
İnsanın yanında kardeş gibi dostları olunca ne olursa olsun hep destekçileri olur ama kardeş gibi dostları ayrılınca yavaş yavaş kardeşlikten çıkarlar.
Oğuz’un arabası Ateş abinin spor salonunda durunca arabadan indim. Hemen ilerdeki bankta sarışın bir adam vardı. Adam beni görür görmez kaşlarını çatı. O adam Asil’di. Gülümseyerek Asil’e doğru koşunca Asil’de bana doğru koştu.
Asil’e sımısıkı sarıldım. Asil’de aynı şekilde sarıldı. Asil ayaklarımı yerden kesip beni havada döndürdü. Asil bir kaç tur beni etrafında döndürüp yerden kestiği ayaklarımı geri yere basmamı sağladı..
“Hava durumu seni çok özledim.” Asil’de aynı hava gibi sakin ama hava gibi aniden bozuladabilirdi. Bu yüzden bu lakabı takmıştık.
“ Yalancı özleseydin daha erken gelirdin!” Asil’in hafif sistemli sesiyle kahkaha attım. Asil saçlarımı karıştırdı ve yanağıma nefret etiğim gibi sulu bir öpücük kondurdu.
Kaşlarımı çatıp yanağımdaki sulu öpücüğü sildim. O sırada Ateş abinin spor salonunun kapısı açıldı. “Sana demiştim abi bu Dalya’nın kahkahası!” Eflin koşarak üstüme atlayınca hafif sendeledim ama ikimizinde düşmekten kurtardım.
“ Dalya söz verdiğin gibi geri geldin.” Gülümsedim. Başımla onu onayladım.
Kafamı kaldırıp arkaya baktım. Oğuz geride durmuş tebessümle bizi izliyordu. Hemen yanımda ki Asil’e baktım. O da aynı şekilde izliyordu.
“ Hemen şimdi ikiniz bana sarılmazsanız kafanızı kırarım!” Küçük tehditim işe yaradı ve Oğuz hızla yanımıza gelerek bana ve Eflin’e sarıldı aynı şekilde Asil’de sarıldı.
Birbirimizden ayrıldıktan sonra hepsinin gözlerine baktım. “ Şimdi anlatın ne olduysa birbirinizden uzaklaştınız!” İlk ağzını açan Eflin oldu.” Beni yalnız bıraktılar Dalya, yanımda kavga etiler ben çok korktum.” Öfkeyle Oğuz’a baktım. “ Bana değil Asil’e bak!” Asil’e döndüm. Asil oflayarak anlatmaya başladı.
“ Normal üçümüz takılırken annemin yanında onu gördüm Dalya annemi tehdit ediyordu. Dalya bir anda o küçük oğlan çocuğu kayboldu bende öfkeyle saldırdım o adama , Oğuz beni tutmak istedi ama o tutunca ben daha da delirdim ve Oğuz’u çok pis kavga ettik. Gözüm hiç bir şey görmedi yine ve Eflin’in bir köşede korkuyla bize baktığını fark etmedim. Eflin olaydan sonra bizimle konuşmadı Oğuz’da sinirini benden çıkardı ve o da benimle konuşmadı.” Dedi.
Derin bir nefes verdim.” Anladım. Ama sakın bir daha birbirinizi bırakmayın doğrusu sözde bırakmışsınız ama hepiniz beli ki birbirlerinizi gizli gizli izliyordunuz.” Hiç biri ağzını açmadı , ama konuşacakları çok şey vardı ama bugün değil.
“ Ee gençler barıştırınıza göre ben işimin başına döneyim.” Ateş abinin sesini duymamla oraya döndüm. Yanına gidip satıldım. “ Tamam Ateş abi” Ateş abi gözlerini kısarak bana döndü. “ Su sarayı yaramış sana kilo almışsın ama eğitimleri bırakmışsın.” Gülümsedim.
Ateş abi giderken bende bizimkilere baktım. “ Ne yapıyoruz?” Asil ve Oğuz birbirleriyle bakıştılar “ Eskisi gibi aşağıdaki parkta futbol oynuyoruz.” Eflin gülerken ben kahkaha attım. “ Çocuk gibi topun peşinde mi koşacağız?” Oğuz başıyla onayladı.
“ O zaman parka ilk giden kazanır.”dedim. Aniden koşmaya başlayınca hepsi şikayet ederek koştu.
Parkın oraya ilk ben gelmiştim sonra Asil en son Oğuz ve Eflin. Oğuz yine çaktırmadan Eflin’le beraber gelmişti çocukken de böyle yapardı. Eflin üzülmesin diye yavaş koşardı.
Parkta bizim her zamanki yere küçük çocukları görmemizle durmuştuk. “ Bunlar bizim yerimizi kapmışlar!” Eflin çocuk gibi şikayet edince Oğuz kahkaha attı. “ Ne yapalım bizde bu küçüklerle oynayacaz .”
Asil çocuklarla konuşup onları ikna etti. Çocuklarla birlikte karışık takım kurduk. Ben ve Asil aynı takımda, Eflin ve Oğuz’da bir takıma geçmişti.
Maç başladı. Bende topa doğru koştum.
*
Yanımda ki küçük oğlan çocuğa topu atım tutabileceği şekilde, çocuk topu durdurup sürmeye başladı. Tam o sırda başka bir oğlan gelip topu almaya çalıştı. Bizim taraftaki çocuk topu Asil’e attı. Asil’de topu alıp kaleye doğru ilerlemişti ki Oğuz gücünü kullanarak topu Eflin’e doğru yönlendirdi. Oğuz toprağı kaldırdığı için Asil toprağa takılıp yere düştü. Sinirli şekilde ayağı kalkıp o da hileye başvurdu. Havanın yönünü değiştirip rüzgarla topu bana gönderdi. Ayağıma tekrar topun gelmesiyle kaleye doğru topu sürdüm.
Kaleye yaklaşınca Oğuz topu almaya çalıştı bende boşta olan Asil’e topu gönderdim. Asil topu alıp sürecekti k,i Eflin topun hileyle ondan alınmasını kaldıramamış olacak ki Asil’in yüzüne doğru gücünü kullanarak su fırlattı. Asil yüzüne su gelmesiyle topu Eflin’e kaptırdı.
Bu halerine dayanamayıp kahkaha attım. Bu sırada çocuklar durmuş bizi hayranlıkla izliyordu. Aralarından biri Oğuz’un yanına gitti” Abi nasıl yaptın o toprağı nasıl kalktı yoksa sen toprak halkından mısın?” Oğuz gururla onaylarken çocuklar hepsi onlarla konuştu biri hariç o küçük oğlan yanıma geldi.” Abla senin gücün ne ?” Normalde sorsalar aslında surat asardım ama nedense artık o kadar da Ateş gücüne sahip olmak beni rahatsız etmiyordu.
“ Birazcık geriye çekil.” Çocuk dediğimi yapıp geri çekildi. Derin bir nefes alıp verdim. İçimde ki gücü ortaya çıkardım. Avcumun içinde küçük bir ateş belirince diğer oğlanlarında dikkatini çekti ve hepsi etrafıma toplandı.
Hepsinin ağzından farklı farklı sesler çıktı.
“ Oha ablanın Ateş gücü var!”
“ Ateş, inanmıyorum!”
“Abla sen harikasın! ”Ve kaç tane onlara benzer ses çıktı.
Avucumu salayarak aynı bir mum gibi söndürmüştüm,hala nasıl yapıldığını bilmiyordum, ateşi elimde söndürmeyi. Çocuklar gibi yanıma gelen Eflin’de heyecanla bana döndü “ İnanılmazsın kızım!” Gülümsedim.
“ Galiba senin ateş gücüne sahip olduğuna alışmak biraz zaman alacak.” Dedi Asil.
“ Ne kadar bize önceden söylememiş olsanda gücünün olduğunu, bu harikaydı kızım” Oğuz’un sonda sesi heycanlı çıkmıştı.
Hepsine gülümseyip aynı anda boyunlarına sarıldım yani sarılabildiğim kadar. Onlarda bana sarıldı.
Sarılmamızı bozan arkada gelen sesti. “ Gitmeye hazırmısın Ateş perisi” Eftal’in sesini duymamla onlardan ayrılıp arkamı döndüm. Eftal hafif tebessüm ederek bana bakıyordu. Dudağımı aralamıştım ki Asil’in sesi geldi” Ateş perisi mi ? Başka bir şey bulamamış mı?” Asil’e şaşkın bir şekilde dönünce Oğuz’la birbirinin elerine çaktıkalrını gördüm. Oğuz ve Asil aynı anada kahkaha atınca utançtan ne yapacağımı şaşırdım.
Eflin duruma hemen müdahale ederek beni kurtardı. “ Buna iltifat diyorlar siz bilmezsiniz zaten.” Oğuz gözleri irileşmiş bir şekilde Eflin’e baktı “ Ne! Ben iltifat etmeyi biliyorum bebeğim.” Eflin yüzünü ekşiterek konuştu. “ Sizden iltifat almayayım ben.” Asil ve oğuz aynı anada kaşlarını çattı. “ Neden!” İkisi de aynı anda konuşmuştu.
“ Sizin gibi odunlar iltifat etmeyi bilmez.” Eflin bana göz kırptı. Bu halerine bir kez daha kahkaha attım.
Kardeşlerime sımsıskı sarılıp onlara baktım.” Eğer bir daha birbirinizden ayrılırsanız sizi gebertirim!” Oğuz küçük tehdidime oflayarak karşılık verdi.” Hep aynı palavra Dalya sen bizi dövmeye kıyamazsın.” Tek kaşımı kaldırdım. “ Bence çeneni kapat yoksa hepimizin tüm kemiklerini kıracak.” Asil’in tatlı uyarısıyla gülümsedim.
Arkamı dönüp bizi izleyen Eftal’e baktım. Eftal’in yanına yürürken rahatım. Sanki tekrar kardeşlerimi görmek istesem işi olsa bile beni getirecekmiş gibi, ne olursa olsun istediğimi yapacakmış gibi davranıyordu.
Karşıda park edilmiş arabaya bindikten hemen sonra araba çalıştı.
“ Günün güzel geçti mi?” Eftal’in sorusuyla ona döndüm. “ Evet. Teşekkür ederim Su kralı ama aklımı karıştıran bir soru var neden bu kadar iyi davranıyorsun” Eftal başta afallasada kendisini toparladı. Soruyu yanıtlamak yerine sadece gülümseyip camdan dışarıya baktı. Bir kaç sanye Eftal’e baktıktan sonra bende başımı cama yaslayıp gözümü yumdum.
*
Gözlerimi aralayınca Çelik’in odasında olduğumu anladım. Bir kaç saniye her şeyi anlamaya çalıştım. Dün en son arabadaydım. Beni buraya birinin taşıdığını anlayınca yataktan sıçradım.
Çelik’in yatıştırıcı sesi gelince sağ tarafa baktım. Çelik giyinmiş bir şekilde bana doğru geliyordu.”Sakin ol Dalya ben burdayım, senide buraya ben taşıdım.” Rahatlamam gerekiyordu galiba ama ben nedense rahatsız olmuştum.
Biraz sakinleşince yataktan çıkıp hazırlandım. Çelik’le birlikte kahvaltı yapmak için yemek odasına gitmek için hazırlandım.
*
Kahvaltıda sadece ben ve Çelik vardı. Herkesin işi varmış onlar gelmemişti. Çelik’le de yemek boyunca hiç konuşmadık. Yemekten sonra Çelik çalışma odasına gitmişiti bende canım sıkılıyor diye Çelik’in yanına gitmiştim.
Çelik önünde ki kağıtlarla bir şeyler yapıyordu. Ona ne yaptığını sorunca “imzalanması gereken evraklar “dedi. Ama içeriğini bilmiyordum.
Boş kağıtlardan birisini önüme çekip bir şeyler karalamaya başladım. Çelik arada bana bakış atıp geri önüne dönüyordu. Bende bana bakış atığını fark etmiyormuş gibi davranıyordum.
Çelik ayağı kalkınca ona baktım. Silahlarını tek tek yerleştirdi yerlerine. Çelik’e kaşlarım çatık bir şekilde baktım.”Nereye?” Çelik bana döndü. “Muhafızları kontrol edeceğim, gelicek misin?” Son cümlesinde ne kadar dalga geçsede ben çok cidiye aldım. “ Evet , hadi gidelim.” Çelik gözlerini devirip kapı kolunu tutu. Tam kapıyı açacağı sıra kapıyı geri kapatırdım.” Ben çok ciddiyim Çelik bende gelicem” Dedim.
Çelik oflayarak kapıyı açtı ve elini önden geçmem için uzattı. Sırıtarak önden ilerlemeye başladım. Nerede muhafızların antreman yaptıklarını biliyordum. Çelik’in odası tam da antreman yaptıkları yere bakıyordu.
Bahçenin arkasına doğru yaklaştıkça silah sesleri, metalin birbirine çarpışma sesleri geliyordu.
Bahçeye geldiğimizde muhafızların antreman yaptığını gördüm. Muhafızlardan biri bizi fark eder etmez ıslık çaldı. Hepsi tek sıra haline girip bize selam verdiler. Çelik yanımdan uzaklaşınca dikkatle onu inceledim suratı sertleşmiş ve ciddileşmişti. Muhafazalardan birini yanına çağırıp bir şeyler konuştu. Muhafız ona bir şeyler anlattıktan sonra Çelik muhafızların her birini tek tek süzdü. “MUHAFIZLAR ANTREMANA DEVAM!” Çelik’in bağırmasıyla muhafızlar hep bir ağızdan bağırdı. “EMREDERSİN KOMUTANIM!” Muhafızlar antremana devam ederken Çelik yanıma geldi. “ Nasıl eğitmişim muhafızları gördün mü?” Kaşlarımı çatıp ona döndüm. “ Eminim hiç biri beni yenemez.” Çelik idealı sözlerimle gülümsedi. “ Bence benden dolayı kimse sana el bile kaldıramaz o yüzden yenersin.” Güldüm. “ Öyle mi? O zaman benimle en güçlü muhafızın dövüşsün ama karşısında sanki kralı öldürmek üzere bir düşman varmış gibi” Çelik bana sen iflah olmazsın bakışı atıp yanına bir
muhafız çağırdı. Muhafızın kulaklarına bir şey söyledikten sonra muhafız şaşkın bir şekilde bana baktı ilk önce sonra sırıtı. Şimdiden beni kadın olduğum için küçümsemeye başlamıştı.
Çelik bağırmasıyla herkesin dikkatini kendi üstüne çekti. Herkes şaşkın bir şekilde kenara çekildi çünkü kimse böyle bir şey beklemediğine emindi. Bir kadının en güçlü muhafızla dövüşmesi.
Orta da bize kocaman bir alan bırakılınca saçımı hızlıca at kuyruğu yapıp boş alana geçtim. O muhafız da sırıtarak yanıma doğru geldi. Sadece yumruklarımız ve tekmelerimiz konuşacaktı. Bu benim için çok iyiydi.
Çelik’in başla komutuyla hazır pozisyonuna girdim çünkü ilk benim başlamamı bekleyecekti muhafız. Dediğim gibi de oldu benim başlamamı bekledi. Ben başlamayınca sinir oldu bana. İlk hamleyi karın bölgeme doğru yaptı. Yurmuğundan sadece kaçtım. Muhafız sırıtıp tekrara saldırdı. Bir kaç dakika böyle onu oyaladıktan sonra aniden kaçmayı bırakıp yüzüme doğru attığı yumruğu engelledim.
Erkekler böyledir kadınları küçük görürler sırf kadınlardan daha güçlüler diye. Ben inanıyorum ki kadınlar daha güçlüdür. Kadınlar sadece erkekler kendilerini güçlü sansınlar diye zayıfmış gibi davranırlar. Her kadın kendini biraz olsa da savunmayı bilmeli çünkü erkekler hep kendilerini güçlü gördükleri için kadınları bir malmış gibi kulanırlar. Bunu önlemek için kadınlar içlerinde ki gücü hissetmeli.
Yumruğunu engellemem erkekliğini çizdirmişti. Öfkesi yüzünden kontrolsüzce saldıracaktı. Daha önce onu yorduğum için çabuk yorulacak ve bana avantaj kazandıracaktı. Dediğim gibi de oldu öfkeyle bana saldırmaya başlayınca onu engelledim. Her yumruğunda onu engellemem onu çileden çıkartı ve tekme atmak için ayağını kaldırdı. O bana tekme atacağı ayağını kaldırınca o ayağını itim dengesini kaybedip yeri bulunca gülümsedim. Yorulmuştu hem de çok oysa ben yeni ısınmaya başlamıştım.
Diğer muhafızlar şaşkınlıkla bakıyordu. Bazıları ise kahkaha atıyordular. Hiç birine bakmadım gözlerim sadece yerde ki muhafıza bakıyordu. Muhafız neye uğradığını anlayınca öfkeyle yerden kalkıp bana tekrar saldırınca sırıtım. Bir kadını aşağlamak kolaydı. Bir adamı aşağlamak ise suçtu. Bu Dünya’da erkekler kadınları aşağlayabilir, ama kadınlar erkekleri aşağlayamazdı. Bu yüzden herkes şaşırıyordu. Oysa kadınlar ve erkekler eşitir. Eğer erkekler eşitliği bozarsa biz kadınlarda o eşitliği tekrar bozarız.
Yüzüme doğru gelen yumruğu durduruyum derken muhafızın oyununa geldim ve diğer eliyle karnıma yumruğu geçirmişti. Nefesim aniden kesilince sesler kesilmişti. Ama muhafız durmamıştı gözü o kadar öfkeden dönmüştü ki tekrar bir yumruk savurdu bu sefer omzuma aldığım darbeyle inlemiştim. Morarmış omzumdu. Babamın bana hediye ettiği bir morluktu ve morluk uzun zaman sonra iyileşmeye başlamıştı ,ama muhafız yüzünden iyileşmesi tekrar uzun zaman alacaktı.
Muhafızın özgüveni tekrar yerine gelince sırıtım. Bu sefer engellemek yerine ilk yumruğu ben attım. Yumruğu tam yüzüne doğru vurunca afaladı. Burnundan kırılma sesi geldiğinden emindim. Muhafız acıyla burnunu tutu. Bir hamle yaptım ve dizine tekme attım. Dizine attığım sert tekmeyle dengesini kaybetti. Bu sayede hızlıca ayakkabımda sakladığım bıçağımı çıkardım. Hemen arkasına geçip bıçağı boğazına yapıştırdım. Nefesi korkuyla kesilince kulağına doğru fısıldadım. “ Öldün!” Bıçağı boğazından çekip muhafıza baktım. Derin derin nefes alırken korkuyla bana baktı. “ Siz erkekler kadınları küçümsemeye devam ettikçe kaybedeceksiniz!” Dedim.
Bir kaç saniye sensizlikten sonra alkış tufanı koptu. Bu alkış tüm kadınlar içindi. Hiç bir kadın güçsüz değildir sadece gücünü fark etmemiştir,bunu asla unutmayın.
Aniden yukarıdan izlenme hissine kapılınca yukarıya terasa baktım. Eftal orada ve gururlu bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Hemen yanında Kunter vardı oda hayranlıkla bakıyordu. Eftal’e göz kırpıp Çelik’e döndüm. Bana gülümseyerek bakıyordu. “ Bu saatten sonra beni öldürmediğin her gün için Tanrı’ya şükredeceğim” kahkaha atıp dostça Çelik’e sarıldım. Aynı şekilde o da bana sarıldı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |