yaramaz kafan!” Kahkaha sesleri devam ederken karşı daki yere baktım Kunter burayı söylemişti onun evi olduğunu. Arkamı onlara dönüp ilerledim ,bir kol bileğimi tutana kadar.
Derin bir nefes verip adamın özel bölgesine hızla vurup adamın beni tutan kolunu kendime çekip kırdım. Eğer korsanların dikkatini çekersem kaptanında ilgisini çekerdim.
“ Bir daha sakın beni durdurmaya kalkışma !” Adam acıyla inlerken o evde kapı hızla açıldı. “ Sakın o kızı bırakma onu sorgulamayı bitirmedim!” Evin için de kim varsa ona seslenmişti. Barkın bu olmalıydı. Beklediğimden daha iyi duruyordu. Yani korkunç bir şey beklerdim hata bir ayağının tahtadan olmasını belki de elinin kancadan olmasını ama bu hem genç duruyor ve yakışıklıydı da. Eğer Kunter’in çalıların arasında saklandığını bilmesem o sanardım birbirlerine çok benziyordular sadece bakışları farklıydı. Kunter’e göre neşeliydi bu hata bana gülümsüyordu. “ Ne yaptık ta Tanrılar bize güzel kızlar yoluyor acaba?” Barkın’ın çapkın bakışlarıyla ona tersçe bakmak istedim ama yapamadım ve ben de gülümsedim ona. “ Kaptan Barkın sizi görmek beni ne kadar heycanlandırdı bilemezsin.” Barkın kaşlarını çattı. “ Sen kimsin ?” Ona cilveli bir bakış atıp ona yaklaştım. “ Beni tanımak mı istersin?” Barkın güldü. “ Bebeğim o bacakları tabiki de sahibini tanımak isterim eğer istersen içeri geçeriz.” Hızla bana ayak uydurmasına şaşırsam da Kunter’in dediklerini hatırladım gerçekten de kadın bağımlısı biri olduğu beliydi.
“ Neden olmasın?” Elimi Barkın’ın omzuna attım. Arkasına geçip kulağına yaklaştım. “ Sana ilk önce ismimden bahçedeyim mi belki duymuşsun.” Barkın etkilenmişçesine bana baktı. “ Zaten tanıyormuş gibi hissediyorum ama galiba benimle yatma şerefine ulaşmamışsın.” Bu sondu daha fazla katlanamazdım. Hızla bacağına tekmeyi savurup dizlerinin üstüne çöktürdüm. Kolumda sakladığım bıçağı boynuna tutup gülümsedim. “ İğrençsin!” Barkın sırıtı. “ Bunu söyleyen ilk kadın değilsin ama beni dizlerimin üstüne çökerten ilk kadınsın güzelim, bana adını söyle lütfen.” Kulağına doğru yaklaştım. “ Dalya namıdeğer Melez kız!” Barkın’ın bakışları hızla değişti ve ciddileşti aniden. Adamları ise hareket edip etmemek arasında kalmışlardı.
“ Eğer hemen içeri deki kızı bırakmazsan sağ çıkmazsın.” Barkın düşünürcesine konuştu. “ İçeride ki kız bu yüzden beni Kunter sandı demek ki lanetli ejderhanın değer verdiği iki kişi elimde güzel.” Barkın’ın boynuna bıçağı biraz daha yaklaştırdım.
“ Lanetli değil su kralı Eftal diyeceksin!” Barkın gülmek istedi ama bıçak onu engelleyince suratını astı.
Aniden evin içinden sesler gelince bakışlarım oraya döndü. Eflin’in çığlığıyla bedenim buz kesti. Bir an Barkın’ı bırakıp gitmek istesem de planı bozacağım için çekemdim. Bıçak biraz gevşek tuttuğum için Barkın tekrar konuştu. “ Melez kız galiba adamım kızın işine bakmış.” Öfkeyle ona baktım ama cevap vermedim.
Bir kaç saniye sonra kapı açıldı ve içeriye saçı başı dağılmış Eflin çıktı. “ Lanet olası pislik korsan ben zayıf bir kadın değilim!” Gülümsedim. Eflin beni fark edince hızla yanıma geldi. Barkın ise şaşkınlıkla ona baktı.” En güçlü adamımı nasıl geçtin sen.” Eflin Barkın’ın yüzüne tükürdü asla onluk bir hareket değildi. Barkın burnunu ekşiterek ona döndü.
“ Asıl oyuncak sensin, beni ne sen ne de adamların altına alabilir alçak herif!” Gururlu bir bakış attım.
“ Sen şükret ki kızı erken kurtarmaya geldim yoksa verdiğim sözü tutmaz öldürürdüm seni!” Barkın sırıtı. Bu sırıtmasında hiç iyi şeyler hissetmedim. Eflin’e baş işareti yaptım hızla koşmaya başladı ormana doğru ama Barkın da bir işaret yaptı. Adam hızla Eflin’i tutarken Barkın’ı itekleyip Ateş gücüyle adama saldırdım. Adam Eflin’i bırakmak zorunda kaldı. Eflin hızla koşarken o sırada Kunter geldi. Kunter hızla Eflin’i arkasına çekerken kardeşine bakıyordu. Herkes durumuş Barkın’ın vereceği tepkiyi bekliyordu. Barkın Kunter’e baktı. “ Kızları neden koruyorsun kardeşim!” Barkın yavaşça bana doğru hareket ediyordu. Korsanlar da etrafımı sardığı için hareket edemiyordum.
“ Barkın kızları bırak gitsinler.” Kunter bir o kadar soğuk bakarken Barkın alaycı gülümsüyordu. Bana yaklaştığı sıra sırtımı dikleştirdim. “ Bırakırım ama bu kızı bırakmam maalesef ki kendisi hem lanetli ejderhanın sevgilisi ve üstüne gerçekten de iyi bir oyuncu. Başta bu şovun neden olduğunu merak etmiştim o yüzden çöktüm ama şimdi dikkatimi gerçekten çekti, beni bu kadar aptal sanması.” Eli boynuma gidince ürperdim. Eli yavaşça şapkaya gittiği sıra Kunter bağırdı. “ Barkın!” Barkın Kunter’i duymazlıktan geldi ve şapkayı alıp fırlatı.” Uzun siyah saç, beyaz ten ve erkeklerden nefret edip bir o kadar korkan bakış. Açelya sen ölmüştün hem de kolarım da son sözün Kunter’i sevdiğindi. Saçlarını uzatmışsın, neden Kunter’e ihanet edip Eftal’i seçtin!” Aniden bağırmasıyla yerimden sıçardım. Kolumu sıkınca ağzımdan istemsizce bir çığlık kaçtı. Kunter hızla yanımıza gelip Barkın’ı tutu. “ O Açelya değil Barkın!” Barkın ona baktı. “ Her şeyi aynı bir saç uzatmış diye Beni kandıracağını mı sanıyorsun sen Açelya için ne kadar ağladın. O lanet olası cadı senden sevdiği kadını ve çocuğunu aldı neden mi lanet olası kral yüzünden!” Kunter derin bir nefes aldı. “ Açelya’nın boynunda büyük bir ben var yüzünde hiç yok Dalya’nın yüzünde ben var ama boynun da hiç yok Barkın.” Barkın şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. Aniden saçlarımı sağ tarafa atıp boynumu açtı.
“ Ama bu benzerlik nasıl olur?” Kunter cevap vermedi. Bileğimi hafifçe tutu ve beni yanına çekti. “Bunu demekten hoşlanmıyorum ama Eğer bir daha Dalya’yı rahatsız edecek bir hareket yaparsan karşında beni bulursun!” Kunter beni arkasından sürüklerken Kunter’e baktım. “ Bana bakma Dalya önüne bak!” Hızla önüme dönerken Kunter bizi sarayın yoluna doğru yönlendirdi.
*
Kunter arkada ben ve Eflin elele saraya giriş yaptık. Eftal’in çalışma odasında olacağını düşünerek oraya gitmiştik. Tahmin etiğim gibi oradaydı. Bir sağa bir sola doğru yürürken yakaldım onu. Beni görünce derin bir nefes verip sımsıkı sarıldı. Biraz fazla sıkı sarılınca nefes alamadım. Eftal’i ittirince hızla beni bıraktı. “ Sana bir şey yaptı mı? İyi misin Ateş perisi!” Endişeli sesiyle gülümsedim. “ İyiyim Eftal bir sorun yok sadece kardeşimi alıp geldim. “ Eftal Kunter’e baktı. Kunter ise ifadesizce yüzüne baktı. “ Bu kadar kolay vereceğini sanmam ama neyse sen iyisin ya.” Başımla onu onayladım. “ Ben iyiyim ama Eflin hafif sarsıldı Eflin’i odasına götürsem iyi olur.” Eftal başıyla onaylayıp Eflin’e baktı. Bakışları tekrar beni buldu. “ Diğerleri de onun odasında onlar da yeni geldiler ama Eflin’in odasına gitmek istediler haberin olsun.” Başımla onu onaylayıp Eflin’le çıktım.
Hızla Eflin’in odasına gelip kapıyı açtım. Asil camdan dışarıya bakıyordu Oğuz ise tavana bakıyordu. Bizi fark edince buraya döndüler. Hızla Asil’e sarılıp ağlamaya başladım saatlerdir tutuğum her şeyi her göz yaşının akmasını izin verdim. Asil benim sarılmama karlık verince güvenli yerde olduğumu biliyordum. “ Bir an sana ulaşamayınca çok korktum bir daha sizi göremeyeceğimi sandım…” Asil eliyle yüzümü kaldırdı. Göz yaşlarımı sildi. “ Dalya biz buradayız hiç birimize bir şey olmadı. “ Hıçkırıklarım arasında zor konuştum. “ K-kan dediler…” devamını getiremedim. Asil tekrar göz yaşlarımı sildi sildikçe yenisi akıyordu am asil yine de siliyordu. “ Küçük bir sıyrık oda da cam kırmış olmalıyız saldırı esnasında fark etmemişim cam kesmiş elimi.” Elini gösterince daha yeni dikkatimi çekti eli sargıdaydı. Bakışlarım Oğuz’a döndü biz Asil’e konuşurken Oğuz Eflin’e sımsıkı sarılmış onu sakinleştiriyordu.
“ Dalya bir şey sormam gerekiyor zihnim açıken bir şey duydum cadılarla anlaşma yapmışsın anlaşma ne?” Kaskatı kesildim. Hızla kendimi toparlayıp ona döndüm. “ Anlaşma yapmadım.” Asil tek kaşını kaldırdı. “ İnanmadım ama şimdilik susuyorum.” Cevap vermedim.
Eflin bakışları bana döndü. “ Dalya bu gece yanımda yat.”Bakışlarımı Asil’den çekerek Eflin’e döndürdüm. “ Yani bile-“ Eflin sözümü kesmişti.” Dalya lütfen.” Gülümsedim. Yatağın kenarına oturup Eflin’i yanıma çektim. Yorganı açıp ikimiz de yorganın içine girdik. Yorganın içine girince üstümüzü örtüm. İkimiz de birbirimize sımsıkı sarılıp gülüştük.
“ Bize de yer yok mu ya?” Asil göz kırparak bize sormasıyla elimle yatağa vurdum. Oğuz üstümüzden atlayarak duvar kenarına geçti yani Eflin’in tarafına Asil ise Oğuz’a zıt bir şekilde sakince yanıma uzandı. Yatakta sıkışmıştık ama kimsenin bu durumdan şikayetçi olduğunu düşünmüyordum.
Asil’in eli belimden Eflin’in eline uzanıyordu. Oğuz’un bir eli Eflin’in altındayken diğer eli benim elime uzanıyordu.
Belki siz kocaman 4 genç görürdünüz ama biz 4 küçük çocuk görüyorduk. Belki aramız bozulur tartışırız, kavga ederiz ama günün sonunda yeniden el ele oluruz.
*
Çok sıcak olmuştu. Terden sırılsıklam olmuştum. Sabaha kadar sıkışık yatığımız için hem terlemiş hem de boynum tutulmuştu. Gözlerimi açmadan hafifçe kolumu kaldırmaya çalışmıştım. Kolumu kendime çekince ise yanlışlıkla yanımda ki Asil’i iteklemiştim. Asil yataktan yere sertçe düşerken hızla gözümü aralayıp Asil’e baktım. Asil şaşkın ve canı acımış bir ifadeyle etrafa bakıyordu. Elini beline uzattığında canı orada yandığını anladım. “ Özür dilerim Asil.” Asil bana bakarak kıkırdadı. “ Gerçekten büyümüşüz eskiden çift kişilik yatak çok büyük gelirdi şimdi ise yetmiyor.” Ben de kıkırdayınca kıpırdanma sesleri geldi. Eflin başını Oğuz’un göğsüne koymuştu. Oğuz tabiki de sesten uyanmıştı. Bize bakıyordu ama Eflin’i uyandırmamak için hareket etmiyordu. Zaten çocukken de öyleydi. Eflin uyanana kadar asla hareket etmezdi.
Asil yerden kalkıp üstünü çıkartı. “ Baya bir terlemişim ya bana bir kıyafet ayarla ya kızım ben duştayım.” Bana göz kırpıp duşa doğru ilerlerken elinde ki tişörtü bana fırlatı. Öfkeyle yüzüme gelen tişörtü ona atacaktım ki koşup duşa girip kapıyı kilitledi. Çığlık attım. “ Asil!” Eflin çığlığımla gözlerini açarken Oğuz bize homurdandı. “ Yani sesiz olmayı bir türlü öğrenemediniz!” Oğuz’a göz devirip Asil’in tişörtünü ona fırlatım. Oğuz hava da yakalayıp yere fırlattı.
“ Ben nereden bulayım buna tişört!” Oğuz omuz silkti. “ Bana bul demedi ki diyemezde yediririm ona.” Sonda gururlu konuşmasıyla gözlerimi devirdim. Odadan öfkeyle çıkıp kendi odama doğru ilerledim.
Ben odama gireceken Çelik kendi odasından çıktı. Beni görmesiyle gülümsedi. “ Günaydın Dalya.” Gülümsedim. “ Günaydın.” Çelik tam giderken onu durdurdum. “ Çelik bir şey isteyeceğim?” Çelik kaşlarını çatarak bana döndü. “ Şey bana bir tane tişörtünü verir misin?” Çelik şaşkınlıkla baktı. “ Ne?” Elimi enseme attım. “ Kendim için değil, Asil için gerçekten.” Çelik bana değişik bir şekilde bakıp odasına girdi bir kaç dakika sonra odasından bir tişörtle çıktı. “ Hiç giymedim etiketi üstünde.” Ona teşekkür edip hızla Eflin’in odasına girdim.
Odaya girdiğimde Asil duştan çıkmıştı. Üstü çıplaktı ve su damlaları yere sıçrıyordu. Ben geldiğimde elimde ki tişörtü alıp yanağımdan makas aldı. “ Kraliçe ya bakarmısın bana sevgilisinin tişörtünü çalıp getirmiş.” Eflin ve Oğuz gülerken ben homurdandım. “ Giydiğin tişört Çelik’in Eftal’in değil!” Asil tek kaşını kaldırdı. “ Yanlış haber eski sevgilisinin tişörtüymüş.” Oğuz ve Eflin bu sefer kahkaha atarken ben Asil’in omzuna vurdum. Asil tişörtü giyip beni aniden tutup omzuna attı ve odadan çıktı. “ Asil bıraksana beni!” Asil benimle beraber koşturuyordu. “ Asilllll!” Sonda ismini uzatmıştım ama o beni dinlemedi. Bahçeye çıkartıp beni yere attı. Asil’e öfkeyle baktım. “ Delirdin mi!” Asil başıyla onaylayıp yerden kalkmama izin vermedi. “ Asil Dalya’yı yere serdi ve kazanan o Dalya hayatı boyunca ilk kez Asil’e kaybetti. Sayın seyirciler Dalya kalkamıyor yerden ve hakem sayıyor ve kazanan Asil!” Asil kendi kendine boks arenasında gibi davranıp konuşunca kahkahalarla gülüp bir yandan da kendimi kurtarmaya çalışıyodum.
“ A-Asil tamam ye- yeter…” kahkahalarımın arasından zar zor onunla konuşabilmiştim. Asil elini çekip o da yanıma kendini bıraktı. “ Bir tebriğini alırım nasıl seni yere serdim ama.” Asil kendisiyle övünürken kendimi yavaş yavaş sakinleştirmiştim. Gülmekten karnım ağrımaya başlamıştı.
“ Kız senin yüzün domatese dönmüş!” Ayağa kalkıp ona tersçe baktım.” Niye acaba?” Asil omuz silkti. Omzuna tekrar yumruk atacağım sıra koşmaya başladı. Bahçede onun peşinden bende yakalamak için koştum. Asil gülerek benden kaçarken aniden sert bir şeye çarptım. Kafamı kaldırınca simsiyah gözlerle karşılaştım. Eftal tek kaşını kaldırmış bir şekilde bana bakıyor. Kafamı biraz sağa doğru çevrilince gülmemek için kendini zor tutan Asil’i gördüm. Asil’e tekrar öfkeyle bakarken Eftal çenemden tutarak bakışlarımı kendisine çevirdi. “ Bahçede çocuk gibi koşturmanın sebebi ne Ateş perisi.” Sevimlice Eftal’e gülümsedim. “ Hiç sadece ayının biri beni sabah sabah deli etti de onun peşine verdim.” Asil ona ayı dememle kahkahalarla boğulurken onun peşine vermek için adım atmıştım ki Eftal beni kucağına aldı. Şaşkınlıkla ona bakarken Asil’de kahkahalarını kesmiş Eftal’e bakıyordu. Eftal cevap vermeden benle beraber ilerlerken arkada kalan Asil’e bakıştık.
Eftal içeri girip merdivenleri bir bir çıkarken sesizce Eftal’in ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum. En son kendi odasına gelip kapıyı açıp içeri girdik. Beni yatağın üzerine bırakıp bana döndü. “ Sensiz kaç saat kaldım haberin var mı? Bir dakika bile gözüme uyku girmedi ben senin kokuna hasta olmuşum be kızım sen ise git beni saatlerce beklet şimdi cezan ben uykumu alana kadar sende kıpırdamadan duracaksın!” Eftal’in hafif sitemli sesiyle güldüm. “ Ama şuan çok şey Yani terlediğim için kötü kokuyorum…” Eftal aniden beni kendisine çekip kokladı. “ Bence gayet de güzel kokuyorsun , cezadan kaçmaya çalışma ben saatlerce seni bekledim.” Şaşkınlıkla ona baktım.
Yatağa geçip beni kendisine çekti. Sonra rahat olamamış olacak ki başını benim göğsüme yerleştirdi. Başının ağırlığını hisedince güldüm. Gülmemle başını kaldırıp bana baktı. “ Gülürsen uyuyamam ki!” Çocukça sitemiyle görünmez bir fuar çektim dudaklarıma tekrar başını koyunca elimi saçlarına götürdüm. Saçları çok yumuşaktı ve gerçekten de canlı görünüyordu.
Dakikalar sonrasında vücüdum uyuştuğu için Eftal’in başını dikkatlice yatağa koyup sesizce yataktan kalktım. Bir şeyler mırıldansa da anlamadım.
Eftal’in giyinme odasında onun kıyafetlerinden parçalar alıp duşa girdim. Duştan çıktıktan sonra aynadan kendime bakıp güldüm. Eftal’in eşofmanını iyice sıkmıştım anca öyle belimden düşmüyordu. Üstüme de bana çok uzun gelen bir tişörtü vardı gerçekten uzun olduğu için içime atmıştım tişörtü.
Eftal’in hala uyuduğunu görünce dün gerçekten neden uyumadığını merak etmiştim benden dolayı olmadığını biliyordum çünkü dışarıdan gelmişti. Sesizce Eftal’in odasını incelerken kitaplığa baktım. Kitapların bir çoğu yeniydi hata benim okuyup çok sevdiğim kitaplardı. Bir kaç tanesini alıp içine baktım. Çizdiğimiz yerler aynıydı bazılarında.
Gözüm ince bir kitaba kaydı bu kitabı hiç okumamıştım. “ Ateş ve su” diye mırıldandım. Kitabı merak ederek koltuğa oturup ilk sayfasını açtım. Yazan ilk şey “ Ateş ve su gerçektende imkansız bir aşkmıdır?” Yazıyordu.
*
Kitabın son sayfasına geldiğimde göz yaşlarım kitaba damlıyordu. O kadar güzel bir o kadar üzücüydü. Su halkından olan bir erkek ile Ateş halkından olan bir kadının hikayesini anlatıyordu. Birbirleriyle ilişkisi çok güzeldi ama kitabın sonunda erkeğin sevgisi yalan çıkıyordu. Sevdiği kadın her şeyi öğrenince kendisini denize atıyordu. Bunu gören adam ise kurtarma şansı varken kurtarmıyor sadece bakıp pişman oluyor.
Aniden bir ses duymamla yerimden sıçradım.” Neden ağlıyorsun Ateş perisi.” Eftal merakla bana bakarken kitabı kaldırıp ona gösterdim. Yataktan kalkıp yanıma geldi. Kitabı elimden alıp bir arka sayfayı açtı. Kitabı tekrar bana verirken şaşkınlıkla ona baktım. Kitabın sonunu değiştirmişti kendisi yazarak.
“ Neden ağladın ki okuduğun çoğu kitap hep mutsuz bitiyor bunda neden ağladın ki?” Eftal’in meraklı bakışlarına baktım. “Şey kötü sonlu kitaplar bana hep daha gerçekçi gelir o yüzden o tarz okurum geneli de ağlarım.” Eftal tek kaşını kaldırdı. “ O zaman ben de hepsini mutlu sona çevirirm.”Güldüm.
“Beğendin mi sen kitabı?” Eftal dilini damağına vurdu. “ Cık benim yazdığım son daha iyi su erkeğinin aşkı hiç bir zaman yalan olmadı!” Eftal’in sitemli sesiyle güldüm. Karakterleri bize benzetmiş olmalıydı bu yüzden kötü sonu beğenmemiş olmalıydı.
Eftal elimden kitabı alıp beni kaldırdı. “ Ayrıca beni uyutup kaçmışsın seni yaramaz Ateş perisi!” Kıkırdadım. “ Ne yapayım vücudum uyumuştu hem asıl yalancı sensin niye dün uyumadın sen!” Eftal gözlerini kaçırdı. “ Neden olacak sen yoksun diye…” tek kaşımı kaldırdım. Eftal oflayarak cevap verdi. “Lanetim tutu…. Başım son derece çatlıyordu hava almaya çıkmıştım seni görünce de kesildi biliyorum merhem sensin güzelim.” Beni kendine çekip sarıldı.
“ Dalya yakın zamanda tekrar büyük atlar başlayacak sonra ise hareket edemeyecek hale gelicem sana şimdiden söylüyorum çünkü seni o zaman koruyamayacağım kendine o zamanlar daha çok dikkat etmelisin. Sana zarar gelirse ve ben yardım edemezsem mahvolurum güzelim o yüzden eğitimlerine başlayalım.” Dudaklarımı büzdüm. O kadar şey söylemek istedim ki ama ne söylesem sadece umut olacaktı çünkü ben Şafak vakti gidecektim…
Bir kaç dakika daha öyle kaldıktan sonra Eftal gülümseyerek döndü. “ Hadi gel acıkmışsındır.” Eftal’in elinden tutarak onunla birlikte odadan çıktık.
Yemek salonun gelince sadece Eftal’e yemek yiyeceğimizi düşünürken herkes oradaydı üstüne üstelik Çelik’in yanında Kağan da masadaydı. Eftal’e baktığım an o da bana döndü. Sorumu direkt anlayarak konuşmaya başladı. “ Üzgünüm ama onu Çelik’in rızası olmadan bir şey yapmazdım ve daha Çelik’le konuşmadım haberi bile yok.” Bakışlarımı öfkeyle kağana çevirdim.
Çelik yanında ki Aydilge’ye gülümseyerek bakışlarını bana yöneltti. Benim öfkeli bakışlarımı fark edince babasına döndü. Kaşlarını çatıp ne olduğunu anlamaya çalıştığında Eftal elimden tutarak beni çekip oturtu sandalyeye.
Eftal tabağıma bir şeyler koyup bu sırada Asil’e konuşuyordu. Ben konuşmalarına odaklanmıyordum ama .
“Oğuz’un bakışlarımı üzerimde hisedince ona döndüm ikimizin de aklından aynı şey geçiyordu. Sadece Çelik için sesiz kalmaya devam edip bir şeyler yemeye odaklandım.
Yemeğin sonunda Eflin’in koluma dokunmasıyla ona döndüm. “ Dalya şey ben bir şey anlamadım neden bu herifle hala aynı masadayız.” Sesiz sorusuyla bakışlarımı Eflin’den Eftal’e çektim. Eftal ona baktığımı fark edince hafifçe bana doğru eğildi. “ Eğer yemek masasını başına yıkmak ya da yakmak istiyorsan yap ama senin verdiğin tepkiyle kardeşlerin de saldırır. Burada kuralar ben ne dersem o dur ve kimse yaptıkların yüzünden seni cezalandırmaz ama Çelik’in ailesinden tek kalan kişinin o olduğunu unutma.” Derin bir nefes verip ayağı kalktım. Kalkmamla bakışlar bana döndü.Kimseye hesap vermek zorunda olmadığım için hiç bir şey demeden ilerledim ve çıktım.
Arka bahçeye doğru ilerleyip birbirleriyle antreman yapan muhafızları izledim. Dakikalar ya da saatler sonra yanıma biri oturdu.Yanıma bakmaya bile gerek duymadım çünkü Çelik geldiği için tüm muhafızlar sıraya dizilmişti.
Çelik muhafızlara devam etmesini söyledikten sonra dudaklarımı araladım. “ Bensiz hayat nasıl ilerliyor?” Çelik’in yüzünü görmedim ama gülümsediğine emindim. “ Can sağlığım güvende olduğunu biliyorum.” Bakışlarımı ona çevirdim. Ona bakmamla elini suçsuz gibi kaldırdı. “ Ne yapayım sürekli manyak bir kadınla can güvenliğim yoktu ,yanında sürekli bıçak taşıyan kızsın sen!” Kıkırdadım. Başımı onun omzuna yasladım. “ Artık bıçak taşımıyorum…” aramızda sessizlik oluştu.
“ Kafanı kurcalayan düşünce ne?” Başımı kaldırıp ona bakmadım cevapta vermedim.
Muhafızlardan birinin bakışları dikkatimi çekti bana nefretle bakıyordu. Aniden kahkaha atmaya başlayınca herkesim bakışları beni buldu. Bu adam onu yere serdiğimdi. Çelik’e döndüm o da kaşlarımı çatmış bana bakıyordu. “ Aklımı kaçırmışsın kızım!” Başımla onayladım. “ Bu deliyle dövüş!” Çelik şaşırarak bana döndü. “ Eftal beni öldürsün diye mi? Canımı çöpten bulmadım!” Çelik’i kolundan çekip sürükledim. “ Hadi ama o kadar canını yakmayacağım merak etme.” Çelik sırıtı. “ Delisin kızım.” Gülümsedim. “Delirdim ne olacak bazen insan delirmeli de muhafız!” Çelik kahkaha atarken beni kendisine çekip sarıldı. Bende ona sarıldığım sıra Eftal’in sesi bizi ayıran ses olmuştu. “ Mıhafız!” Çelik anında beni kendisinden uzaklaştırıp hazır duruşa geçerken Eftal’in elini tutum. Eftal bana dönerken gülümsedim. “ Çelik’le dövüşemiyeceksem senle dövüşürüm hem sen demiyormuydun eğitim diye.” Eftal tek kaşını kaldırdı. “ Hayırdır Dalya bu istek nereden geliyor?” Omuz silktim. “ Eğer eğitim istiyorsan eğitimlerim zordur sevgilim deyip acımam sonra yoruldum diye sızlanma!” Başımı iki yana sızlandım. “ Sızlanmam hadi başlayalım.” Eftal sırıtı. “ Koş!” Kaşlarımı çattım. “ Ne?” Eftal bakışlarını Çelik’e döndürdü. Çelik aniden bir bakış attı. Muhafızlar hepsi koşmaya başlayınca Eftal’e baktım. “Eğitim dedin ama sen koşturuyorsun.” Eftal omuz silkip arkasına dönüp merdivenlere oturdu. “Koşmaya başla Dalya!” Oflayarak koşmaya başlayınca bilerek yaptığını biliyordum.
5. Turdan sonra ben yavaşlamıştım ve tam Eftal’in yanında durduğumda Eftal bana tersçe bakıyordu. “ Ne duruyorsun ben daha dur demedim!” Aniden sert sesiyle ona dil çıkardım. Eftal kaşlarını çattı. “Krala saygısızlıktan ceza aldın 5 şınav çekiyorsun!” Gözlerim irileşirken Çelik yanda kahkaha atıyordu. Eftal ona döndü. “ Sevgilime gülmekten 15 şınav da sen çekiyorsun Çelik!” Çelik anında susmasıyla kahkaha atma sırası bana geçmişti. Eftal sırıtarak bana bakınca hemen susutum.” 10 oldu Dalya.” Eftal’e tersçe baktım.
Aklıma gelen fikirle Eftal’e cilveli bakış atıp parmak uçlarımdan yükselerek yanağına öpücük kondurdum. Eftal’in eli belime giderken gülümsedim. “ Cezan kalktı güzelim.” Bakışları Çelik’e döndü.” Sen başla çekmeye!” Çelik homurdanarak çekmeye başlarken bizde arkamızı dönüp saraya girdik.
*
Saatlerdir kardeşlerimle konuşup şakalaşıyordum o kadar eğlenmiştik ki saati fark etmemiştik. Saat geceyi geçerken ben de sesizce Eftal’in odasına girdim. Uyumadığını biliyordum ama onu üstü çıplak görmeyi de beklemiyordum.
Beni görmesiyle gülümsedi. “ akşam yemeğine katılamadım özür dilerim halkın arasında sorunlarla uğraşıyordum.” Sorun yok dercesine ona baktım.
Eftal tişörtünü giyeceği sıra çenemi kapalı tutamamıştım.” Manzarımı kapatmana gerek yoktu.” Dememle Eftal şaşkınlıkla bana baktı. Hızla utanarak kendimi yatağa atıp içine girdim ve yorganı yüzüme çektim. Bir kaç dakika sonra Eftal yatağa geldi . Gözlerimi sımsıkı yumuştum. Eftal beni kendisine çekerken elim göğsüne değince gözlerimi hızla açtım. Eftal’in çıplak göğsüyle bakıştım. Eftal’e baktığım sıra Eftal güldü. “ Ne? Sen demedim mi manzara diye alsana manzara.” Kendimi Eftal’den uzaklaştırmaya çalıştım ama Eftal izin vermedi. “ Eftal bırakırmısın lavaboya gireceğim.” Eftal elini zayıflatırken hızla yataktan kalkıp lavaboya girdim. Aynadan kendime bakıp yüzüme soğuk suyla yıkadım. “ Aptal kız o garip hislerinle utandırıyorsun kendini!” Kendi kendime kızarken yüzümü kurulayıp çıktım. Eftal yatakta oturur pozisyonda görünce bir an odadan çıkmayı düşündüm ama sonra bugün onunla geçireceğim son gün olduğu aklıma gelip hızla yatağa giderek Eftal’e sarıldım. Eftal şaşırsa da bir şey demedi. Başımı kaldırıp Eftal’in dudaklarına küçük bir buse bıraktım.
“ Bu öpücük ne içindi ona göre yaptığım şeyi tekrar yapayım da bir daha öp.” Gülümsedim ve tekrar öpünce Eftal sırıtı. “ Yataktayız farkındasın değil mi?” Başımı olumlu anlamda sallayıp bir kere daha öptüm ama bu sefer daha uzun öptüm.
Eftal belimden tutarak sırtımı yatağa yasladı ve üzerime çıkıp dudaklarımı öpmeye başladı. Ona karşılık vermeye başlayınca hoşuma giden bir ses çıkartı.
Elimi Eftal’in çıplak teninde gezdirirken Eftal dudaklarını dudaklarımdan ayırdı. “ Beni tahrik etme güzelim duramam sonra.” Eftal’i duymazlıktan gelerek boynunu tutup kendime çektim. Eftal’in eli tişörtümün içine gitti. Eli karnımda oyalandıkça zevk alıyordum.
Elim Eftal’in eşofmanına gittiğ an Eftal dudaklarını ayırdı ve gözlerimin içine baktı. “ Tamam eğer devam edersen durduramam kendimi seni incitmek istemiyorum.” Başımı iki yana saladım. “ Ben hazırım Eftal.” Eftal’in bakışları dikkatlice beni izlerken bende ona bakıyordum. “ Dalya pişman olacağın şeyl-“ sözünü hızla kestim. “ Pişman olmam Eftal!” Eftal gözlerimin içine bakarken ben dayanamayarak dudaklarını tekrar öptüm. Eftal’ de karşı koyamıyı bırakıp dudaklarıma yapıştı.
*
Nefes nefese kalmıştık ikimizin de nefes sesleri dışında hiç bir ses yoktu. Eftal’e döndüğüm sıra bana bakıyordu. Bir gözü maviye dönmüştü saç uçları mavi olmuştu. “ Hisediyorum Dalya lanetim kalktı güçlerimi tamamen hissediyorum.” Sevinçle gülmesiyle buruk bir gülümseme yoladım. Eli belime giderek beni kendine çekti. “ Artık uyuyalım ateş perisi beni yeteri kadar mahvettin zaten.” Çıplak bedenerimiz birbirine çarparken bakışlarım cama değdi. Şafak doğmak üzereydi. Yataktan doğrulduğum sıra Eftal merakla bana baktı. Sesizce yerde ki kıyafetlerimi giyerken bakışlarımı ona değdirmemeye çalışıyordum. “ Dalya ne oldu?” Cevap vermedim. Üstümü de en son olarak giydiğimde hızla kapıyı açtım. Arkadan Eftal’in sesi gelse de durmadan aşağı inip çıktım. Gökyüzünde gölge’yi aradım ama onu bulamayınca park halinde ki arabaya ilerledim. Arabaya bineceğim sıra Eftal yetişti ve kokumdan tutu. “ Nereye?” Cevap vermedim. Kolumu kurtarmaya çalıştım ama izin vermedi. “ Beni böyle bırakamazsın!” Gözlerim dolmuştu ama ağlayamazdım. “ Dalya ne oluyorsa söyle cadılarla yaptığın bir anlaşma değil mi?” Başımı iki yana saladım. Eftal kolumu bırakmadı. Ağzımı zorlukla açıp konuştum. “ İstediğini aldın benden bırak artık beni!” Eftal hayal kırıklığıyla bana baktı. “ Dalya benden gideceksen istemiyorum ben güçlerimi!” Kolumu sertçe kendime çektim. “ Bırak beni, senden nefret ediyorum hayatımı mahvettin o cadılar senin yüzünden kardeşlerime zarar verdi hayatından çıkıyorum!” Eftal şaşırarak bana döndü. “ Yalan söyleme!” Bu sefer bağırmıyordu sadece çaresizdi.” Yalan değil senden nefret ediyorum Eftal!” Eftal’in gözleri doldu. “ Dalya sana saatler önce dedim pişman olacağım şeyler yapma.” Derin bir nefes verdim. “ Haklısın keşke yapmasaydım.” Bu son nokta olmuştu Eftal hızla arkasını dönüp giderken ben de arabaya binip hızla uzaklaştım. Göz yaşlarım firar vermeye başlayınca araba dan inip derin nefesler almaya çalıştım.
Bitmişti her şey bitmişti…
Ona yalan söyledim.
Yalan söyledim.
Yalan…
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |